Doktora soru sor, Psikiyatriste sor, Psikoloğa sor, Doktora sor

Tweet

SORU - CEVAP

Siz soruyorsunuz, Doç. Dr. Armağan Samancı cevaplıyor.

sayın hocam önceki gün size bu iletişim kanalından şikayetlerimi göndermiştim herhangi bir değerlendirme yapabildinizmi ?

slk29 Tarafından Soruldu | 2013.02.28

Soru alanına yaşamınıza ait özel kalması gereken alanları yazdığınız için ilk sorunuza yanıt veremedik.Sorunuzu birkaç cümle ile sınırlandırırsanız ve özel yaşamınızın farkedilmesini önleyen bir içerikte yazarsanız memnun olacağım.Psikiyatrik şikayetlerinizin azalması için aynı psikiyatristle düzenli bir tedavi süreci talep edin.Hastanede yada size bu hizmeti sunan hastanelerde ilaçla tedaviniz yanında terapi de talep edebilirsiniz.Rahatsızlıklarınızın bir terapi desteği olmadan düzene girmesi kolay olmayabilir.Ayrıca tedavinizin yanı sıra sizin rahatsızlıklarınızda önemli olan bir diğer konuda; yaşamınızın merkezine sadece hastalığı almayıp ,kısmende olsa iyileşince psikiyatrik şikayetlerinize rağmen yaşama ve çalışmaya devam etmeniz önemlidir.

15 yıldır kaşlarımı yoluyorum. Bunun yanında bazen daha yoğun olmak üzere tilklerim var. Artık bu sorunlarımdan kurtulmak istiyorum. Daha önce terapi aldım fakat sanırım terapi bana uygun bir yöntem değil. Teşekkür ederim.

figen Tarafından Soruldu | 2013.04.29

Sayın takipcimiz, Saç yolma toplumda düşünüldüğünden daha fazla görülen bir rahatsızlık.Birçok birey bu durumu saklayarak yıllarca yaşayabilmektedir.Herşeyden önce tedavinizin özellikle obsessif hastalarla deneyimi olan bir psikiyatrist doktor tarafından düzenlenmesi gerekir.Tiklerinizin olması ve takıntılı yolma davranışınız bu rahatsızlığınıza ait belli ilaçların kullanılması için ipuçları vermektedir.İyi düzenlenmiş ilaçlar, terapinizi kolaylaştırabilir ve tedaviye uyumunuzu da arttırır.Takıntılı (obsessif) bozukluklarda iyileşme oluncaya kadar dozlar daha yüksek tutulduğu için ilacı bir psikiyatristin önerisi olmadan azaltmamanız önemli. Daha ileri tarihte yayınlamayı planladığımız "Saç yolma-Trikotillomani" yazımı , sizede yardımcı olması için sitemizdeki Makaleler bölümündeki Psikiyatri yazılarına ekledik.İyileşmeniz dileğiyle.

Son 3 ay gibi bir süredir iş hayatındaki birim değişikliği ile ilgili kaygı ve mutsuz günler geçiriyorum. Gelecek ile ilgili karamsar oldum. Düzenli uyuyamıyorum ve 8 kilo kadar zayıfladım. Yaptırdığım tahlillerden bir olumsuzluk çıkmadı. Her zaman ki kadar yiyorum, sadece bağırsaklarım son 3 aydır daha hızlı çalışıyor. Önereceğiniz ilaç yada tedaviler benim için çok önemli.

Semih Tarafından Soruldu | 2013.07.21

Sayın üyemiz, İş yaşamındaki problemler ve mutsuzluklar bireylerde birçok psikiyatrik şikayete sebep olabilmektedir. Genelde sizin de yaşadığınız gibi, bir olay sonrası bu olaya tepki olarak başlayan psikiyatrik rahatsızlıklara "Uyum Bozuklukları" diyoruz. Sorunun çözülmesi ile de uyum bozuklukları geçmektedir. Ancak sorunun çözülmesinin çok da kolay olmadığı durumlarda ,şikayetler sürmektedir. Sizde depressif şikayetler daha ön planda gibi görünmektedir. Öncelikle sorunun zaman içinde çözüleceğini düşünün. Sizin için problem çözme yollarını bir arkadaşınızla paylaşarak ilerlemeniz önemli. Problemi tam istediğiniz gibi olmasa da zamanla çözebilme yolları oluşturabilirsiniz. Somatik denilen ruhsal duruma bağlı psikiyatrik şikayetlerinizin yani bağırsak problemlerinin oluştuğunu da göz önüne alırsak , size en yakın psikiyatri uzmanına başvurarak bir değerlendirme ve tedavi imkanından fayda görebilirsiniz. İş dışındaki yaşamınızda alacağınız doyum, iş problemlerinin getirdiği problemlerin hafifletilmesini de sağlar.

hocam çocukluğumd dini obsesyona yakalandım sonra temizlik obsesyonu üniversite yıllarında sosyal fobi teşhis bırakıldı en son da obsesif kompulsif bozukluk tanısı bırakıldı bir uzman pisikiyatrist tarafından 5 yıldır anti depresan ilaçlar alıyorum ama rahatsızlığım azalacağına git gide artıyor birçok uzmana görünmeme rağmen hep ilaç tedavisi verdiler ama düzelemiyorum çocukluğumdan beri hayatım berbat bir şekilde gidiyor pisikolojik sorunlarımdan dolayı öğretmenim ama işimi tam anlamıyla sorunlarımdan dolayı yapamıyorum zengin olsam mesleği bırakmayı bile düşünüyorum çok kötüyüm yarın yine başka bir uzmana görüneceğim yani ilaçlar fayda etmiyor.

murat12 Tarafından Soruldu | 2013.07.22

Sayın danışanımız, Obsessif Kompulsif Bozukluk kesin tanınız ise ; tedavisinde zorluklar olabilen bir rahatsızlıktır. Bir kısım hastalarımızda tedavi ile azalıp tamamen geçmeyebilir. Tedavi olmadığı zamanda artış gösterme eğilimine girebilmektedir. İşinizi etkilemesi , rahatsızlığınızın istenilen düzeyde tedavi olmadığını göstermektedir. İlaçlar tedavinizin önemli bir parçasıdır ancak özellikle davranışçı-bilişsel terapilerin tedavi planınızın bir parçası olması gerekir. Öncelikle psikiyatristinizden size daha fazla zaman ayırmasını rica edin. Tedavide yinede ilerleme yoksa eğitim araştırma yada üniversite hastanelerinin anksiyete bozuklukları birimine başvurun bu konuda sizi takip eden psikiyatristinizin önerisini alın. Obsessif Kompulsif Bozukluk tedavisinde kullanılan bazı ilaç kombinasyonları tedavi de etkinliği arttırabilmektedir.

son 1 yıldır aşırı derecede sinirleniyorum. Birşeyler kırmak istiyorum veya kava etmek istiyorum bunları yapamayınca kendime zarar veriyorum.Günün yarısını yalnız geçirmek istiyorum.İnsanların yüzünü görmek istemiyorum güvenim kalmadı kimseye yardımcı olurmusunuz?

rabıa66 Tarafından Soruldu | 2013.07.23

Sayın danışanımız, Sinirlilik bir karakter özelliği olarak gözükse bile bazen altta yatan bazı psikiyatrik rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Daha önce bu derecede sinirliliğiniz yoksa , majör depresyon yada depressif bozukluk bu tür tahammülsüzlük ve sinirliliğe sebep olabilir. Ayrıca ailenizde (anne yada baba tarafı) bir bipolar yada manik-depressif bozukluk teşhisi almış kimse varsa , buda sinirlilik gibi bir takım şikayetlere sebep olabilmektedir. Tüm bunların ve diğer olasılıkların değerlendirilmesi için yakınınızdaki bir psikiyatri uzmanına başvurmanızı öneririm. PAT(Psikiyatrik Akıllı Ön Teşhis Sisteminde) tüm sonuçlarını görmeniz de size psikiyatrik bozukluk riskinizle ilgili bir fikir verebilir. Ayrıca PAT sonuçlarının altındaki ilk 3 en yüksek rahatsızlık riskinizle ilgili detaylı açıklamalar ve vaka örneği de yardımcı olacaktır. Ayrıca bazı kişilik özelliklerinizde sizi daha sinirli olmaya yatkın hale getirebilmektedir.Psikiyatristinizin size yardımcı olmasını kolaylaştırmak için PAT sonuçlarını da psikiyatristinizle paylaşın.

Selam, Bir yakınımın 30 yasında 2. fakulyeti bitirmek uzere olan kızı, oncelikle anxite ( kaygı bozuklugu ) teshisi konularak... Duzenli olmadan ilac alıyor ve sonra bırakıyor... 1 yıl sonra sacma sapan konusmalar baslayınca... Paranoya baslangıcı teshisi konuluyor... Doktor... Hastanın duyarlı yapısı uzerine, annesi aracılıgı ile yiyeceklerine enjekte edilen ilac veriyor... 1-2 ay icinde oldukca duzelme yasanıyor... ama Hasta hastalıgını kabul edip yuzlesmedigi icin.. evden ayrılamıyor...ilacı aksamasın diye... yasam sekli arap sacına donuyor... Merhamet ve duygusal yıkılmasın diye... Hastaya ne kadar sure GİZLİ ilac verilir... bu gizli verilen ilac belli surede tedavi edermi... Bunun GENEL- STANDART kurallarını nasıl ogrenebilirim... ben hasta durumunu kabullenmeden tedavinin cevap verremiyecegi gorusundeyim.... Genel Kurallar nedir... nasıl ve nereden ogrenebilirim... Tesekkurler...

Noory Tarafından Soruldu | 2013.07.23

Sayın danışanımız, paranoid bozukluk, paranoid şizofreni vs. gibi akıl hastalıkları başlangıçta depresyon yada kaygı bozukluğu gibi ön belirtilerle başlayabiliyor. Hasta başlangıçta kendinde yaşanan değişikliklerin sıkıntısı ile bu şikayetleri geliştirebiliyor. Yaşadıklarına başlangıçta tam bir anlam da veremiyor onunda sıkıntısı ekleniyor. Hastalara bilgileri ve istemleri dışında ilaç vermek etik ve hukuk açısından sakıncalı bir durum , ancak hastanın hastaneye zorunlu yatışını ve zorunlu tedavisini gerektiren durumlarda hastaya hukuki çerçevede istem dışı ilaç verilebiliyor. Ancak azda olsa bazı aileler çaresiz duruma düşüp yiyecek ve içeceklerine ilaç katma eğilimine giriyorlar. Bunun şu açıdan sakıncaları var; birincisi hasta bunu fark edince güvensizlik ve şüpheleri daha da artıyor. Bu durumda hasta ile uzun süreçte bir tedavi işbirliği sağlamak daha da zorlaşıyor. Halbuki hasta ile iyi bir ilişkiyi koruyup zaman alsa ve zor olsa bile tedaviye ikna etmek uzun planda çok daha yardımcı. İkincisi , ilaç dozlarını ve alınma sürelerini ayarlamak ilaç tedavisinde önemli bir nokta. Yiyeceklere katarak bunu sağlamak pratikte mümkün değil. Üçüncüsü akıl hastalıklarında ilaçla tedavi kadar hasta ile terapötik iyi bir ilişki kurmak çok önemli, bunu bozulmaması lazım. Düzenli ilaç almayan hastalar için uzun aralıklarla verilebilecek bazı ilaç çeşitleri de bulunuyor. Bir psikiyatrist ile yüz yüze görüşerek ve hastanızı daha detaylı anlatarak da bilgi almaya çalışmanızı öneririm.

otuz yılı aşan bir evlilikte bir kaç yıldır kötüye doğru giden bir ilişki yaşıyorduk ve görmezden geliyorduk.Son iki yıldır işim gereği uzakta yaşıyoruz ikimizin yaşıda ellinin üstü eşim 58 ben 55 yaşındayım ve nihayet ben burada değilken eşim beni ilk kez aldattı ve bunu bana kendisi söyledi ben anlamıştım çok panik yapmamakla birlikte kadınlık onurum kırıldı o kişini önemsiz biri olduğunu ve bunu herkesle yaptığını söyledi o sadece mutsuz olduğu için bu yola başvurduğunu söyledi ve biz anlaşmalı boşannma davası açtık ben şimdilik ısrarın ve çabanın gereksiz olduğunu anladım çünkü beğenmeme geçmişe dönük pişmanlıklar başladı aynı sizin dediğiniz gibi ve son sevgi kırıntılarını kaybetmek istemedim herşeyi bırakarak çocuklarımdan da uzaklaşarak uzağa yabancı bir yere kaçtım ama tabi acı çekiyorum kendime acımaya başladım hayattan kopmak istemiyorum ancak bir kaç ay sonra istanbula gelince sizinle iletişime geçicem beni iyi edeceğinize inanıyorum yalnızca biraz ruhumu iyileştirmek için önerillerinize ihtiyacım var,şimdiden teşekkkürler

engin Tarafından Soruldu | 2013.09.01

Sayın danışanımız, Uzun yıllar süren bir evlilik zaman içinde birçok bağın oluşmasına neden oluyor. Çünkü iki eş de birçok şeyi paylaşmış ve bir anlamda beraber büyümüş oluyorlar. İlerleyen yıllarda ilişki de sorunlar oluşup artsa bile yine de ilişkinin birçok iyi parçası da kalabiliyor. Bunu bir meyvenin çürümesine benzetebiliriz, çürük alanlar dışında sağlam alanlarda kalır ancak meyvenin artık tadı kaçar. Bundan dolayı ne olursa olsun bireyler uzun yıllar süren evliliklerinde anlaşmalı da boşansalar üzüntü ve hüzün duyuyorlar. Ayrıca aldatılma, kadında başkasına tercih edilme, beğenilmeme ve istenmeme duygularını uyandırıyor ve bu da daha yıkıcı olabiliyor. Bunun sonucu da bireyler kaybettikleri geçmişleri ve evliliklerine ait bir yas sürecine giriyorlar. Daha erken yaşlarda bu yasın acısı sağlıklı olmayan bir şekilde hemen başka bir ilişkiye başlayarak kapatılabiliyor. Bir grup bireyde ise sağlıksız olarak kendi içlerine kapanıp ya da yaşamlarında büyük değişiklikler ya da kaçışlar yaparak bu süreci yaşıyorlar. Bu süreç en az aylarca bazen azalarak yıllarca sürüyor. Önerim, yaşamınızda acılarınızı azaltma ya da sadece geçmişi düşünerek çözme yerine, yaşamınızda yeni ve iyi alanlar yaratın. Kendinizi işinize verme, yeni ve iyi arkadaşlıklar yaratma, kendinizi gerçek olarak değerli hissedeceğiniz ortamlara taşıma bunlardan birisi. Yani bir anlamda yaşamınızı yeniden şekillendiriyorsunuz ve yeni kazanımlarla bu kaybı kapamaya çalışıyor olacaksınız. Duygusal boşlukta olmanıza rağmen karşı cinsten size gelebilecek ilgiye de kapılmamanız gerekir. Uzun yıllar yaşamınız evlilikle dolduğundan bu süreçte yaşamınızda yeni boyutlar açma ya da bulma çok kolay olmayabilir. Ama buna yoğunlaşırsanız birçok uğraşı yavaş yavaş karşınıza çıkacaktır. Yeter ki kendi içinize kapanmayın. Çocuklarınız ve yakınlarınızdan uzaklaşmayın ama bütün konuşmalarınız da ayrılık üzerine olmasın. Artık bu konuyu yaşamınızda bir kutuya koyup bir yere kaldırma düşüncesini olgunlaştırın. Bu süreç her ne kadar zor ve sıkıntılı olsa bile üstesinden geldiğinizde daha da olgunlaşarak ve yaşama bakış açınız farklılaşarak çıkacaksınız. Bu dönemde depresif şikayetleriniz artarsa ve depresif bozukluk ya da majör depresyon geliştirirseniz bunun tedavisi de sizin değişiminizi kolaylaştıracaktır. Yaşamda bir kapı kapandığında bir kapı açılır inancını lütfen kaybetmeyin.

22 yaşında bir bayanım 3,5 yıldır süren ve resmiyete dökülen bir ilişkiim var. Çok yakın bir zamanda nişanlanacağız fakat benim bazı konularda şüphelerim var. Nişanlımla aramız çok iyi birbirimize karşı sevgimiz bağlılığımız çok iyi fakat benim onun ailesi hakkında olumsuz düşünce ve duygularım var. özellikle annesinin fazla oğluna düşkün olması, benden kıskanması, bencil istekleri, yanlış konuşmaları ve hareketleri var. Bunun dışında yüzüne gülüp menfaatine uymayınca tavrını hemen bozan bir kayınvalide var karşımda.Her türlü işini ve isteğini oğlundan beklemesi evlenince sorunlar yaratacak diye düşünüyorum. Bunun yanında nişanlımda çoğu zaman ailesinin yanlışlarını görmeyip onlar için bana sert tavır sergiliyor. Birkaç maddi konuda benden gizlediği şeyler de olmuş öğrendim ama bunların dışında nişanlımla kopamıyoruz ve hiç sorunumuz yok diyebilirim. Ama evlenince ailesi yüzünden mutsuz bir evlilik yaşamak istemiyorum.Hata yapmak pişman olmak istemiyorum. Değerli fikirlerinizi almak isterim. Teşekkürler.

Gt22 Tarafından Soruldu | 2013.09.13

Sayın danışanımız, Ülkemizde birisi ile evlenince ister istemez onun ailesi ile de evleniyorsunuz. Ailelerden kaynaklanan problemlerde iyi yönetilmezse ilişkilere ciddi zararlar veriyor. Buradaki en büyük problem çok olgunlaşmamış anne, baba ya da kardeşlerden geliyor. Yaş insanı tek başına olgunlaştıran bir etken değil. Yaşı geçkin olmasına rağmen halen ergenlik çatışmalarını aşamamış kayınvalideler de var. Özellikle anne çok güçlü görmediği ve mutlu olmadığı eş yerine, ailenin güçlü ve kendine yakın bireyini ''duygusal eş " gibi seçip ondan ayrılmak istemiyor. Çünkü onu kaybederse yaşamında büyük bir boşluk olacak ve o boşluğu dolduracak başka birisini de bulması artık mümkün olmayacak. Böyle olunca bu grup erkek çocuklar, annelerine çok yakın büyütülüyorlar ve farkında olmadan kendilerini annenin koruyucu kollayıcısı olarak hissetmeye başlıyorlar. Duygusal olarak bağlı olduğu anneye bakışı da doğal olarak objektif ve tarafsız olamıyor. Bu açıdan başlangıçta annesi ile ilgili ikazlarınızı haklı olsa bile anlayamayacaktır ya da sizi mutsuz etmemek için anlamış gibi davranabilecektir. Annesi ile açık çatışmaya girerseniz, anne oğlunun mutsuz olup olmayacağını düşünmeden sizi "kötü" sınıfına koyup evliliğinizde sorun çıkartabilir. Bu açıdan kayınvalide ile açık çatışmaya girmeyin ve özellikle tartışırsanız bile geri dönüşü olmayan kırgınlıklar oluşturmayın. önce sizi seven nişanlınızla ilişkinizi güçlendirin ya da bu konudan dolayı yıpranmasına izin vermeyin. İlişkiniz ne kadar güçlü, nişanlı ya da eşinizin size bağlılığı ne kadar fazla ise zamanla annenin olgun olmayan taraflarını fark edebilir. Annesini hep eleştirirseniz sizin tarafsız olmadığınızı ve annesinden hoşlanmadığınızı düşünüp söylediklerinizi haklı olsa bile çok dinlemeyebilir. Onun için annesini eleştirdiğiniz kadar iyi taraflarını da konuşun. Annesinin kişilik yapısını ve özelliklerini daha iyi bilebilmek için sitemizde olan "AKÖS-Akıllı Kişilik Özellikleri Sisteminde" kayınvalideniz yerine, onun gibi soruları yanıtlayıp, onun kişilik özelliklerini görün. Ona göre nasıl davranmanız konusunda kendinize bir yol çizmeye çalışın. Ne olursa olsun kayınvalideden nefret etmemeye çalışın. Nefret duygunuz gelişirse problemleri çözmeniz çok zor olacaktır. Bu süreç yorucu olacaktır ancak sadece profesyonelce bir yol izlerseniz uzun yıllar geçmeden problemi çözebilirsiniz. Nişanlınızın tutumu ve yapısı da bu sürecin önemli belirleyicisidir. Onun problem çözme yetilerinin de iyi olması gerekir.

hocam 5 ay önce ikinci evliliğimi yaptım ve şehir değiştirdim ailemden herkesten uzaklaştım,eşimle nişanlılık dönemlermiz iyi idi ve son 1 aya kadar bir anda eşim kaba bencil ve çok inatcı bir kişiliğe büründü,benimde inatcı bir yapım vardır ilk zamanlar kendimden hep özveride bulundum ama artık tahammülüm kalmadı sürekli olur olmadık şeylerden birbirimizi kırıyor ve günlerce konuşmuyoruz,ve işimden ayrıldım evliliğim için bir anda sosyal hayattan asosyal bir hayatın içinde buldum kendimi,yalnız olduğum için beklentilerim çoğaldı onlarıda hissedemeyince iyice içime kapandım ve desresyona girdiğimi düşünüyorum,hatta ayrılmayı bile teklif ettim,ve eşimin en kötü huyu hiç konuşmaması sürekli dediği ben konuşmayı sevmiyorum dinlemeyi tercih ederim diye,bu sefer deliriyorum konuşamazsak bu sorunları nasıl çözeceğiz,lütfen yardımcı olun onun nasıl konuşturabilirim veyahut benim nasıl bir çözüm yolu bulmam gerekiyor,saygılar.

misra Tarafından Soruldu | 2013.09.14

Sayın danışanımız, Özellikle yeni evliliklerde birbirini tanıma ancak aynı evi paylaşınca gerçek anlamda mümkün oluyor. Bir insanı tanımanın tek yolu aynı evi paylaşmaktır. Onun için çiftin birbirine çok iyi olduğu ve sadece iyi zamanları geçirdiği flört ya da nişanlılık dönemi birbirini tanıma için yeterli olmamaktadır. İlaveten ilişkide inatçılık ögeleri bir evliliği en çok zora sokan kişilik özelliklerinden bir tanesidir. İnatçılığınıza engel olamasanız bile küslük ve kırgınlıkları bir günün ya da en fazla üç günün ötesine götürmeyin. Problemlerinizin kısa sürede çözülmeyeceğini göz önüne alırsak, öncelikle kendinizi iyi tutan sosyal ortamlar oluşturun. Değer verildiğinizi hissettiğiniz ortamlara girin. Samimi arkadaşlarınızla sorunlarınızı paylaşın, depresyona girip çözümsüzlük girdabına kapılırsanız problemleriniz daha da artacaktır. Hep tek taraflı özveride bulunmayın, ama açık çatışmaya da girmeyin. Evde kendinizi de iyi hissettirecek bir ortam yaratın. Eşiniz konuşma isteklerinizi evliliğinize tehdit diye algılıyorsa konuşmaktan kaçınacaktır. Ayrıca her insan duygusal olarak çok açık olmayabilir. Eşinizi konuşmaya zorlamak, bu konudan daha da kaçmasına yol açabilir. Kendiniz değil de başkalarını konuşarak evde bir sohbet ortamı yaratmaya çalışın. Duygusal olarak eşinize iyi hisler yaratmaya çalışın ve kızgınlıklarınızı ve hayal kırıklıklarınızı kendi içinizde büyütmeyin. Yakında sitemizde devreye girecek olan AER programını eşiniz yapmasa bile tek başına yapın . AER' in size özgün olarak sunacağı detaylı evlilik önerilerini ve problemlerin nereden kaynaklandığı tespitlerini dikkatle inceleyin. Saygılarımla.

iyi günler armagan bey bn 3 sene önce evlendim ve 1,5 yasında olum var.eşimimn telefonunda bi kaç defa kadın mesajları yakaladım.bilgisayarda bi kere kadın fotorafına bakerken gördüm birde cisellik porno vıdeoları izledigini farkettim biz bi kaç defa boşamnmaya kadar geldik mesajlar yüzünden ben artık güvenmiyorum kavgalıyken kaşınan kadın olursa yaparım ömr boyu b,pila yenmez gibi laflar beynmde artık şüphe oluştu ve dinleme cihazı koydum üstüne koydugumda haklı oldugumu gördüm kadınlara laf atmalar bakmalar sürekli kadınlar hakkında konuşmalar falan filan benim güvenim tammen bitt ve cinsellik olayıda bitti bana dokunmasını falan artık hiç istemiyorum ne yapmamız lazım yardımcı olun

elifozi Tarafından Soruldu | 2013.09.15

Sayın danışanımız, Evlilik sevgi, paylaşım ve güven üzerine kurulu bir yapıdır. Bu temeller evliliğin, daha doğrusu iyi bir evliliğin olmazsa olmazıdır. Bir ilişkide özellikle güven kaybolursa ve karşıdaki insan da kaybolan güveni kazanmak için çaba göstermezse, ilişki sağlıklı ve mutlu bir şekilde yürümez. Gittikçe yıpranan ve güvensizliklerin arttığı bir evlilikte duygusal kopma kaçınılmaz olacaktır. Ancak sorunu çözmek için çaba göstermek ve karşınızdaki insanı sorunları paylaşmaya teşvik etmek gerekir. Yani evlilikteki sorunları çözmek için elden geleninde fazlasının yapılması gerekir. Çünkü günün sonunda yapılacak her şey yapıldı ancak yine de olmuyor duygusunu kazanmak gerekir. Karşıdaki insan evlilikteki sınırları bozar hatta kendi yanlışlarının doğru olduğu duygusunu sizde uyandırmaya çalışırsa, bu onun sorunları anlayamadığı ve çözmek içinde bir çaba içine girmeyeceği anlamına gelir. Karşınızdaki insanın " sex bağımlılığı" rahatsızlığı varsa bu da ilişkinizi, çözülmezse tıkayabilecek bir durumdur . Sex bağımlılığı ile ilgili bir yazımız önümüzdeki haftalar içinde makalelerin psikiyatri bölümünde yayınlanacaktır. Eğer karşınızdaki insan kurallarla problemleri olan, sorumsuz bir yapıda ve aklına o an ne gelirse onu yapan bir karakterde ise onunla sorunları çözmek çok zor olacaktır. Saygılarımla.

sayın hocam 5 aylık evliyim.eşim haftada bir dışarı çıkıyor arkadaslarıyla bırlıkte gec saatlere kadar dısarıda oluyor.aslında şüphelenecegım bı durum yok ama elımde olmadan hırçınlaşıyorum.aynı şekılde bı aksam eşim ve arkadaşlarıyla bırlıkte oturuyoduk.eşimin çok yakın bı arkadaşı kardeşim dedıgı ınsan bana bı kac olaydan kırgınmıs.onları anlatırken ıstemeden sesını yukselttı ve benım 12 yıllık arkadaşım senın daha 5 aylık eşin.sınırlarını bılmıyosun şeklınde bı konusma gectı.eve geldıgımızde eşimle bunun üzer,ne hiç konusmadım aynı şekılde oda ama eşim suan ark hiç bisey olmamıs gıbı hala konusuyo bu normalmı benim düşüncelerim mi yanlış orda benı savunmalıydı şeklınde düşünüyorum.şimdi benım napmam lazım.yardımcı olurmusunuz ?

NURGÜL Tarafından Soruldu | 2013.09.17

Sayın danışanımız, Yeni evliliklerin ilk yılları çift için en riskli dönemlerdir. Eşinizi daha derin tanımaya ve onun ilişkileri ve bağlılıklarını da fark etmeye başlarsınız. Ayrıca kişilik ve karakter farklılıklarınız da birbirine uymaya ve bu uyum sürecinde de sürtüşmeye başlar. Yani denemeden numarası size uygun diye aldığınız güzel bir ayakkabının ayağınıza alışma süreci gibidir. Ayağınıza dar gelirse burada esneyen tarafın genişlemesi ile ancak sorunlar aşılabiliyor. Evlilik aynı zamanda bireylerin olgunlaştığı ya da olgunlaşmasını sağlayan bir süreçtir. Burada ana esas karşınızdaki insanın ilişkinizdeki bağlılıklarını arttırarak ilişkinizi güçlendirmek ve size bağlılığını arttırmaktır. Ancak onun diğer ilişkilerine ayırdığı zaman size karşı sorumluluklarını bozmadığı sürece kabul edilebilir. Sevilen bireylere herkes sahip olmak ister ve arkadaşları veya yakınları onu kaybetmek istemediklerinden zaman zaman size karşı bir tutuma da geçebilirler. Onları kızdırırsanız onlarda size, sizde kızgınlık yaratıcı mesajlar verirler. Bunlara dikkat edin. Her kızdıran söze yanıt ve tepki verirseniz ilişkiniz daha yıpranacaktır. Özellikle alıngan, duygusal ve ben merkezli kişilik özellikleriniz varsa bu sizi daha çok çatışmaya yönlendirebilir. Ülkemizdeki kadınların fazla anaç yapıları eş ve çocuklarına çok bağlanmayı da getiriyor. Buda yine eşinize bağlı diğerleri ile onu paylaşma sorunlarını oluşturabiliyor. İlişkinizi güçlendirerek eşinize sahiplenmek daha kolay bir çözümdür. Açık ve sert tepkiler ilişkide eşinizin size olumsuz bir bakış geliştirmesine yol açabilir.

Sayın Hocam, Daha once 13.09.2013 tarihli sorduğum soruya verdiğiniz yanıt için tesekkurlerimi sunarım.O yazınız benim için yol gösterici oldu, sık sık okuyorum ve iimden tekrar ediyorum.Ayrıca depresyonla mucadele etmek için psıkolojık tedaviye de başladım.Söylediğim gibi eşimin yaşı altmışa yakın benim de 55 biz birden bire anlamadan bir kaç ay içerisinde bu işi yapmaya karar verdik.İki taraf için de iyi olmasını diliyorum.Eşimin hayatında aklını başından alıcak bir birliktelik ve kadın yok herkese olmadıgını söylüyor ve davranışları o yönde ama dört beş ay önce ayrı ülkelerde yaşamasına ragmen kendini özgür hissetmediğini ayrı eve taşınmak istediğinden söz etmişti ve o arada bu güne kadar tek eşli yaşamasına ragmen mutsuz oldugu ve ıhtiyaçları için dışarıda ki kadınlara gittiğini söyledi ve şimdi herkese ve tabii ki bana evlendiği günden beri mutsuz olduğunu kabul ettirmeye uğraşıyor.Ama bir süreden beri hayattan zevk almayan depresif durumu var.Benim öğrenmek istediğim bu periyodda acaba eşlerin arasındaki cinsel yaşamın doğal olarak yavaşlaması nedeniyle erkeğin genç bedenleri tercih etmesi evlilikten ve eşinden kolay vazgeçebilme sebebi oluyor mu? Bir de bu yaşlarda ayrılan çiftlerde özellikle erkek geçmişe bir özlem aileyi arama özleme duygusu yaşıyor mu? Şimdiden teşekkür ederim,saygılarımla

engin Tarafından Soruldu | 2013.09.17

Sayın danışanımız, Önerilerimin size sınırlı da olsa yardımcı olmasından dolayı mutluyum. Evlilik ve ilişki gibi detaylı bir yapıda oluşan sorunlara kısa yanıtlarla çözüm üretmek oldukça zor. Onun için AİR ve AER bilgisayar programlarını geliştirdim. AİR ve AER aslında kendi içinde yapay zekâsı olan ve tecrübeli bir evlilik-ilişki terapisti gibi size özel çözümler de üreten programlardır. Yaş grubu olarak bu yaşlar aynı genç yaştaki evlilikler gibi riskli bir evlilik yaşı oluşturuyor. Buradaki riskler genç yaş evliliklerden doğal olarak farklı. Öncelikle bireyler daha önceki yaşadığı sıkıntı ve hırpalanmaları da ilişkilerine taşıyorlar. Ayrıca sıkıntıların ve geçmişteki sorumlulukların getirdiği tükenmişlikleri kendilerine kurdukları ve aslında onları yalnızlığa götürse de tek başlarına ve sadece kendileri için yaşadıkları bir hayat ile çözmeye çalışıyorlar. Bu da bireyleri biraz bencil, artık sıkıntıya katlanamayan ve sıkıntıyı paylaşımdan hoşlanmayan bir çizgiye götürebiliyor. Genç yaşlarda olduğu gibi çok güçlü bir duygusal bağlanma da olmadığı için çabuk vazgeçme eğilimine girebiliyorlar. Ayrıca eğer kendi iç dünyalarına bakışları yok ve sorunlarını anlama eğiliminde değilseler, mutsuzluklarının sebebini kendilerinden çok çevre ya da en yakınlarında aramaya başlıyorlar. İlkönce de eşlerini mutsuzluklarının nedeni olarak görebiliyorlar. Bu bireyler için, duygusallığı olmayan cinsellik de sadece sıkıntı rahatlatıcı bir eylem olabiliyor. Erkekler psikiyatrik problemlerini daha zor kabul edip bunu bir güçsüzlük olarak gördüklerinden psikiyatriste başvurmaları da çok zor oluyor. Psikiyatrik sorunlarını çözmek yerine onlarla yaşıyorlar ve bu da yaşamlarını bozuyor. Sıkıntılarla baş etme ve çözüm arama gücü olmayınca da geçmişe özlem ve geçmişin rahatlatıcı hayallerinde kendilerine bir sığınak bulabiliyorlar. Bu bireyler kendi iç dünyalarında sorunları çözmeye karşı ciddi bir direnç de oluşturabiliyorlar. Bazıları sorunlarını paylaşmaya başlarsa onlarda geçmişin unuttukları sıkıntılarını yeniden ortaya çıkaracağından korkabiliyorlar. Bu da psikiyatrik tedavi ya da terapiye kapalılıklarını ve dirençlerini arttırıyor.

4 yıldır ileri derecede aşık olduğum kız onun da bana boş olmadığı fakat fakülteden sonra iş bulma telaşıyla beraber benim onun hakkındaki uyarılarımın onu sıkması da içinde olup benimle bir celsede ayrıldı numarası yok hiçbiryerden ulaşamıyorum ve kendimi çok kötü ve suçlu hissediyorum benden ayrıldığı için çok kötü oluyorum eğer başkasıyla evlenirse yaşayan ölüyüm demektir...benim bazı kıskançlıklarım oldu bunu konuşabileceğimizi söyledim fakat beni bıraktı ve ben onsuz çok kötü bi haldeyim... Allah sonumu hayır etsin aklımı sağlıklı kullanamıyorum o yokken..Bana onu bulup getirin yoksa iyileşemem bana çare bulun...cevap yazarsanız sevinirim...onu çok seviyorum fakat kendisi bana verdiği sözde durmadı fakülte bitince çekip gitti...bütün ilişkisini bitirdi böyle birşeyin olmasını asla düşünmüyordum fakat beni terketti...yardımcı olun lütfen çok kötü bi durumdayım...öyle birşey söyleyin ki beynimden vurulmuş olayım...saygılar hürmetler ederim...

halis Tarafından Soruldu | 2013.09.18

Sayın danışanımız, Genç yaştaki bireyler ruhsal olarak büyüdüklerinde, ilişkilerine bakışları da doğal olarak değişir. Genç yaşlarda bu değişim daha hızlıdır. Çiftler beraber değişmedikleri zaman, bir birey ilişkiden kopabiliyor. Diğerinin ondan kopamayacağı ya da onu istemesine rağmen bırakmayacağı duygusunu alınca da aniden kopma oluşturup, hiçbir şekilde iletişime geçmeme kararı alıyorlar. Ayrıca, özellikle ülkemizdeki bireylerde, genç yaşlarda kendi iç dünyalarındaki güvensizlikler ve ilişkiye bağımlı olma sorunları nedeniyle oluşan kıskançlıklar aşırı olup, diğer bireyi bunaltabiliyor ve ilişkisine bakışı olumsuz olarak değiştirebiliyor. Ani ayrılıklarda, ayrılmak istemeyen bir yas sürecine giriyor. Ayrılıkla ilgili şarkı sözlerinin çoğu bu yas sürecinde yazılmıştır. Yas süreci doğal olarak 3 ay ile 14 ay arasında normalde azalarak sürer. Aslında yaslar bireyi olgunlaştıran süreçlerdir. Çünkü kendi iç dünyalarına ve geçmişteki ilişkilerine bakışı arttırır. Doğal olarak kaybedilen kişi bu süreçte her yerde aranır. Ama kaybedilenin artık farklı bir duyguda olduğu ve onun seçimine saygı duymanın da onu gerçekten sevmek olduğunu kabul ettikçe yas çözüm sürecine girer. Onun seçimini kabul etmemek, bir anlamda onun için değil sadece kendimiz için bir ilişki isteme olacaktır. B uda ilişkinin temel paylaşım ögesine tamamen terstir. Bir grup birey, bu tarz ayrılık sonrası oluşan yaslarını yıl geçse de aşamamakta ve tüm yaşamları boyunca yaşamaktadırlar. Psikiyatride böyle bir durum Uzamış ya da Komplike Yas Reaksiyonu olarak tanımlanır ve tedavi edilmesi gerekir. Her yastan sonra bir duygu ilelebet iç dünyada kalır, ancak bu güzel bir anı olarak tutulup ilerideki yaşamı bozmadığı sürece sağlıklıdır. Özellikle bir kadın duygusal olarak tamamen koptuğu zaman, onun duygularını yeniden oluşturmak mümkün değildir.

Sayın Hocam, Gunaydın konuyu sadece benim anlattıklarım çerçevesinde ve kısa cümlelerle o kadar güzel özetlediniz ki.Evet eşim aynı dediğiniz gibi mutsuzluğuna sebep bulmaya çalışıyor ve tabii ki en zayıf halka benim erkeklerin ellerinde ki tek silahları da cinsellikleri.Eşim maalesef kişilerin kendi mutlulukları ve mutsuzluklarının yetkilisi olduğu gerçeğini kabul etmiyor ve yalnızlığını sanırsam onu mutlu edecek birini bulma ya da bulduysa değerlendirme yoluyla gidermeye çalışıyor.Sizin de dediğiniz gibi ben artık bu konuları bir kutuya koydum ve kapadım tabiiki acısını yaşıyorum yaşıyacağım da ama artık kendimi birinci sıraya koymak istiyorum .Burada önerdiğiniz üzere terapi ve ilaç tedavisine başladım Aralıkta 20 günlüğüne ya da kalıcı olarak istanbula dönücem bu sürede size gelip terapi alma şansım olursa çok sevinirim. Sağlıcakla kalmanız dileği ve saygılarımla

engin Tarafından Soruldu | 2013.09.18

Sayın danışanımız, Evlilik ve ilişki problemleri çözüm odaklı olduğunuz zaman daha kolay oluyor. Burada en olumsuz gelişim, kötü giden ilişkilerine takılı kalan ve bunu da hayatı boyunca bir mağduriyet olarak yaşayan bireyler oluyor. Tabi ki, ilişki problemleri zordur ve duygusal olarak yaralayıcıdır ve kolay geçmez. Ancak birçok durumda karşınızdakinin girdiği ruhsal problemleri bütün çabanıza rağmen aşamayabilirsiniz. Burada önemli olan kendinize verdiğiniz değer duygusunu yitirmeden bu zor süreç boyunca ilişkiniz için elden geleni yapmak. Yapılanlar bittiğinde ise ne olursa olsun karşınızdaki ile kötü olmamaktır. Karşınızdaki sizi kötü diye görürse hem kendini haklı çıkarması daha kolaylaşacaktır hem de sizden ayrılmasını kolaylaştırabilirsiniz. Ayrılık süreçlerinde en riskli davranış, hızla kendiyle ilgilenen bir insanın çekim alanına girerek sorunu çözme yoluna gitmektir. Bu yeni bir hayal kırıklığı ile sona erebilmektedir. Yeniden kendine güven oluşup, ruhsal olarak daha hazır hissedildiğinde ancak yeni ilişkiler için hazır olunabilir. Evlilik ya da ilişki kaybı ile başlayan bir dönem, bireylerin kendi ve etraflarında yeni değerler yaratması ve onlara bağlanması ile kademeli olarak aşılmaktadır.

merhaba armağan bey, gevezelik bir hastalık mıdır? komik bir soru gibi gelebilir ama benim için ciddi bir sorun. teşekkürler şimdiden...

azul Tarafından Soruldu | 2013.09.18

Sayın danışanımız, Gevezelik bir hastalık değildir. Ancak, bununla ilgili şikâyetler bireyin yaşam ve ilişkisinde önemli ve etkiler derecede sorunlara sebep oluyorsa, bu düzeltilmesi gereken bir problemdir. Ayrıca altta yatan psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle de gevezelik şikâyet olarak ortaya çıkabilmektedir. Bazı durumlarda psikiyatrik rahatsızlıklar kendilerini çok açık olarak göstermeyip daha hafif şikâyetlerle de ortaya çıkabilmektedir. Bazen de kişilik özellikleriyle bağlantılı da olabilmektedir.

Merhabalar hocam öncelikle böyle faydalı bir site için size ve ekibinize sonsuz teşekkürler.ben 2 senelik evliyim eşimle çok mutlu ve huzurlu bir hayatımız var birbirimize karşı yeterince nazik ve şevkatliyiz.genel olarak güzel vakit geçiriyoruz ve her şekilde bana karşı sabırlı,sakin ve sevgi dolu elinden geldiğince beni mutlu etmeye çalışan bir insan.biz sorunumuz evliliğimizin ilk ayından itibaren cinsel anlamda birliktelik yaşayamıyoruz eşim bunu forex ile ilgilendiği için ona bağlıyor. Bir nevi borsa gibi bazı maddi kayıplarda yaşadı.bunun haricinde bir sıkıntım yok diyo benden de kaynaklanmadığını söyledi. Benim anlayamadığım şey birbirimize bu kadar iyiyken neden bu sorunu yaşıyoruz?bağlılığımız olmayacak diye korkuyorum çünkü zaten yeni evli sayılırız.birde kayınvalidem eşinden ayrı ve hayatımızın o kadar içindeki,eşimi bir erkekten ziyade annesinin küçük oğlu olarak görüyorum bu da beni onu çekici görmekten alıkoyuyor.eşimi kayınvalidem,ben ve kendisinden oluşan3 kişilik bir aileden daha çok sadece onun ve benim yeni bi aile olduğumuza nasıl ikna edebilirim?kendimi evli bi kadından çok çocuk gibi hissediyorum yeme içmemiz kayınvalidemle her şey önce onun fikrinden okeyinden geçiyo çocuklarını yanlız büyüttüğü için hem anne hem baba rolü üstlenmiş ama eşimin annesinden kalan artığıyla yetinmek durumunda kalıyorum ama eşimin bi şikayeti yok bu durumdan..bu konuda da sıkıntım var.eşimin ailevi sıkıntıları pek çok dolayısıyla bizim sorunlarımıza vakit ayırmaya kafa yormaya ne zamanı ne de zemini kalıyo bende anlayışla karşılamaya çalışıyorum ama yoruluyorum... Yardımlarınız için şimdiden teşekkür eder saygılarımı sunarım.

Naile Tarafından Soruldu | 2013.09.19

Sayın danışanımız, Evlilik sorunu demek sadece çatışma, tartışma ve kavga demek değildir. Birbirini çok seven ve uyumlu çiftlerin de evlilik ya da ilişkilerinde problemleri olabilir. Bu problemlerde evliliğin farklı dönemlerinde farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Cinsellik, aslında evliliğin önemli paylaşımlarından bir tanesidir. Bir anlamda duygusal yakınlığın ve güvenin biyolojik bir ihtiyaçla kaynaşmasıdır. Bir grup çiftte biyolojik ihtiyaç ögesi ön planda olup, evlilikleri çok problemli olsa bile, cinselliklerini ayrı ve iyi tutabiliyorlar. Ancak çiftlerin çoğunda ve özellikle duygusallığı yüksek çiftlerde, ilişki sorunları cinselliğe yansıyıp cinselliği bozuyor. Bu bozulma, eşe karşı onu uzak hissetme ve ona karşı yabancılaşma duygusu arttıkça artıyor. Özellikle kadında bu daha çok oluyor. Bir ilişkinin içinde eşlik, sevgililik, dostluk, arkadaşlık, annelik, babalık, sırdaşlık parçaları farklı derecelerde vardır. Ancak bütün bunların içinde eş olma ve sevgililik parçalarının hem en önde hem de daha ağırlıklı olması gerekir. Evlilikte eşinizi yakın arkadaş ya da kardeşiniz gibi hissetmeye başlarsanız ona karşı cinsel duygularınız kaybolmaya başlar. Bu duyguyu da aslında size veren eşinizdir. Onun bu duyguyu yaşamasını oluşturan ise onun yetişme tarzı ve geçmişteki duygusal eksiklikleridir. Cinsellikte bir güven, karşısındakinin bedeniyle beraberlikten korkmamayı gerektirir. Ama kadınlara karşı çekinme, onları incitme kaygısı olan erkeklerde cinselliklerinden haz alamadıkları için eşe cinsellikleri az olabilmektedir. Bir grup bireyin, cinsel istekleri evlilik öncesinde de çok az ya da hiç olmayabilmektedir. Ya da evlilik öncesi kendi başlarına yaşadıkları cinselliklerinden, bir eşle cinselliğe geçişte zorluk yaşayabilmektedirler. Doğal olarak cinsellik özel yaşanan bir yapı olduğu için, evde hep eşlerden başkalarının olması da cinselliğin istendiği gibi yaşanmasını bozar. Cinsellik ile ilgili özellikle isteksizlik sorunlarını ötelemek, cinsel problemlerin zamanla daha da artmasına neden olur. Ancak karşınızdaki bu sorunların konuşulmasını bir güçsüzlük ve yetersizlik diye algılıyorsa, bu sorunları konuşmadan hep kaçınacaktır ya da nedenler söyleyerek geçiştirecektir. Bu sorunları yakınlarınızla paylaşmanızı fark ettiğinde de kendini daha kötü hissedebilir ve kapanabilir. Onun için bu konuda, eşin özellikle güvende hissettiği bir profesyonel yardım önemlidir. Konusunda ve tutumunda yeterli olmayan bir terapistle kötü bir başlangıç, problemin daha da artmasına neden olabilmektedir. Sadece eşlerin gideceği ve her günkü iş ve gündelik yaşamlarını geride bırakacakları tatiller, cinselliğin başlamasını da sağlayabilmektedir.

Merhabalar Armağan Bey 27 yaşındayım ve yaklaşık 9 yıldır süren ilişkimi evlilik tarihine aylar kala ayrılma kararı aldım. evliliği son 1 yılda isteyen taraf bendim. aramızdaki ilişki, saygımız sevgimiz,birbirmizle anlaşmamız,arkadaşlığımız ve sosyal cevremızle ilişkılerimiz çok iyiydi.aramızda güven sonsuzdu.ilişkimiz boyunca bir kere bile ayrılmadık.fakat evlilik tarihi yaklaştıkça acaba doğru mu karar veriyorum, arkadaş gibi olduk aramızdaki istek arzu bitti mi gibi şeyler düşünmeye başladım.çunku ne kadar birlikte sohbet edip eglensekde çok monoton bir ilişkimiz var gibi görmeye başladım.sureklı organizasyonlar,planlar yapan taraf bendım. bunlara uyum sağlasa ben kendimi sureklı bişey talep eden taraf gibi güruyordum.evlenınce 40 senelık evlı ınsanlar gibi olacağız gibi gördüm o zamanlar.ayrıca cinsellik konusu beni cok tedirgin etti. cunku aramızda her zaman problem olmuştu.ben genelde ısteklı degıldım ve evlenınce bu daha buyuk problem olacaktı. bunları konuştum bır sure ayrı kalalım dedım.bırbırımızı ozleyecekmıyız,anlamayacak mıyız diye,fakat bende hiçbir değişiklik olmadı. o şekilde evlenmek istedim ve ayrıldım. o benı sevdıgını soyledı. o donemde hıc goruşmedık sadece 2 kere konuştuk.ben bulundugumuz cevreden uzaklaştım.ama her arkadaşımız ortak oldugundan cok zor oldu. bende, o da sureklı arkadaslarımız sayesınde haber aldık ve almaya devam ediyoruz.6 aydan fazla suredır ayrız. aklıma geldıgı i ozledıgım seyler oluyor ama hala alıskanlıkdan mı anlayamıyorum. belkı evlensem mutlu olacaktım ama aklımda o sorular varken evlenmeye cesaret edemedım. şuan tekrardan konuşsak başlasam mı yoksa hayatıma yeni bir sayfamı açsam hala bılmıyorum.hayatımdaki cogu şey,gıttıgım yerler,arkadaşlarım,cevrem herşeyim değişti.evlılıkte cınsellık cok onemlı ve o uyumui ıstegı kendımde goremedım. onun dısında ufak tefek sorunlar dışında hıcbır sorunumuz yokdu. sonsuza kadar guvenecegım,zaman gecırmekten zevk alacagım bırıydı. o donemde evlılık stresı dıye bana bu kadar zor ve olumsuz geldı herşey yoksa doğru şeyler mi düşünmüşüm. hala bılmıyorum cunku. bazen evet dogru karar verdım dıyorum ,bazen ozluyorum.bazen mutluyum bazen çok mutsuz ve yanlız hıssedıyorum kendımı. ne yapmamı onerırsınız. yaklasık 6 aydır ayrıyız.tekrardan görüşmek ıyı olur mu, yoksa cınsel ıstek ,ten uyumu duzelmeyecek bır durum mu?

bien Tarafından Soruldu | 2013.09.24

Sayın danışanımız, Bir ilişki ilerledikçe kendi içinde olumlu tarafları arttırırken aynı zamanda olumsuz tarafları da ortaya çıkarır. Bu ilişki evlilik olsun ya da bir beraberlik olsun fark etmez, aynı süreç işler. Benim düşüncem evlilik süreci ve dinamikleri, sevgili olarak çıkmaya başladığınız ilk gün başlar. Bir ilişki ilerledikçe de, evlilikte olduğu gibi olgunlaşır ya da bozulur. Mesleki deneyimlerim, bir ilişkinin 3 yıl içinde bir evliliğe gitmesidir. 3 yıl içinde bir ilişki ciddi bir ilişkiye dönüşmezse kendi içinde yıpranmalar ya da farklı değişiklikler yaşar. Bu da bireylerde ilişkileri ile kaygılarını arttırır. Bir insanı ve ilişkiyi çok iyi tanıdıkça ona bakış açınız olumlu ya da olumsuz yönde değişir. Daha önceki olumsuz deneyimler ya da etrafın anlattığı olumsuzluklarda eklenince bireylerin kafası iyice karışabilmektedir. Bir birey yaşamında neyi derinlikli olarak sorgulasa onla ilgili olumsuz ve olumlu tarafların ikilemi ile karşı karşıya kalacaktır. Her insan karşısındaki ile ilgili az ya da çok ikilemleri olabilir. Özellikle ilişkinin başındaki duygusal yoğunluklar, bu ikilemlerin fark edilmesini önler ve kapatır. Ancak uzun süreli ilişkilerde (evlilikte olduğu gibi) duygusal yoğunluk, daha mantığı bozmayan seviyelere indikçe, ilişkiyi değerlendirme ve sorgulama da artar. Bu ikilemleri olan bireylerde eğer karşısındakine karşı bir tutkusu varsa, tutkunun etkisi ile sorgulama hep olumlu yönde bir sonuçla sona erer. İyi bir evlilik için bireylerin birbirine sevgi, güven ve paylaşım duyguları esastır ve ilişkinin olmazsa olmazıdır. Ancak tutku yoksa bile bu üç ögenin güçlü varlığı ile iyi bir ilişki oluşabilir. Ancak yıllar geçtikçe özellikle bayanlarda bu tutku eksikliğini hissetme ve arama söz konusu olacaktır. Cinsellikte bu tutku ile kısmen ilgilidir. Sadece var olan ilişkide cinsel isteksizlikler yaşanıyor ama bunun dışında cinsel bir isteksizlik yoksa bu da tutku eksikliği ile ilgili olabilmektedir. Evlilik kararlarında eğer tutku ön plana koyulursa farklı, güven ve uyumlu beraberliği ön plana koyulursa farklı karar verilir. Her ikisin de de kayıp ve kazanç söz konusudur. Bireyler kişisel bir seçimle buna karar verir. Kararsızlıklar, kötü karar kadar risklidir.

cevap verip vermeyeceğinizi düşünmeden direk konuya gireceğim.cevap vermeseniz bile ben anlatmış olacağım.5 yıllık evliyim.iki oğlum var.eşimi de çok seviyorum.ama mutlu edemiyorum. evlendiğimiz hafta düğünümüzden bir hafta önce alkol aldıktan sonra en yakın hanım arkadaşının kankasıyla öpüştüğünü kendi yazdığı mailden anladım.daha önce de böyle buna yakın bir vakaya şahit olmuştum.hayatında çok kadın vardı.ama o kadar çok aşıktım ki ileride daha düzgün yaşar evlilik gereklerini yerine getirir gibi saçma gerekçelerle ilişkimi devam ettirdim. sorunun güvensizlik olduğunu ve bunun aşk ne kadar çok olursa olsun ilişkimize çok zarar vereceğini, benim aşmayacağımı hesaba katmadım.evliliğimiz sürece gerekleri yerine getirdi.işi sebebiyle yurt dışına çıkıyor.bir yemekte iki bayanla çekilmiş resmini gördüm.anlamsızdı dedi.koydum bir köşeye.daha sonra bayan bir iş arkadaşını erkek olarak kayıt etmiş.2 ay sürekli aramış.servisteki değişiklik nedeniyle dedi.neden erkek olarak kayıt ettiği ile ilgili yorum yapamıyor.bunlar güncel olanı.onun dışında iyi yanları da var.öncelikle kesinlikle mükemmel bir baba.iyi bir insan.hamileliğimde lohusalığımda kesinlikle mükemmeldi.çocukları ile ilgilenir.işinden vaktinde gelir.kazancı nettir ve benim yönetmemi ister.çocuklarını çok düşünür.evlediğimizde düzneli işi olmayan askerliğini yapmamış hayat anarşist evliliğe hapis olarak bakan birinden çıktı düzenli işi olan eğitmini askerliğini tamamlayan uzun saç küpe kargo pantolondan takım elbiseye geçiş yaptı.çok şaşırttı beni.ama benim güvensizliğimi iyileştiremedi. hem tembel biraz da bencil.oldu bitti geçti.diyor.aileme çok saygılıdır ve çok sever.... acaba beni aldatmasa idi ben onun bir iki resmini veya iş arkadaşını aramasını sorun yapar mıydım bilmiyorum.bunlarla karşılaştığım zaman sürekli 5 yıl önceye dönüyorum.aynı tepkiyi veriyorum.canım çok acıyor.geçmişe dönmenin yanlış olduğunun farkındayım.bana göre o yanlış bir şey yaptı.hep dikkatli olmalı.özen göstermeli.çünkü hatalı.ona göre oldu bitti.hayat devam ediyor.eşini aldatmış erkekmiş gibi davranmasına gerek yok.istediğim mutlu olmak mutlu etmek.bunun içinde eşimin karşı cins konusun da gereğinden fazla itinalı davranması gerekiyor.iş yerinden bir bayanın onu kafaya taktığını düşünüyorum.çünkü her yerde karşıma çıkıyor.iş maillerine baktığımda ona eşime daha özel davrandığını görüyorum.yurt dışına çıktığında ondan yardım istediğini görüyorum.iş servisi ile ilgili durumda ilk ona döndüğünü görüyorum.bu bayan eşimin doğum gününü es geçmez ama bebeğimiz oldu hayırlı olsun demedi.ilk defa eşimin iş yerine gideceği hafta sonu tesadüf oda geliyor falan filan.büyük bir kısmı benim takıntım abartmam.çünkü eşimin evliliğimizden önceki iki aldatma vakası beni eşimi her gördüğüm bayanla beni aldatıyor mu kuşkusunu geliştirdi.ilk yıllar daha yoğundu.şimdi azaldı.fakat tam bitmedi. benim bu bayanla hissettiklerim benim hüsnü kuruntum mu yoksa bir şey mi var bilmiyorum.eşim öyle özel gün falan bilmez,sohbet etmez,ben bir şey bulup onun önüne aha beni aldatıyorsun diye sunacağım dan benle pek paylaşmaz.beni ortama alıştırıp ortamı yakın hale getirmek için de erinir.az sosyalleşir.ve benden saklar.yani çözüme istekli ama tembeldir. netice bir daha aldatılmak istemiyorum.netice eğer olursa dürüstçe söylesin istiyorum.netice mutlu olmak istiyorum:(( artık kaygı ve korkularımdan kurtulmak istiyorum. tabiki de eşimi çok seviyorum.çocuklarımı çok seviyorum.elbetteki aile olarak devam etmek istiyorum.ama bu hastalıklı ruh halinden kurtulmak da istiyorum.bu halimin sebebi eşim.ama acımı arttıran benim. yani eşimle veya eşimsiz mutluluk huzur güven istiyorum.eşimin beni aldatıp aldatmadığını düşünmekten başka işlerle de meşgul olmak istiyorum.artık Allahın beni cezalandırığını düşünüyorum.hayatta tek derdim eşimin beni aldatması olmuş.ruh hastası olmuşum.çok ciddi yarıma ihtiyacım var.bir an beni aldatmayan sırtımı güvenle yasladığım eş düşünüyorum ve yarabbi ne güzel duyguymuş diyorum.umarım şansım yaver gitmiştir.ve sonuna kadar okumuşsunuzdur.ve de umarım cevap yazarsınız.çocuklarım ailem için yardım edin.

byhnztrk Tarafından Soruldu | 2013.10.09

Sayın danışanımız, Güven ilişkinin sevgiden sonra en önemli parçasıdır. İlişkide var olan güvenin kanıtı yoktur. Ancak güven kaybolunca da kanıt olsa bile güven geri yerine tam olarak gelmez. Evlilikte kadınların güvensizliği karşısındaki erkekten (eş) aldığı duygular ve kendi kişilik yapısının karışımı olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak bir aldatılma ya da aldatılma teşebbüsü olayları sonrasında bütün kadınlarda bir güvensizlik parçası kalmaktadır. Bir grup kadında ise aşırı ve yaşamını bozan düzeyde güvensizlik düşünceleri oluşmaktadır. Yani güveni bozan bir olay ilişkide kalıcı derecede bir güvensizlik hissi bırakmaktadır. Ancak bunun derecesi bireye ve eşin oluşturduğu güveni yeniden sağlamaya göre farklı olmaktadır. Güvensizlik yaratan birey bunu bir daha tekrar etmez ve tam aksine güven verici bir tutuma girerse ilişkide güvensizlik az derecede hatta göz ardı edilebilecek derecede kalmaktadır. Ancak bazı kadınlar çözülse bile bir güvensizlik problemini eşinin önüne bir problem olunca getirip onları yaşam boyu suçlu ve artık hiçbir şeyde haklı olamaz konuma getirmektedirler ki bu da ilişki için yıpratıcı olmaktadır. Bir evlilikte aldatılma riskini azaltmanın tek yolu evlilikte iyi bir ilişkinin ve duygusallığın oluşmasını sağlamaktır. Bir grup kadında ise psikiyatride “ Aşırı Değerlenmiş Düşünce “ dediğimiz abartılı bir şüphecilik ve güvensizlik duygusu oluşmaktadır. Bu paranoid bozukluğa yakın ancak mantığın bozulmadığı bir durumdur. Yani bir anlamda takıntı ile hafif paranoyanın karışımıdır. Eğer eş bu duyguları oluşturacak tutumda değil ve çevredekilerde bu güvensizliğinin aşırı olduğunu söylüyorsa, bu durum bireysel bir takım sorunların, geçmişte yaşanan güvensizlik olayı ile daha da yoğunlaşmasından ortaya çıkabilmektedir. Kişilik yapısı olarak da alıngan ve şüpheci bir yapı varsa bu da “aşırı değerlenmiş düşünceyi” arttırabilmektedir. Doğal olarak bu yapıya sahip birisi eşine yakın hisseden diğer bayanları daha çabuk fark eder y ada eşiyle paylaşımı azalınca ve ondan aldığı değerli hissetme duyguları yeterli olmazsa şüpheleri daha da artar. Psikiyatrik durumu değerlendiren sitemizde bulunan PAT psikiyatrik rahatsızlık risklerinin ne derecede olduğunu gösterecektir. Bu gibi durumlarda önce bireysel olarak bir psikiyatrist-terapiste başvurup, bireyden kaynaklanan problemleri bir çözüme koymak sonrada bu terapiyi eşin katılması sağlanabilirse çift sağlanamazsa da yine tek olarak evlilik terapisi olarak sürdürmek problem çözümüne yardımcıdır. Güvensizlik duyguları ve şüpheler yüzde yüz kalkmasa bile yaşamı ve ilişkiyi bozmayacak dereceye gelmesi sağlanabilmektedir. Bu gibi sorunlarda bireyin kendini evliliği dışında iyi ve değerli hissedeceği bir uğraşı ve ortam oluşturması da önemli olmaktadır. Yani evlilik dışında alınan değer duygusu bireyin özgüvenini arttırıp kaygı ve şüphelerini azaltmaktadır. Yani sadece evlilikte var olan bir kadın modelinden evlilik dışında da değerli ve yararlı hisseden bir kadın modeline geçmek de önemlidir. Samimi bulduğunuz ve evliliği iyi olup evliliğinde güvensizlik yaşamayan bir dostunuzla da düşüncelerinizi paylaşmak, sıkıntılarınızı azaltabilir. Kendi içinizde bu düşünceleri yaşarsanız hem gittikçe bu düşünceler daha kalıcı hale gelecek hem de oluşturduğu sıkıntılar psikiyatrik sorunlar geliştirme riskinizi arttıracaktır.

28 yasindayim.hayatimda su anda hissetmedigim kadar depresifim, agresifim ve bir ergen gibi davraniyorum.Cok mutsuzum.Intihar bile etmeyi dusundum.Aslinda iki universite mezunu, yuksek lisansin tez asamasina gelmis bir insanim ve uluslararasi bir firmada muhasebe ve finans uzmani olarak calisiyorum.ama isimi de sevmiyorum ve beni manevi olarak tatmin etmiyor.egitim veren , danismanlik yapan bir firmada calismak istiyorum ama tum bunlar icin enerjim yok.en son 4 aylik bir iliskim oldu ve ben 6 kez ayrildim karsi taraftan.Aslinda bu ilk degildi surekli iliskilerimde ayrilma egilimindeyim.son ayrilisimda karsi taraf beni istemedi ve ben yaklasik 3 aydir cok ciddi anlamda kendimi sucluyorum, dibe vurdum.cok pismanim hala iliskiden cikamadim.Surekli onu dusunuyor ve onunla yasiyorum.o ise beni gormek bile istemiyor.ben neden hem bu kadar ayrilip hemde su anda aci cektigimi bilmiyorum.yasimdan dolayi son firsati kacirdigim dusuncesine cok sik kapiliyorum.vucudumda onceye nazaran cok agir agrilar oluyor.sirtim ve belimde ozellikle de ... cok sik kalbim carpiyor, ellerim titriyor ve eskisi gibi mantikli davranamiyorum.Annem ve babam ayrilar ve ben anneme surekli sinirleniyorum onu fazlasiyla kiriyorum ve beni sevmedigini dusunuyorum. evde surekli kendimi kaybedip herkesi uzerken buluyorum ve sonrasinda uyuyamiyor, normal hayatimi devam ettiremiyorum.28 yasindayim ama ergenlikte gibi tutarsiz davranislar icindeyim ama cikamiyorum.surekli psikolojiyle ilgili seyler okuyor, diziler izliyorum ve kendimi kesfettikce kendimden daha cok uzaklasiyor ve patlamalar yasiyorum.arkadaslarima karsi ilgim azaldi.eskiden yalnizlik beni cok endiselendiren bir seyken simdi tek kalip surekli kendi psikolojimle ve nasil duzelecegimle ilgilenmekten bir hal oldum.

mugusgulus Tarafından Soruldu | 2013.10.16

Sayın Danışanımız, Depressif şikayetler psikiyatride, genel tıp dallarındaki ateş yada vücut ısısı artışı şikayeti gibi olabilmektedir. Ruhsal yada fiziksel bir çok rahatsızlık sonucu depressif şikayetler de görülebilmektedir. Kış aylarında sık görülen grip bile depressif şikayetler yapabilir. Kalp rahatsızlıklarından, hormonal hastalıklara kadar birçok fiziksel rahatsızlık da depressif şikayetler yada bunun ötesinde kişinin yaşamını bozar derecede depresyona (majör depresyon) sebep olabilir. Orta derecenin üstü yada ileri derecede depresyon yaşayanların önemli bir kısmı yaşamdan zevk almayıp, yaşamı ümitsiz ve anlamsız buldukları zaman yaşadıkları olumsuz düşüncelerin etkisi altında anlık olarak intiharı düşünebilmektedir . Bu depressif düşüncelerin etkisi altında iken oluşan bir durumdur, bireyler depresyonlarını tedavi ettirdikleri zaman kendine zarar verme düşünceleri de ortadan kaybolmaktadır. Eski sınıflamalarda depresyon Biyolojik(yani bir anlamda kalıtsal) yada Reaktif (yani yaşanan sıkıntılara tepki olarak ) diye sınıflandırılırdı. Ailedeki kan bağı olan bireylerde önemli derecede daha önce tedavisi gerekmiş depresyon olması , uyku-iştah-enerji gibi bedensel şikayetlerin ciddi derecede olması biyolojik depresyonu düşündürebilir. Halbuki sadece bir yaşam olayı sonrası (kız arkadaştan ayrılma, işsiz kalma, iş problemleri, evlilik problemleri gibi) oluşan depresyonlar ise kabaca reaktif (tepkisel)depresyonu düşündürür. Sinirlilik de depresyonun bir bulgusu olabilmektedir. Çocukluğumuzdan beri şekillenen kişilik yapımız da olaylara verdiğimiz tepkilerin şeklini belirlemektedir. Bazı kişilik özellikleri bireyleri ilişkilerinde tıkanmaya götürüp bunun sonunda depressif şikayetler oluşturmaktadır. Bazen de çok belirgin olmasa bile duygusal dalgalanmalar yani çok iyiden çok kötüye belirgin bir sebep olmadan duygu geçişleri, sinirlilik, çocukluk eğitim çağında çok başarılı yada başarısız olma, ailede duygu durum rahatsızlığı geçiren bir bireyin olması bipolar(iki uçlu) bozukluğun kesin olmayan belirtileri olabilmektedir. Bipolar bozukluk birçok tipi ve şekli olan bir rahatsızlıktır ve çoğunlukla önceden depresyon olarak başlayıp birkaç depresyon atağından sonra manik (aşırı canlanma ) dönemine geçiş yapabilir. Ancak bugün toplumda depresyon diye bireylerin kendi kendilerine koydukları teşhis çoğunlukla olaylara bağlı oluşan depressif şikayetleri yada depressif bozukluğu ifade etmektedir.

MERHABA,2-3 YAŞLARINDAN İTİBAREN KOLLARIMDAKİ TÜYLERİ EMİYORUM. BU BANA ÇOK BÜYÜK BİR HAZ VERİYOR. ŞUAN 26 YAŞINDAYIM VE 7-8 SENEDİR DE TÜYLERİ DİŞLERİMLE KOPARIYORUM. BURNUMA KOKUM GELİYOR ÖNCELİKLE ÇOK HOŞ BİR KOKU, SONRA EMME HİSSİ SONRADA KOPARTMA. KOLLARIMI AĞZIMA GÖTÜREMEYİNCE 1 SENEDİR TIRNAKLARIMLA KOPARIYORUM.VE GÜN İÇERİSİNDE İŞTE İKEN BİLE KOLLARIMI KİMSE GÖRMEDEN EMİYORUM. YAKIN ÇEVREMDEN BİRİLERİ OLUNCA ÇEKİNMEDEN EMİP,KOPARIYORUM.VE SEBEBİNİ MERAK EDİYORUM....ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER...."

brc87 Tarafından Soruldu | 2013.10.17

Sayın danışanımız, Tüy emme ve kopartma, tüy yolma trikotillomani denilen psikiyatrik bir rahatsızlığın bulgularıdır. Bir diğer kullanılan ve çok da bilinmeyen teşhis “ Vücuda Yoğunlaşmış Tekrarlayıcı Davranış”tır. Yani saçı çekme- ısırma, deriyi kazıma, tırnak yeme, yanak ısırma, sivilce yolma gibi vücutta hasar yapan davranışlardır. Çoğunlukla bireyler kendi başlarına olduklarında ortaya çıkan durumlardır. En sık olarak 11-13 yaş arasında başlar ancak daha erken çocukluk yaşlarında da başlayabilmektedir. Doğadaki canlılarda da tekrarlayıcı ve takıntılı şekilde kürklerini ve tüylerini yolma, yalama ve ısırma davranışı görülebilmektedir. Yani sadece insana özgü bir problem değildir. Toplumda aslında sık rastlanılan bir problemdir ve % 2 ile %5 oranında görülebilmektedir, sıklığı fazla bir durumdur. Vücuda zarar vermesine rağmen, bireyler için gerginlik azaltıcı yada haz verici bir tarafı da olmaktadır. Kalıtsal olarak aileden bireylere aktarıldığı da düşünülmektedir. Psikiyatride Dürtü Kontrol Bozuklukları yada Obsessif Kompulsif Bozukluk yelpazesi içinde değerlendirilmektedir.

çok teşekkür ederim.cevabınızı ilgiyle okudum.tavsiyelerinizi dikkate alacağım.en kısa sürede sizle iletişime geçeceğim.iyi günler.

byhnztrk Tarafından Soruldu | 2013.10.21

merhabalar... 1yıl 8aylık uzaktan yürütmeye çalıştığımız bir ilişkinin sonucunda çarşamba günü evleniyoruz...tartışmalarımız çok olduğu gibi düğün arefesinde yine kavgalıyız. nikahımızı yapalı 3 ay oldu ve eşim nikahtan sonra biraz değişti. ailemden pek hoşlanmadığı gibi ailemle biyerlere gitmemi istemiyor. ben de, onların yanındayken onlara tabiiyim burası babamın evi diyorum hayır sen hala eşli yaşamayı öğrenemedin bir çiftmişiz gibi davranmıyorsun diyor. söylediklerimi yapmıyorsun diyor. söyledikleri de bana yersiz kıskançlık ve sahiplenme gibi geliyor. bu evlendikten sonra da devam eder mi sizce ilişkimiz nereye gidiyor bu tartışmalar evlenince yerini mutluluğa bırakır mı? yardımcı olursanız çok sevinirim oldukça üzülüyorum bu halimize...

gzdsvr Tarafından Soruldu | 2013.10.21

Sayın danışanımız, Evlilikte mutluluk aslında iki bireyin duygusal ve yaşamsal uyumluluğu ile ilgilidir. Daha doğrusu zamanla iki bireyin birbirini olgunlaştırarak uyum sağlamaları sürecidir. İki bireyin dışındakiler bu süreci kolaylaştırabilir yada olumsuzsa zorlaştırabilir. Daha kolay olan, aslında evlilik öncesi çiftin sorunlarını görüp bunların önemli kısmını beraber yaşamadan önce çözmeleridir. AİR programını geliştirme amacım da , evlilik öncesi çiftlerin problemlerini detaylı görüp çözüm önerileri verip çiftlerin çözüm sürecine evlilik öncesi girmelerini sağlamaktı. Evlilik öncesi sorunların evlilik içinde çözülmesi hem daha zor hem de çift için daha yıpratıcı olmaktadır. Ancak her evlilikte ilk yıl içinde farklı davranış, alışkanlık ve yaşamları birbirine uydurmadan kaynaklanan ciddi olmayan problemler olmaktadır. Bu doğal bir süreçtir. En yakın arkadaşınız evinize taşınsa, onla bile bazı uyumsuzluklar yaşayabilirsiniz. Ülkemizdeki bireyler cinsiyeti ne olursa olsun evlendikleri kişiye sahiplenip onları yakınları ile bile paylaşmak istemiyorlar. Aslında ilişkide ona özel bir duygu arama normal bir duygudur. Ancak kıskanma yada kontrol etme derecesine gelen sahiplenme , paylaşma değil de sadece kendi için bir evlilik arama göstergesi olabilmektedir. İlişki yada evlilikte iki bireyin paylaşım duygusu arttıkça ilişki daha da güçlenir. Sadece bir bireyin kendi istediği yönde ilişkinin şekillenmesini istemesi karşısındakini sevmekten çok kendini sevmesi ile ilgili bir problemdir. Çiftler bu tarz sorunlarda kendilerini haklı çıkarma değil de birbirlerini anlama yönünde hareket ettiklerinde çözümü daha kolay bulabilirler. Ancak bir bireyin çözüm için adım atmadığı noktada diğer bireyin çabası ile ilişkideki problemler belli derecede çözülebilir. Bu uzun sürebilecek dönemde dikkat edilmesi gereken konu, ne olursa olsun evdeki olumlu havanın kaybedilmemesi ve kızgınlık duygularının arttırılmamasıdır. Diğer bireyin bencil ve ben merkezli yapısı değişmezse çözüm tıkanabilir. Ya da anlaşmazlıklarda geri adım atmayan bireyler de ilişkiyi zorlamaktadır.

hiç aldatılmamak için ne yapmak, nasıl yaşamak, nasıl davranmak gerekiyor?kadınlar için aldatılmak kader mi?

byhnztrk Tarafından Soruldu | 2013.10.25

Sayın danışanımız, Aldatılma bir kelimedir ancak içinde binlerce değişik durumu anlatır. Aldatılma sadece kadının başına gelen bir durum da değildir. Aldatılan erkek sayısında da son yıllarda artış vardır. Ne olursa olsun aldatılma ya da daha da kötüsü hem aldatılıp hem de kandırılma ilişkileri en çok zedeleyen ve geri dönülmez yaralar açan bir durumdur. Bir çok çift aldatılmanın üstesinden gelip çözse bile ilişkinin ya da evliliğin sihrini ve kalitesini bozmaktadır. Aslında aldatılmayı bireye ait ya da ilişkiye ait diye iki kısımda değerlendirmek gerekir. Bireysel nedenli aldatmalarda; bireyden kaynaklanan kusurlar söz konusudur. Genelde hep sevilmeye alışmış, egolarını hep yeni ilişkilerle besleyen, bir ilişkiye tam olarak bağlanamayan ve karşı tarafın verdiği çekicilik duygusuna çabuk kapılabilen, kendini aşırı seven, sosyal ve hareketli bireylerin aldatma eğilimi riski daha yüksek olmaktadır. Son yıllarda iş yaşamı ve zorlu hayat koşullarından yıpranan bireylerde oluşan sıkışmışlık duygusu ile de onlar için yeni bir heyecan olacak evlilik dışı ilişkilere kapılmaktadırlar. Diğer taraftan evliliğinde sıkıntılar yaşayan bireylerde duygusal boşluk oluşmakta ve bu boşluğun etkisi ile başka ilişkilere çekilebilmektedirler. Tüm bunların yanı sıra bireyleri arkadaşları da evlilik dışı ilişkilere cesaretlendirebilmektedirler. Kendileri eşlerini kısa gecelik olsa bile aldatabilen bireyler diğer arkadaşlarını da iş gezilerinde buna teşvik edebilmektedirler. Toplumda ve medyada aldatılmanın sanki olabilirliği yüksek bir şey gibi sunulması da aldatmayı teşvik etmektedir. Hâlbuki aldatma bir sorumsuzluk ve sorumsuzluğu yapan bireylere toplumsal yükümlülükler getiren bir durum olsa, bireyler bu konuda daha dikkatli davranabileceklerdir. Aldatılmayı önlemenin en önemli tedbiri evliliği ya da ilişkiyi iyi tutmaktır. İlişkiyi yıpranmalardan korumak, beraberce ortak değerler yaratmak, ilişkiyi tüketim toplumunun sunduğu eğlencelerden kurtararak sadece beraberliğin yaşandığı ve duygusallığın geliştirildiği alanlar yaratmak da tedbirlerden bazılarıdır. Yani ilişki bireyler için o kadar değerli ve bağlanılan hale getirilmelidir ki kaybını riske etmekten korksunlar. Ayrıca eşinizin ilişkiden uzaklaşacak kadar bağımsız bir yaşantısının olmasını da önlemek gerekir. İş dolayısı ile bu bağımsızlık varsa, eşiniz ve duygularını yakın olarak da takip etmelisiniz. Bireyin kendisini de değerli hissettiren bir yaşam tarzına girmekte diğer kişide bir hayranlık duygusu uyandıracağından aldatılmaya karşı bir önlemdir. Aşırı kıskançlıklar, sürekli karşı tarafı eleştiri, öfke kontrolünde problemler, karşı tarafı güçsüz ve değersiz hissettirme, karşı tarafı düşünmeme ve yaşamı sıkıcı hale getirme de diğer bireyi aldatmaya yönlendirebilir.

hocam ben 2004 yılında askere gittim 3 kez testis torsuyonu neticesi ile amilayat oldum ve testisimin bir tanesini kaybettim daha sonraları komutanlarla aram bozuldu intihar etmeye kalktım ama başaramadım tedavi gördüm askerlik beni çok yıorattı bitirdi doktorlar tek testisle bile idare edersin dediler konu testis değil karmaşık olan kafam yeri geldiğimde çok iyi yeri geldiğinde sinirli kendimi tanımıyorum artık askerlik bitti manisa ruh sağlığı hastanesinde yattım 8 yıldır bipolar efektif bozukluğu tedavisi görüyorum şuan kamu sektöründe özel ücretli çalışanım hastalığım beni bazen çok yıkıyor kendimde olmadan yüklü harcamalar yapıyorum cinsel dürtülerin artıyor ve bir müddet sonra pişman oluyorum bunları neden yapıyorum diye üzülüyorum 2 senelik evliyim şimdi ne yapacağım bilmiyorum . hocam eşimi çok seviyorum kendimi işede veremiyrum ne yapacağım hocam

HAKKI Tarafından Soruldu | 2013.11.25

Sayın danışanımız, Psikiyatrik rahatsızlıklardan bazıları, kalıtsal olarak nesilden nesile o aileden bazı kişilere geçen hastalıklardır. Ancak kalıtsal olarak birisinde bir psikiyatrik rahatsızlık eğilimi olsa bile , yaşamlarını ve sağlıklarını etkileyen olaylar olmaz ise ortaya çıkmayabilmektedirler. Bipolar Mizaç Bozukluğu yada İki Uçlu Mizaç Bozukluğu da bireylerin duygu durumundaki düzensizliklerden kaynaklanan ve kalıtsal tarafı da olan bir rahatsızlıktır. Bipolar Bozuklukların çok değişik ve hafif tipleri olduğu gibi bazen de Bipolar Spektrum denilen ve bipolar bozukluklara yakınlığı olan bir çok rahatsızlığı da kapsayabilmektedir. Bipolar bozukluklar , hem bu konuda kullanılan ilaçlar hem de terapi ve hastalığa karşı bilinçlenme ile iyi bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Bipolar rahatsızlığı tedavi olan kişi de herhangi bir kişi gibi iş ve aile yaşamını sorunsuzca sürdürebilir. Ancak bipolar bozukluk dışında bireyde başka rahatsızlıklar ve sorunlar varsa , bu bipolar bozukluğun tedavisini zorlaştırmaktadır. Bipolar bozuklukta aşırı neşelenmenin ve canlanmanın olduğu dönem daha kısa, neşesizliğin olduğu depressif dönem daha uzun sürmektedir. Her iki döneminde iç içe geçtiği ve şikayetlerin karışık olarak ortaya çıktığı dönemler de olabilmektedir. Bipolar bozukluğu olan birey, iyi bir tedavi ile 3 seneyi hastalık olmadan geçiriyorsa, bipolar rahatsızlığın tekrarlama riski , kaybolmamasına rağmen ciddi olarak azalmaktadır.

ben 19 yaşındayım uyku problemim var yatağa yattığımda bile 1 2 saat gectikden sonra uyuyabiliyorum.bir de uyanık oldugum halde hayaller kuruyorum hiç tanımadığım insanlarla yasıyorum ve kendimi de baska biri olarak görüyorum ismim görünüsümü degiştirip hayal ediyorum.dizilerin içinde buluyorum bazen kendimi bazen de tanımadığım insanlar hayallerim de arkadasım oluyor.doktora gitmeyi istiyorum ama cekiniyorum biraz da bu sorunun nedeni ve çözümü nedir?

as Tarafından Soruldu | 2013.12.20

Sayın Danışanımız, Uyku problemleri uykunun değişik dönemlerini kapsayabilir. Yeterli saat uyunsa bile uyku kalitesi istenilen düzeyde değilse , bireyler yeterince uyuyup dinlendiği duygusunu almazlar. Uyku her insanda parmak izi gibi farklıdır. Düşünüldüğünün aksine uyku sadece gözlerin kapandığı bir dönem değildir. Uykuya dalındıktan sonra uykunun değişik dönemleri başlar ve gittikçe derin uyku bölümlerine doğru ilerler. Kişiye iyi uyuduğu duygusunu veren derin uyku yani uykunun 3. ve 4. dönemidir. 1. ve 2. dönem (hafif uyku) göz kapalı ve ne kadar uzun sürerse sürsün kişiye uykudan uyandığında dinlenmiş duygusu vermez. Halbuki bir grup kişi de kafasını yastığa koyduktan kısa süre sonra 3. ve 4. döneme (derin uyku) girerse , saat olarak az uyumasına rağmen kaliteli ve dinlendirici bir uykuya sahip olur. Uykuda 1. dönemden kademeli olarak 4. döneme geçilir, bu otomobilde vites değiştirme gibidir. Uykuya dalmada güçlük bazen günün gerginliği ve stresi yada sıkıntıları ile ilgili olabilmektedir. Birde rahat uyuyabilmek için “uyku sağlığı” na dikkat etmek gerekir .Yani her gün benzer saatte yatma, yatmadan 6 saat önce kahve, kola ve çay gibi uyarıcı içecekler kullanmama, oda ısısı ve gürültü düzeyini belli bir seviyede tutma yada rahat uyunabilir bir yatağa sahip olma gibi. Hayal kurma bir psikiyatrik bozukluk değildir. Özellikle ergenlikte, gençler yoğun olarak hayal dünyasına dalıp gündüz hayallerine dalabilir. Hayal ve fantezi dünyasında değişik kişiliklere girer , yaşıyormuşçasına hayal dünyası olaylarının içindedir. Fantastik film ya da roman yazarlarının iç dünyası da böyledir. Ancak hayal dünyası günlük yaşamını ve derslerini önemli ölçüde bozar düzeye gelirse bir terapi önerilebilir. Bazen de gençlerde günlük yaşamın gerçeklerinden kaçış amacıyla nasıl yoğun olarak eve kapanıp internetle zaman harcanıyorlarsa, aynı şekilde hayal dünyasına dalma da olabilmektedir. Bireyler sosyalleştikçe ve kendi başlarına değil de sosyal çevreleri ile daha çok zaman geçirmeye başladıkça hayal dünyasına yoğunlaşmaları azalmaktadır.

çok sıkıntıdayım yardımcı olursanız sevinirim... öncelikle şöyle anlatayım hocam ,, lise okurken aniden kendi kendime şunu yaptım mı sunu dedim mi diye şüphelenmeler ve ben yapmadım demedim gibi kendi kendime konuşmalar , bunun üzerine cok geçmeden arkadaşımın boğularak öldüğünü gördüm ve dedem öldü ve üstüne yaptıklarımdan şüphelenmeler dini sapkın düşünceler cinsel görüntü imgeler kurtulamadığım.... bu bir kaç yıl sürdü sonra hafifledi unuttum gibi bunları 6-7 yıl sonra tekrar başladılar aynı düşünceler aynı şeyler boğuyor bitiriyor hayat enerjimi sömürüyor... istemediğim şeyleri söylüyor sanki ağımdan çıkıyormuş gibi ... en çok dini anlamda rahatsız oluyorum ... şu aralar rahatsızlığım devam ediyor cok az hafiflese de çünkü sanırım bu nöbet gibi 1 -2 yıl süren ve bu nöbette 1,5 yıl oldu ... ne yapacağımı bilemiyorum, düşüncelerimi kontrol edemiyor gibiyim.. teşekürler

karakaya86 Tarafından Soruldu | 2014.01.20

Sayın danışanımız, Obsesyon yada genel dilde kullanıldığı şekliyle takıntılar insanın aklına gelen ve onun yapısına ters düşen ama akıldan da atılamayan ısrarcı düşüncelerdir. Obsesyonlar kişinin isteği dışında oluşur ve kontrol edilemezler. Genelde bireyin yapısına ters gelen düşünceler, obsesyon olarak ortaya çıkar bundan dolayı da bireyi çok sıkıntıya götürür. Obsessif kompulsif bozukluğu olduğunu bilemeyen bireyler , takıntılarını yıllarca kendi içlerinde saklayıp yaşarlar. Takıntılardan en sık bilineni kirlilik-temizlik takıntısı olamasına rağmen, düşüncelerin hakim olduğu; emin olamama, rahatsız edici akla gelen imajlar, dini konuda istem dışı karşı görüşler, kötü bir şeylere kendinin sebep olduğu vesveseleri ve çok değişik takıntılar da oluşmaktadır. Başlangıç yaşı, obsesyonlarda ergenlik döneminde olup yıllar içinde azalıp artan bir seyir gösterebilir. Obsessif kompulsif bozukluk ilerledikçe , artık azalma dönemleri kaybolmaya başlar. Tedavisi , obsesyonların şiddetine göre psikiyatrik ilaçlar ve özellikle davranışçı bilişsel tedavi ile beraber yapılır. İlerleyen obsessif kompulsif vakalarının tedavisi zor ve hasta ve yakınları için de tüketicidir.

Bir gün çok mutluyum aynaya baktığımda gözlerimin parladığını gördüm.Bu parlama dışardan bir etkiyle oluşturulmuş ya da hastalık belirtisi olan bi parlama değil.Daha çok heyecan ve mutluluktan olan bir parlama. Sonra bu ışıltı kayboldu tabi mutluluğumda. Tekrar eskisi gibi nasıl mutlu olurum nolur yardım edin.

McQuay Tarafından Soruldu | 2014.02.01

Sayın danışanımız, Bir psikiyatrik teşhis yada tespit yapılabilmesi için , kişinin şikayetlerinin bütününün bilinmesi gerekir. Yani tek bir şikayet yada yaşanan anlık bir duygu ; bir tespit yada teşhis yapılması için yetersizdir. Ayrıca her yaşanan şikayet , bir psikiyatrik rahatsızlık bulgusu yada belirtisi de olmayabilir. İnsan beyni sürekli aynı duyguları üretmez, yaşanan olaylara ve kendi kimyasal değişimlerine göre farklı duygular yaratabilir. Bu duygular süre ve şiddet olarak kişinin yaşamını bozucu ya da etkileyici ise psikiyatrik bir teşhis düşünülebilir. Bunun dışında kişilerin anlık doğal olarak yaşadığı çok yoğun ve güzel duyguları , sürekli tutmak mümkün olmayabilir. Ancak bireyler kendi iç dünyalarında , sıkıntılarını ve çatışmalarını çözüp , yaşamdan doyum almaya başlarlarsa sürekli mutluluk duygusunu yakalayabilirler.

yapısal şiddet nedir

zilan Tarafından Soruldu | 2014.02.21

Sayın danışanımız, Sorunuz çok kısa olduğu için yanıt veremiyoruz. Daha detaylı yazabilirseniz sorunuza yardımcı olmak isterim.

3 yıldır olan bir birlikteliğim vardı çok seviyordum halada öyle ama 20 gün önce facebook adresinde bir kızla arkadaş olmuş kim nerden tanıyosun dediğimde tanımıyorum istek yollamış bende kabul ettim cevabını aldım benimde kıskançlık damarım tuttu asla hakaret olmayan ama tripli laflar ettim ve o birden ilişkimizi bitirdi neye uğradığımı şaşırdım ardından bir hafta ne kadar aradıysam cevap alamadım artık bende ümidimi kesmek istiyorum ama hala bir beklenti içerisindeyim yanlış mı yaoıyorum bilmiyorum ama çok yıpranıyorum bu 20 gün beni mahvetti psikolojik olarak çok kötü durumdayım lütfen bana bir akıl verin ilginiz için şimdiden teşekkürler..

kırık kalp Tarafından Soruldu | 2014.02.25

Sayın danışanımız, Hiçbir ilişki tek bir tartışma ile bitmez. İlişkiler , içindeki problemlerin ve sorunların birikmesi sonucu , bir soruna denk gelip o kırılma noktasında bitebilir. Yıllar içinde ilişkinin iyi yönleri gelişirken , sıkıntılı parçaları da eş zamanlı gelişmeye başlar. İlişkinin ilerlemesi bu gelişen problemlerin ilişkiyi duygusal olarak bozmadan çözülmesine de bağlıdır. Doğal olarak, ilişkinin problemleri deyince sadece iki taraftan kaynaklanan problemler değil bazen de tek taraftan kaynaklanan problemler söz konusu olabilmektedir. Kişilerin iç dünyalarındaki sorun ve karmaşalar ya da değişimler sonucu , daha önce olumlu baktıkları bir ilişkiye daha olumsuz bakış açısı geliştirmeye başlarlar. Böyle olunca karşısındaki insanın tüm çabalarına rağmen , ilişkileri çözümsüzlüğe doğru gider. Bu bir eşin ölümcül bir hastalığa yakalanması sonucu mutlu evliliğin bitişi gibi bir süreçtir. Facebook gibi ortamlar ilişkilerin başlaması veya bitişi için kolaylaştırıcı olabilmektedir. Çükü günümüzdeki maalesef kazanmanın hedef olduğu kültürde, facebook ilişkileri de kazanılan yada kaybedilen bir yarışmaya sokmaktadır. Bir ilişkideki zorluklar nedeniyle, bireyleri daha kolay diye algıladıkları başka ilişkilere götürebilmektedir. İlişkilerdeki ayrılıklarda en önemli nokta soğukkanlılığı koruyarak daha doğrusu ilişkiyi daha kötü hale getirmeden bir iletişim kanalını açık tutmaktır. İlişkiyi asla kötü hale getirmeden, onun sıkıntıları ile ilgiyi devam yönünde mesajlar vermek de önemlidir. Ancak karşıdaki kişi bir ayı geçen sürede dönüş yapmazsa ilişki ciddi anlamda bir kopuş sürecine girmiştir anlamına gelir ve kopan duyguyu da yapıştırmak çok kolay değildir. Kötü bitmeyen ilişkiler içlerinde her zaman küçük de olsa yeniden canlanacak bir parça bırakabilirler. Biten ilişkilerden sonra 3ay -1 yıl süre alabilen ve bağlılığın derecesine bağlı bir yas(kayıp reaksiyonu) yaşanır. Kabullenme olmasa bile zorlu bir duruma alışma süreci oluşur. Bitse bile , ilişkinin problemlerini görmek için AİR(Akıllı İlişki Raporu) adlı bilişsel bilgisayar programını yapmanızı öneririm. Bu size ilerideki ilişkilerinizle , eski ilişkinizi karşılaştırma olanağı da verecektir.

Merhabalar hocam ben 16 yaşında stajyer diş teknisyeniyim hiç ağlayamıyorum ne olursa olsun ölüm sıkıntı stres ağlamak istiyorum ama olmuyor en son 4 yıl önce dayımın vefatında çok az ağlayabilmiştim.hocam insanlardan soğumaya herşeylerinde kusur aramaya başladım lütfen yardım edin sigarayada başladım intihar aşamasına kadar geldim.teşekkürler

emre_ceza179 Tarafından Soruldu | 2014.02.26

Sayın danışanımız, Psikiyatrik rahatsızlıklar her zaman aynı bulgularla kendini göstermez. Örneğin çok bilinen bir rahatsızlık olan Panik Bozuklukta sinirlilik de bir bulgu olabilmektedir. Aynı şekilde Depresyon yada klinik olarak Major Depresyon özellikle başlangıç dönemlerinde kendini çok farklı şekillerde gösterebilir. Çocuklarda ve gençlerde davranış bozuklukları , yaşlılarda ise bedensel şikayetler ve ağrı bir depresyon belirtisi olabilmektedir. Bu tarzda belirtileri tipik olmayan depresyonlara eskiden “ Maskeli Depresyon” tanımı kullanılmıştır. Bazen de bireylerde Depresyon , duygu donukluğu olarak kendini gösterebilmektedir. İnsanlar kötü hissetmeseler bile “ hiçbir duygu” da hissedememekte ve bir anlamda donuk ve hissiz olmaktadırlar. Duygular insan yaşamının zenginleştirici parçası olduğu için duygusuz hissetme de çok rahatsız edici bir bulgu olmaktadır. Mesela bir müzisyen Maskeli Depresyonda müzik aletini çalabilmekte ama çaldığı müzikten zevk almamaktadır. Duygular donuklaşınca diğer insanlara karşı tahammülsüzlük ve onlara karşı olumsuz bir tutumda gelişebilmektedir. Depresyonda tahammül yada tolerans azalınca, doğru orantılı olarak sinirlilik artar.

Sayın Hocam 43 Yaşında Evli 2 Erkek Çocuk babasıyım 16 ve 11 yaşlarında 18 Yıllık Evliyim . Benim sorum Önemli bir konu konuşacağım zaman oğlumla önemli bir şey eşimle önemli bir şey konuşacağım zaman gözlerimden yaş gelmesi kalbimin hızla atması nefes alıp vermem hızlanıyor zor konuşuyorum bunu dısında iyi akıcı konusan biriyim toplulukda sıkıntı çekmeyen ikili ilişkileri iyi biriyim gözlerimin sulanma sebebi sizce ne olabilir.

themask Tarafından Soruldu | 2014.03.02

Sayın Danışanımız, İnsanların her davranış ve duygusu bilinçli değildir. Özellikle çocuklukta yaşanan bazı duygular hatırlanmasa bile iç dünyamızda yerleşir ve onu hatırlatan ipuçları ile harekete geçebilir. Bazı bireylerin, gerek duygusal gerekse davranış olarak verdikleri farklı tepkilerin temelinde de bu olabilmektedir. Bazen de az bilinen olarak “Otonomik Hiperaktivite Sendromu” nda, yani heyecana yol açan Otonomik Sistemin fazla çalışmasında da bu durum görülebilmektedir. “Otonomik Hiperaktivite”, Otonom Sinir Sisteminin düzenli çalışmamasından ileri gelir. Kabaca ruhsal yada fiziksel bir tehlike anında oluşan tepkilere neden olan sistemimiz Otonom Sinir Sistemidir.

15 yasında bı erkek kardesım var ve 3 harflılerı gordugunu soyluyor gecenın bır yarısı kalkıyor ve namaz kılıyor ara sıra dısarıda bagırarak sarkı soyluyor oturdugu yerden tekbır getırıyor tuvalete gıttgıgınde duvarlara fılan su tutuyor seebebı ne olabılır yardımcı olun lutfen

merve57 Tarafından Soruldu | 2014.03.02

Sayın Danışanımız, Psikotik Bozukluklar yani Akıl Hastalıkları bireyin mantık ve düşüncesini bozan ,algı bozukluları yapan ve buna bağlı olarak da davranış problemlerine sebep olan hastalıklardır. Psikotik Rahatsızlığı olan hasta, mantık dışı ve toplumun normal diye kabul edemeyeceği düşünce, duyguların ve var olmayan görüntülerin etkisi altında kalarak, kendi iradesi dışında garip davranışlar ve tutumlar içine girebilir. Tedavi ile bazı Psikotik Bozukluklar kısa sürede iyileşirken , bazıları da kalıcı olabilmektedir. Psikotik Bozukluk bazen bir hastalığın ana belirtisi iken bazen de bir hastalığın geçici dönem belirtisi olabilmektedir. Mesela Affektif Bozukluklar yada Duygu Durum Bozukluklarının (Depresyon ,Manik-Depresif Bozukluk yada başka deyişle Bipolar Bozukluk gibi) ileri şekillerinde de geçici olarak psikotik bulgular görülebilmektedir. Psikotik bulgular sadece psikiyatrik rahatsızlıklar da değil aynı zamanda fiziksel bir rahatsızlığın sonucu olarak yada son zamanlarda kullanımı artan sentetik yada sentetik olmayan uyuşturucu kullanımının sonuç olarak da ortaya çıkabilmektedir. Psikotik rahatsızlığı olanların düşünce bozukluğu olduğu için mantıklı bir yaklaşımla onları tedaviye ikna etmek de zor olmaktadır. 112 acilden yardım isteyerek veya zorunlu bir yatış gerekiyorsa süreci başlatmak için, bulunulan ilçe kaymakamlığına hastanın tedavi için ilgili sağlık kurumuna emniyet güçlerinin yardımı ile götürülmesi için dilekçe ile başvurulması gerekmektedir. Ancak düşünce ve mantığı bozulsa bile bir çok hasta iyi bir yaklaşım ve psikiyatristin yardımcı tutumu ile tedaviye yönlendirilebilmektedir. İlk kez rahatsız olan hastaların tedavisi çok daha önemlidir. Çünkü, iyi tedavi edilirler ve yatış sonrası da tedavilerini sürdürürler ise, bu hastaların % 10 ile % 20 sinde hastalık geçmekte ve bir daha tekrar etmeyebilmektedir. Psikotik Bozuklukların en büyük olumsuzluğu hastalığın , özellikle tedavi sağlıklı bir şekilde sürdürülmediği zaman tekrar etme riskleridir.

Hocam merhabalar, Uzun zamandır sosyal anksiyete bozukluğu tedavisi görmeye çalışıyorum birçok kez farklı doktorlarla farklı ilaçlar denedim fakat fayda görmedim.Hayattan büyük oranda soyutlanmış bir birey olarak yaşıyorum hiçbir zaman kendimi hiçbir alanda kanıtlayamadım.Öyle ki artık hayattan hiçbir beklentim bulunmamakta.Hiçbirşeyden mutluluk alamıyorum çok şey kaçırdım eğitim hayatımım alt üst oldu.Saçlarım ağardı ve döküldü.Eski halimden hiçbir eser yok görenler tanımıyor nerdeyse.Bir dağ adamı gibi hayattan soyutlanmış şekilde yaşıyorum.Toplu taşıma araçlarına binemiyorum.Kalabalık ortamlara sosyal mekanlara giremiyorum.Hergün okuldan yurda yurttan okula gidiyorum.Tek uğraşım bilgisayarım.Daha önce bulunduğum yerin en iyi psikolugundan randevu almaya çalıştım ama vermedi çok yoğunmuş doktorlar da geri çeviriyor artık beni.Armağan bey bana tavsiyeleriniz nelerdir acaba bu sorunun kesin çözümü yok mudur?Allah razı olsun şimdiden daha fazla yıpranmak istemiyorum yakında stresten kanser olacağım.Zaten stres kaynaklı birçok fiziksel sorunlar yaşadım biraz dahası beni ölüme götürür gibi.20 yaşımda tüm bunları yaşamış biri olarak daha fazlasını yaşamak istemiyorum üstü kalsın diyorum ama intihar etmek de istemiyorum günah olduğu için.

Derek Vinyard Tarafından Soruldu | 2014.03.04

Sayın danışanımız, Sosyal Fobi yada Sosyal Anksiyete Bozukluğu , bireylerin caddede çırılçıplak yürüdüğünde duyacağı rahatsızlık duygusuna benzer bir çekinme , kaçınma ve kaygı yaratmaktadır. Toplumun yaklaşık % 12 sine kadarı yaşamlarının bir döneminde değişik derecelerde Sosyal Fobi yaşamaktadırlar. . Birçok Sosyal Fobi hastası, çocuklukta yaşadıkları aşırı kuralcı ve eleştirici bir yetiştirme tarzı ve özgüven eksikliği problemleri temeli ile büyürler. Ergenlik çağına gelince yani artık sosyalleşmenin ve benlik algısının geliştiği dönemde, sosyal fobilerini fark etmeye başlarlar. Ancak tedaviye adım atmakta da , çekingenliklerinden dolayı gecikirler. Eğer iyi bir arkadaş ortamı ve sosyal olmalarını gerektiren bir yaşantı içinde iseler, Sosyal Fobileri azalır yada kendi başlarına atlatabilirler. Aksine, içe kapanır ve kendilerini çevreden soyutlarlar ise Sosyal Fobi ve kaygıları gittikçe artar. Kısır döngü de bu noktada başlar yani içe kapandıkça Sosyal Fobi artar , Sosyal Fobi arttıkça içe kapanma fazlalaşır. Birçok Sosyal Fobik hasta iş başarısını yeterince ortaya koyamaz, çünkü sosyal kaygılarından dolayı , işlerini iyi yapmalarına rağmen hep geri planda sessiz kalırlar, girişkenlik yada sunum gerektirecek işte yükselme fırsatlarından da korkarlar. Sosyal Fobi tek başına ilaçlarla tedavisi olan bir rahatsızlık değildir. Rahatsızlığın hafif şekillerinde sadece terapi ile tedavi edilebilse bile orta ve ileri derecedeki rahatsızlıklarda , terapiye psikiyatrik bir ilaç ilavesi gerekebilmektedir. Hernekadar davranışçı ve bilişsel terapiler Sosyal Fobi de ön planda olsa da, bazı dirençli hastalarda kısa psikodinamik terapi yaklaşımı da gerekmektedir. Terapide en önemli nokta hem yöntem olarak hem de hastayı sadece tedavi eden değil bir anlamda da iyi takip eden süreklilik sağlayan bir psikiyatrist-terapistin olmasıdır.

ıkı yıla yakın evlıyım eşim evlılık basından ITIBAREN KAVGADA TARTISMADA EVI ERKEdıyor uc ay dört ay sonra görusuyrz affetmem netıcesınde gerı gelıyr cocuk ıstemıyr evlılık oturmamıs dıye tartısma sırasında öfkesıne hakım olamayarak hakaret vs. söyluyr sonrasında konustugumda böyle yapma sınırlenınce evı terketmek yerıne hava al gel dıye tamam dıyr fakat degısme yok ve bu durumlar sonunda senı sevıyrum ama evlılılıgı yurutemıyrm dıyor ben gercekten cok saskınım bunu neden yapıyor nasıl bır sevgı nasıl bır eş anlayısı ve suan yıne tartısma sonucu bır suredır evde degıl ben aramıyrm daha öncelerınde ben arıyrm yada bısekılde bulusuluyordu fakat suan ben bu durumun duzelmeyecegını ve sevgısının gercek olmadıgını dusunerek ayrılmanın cözum olacagını dusunuyrm fıkır verırsenın eşimdekı bu celıskılı durum konusunda acıklamada bulanabılırsenın sevınırım

tülay Tarafından Soruldu | 2014.03.06

Sayın danışanımız, Evlilik sadece sevgi ve aşk üzerine kurulabilecek bir yapı değildir. Bunun anlamı sevgi olmadan iyi bir ilişki olur anlamına gelmez. Sevgi bir evlilikte mutlaka olması gereken parçadır. Ancak birbirini çok seven ve aşık olan iki kişi , beraber yaşamada anlaşamayabilir ve onlardan yada çevrelerinden kaynaklanan sorunlardan dolayı da evlilikleri bozulabilir. Bireyler kendi kişilik yada yetiştirilme tarzlarından dolayı evlilikte daha uyumlu yada uyumsuz olabilmektedirler. Bağlı ve güvenli ailelerden gelen birisi , çatışmalı ve sorunlu ailelerden gelen bir başkasına göre evlilikte daha uyumlu olmaktadır. Özellikle evliliklerde “ tartışma-ayrılma-yeniden barışma “ tekrar döngüsü evliliği ciddi anlamda yıpratmaktadır. Duygusal kopmalara neden olmaktadır. Duygusal kopuş da çiftlerin birbirine ve dolayısı ile evliliğe olumsuz bir bakış geliştirmelerine neden olmaktadır. Ancak sorunlar ne kadar zor olursa olsun bütün ilişkiler ve evlilikler emek verildiği kadar gelişir ve ilerlerler. Çiftlerin çözümsüzlüğe düştükleri noktada Evlilik Terapisi’ ne başvurulmalıdır. Burada zaten sorunların yoğunluğundan ümitsizliğe düşen çift ,çok da profesyonel yada tecrübeli olmayan bir terapistle , terapi sürecinde de tıkanırsa , ilişki daha zor bir sürece girebilmektedir.

merhaba hocam 3,5 yıllık evliyim eşimle üniyi yarıda keserek evlendik.sonrasında hemen çocuğumuz oldu geçen yıl ki kpss de evde çalışarak 81 aldım fakat bölümüm diğer olduğndn ve eşimin tayinine göre kurum seçtiğimizdn yerleşemedim.oğlum şuan 2,5 yaşında ben de haftasonları dershnye gdiyrom fakat dershndn geldiğim andn itibaren oğlum üstüme atlıo geceleri bile odasından kalkıp üstüme yatıo aşırı dercede bana yapşık boğluyorum adeta ne yaptysam olmuo çalşmak istiyrm bu sıralar sınava hazırlanmama bile müsade etmiyor aşırı stresleniyorum bağırıp çağran bir anne oldum iyice.çok üzülüyrm bu duruma ama kendime engel olamıyrm.geçen bir sınava girdim 3dk da evde yazdğm kelime sayısını sınavda aşırı heyecandan yazamadım die eşim bana sataştı.dershanedeki hocalardn da memnun değilim, kafam çok karışık iiice çıkmazda hissediyorum kendimi sınavlarda da heyecandan kulaklarım uğulduyor bildiğimi yapamıyorum elllerim terleyip titriyor lütfen bana yardmcı olursanz çok sevinirim neler yapmalıyım nasıl bir yardım önerirseniz?

laleli1 Tarafından Soruldu | 2014.03.07

Sayın danışanımız, Annelik çok mutluluk verici olduğu kadar yoğun emek gerektirmektedir. Bundan dolayı birçok genç anne , eğer çocuk bakımı konusunda destek almazlar ise zorlanmakta ve sıkıntıya düşebilmektedirler. Bazı annelerin yorgun, üzgün ve sinirli olmasının altında bu zorluklar yatmaktadır. Çocuklarda annenin ruh halinden etkilenip , daha anneye bağımlı ve talepkar olabilmektedirler. Bu tür sorumluklardan sonra , en çok depressif ve kaygı şikayetleri başlamakta ve annede baş edememe sıkıntılarını arttırmaktadır. Zamanla özgüven eksikliği ve korkular da eklenmektedir. Çözümsüzlük arttıkça depressif şikayetlerin artması da söz konusu olmaktadır. Kaygı yada anksiyete az olduğu zaman sınavlarda performansı arttırmakta , ancak belli bir seviyenin üzerine çıkarsa da konsantrasyonu ve performansı bozmaktadır. Kaygılı bireylerin sınav sonuçları , kaygıları sınavı bozmayacak derecede olan arkadaşlarından % 10 ve üzeri daha düşük olabilmektedir. Bu kaygı ile öncelikle ilaç dışı yaklaşımlarla baş etme yöntemlerini önceliğe almak daha uygundur. Relaksasyon yada gevşeme teknikleri çok basit olarak kaygı ve zarar verici heyecan ile baş etmede kaygı bozukluğu olanların kendi kendine uygulayabileceği yöntemlerdir. Depressif şikayetler artık karamsarlık ve çıkmaza götürüyorsa ne tür bir terapi yada yardım ile almanızla ilgili bir psikiyatrik değerlendirmenizin yapılması gerekebilir.

Hocam geçen sene ygs sınavına girdim olmadı busene tekrar giriiyorum. Hersene iyi calıstım dershanede gçen sene ögretmenlerm bnden iyi bir ünivrste bekliyordu ama olmadıı netlerim iyiydi ama sınavda bişey yapamadm. Busenede iyi netlerim evde calısıyorm baya ilerledim ama geçen türkiye genelli sınavına girdim netim geçen senekiyle aynı hiç bi değişim yok.. ama ben busene cok calıstım ama hiç bişey artmamş. Evde cok iyi ypıyorum ama sınava gelince bişeyler oluyor heyecanlanmıyormda ama sınava girince kendmi kaybediyorum galib soruları okuyorm anlamıorm dikkatsizliğim coğalıyor. Cok soru çözüyorm çözdügm haldede önemli sınavlarda başarısız olunca kendme güvenemiyorum. Şuanda sınava girecem cok calıstm ama yinede tedirginm bi türlü aklımdan cıkmıyor ne yapacm bn yardm edermisnnzz :(((((((((((((((

vanessa Tarafından Soruldu | 2014.03.07

Sayın danışanımız, Kaygı ve güvensizlikler sınavlardaki önemli başarı engelleyicilerdir. Kaygının en büyük nedenlerinden birisi de öğrencilerin “benlik kimliği” ile sınav başarısının birbirine bağlanmasıdır. Yani gençler ” başarılı ben” kavramını geliştirmekte ve bu “ben”de kendilerini görmek istemektedir. Buda öğrenci üzerine ciddi bir yük oluşturabilmektedir. Yaşamdaki en büyük başarı tek başına sınav başarısı değildir. Yaşam başarısını sadece sınavlar belirlemez. Ayrıca aşırı hırs, mükemmeliyetçi ve kendini eleştiren yapı da kaygıyı arttırır. Sınavlarda başarıyı engellememek için , yaşamdaki tek uğraş ve hedefin, sınav ile başarı elde etme olmaması da gerekir. Eğer bireyler ruhsal ve uğraşsal anlamda kendilerini sınava çalışmak dışında da iyi tutuyorlarsa buda yardımcı olacaktır. Kendini sürekli eleştirerek başarıyı arttırmak zordur. İç den gelen ve sürekli eleştiren düşüncelerle bireyler kendilerini daha da tıkayabilmektedirler. Sınav kaygısı çoğunlukla “Başarısızlık Fobisi(Korkusu) nun bir parçasıdır. Başarının koşulu sadece hep başarmak değil, başarısızlıkla mücadele etme ya da başarısızlığı kendi içinizde eritebilmektir.

Bazen oturuyorum. Bir anda beni birisi rahatsız ederse hayal gücüm deyim ben gözüm açık olmasına rağmen bana hayal gördürtüyor. beni rahatsız eden kişiye hayalimde zarar veriyorum. Örnek isterseniz, Mesela evde oturmuş sıcak çayımı yudumluyorum. Bir anda annem çay tabağını yere düşürdü. Ben o sesten rahatsız oldum. Gözüm açıkken gözümün önüne gelen hayal, elimdeki çay bardağındaki sıcak çayı onun yüzüne dökmek, oluyor. Bunu hayalden gerçeğe dönüştüreceğimden korktuğum için o ortamdan hemen ayrılıyorum. Sizce psikiyatriste gitmeli miyim ? Gözüm açıkken bu hayali gördüğüm için daha çok korkuyorum. Kendimi kontrol edemeyim yaparım diye veya yaptım diye çok korkuyorum.

aktas698 Tarafından Soruldu | 2014.03.09

Sayın danışanımız, Takıntılar(Obsesyonlar) kişiye saçma gelmesine rağmen akla gelen düşüncelerdir. Obsessif Kompulsif Bozuklukta (Saplantı-Zorlantı Bozukluğu) , sadece akla düşünce değil rahatsızlık veren imajlar , hayaller yada fanteziler de gelir. Kişide kontrolü zor olan bu imajlar, sanki kontrolden çıkacak ve eyleme dönüşecek korkusu da yaratır. Özellikle Obsessif Kompulsif Bozukluğun başlangıç dönemlerinde rahatsızlığı olan, bu imajı yada hayali hastalığın değil de kendilerinin yarattığını düşünerek , kendilerini aşırı eleştirip ,başta depresyon gibi ilave psikiyatrik rahatsızlıklardan da muzdarip olurlar. Obsessif Kompulsif Bozukluk ilerleyebilen bir yapıya sahip olduğu için terapi yada tedavinin erkenden başlatılması önemlidir.

Merhaba. 4 aylık bebeğimi haftada 6 gün babaannesine bırakıp işe gitmem gerekiyor, çalışmak zorundayım yoksa tek maaş ile yaşam surmemiz mümkün değil. Benim sorum ve sorunum şu ki bebeğimin psikolojisini bozmadan onu benden sogutmadan korkutmadan hatta babaannesini gördüğünde onu benden alacakmis gibi hissettirmeden ... (beni babaannem büyüttü ve hala içimde aileme karşı öfke var çünkü çok ozlerdim annemi) nasıl davaranmam gerektiği hakkında yardımcı olurmusunuz. Sabahtan öğle 2 ye kadar çalışıyorum.

m.toprak Tarafından Soruldu | 2014.03.10

Sayın danışanımız, Bebekler 6 ay ile 30 ay arasında bağlanacakları anne yada kişileri belirlerler. Anne ve daha doğrusu uyumlu evliliklerde büyüyen çocuklar , bu fırsata sahip olmayan çocuklara göre daha şanslılardır. Çocuk bakımında çocuğa ayrılan zamandan çok, geçirilen zamanın duygusal kalitesinin iyi olması önemlidir. Duygusal olarak sevilmeyen ve anne dışındaki bakıcılarla büyüyen çocuklarda “saldırgan davranış “ riski daha fazladır. Ayrıca uyumlu bir ailede yada duygusal ve eğitim kalitesi yüksek ana okullarında büyüyen çocuklar okuma-yazma konusunda daha başarılı olmaktadırlar. Yakınları tarafından büyütülen çocuklarda, anne dışındaki bakıcının anne ye yardımcı konumda kalması ve çocuğun anne ile ilişkisini güçlendirici olması gerekir. Anne dışındaki bakıcı ile uyum içinde ancak duygusal bakımını ona bırakmayan ve çocukla duygusal olarak , mümkün olan zamanda iyi ve kaliteli beraberlik ilişkiyi ve çocuğun eksik kalan duygularını tamamlayacaktır. Bazı anne dışı bakıcılar hiç kural koymadan , kendileri için rahat olsun diye çocuğun her istediğini yaparak çocuğun davranış problemleri geliştirmesine yol açmakta ve kuralları koymaya çalışan anne ile çatışmaya girmesine ve ilişkisinin gelişmesine engel olmaktadır. Anne evde olmasa bile anne-dışı bakıcı üzerinde uyumlu bir kontrolü sorunların önemli kısmını çözebilir.

hocam merhaba,1 yıllık bir ilişkim var ve şuan nişanlıyız yakın bir zamanda evleneceğiz 2 sene öncesine kadar 65 kiloydum göbekli hafif şişman bir bayandım son 2 yıldır dermatoloji ilacı kullandıgımdan dolayı cok fazla kılo kaybı oldu 50 kiloya düştüm nişanlım ve ailesi eski kilomda benı hiç görmediler hep zayıf gördüler bundan 2 hafta önce kim oldugunu bilmediğim kişi eski resimlerimi ınt ortamından çalmıs ve nısanlımın ailesine bu kız daha önce hamileydi demişler ilk basta nısanlımda resmı görünce öyle oldugunu düşünmüş ama benımle konustuktan sonra bunun bır ıftıra oldugunu anladı ben duyunca cok üzüldüm şok oldum ve 2 gün üst üste sinir krızlerı gecırdım kendımı kaybettım bu durum psikolojımı cok bozdu suan bır sorun yok ama ben cok huzursuzum aklımdan cıkmıyor ve ogunden sonra nısanlımın aılesıne hıc gıtmedım hıc aramadım anlım ak ama içim sıkıntılı kendımı yıyıp bıtırıyorum aklımdan bin tane saçma sapan seyler gecıyor ve ayrılmayı bıle düşündüm bu durumdan nasıl kurtulacagımı bilemyorum ne yapmam lazım çok kötü bir iftiraya maruz kaldım ağlama krızlerım oluyor dalıyorum düşünüyorum süreklı cok mutsuzum hocam lütfen yardımcı olurmusunuz

sarid Tarafından Soruldu | 2014.03.11

Sayın danışanımız, Kişiler olaylardan sonra etkilenip , psikiyatrik problemler geliştirebilirler ve bunlarda geçici olabilmektedir. Olaylardan sonra yada strese bağlı gelişen psikiyatrik sıkıntılara “Uyum Bozukluğu” denmektedir. Bir kısımda Uyum Bozukluğu’na depressif şikayetler , bir kısmında da daha çok kaygı şikayetleri eşlik etmektedir. İnternette dedikodu, iftira, resim yayma vs. gibi yollarla zorbalıklar , gittikçe artan sayıda olmaktadır. Bunları yapanların çoğu da yakınımızdaki yada eskiden tanıdığımız insanlardır. Bu tür zarar verici mesajların yollandığı kişi veya kişiler etkilenirler ve bunu doğal karşılamak gerekir. Zaten toplumun güvensizlik duygularının yoğun olduğu bir dönemde , insanlar daha yoğun güvensizlik mesajlarının etkisi altında kalabilmektedirler. Olaylardan sonra kızgınlık duygularını beslemek sıkıntıları daha uzun süreli ve şiddetli yapabilir. Onun için kızgınlık ve kırgınlıkların beslendiği değil de, çözümün arandığı bir yol çizmek önemlidir. Yakın dostlarla paylaşmak ve sizi rahatlatacak ve çözümsel mesajlar alabileceğiniz insanlarla konuşmak da çözüm sürecini hızlandırır. En önemli nokta , hızla olayın zihinden çıkartılması ve etrafta da konuşulmasına izin verilmemesidir. Böylece internet zorbalığını yapan kişinin de, yapmak istediğini önlemektir. Şikayetlerin şiddetinin artması ve süresinin uzaması durumunda bir psikiyatriste başvurulması gerekir.

kisa bir sure önce bir iliskiye basladim. Cokta mutluyum. Ama beraber oldugum kisi eski yasadiklarinin etkisinde kalmis olacak ki surekli eskiden sevdigi kokunun o kizi hatirlattigini ve midesinin bulandigini soyluyor. Bu olay kusmaya kadar gidiyor. Ben ona yardim etmek istiyorum bu olaydan kurtarmak istiyorum. Ama nasil davranmam gerektigini bilmiyorum? hocam ne yapmaliyim acil cevap yazabilirmisiniz?

DerYaa Tarafından Soruldu | 2014.03.12

Sayın danışanımız, Psikiyatride “Konversiyon Bozukluğu” bireylerin çözemedikleri iç çatışmalarını bedensel yada ruhsal şikayetlere çevirmesidir. Örneğin kayınvalide ile çatışması olup, bunu da duygusal yada sözel olarak ifade edemeyen bir gelinde o sıkıntıyı hatırlatan bir durum bayılma meydana getirebilir. Bayılma böyle bir durumda Konversiyon Bozukluğu bulgusudur. Aynı şekilde bir koku da bireylere geçmişte yaşadıkları ve iç dünyalarında çözemedikleri çatışmaları yada sıkıntıları hatırlatıp ve çözemediklerinde , bu bilinçaltı bir yolla başka bir fiziksel şikayete (örneğin bulantı ve kusmaya) dönüştürülüp çözülmeye çalışılır. Bazısında eli tutmaz yazamaz, bazısında sesi kaybolur konuşamaz, bazısında bulanık görme olabilir. Bazen de çözülemeyen sıkıntı , ruhsal bir takım şikayetlere dönüştürülebilir. Örneğin hatırlayamama gibi. Tedavisinde bireyin çözemediği iç çatışmalarını fark etmesi ve çözmesine yönelik terapiler ve gerektiğinde destek bazı psikiyatrik ilaçlar kullanılmaktadır. Kişi konversiyon şikayetlerinden dolayı aldığı aşırı ilgi ve anlayışla, şikayetlerini daha da arttırabilir , bu tedavide çözümü zorlaştıran bir noktadır.

Ben çok fazla hayal kuruyorum özellikle dizilerden çok etkileniyorum onlardan biriymiş gibi oluyorum sanki bende onlarla birlikte oynuyorum ve o diziyi kendime göre şekillendiriyorum benim adım ve fiziki görünüşüm farklı oluyor yani kendim bişeyler yazıyormuşum ve kafamda o kişiler oynuyor ve gerçekte olmayacağını biliyorum ama elimde olmadan hayal kuruyorum uyumadan önce 2-3 saatimi alıyor bu durum erkek arkadaşımla ilişkimi de etkiliyor çünkü o dizideki kişiye ilgi duyuyorum bunlardan kurtulmak istiyorum ama yapamıyorum bunun bir hastalık olmasından korkuyorum.

as Tarafından Soruldu | 2014.03.28

Sayın danışanımız, Kişiler gerçek ilişkilerinden yeterince memnun olmadığında veya istediği gibi ilişkiler bulamadığında fantezi (hayal) dünyasına kaçabilmektedir. Gerçek dünyadaki ilişkilerde yaşanan hayal kırıklıkları ve ümitsizlikler de bireyi hayal dünyasına itebilmektedir. Hayaller geleceğe ümit veren ve gerçekleştirmeyi teşvik eden düşünceler de olabilmektedir . Ancak bir grup birey, hayal dünyasına , gerçek dünyadan kopacak şekilde gidilebilmektedir. Buda gerçekle hayalin birbirine yakın hale geldiği bir durum oluşturmaktadır. Kişiler bir film ve karakterlerinin içine girebilmekte ,onlarla yaşayabilmektedir. Kendilerinin oluşturduğu hayal dünyasında da kısa süreli yaşayabilmektedirler. Bu durum bir hastalık değildir. Ancak kişi kendini bu hayal dünyasına kapatırsa , gerçekle bağlantısı aralanacağı için sıkıntılar olacaktır. Gerçek dünyada gerçekleştiremediklerini daha çok hayal dünyasında arayacak ve oraya kapanabilecektir. Örneğin hayalindeki erkeği bulamayan kadının , ömrünün sonuna kadar kendine yapılan makul teklifleri reddedip , kimseyi beğenmeyip ve hoşlanmayıp ,hayalindeki eşi beklemesi gibi. Günlük yaşamımızdaki konuları çözerek aşıyoruz, fantezi dünyasına dalmak ise düşünmeden ve çözmeden sorunları aşma eğilimidir.

Ben dizilerden etkilenen biriyim etkikendigim dizi oyuncusunun gerçek hayatta tanışıp birlikte olacağımıza inanıyorum bu durum uzun süredir böyle o diziyi izlemekten vazgeçtim ve çok oldu ama bu inanma durumu değişmedi ne yapmam gerekir bir de başka bir oyuncuya karşı gene aynı şeyleri hissedersem o zaman ne yapmalıyım?

as Tarafından Soruldu | 2014.03.28

Sayın danışanımız, Tutku birçok insanın iç dünyasında var olan bir parçadır. Aşk ve tutku aslında iki kelime olmasına rağmen iç dünyamızda yüzlerce bilinçli ve bilinçaltı parçalardan meydana gelir. Bundan dolayı, sadece uzaktan gördüğümüz insana bile, bu duyguların etkisi altında bağlanılabilir. Eskinin uzaktan sevme yada platonik aşkları gibi , hiç tanımadığımız insanı televizyondan görüp sevme yada facebook aşkları da söz konusu olabilmektedir. Ancak aslında karşı tarafın bilmediği bu tutku, yaşamı etkileyen bir takıntı yada saplantı haline gelirse bir psikiyatrik bozukluk sınıfına girer. Eğer etkilenilen insana, sadece iç dünyamızda tuttuğumuz bir aşk yada sevgi yaşarsak bu normaldir. Ama kişi o ünlünün (gerçek bir gösterge olmadan) , kendi ile ilgilendiği ve aşık olduğu duygusuna kapılıyor ve bu yönde hareket ediyorsa, bu bir rahatsızlıktır. De Clerambault’un Sedromu , karşılıksız saplantılı aşk ve tutkuların oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Günümüzde erotomanik hezeyanlar (mantıkla açıklanamayan düşünce) olarak da isimlendirilmektedir. Hezeyanlar hem ilaç hem de terapi ile önemli ölçüde çözülebilmektedir.

Bir sorum olacak. İnsanın yüreğinde hissettiği sevgi bir anda kaybolabilir mi bir anda soğuk hissedebilir mi insan. 3 yıllık bir ilişkim var. Sevdiğim kişiye karşı ilgimi bu zaman kadar kaybetmemiştim. Ta ki 1 ay öncesine kadar. Bir haftalık bir sıkıntılı dönem atlattım ve yine o ilgim devam etti. Ama son 1,5 haftadır kendimde bir haller oldu. Bir ay önceki halime geri döndüm. Yalnız sevdiğim kişiye olan ilgim değil çevreye karşıda aynı durumdayım içimden hiç birşey yapmak gelmiyor. Kendimi ruhsuz gibi hissediyorum. Bunlar bir andan oldu.

mersinufuk Tarafından Soruldu | 2014.03.30

Sayın danışanımız, İlişkiler yaşayan canlılar gibi sürekli kişilere ve çevreye göre değişen yapılardır. Kişiler ne kadar az değişir ve etraf ilişkiyi ne kadar az olumsuz etkilerse , ilişkilerde o kadar değişmeden ve iyi bir şekilde devam eder. Karşımızdaki insanın tutumu, tavrı ve hareketleri bizde güvensizlik ve o kişiyi sorgulatan bir konum oluşturursa , duygular olumsuz etkilenebilir. Ancak kişi kendi iç dünyasındaki çözümsüzlük ve sorgulamalar nedeniyle de (çıktığı insan bir sorun yaratmasa bile) ilişkiden uzaklaşabilir yada duyguları değişebilir. Bazen de kişiler başka bir nedenle depresyona girip gerek karşısındaki insana gerekse yaşamındaki her şeye karşı ilgisini kaybedebilmektedir. Depresyonda olduğunu fark etmeyip, sorunu en yakınındaki insanda arayan ve ayrılan bireyler de olmaktadır. Depresyon ilgi ve isteğin azaldığı, olaylara olumsuz bakmamıza neden olan ve çözümsüzlük hissi yaratan, duyguları olumsuza ya da duygusuzluğa çevirebilen bir psikiyatrik bozukluktur. Burada önemli olan depresyonun ilişkideki sorunlardan mı yoksa bireyin kendi iç yada biyolojik yapısından mı kaynaklandığının tespit edilip , çözümünün bulunmasıdır.

merhabalar hocam,yaklasik 3 yil once baslayan bas donmesi ve kalp sikismasi sikayetimden bahsetmek istiyorum size,ilk zamanlar siradan bir bas donmesiyken, zaman gectikce daha da cekilmez bir hale gelmesi uzerine ciddiye alip doktora gittim ,Kardiyoloji,KBB,noroloji,dahiliye, kan testleri beyin MR her turlu testten gectim cok sukur temiz cikti,doktorlar bunun psikolojik olabilecegini soylediler fakat butun bu tetkiklerden kisa bi sure sonra amerikaya gitmek zorunda kaldim ve turkiyede bir psikolog yardimi alamadim suan amerikadayim ve gerek dil acisindan gerek sosyal guvence acisindan yetersiz oldugum icin herhangi bir saglik yardimi alacak durumda degilim,size basvurmak istedim,bas donmesi ve kalp sikismasi hastaligim beni hayattan soguttu diyebilirim size adeta yasama sevincimi yitirdim,gunluk hayatimi bile surduremez hale geldim artik,ciddi anlamda cok yiprandim sokaga cikmaya korkuyorum her an basim doner dusermiyim diye,yada bi yerde basima birseymi gelir diye yakinda belki calisamaz hale gelecegim sizin yardimlarinizi bekliyorum simdiden cok tesekkur ediyorum....

ertugrul Tarafından Soruldu | 2014.04.01

Sayın danışanımız, Psikiyatrik bozukluklar bilinen bulguları dışında tipik olmayan bulgularla da ortaya çıkabilmektedir. Böyle olunca da fiziksel rahatsızlıklarla karışmaktadır. Aynı şekilde fiziksel rahatsızlıklar da psikiyatrik bulgulara benzer şikayetlerle de kendini gösterebilmektedir. Ayrıca bir çok psikiyatrik bozukluk bir gün içinde ortaya çıkmaz .Dikkatli incelendiğinde , rahatsızlığın başlangıcını gösteren ön bulgulara rastlanabilir. Örneğin” Panik Bozukluk” tam şekillenip rahatsızlığa dönüşmeden önce, hafif heyecan , korku, şıkışıklık ve tedirginlik hissi ile ön belirti verebilmektedir. Daha sonra bu ön belirtiler, birey bu şikayetleri ciddi bir rahatsızlık diye algılamaya ve düşünmeye başlarsa “ Panik Bozukluğa” ilerlemektedir. “Panik Bozukluğun” en tipik bulgularından birisi kalp çarpıntısı ve kalp sıkışmasıdır. Çok sık rastlanılmayan yada bilinmeyen bulgulardan bir tanesi de baş dönmesidir. Bazı “Panik Bozukluğu” olanlar , denge problemi ,hafif sallanma ve sanki hafifçe arkadan itiliyormuş gibi bulgular yaşayabilir. Şikayetler arttıkça da kaçınma davranışı başlar, yani birey tek başına yada güvendiği bir insan yanında olmadan dışarı çıkmaktan çekinmeye başlar. Bu arttıkça kısır döngü oluşup, kişi kendini güvenli bulduğu evine hapsedebilir. Panik hastası , yaşamı rahatsızlıkla kısıtlandıkça depresyon şikayetleri de geliştirmeye başlayabilir. “ Panik Bozukluk” düşünülenin aksine, tedavisi zor olmayan bir rahatsızlıktır.

iyi günler hocam.utanarak da olsa bu sorunumu size bildirmek zorundayım umarım bi kurtuluş yolu vardır.: hocam 7 yıllık evliyim.eşimle mutluyum ve 1 çocuğum var.hocam benim sıkıntım; porno video izleme bende artık bi alışkanlık haline gelmiş olması.ne yaparsam yapayım porno film izlemekten kendimi alıkoyamıyorum.evli çocuklu bu yaşta bunu yapmayıda kendime kabullendiremiyorum ve çok üzülüyorum daha da kötüsü masturbasyon alışkanlığını da evlilikten sonra terkedemedim.hocam ne olur bana bir yol bi çare gösterin.artık kendimden utanıyorum,kndimden nefret ediyorum.bunlardan kurtulmam için e yapmalıyım? cevabınızı merak ediyorum

piran Tarafından Soruldu | 2014.04.08

Merhaba, Porno izleme özellikle ergen yaşta başladığı zaman , erkekte kadına karşı çok da sağlıklı olmayan bir cinsel bakış açısı gelişmesine neden olmaktadır. Özellikle kadının cinsel bir köle gibi kullanıldığı ve üzerinde saldırgan davranışların uygulandığı videolar , seyreden ergen genç erkekte cinsel davranım ve kadına tutum açısından çarpıtılmış bir bakış açısının içselleşip, davranış olarak da ileriki yıllarda yaşamına yansımasına neden olmaktadır. Burada oluşan en büyük sorun , kadına duygusal yakınlaşmayı etkilemesi ve bozmasıdır. Kadınla bir cinsel beraberlikte, saldırgan porno sahnelerinin uygulanmasını beklemesi ve olmayınca da doğal cinsellikten haz alamamasıdır. Böylece yeniden porno izleme ve kendi kendini tatmin yolları ile cinsel eylem geliştirmesidir. Böylece bir tür bağımlılık davranışı da gelişmekte ve gittikçe içerik olarak daha yoğun porno görüntüleri izleme başlamaktadır. Kendine engel olamama da bağımlılık davranışının bir göstergesidir. Bu zarar verici cinsel davranışa yol açan porno alışkanlığının tedavisi , bireyin iç dinamiklerinin göz önüne alındığı ve bağımlılık tedavisi esaslarının da izlendiği bir yaklaşımla olmaktadır.

Merhaba ben 14 yaşındayım ve aşırı derecede sinirliyim.Ev dışındaki ortamlarda sinirimi kontrol edebiliyorum ama ev içi pek mümkün olmuyor.Strese ve ergenliğe bağlı sivilcelerim çıkıyor.Cildiyenin verdiği ilaca rağmen geçmiyor.İnsanların yüzüne bakamıyorum dışarı çıkmak istemiyorum.Arkadaşlarımla görüşmek istemiyorum sivilcelerimden dolayı.Stres yapmadan duramıyorum ne yapacağım yardımcı olun lütfen.

Tuğçe Tarafından Soruldu | 2014.04.09

Merhaba, Ergenlikte tepkisel ve tartışmacı tutum , bir dereceye kadar beklenebilen bir davranıştır. Ergenlik döneminde kişi artık çocukluktan çıkıp kendini bulma sürecine girince , aile ile sürtüşme yada anlaşmazlıklar olabilir. Ergen gencin bu gelişimini anlayışla karşılayan ve kendi içinde çatışma ve zıtlaşma eğilimi olmayan ailelerde bu süreç çok kolay atlatılabilmektedir. Ergenin kişilik özellikleri ve ailede de aşırı sinirli birinci derecede yakınların olması da , aşırı sinirlilik nedeni olabilmektedir. Ergenlik döneminde , kendi yüz ve görünümü ile uğraşma, görünümünden memnun olmama , fiziksel görünüme gereğinden fazla önem verme de görülür. Yüz görünümünü etkileyen durumlardan aşırı rahatsız olma da sıktır. Sivilce ilaçlarından özellikle Roaccutane yada İzotretinoin maddesi içeren ilaçlar sinirliliğin bir şikayet olduğu birçok psikiyatrik bozukluğa neden olabilmektedir. Ailede kalıtsal bir psikiyatrik rahatsızlık varsa , bu tarz sivilce ilaçları çok daha dikkatli kullanılmalıdır.

doğumluyum. eşim benden 7 yaş buyuk son dort yıldır eşimle ilşkide sorun yaşıyoruz tam olarak gec boşalma oluyor ve beni çok bunaltıyor artık akşam olsun istemiyorum bu konuyu nette arştırdım ve kesin tedavisi yokmş heralde her seferinde 3 gün küs kalıyoruz ne yapıcağımı nereye gideceğimi bilemiyorum lütfen yardımcı olursanız sevinirim.

busefat Tarafından Soruldu | 2014.04.10

Merhaba, Geç boşalma cinsel işlev bozukluklarından bir tanesidir. Aslında erkekte en sık görülen problemlerden bir tanesi erken boşalmadır. Erken boşalmanın tedavisi , kullanılan bazı ilaçlarla yapılabilir. Yani bazı ilaçlar geç boşalmaya sebep olabilmektedir, geç boşalma probleminde bunun araştırılması gerekir. Cinsel problemlerin en önemli nedeni çiftler arasındaki problemler veya bireyin yaşadığı problemler de olabilmektedir. Bu konunun aşılabilmesi için cinsel işlev ağırlıklı bir psikiyatrik yada ruhsal bir değerlendirmenin yapılması ile tedavi süreci başlamaktadır.

Merhabalar, Benim arkadaşımın hizmet etme hatta kendi ifadesiyle köle olma ihtiyacı var. Hatta ben efendi rolünü üstlenmezsem başkasını bulacakmış. Cinsel bir beklentisi yok. Bunu nasıl yorumlamalıyım?

elmira Tarafından Soruldu | 2014.04.11

Merhaba, Bazılarının kişilik oluşumu ve yapılanmasında bilinçaltı suçluluk ve cezalandırıcı anne-baba davranışını ileriki yaşlarda yaşama eğilimi olabilmektedir. Burada bilinçaltı bir baskın kişinin etkisi altına girme ve bunun altında bir acı çekme ile hem hoşnutluk hem de hoşnutsuzluk yaşama gereksinimi vardır. Mazoşizm de hem teslim olma, hem de birisinin buyruğu altına girme ile yukarıdaki bilinçaltı duyguların yaşanması söz konusudur.

eşimle 1.5 senelik evliyim 7 aylık bir kızımız var.evlenmeden öncede 5 yıllık bi flörtümüz oldu.eşim bekarken esrar kullanıyordu ama hafta 1 veya 2 kere.bekarken bunu kullanmaması için çok konuştum ve bir müddet sonra bıraktı tekrar başladı bende başladığını öğrenince bu flörtlüğü sonlandırdım.ama eşimi çok seven biriyim oda beni çok seviyor.şimdide öle.eşim bekarken pek sorumluluk alan biri değildi.bende ondan ayrıldıktan sonra başka biriylr internette konuşmaya başladım.flört olayını bitirdikten sonra eşim son 1 kez daha konuşmak istedi ve bunu bahane ederek beni kaçırdı.kaçırdığı günde benim başka biriyle konuştuğumu öğrendi.bu olayıda konuştuk ve kapattık.sonra evlendik.bu andan itibaren eşim bonzai kullanmaya başladı.ben bunu bir müddet anlamadım.çünkü etkisini bırakın adını duymamıştım.eşim benim başka biriyle konuşmamı sorun etmeye başladı ne dediysemde o tatmin etmedi hep farklı şeyler düşündü.içtikçede içti.tedavi olması için onun ailesiyle çok uğraştık ama tedavi başta kabul ediyor 1-2 hafta tedavi oluyor sonra bırakıp tekrar içiyor.bunu 4-5 kez yaptı.işe gitmemeye başladı eve ekmek parası getirmeyip o maddeyi almaya başladı.benim düğünde satılan altınlarımı cep telefonlarını sattı.yaptıklarının farkında bazen olmuyor.yüzüne vurunca o an haklısınız diyor üzülüyor özür diliyor ama bir müddet sonra aynı şekil devam ediyor.şimdi eşimden 4 aydır ayrıyız.bu zaman zarfında eşim amatemde 10 gün yattı sonra bırakıldı.şimdi ise herhangi bir tedavi görmüyor.ben iyiyim diyor.ben çalışıp ev tutucam ve bu evliliği kurtarıcam diyor.eşim madde kullandığı için yalanları çok oluyor.şimdi sözlerine inanamadığım için güvenemiyorumda.bu olaylardan dolayı benimde psikolojim bozulmaya başladı.eşimi çok ama çok seviyorum ve biliyorumki oda beni çok seviyor hatta bundan adım kadar eminim.bana dediği şey ben seni kaybetmekten çok korkuyorum ve bu evliliğide ya senin ya benim ailem yıkacak diyip bazı şeyleri kafasında kuruyor.şimdi ben ne yapmalıyım hocam?

çaresiz34 Tarafından Soruldu | 2014.04.11

Merhaba. Bonzai/Jamaika olarak adlandırılan maddeler esrar benzeri suni maddelerdir. Değişik bitkiler üzerine sıkılarak sanki doğal bitkisel bir maddeymiş gibi satılmaktadır. Esrarın beyinde bağlandığı noktalara bağlanarak ve daha güçlü bağlanarak etkilerini göstermektedir. Ancak esrara göre daha yüksek olumsuz etki yaratmaktadır. Esrarın güçlü tiplerinin artık akıl hastalığına neden olduğu bilinmektedir. Aynı şekilde Bonzai alanlarda da psikiyatrik rahatsızlık ve akıl hastalıklarını görmekteyiz. Alanlarda panik bozukluklara, halüsinasyon denilen hayaller görme ve değişik algılara , sıkça paranoid ( kanıtı olmayan şüpheler) durumlara, şizofreni benzeri akıl hastalıklarına neden olmaktadır. Tedavi ile Bonzainin neden olduğu psikiyatrik rahatsızlıklar geçici olabildiği gibi , bir grupta da kalıcı olabilecektir. Uyuşturucu kullanımını uzun süre devam ettiren ve vazgeçemeyen bireylerdeki en önemli ortak nokta , sorumlu davranmalarını engelleyen kişilik özelliklerinin olmasıdır.

merhaba ben 18 yaşındayım.çok içine kapanık insanlarla kolay iletişim kuramıyorum ve hiç tanımadığım biriyle konuşurken zorluk çekiyorum.Bunun yanında panik atak ve depresyonda var. Tedavimi yarım bıraktım ilaçlarıda kullanmıyorum artık ve zaten düzeleceğime inanmıyorum .Kimseye güvenemiyorum hatta herşeyden nefret ediyorum 4 senedir böyleyim daha önce intihar girişiminde de bulundum defalarca . Hiç arkadaşım olmadığı için kendimi yalnız hissediyorum halbuki yalnız olmayı ben seçtim bazen çaresizlikten ağlıyorum napmalıyım ? Ayrıca depresyon ve panik ataktan kurtulmak için kendi çabalarımda ne yapabilirim ne yapmalıyım ? Cevaplarsanız sevinirim şimdiden teşekkürler ...

45 Tarafından Soruldu | 2014.04.15

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklar ve özellikle kaygı yada anksiyete bozuklukları iç içe yaşanabilmektedir. Yani bir bireyde birden fazla psikiyatrik bozukluk görülebilir. Örneğin “Sosyal Fobi” dediğimiz “Sosyal Anksiyete Bozukluğu” bireyin yeni tanıdığı insanlarla arkadaşlık kurmasını engel olurken , bireylerin arkadaşlık kuramama ve yalnızlık sıkıntılarından dolayı “Depresyon” ‘a girmesine yol açabilmektedir. İnsanların diğer insanlarla ilişki kurmasına engel olan tek şey, “Sosyal Fobi” değildir. Bazı kişilik özellikleri de (örneğin kaçıngan yada çekingen kişilikler yada sorun kişilik özellikleri) diğer insanlarla iletişimimizi bozabilmektedir. Bazen de bunlara yaşam olayları, ergenlikteki kimlik karmaşası , aile içi çatışmalar eklenince bireyi köşeye sıkıştırıp ve ümitsizliğe sokup kendine zarar verici davranışa götürebilmektedir. “Panik Bozukluk” ta kaygı bozukluklarından bir tanesidir. Tüm psikiyatrik rahatsızlıklar iyi ve profesyonel bir psikiyatrik tedavi ve terapi ile zaman içinde aşılabilir. Psikiyatrik tedavi sadece teşhis koyup ,ilaç yazma değildir. Aynı zamanda hastası için gerekli ise bir ilaçlı ve ilaçsız tedavi planı da hazırlamak ve bunun hastası tarafından takip edilmesini de sağlamaktır. Ayrıca destek veren bir çevre ve bireyin güvenli ve değer verildiğini hissettiği ortamlarda tedavi edicidir. Kaygı bozukluklarında tedavinin esaslarından birisi de , şikayetlerden dolayı oluşan dış yaşamdan kopup eve kapanmanın engellenmesidir. Birçok uğraşıda tedaviye yardımcı ve katkıda bulunucudur. Örneğin yürüyüş, bahçe ile uğraşmanın “Depresyon” şikayetlerini düzeltmede yardımcı olduğu bilinmektedir. Bireyler ayrıca kendilerini iyi hissettiren uğraşılar içine girerek de kendini daha iyi hissedip, dolayası ile psikiyatrik şikayetlerinde azalma oluşturabilir. Bir grup insan gönüllü işler de yaparak kendini iyi hissedebilir ve bu ortamlarda kendine yardımcı yeni arkadaşlıklar da kurabilir. Bir birey kendi içindeki değişim isteği ile değişebildiği gibi, çevresinin değişmesi ile de değişebilir ve sıkıntılarının üstesinden gelebilir. Özellikle “Bibliyoterapi “ dediğimiz , iç dünyaya katkıda bulunan romanlar okumanın da terapötik faydası bulunmaktadır. Romanlar ve özellikle iç dünyayı zenginleştirici romanların , sıkıntıları rahatlatıcı bir etkisi de vardır. Toplumun her kademesinden , geçmişte yaşamının bir bölümünde önemli ve ümitsizliklerde yaratabilen sorunlar yaşayan ve daha sonra bunları aşan bir sürü kişi vardır. Matematikte olduğu gibi zor yada kolay her probleminde bir çözümü vardır. Yeter ki doğru çözümü gösterecek ve öğretecek birisinin olması ve mücadeleyi sürdürmedir.

Merhaba Hocam, ben küçüklüğümden beri tırnaklarımı yiyorum şuan 20 yaşındayım artık bırakmak istiyorum ama bir türlü olmuyor. takma tırnaklar takıyorum. o zaman uzuyo ama namaza başladım yeni mecburen çıkarmam gereiyor. tekrar yeemye başlıyorum. sizce ne yapmam lazım bu duruma

gamze0123tt Tarafından Soruldu | 2014.04.18

Merhaba, “Onikofaji “ yani tırnak yeme de “ Vücuda Yoğunlaşmış Tekrarlayıcı Davranış” tır. En sık 4-6 yaş arası başlar ve ergenlikle beraber artar. Aslında ergenlikten sonra başlayan, dudak ısırma, kalem kemirme, burun kaşıma ve saç kıvırma da, tırnak yemenin yerine geçen benzer davranışlardır. Erişkinlikteki sigara içme ve sakız çiğneme davranışı da bir anlamda tırnak yemenin yerine geçen davranışlardır. Duygusal dengenin bozulduğu kaygıların ve stresin arttığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Ailede başkalarında var ise çocuk tarafından öğrenilip taklit edilebilmektedir. Hafif tırnak yeme için bir tedavi gerekmez. Ancak çok yoğun ve tırnakta şekil bozukluğuna sebep olan durumlarda tedavi önerilir. Bazı bireyler hastalık korkusundan aniden bu davranışı bırakabilir. Bazılarında kaygı, gerginlik ve mutsuzluklarını azaltan yaklaşımlar, elin de kullanıldığı (resim gibi) aktivitelerin yapılması da yardımcıdır. Bazen tırnaklara acı oje sürülmesi önerilse de bunun etkin olmadığını görmekteyiz. Tırnakların kapatılması faydalı bir yöntemdir, ancak eninde sonunda açılması gerekecektir. Özellikle bayanlarda, iyi manikür yapılmış ve böylece koparılacak alan kalmamış tırnaklar, tırnak yemeye engel olabilmektedir. Ayrıca bu tarz sorunu olanlara kauçuk bir parça ısırma ve şekersiz sakız çiğneme de öneriyoruz. Danışanlarımız sakız yada başka bir şey ısırma yada koparmaya alıştıkça , bir tırnaklarını yememeleri ancak diğer tırnaklarını yeme izni oldukları sürecini başlatıp, gittikçe yenmeyen tırnak sayısını arttırıyoruz. Her rahatsızlıkta olduğu gibi tedavi kişiye göre düzenleneceği için, kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. 17.10.2013 tarihli danışanımızın sorduğu benzer konulu soru ve verdiğimiz yanıta da bakmanızı öneririm.

Hayırlı günler hocam, iç sıkıntısı,sosyal fobi,korku şikayetleri ile 3 yıl 2x1 anafranil sr75 ve 3x1 prozac kombine tedavisi gördüm.6 aydır şikayetlerim bitti zannedip yavaş yavaş azalttım.15 gün önce anafranil 75i günde yarıma kadar düşürüp bıraktım.Prozacı ise 2 günde 1 e düşürmüştümki şikayetlerim tekrar başladı.Hemen prozacı günde 1 e anafranil 75i günde yarıma çıkardım.anlaşılan o ki daha uzun yıllar kullanmam gerekecek bu ilaçları fakat bu 2 ilaç grubunun birlikte kullanılması sakıncalı diye biliyorum,doğru mu?Özellikle anafranilin bana iyi geldiğini düşünüyorum tek başına yada prozac ile uzun yıllar kullansam ne olur?saygılar

yaneli Tarafından Soruldu | 2014.04.21

Merhaba, Psikiyatride ilaçların kullanımı ; hastasını, hastasının psikiyatrik rahatsızlığını ve ilaçların etki ve yan etkilerini iyi bilen bir psikiyatrist tarafından düzenlenebilir. Psikiyatrik rahatsızlığı olan bireylerin psikiyatristine yada ulaşamıyorsa fikir alacağı başka bir psikiyatriste danışmadan ilaçlarını kendi başına düzenlemesi tedavi planını bozucu olmaktadır. Gelişi güzel psikiyatrik ilaç kullanımı yada azaltılması hasta açısından sorun yaratmaktadır. Bazen de hastalarımız , kesilmesi yada azaltılması gereken yerde ilaçlarını gereksiz şekilde kendi başlarına devam edebilmektedirler. Psikiyatride kullanılan ilaçların , tek başına kullanıldığında etkileri daha iyi araştırılmakta ve bilinmektedir. Ancak “İlaç Kombinasyonlarında” yani birkaç ilacın birden kullanılmasına ait çok fazla sayıda çalışma olmadığından, bu konuyu çok iyi bilen ve hem bilimsel açıdan hem de tecrübe açısından yeterli bir psikiyatristin yapması gerekir. ” İlaç Kombinasyonları “, bir ilacın etkin olmadığı tedaviye dirençli psikiyatrik rahatsızlığın olduğu durumlarda kullanılmaktadır. Tedaviye dirençli demek içinde ,sırası ile bazı ilaçların tek başına , etkin dozlarda ve etkinin görülebileceği sürelerde kullanılmış olması ve terapi ve destekleyici tedavi yöntemlerinin de uygulanması gerekir. Bu yapılmadan ” İlaç Kombinasyonlarına” geçilmesi , istenilen sonucun daha çok yan etki ile sağlanması durumunu oluşturabilir. Şu ayrımında yapılması gerekir, örneğin bir depresyon ilacının yanında kaygı azaltan (anksiyolitik) bir ilacın kullanılması sadece bir dirençli hastalık için değil, ek bir etki sağlamak için kullanılabilir. Bu dirençli bir hastalığa yardımcı olmak için kullanılan birbirini güçlendirici birkaç ilaç kullanımından farklı bir durumdur. “İlaç Kombinasyonlarında” bazı ilaçların yan yana gereğinden yüksek dozlarla ve etkinlik durumu bilinmeden kullanılması önemli ve bazen de ciddi yan etkilere neden olabilmektedir. Örneğin “Serotonin yada Serotonerjik Sendrom” bunlardan birisidir.

İyi günler. Ben 17 yaşındayım. Liseye geçtiğimden beri kendimde birtakım değişiklikler farkettim. Konuşurken (sürekli) kelimelerde takılıyorum. Bir metin okurken genellikle kelimeleri yanlış okuyorum. Bu tarz sorunlarım var. Bana psikiyatrise git den başka birşey söylermisiniz. Daha doğrusu bir genellene yaparak bunun daha nekadar süreceğini ve ne olduğunu anlstır mısınız. Çok teşekkürler. Yardımınızı bekliyorum.

fatıma Tarafından Soruldu | 2014.04.24

Merhaba, Kaygılar ve sıkıntılar bireylerde kekeleme gibi konuşma bozukluklarına neden olabilmekte yada varsa arttırabilmektedir. Bazen de ergenlikte artış gösteren sosyal kaygılar da konuşmayı olumsuz etkilemektedir. Kaygıların basit bir şekilde kendi kendine de yapılacak relaksasyon yada gevşeme teknikleri ile azaltılabilmesi , konuşma sorununa yardımcı olabilir. Ancak genelde “İletişim Bozuklukları” sınıfı içinde anılan konuşma bozuklukları için Kulak Burun ve Boğaz uzmanının muayenesi sonrası bir fiziksel sorun yoksa, diksiyon yada ses eğitimi- konuşma terapisi sorunun çözülmesine yardımcıdır. Hafif olan konuşma bozuklukları kendi kendine de geçebilmektedir.

Soruma bukadar kısa sürede yanıt verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben çoktandır bu sorunumu kendi başıma halletmeye çalışıyordum. İletişim bozukluğundan ziyade kendimde dikkat eksikliği olduğunu anladım.örneğin düzyolda yürürken duvara çarpmak gibi. Ben bu sorunumu kendi başıma halledemezmiyim? Terapiye gitmek istemiyorum. Teşekkürler

fatıma Tarafından Soruldu | 2014.04.24

Merhaba yeniden, Sorulara elden geldiğince kısa sürede yanıt vermeye çalışıyorum. Özellikle daha önce sorulmamış olan sorulara daha öncelik veriyorum. Soruları sadece soran için değil, benzer sorunu olup internet sitemize giren kişiler içinde cevaplıyorum, böylece onlara da yardımcı olabilsin diye. Öncelikle her dikkat eksikliği “ Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Sedromu” değildir. “ Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Sedromu” söz konusu ise bu durum zaten ilköğretim çağından itibaren kendini göstermeye başlar ve öğretmenler tarafından da fark edilebilir. Genelde eğitim yılı ilerledikçe yani öğrencinin daha çok kitap okuması ve dikkatini vermesi gereken bir sürece girildikçe, başarı da düşmeye başlar. Bir profesyonele başvurmadan sınırlıda olsa dikkat eksikliği için bazı şeyler öncelikle yapılabilir. Örneğin internet ve televizyon izleme gibi aslında dikkat ve yoğunlaşmanın çok da olmadığı uğraşılardan ziyade, kitap okuma yada yazılar yazma gibi daha dikkati yoğunlaştırıcı uğraşılar da önerilebilir. Ev dışı bireysel faaliyetler yerine yine bir grup içinde ortak yapılan eylemler de , kişinin dikkatinin yoğunlaşmasına yardımcı olabilir. Örneğin bir takım sporu bile dikkat gerektirir. Satranç gibi dikkatin yoğunlaşmasına yardımcı oyunlar internet üzerinden de oynanabilir. Ayrıca belli oranlarda omega-3 yağ asitlerinden bazılarının da dikkat eksikliği üzerinde belli oranlarda olumlu etkileri bulunmaktadır.

hocam, beynimle tüm bedenime son 2 senedir hükmeder oldum. her türlü ayrılıkları bedenselleştiriyorum (mide bulantısı, baş ağrısı, mide ağrısı vb). neyse artık ayrılık konusundaki bedenselleştirmelerimi kaale almamaya başladım ancak en ufak bir rahatsızlıkta pireyi fil yapıyorum. örneğin 2 aydır mide ağrısı çekmekteyim, bunun için gastro bölümündeki farklı doktorlara gittim bunun yanında 3-4 sefer endoskopi kan tahlilleri röntgenler EKG ler çektirdim. hepsi temiz çıktı, ama hala içim bu konuda rahat değil. Aslında yaptırdığım tetkiklerden birşey çıksa rahatlayacağım ancak aksi gibi hiçbirşey çıkmıyor ve bu yüzden doktorlara karşı güvenimde git gide azalıyor. Bahsetmiş olduğum gibi bu durumla 2 senedir karşı karşıyayım ve mide ağrısı problemim son 2 aydır var, öncesinde ise baş ağrıları yüzünden yaklaşık 2 sene de 7 sefer beyin MR'ına, 4 sefer BT 'ye girdim. sonuçmu? hepsi temiz. lanet olsun hiçbirinde birşey çıkmadı ve içim rahatlamadı. çünkü hala başım ağrımakta, hala beynimde tümör olduğunu düşünmekteyim, hala arada bir başım dönmekte, hala midem ağrımakta, mide kanseri olduğumu düşünmekteyim, belki de göğüslerime vuran ağrı ve yanmalar kalp rahatsızlığı belirtileridir kim bilir... Ancak hekimlerimiz birşeyin yok diyor gönderiyor. İyi de birşeyim yok madem neden bu ağrılar sızılar. hocam yaşım 24 ve hayatımda ilk defa 5 yaşımdan sonra ağladım. Neden mi? çünkü diğer insanlar gibi hayata pozitif bakamıyorum ya da diğer insanlar gibi sağlıklı olamıyorum düşüncesinden dolayı intihar etmeye karar verdim ve başaramadım, bu yüzden gözlerimden dakikalarca yaşlar geldi. Olmuyor ne yaptıysam kurtulamıyorum bu dertlerden. çevremden birisinin midesi mi ağrıyor, 4 gün sonra öldü mü. işte bu tip vakalarda hemen geçerim bilgisayar başına nedir, ne değildir, neden olmuş, nasıl olmuş araştırırım. Bu internet araştırmasını en ufak bir hastalıkta bile yaparım ve o hastalığı çok rahat bir şekilde dakikalar içinde bedenselleştirebilirim. aradan 2-3 gün geçtikten sonra, hani derler ya aşağı mahallede bir yalan attım yukarı mahalleye gittiğimde o yalana bende inandım, ibaresi gibi sanki amansız, zor ve sonu ölümle bitecek olan bir hastalığa yakalanmışım gibi hissediyorum ve kurtulamıyorum bu sorundan. gerçekten bu konuda yardımlarınızı bekliyorum ve minnettar kalırım size. bu sorun ilaç, terapi artık her neyse çözülebilecek bir mevzu mu hocam....

omercengiz_1907 Tarafından Soruldu | 2014.04.30

Merhaba, Bireylerin ruhsal sıkıntıları yada iç çatışmaları çözülemediğinde , bu sıkıntılar bedensel şikayetler haline dönüşebilmektedir. Bunun sonucu olarak da sayısız doktor muayenesi ve tetkikler yapılmaktadır. Neden bulunamayıp , şikayetlerde arttıkça kişide depresyon şikayetleri ve kaygı problemleri geliştirmeye başlamaktadır. Tedavi olamayacağım düşüncesi de ümitsizliğe ve dolayısı ile yaşamdan bıkkınlığa götürmektedir. Diğer branş doktorları, fiziksel bir neden bulunmadığı noktasına geldiğinde psikiyatrist doktorlara, hastalarını yönlendirmektedirler. Yoksa ruhsal acı yada ağrıların , ağrı kesicilerle tedavi olması mümkün değildir. Psikiyatride ” Somatik (Bedensel) Semptom Bozukluğu” ve “Ağrı Bozukluğu” diye isimlendirilen , fiziksel nedeni olmayan ama bedensel rahatsızlığı taklit eden durumlar, sıkıntı ve kaygılarını duygusal olarak kolay ifade edemeyen yada etme imkanı bulamayan bireylerde daha çok görülebilmektedir. Yani içe atılan problemler ve temizlenemeyen sıkıntıların kokusu başka yerden çıkmakta ve böylece ana problemin bulunmasını da geciktirmektedir. Bedensel nedeni olmayan bu tür psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde en büyük sorun, bu rahatsızlığı olanların bedensel rahatsızlık arama davranışlarını bırakmamaları ve psikiyatrik bir tedaviye gösterdikleri dirençtir. Ayrıca kısa sürede vücut şikayetlerinin geçmesi beklentileri ve psikiyatrik tedavinin uzun sürebilmesi de, bu bireylerde psikiyatriden fayda göremeyecekleri duygusu yaratmaktadır. Duygularını ifade etmeleri konusundaki sıkıntılar ve duygusal sıkıntılarını göz ardı etme eğilimleri , terapi(konuşma ile tedavi) de sıkıntılara yol açmaktadır.

Merhaba, ben 31 yaşındayım ve bekar bir kızım. Ailemle yaşıyorum. Ama kendimi hiç bu yaşta hissetmiyorum ve yeni tanıyan herkes en az 6 yaş küçük gösterdiğimi söylüyor. Bu zamana kadar ilişkilerim oldu ama hiç biri 6 aydan uzun sürmedi ve hayatımın büyük bir bölümünü yalnız geçirdim. Yaşım 30u geçince evlilik konusunda paniklemeye başladım. Erkekler tarafından beğenilmeme rağmen tanıştığım erkeklere karşı arkadaş duygusundan öte bir şey hissedemiyorum. Evliliği düşündüğümde ise çok özenilecek bir şey gibi gelmiyor buna rağmen evlenmek zorunda olduğumu düşünüyorum. Son zamanlarda bu konuyu çok düşünmeye başladım.En son sevgilimle aynı iş yerinde çalışıyoruz. Onun bir ilişkisi var zaten beni o kisi için bırakmış. Ona karşı bir şey hissetmediğime inanıyorum ama her gün gördükçe onunla yaşadıgım ilişki sürekli aklıma geliyor ve tercih edilmemiş olmak moralimi bozuyor.Bir kaç hafta çok mutlu gibi yaşıyorum, hiç bir şeyi kafama takmıyorum.Sonraki bir kaç haftada ise daha dün ayrılmışım gibi acı çekiyorum ve o ilişkiyi kafamda tekrar tekrar yaşıyorum. Bu durumla kendim başa çıkabilir miyim ve nasıl? Psikolojik yardım almam gerekiyor mu?

klmq Tarafından Soruldu | 2014.05.06

Merhaba, Günümüzde evlilik , zor yaşamın ve tüketici ilişkilerin etkisinde sıkışıklık yaşamaktadır. Yoksa iki iyi insanın güzel beraberliği kadar mutluluk verici çok az şey vardır. Tüm çalışmalar hem sağlık hem de ruhsal sağlık açısından iyi evlilikten yana sonuçlar vermektedir. Günlük hayatta hep evlilik sorunları konuşulmaktadır. Halbuki evliliği iyi olanlar özellikle bundan bahsetmemektedirler. Yani bireyler ilişkilerinin iyisini kendilerine saklamakta sıkıntılarını ise paylaşma eğilimine girmektedirler. Bir evde ailesi ile erişkin yaşlarda kalan bireyler, yaşları ne olursa olsun o evin çocuğu olarak kalacağı için, kişisel olgunlaşmaları gecikmektedir. Belli bir yaşa gelince bireysel yada evli olarak kendi yaşamlarını kurmaları, kişisel gelişim açısından da çok önemlidir. Evlenmeyi öteleyen bir grup kadında 30 lu yaşlar ” bütün arkadaşlarım evlendi ben yalnız kalacağım” sıkıntısını da uyandırmaktadır. Bu kaygı ile çok hızlı ama sağlıklı olamayan evlilikler yapan kadınlara da rastlıyoruz. Bir kadın kötü gittiğini bilse bile başka bir kadından dolayı biten ilişkisine ait karışık duygular yaşamaktadır. Çünkü başkasına tercih edilmiş, değer verilmeyen birisi duygularına kapılmaktadır. Böyle bir durumda sadece bir sevgiliyi kaybetme değil , bir evlilik , yuva ve çocuk hayalini de kaybetmektedir. Daha çok üzüntü bundan dolayı yoğundur. Böyle durumlar yani Yas (kayıp ) tepkileri, geride izi kalsa bile bir sene içinde azalarak geçmektedir. Bir seneyi aşmasına rağmen geçmeyen ve halen geçmişteki ilişkisinin olumsuz etkileri altında yaşayan bireylerde “ Yeniden Yaslandırma ” veya “ Psikodinamik " terapiler öncelikli olarak önerilmektedir.

Hocam öncelikle iyi günler annem ile sıkıntılarım var annemin bir rahatsızlığı var ve rahatsızlığını kabul etmiyor ona her şey normalmiş gibi geliyor fakat hiç bir şey normal değil. Nasıl nerden başlayayım bilmiyorum ben annem ile yalnız yaşıyorum. Babamdan ayrıyız ve görüşmüyoruz. Annem çok büyük sıkıntılar çekmiş korkuları var sanırım aç kalacam açıkta kalacam başkalarına muhtaç olacam korkusu var sanırım ben onun yanında olduğumu söylesemde anlamıyor her şeyin üstesinden gelebilecğeimizi söylesemde anlamıyor. Artık çaresizim bu durumdan çok sıkıldım Allah rızası için bana yardım edin ne yapmam gerekiyor, bu rahatsızlığıda uzun süredir var. Evi resmen çöp ev haline sokuyor ben askere gittim geldim dahada kötü olmuş komşuların eski eşyalarını bile alır eve getirir olmuş evi yaşanmaz yer haline sokmuş bende kızdım bağırdım çağırdım korktu eşyaları attım bana bir şey diyemedi bendende çok korkuyor. Korkutmam iyi değil fakat bende çok sinirli biriyim sinirlendiğimde gözüm görmüyor elimde olan bir şey değil belki benimde sorunum vardır. Ama çaresizim ne yapayım düzelmesi için belki düzelir diye böyle yaptım. Yaptığımın yanlış olduğunun farkına vardım. Gördüğüm kadarıyla unutkanlıkta var bazen anahtarını bile nereye koyduğunu unutabiliyor, günlük yaşantısındaki yapacaklarınıda yapamaz hale gelmiş gibi sanki yemek bile yapamıyor. Kafasına göre konserveler yapıyor, reçeller yapıyor mevsime göre tabiî ki, turşular yapıyor, yoğurt kaplarını biriktiriyor, plastik şişeleri, yiyecek erzakları bile evde olmasına rağmen biriktiriyor tarihinin geçip geçmemesi önemli değil onun için. Fazla evde olsa ver başkasına kim yiyecek dediğimde bile vermiyor başkasına tamam diyor sonradan yine vermiyor. kullanırız yeriz mantığıyla düşünüyor hep fakat zaten iki kişiyiz nasıl okadar şey yiyilebilirki bunu anlayamıyor. Tamam diyor sonrandan yine aynı benim söylediklerim bir kulağından giriyor diğerinden çıkıyor. Bir şey dikkatimi çekiyor ona sıkıntısını anlatıyorum neden böyle yapıyorsun diyorum ses yok, yalvarıyorum sana sen namazında niyazında birisin utanmıyormusun diyorum oğlum ben ne yapıyorum diyor elimden geldiğince yapıyorum diyor. Ben sıkıntısını anlatıyorum o bana alakasız bişey söylüyor mesela mahallaede şu komşu şöyle yapmış böyle olmuş böyle gitmiş gibi şeyler. Alakasız şeyler söylüyor. Normalde konuştuğumuz zaman gayet normal görünürde hiç bişey yok. Aklı başında birisi mahallede yardım etmediği kimse yok onu mahallede herkeste çok seviyor zonguldağın ilçesinde Karadeniz Ereğlide yaşıyoruz oturduğumuz yerde Anadolu kültüründeki gibi komşuluklar beya bir sıkı bir şekilde mahallemizde sokağımızda herkes birbirini tanır bağ bahçe işleride yapılıyor burada. Annem küçüklüğünden beri bağ bahçe işleriyle uğraşmış okutmamışlar zamanında ilkokul 3.sınıfa kadar kaçarak okumuş 30 senedir buradayız hal böyle olunca mahallede herkes bir işi olsun annemi çağırır oda hemen işini gücünü bırakıp gider bunuda anlatamıyorum ona. Tamam yardım etmesi güzel fakat yardım edilecek insan var edilmiyecek insan var genelde birçoğuda menfaatleri için çağırıyorlar yani işleri olduğu zamanlar çağırıyorlar bir şey değil kendini yıpratıyor yaş ilerledikçe kendinde sıkıntılar olacak bunu söylememe rağmen yine aynı 64 yaşında olmasına rağmen bu yaşta hala bağda bahçede yaza doğru domates ekecek, salatalık ekecek, biber ekecek, soğan ekecek, ondan sonra yazın ağaçların tepesinde meyve topluyor anlıyacağınız komşular çağırmasın hemen orada yani. bu sadece bağda bahçede değil temizlik yapsınlar çağıran bile var kömür geldi taşımak için çağıran var yani herkesin yanında olmak istiyor yardım etmek istiyor tamam yardım etmesi güzel fakat kendini çok yoruyor ev ile ilgilenmiyor, heryer çöplük gibi evin içinde her şey üst üste doldurdukça doldurmuş burada kirada oturuyoruz ev sahibimizde kendi çocuğunu oturtacakmış eve bu yüzden şimdi çıkın dedi bende evde işe yaramıyacak ne var ne yoksa atıyorum yeni taşınacağımız eve buradan bişey getirmeyi düşünmüyorum birkaç parça eşya alırım buradakilerden diğerlerinide atarım diye düşünüyorum. Buda annemi etkilermi bilmiyorum. Evden bişey versem bunu at hadi desem tamam diyor atacam diyor ama atmıyor fark etttim bikaç defa denedim atacağı şeyin kabını kutusunuz poşetini değiştiriyor yine getiriyor. Hocam annemin geçmişini anlatsam size daha iyi olacak bu geçmişte yaşadığı sıkıntılardan sanırım bu yaptıkları. Annem babamın ikinci eşi geçmişte tam olarak bilmiyorum ne olduğunu babam annemi kandırmış diye düşünüyorum veya annemi sevmiş, babamın ilk eşi ise annemin ablası yani babam baldızınıda ikinci eş olarak almış. Ya bir hata yaptı sonradan çözümü için anemide aldı böyle bir şey ben araştırsamda sorsamda bişey söylemiyor annem. Sanırım anlatmalarına göre ilk zamanlarda aynı evde yaşamışlar annem o ablasının çocuklarına bile bakmış yani daha önce bikaç sene aynı evde yaşamışlar sonradan ayrılmışlar evleri. Babam iki evede bakıyordu yıllardır geçmişte durumu beya bir iyiydi ama sonradan bozuldu durumu diğer aileden olan oğlu onu mahvetti her şeyini bitirdi. Eskiden iki evede gelip giderdi daha sonradan 2005 senesinde bir kaza geçirdi beya bir ağırdı durumu o zamn bizi dışladılar telefonlarda bana sen kimsin arama sorma bile dediler sonradan bir akrabam sayesinde babamla telefonda konuştum oda benimle oğluymuş gibi konuşamadı ya onların eline düştüm diye böyle bir şey yaptı orasını bilmiyorum o tarihten sonra babamda benim için benim gözümde bitti. Bizde zaten o kazadan sonra ona karşı tavrımızı koyduk o yuzden gelip gidemiyor bize artık. Bu anlattığım olaylar annem için gerçekten kolay şeyler değil sanırım bu yaptıklarının sebebide bu yaşadığı sıkıntılar en baştada yazdığım gibi sanırım aç kalacam açıkta kalacam başkalarına muhtaç olacam korkuları ile bu şeyleri yapıyor diye düşünüyorum. Ne olur bana yardım edin ne yapabilirim. Bu rahatsızlığının tedavisi nedir. Artık kafayı yiyecem her şeyi düşünmekten bende. Yardımcı olursanız çok sevinirim. Bana bir yol gösterin ne olur. Şimdiden yardımlarınız için çok teşekkür ederim..

reco67 Tarafından Soruldu | 2014.05.09

Merhaba, öncelikle sorunuz dolayısı ile mahremiyet ve gizlilik konularında bir sorun yaşarsanız bize bildirin ve sorunuzu kaldıralım. Psikiyatrik rahatsızlıklar birçok durumda birden fazla olabilmektedir. Ya da geçmişte olan bir psikiyatrik rahatsızlık üzerine bir yada birden fazla başka rahatsızlıklarda eklenebilmektedir. Obsessif – Kompulsif Bozuklukta ki en önemli bulgu saçma ve takıntılı düşüncelerdir ve bunu takip eden kişinin yapmaya zorunlu hissettiği ve engel olamadığı tekrarlayıcı davranışlardır. Sıklığı daha alt sıralarda olsa bile, ”Biriktirme ve Atamama” da obsessif – kompulsif bozukluğun bir şeklidir. Bir gün işe yarar diye veya kendilerine göre bir mantıkla, gereli gereksiz her şeyi biriktirebilirler ve atamazlar. Çöpten yarısı yenmiş yiyecekleri toplayan, 2 tanenin yanında 1 tane bedava diye evin bir tuvaletini ortalama bir evin 3-4 senede tüketeceği kadar temizlik malzemesi biriktirenleri, artık kimsenin kullanamayacağı kadar eski banyo lifi çöpe atıldı diye çöp kutusundan lifini bulup yeniden kullananları görmekteyiz. Şizofrenide de çöp evler söz konusu olabilir ancak orada durum çok daha farklıdır. Obsessif Kompulsif rahatsızlığın tedavisi , rahatsızlığı olanların tedaviye uyumsuzluklarından dolayı zor olabilmektedir. Bir kısmı da tedaviyi reddetmektedir. İkna ve mantık yoluyla da evde yaşamayı zorlayan derecede biriktirdiklerini kendilerinin atmasını sağlamak (tedavi ve iyileşmeleri söz konusu değilse) neredeyse mümkün değildir. Onun için ailelerin evi yaşanır hale getirmek için fazlalıkları boşaltmaları söz konusu olmaktadır. Bu tür rahatsızlıkları olanlar başta tepki verse de duruma alışmaktadırlar. Ancak , yeniden biriktirmeye yada atmamaya devam edeceklerinden ev yeniden dolmaktadır. Bu tür sıkıntılar geç bir yaşta ve hafıza bozuklukları veya bedensel bir takım bulgularla beraber oluştu ise psikiyatrik değerlendirme ve tedavinin yanı sıra nörolojik bir muayene de faydalı olacaktır.

bi sorum olacaktı bu akıl hastanesi veya bildigin psikolog dosyoları ilerde sıkıntı yaratırmı iş falan veya dosyaları kapatabiliyor muyuz ve bu dosyalara başkaları ulaşabilir mi mesela suc işleyip yakalandın polis ulaşabilir mi veya başka birisi sana karşı zaaf olarak kullanabilir mi

scream155 Tarafından Soruldu | 2014.05.25

Merhaba, Hastanelerde yada psikiyatri veya psikoloji bölümlerinde olan dosyalarınızdaki bilgiler gizli tutulmak zorundadır. Bu dosyalara direkt ilgisi olmayan kişilerin ulaşması yasaklanmıştır. Mahkemeler kanalıyla, kurumlar suç durumunda bu dosya ve bilgilere kanunen ulaşma hakları vardır. Ancak bu durumda sizin de bilginizi mahkemeye sunan psikiyatrist veya psikolog tarafından bilgilendirilmeniz gerekir. Kişisel bilgilerinizin size karşı kullanılması bir suçtur. Psikiyatrist yada psikologlar tarafından tutulan dosyalarınızdaki bilgiler eksik, yanlış veya hukuka aykırı olması hâlinde ise silinebilir yada düzeltilebilir. Yok edilmesi , gerekli olduğu sürece söz konusu olmamaktadır. İnternet sitemizin “Psikiyatride Hasta Hakları” bölümünde bu konu ile ilgili geniş bilgiye ulaşabilirsiniz.

İyi günler hocam, Benim 4 yıldır beraber olduğum bir kız arkadaşım var. Kendisinde 4 yıldır gözlemlediğim bir durumu anlatmak istiyorum. Bu durum normal mı? değil mi? bu konu hakkında görüşlerinizi bekliyorum. Kız arkadaşım benimle veya başkasıyla konuşurken , karşısındakine bir şeyler anlatırken çevresinde tanıdık olsun olmasın sesini biraz daha yükseltip, sanki onlarında konuşmayı dinliyormuş gibi çevresindekilerin tepkisini ölçer gibi onlara bakıyor, göz teması kurmaya çalışıyor. Bu durum sadece benle konuşurken değil ben bunu başkalarıyla konuşurken de yaptığını gözlemledim. Konu çok ciddi olsun veya sıradan rutin konuşma olsun bu hareketi genelde yapıyor. Bunu kendisinin yüzüne karşı hiç söylemedim ama artık rahatsız ediyor bu durum. Bu durumu sadece ben değil bir kaç yakın arkadaşımda sorduğumda bana hak verdiler onlarda fark etmiş. Bu psikolojik bir rahatsızlık mıdır? Kişilikle alakalımıdır çözemedim? İnternetde de araştırdım ama herhangi bir cevap bulamadım.

Hasan01 Tarafından Soruldu | 2014.05.26

Merhaba, Bireylerin kişilik özellikleri davranış şekillerini de etkilemektedir. Bir grup bireyde İLGİ MERKEZLİ ( HİSTRİONİK) kişilik özellikleri daha ön plandadır. Bu bireyler nerede olurlarsa olsunlar, ilginin kendi üzerlerinde olmasını isterler ve bu olmadığı zamanda rahatsız olurlar. Bundan dolayı da ilgiyi üzerlerine çekmek için bir takım davranımlarda bulunabilirler. İlginin merkezinde olmadıklarını hissettiklerinde rahatsız olup , ilgi almayı sağlayan davranışlar içine girebilirler.

18 yaşındayım.öncelikle çok korkuyorum.daha önce başıma hiç böyle bir olay gelmedi. 3 gündür başkalarını öldürmekten korkuyorum.3 gün önce böyle arkadaşlarla cinlerden falan bahsettik.o akşam salondan kulaklığımı alırken durup dururken melek gibi babamı o kulaklıkla boğma düşüncesi geldi.akşam oldu gece3 gibi ağlamaya başladım böyle düşündüğüm için.dua ettim ve namaza başlamaya karar verdim dün gece tekrar kötü oldum aileme söyleyemedim. ciddi değildir diye.onları çok seviyorum çünkü.kokrkmasınlar diye söyleyemedim lütfen mail ile cevap yazın çok kötüyüm.böyle bütün vücudum titremeye başlıyor lütfencevap yazın ciddi isedoktora gitcem.çünkü çok yaşamak istyorum.annem panikatak hastası ama onunki farklı benmki nedir lütfen ilgilenin.çünkü sanki içimde başka biri var gibi kötübiri sanki lütfen cevp yazın!

gulsahkaradeniz Tarafından Soruldu | 2014.05.28

Merhaba, İnsanın aklına takılan düşüncelere takıntılar diyoruz, bu düşünceler saçmalık düzeyine gelirse saplantı adını almaktadır. Obsessif- Kompulsif Bozuklukta, insanın aklına gelen ve saçma ama düşünmesini engelleyemediği düşünceler (saplantı) ve bununla ilişkili davranışlar (zorlantılar) oluşmaktadır. Saplantılı düşünceler aniden oluşur ve kişinin yapısına tersdir. Yani temiz bir insanda kirlilik takıntıları oluşabilir. Çünkü kirlilik temiz bir insanı daha çok rahatsız eder. Takıntılar , Saplantılar , Obsessif Kompulsif Bozuklukla ilgili yazılarımı ve kendi kendine sorunu çözme önerilerimi internet sitemin “Makaleler” bölümündeki “Psikiyatri” makaleleri içinde bulabilirsiniz.

Merhaba. Ben 23 yaşında bir öğretmen adayıyım ve zorlu bir KPSS maratonunda olduğumdan çok stresliyim. Önceleri bende meydana gelen bazı tuhaf davranışların bu stres yüzünden ortaya çıktığını sanıyordum. Fakat geçmişe döndüğümde benzer davranışları gösterdiğimi fark ettim. Birçok insanda benzer şikayetler olduğundan çok ciddiye almayı düşünmüyordum. Son günlerde özellikle evde tuhaf davranmaya başlayınca kendimden şüphelendim. Aşırı derecede iç sıkıntısı ve boşluk duygusu hissetmeye başladım. Bazen nöbetler halinde sıkıntı geliyor, boğuluyorum; bazen de aniden neşelenip saçma sapan hareketler yapıyorum. Bu duygu değişimleri çok ani oluyor. Çoğu zaman insanlarla konuşurken düşüncelerimi toparlayıp düzgün cümleler kurmak yerine laf salatası yaptığımı fark ediyorum.Bazen kendimi hayvanlarla konuşurken buluyorum, kuşlarla, sineklerle kendimce iletişim kuruyorum. Zaman zaman nedensiz yere kendime zarar veriyorum. Kollarımı sivri bir cisimle çiziyor, eziyor ya da lastikle acıtıyorum. Bunların dışında kendimi çoğu zaman çok yalnız hisediyorum ve insanlar tarafından sevilmeyen biri olarak görüyorum. Elimden geldiği kadar arkadaş canlısı ve neşeli olmaya çalışıyorum fakat hiçbir zaman karşımdaki insanlara kendimi sevdirmeyi başaramadığımı düşünüyorum. Bu zamana kadar flört ettiğim erkekler de sevgilerini hak etmediğimi ya da bir adım ileri atamayacak kadar soğuk ve ilgisiz olduğum gibi şeyler söyleyerek beni terk ettiler. Karşımdaki kişinin benden mükemmel olmamı beklediğini düşünüyorum ve öyle olamayacağım için yine terk edilirim korkusuyla kimseye yanaşamıyorum. Kafamdan bu duygusallık, evlilik, ilişkiler konusunu çıkarıp ömrümün sonuna kadar yalnız yaşamayı bile planladım fakat içinde bulunduğum bu yalnızlık ve sevilmeme duygusu beni daha çok rahatsız ediyor. Bir de insanların ufak bir davranışından yola çıkarak kafamda onunla ilgili birsürü şey kurup yaşıyormuşum. Sonra da sanki gerçekten o olaylar yaşanmış gibi hissedip o kişiye ona göre tavır alıyorum. Hatta bazen abartıp aklımda yaşadıklarımı başkalarına anlatıyorum. Tabii ki bunları farkında olmadan yapıyorum. Mesela bir hocamın aslında öyle olmadığı halde bana karşı olumsuz duygular hissettiğini ve söylediği iğneleyici lafların ucunun bana dokunduğunu düşünüyorum.Kafamda onunla ilgili onlarca tartışma senaryosu oluşuyor. Eve gelip aileme onun o gün bana ters davrandığını anlatıyorum ve artık derslerine girmiyorum. Ya da birinin benimle birkaç cümleyi geçmeyen konuşma ve gülümsemesinden benden hoşlandığnı sanıp bazı arkadaşlarıma gerçekten öyleymiş gibi anlatıyorum. Sonradan o kişinin evli olduğunu ve anlattıklarımın tamamen benim kurmacalarım olduğunu fark ediyorum. Son zamanlarda bu anlattığım davranışların sıklığı arttı ve kendimi kontrol edemeyeceğimden korkmaya başladım. Herhangi bir psikolojik destek almalı mıyım yoksa bunlar stresten kaynaklanan geçici normal durumlar mı? Teşekkür ederim.

ysmnleyla Tarafından Soruldu | 2014.05.29

Merhaba, Bir kişinin yaşadığı şikayetler yada kendinden şikayetleri sadece psikiyatrik bir rahatsızlıktan dolayı değildir. Her insanın ruh hali ve duygulanımı olaylar karşısında faklı şekilde değişir. Yani olaylara verdiğimiz tepkiler kişiden kişiye farklıdır. Bu farklılık kişilik özelliklerinden kaynaklanır. Her kişinin ön planda olan bir kişilik özelliği vardır. Ancak kişilik özelliği bir insanda sadece bir tane değil birkaç farklı kişilik özelliklerinin karışımı olarak da karşımıza çıkar. Her insanın bir yada birden fazla bir kişilik özelliği yada kişilik özelliklerinin karışımı vardır ve bu da her insanda doğaldır. Sorun olan bir kişilik özellik yada özelliklerimizin kendi kendimizle veya ilişkilerimizde sorun oluşturup oluşturmadığıdır. Örneğin insanların ailelerine bağlı olmaları doğal bir durumdur ancak ailemden ayrı kalamam diye iş yada evlilik tekliflerini reddedip her yere ailesi olmadan gidememek Bağımlı kişilik özelliklerinin artık sorun noktasına geldiğinin bir göstergesidir. Yine aynı şekilde her insanın beğenilme ve ilgi çekmeye karşı bir hoşnutluğu vardır. Ancak kendini bencillik derecesinde abartılı beğenme - ön plana çıkarma ve sürekli etrafın ilgi odağının kendi üzerlerinde olmasını isteme Ben Merkezli (Narsistik) ve İlgi Merkezli (Histrionik) kişilik özelliklerinin sorun düzeyine ilerlemesinden kaynaklanır. Kişilik özellikleri bireyin yaşamında sorun ve ilişkilerini bozucu ise o zaman kişilik bozuklukları düzeyine ulaşmıştır. Kişilikle ilgili problemler, kişilik özelliği ile kişilik bozukluğu arasındaki bir derecede de gidip gelebilir. Bu gelgitleri çevre, ilişkiler ve yaşam olaylarından kaynaklanan stres de artırabilir. Duygusal Karmaşık (Borderline- Sınır Kişilik) özellikleri , kişide duygusal dalgalanmaların daha yoğun olduğu bir kişilik özelliğidir. Bu kişilik özelliğinin derecesine bağlı olarak, kişinin duyguları çok sıcak dan çok soğuğa aniden değişebilir. Duyguların belli bir aralıkta az dalgalanan olmaması , bu özelliğe sahip kişilerin yaşamlarında süreklilik gerektiren iş yada ilişkilerde daha az başarılı olmalarına da sebep olabilir. Bu kişilik özelliğine sahip olanlarda sebebi açıklanamayan bir sıkılma ve boşluk duygusu oluşur ve yakınlaştıkları ilişkilerinde kendilerinin terkedileceği korkusu ile yaşarlar. Bazen bundan dolayı , sevmelerine rağmen bu terkedilme korkusu içinde “ o beni nasılsa bırakacak, ben önce onu bırakayım böylece çok acı yaşamam” mantığı ile de hareket edebilirler. Bazen sıkıntıların ve stresin etkisi altında ruhsal sınırları zorlanıp , geçici mantıklı olmayan deneyimler yaşayabilirler. Boşluk duygusu ve terkedilme kendilerine zarar verme teşebbüslerine neden olabilmektedir. Bu kişilik özelliğine sahip olanların % 50 si yıllar içinde olgunlaşarak bu sorunlu özelliklerini kendi kendilerine çözmektedirler. Kişilik bozukluğu yada yakın düzeyde sorunları olanlar için yaklaşım olarak ben temelde terapi ve gerekirse destekleyici olarak ilaç önermekteyim.

Hocam merhaba, 6 ay once evlenmıs bı bayanım.esımle 6 yıllık bır ılıskımız oldu ardından evlendık.fakat evlendıgımızden berı esımde degısmeler oldu.sureklı onunla tanısmadan oncekı hayatımla ılgılı sorular sorup arastırıp gecmısı desmeye basladı.ardından sıddet basladı.sozlu ve fızıksel olarak sıddete maruz kalıyorum.benımde psıkolojım cok bozuldu.mutlu bır gunumuz yok artık,her an saldırı halınde ve bende artık sesımı yukseltmeye basladım.bu durumun tedavısı varmıdır? var ıse nasıl mumkundur?

nazo Tarafından Soruldu | 2014.05.30

Merhaba, Türkiye’de erkeklerin çoğu, eşlerinin geçmişte çıktıkları kişileri ve geçmişlerini sorun ediyorlar. Eğer eşlerinin onlardan önce bir ilişki geçmişi varsa, onu yok sayarak baş ediyorlar. Onun için evlilik öncesi ve sırasında, derecesi ne olursa olsun geçmişteki ilişkilerle ilgili konulara girmemek ve bahsetmemek çok önemli. Özellikle kişiliği alıngan ve şüpheci özellikler taşıyorsa , kafalarında küçük bir detay bile onlar için ciddi sorun oluşturabiliyor. Terapiler konusundaki mesleki deneyimim, bazen erkeklerin beraber oldukları kadınla ilgili onları rahatsız eden bir konuyu öğrenip , bunu paylaşmayıp kendi içlerinde büyüttükleri zaman, sözel ve fiziksel şiddet eğilimine girmeleridir. Günümüzdeki iletişim araçları ve sosyal medya vasıtasıyla kişiler eşleri ile ilgili geçmiş bilgilere ulaşabilmekte ve bunu kendi içinde büyütebilmektedir. Bu tarz problemlerde, sorun olan konunun paylaşılıp kendi içinde çözülmesi mümkündür. Eğer çözülemiyorsa, evlilik terapisi önermekteyim. Öfke ve şiddet, anormal veya patolojik bir kıskançlıktan kaynaklanıyorsa, tedavi daha çok bireysel olmakta ve psikiyatrik ilaç kullanımını da gerektirmektedir.

Yaklaşık 6 aydan beri, duyguları hissedemiyorum gibi geliyor. Sanki hepsi de sahte gibi, üzülmem gerekenlere üzülemiyor, sevinmem gerekenlere sevinemiyor.Aşırı duygusal olaylarda bile genellikle duygusal tepki bile veremiyorum. Benim sıkıntım nedir? Bir psikiyatriste gitmeli miyim?

quustion Tarafından Soruldu | 2014.06.01

Merhaba, Duygu donukluğunu en sık gördüğümüz durumlardan başta geleni depresyondur. Depresyonda bir grup kişide donukluk ya da hissedememe durumu oluşur. Örneğin mesleği müzisyen olan bir depresyonlu, müzik aletini çalar ancak bir his ve tat almaz. Depresyonun dışında ruhsal travmalar, uzamış yas ve bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da bu durum oluşabilmektedir. Bir anlamda ruhsal savunma sistemimizin bir parçası olarak da duygusal donukluk oluşabilir. Farkında olmadan , baş edemeyeceğimiz acı ve sıkıntılara karşı beyin ruhsal bir anestezi yada donukluk oluşturabilmektedir.

10 Ekim 2011 ile 3 Kasım 2011 tarihleri arasında zorla Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tutuldum ve zorla kötü koşullar altında ilaç kullanmak zorunda bırakıldım. O tarihten sonra akademik başarım düştü ve daha yeni yeni kendime geliyorum. Kullandırdıkları ilaçlar bünyeme çok ağır geldi ve düşünsel ve çözüm bulma yeteneğimi ilaçlara ara verinceye kadar kaybettim. Gördüğüm tedavinin yanlış bir teşhis sonucu olduğuna inanıyor ve hastanede iken olgunlaşma haricinde daha fazla ruhsal çöküntü yaşattıklarını düşünüyorum. Bu konuda ne yapmamı önerirsiniz? Ayrıca gösterdiğim tepkinin insanlara zarar vereceğini nasıl düşünmüş olabilirler ki beni kısıtlama gereği duydular? Madem kendi kendime ihtiyaçlarımı gideremiyorum, nasıl olabiliyor da tek başına yaşayabiliyor ve öğrenim görebiliyorum? Herkes önce kendisinin hekimidir. Tıbbi anlamdaki merakımdan ötürü rahatsızlık olarak adlandırılan İki Uçlu Duygu-Durum Bozukluğunun psikiyatrik bir hastalık değil, bedendeki tiroit hormonu gibi değişkenlerin değişmesi ve beyin zarının geçirgenliği sayesinde beyne daha fazla kan gitmesi sonucu ortaya çıktığını belirtiyorum. Enerji patlaması bu sırada oluşuyor olabilir ancak ben ne kendime ne de bir başkasına zarar verdim. Ayrıca pek çok hekimin kendilerinin yanına giden kişilere "potansiyel hasta" olarak bakmasından ötürü mustaribim, böyle yaparak nice kişiyi daha ruhsal olarak çıkılmaz bir durumun içine sokabiliyorlar. Hekimlerin "hasta" olarak gördükleri kişiler önce insanlar. Bu durumu unutmamaları gerektiği kanaatindeyim. Saygılarımla. İyi çalışmalar dilerim.

BİLİM_AVCISI Tarafından Soruldu | 2014.06.02

Merhaba, Akıl Hastaneleri yada çok sayıda psikiyatrik hastanın yattığı Ruh ve Sinir Hastanelerinden ziyade toplum içinde tedavi 1970 li yıllardan itibaren tercih edilmektedir. Hastaların psikiyatri hastanesinden çok toplum içinde görev yapan psikiyatri ekibi tarafından hem takip hem de tedavi edilmesi, hastaneye yatış gereksinimini de ciddi oranda düşürmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki psikiyatri bu temeller üzerinden kurulmuştur. Son yıllarda açılmaya başlanan "Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri" de bu "Toplum Psikiyatrisi" dediğimiz yaklaşımın gecikmiş uygulamalarıdır. Ruh ve Sinir Hastaneleri , kişinin toplumda sorunlu kişi olarak damgalanmasına da yol açabilmektedir. Ayrıca hastalar bir bireyden ziyade hasta olarak muamele görürlerse , bu da onların iç dünyalarında kötü etkiler bırakmaktadır. Özellikle geçmişte psikiyatri hastanelerinde yaşanan hastalara karşı onur kırıcı ve bireyselliğini yok sayıcı yaklaşımlar, halende tamamen ortadan kalkmış olduğu söylenemez. Tıp dalları içinde en çok suiistimalin olduğu dal yurtdışında psikiyatri ve psikoloji olarak görülmektedir. Ayrıca akıl rahatsızlığı nedeniyle istem dışı yatan hastalar bir birey olarak değil de sadece teşhisleriyle değerlendirilen bir hasta olabilmekte ve hakları tam olarak verilmemektedir. Hastalar, zaman ve sabır kısıtlılığı ya da maddi çıkar nedeniyle çok da gerekli olmayan zahmetli ve pahalı tedavilere yönlendirilebilmektedirler. Hastanelere mahkemeler tarafından yollanan hastalar sağlık kurullarında onlarla ilgili verilen kararların açıklaması, sonuçları ve itiraz hakları konusunda bilgilendirilmemektedir. Kendileri başvurmadıkça, haklarını koruyamayan akıl hastalarının haklarını koruyacak bir sistemde yoktur. Bundan dolayı ruh sağlığı alanında hasta haklarını koruyacak “hasta temsilcisi” sistemine de gereksinim vardır. Tabi ki toplumda tedavi edilmesi başarısız kalan hastalar için her zaman yataklı psikiyatri servislerine ihtiyaç vardır ve var olacaktır. Bazı durumlarda da hastaların istemi dışında olsa bile tedavi gerektiği için hastanelere yatış söz konusu olacaktır. Bu konudaki kararı da hem etik hem de bilimsel davranan ve aynı hastaneden olmayan sadece bir değil birden fazla doktor verebilir. Gelişmiş ülkelerdeki yaklaşım budur. Önemli olan gerek hastanede gerekse hastane dışındaki tedavilerde hastanın birey olarak onurunun korunduğu ve tedavinin hem maddi hem de etik olarak hastanın aleyhine olmadığı bir yaklaşımın olmasıdır.

merhaba sayın hocam. ben on yıldır bipolar hastasıyım. 28 yasındayım.4 kez hastanede yatmak zorunda kaldım.hatta sonuncusunda ıkı ay yatırdılar ve 9 seans ekt tedavısı aldım ilaçlara ek olarak. hocam ben bipoların özellıklerının yanında sanrılar ve halüsilasyonlarda görüyorum. sürekli ölüm düşüncesı gecıyor tedavılere ragmen aklımdan. benim size sorum ben son ıkı yıldır calısamıyorum ataklarımın sıklıgından dolayı. eger heyete gırersem özur oranım kaç cıkar ve devletten maas alabılmem ıcın neler yapmam gerekıyor cunku herhangı bır gecım kaynagım yok. cevabınız ıcın sımdıden tesekkur ederim

snur Tarafından Soruldu | 2014.06.04

Merhaba, Özürlülük oranınızın değerlendirmesi klinik olarak sizi izleyen psikiyatrist doktorlar tarafından hastalığınızın seyri, ayaktan ve yatarak tedavideki değerlendirmeler ve dosyanız incelenerek yapılır. Özürlülük oranındaki en önemli nokta hastalığın bireyin sosyal ve iş yaşamını ne kadar bozduğudur. Hastanelerin sağlık kurulları sadece sağlık raporu ve özürlülük oranını belirlerler . Tek başına hastanenin verdiği sağlık kurulu raporu maaşa bağlanmanız için yeterli değildir. Sağlık kurulu raporunu değerlendiren ve onla ilgili nihai kararı veren Sosyal Güvenlik Kurumudur(SGK).

Merhaba. Benim oğlum 6 aylık. Çok güzel iş teklifi aldım ve çalışıyorum. Ama çok endişeliyim acaba bebeğim beni unutur mu? ve ya sevgisi azalır mı?

Melahet Tarafından Soruldu | 2014.06.05

Merhaba, Bebek ve çocuklarla geçirilen zamandan çok , o geçirilen zamanın kalitesi önemlidir.Bebekler 6 ay ile 30 ay arasında bağlanacakları anne yada kişileri belirlerler ve anneyi unutma gibi bir şey söz konusu değildir. Ancak anne bebeği unutur ve kendi yaşamına önem verirse o zaman çocuk bağlanmak için bakıcısına yönelebilir. Eğer bakıcı duygusal olarak yakınsa, bu bağlanma gerçekleşebilir. Aksi takdirde çocuk güvensiz bir bağlanma şekli geliştirebilecektir. Çalışma saatleri dışındaki zaman, duygusal yoğun olarak çocukla geçirildiğinde ve çocuk ve etrafa temel bakıcının anne olduğu hissettirildiği zaman , çocuk ve anne arasında bir duygusal bağlılık sorunu oluşmaz. Burada önemli nokta çocuk kadar annenin de çocuktan uzaklaşmamasıdır . 10.03.2014 tarihli danışanımıza verdiğimiz yanıtta da benzer bir sorun işlenmiştir.

mrb 35 yaşında bir öğretmenim..sayfanızdaki kişilikle ilgili anketi yaptım depresif,çekingen,alıngan özellikler çok yüksek çıktı.bunların bende olduğunu da biliyorum .sorunlarım;iletişim kuramamam ,her yerde ben ne konuşacam nasıl iletişim kuracam düşüncesinin olması,insanlar bu kadar konuşacak şeyi nerden buluyorlar düşüncesi aklımdan çıkmıyor.bende de iletişim konusunda hiç üretkenlik yok ,ancak birisi laf verecek de bende cevaplıcam ya da bişey söylicem...bulunduğum her ortamda varlığım yokluğum belli değil,çok zayıf bir kişiliğimin olması hatta kişilik sahibimiyim bilmiyorum çünkü herhangi bir durumda nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum hep başkaları nasıl davranıyor onlar gözönüne geliyor ve beni yönlendiriyor.insanlarla iletişim kuramayınca yalnız kalıyorum ve önce kendimden sonra hereksten nefret ediyorum...bu yaşıma kadar böyle geçti bundan sonraki yaşantımında böyle geçeceğini düşünmek delirtiyor beni..inançlı biri olmasam çok kez intihar ederim...hiç zevk alamıyorum hayattan..zihnim hep sorunlarla meşgul .iç konuşmalarım bitmiyor hiç.ve hepsi de olumsuz oluyor..delirmekten de korkuyorum..sabah olmasın istemiyorum..eşimle annemle bile doğru düzgün muhabbet edemiyorum..çok alınganım herşeyden kendime kötü paylar çıkarıyorum..çevremde kimse yok,gezebileceğim muhabbet edebileceğim kimse yok..bütün bunlardan dolayı çok huzursuz mutsuz düşünceli bir haldeyim..karşımda konuşan insanları dinleyemiyorum bile ,göz teması kuramıyorum zaten,bir de dikkatimi veremiyorum..kendime karşı hiç güvenim yok,dünyanın en sevimsiz en gıcık en negatif insanıyım .kendimi bir hanzo gibi görüyorum .bu dünyaya ait olmadığı düşünüyorum..çünkü söylediğim yaptığım birçok şey insanlar tarafından yanlış değerlendiriliyor.ilaç tedavisi gördüm,1 kez grupla bir kezde bireysel psikoterapi aldım ama 5-6 hafta devam ettim ikisinede..düzelmeyeceğim duygusu ağır bastığı için yarım bıraktım.ne yapayım ben nolacak benim halim...

adamım Tarafından Soruldu | 2014.06.16

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklar bireylerin yaşamını ciddi derecede bozabilmektedir. Özellikle uzun süreli psikiyatrik rahatsızlıklar, bireyin kişilik gelişimini ve kendine bakışını da olumsuz yönde etkilemektedir. Psikiyatrik rahatsızlıklardan kaygı bozuklukları (örneğin sosyal fobi veya sosyal anksiyete bozukluğu) bireyin kendini rahatça ifade etmesi ve yaşamasına engel olmaktadır. Böyle olunca bireyler özgüvenlerini kaybetmekte, kendilerini eleştirmekte ve eleştirmeleri arttıkça da daha da karanlığa gömülmektedirler. Yani kendi içlerinde tek başına hücre hapsi yaşar bir duyguya gelmektedirler. Halbuki bu kaygı sorunları çözüldüğü zaman daha güvenli ve farklı bir yapıya dönüşmektedirler. Bu aslında olmaları gereken doğal yapıdır. Kaygı (anksiyete) bozukluklarına, karakter özellikleri ve ilaveten oluşan başka psikiyatrik rahatsızlıklar ve olumsuz koşullar eklenince , sorunlar daha da büyüyebilmektedir. Kaygı bozuklukları profesyonel bir terapi ve ilaç yardımıyla önemli ölçüde ve bazı durumlarda tamamen çözülebilen rahatsızlıklardır. %10-20 vakada tedaviye direnç söz konusudur. Dirençli vakalar tedavide daha tecrübe ve özen gerektiren durumlar olup, bunlarda da kısmi düzelme iyi bir tedavi ile mümkündür. Kişinin tedaviye teşviki iyi bir doktor –hasta ilişkisi ile mümkündür.

Merhabalar hocam ben 19 yaşındayım arkadaş cevremin yüzünden içtiği sigaraya bi madde koyup bana şaka yaptılar. Ben bu olayı atlatamadim. O uyuşturucu maddesinin sürekli kafasını yasiyordum insanlar yavaşlıyor yavaş hareket edip konuşuyor sanıyordum. Insan lara bakamiyordum sonra bu duygu yavaşlatıyor nefes alamama carpintim boğulma var diye hastaneye gittim bir şey çıkmadı en sonunda özel bi psikiyatri ye gittim panik bozukluk dedi. Çıplak kullandım 1 sene. Sonra artık bişeylere almam gerektiğini yenmem gerektigini düşündüm ve konuşup doktora yavaş yavaş 3 ay için de bıraktım. O yavaşlama olmuyor artık yada ne biliyim korkmuyorum ama bazen carpintim ve nefes alamama oluyor ama kendim yenıyorum. Deprem olunca da o gün korktum urktum ailem geldi aklıma ama atlattim Sizce tekrar ilaca başlamalıyım ilerler mi hani bu yüzden korkuyorum biraz ileri ki zaman da ilerler diye ve sık sık hasta oluyorum insanlar dan böyle bişey buluşacak hissediyorum ellerimi yıkıyorm sonra kendi kendime saçmalama deyip yapmıyorum engelliyorum kendimi acaba yanlış mı doğru mu yapıyorum ne yapmam lazım

melika Tarafından Soruldu | 2014.06.17

Merhaba, Esrar ve özellikle son dönemde maalesef kullanılan sentetik uyuşturucu olan Bonzai ve Jamaika ve değişik çeşitli isimlerdeki uyuşturucular, çarpıntı , sinirlilik, huzursuzluk , algı bozuklukları (hallüsinasyonlar) , dikkat konsantrasyon bozulması , bulantı, kusma, terleme, tansiyon düzensizliği, aşırı uyku hali , sıcak basması, gözde yanma hissi gibi şikayetleri ortaya çıkartmaktadır. Ayrıca panik bozukluk ( kaygı, ölüm korkusu, çarpıntı, nefes darlığı, uykusuzluk) bulgularına neden olur. Şizofreni benzeri psikotik bulgulara yani var olmayan hayaller,sesler görmeye ve etraftan şüphelenmelere ( Paranoya) ve takıntılara neden olur. Hatta esrar da bile görülmeyen sara (epilepsi) nöbetlerine yol açabilir. Uyuşturucular beyin kimyası üzerinde bilinmeyen bir sürü etki de yaratabilmektedir. Bundan dolayı bu sentetik maddelerin kullanılmasından sonra oluşan psikiyatrik rahatsızlıklara artık daha sık rastlamaya başladık. Bir kere kullanıma bağlı olarak oluşan panik benzeri şikayetlerin çoğu haftalar ve birkaç ay içinde çözülmektedir. Ancak kullanıma devam edenlerde kalıcı ve ilerleyici psikiyatrik hastalıklarda oluşmaktadır. Bu tür ortaya çıkan şikayetlerin nasıl ilerlediği yada çözüldüğünün psikiyatrist doktor tarafından takip edilmesi ve tedavinin buna göre düzenlenmesi gerekmektedir.

Merhaba hocam ben çok aşırı duygusal bir insanım. Bunun zararı olarak insanların yaptiklarina çok takılıyorum(üzülüyorum,küsüyorum). Herkesin her yaptiğindan etkilenip kendime fazla özeleştiri yapiyorum ve bu beni kısıtlıyo bazen içinden çikilmaz bir hal alıyor. Fazla alıngan olarak tanınıyorum bu yüzden yanlış anlaşılıyorum(kırılmasam bile kırılmısım gibi bende anormallik varmış gibi davranılıyo) ve karsimdakinin bu tabusunu yıkamıyorum buda karamsarlık yapıyor bende. Mutsuz ve sürekli insanların yanlışlarına üzülerekddüşünerek yaşıyorum. Bu bir rahatsizlik midir nasıl yenebilirim.

gncdmr Tarafından Soruldu | 2014.06.17

Merhaba, Kişilik özelliklerimiz etrafa verdiğimiz tepkilerin nasıl olduğunu belirlemektedir. Kişiliğimiz sadece bir kişilik özelliğini içermez , birden fazla kişilik özelliğinin etkisi altında tepkiler verebiliriz. Ancak genelde bir kişilik özelliğimiz daha ön plandadır. Kişilik özellikleri ve bunların oluşturduğu etkilerin ne olduğunu öğrenmek için uzman psikiyatri bilgisayar programlarımızdan "AKÖS" (Akıllı Kişilik Özellikleri Sistemi) ni yapmak, bireye kendi kişiliği ile ilgili bir farkındalık sağlamaktadır. Eğer kişilik özelliklerimiz ilişkileri bozacak yada iç dünyasında kişiyi zor duruma düşürmekte ise, bu bir hastalık olmasa bile bir problemdir ve çözülmesi gerekir. Eğer kişilik özelliklerimiz yaşantımızı önemli ölçüde bozuyorsa bu durumda kişilik bozukluğu söz konusu olmaktadır. Bazen de fark edilmeyen uzun süreli (yıllarca devam eden) bir psikiyatrik rahatsızlığı olanlarda , rahatsızlığın kişide yarattığı davranış ve tutum değişiklikleri sanki onun kişiliği gibi algılanabilmektedir.

Hocam varsayıyorum. 17 yaşında bir biri var. Bu kişi cinsellikle alakalı karşı cinsi aşalağıyıcı, hükmetmekle alakalı fantazileri var. Bu arkadaş bu arzularından nefret ediyor ama bazen dayanamıyor. Bu silsilenin sonunda kişide ne tür rahatsızlıklar gözükebilir? Duygu kaybı bunlara dahil mi?

quustion Tarafından Soruldu | 2014.06.19

Merhaba, İnsanların davranış ve tutumları , iç dünyasının bir yansımasıdır. Kişilerin iç dünyalarında çocukluktan itibaren gelişen sevgi ve duygunun yanı sıra öfke, kızgınlık ve çok farklı duygu kümeleri olabilir. Çok genç bireyler de henüz deneyim ve olgunlaşma eksiklikleri dolayısı ile karşı cinsle olan ilişkilerinde dengeli davranmayabilir, bir grupta bu zamanla aşılabilirken bir grupta artık kişiliğin yerleşik bir parçası halini alabilir. Hatta saldırgan ve baskın fantezilerini ilişkilerinde özellikle özel ilişkilerinde yansıtabilir. Bunlardan haz alıyorsa , gittikçe davranışını arttırabilir ve onun yaşamında ve ilişkilerinde , problem haline gelmeye başlar. Daha da ilerlerse ve duygusuz bir öfke yansıtmasına giderse psikiyatrik bir durum oluşmaktadır.

Merhabalar. Hocam Ben 29 yaşında 3 yıllık evli bir bayanım. (1,5 yaşında kızımız var)1 aylık evliyken eşimin porno sitelerine girmiş olduğunu öğrendim çok tepki gösterdim kavga ettik bana yaptığı açıklama şöyle oldu önceden olan alışkanlıklarım var kurtulmaya çalışıyorum... Aylar geçti yine yakaladım, yine yine derken en az 8-10 defa olmuştur, en son yeni yakaladım ne arıyosun niye yapıyosun dediğimde ise bilmiyorum diyor, yapmak istemiyorum ama oluyor diyor ben dedim rahatsızsan tedavi gör diye öyle birşeyin tedavisi varmıdır hocam ne yapmalıyız lütfen yardımcı olurmusuz düzelmezsen boşanacağım diyorum ona çünkü ben çok yıprandım artık dayanamıyorum benim de psikolojimi bozdu olanlar. Lütfen yardımcı olun bize.....

Fatkut Tarafından Soruldu | 2014.06.19

Merhaba, Porno izleme davranışı ve alışkanlığı kişide bir takıntı halini alabilmektedir. Kişiler izledikleri porno görüntüler ve bunların belli içerikte olanlarından haz aldıkları için de, bu davranışı bırakamama eğiliminde olmaktadırlar. Burada en sıkıntılı nokta , kişinin cinsel olarak pornografi yada pornografik bazı görüntülerden yoğun haz alması ve aynı hazzı başka şekilde yakalayamamasıdır. Bazı kişilerde de aşırı cinselliğe düşkünlük içeriğinde porno izleme de söz konusu olmaktadır. Aşırı Cinsellik Bozukluğu denilen bu grupta , fazla cinsel istek, porno izleme, kendi kendine fantezilerle tatmin , internet üzerinden yada telefonda cinsellik yaşama eğilimi de söz konusu olmaktadır. Bir anlamda psikiyatride bağımlılk tedavisi gibi çözüme yaklaşılmaktadır. Bu kişiler kabul edilmeyen yöntemlerle cinselliği yaşayarak bir rahatlama duygusu da sağlamaktadırlar.

mrb hocam öncelikle ilginiz için teşekkür ederim..sorularımıza hemen cevap veriyorsunuz.ben 16 .06.2014 de bir soru yazmıştım yine bununla ilgili olarak bir şey danışmak istiyorum..gerek tek başımayken gerekse insanlarla beraberken sanki zihnimde hiçbirşey yok,bomboş gibi geliyor..herkes bişeyler konuşup bişeylerle meşgul olurken ben her zaman donuk bir vaziyetteyim..bu durum kişiliğimle ilgili değişmez bir şey mi yoksa psikolojik sorunlarımdan bir tanesimi...teşekkürler..

adamım Tarafından Soruldu | 2014.06.20

Merhaba, Zihinde boşluk duygusu bir çok değişik psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle meydana gelebilir. Örneğin depressif durumlarda kişi boş ve artık kafası çalışmıyor tarzında hissedebilir. Bu boşluk duygusu kişilikten çok , duygu durum dalgalanmalarına bağlı olarak meydana gelebilmektedir. Kaygı da bireyi duygusal " donma" tepkisine götürebilir. Bu yolda üzerine gelen otomobilin korkusu ile hareketsiz kalan kedinin durumu gibidir. Farkında olmadan iç dünyamızdaki bilinçaltı yaşananlar, fark edildiğinde çok acı verecek durumlardan kaçınmak için duygularda bir donma yada anestezi de oluşturabilmektedir.

17 yaşındayım lise öğrencisiyim ve özgüven eksikliği yaşıyorum. hiç bir sekilde kendime karşı öz saygım yok, kendimi ezilmiş ve değersiz hissediyorum bunun bazen aileden kaynaklandıgını düşünüyorum çünkü annem küçükken sürekli sen onu yapamazsın, bırak ben yapayım gibisinden bana hiç güvenmezdi sanırım bu yüzden de özgüven eksikliğim olmuş olablir. okulda kızlar muhabbet ederken kesinlikle ben konuşamıyorum konuşsam bile kekeliyorum onların yanında kendimi ezilmiş, değeersiz hissediyorum ne yapacağım bilmiyorum lütfen yardım edin

betusbrc Tarafından Soruldu | 2014.06.23

Merhaba, Özgüven ve bunla bağlantılı sorunlar bireylerin yetişme dönemindeki ailelerin olumsuz tutumu nedeniyle oluşabilmektedir. Aslında her insana yetersizlik duygularını içeren mesajlar verirseniz , zaman içinde öz güvenini yitirebilir. Yani başarısızlık ve yetersizlik duygularının verildiği kişilerin özgüveni hırpalanır ve özgüven zarar gördükçe birey kendine güvenini daha da kaybederek bir kısır döngüye girebilir. Ancak tersi de söz konusu olmaktadır. Yani kişi kendi güvenini arttıran bir ortama yada ilişkiye girdiğinde özgüveni yeniden oluşmaya ve güçlenmeye başlamaktadır. Bundan dolayı bireyler takım sporunun yapıldığı sporlara veya ilgilerinin olduğu uğraşı alanlarına yönelir ve orada özgüvenlerini toparlayıcı bir sistemin içine girerlerse , yeniden özgüvenlerini toplarlar. Özellikle gençler ilerleyen yıllar içinde kendilerini iyi hissettiren arkadaş ve sosyal çevre içinde özgüvenlerini toparlayacak fırsatlara sahip olmaktadırlar.

1-Genel (yaygın) sosyal fobi: Yani özetle sosyal fobinin bu tipinde kişi her yer ve her durumda sosyal fobiktir. Genel sosyal fobisi olan kişi genellikle; -diğer insanların kendisine baktıklarını ve yaptığı işi fark ettiklerini sanır. -yabancı insanlarla tanıştırılmaktan hoşlanmaz ve bundan rahatsızlık duyar -dışarıya, alışverişe, markete gitmekten çekinir. -kalabalıkta, bir toplum içinde yiyip, içmekten çekinir. -denize giremezler çünkü herkesin önünde elbisesiz olmaktan utanırlar. -özgüvenleri düşüktür ve çok iddialı olamazlar. Özellikle toplantılar ve davetler, kalabalık yerler, genel sosyal fobisi olanlar için çok zor yerlerdir. Kolay kolay kapıdan içeri giremezler. Bütün gözler onun üstünde sanır ve insanlara yaklaşamazlar.

horyes Tarafından Soruldu | 2014.06.24

Sosyal Fobi toplumda düşünüldüğünden çok daha fazladır. Değişik derecelerde yaklaşık 100 kişiden 5 i Sosyal Fobiden dolayı sıkıntı yaşamaktadır.Bu oran toplumda iyi bilinen panik bozukluk sıklığında hatta daha fazladır. Bazı kişilerde sosyal fobi daha az şiddette olup, günlük yaşamlarını bozmamakta , bazılarında ise evden dışarı çıkamayacak kadar insanlardan çekinen hale gelebilmektedirler. Sosyal fobi, kişilerin yaşamdaki başarılarını önemli ölçüde bozan bir durumdur. Sosyal Fobikler okuldan itibaren bildiğini bile söyleyemeyen, işte işini yapan ama kendini gösteremeyen bir yapıda olunca, hak ettikleri değeri de başkalarına kaptırmaktadırlar. Sosyal fobi terapi ile ve gerektiğinde ilaçların yardımı ile kısmen yada tamamen tedavi olabilen bir psikiyatrik rahatsızlıktır.

ben 20 yaşındayım , küçükken daha 6 yaşlarında aile içinde çok sıkıntılar yaşadım . annem ile babam çok kavga ederdi . babam çok içer eve gelir annemle tartışırdı herşeyi altüst ederdi, engel olamazdık , gider bi odaya saklanırdık.. ben olaylardan çok etkilenirdim gece yatağımda ağlardım sessizce, içmediği zamanlarda bile yine çok kavga olurdu ben oturur ağlardım onlar her kavga ettiklerinde bağırdıklarında.. çoğu kez rüyalarımda ağlardım annem gelir uyandırırdı ağlayarak uyanırdım..bu olaylar 6 yaşımdan 11- 12 yaşıma kadar devam etti .. ben aslen giresunluyum bu olaylarda giresunda bi köyümüzde yaşanmıştı.. şimdi bursa da yaşıyoruz 17 yaşındayken taşındık buraya.. ben de aşırı sinirlilik stres hemen ağlama gibi durumlar var ayrıca hiç kilo alamıyorum. çoğu kez doktora gittim metabolizma, diyetisyen ,gastro.. gibi hiç biri sonuç vermedi .19.06.2014 tarihinde sağlık ocağına giittim doktoruma anlattım çok sinirli olduğumu, büyük abdestime çok sıklıkla çıktığımı, bana ilaç yazdı : LASTROL + TRANKO BUSKAS. MİDEM İÇİNDE PURİDAT FORT adlı ilaçlar yazdı. lastrolu kullandım yan etkileri olduğunu farkettim ilk zamanlarda olurmuş .. ama mutluluk hissi ve umursamama gibi şeylerde oldu bu benim hoşuma gitti kendimi rahat hissettim.. 3 gün sonra pazar günü erkek arkadaşımla buluştum. bi yerlerde oturduk sonra dönüşte bi konu açıldı kıskançlık denilebilir, aşırı şekilde bağırdı ben ona bağırdım ,bilmiyorum onun bana o şekilde bağırmasından olabilir belkide bi anda çok sinirlendim ağladım kendimi arabadan atmaya kalktım tuttu kolumdan, nasıl yaptığımın farkında değildim bi anda kendimi kaybettim .. bunu yapmamın geçmişte yaşadıklarımdan dolayı bir etkisi olabilr mi ?? aile içinde yaşananlardan etkilenip bu tür davranışları bu yuzden mi sergiliyorum ??? cevabınız için şimdiden teşekkürler

çiğdemkılıç Tarafından Soruldu | 2014.06.25

Merhaba, Güvenli ,mutlu ve insanlarla barışık olmamız çocukluktan itibaren aile içindeki davranım ve tutumlarla belirleniyor. Sinirli, insan ilişkileri problemli, şiddet eğilimli bireylerin çoğu sorunlu ve duygusal olarak parçalanmış ailelerden geliyor. Yurtdışında da problemli ve karmakarışık yapıdaki ailelerin bireylerinde daha çok suça eğilim ve bir çok psikiyatrik sorun görülüyor. Özetle mutlu ve sevgi dolu ailelerde büyüyenler daha sevecen ve insan sevgisi fazla yetişirken , sevginin yerine şiddet ve saldırganlığın olduğu ailelerde yetişen bireyler , gerek kendilerine gerekse etrafa karşı daha kızgın ve saldırgan olabiliyorlar. Çünkü verdikleri tepkiler sadece o gün yaşadıkları olayla ilgili olmayıp, çok gerideki yaşanan benzer olaylara karşı da bir tepki olabiliyor. Ayrıca duygusal olarak parçalanmış ailelerde yetişip, çocukluk da travma düzeyinde olaylarla karşı karşıya gelen çocuklar birey olarak büyüyünce, Dissosiyatif bozukluk diyeceğimiz bir şuursuz hareketler yapabilmektedirler. Yani bugünün sıkıntıları her zaman geçmişle sıkı sıkıya bağlıdır.

merhaba ,35 yaşındayım ve 5 yıllık evliyim.erken boşalma problemim var..bu sorunu sadece ilaç kullanarak tedavi etmek mümkünmü.2-çekingen-utangaç ,depresif,sosyal fobisi olan birisiyim..bu sorunlarım için ilaç ve terapi tedavileri gördüm ama sonuç alamadık..hipnoz la tedavi konusunda düşünceleriniz nedir,önerirmisiniz...

adamım Tarafından Soruldu | 2014.06.27

Merhaba, Erken boşalma (Prematur Ejakulasyon) erkeklerde en sık görülen cinsel problemlerden birisidir. Cinsel Terapi ve ilaçlarla tedavisi zor olmayan bir rahatsızlıktır. Eşinde terapiye katılması süreci daha da kolaylaştırıcıdır. Psikiyatrik sorunlar cinselliği etkilemektedir ve erken boşalmaya da neden olabilir. Onun için , psikiyatrik problemlerin tedavisi cinsel sorunların düzeltilmesi için ana noktadır. Özellikle kaygı ve depressif bozukluklar cinsel işlev bozukluklarına da yol açmaktadır. Bu rahatsızlıklarla ilgili yapılan tedavilerin sonuç getirmemesi, tedavi olunmayacağı anlamına gelmez. Tedaviye cevap vermiyor yada tedaviye dirençli denmesi için belli kademelerde belli tedavi kombinasyonları ve terapilerin uygulanması gerekir. Tek başına hipnozla psikiyatrik rahatsızlıklar tedavi olmaz. Ancak bir terapi yöntemini bilen kişi bunu (uygunsa) hipnoz yardımı ile uygulayabilir.

Bundan yaklaşık 4 yıl önce ablamların ısrarıyla bir psikiyatra gittim. Özelinde muayene olduğumdan ara muayenelere gidecek ekonomik durumum olmadığı için 1 yıldan sonra ara muayenelere gidemedim. İşin garibi (bence garip) doktorum da merak edip beni aramadı bile. Kontrollere gidemediğim için Yaklaşık 3 yıl boyunca Efexor 75 kullandım. Bu ön bilgiden sonra şimdiki sorunuma geleyim; İLK VAKA: Özel doktorumun ilaçlarını kullandığım bir dönemde Ramazan ayında sahur sonrası uyku tutmadı. Sağa sola dönüp durunca daral geldi ve orucumu bozdum. Babam emekli imam-hafızdır biraz okudu bana. Ama geçmedi ve kendimi sokağa attım. Yşadığım sıkıntı daral maalesef normal insana anlatılır türden değil… Sabah olunca devlet hastanesindeki pskiyatr uzmanına gittim. Ona durumu anlattım. O ara 2 yada 3 gün unuttuğum için Efekor’u içmemiştim. Doktora bunu söyleyince bana “Bu ilaç bir program dahilinde bırakılır. Hemen ilaçlarına geri başla. Bırakacağına karar verdiğimizde program yaparız” dedi. Bu olay sonrası 1.5 yıl kadar daha Efexor kullandım. Tabi bizim özle doktor beni hiç arayıp sormadı. Sonra Alaşehir Devlet Hastanesi’ndeki psikiyatr uzmanı bana bir süre Efexor 37.5 ve ardından Prozac verip ilacı bıraktırdı. Efexor’u bıraktıktan sonra 2-3 ay kadar hiç sorun yaşamamıştım. İKİNCİ VAKA: Bundan yaklaşık 4-5 ay önce gece uyku tutmadı. Bir ara zorlukla dalmışım. Daldığımda üşütmeden dolayı burnumun bir deliği tıkanmış. Onun verdiği sıkıntı ile aniden uyandım. Uğraşmama rağmen burnum açılmadı. Ve en önemli ayrıntı; BEN BU TÜR SIKINTILARA GELEMİYORUM PSİKOLOJİM ÇOK HAFİF. Acayip daral geldi. Çatlayıp ölecek gibiyim adeta. İnanın çatlayabilirim o durumlarda. Babamı uyandırdım. Bana ayet-dua okuyuverdi ama geçmedi. Hemen giyinip sokağa çıktım. Dolaştım biraz rahatladım. Eve döndüm zorlukla uyudum. ÜÇÜNCÜ VAKA: Yattığım oda çocuk odası ve karanlık hem de küçük. İlk vakadan 2 ay kadar sonra bir gece uyumak için yatağıma yattığımda küçük ve karanlık odam bana mezar gibi geldi kendimi balkona attım. SON VAKALAR: Geçtiğimiz hafta sonu öğle saatleri tv’de film izliyordum. Filmde bir sahne uçağın içinde geçiyor. Bir baktım ki uçağın tavan yüksekliği otobüs kadar yani kısa. Camlar da küçük ve cam kenarında herkesin oturma imkanı yok. İçime daral geldi. Ben hayatta uçağa binemem çıldırırım dedim. Film bitti. Odama geçip uyuyayım dedim. Ama koridorda yine daral geldi. Hemen giyinip kendimi sokağa attım. Dün ikindi sonrası evde yalnızdım. Uyumuşum. Hatırlamadığım sıkıntı veren bir rüya sonrası birden kalktım. Baktım akşam oluyor. Rüyanın da etkisiyle bir daraldım kii. Bağırmama ramak kaldı. Abdest alıp dışarı attım kendimi; Güneş henüz batmamışken aydınlıktan faydalanayım dedim. Ve faydalandım. Biraz olsun rahatladım. * Akşam saatleri yaklaştıkça endişem artıyor. Karanlık zamanlarda sıkıntım artacak endişesindeyim, korkuyorum. * Daralmalarım yaşadığım sıkıntılardan hemen sonra geliyor (mesela uyumayı başaramama, burnumun tıkanması gibi) * Durumum daha da karmaşıklaşıyor ve ağırlaşıyor. Geçen hafta üniversite yıllarında dinlediğimiz şarkıları dinledim. Ağladım. O yıllara tekrar dönmek istedim. Bu noktaya kadar normâl. Ama bunun mümkün olmadığını anlayınca da daral geldi. Durumum ağırlaşıyor. Artık gündüz saatlerinde de korkuyorum. Uyumaya korkuyorum mesela. Lütfen bana yardım edin.

kadavraruh Tarafından Soruldu | 2014.06.28

Merhaba, Birçok psikiyatrik rahatsızlık başlamadan önce , bir ön belirti dönemi göstermektedir. Örneğin kaygı bozuklukları (anksiyete bozuklukları) başlamadan önce birçok kişide hafif huzursuzluk, kapalı ortamlarda sıkılma, nefes darlıkları gibi gelip geçici şikayetler oluşmaktadır. Prodromal dönem dediğimiz bu safhada bir çok şikayet yavaş yavaş artarak rahatsızlık düzeyine doğru gidebilmektedir. Bu dönem tedavi açısından çok önemli bir dönemdir. Çünkü iyi bir takip yada yaklaşım ile şikayetlerin rahatsızlık dönemine ilerlemesinin önüne geçilebilir. Terapi bu dönemlerde sıkıntıların çözülmesinde önemli bir yaklaşımdır. Terapiyi bir psikoterapi donanımı olan psikiyatrist doktor yaparsa hem rahatsızlığın teşhis ve tedavisinde de önemli avantajlar söz konusu olacaktır.

iyi günler ben güzel sanatlar fakültelerinin özel yetenek sınavlarına hazırlanıyorum 2yıldır profesyonel resim eğitim alıyroum normalde yetenekliyim çok iyi resim çiziyorum ancak resim çizmeyi bir gün bile ihmal etsem sanki daha önce hiç elime kalem almamış gibi oluyorum hiç birşey çizemiyorum ve eki halime gelmem yaklaşık 5-6 saatimi alıyor bu yüzden sınavlarda çok zorluk çekiyorum artık bu durum iyice canımı sıkmaya başladı daha önce psikiyatride muayene oldum ve kronik stresimin olduğunu söyledi bu durumn stresimle mi alakalı dır? bu sorun karşısında ne yapmalıyım cevaplarsanız sevinirim

rafiellada Tarafından Soruldu | 2014.07.04

Merhaba, Sıkıntılar ve anksiyete (kaygı) işlerimizi istediğimiz gibi yapmamıza engel olabilir. Özellikle kaygı kas gerginliğine yol açabilir. Onun için kaygıları belli bir düzeyin üstünde olanlarda boyun ve baş kaslarının kasılmasına bağlı baş ağrıları, çene kaslarının kasılmasına bağlı çene yada dişleri sıkma veya el kaslarının gerginliğine bağlı elde titremeler olabilmektedir. Çizim yapma ince el kaslarının hareketi olduğundan , bunların gerginlikle etkilenmesine yada kasılmasına bağlı çizim ve yazı yazma etkilenir. Hatta bilinçaltı çatışma ve sıkıntıları olan bazı yazı yazanların hiç yazı yazamayacak derecede ellerinde kasılma olmasına bile neden olmaktadır. Birkaç kere bu durum yaşanınca bireyde yine olacağı korkusu da ilaveten bir kaygı oluşturmaktadır. Bu durumlarda önerim başlangıçta ilaçtan çok gevşeme (relaksasyon) egzersizlerini , çizim yapmadan önce uygulayarak bir kas gevşemesi sağlamaktır. Gevşeme egzersizleri elde şu şekilde uygulanabilir. Gözler kapatılarak ve kendinizi iyi hissettiren bir görüntüye odaklanıp, eller ve parmaklar yumruk yapacak şekilde iyice kasılıp sonra bir tüyün yere düşüş hızında gevşetilir. Bu egzersiz kendinizin ve ellerinizin gevşediğini hissedene kadar örneğin 5 defa sürdürülür. Egzersiz sırasında gevşetici müzikler de dinlenebilir. Bu müziklere örnekleri "PsikiyatristDrArmaganSamanci "isimli facebook sayfamdan ulaşılabilir.

İyi günler.Yaklaşık iki buçuk senedir kafamda şarkılar çalıyor ve genellikle çalan şarkının bir kısmı beynimin içinde sürekli tekrar ediyor.çok rahatsız edici bir durum.bir şey okurken, ders çalışırken, düşünürken zorlanıyorum dikkatimi dağılıyor.ne yapmam gerekir ne önerirsiniz? görüşünüz için şimdiden teşekkürler...

efebah Tarafından Soruldu | 2014.07.05

Merhaba, Aklımızdaki müzik parçaları imajinasyonla ( hayal gücü) oluşturulabilir. Müzisyenlerin beste yaptıkları müzik parçalarını da bu şekilde oluşturması söz konusudur. Ancak imajinasyonla oluşan müzik istendiği zaman gelip istenmediği zaman kaybolan doğadadır. Kişiler müzik parçalarını zihninde hayal ettiğinde beyin kabuğundaki (korteks) işitme merkezini harekete geçirmektedirler. Bu şekilde de müzik parçaları harekete geçmektedir. Yani MP3 çaların düğmesine basmak gibi bir etki yaratmaktadır. Ancak istem dışı bir müzik ritmi oluştuğu zaman, işitme sistemi bozukluklarını yada beyindeki bir istemsiz dalga hareketine neden olan problemleri de düşünmek gerekir. Psikiyatriden önce bir Kulak Burun Boğaz ve Nöroloji muayenesi diğer sebepleri dışlamak için gerekmektedir.

merhaba doktor bey 26 gün önce sevgilimi lösemiden kaybettim. ilişkimiz başlayalı henüz 2 hafta olmuştu ki lösemi tanısı konuldu ve yaklaşık 15 ay süren tedavi ve nakil süresi boyunca hep yanında oldum. ve onu 15 ayın sonunda kaybettim 1 buçuk yıl öncesinde bana major depresyon tanısı konularak sırasıyla önce lustral daha sonra ilaç kilo aldırmasından şikayet ettiğim için prozac kullandım ama prozac etki etmedi ve tekrar lustral kullandım son 5 aydır ilacı bıraktım. o ilaç beni çok gamsız ediyor ve kilo alıyorum. tedavi süresince yaklaşık 18 kilo aldım. sevgilimi kaybettikten sonra yaşadığım hayattan hiç birşey anlamıyorum ruhumda onunla öldü gibi hissediyorum. sizce ilaçla tedaviye başlamalı mıyım yada bu durumla ilgili ne yapmam gerekiyor ?

Elif TOPALOĞLU Tarafından Soruldu | 2014.07.10

Merhaba, Kişiler sevdiklerini kaybettikleri zaman " Yas Reaksiyonu" gösterirler. Doğal olan Yas Tepkisinin bulguları içinde depressif şikayetler de vardır. Çünkü sevdiğinin olmadığını her hissettiğinde , bireyler onun eksikliğini fark eder buda onları ister istemez etkiler. Özellikle kişiler yaslarını yakın buldukları insanlarla paylaşmaz ve içlerine gömerlerse yas uzama ve çözülmeme eğilimine girebilir. Bu duruma da "Uzamış Yas" veya "Komplike Yas" diyoruz. Depressif şikayetler yasla açıklanabilenin daha ötesinde bir derecede ve yaşamı önemli ölçüde bozuyorsa , o zaman depressif şikayetler Major Depresyona (rahatsızlık) ilerlemiştir diye kabul edilir. Hem depresyon hemde bazı ilaçların etkisi ile kilo artışına sık rastlıyoruz. Kilo artışının bir nedeni de mutsuzluğun daha çok karbonhidratlı yiyecekler yememize sebep olması ve bunun da getirdiği kilo alımıdır. Yoğun yaşanan yaslarda yada uzamış yaslarda " Yeniden Yaslandırma Terapisini" tedavide esas olarak görüyor ve öncelikle uyguluyorum.

Merhaba hocam.ben 23 yasindayim.isim geregi adli vakalara maruz kaliyorum.1 ay once aldigim stajda gene baya maruz kaldim boyle vakalara.ama o zaman atlattim.10 gundur genellikle evde tekim ve ders calisiyorum.birden tekrar aklima geldi.ornegin soyle ben escinsel miyim iste cocuklara kotu davranir miyim?abime babama yanlis seyler hisseder miyim?bu sacma sapan dusunceleri kafamdan atamiyorum.bir psikologa gitmeyi denedim.o da bu konuya hic egilmedi cocukluguma inip durdu.sonra gitmedim sinrlenip.para tuzagi oldugu belli.normalde mutaassip yasayan bir insanim.sizce ne yapmaliyim?

guzelbirsabah Tarafından Soruldu | 2014.07.12

Merhaba, Akla gelen saçma düşünceler obsesyon ( takıntı) diye tanımlanır. Obsesyonlar başlangıçta hafif şekilde ortaya çıkar bir kısmı ilerler bir kısmı olduğu gibi kalır yada kaybolabilmektedir. Bu tarz takıntıların erken döneminde " Düşünce Bloku" dediğimiz düşünceyi durdurma yöntemini öneriyorum. " Düşünce Bloku yada Engellemesi " basit olarak şu şekilde yapılabilir, 1- Saçma takıntılar başladığında fiziksel bir uyaranla dikkatinizi dağıtın ( örneğin parmağınızı sıkın) , 2- Sonrasında bulunduğunuz ortam ve yaptığınız işi değiştirin ( örneğin kitap okuyorsanız mutfağa gidin ve yemek yapın ). Düşünceler yine de zorlarsa onlarla boğuşmayın ama ciddiye de almadan işlerinizi sürdürmeye çalışın. Tüm bu temel yaklaşımlara rağmen takıntılar azalmıyor hatta gittikçe artıyorsa ilaç ve daha detaylı bir terapi gerekecektir.

Hocam merhabalar ilk basta Allah razi olsun boyle bi site ve paylasimlarinizin olmasi bizleri adima soyluyorum nasil mutlu ediyor anlatamam. 5yillik iliskimizi evlilikle sonlandirdik ve 2 aylik evliyim. Cok sukur Rabbime cok mutluyum ama soyle bi problemim var. Esimin annesinde bipolar bozukluk var. 4 yil boyunca can ciger kuzu sarmasiydik. Ne zaman evlenecegiz dedik, nisan doneminde bana kan kusturmaya basladi. nedeninide esimde kayinpederimde hastaligina bagliyor. Gunde 11 ilac kullanan bi insanin normal olamayacgini soyluyorlar. Daha cok gencim ve icimde kin nefret ofke hic olmamisti su zamana kadar ama ofkem okadar hircinki annesine..Beni cok uzdu. Esim sonuna kadar arkamda cok sukur. Bencilce olabilir belki ama okadar uzuldum ben ama esim hala annesine karsi tutumunu degistirmedi. Bide gectigimiz hafta mesaj atmis annesine seni cok seviyorum diye. Yanlislikla bunu gordum. Bunu uzulerek utanarak diyorum ama bu beni rAhatsiz etti. Esim o hasta,o deli ,ne yapsa yeri ,yok gibi say ,he he de gec diyor ama yapamiyorum. Onun psikolojisi iyi olsun diye kendi psikolojim kotu oluyor. Yanina gitmiyorum mesela uzak olmak icin ama malumunuz bayram geliyor yine gorecegim cunku esim icin bunu yapacagim :( sizden istedigim su bu hastalikta olan kisiler art niyetli kotu dusunceli zalim mi olur? Benden baska herkesle iyi. Hatta disardan kumanda edilip uzerime bile saliyorlar. Yani bu hastalikta niyetle duygular birbirine giriyor mu?

Naz Tarafından Soruldu | 2014.07.13

Merhaba, Bipolar Bozukluk yada diğer isimleriyle İki Uçlu - Manik Depressif Bozukluk dönem dönem olan , ancak geçtiği zaman kişinin rahatsızlığının olmadığı bir psikiyatrik hastalıktır. Yani iyileşme dönemlerinde kişiler tamamen kendi normallerine dönerler. Bu klasik tanımda böyledir, ancak bazen rahatsızlık tam olarak geçmeyebilmekte ve kalıntı şikayetlerde olabilmektedir. Buda rahatsızlığı yaşayan kişilerin ruh haline , oradan da ilişkilerine yansıyabilmektedir. Ancak böyle durumlarda bipolar rahatsızlığı olan da kendi durumundan şikayetçi olmaktadır yada iyileşince şikayetçi olacaktır. Böyle durumlarda yada rahatsızlığın olduğu durumlarda, hasta olan duygu durumunu kontrol edemediğinden sadece bir kişiye değil çevresindeki herkese aşırı olumluluk yada olumsuzluğu yansıtmaktadır. Bipolar rahatsızlığın olması kişide başka bir psikiyatrik rahatsızlık yada kişilik probleminin olmadığı anlamına gelmemektedir. Hatta çatışmacı kişilik yapılarında olanların rahatsızlık dönemleri, yapı olarak daha uyumlu bireylere göre daha zor geçebilmektedir. Bir kişinin bir psikiyatrik tanısı var diye her hareket yada davranış ve düşüncesini psikiyatrik hastalığına bağlamak (özellikle iyileşme döneminde ise) doğru değildir.

mrb hocam.ben iş ortamında tanıştığım bir kıza zaman içinde sevdalandım.kendisine karşı bir şey hissetmezken sevda yakınlaşması onun girişimleri ile başladı. gece yarılarına kadar özel hayata dair sohbetler ettik.ben tamamen bağlandım ona.kendisini 6 ay boyunca bir kez olsun dışarı çıkaramadım.kendimi ona üç kez farklı zamanlarda ifade ettim ancak her üçünde de sevgime karşılık alamadım.fakat davranışları söylediklerini yalanlar gibiydi ,bu reddedişlere rağmen mesajlaşmaya devam ettik.bu süre içinde evlenmek istediğini bildiğimden kafamda hep bi başkası ile olursa diye vehimlerle yaşadım. bu arada 4 yıl önce birlikte çalıştığım , ikimizin de tanıdığı bi bayanla bi kahve içtiğimi duymuş birinden."kahve içtin ya bu yeter! "diyerek benim kendisine karşı dürüst davranmadığımı,ona ihanet ettiğimi hatta o kişiden -ki tanışalı bir yıl olmadığı halde o bayanı en yakın arkadaşı olarak görüyor- ondan intikam için kendisini kullandığımı söyledi.iletişim ve bağlar tamamen koptu.ben kendisi ile bunu konuşmak bunları söyleyenlerle yüzleşmek istedim hep.ama buna asla müsaade etmedi ve konuşmadı benimle.ben onu çok seviyorum.onun sanal ortamlardaki profil ve paylaşımlarına günde en az 25 kez bakıyorum.ve ilişki durumu değişmediği için rahatlıyorum.bu tavırlarım bi psikolojik rahatsızlık mıdır? ayrıca biz aynı işyerinde çalışıyoruz.bu durumun etkilerini de tahmin edebiliyorum ne yapmalıyım?

okur1980 Tarafından Soruldu | 2014.07.17

Merhaba, Tutkular, takıntıların duygusal eşdeğeri gibidir. Tutkular kişiye yada karşısındakinin yaşamına bir zarar verici etkisi olmadığı sürece doğal sınırlar içinde kabul edilir. Bazı kişiler ilişkileri bitse ve görüşmeseler bile, tutkuları olan kimsenin duygusu ile yıllarca ve bazen sonsuza kadar yaşayabilirler. Bu eğer ruhsal durumlarını bozuyor ve başkaları ile duygusal ilişkiler oluşturmalarına engel ise (ayrılıktan bir yıl sonrasında) , doğal sınırların dışına taşmıştır. İlişkileri belirleyen iki kişinin kişilik yapısı ve ruh halidir. Karşıdaki kişi geçmişte yaşadığı deneyimlerin etkisi ile güncel ilişkilerinde çok abartılı tepkiler verebilir ve ilişkilerini kopartabilirler. Herhangi bir kişi doğru yada yanlış karşısındaki insanı kötü diye nitelendirir ve ilişkisini ısrarlara rağmen kopartırsa , onu geri döndürmek imkansıza yakın derecede zordur. Yada karşısındaki insana karşı tutkuları olan bir insanın duygularını yok etmek de aynı derecede zordur. Yıllar sonra bireyler kendi iç dünyalarında onlara zarar veren duyguları çözebilirler, ancak bu geçmişte kopan ilişkiler için faydasızdır.

Hocam merhaba. benim ani sinirsel ataklarm oluyo. Bu ataklar hayatım boyunca hiç olmadı. Nişanlımla son zamanlarda yaşadğmz tartşmalarda ortaya çıkmaya başladı bu ani ataklar. Kendime ve etrafıma zarar verebiliyorum yani gözüm görmüyo sanki. Ve sonra yaşadığım pişmanlık duygusuyla baş edemiyorum. Ataklar geçirirken yaptığım şeylerden pişman olcağmı biliyorum ama yinede yapıyorum. Çünkü kendimi kaybediyorum bundan nasıl kurtulabilirim yada bu bi hastalıkmıdır??

Sinistasensei Tarafından Soruldu | 2014.07.19

Merhaba, Kızgınlık ve öfke kontrolunun anlık bile olsa kaybolduğu durumlara " Öfke Kontrol Problemi yada Dürtü Kontrol Bozukluğu" adı verilmektedir. Ancak bu tarz bir sorunu olan , sadece bir ilişkide değil yaşamının her bölümünde bu tarz öfke patlamaları olur(örneğin trafik yada işte). Sadece bir özel durumda olan "patlamalar" tahammülün azaldığı örneğin depressif durumlarda olabilir. Kaygı bozuklukları da (örneğin panikler de) sinirlilik yapabilmektedir. Ayrıca kişinin geçmişte yaşadığı duyguları anımsatan ve geçmişi canlandıran durumlara da kişi gereğinden çok fazla bir tepki verebilmektedir. Bazı kişilik özellikleri ve yeterince olgunlaşamama da öfke tepkisinin doğalın ötesinde olmasına neden olabilir. Öfke karşıdaki kişinin de oluşturabildiği ancak kişinin kendi içinde doğalın ötesine artan bir durumdur.

merhabalar, ben 22 yaşındayım, bir erkek olarak burnuma karşı aşırı hassasiyetim var,devamlı eğilecekmi, eğildimi korkusuyla yaşıyorum,size saçma gelicek ama bu soruma cvp almam benim için çok önemli, havluyla yüzümü silerken burnuma dokunamıyorum,burnumun üstüne sertçe değerde,eğilir diye...Örneğin;Berbere gidip saçımı kestirdim, adam saçımı yıkadıktan sonra havluyla yüzümü silerken burnumun üstünden sertçe geçti, burun kemerime bastırarak sildi burnumu, o kadar sinirlendimki adamın üstüne yürüdüm, acaba eğildimi diye çok korktum. Ayrıca dün elimde teneke kutu kola vardı, kafama dikince birden burnuma değip içe doğru bastırdı,yani cama burnunuzu yapıştırdığınızda burun basıklaşır ya, aynen o şekilde...Acaba eğildimi diye düşünmekten kafayı yiyecem...Bu yaşadığım olaylar yüzünden burnum eğilmişmidir, bu tür darbeler burnu eğermi, şeklini değiştirirmi Yalvarırım bu sorunun cvabı benim için çok önemli , bunalıma girdim, intiharı bile düşünüyorum

tarihçi Tarafından Soruldu | 2014.07.22

Merhaba, Vücutla ilgili saçma bulduğumuz ancak kafamızdan atamadığımız düşünceler" Obsesyonlar" ( takıntı-saplantı) diye adlandırılırken , kişiler bu düşüncelerini kendileri de anlamsız ve gereksiz bulurlar , ancak düşünmeden ve kontrol edemeden duramazlar. Takıntılar bazı psikiyatrik rahatsızlıklar sonucu oluşabilmektedir. Ayrıca, bireyler eğer bazı takıntılı düşüncelerine kendileri de inanıyorlarsa ve bunun etkisiyle davranıyorlarsa burada "Aşırı Değerlenmiş Düşünce" söz konusu olabilmektedir. Birçok düşünce bireyin kendi iç dünyasındaki sıkıntılarının sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bazen ruhsal sıkıntılar ve çatışmalar kendini bir bedensel şikayet olarak da ifade edebilir. Kişinin ruhsal sıkıntıları bakış açısını ve algılarını da etkileyip , vücudundaki bir bölgeye ait kaygısını ve algısını arttırabilir. Aşırı Değerlenmiş Düşüncenin daha ilerisi yani mantığın saçma bulmanın da ötesinde bozulduğu durumlar sanrılardır. Bu daha az görülen bir durumdur.

Hocam bu sene universite snavina girdim cok buyuk bi stres yasadim panik atagimdan dolayi. Bir ayi geckin suredir hayatimda buyuk degisiklikler yasiyorum asiri derecede konsantrasyon bozuklugu var konusurken insanlarii anlamiyorum bile bir yerdeyken sadece bedenim orda gibi ne yaptigimi bilmiyorum sanki. Ozguvenim yok denecek kadar azaldi nesneleri elime almaya korkuyordum ya tutamassam diye bir sira. Unutkanlik var kafami toplayamiyorum hic bi sekilde . Insanlar ve hatta kendim elim kolum bacagim bile tuhaf geliyor bana yabanci geliyor nasil varliklariz diyorum. Yasama sevincim bitti hicbirsey zevk vermez oldu herkes unutmaya calis diyor ama yapamiyorum aklimdan cikmiyor size sorum bu durum herkesde gorulebilen bi durum mudur ilacsiz tedaviyle cozulebilir mi tam olarak iyilesme mumkun mudur ve ne kadar surer iyilesmwm bu bu sne baska bi sehre gidiyorum okumak icin yalniz da kalicam bir an once iyilesmek eski hayatima geri donmek istiyorum zira cok ama cok neseli uzulmek nedir bilmeyen biriydim lutfen yardim edin cevabinizi bekliyorum simdiden tesekkur ederim

hilalm Tarafından Soruldu | 2014.07.25

Merhaba, Gençlik dönemlerinde yani artık sorumluluk ve beklentilerin arttığı dönemlerde bazı bireyler yaşamdan zevk almama, yaşamı sorgulama, olumsuz ve karamsar düşüncelere girebilirler. Yani bir anlamda ergenlikten çıkma döneminin verdiği sıkıntılar dolayısı ile depresif şikayetler olabilir. Başlangıçta bu tarz şikayetler aile yada olgun bir tanıdığın yardımı ve yol göstermesi ile de çözülebilir. Tam aksine sorunlu ve çatışmalı ailelerde bu sorunlar daha da yoğun yaşanır. Ergenlikten çıkma dönemindeki gençler kendilerine iyi ve destekleyici dost ve okul arkadaşı çevresi oluşturduklarında , onların da bu sorunların çözümüne yararı olmaktadır. Kişilerin okul dışında bir faaliyet koluna yada çalışma hayatına girmesi de özgüven konusundaki sıkıntıların da olduğu, ergenlik döneminin aşılmasına faydalı olmaktadır. Tüm bunlara rağmen sıkıntılar yaşamı bozucu dereceye ilerliyorsa bir psikiyatrist ve psikoterapistten yardım almakta fayda vardır. Aslında üniversitelerin kendi bünyesinde de ergenlikten erişkinliğe geçiş yada psikiyatrik sorunlara destek verecek psikiyatri yada psikoterapi destek birimlerinin olması gerekir.

mrb hocam ben 28 yaşında bir bayanım hocam ben bikaçgün önce size feyste yazmıştım hocam ben çok şeyler yaşadım hocam ben biriyle konuşucam zaman içimde bir korku bir sanki konuşucam kişi bana birşey yapıcak gibi bişey söylicek gibi geliyor konuşamıyorum hocam hemen gözlerim doluyor aglıyorum hocam bu eşimle bile oluyor hocam konuşamıyorum içimden herşeyi diyorum fakat dışa gelince söyliyemiyorum hocam bana yardım edin eşimle bile ufak bir tartışmada o konuşur konuşr agzına geleni söylerr ben karşısına geçip sen haksızsın diyemem benm ailemle bile konuşmamda böyle hocam buda beni çok üzüyor hocambunu nasıl atlata bilirim hocam bazen çok büyük problem oluyor eşimle arada hocam cev bek hocam

meryem atalan Tarafından Soruldu | 2014.07.28

Merhaba, Kişilerin özgüven ve kaygı konusunda problemleri , kendi istedikleri gibi rahat ve güvenli hareket etmelerine engel olmaktadır. Çocukluk ve gençlik çağında gelişen özgüven, bir de ailelerin verdiği korku hissi ile baskılanırsa, problemler daha da artmaktadır. Bu sıkıntıların etkisi ile kişi kendini eleştirmeye başlarsa bu sefer depressif şikayetler ortaya çıkmakta, bu da kişiyi daha güçsüz ve çaresiz hissettirmektedir. Bundan dolayı benzer şikayetlere sahip olanların , özgüvenlerini arttıracak ve kendilerini buldukları iş yada gönüllü faaliyetlere katılmaları önemlidir. Toplum içinde bir şeyler yapmak ve etrafta onlara yardımcı destek arkadaşlarının olması, bu kişiler için bir grup terapisi gibi olmaktadır. Ev kadınlarının da kendi aralarında toplanmaları ve güvenli bir ortam ise dert ve problemlerini ortaya koymaları da , grup terapisinin faydalarından olan katarsis ( sıkıntıları boşaltma), diğerlerinden öğrenme, çözeceğine umutlanma ve bir anlamda kendini başkalarının gözünden de görme gibi olumlu bir etki yaratmaktadır. Profesyonel olarak bir psikiyatrist psikoterapistte bu konuda yardımcı olacaktır.

Merhaba hocam.ben dün yaygin anksiyete bozuklugu obsesyon baslangici tanisi aldim.psikiyatrist ilac kullanimini bana birakti.ben de kullanmayi sectim cipralex 10 mg verdi.ben size sunu sormak istiyorum.tip fakultesi ogrencisiyim.ileride asistanlik hayatimda bu tani bana sorun cikarir mi resmi olarak?doktoruma sordum.eger bu sorun cikarirsa doktorlarin yarisi atanamazdi diye bir cevap verdi.simdiden tesekkur ederim.bir de ssrilarin affektte kuntlesme etkisi ne zaman ortaya cikiyor?bu ilac uyku vb yan etkiler yapiyor mu?tekrar tesekkurler.

berna keskin Tarafından Soruldu | 2014.07.31

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlık yada bozukluklar ile "Akıl Hastalığı" farklı kavramlardır. Toplum yanlış bir şekilde psikiyatrik rahatsızlıkları, " Akıl Hastalığı" kavramı ile karıştırmaktadır. "Akıl Hastalıkları" genel isim olarak "Psikozlar" diye tanımlanabilir. Psikozların da geçici olanları vardır. Maalesef Psikozlar da delilik kavramı ile eşleştirilmektedir. Halbuki psikozların (örneğin şizofreninin) tamamen de iyileşen formları vardır. İyileşmeyen psikozlar, mantıklı ve özgür düşünme yetisini bozdukları için, bireyin sağlıklı çalışmasına engel olmaktadırlar ve bundan dolayı özellikle hassas mesleklerde çalışmaları uygun olmamaktadır. Ancak psikiyatrik rahatsızlıklar kişinin mantıklı düşünce ve düşünme yetisi üzerinde bozucu etkisi olmadığından, kişilerin çalışmasına engel bir durum oluşturmamaktadırlar. Bundan dolayı da kişi çalışma hayatında bir ayırımcılığa tabi tutulamaz ve çalışma hakkı engellenemez. Psikiyatrik rahatsızlıklar toplumun en tepesinden en alt kademesine kadar herkesin yaşamının bir döneminde yaşayabileceği rahatsızlıklardır. Psikiyatride kullanılan bir grup ilaç duygusal yoğun hissetmeme yada boşvermişlik duygusu yaratabilmektedir. Affektif küntleşme ( yani duygunun donması-kaybolması ) derecesi ve yoğunluğunda bir durum yaratmazlar. Kaygı azaltıcı yanı daha fazla olan antidepresanlar uyku yada gece uykuya erken dalma yapabilirler.

Merhaba ben feyza 18 yaşındayım ve ikizim .Benim sorunum şu bu zamana kadar ikizimle ayrı hiç bir şey yapamadık ikizim bnden ayrılmak istemiyor .Surekli ikizimle vakit geçirdiğim için hiç istediğim şeyleri yapamıyorum . Şöyle ki istediğim bi yemeği bile yiyemiyorum. Çünkü bu zamana kadar hep siz ikizsiniz denildi ikizimin düşüncesi neyse bnde o görüş altına alındım bizi hep bir elma olarak gördüler bn ise bir dalda olan iki ayrı elma olduğumuzu söylüyorum ikizimle ayrı ayrı şeyler yapmak istiyorum ama sürekli ağlıyor sürekli ilgi bekliyor. Ve ailemde ağlamasin diye sürekli bana kızıyor dediğini yapsan ne olur sanki diye. Ve çok sorumsuz her istediği olmak zorunda olmazsa tüm dünyayı başıma yıkar. Artık ailemde yaptığı hatanın farkında ama ... Bütün sorumluluk bnde yani ailemde artık çok ilgilenmiyor. Onu idare eden tek kişi bnm . Ve artık bnde bundan yoruldum. Artık içimdeki bana ait kişiliği çıkarmak istiyorum. . Teşekkür ederim

Züleyha Tarafından Soruldu | 2014.08.01

Merhaba, Tek yumurta ve çift yumurta ikizleri ayrı büyütülseler bile, bir birlerine davranım açısından benzemektedirler. Ancak her davranım ikiz olmakla açıklanamaz. Aslında ikizlerin bağımsız hayatlarının olması her ikisi içinde sağlıklı olacaktır.Birinin diğerinden bağımsız bir davranıma girmesi, eğer bağımlı bir ilişki içindeyse diğerini rahatsız edebilir. Sürekli bağımlı bir ilişki içinde olmak ise kişinin olgunlaşma ve bağımsız olma sürecini bozacağından , gittikçe daha da bağımlı bir ilişki geliştirmesine neden olabilir. Olgunlaşamayan bireyler daha çocuksudur ve istediğinin yapılmaması durumuna çok daha tepkilidirler. Kişileri bağımlılıktan kurtarmak için , sorun olsa bile onlardan küçük ve gittikçe artan ayrı bulunma alanları yaratmak gerekir. Bağımlı olan tepki verse bile, bağımlılığında dolayı kaybetmeyi riske edemeyeceğinden , zamanla bu duruma uyum gösterebilir. Okul hayatında ayrı şehir ve okulların seçilmesi de bu sürece katkıda bulunabilir.

merhaba..ben remeron ilacını kullandıktan sonra ağız içinde yanağım da küçük bir şişlik apne gibi bişey oluyor.sonra da ilacın etkisi geçtikten sonra dağılıyor..bunun sebebi nedir?son 2 yıldır bu şekilde.teşekkürler.

yasin özkan Tarafından Soruldu | 2014.08.07

Merhaba, Remeron adlı ilacın aktif maddesi Mirtazapindir.Bu tür ağız içinde yaralara neden olabilir. Doktorunuza bildirmeniz gerekir. Çünkü bazen kan değerlerinde bozulma sonucu bu tarz ağız içi ülserler olabilmekte ve sağlık açısından risk teşkil etmektedir. Bir çok psikiyatrik ilacın cilt ve mukozada (ağız içi gibi) alerjik etkileri söz konusu olabilmektedir. Bunların çok küçük bir kısmı toksik dermatitler dediğimiz , ciddi cilt problemleridir. Çoğunlukla hafif cilt tepkileri , hastanın ve psikiyatristin dikkatinden kaçmaktadır.

Merhaba anneme 4 yıl önce depresyon tanısı kondu. Ancak hastalığı kabullenmediği ve ilaçlarını kullanmadığı için hastalık ilerlemiş durumda. Annemi sürekli doktora götürüyoruz ancak doktorun verdiği hiçbir ilacı kullanmıyor hasta olmadığına inanıyor. En son gittiğimiz doktor obsesif kompulsif bozukluk teşhisi koydu. Ancak durumu daha ciddi hale geldi kendi kendine konuşuyor gülüyor ve olmayan şeyler uyduruyor. Bir hastanede tedavi olması gerektiğini düşünüyorum ancak bunu duyunca hırçınlaşıyor ben deli miyim ne işim var orada tepkisiyle karşılaşıyorum. Bazen çok normal davranıyor ancak genellikle kendini soyutluyor sürekli tekrar ettiği hareketleri var. Bu aralar kendi kendine oldukça sık konuşmaya başladı. Olmayan olayları olmuş gibi anlatıyor sürekli başkalarının bize kendisi hakkında bir şeyler söylediğini iddia ediyor. Deprexs, norodol ve sülpir ilaçları ancak bunlardan hiçbirini düzenli olarak kullanmadı. Dolayısıyla hastalık sürekli ilerliyor. Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz? Ne yapmam gerekiyor? Ankara'da yaşıyoruz burada düzenli olarak gidebileceğimiz bir doktor arıyoruz. Bir hastanede tedavi olması da gerekiyor ancak hastalığını bir türlü kabullenmiyor.

elmasdlsk Tarafından Soruldu | 2014.08.17

Merhaba, Psikiyatride hastaların tedaviye devam etmemesi yada düzensiz tedavi kullanımı en önemli sorunlardan bir tanesidir. Psikiyatrik tedavi gören hastaların yaklaşık %50 si tedavilerini aksatıyor yada almıyor. Bu durum özellikle ciddi tedavi gerektiren bireylerin, psikiyatrik rahatsızlıklarının tekrarlaması ve artması gibi bir sonuç meydana getiriyor. Tedavide olanlar ve iyileşme gösterenler, tedaviye daha çok uyum göstermektedirler. Ancak psikiyatrist doktor ve hasta ilişkisinin iyi olmaması ya da yeterince zaman ayrılmaması da hastaların ilaca uyumunu bozmaktadır. Tedaviyi reddeden ve bunu düşüncesindeki mantık bozukluğu nedeniyle yapan ve sağlığını ve çevreyi riske eden hastalar , istemleri dışında da psikiyatri hastanelerine yatırılabilmektedir. Bundan önce Sağlık Bakanlığı Devlet Hastanelerinin sunmaya başladığı evde bakım hizmeti ile hasta değerlendirme ve tedavisi de yapılabilir. Kaymakamlığa başvurarak ve 112 yardımı ile hastalar hastaneye götürülüp , psikiyatrist tarafından istem dışı yatış için işlemleri tamamlanmaktadır.

hocam 17 ağustos depreminden sonra ben kendi kendime konuşurum kendi kendime gülerim telefonu sessize alıp kendi kendime askerlik anımı anlatıyorum bana yardımcı olurmusunuz hiç bir doktorada gitmedim saygılarımla

aras41 Tarafından Soruldu | 2014.08.29

Merhaba, Kişiler sıkıntıları ile baş etmek için değişik yöntemler kullanabilirler. Özellikle ergenlikte hayal yada fantezi dünyasına dalarak sorunlarla baş etme sık görülen bir durumdur. Çok sevdiği yakınlarını kaybedenlerin bir kısmında da , fotoğrafa bakıp onunla konuşma söz konusu olmaktadır. Kendi kendine gülme veya konuşma kişinin günlük yaşam , iş yada ilişkilerini bozmuyor ve düşünce mantığında bir aksamaya sebep olmuyorsa, farklı ancak patolojik bir durum değildir.

Merhabalar hocam,benim sorunum yıllardır devam eden bir sorun sanırım.Ben çok güzel ama kilolu bir bayanım.İş ortamında birinden hoşlanıyordum. Oda bana yakın davranıyordu yada ben normal hareketlerini bile yanlış anladım,malesef ben bana yakn davranan her erkekten hoşlanıyorum bunun nedeni kilo problemim olması mı yoksa yıllardır babamla ilişkilerim kopuk olması yada ailem hep beni eleştirdirmesi ve yaptığım hiç bir şeyin onları mutlu etmemesimi bilmiyorum.Fakat hoşlandığım çoçuk kendi yakışıklı olmasada (çok iyi bir konumda ),fiziksel güzelliğe çok önem verdiğini i fade eden şeyler söylediği zaman aslında beni beğenmeyeceğini tahmin ettim.Fakat yinede ondan hoşlanmaya başladım,şimdi oda başka birisiyle birlikteymiş,kız arkadaşı gerçekten fizigi çok güzel ve çok iyi bir konumda ben kızı çok kıskandım.Hem iyi bir konumda olması hemde güzel olması ,benim özgüvenimi kırdı. Ben nasıl özgüvenimi tekrar kazanacağım ,hayatım boyunca Hoşlandığım erkeklerden hep platonik aşık oldum.Hiç erkek arkadaşım olmadı zaten kimseyide beğenemiyorum.Bu platonik aşklarım 5 yıl bile sürdü hiç görmeden sanırım takıntı ve bağımlılık şeklinde.Lütfen yardım edin!

ÇAĞLA Tarafından Soruldu | 2014.08.31

Merhaba, Sosyal kavramlar yüzyıllar içinde değişmektedir. Bir yabancı doktorun 1800' li yılların sonu 1900' lü yıların başındaki Osmanlı İstanbul'u anılarını anlatan kitabında, her gittiği evde ondan "şişmanlatıcı" ve daha çok çocuk yapmayı sağlayıcı ilaçlar istendiğini anlatmaktadır. Ancak günümüzde maalesef zayıflık estetik şişmanlık ise hastalık diye adlandırılabilmektedir. Halbuki önemli olan sağlıklı bir kilodur. Ancak özellikle obesite (aşırı kilo) , bireylerde özgüveni bozmaktadır. Özgüveni bozulan bir grup birey ya kendisine uygun olmayan ve kendisinden maddi ve sosyal olarak çok daha gerideki kişilerle ilişkiye girmekte yada kendi hayal ve fantezi ( platonik ) dünyasında bir sığınak bulmaktadır. Buradaki önemli olan nokta özgüvenin, ilişkilerle ilgili tecrübe ve bilincin artmasıdır. Fantezi dünyasında yaşayan bireyin beklentileri de gerçek kişilerce kolay karşılanamayabilir. Onun için kolay beğenmeme söz konusu olmaktadır. Önemli olan kendi iç dünyası ile barışık, gerçekçi beklentileri ile yaşayan ve ilişkilerinde tecrübe edinen bir yapının oluşturulmasıdır. Bu kilo vermekle tek başına sağlanamaz. Tüm sorunları tek başına kiloya bağlamak da çok doğru değildir. Kilo dışındaki psikososyal nedenlerin de çözümlenmesi gerekir.

benim bir dayım var ve kadın kıyafetleri giymekten hoşlanıyor çocuk iken bir havale geçirmiş ve psikolojisi bozuk yürümesinde ve konuşmasında aksaklıklar oluyor bazen ve televizyon izlemeyi çok seviyor bu sevgi bazen öyle artıyor ki dalıp kalıyor hatta kapıya tekme tokat vursak bile duymuyor. Bu kadın kıyafetleri giymesi yüzünden bir kaç kezde karakolluk olmuştu 5 - 6 yıldır yapmıyordu fakat 3 - 4 gün önce yine kadın kıyafetleri giyip sokağa çıkmış annesinin anlattığına göre küçük iken de varmış böyle bir rahatsızlığı evde kimse olmadığında kız kardeşinin kıyafetlerini giyermiş annesi bir kaç kere yakalamış ve kızmış hatta dövmüş ve ona açık renk kıyafetler almış kardeşinin kıyafetlerini giymemesi için ama yine de evde kimse yokken giyiyormuş şu anda evli ve 2 erkek 1 kız çocuğu var psikolağa falan gönderdik psikolog ona hap yazmış fakat hala bir değişim yok bu duruma karşı neler yapmalıyız nasıl önlemler almalıyız yardımcı olursanız size minnetkar kalırım.

kmd66 Tarafından Soruldu | 2014.09.01

Merhaba, Parafililer normal olamayan cinsel davranışlardır. Örneğin bir erkeğin kadın elbisesi giyerek cinsel olarak haz alması " Transvestik Fetişizm" dir. Kadın elbisesi giyenlerden bazıları sadece kadın elbisesi giyerek cinsel haz alırlar, bazıları ise bu elbisenin içinde kendilerini kadın gibi hissetmekten haz duyarlar. Bu normal olmayan davranış eğer kişiye rahatsızlık veriyor ve başkasına da zarar veriyorsa o zaman bir psikiyatrik rahatsızlıktan bahsedilebilir. Bu kendine özgü doğal olmayan davranışını kendine özel tutan ve yaşamını bozmayan ve başkasına zarar vermeyen bireyde bir psikiyatrik bozukluk söz konusu değildir. Parafililer tedavisi ilaçla olmayan durumlardır. İlaç sadece destek amaçlı kullanılır. Parafililere özgün terapiler , kişi bu durumundan rahatsız ve bu durumu düzeltmek istiyorsa etkindir.

merhaba hocam , benim yaşım 18 küçüklüğümden itibaren sessiz bir kişileğe sahibim çekingenim, asosyalim,beceriksizim,eleştirilmeyi hiç sevmem insanlara karşı aşırı sevgi beslemem sevgimi içimde hissederim ara sıra gösteririm ama genel olarak göstermem ortama ayak uydurmak oldukça beni zorlar.Ailem ve bazı kişiler beni beceriksiz uyşuk olarak söylerler.Ve özellikle karşımdakiyle tartışırsam bendeki olumsuz özellikleri söyler.kin tutarım bana yapılan yanlışı unutmam affederim ama aklımdan çıkmaz.Ve lise mezunuyum ama okumak veya istedigim bir meslegim bir hedefim yok kısacası sizden yardım beklıyorum saygılarımla...

crazyyong18 Tarafından Soruldu | 2014.09.02

Merhaba, Kişilik ve karakter gelişimi kalıtsal yapımızın etrafımızdaki yaşamla etkileşmesiyle şekillenir. Bazıları çok daha olumlu koşullarla , duygusal olarak sıcak ve güvenli ortamlarda yetişerek kişiliği olumlu şekilde belirlenir, bazıları ise duygusal soğuk ve güvensiz ortamlarda yetiştiğinden kişilik gelişimi olumsuz olarak şekillenir. Yaşam sürekli olarak yıllar içinde olumlu ve olumsuz durumlar sunarken, kişinin duygusal olumlu şartlarda kendisini yetiştirmesi , birçok sorununun aşılmasını sağlamaktadır. Bir ruhsal destek eşliğinde , duygusal olarak sıcak ilişki ve ortamların içinde bulunmak sorunların zaman içinde azalmasına ve farklılaşmasına yol açar. Ancak genetik yapımızın da belli bir dereceye kadar değişime izin vereceği gerçeğini de göz önüne almak gerekir.

merhabalar bir kaç sorum olacak 18 yaşındayım 5 yıldır yüzüm kızarıyor ve kaybettiğim çok şey var sizce yüzümün kızarmasını gidermek için ameliyat olmalı mıyım (ets) fakat bu ameliyat avrupa ülkelerinde yasaklanmış.Zararlı diyorlar.Bende bu yüzden psikolojik yola başvurayım dedim.Acaba bulunduğum şehirde bir psikologdan randevu almalı mıyım? Sağlık sigortam var.Devlet hastahaneleri yardımcı olur mu? Ya da siz ne önerirsiniz.Birazcık asosyalim bu sene üniversite sınavı yüzünden iyice asosyal olucam zaten.Tek istediğim yüzümün ve kulaklarımın kızarmaması..

vidyomuz Tarafından Soruldu | 2014.09.03

Merhaba, Sosyal Fobisi olanlar yada sosyal ortamlarda kaygısı çok olan bireylerde yüz kızarması sık görülen bir durumdur. Cerrahi müdahelelerle bu şikayetlerin giderilmesi , eğer öncelikle bir psikiyatrist değerlendirmesi ve tedavisi uygulanmamışsa, aslında bu kötü bir tıp uygulaması olacaktır. Bir psikiyatrist değerlendirmesi ile soruna teşhis konulduktan sonra tedavi seçenekleri düşünülmelidir. Bu durum sosyal kaygı bozukluğundan kaynaklanıyorsa , iyi bir terapi ve psikiyatrik tedavi ile çözülebilir.

merhaba hocam erkek arkadasımın arkadasına duygusal olarak bişeyler hissettim bu bi sığınma yanlızlık duygusuyla ilgili bişeydi ve erkek arkadasımdan önceydi bunu erkek arkadasıma itiraf ettik ayrıldık 2 ay sonra yine barıstık beni sevdiğini ve benle evlenmek istediğini soruıyo ama ben korkuyorum evlendikten sonra aramızda güven sorunu olusursa diye üstelik erkek arkadasım arkadasıyla görüşmeye bildiği halde devam ediyor nasıl davranmalıyım bana yardım ederseniz cok sevinirim

İYİMSER Tarafından Soruldu | 2014.09.04

Merhaba, Güven uzun sürmesi isteniyorsa bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. İlişkide yaşanan bir güvensizlik ise vücutta görünmeyen ancak yenilenmeyen bir doku yada organ kaybı gibi kalıcı olmaktadır. Özellikle ülkemizdeki erkek grubu bu güvensizliği aşma konusunda kadınlara göre daha başarısız olmaktadır. Bunun sonucu olarak da ilişkinin ilerleyen yıllarında sorunlarına neden olarak hep bu konuyu öne sürebilmekte ya da yıllarca içinde kendi içinde büyüterek duygularının yıpranmasına yol açmaktadır. İlişkiler güven sıkıntıları ile de devam edebilir ancak burada kişisel bir seçim söz konusudur. Güvensizlikler ilerleyen yıllarda karşılıklı olarak büyütülmezse, zaman içinde küçülür.

Hocam ben 16 yaşında bir erkeğim bir iki aydır herhangi bir erkeği görünce aklıma homoseksüellik geliyor ve tiksiniyorum. Bunun sebebi nedir? neden aklıma böyle bir şey geliyor? (Böyle şeyler olduğu aklımdan çıkmışsa, aklıma böyle şeyler gelmiyor)

quustion Tarafından Soruldu | 2014.09.09

Merhaba, Akla istenmeden gelen ve saçma bulduğumuz zorlayan düşüncelere " obsesyonlar" (takıntılar) denmektedir. Obsesyonlar bir psikiyatrik rahatsızlığın sonucu olarak ortaya çıkabildiği gibi , ruhsal dünyamızdaki çözülemeyen iç çatışmaların sonucu da ortaya çıkabilmektedir.

Hocam önceki soruma verdiğiniz cevap için teşekkür ederim. Peki bu obsesyonun utangaçlık ve bir hayal dünyasında yaşamakla alakası olabilr mi?

quustion Tarafından Soruldu | 2014.09.11

Merhaba, Özellikle ergenlerde kaçınganlık ve içe dönüklük , sosyal ilişkiler yerine hayal (fantezi) dünyasına yönelinmesine yol açabilir. Fanteziler , çok çabuk ulaşılan yapılar olduğu için bir düşünce zincirinin sonunda istenmeyen noktalara da götürebilir. Bu istenmeyen fanteziler bu sefer de , gerçek yaşamla bağlantısı varmış gibi değerlendirildiğinde huzursuzluklara ve bu düşünceleri atma çabasına götürür. Ancak hoşa gitmeyen fanteziler hafıza da kaldığı için, bunların hatırlanması ve bunları akıldan atma çabası sıra ile birbirini takip ederek " takıntı " yada obsesyonlara yol açabilir.

mrh hocam ben 27 yasındayım..namazımda niyazımdayım..ama aşırılığa kaçan bazı dönemlerde mastrbasyona yöneliyorum..bundan nefret ettmeme rağmen nefsime hakım olamıyorum...işin zevk ttarafınada asla ınanmıyorum bı ezıyet ve vıjdan azabı...bundan nasıl kurtulabılırım..defalarca tövbe ettım ağladım..aylarca yapmadım ama herdefasında benı yenıyo..

mizgin melek Tarafından Soruldu | 2014.09.14

Merhaba, İnsanoğlunun dürtülerini kontrol etme çabası , yüzyıllardır süren bir mücadeledir. Dürtülerin kontrolü oldukça zordur. Özellikle genç yaşta , doğal cinselliği olmayan bireyler cinsel dürtüleri etkisiyle mastürbasyona(kendi kendine tatmin) yönelmektedirler. Masturbasyon doğada diğer canlılarda da görülen bir olgudur. Kendi kendine tatminde, ağırlıklı olarak fanteziler kullanıldığı ve iki bireyin yaşadığı cinsel paylaşım yerine tek kişinin haz almasının hedeflendiği bir durum olduğu için , hızlı ve paylaşımsız bir boşalma söz konusudur. Çok sık yaşanan masturbasyonun olumsuz tarafı , ileriki yıllarda doğal bir beraberliğin cinselliğinden yeterince haz alamayıp , yeniden geçmiş fantezi ve mastürbasyon benzeri tatmin eğiliminin oluşabilmesidir .Uzun süreli yoğun mastürbasyon yaşayanlarda gördüğüm, eşleriyle paylaşımcı bir cinsellik yerine, eşlerinden tek taraflı tatminin olduğu daha saldırgan bir cinsellik beklentisine girmeleridir.

merhaba hocam ben 18 yaşındayım ve yaptığım bazı hatalar yani çok büyük değil ama çok kafama takıyorum takıntılarım var yakın zamanda bir insanı üzdüm vicdan azabı çekiyorum çok çekingen bir yapım var ne yapmalıyım

nadya Tarafından Soruldu | 2014.09.18

Merhaba, Özellikle titiz ve mükemmeliyetçi kişilik yapısında olan kişiler, olumsuzluklardan dolayı kendini yada çevreyi çok eleştirebilmektedir. Yani kişilik yapımız ve yetiştirilme tarzımız çevreyi ve kendimizi değerlendirme ve tepki şeklimizi de belirlemektedir. Kişiler özellikle gelişme ve büyüme-olgunlaşma sürecinde içe kapalı yaşar ve tüm olayları kendi iç dünyasındaki yapıya göre değerlendirirse sıkıntı yaşamaktadır. Ancak diğer insanlarla iletişime daha çok geçtikçe kendi iç yargılarının aslında gereğinden fazla sıkıntı yaratıcı olduğunu fark eder. her birey diğer insanlarla beraber yaşayarak ve iletişime geçerek gerçek kendi "ben " ini fark eder ve çevreye göre kendi iç dünyasını şekillendirir.

merhaba hocam ben üç gün önce paxil 20 mg kullandım 3 gündür sürekli devam eden bir titremem var önce sağ taraftaydı şimdi sola geçti. nereye gitsem bir çare bulamıyorlar ne yapmalıyım

gönülll42 Tarafından Soruldu | 2014.09.19

Merhaba, Paxil ( Paroksetin aktif maddesi olan ilaç) bir Serotonin grubu(SSRI) antidepresandır. Ancak moleküler yapısı ve etkileri göz önüne alınırsa aslında hem serotonin hemde noradrenalin sisteni(SNRI) üzerinden etki gösteren bir yapısı vardır. Tremor (titreme) bu grup ilaçlarda görülebilen bir yan etkidir. Çok sık olmasa da görülebilir. Bazen de tek başına bu ilaçların başlatılması ile oluşan , başlangıç sıkıntısından kaynaklanabilir. İlacın bir haftayı geçen kullanımına rağmen günlük işi engelleyecek derecede titreme oluşuyorsa , bir sıkıntı azaltıcı ilavesi yada titremeye yönelik bir beta-bloker ilavesi durumu rahatlatabilir. Israrla geçmeyen ve haftalarca devam eden özellikle kaba tremorlarda , bir hareket bozukluğu olasılığı da göz önüne alınmalıdır.

merhaba hocam ben yaklaşık üç aydır psikiyatri doktorumun bana verdiği ilacı kullanıyorum ismi selectra doktorum bana takıntılarının olduğunu söyledi sinirlenince başımı bir yerlere vuruyorum kendimi çok sıkıyorum ne yapmalıyım

nadya Tarafından Soruldu | 2014.09.20

Merhaba, Psikiyatri kişinin kendi ile ilgili sıkıntılarını detaylı bir şekilde anlatılmasının, sistematik olarak dinlenilmesiyle ilerleyen bir tıp dalıdır. Verilen bilgilerin sıkıntılara çözüm bulmak için kullanılması , kişinin yaşadıklarını ve nedenlerini çok daha geniş bir içerikte düşünmesi ve aktarması ile mümkün olur. Kişi ne kadar iç dünyasına bakar ve duyguları ve sıkıntılarını ne kadar çok fark ederse , tedavi ve terapisi o kadar kolay olmaktadır. Psikiyatride de tedavi ve terapi bir anlamda kendini tanıma sürecidir, ancak kişinin kendi iç dünyasını keşfetme ve anlamaya çalışma isteği ile olur.

hocam sizide hep rahatsız ediyorum ama bir çare bulmak istiyorum aslında size yazdıklarım asıl temeli bir erkek arkadaşım vardı 8 ay konuştuğum çok alışmıştım ona ama babamlar onunla görüşmememi istemediler o gerçekten çok iyi bir insandı 5 aydır görüşmüyoruz benden hep haber bekliyor ona herşeyi anlattım ama o hala görüşmek istiyor elimden telefonu aldılar ne bende çok kafama takıyorum onu çok üzdüğümü düşünüyorum bana bir çare bulun hocam ona bittide diyemiyorum seviyormuyum onuda bilmiyorum ne yapmalıyım bana bir yol gösterin

nadya Tarafından Soruldu | 2014.09.21

Merhaba, Kişilerin özgür iradeleri ile karar vermelerinin engellenmesi aslında çok etik değildir. Ancak aileler güç ilişkisi içinde oldukları çocuklarının kararlarını engelleyebilmektedirler. Diğer taraftan kişilerin çok acele ve çok genç yaşta verilen kararlarını da , ileriki yaşlarda sorgulandığını görüyoruz. İlişkide bir ayrılık sürecine dayanmak ve duygusal olarak kapanmadan bireyin kendini geliştirmesine devam etmesi kişiyi geliştirir ve ilişkisine bakışını daha da olgunlaştırır. Ayrılık sürecinde kişiler görüşememelerine rağmen duygusal bağları sürüyorsa ve yeniden görüştüklerinde birbirlerini artık yabancılaşmış ve değişmiş bulmuyorlarsa , ilişkiler aradan yıllar geçse de yeniden canlanır.

merhaba hocam psikiyatri doktorum selectra 25mg ken 50 mg yaptı ancak nöroloji doktorun bana verdiği lamictal ilacı ile kullanabilirmiyim

nadya Tarafından Soruldu | 2014.09.25

Merhaba, Vücuda aldığınız her madde diğeri ile etkileşir. Yediğiniz gıdaların içindeki maddeler de birbirleri ile etkileşirler. Önemli olan kötü etkileşimin olup olmadığıdır. Birçok insan etkileşim olmasın diye ilaçları aralarına zaman koyarak alırlar halbuki , önemli olan ilaçların kanda birbirleri ile karşı karşıya gelip etkileşimidir. Araya ne kadar zaman konulursa konulsun ilaçlar kanda mutlaka karşı karşıya geleceklerdir. Sertralin ve Lamotrijinin etkileşimi sorunlu değildir. Ancak nörolojide antiepileptik olarak da kullanılan lamotrijinin verilme sebebi , epilepsi ise , antidepresanların dikkatli seçilmesi gerekir. Çünkü bazı antidepresanların ve psikiyatrik ilaçların epilepsi (sara) nöbetlerinin ortaya çıkışını kolaylaştırıcı etkileri vardır.

24 yaşındayım .neyi ne zaman nasıl yapacağımı ve tam ne istediğimi bilemiyor çok kararsız yapımdan dolayı çok sıkıntı yaşıyorum.istediğim birşeye ulaşırken bile vazgeçtiğim görülmüştür.insanları çok sevdiğim halde etrafımdakilere zaman ayırmada eksik kalıyorum.birkaç farklı alanda severek çalıştım ve başarılı olmama rağmen belli bir süreden sonra sıkılıp ayrılma kararı aldım. karmaşık duygulardan dolayı dönem dönem bunalım yaşadığım oluyor bir dönem psikiyatri tedaviside gördüm.bu karakteristik bir sorun mudur.

KÜBRA söylemez Tarafından Soruldu | 2014.10.11

Merhaba, Birçok özelliğimiz kendimizden kaynaklansa bile , iç dünyamızdaki çözülemeyen çatışmaların ve sıkıntıların etkisi altındadır. Bu çözümsüzlükler de dönem dönem kişiyi zor duruma düşürerek psikiyatrik şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kişinin kendisi ile de uyumsuz duygu ve davranışların temelinde iç dünyamızdaki çatışmalar vardır. Psikoninamik temelli terapiler de bu iç dünyada kişinin bir türlü anlam veremediği sorunları çözüme yardımcı olur. Birçok kişi bu durumunun farkında olmaz , çünkü iç dünyalarına bakarak bunu sorgulamazlar. Bu sıkıntılarını fark eden ve sorgulayan bireylerin terapiden fayda görme olasılıkları çok daha yüksektir.

doktor bey merhaba. benim sorum şu. konuşamıyorum! çekingen biri değilim ama konu açma ya da devam ettirebilme gibi özelliğim yok. sadece soru cevap. iç dünyam ise oldukça renkli ve hayal kurmayı seviyorum. düşünebiliyorum, hemen hemen her konuda bilgi sahibiyim, kendime ait akılcı çözümlerim var ama bunu aktaramıyorum. yazılı iletişimde çok iyiyim ama konuşmaya gelince yok. ve toplum içine girince bu durumdan dolayı kısa bir süre sonra enerjim düşüyor uykulu ya da bitkin hissediyorum kendimi. ailemde de benzer durum var. ama benim kadar ileri değil. ilaçla veya herhangi bir yöntemle düzelme ihtimali var mıdır?

rosse Tarafından Soruldu | 2014.10.11

Merhaba, Kişilerin konuşma yetileri farklıdır. Özellikle kadınların zihinsel gelişim açısından konuşma özellikleri daha ön planda olabilmektedir. Konuşma da beynin bir bölgesinin işlevi olup, toplum içinde ve işi gereği konuşması çok daha fazla olan bireylerde daha iyi gelişir. Yani konuşma gücünün kalıtsal bir tarafı da vardır. Ancak kişiler iç dirençlerinden dolayı da ,konuşmaları az yada engellenmiş olabilir. Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda yada bu rahatsızlıkların silik özelliklerine sahip bireylerde de, konuşma içerik ve hız olarak daha düşük olabilmektedir.

Merhabalar hocam. Benim kelimelerdeki harfleri bolme takintim var. Yani sokakta,televizyonda,kitaplarda,kisacasi etrafimda okudugum her seyi esit bir sekilde bolme takintim var. Eger esit olmazsa harf ekleyip esitliyorum. İlk zamanlar iki ye ,uce,bolme takintisi vardi. Bu zamanla 15 oldu. Yani ornek vermem gerekirse soyle: 'sizden geliyorum' u 'sizde-ngeli-yorum' gibi beslik gruplara ayiriyorum. Bunun 15 olmasini sagliyorum. Eger harfler 15 olmasina yetmiyorsa harf ekliyorum. Umarim iyi anlatabilmisimdir. Bu durum iki yildir var. Gittikce ilerliyor. Gunluk hayatimi iliskilerimi evliligimi ve encok ta anneligimi etkiliyor. 4 yasinda oglum var. Onunla oyun oynarken verimli olamiyorum. Konusunca soyledigi kelimeleri saymaktan ne istedigini anlayamiyorum. İleri derecede dikkat eksikligi olustu. Okudugumu konusulanlari anlamiyorum. Bu da iletisimimi etkiliyor. Su an size yazdiklarimin cogunu hesapladim:). Lutfen yardim edin. Kurtulmak istiyorum. Simdiden tesekkurler

semrasari Tarafından Soruldu | 2014.10.12

Merhaba, Kelime sayma, renk sayma, plaka sayma vs. tarzında takıntılar (obsesyonlar) , obsesif kompulsif bozukluğun belirtileridir. Bazı takıntılarda saymaları tek yada çift belli rakama bağlama da söz konusudur. Bunları yaptıkça obsesyonlar ilerler ve obsesyonlar ilerledikçe de bu saymalar artar. Böylece kısır döngüye de girilmiş olur. Obsessif kompulsif bozuklukta en önemli nokta erkenden terapi ve tedavinin başlamasıdır. Özellikle ailede de takıntısı olan akrabalar varsa , tedaviye mutlak başvuru gerekir . Erken tedavi ile ilerleme engellenmiş olur.Obsessif Kompulsif Bozukluğu olanların çoğu hastalığın çok ilerlemesi ile takıntılarına esir düşerler ve tedavide zorlanıp sonu bitmeyen takıntıları içinde kaybolabilirler.

Merhaba,kalabalığa girince ellerde titreme oluyo,özellikle çay servisi yaparken,ben misafirliğe gittiğimde çay alırken bardagı tutamıyorum birçok kez doktra gittim kansızlıkla alakalı olabilir dediler ama ara ara oluyo bende bazen çok sık anlayamadım ne oldugunu yardımcı olursanaz sevinrim.

peri67 Tarafından Soruldu | 2014.10.13

Merhaba, Titreme ( tremor) 'un psikiyatrideki sebeplerinden birisi de heyecandır. Özellikle sosyal kaçıngan yada çevrenin eleştirisinden çok çekinen yapılarda olan kişilerde , sosyal ortamlarda el titremesi olabilir. Ayrıca ailede var olan bir el titremesi var ise , bu dış ortamdaki hafif bir stres artışı ile de artabilir. Psikiyatrik nedenlerden dolayı olmayan el titremelerinde bedensel ve özellikle nörolojik muayene ve tetkiklerin yapılması önerilir.

Merhaba, 3 yıl önce otomobil kazası geçirdim, ciddi bir durum olmadığı halde bundan sonra otomobile bindiğim anda dizlerimde titreme, uyuşma, kalp atışlarımda hızlanma, heyecan ve panik hissediyordum. Bir kaç kez buna rağmen kendimi telkin etmeye çalışarak ve zorlayarak bir yerlere gidebildim, ama 2 yıldan beri arabama binmek istemiyorum. Sürekli bahaneler arıyorum. Bu durumdan kurtulmam mümkün mü? Bu korkularımın çaresi var mı?

JFR Tarafından Soruldu | 2014.10.14

Merhaba, Trafik kazalarından yada araba ile bir kaza yaptıktan sonra fobiler , korkular oluşabilmektedir. Genelde alt yapısında kaygılı bireylerde bir olay, daha yoğun kaygıyı harekete geçirebilmektedir. Eğer otomobile binme kişinin işi gereği mecburi ise kişiler bu kaygılarının zorunlu olarak üstüne giderek yenmektedirler. Ancak otomobil kullanmanın zorunluluk olmadığı durumlarda, bireyler otomobil sürmekten korku ile kaçarak aslında korkularını daha da arttırmaktadırlar. Yani korku kaçınmayı kaçınmada korkuyu arttırmaktadır. Böylece tüm fobilerde gördüğümüz kısır döngü de başlamaktadır. Bu durumlarda önerim, kademeli olarak sakin yollarda gittikçe artan mesafelerde otomobil kullanmaktır. Başlangıçta sıkıntı olsa bile , üstüne gidildikçe zamanla sıkıntı ve kaygı azalacaktır. Vücudun aşırı heyecan tepkisini azaltan ancak sürüşü etkilemeyen bazı ilaçlarda , bedensel heyecan ve korku belirtilerini azaltarak sürüşe yardımcı olmaktadır.

iyi günler ben 2 aydır cymbalta kullanıyordum (60 mg) ilacı birden bıraktım 1 haftadır almıyorum fakat çok acayip şeyler yaşıyorum beynime 15 sn de bir elektrik verilmiş gibi hissediyorum her an bi baygınlık hissi var sanki aniden soğuk suyun altına girmiş gibi oluyorum ve hareket ettikce bu belirtiler artıyor sizce neyapmalıyım?.. teşekkürler..

rafiellada Tarafından Soruldu | 2014.10.19

Merhaba, Psikiyatride kullanılan bazı antidepresanlar (depresyon ilaçları) aniden kesilirse yada uzun süre kullanıldıktan sonra kesilirse , " kesilme belirtileri " denilen şikayetler oluşturabilmektedir. Özellikle Paroksetin, Venlafaksin , Duloksetin aktif maddeli antidepresanlarda bu durumu daha sık ve yoğun olarak görmekteyim. Bazı ilaçların piyasa isimleri farklı olmasına rağmen, piyasa isimlerinin altında daha küçük harflerle yazan aktif maddeleri aynıdır. Bundan dolayı bu üç aktif maddeli ilacı içeren , farklı piyasa isminde antidepresanlar bulunmaktadır. Bu ilaçların dışındaki diğer antidepresanlarda da bu durum görülebilir. Ancak daha az ve daha hafiftir.Bu durumdan kaçınmak için en sık yapılan uygulama bu ilaçların dozunu yavaşça azaltarak yavaşça kesmektir. Ancak bazı hastalarda bu uygulama da kesilme belirtilerine engel olamamaktadır. Benim hastalarımın yada danışanlarımın biyokimyasal olası profiline göre yaptığım uygulama ile bu durum ya hiç yaşanmamaktadır yada çok hafif şekilde atlatılmaktadır.

Değerli hocam, 6 yıldır pisikiyatri ilaçları kullanmaktayım.belediyede sendikalı olarak çalışmaktayım.daha önce evrakcı olarak gorev yapıyordum.2 ay önce bölüm değişikliği yaptılar.çöp toplama arac arkasında görev yapacagımı yazılı bildirdiler.o günden beri psikolojim çok bozuk çalışamıyorum.araç arkasında hızlı ve koşarak çalışmak gerekıyor.tansiyonum düşüyor ve yukselıyor başım dolanıyor.halsizlik yaşıyorum.midem bulanıyor.sabah 5 de kalkmam gerekıyor kalkamıyorum.müdürümle görüştüm farklı bir bölüme gonderebılmem için agır iş yapamaz raporu almam gerektıgını soyledı.2 ayda 8 kilo zayıfladım.ailevi huzurum kaçtı hayattan hiç zevk almıyorum.psikiyatri doktorumdan nasıl bir rapor istıyebılırım.bu konuda neler yapmam gerekır yardımlarınızı rica ederim. saygılarımla

mesutgulsum2011 Tarafından Soruldu | 2014.10.22

Merhaba, Kurumlar kendi iç yapılarına göre sağlık raporlarını değerlendirebilmektedirler. Ciddi fiziksel yada psikiyatrik rahatsızlık raporları , her kurumda aynı önemde dikkate alınmakta ve uygulanmaktadır. Ancak bunlar dışındaki raporlarda , kurumun kendi iç kararları da belirleyici olabilmektedir. Psikiyatristiniz teşhisinize göre sizi Sağlık Kurulu yada Heyetine çıkarabilir. Başka fiziksel rahatsızlıklarınız da var ise bunlarda heyetteki diğer hekimler tarafından değerlendirilip özürlülük oranlarınız üzerine eklenebilir. Sağlık kurulunun verdiği rapor sonucundaki özürlülük oranını kurumunuza sunabilirsiniz. Ancak bu belli bir oranın altında ise , bu işte çalışmanıza engel yoktur anlamına da gelebilir. Psikiyatristiniz ve sağlık kurulu üyeleri , tedaviniz için gerekli ise size tedavi için bir istirahat raporu verip , ardından tedaviniz tamamlandığında işe dönmesinde bir sakınca yoktur kararı da verebilir.

HOCAM 5 YILDIR SSK ANLAŞMALI ÖZEL HASTANENİN PSİKİYATRİSİNE GİDİYORUM.DOKTORUM HAFİF İŞLERDE ÇALIŞMASI UYGUNDUR YAZISI VEREYİM DEDİ DÜNKİ YAZIMDADA SORUNUMU ANLATMISTIM İŞ YERİM ACABA KABUL EDERMI YADA DOKTORUM NASIL BIR YAZI YAZMASI GEREKIR AYRINTILI ANLATIRSANIZ SEVINIRIM.

mesutgulsum2011 Tarafından Soruldu | 2014.10.23

Merhaba, Sağlık nedeniyle alınacak iş ve özürlülükle ilgili (istirahat raporları dışında) bu tür yazılar ile resmi işlem yapılabilmesi için, bir devlet yada üniversite hastanesi resmi sağlık kurulu heyet raporu olması gerekir. Tek tabip yada psikiyatristin tek başına vereceği raporlar , ancak kurumun kendi iç yapısına göre değerlendirmeye alınabilir veya alınmaz.

değerli hocam neyapmam gerektiğine karar veremedim. yardımcı olursanız rahatlıycam sorun büyük oğlum ile ilgili. evlilik yaptığı bayan ve ailesi evlendiklerinden bu yana yalnız bırakmadılar evlerini çok az kullandılar oğlum eşinin ailesi ile aynı evde yaşıyor.altınları 3tanearabası satıldı. biz defalarca kredi kartlarının borcunu ödedik bayramdan önce 105000lira borcu yani kredi kartları ödendi. fakat bayramda gelip bayramlaşmadı bile. şu anda biz sessiz onlar sessiz iletişimsiz duruyoruz. bu durumda ne yapmam gerektiğini bilemiyorum.nasıl bir yolda yürümem gerekiyor acilen beni aydınlatın hocam yalvarıyorum yolumçıkmazda.

sahavet Tarafından Soruldu | 2014.10.25

Merhaba, ülkemizde ailelerle ilgili problemler evlilikte önemli sorunlara yol açmaktadır. Özellikle kadınların sahiplenme ve anaç duygularla eşini ailesinden uzaklaştırması, yada kayınvalidelerin anaç duygu ile oğlunu bırakmak istememesi , temel çatışmalara sebep olmaktadır. Burada önemli olan olgun olmayan bireylerin ilişkilerde denge kuramaması ve çatışma eğilimine girmesidir. Kişilik yapısı dolayısı ile çatışan taraflardan biri , pire için yorgan yakan yapıda ise ilişkiyi ciddi sıkıntılara hatta ayrılığa götürmekte , ayrılıktan sonra da çatışmaların sürmesine neden olmaktadırlar. İlişkilerde bu dengeyi tam olarak olmasa bile sağlamak için, maddi ve manevi dengeli bir ilişki oluşturmak ve gerekirse bunun getireceği olumsuzlukları da taşıyabilecek güçte olmaktır. Çünkü , bu dengeyi sağlamak için yapılan adımlar , ilişkinin gelecekte yaşayacağı sıkıntıların daha önce yaşanmasına ve ileride daha büyük sıkıntılarla karşılaşılmamasını sağlayacaktır.

Hocam Merhabalar, ben psikoloji öğrencisiyim ve bir ödev hazırlıyorum. Ödevim adli psikoloji alanında ve ileride de bu alana yönelmeyi düşünüyorum. Sizce bir adli psikolog ağır bir ceza işlemiş (cinayet,tecavüz vs) danışanına nasıl yakşalmalı ve takınacağı tavır ne olmalı, hangi konulara dikkat etmeli, hangi hususlarda hassas olmalıdır? Eğer yardımcı olabilirseniz çok memnun olacağım, saygılarımla..

beyzaacelik Tarafından Soruldu | 2014.10.26

Merhaba, Meslek etiği olarak sağlıkta çalışanlar hasta ve danışanlarını cins, ırk , cinsel yada politik seçim vs. ne olursa olsun eşit kabul etmelilerdir. Gittikçe kutuplaşan dünyada sağlık çalışanları tarafsız ve ön yargısız kaldıkları sürece sağlık çalışanıdır. Adli vakalarla çalışan psikiyatrist doktorlar ve psikologlar, diğer çalışanlar da bu kurala uymak konumunda oldukları sürece işlerini sağlıklı yapabilirler. Ancak suç işleyen hükümlü ve mahkumların bazılarının işledikleri suçlar , sağlık çalışanlarında da ister istemez bir tepkiye neden olabilir. Önemli olan bu tepkinin fark edilip , bu çatışmanın giderilmesi ve hastaya ve tedavisine ait bir iç direncin önüne geçilmesidir. Ancak , örneğin bazı parafili ( cinsel anormal davranış ) tipleri gibi özellikle çocuklara karşı işlenen suçlarda bu grup ile çalışırken , kişinin anormal davranışlarını çözmeye yardımcı olmaya çalışırken bazı bireylerin ne kadar olursa olsun terapi yada tedaviye dirençli oldukları gerçeği göz önüne alınmalıdır. Bazı adli vakalarda kendi çıkarları için psikiyatrik tabloları gerçeğe yakın taklit edip sağlık çalışanlarını yanıltmaya çalışabilir. Bu duruma tepki ile değil, bu durumun arkasındaki problem ve soruna çözüm diye yaklaşmak gerekir. Adli vakalarla çalışanların bireyi korumak birinci görevi iken, toplumun ve zarar verebileceklerinin korunmasını da eşit ağırlıklı düşünmeleri de gerekmektedir.

MERHABA HOCAM. ANNEM DEPRESYON TEDAVİSİ GÖRÜYORDU AMA SANIRIM YANLIŞ HEKİM SEÇİMİ VE DOLAYISIYLA YANLIŞ İLAÇLARA MARUZ KALDI. İLAÇLAR ANNEMİ DAHA KÖTÜ HALE GETİRDİ. VE BIRAKTI. TABİKİ YANLIŞ AMA DÜZELECEĞİNİ SANDI. VE TABİKİ DAHA KÖTÜ OLDU. PAZAR GÜNÜ ONU RUH SAĞLIĞI HAST. ACİLİNE GÖTÜRDÜM. UYUYAMIYOR, OTURMUYOR, BİŞEY YEMEK İSTEMİYOR, AĞLAMAKLI SÜREKLİ, DOKTORADA ANLATTIK PROZAC YAZDI. SABAH BİR PROZAC, AKŞAM BİR TRANKO BUSKAS. ZATEN ŞEKER, TANSİYON, TROİD, KALP İLAÇLARI VAR GÜN İÇİNDE İÇTİĞİ. PROZAC İYİ BİR İLAÇ BELKİ AMA UYKU SORUNUNU NASIL ÇÖZEBİLİRİZ? BEN ÇALIŞTIĞIM İÇİN HER ZAMAN DOKTORA GÖTÜREMİYORUM MALESEF. AKŞAMLARI ONA ATARAX, PASİFLORA GİBİ İLAÇLARMI VERSEK YADA BİTKİ ÇAYI YAPSAM ETKİLEŞİMİ OLURMU KORKUMDAN YAPAMIYORUM. PROZAC DÜZLETİR İNŞALLAH AMA UYKU İÇİN BİR DESTEK ŞART GİBİ GÖRÜNÜYOR. NE ÖNERİRSİNİZ? TEŞEKKÜRLER ŞİMDİDEN.

sevalmatyar Tarafından Soruldu | 2014.10.29

Merhaba, Psikiyatrik tedavide ilaç ve tedavi seçimi kişiye özel yapılmalıdır. Teşhisi aynı olsa bile her hasta aynı ilaca cevap vermeyebilir . Yan etkiler içinde aynı durum söz konusudur. Aynı ilaç farklı kişilerde farklı yan etkiler yaratabilir. Çünkü ilaçların parçalandığı karaciğerdeki enzimleri toplumun % 80' in de benzer iken % 20 'sinde farklıdır. Buda farklı yan etkilerin oluşmasına nedenlerden bir tanesidir. İlaç seçimi eş seçimi kadar dikkatle yapılmalıdır. Uygun olmayan ve iyi düşünülmeden verilen ilaçlardan bazı hastalar zarar da görebilir. İyi bir psikiyatrik ilaç seçimi, tecrübe, bilgi ve hasta ile sürekli iletişim içinde olarak sağlanabilir. Birçok ilacın yan etkileri ilaç piyasaya çıktıktan sonra daha iyi anlaşılmakta, bazılarının yan etki ve etkileri uzun yıllar sonra ,dikkatli hekimlerin bildirmeleri ile ancak anlaşılmaktadır. Dikkatli hastalarımın fark ettiği ve benim de bildirdiğim bir ilaç yan etkisi, ilaç piyasaya çıktıktan yıllar sonra uluslararası prospektüse ( ilaç içinden çıkan bilgilendirme yazısı) de girebilmiştir. Bazen bir ilacın şikayetlere yeterli olamayacağı durumda , ilave ilaçlarda kullanılır. Bu kararı psikiyatrist doktor ile hastanın yada danışanın karşılıklı bilgilendirmesi oluşturur.

Hocam ben gönüllü asosyal birisiyim ama bazen her insanda olduğu gibi benimde sosyal olmam lazım oluyor bu zamanda ufak tefekde olsa sorunlar yaşıyorum gereksiz heyecan gibi ne yapmam lazım ?

faraziye Tarafından Soruldu | 2014.10.30

Merhaba, Kişilerin sosyal yaşamı kendi özgür seçimleridir. Ancak birey kendini kapadıkça , dış ortama karşı yabancılaşır ve uzaklaşır. Buda dışarı çıkıldığında bir uyum problemi olarak ortaya çıkabilir. Bunun üstesinden gelmenin yolu , sosyal ortamı, dış ortam ve ilişkilerden kopup yabancılaşmayacak derecede tutmak ve sosyal çevre ile iletişimi sürdürmektir.

merhaba.. karşı cinsle ciddi bir ilişki kuramıyorum.daha doğrusu kurmayı çok istiyorum ama sanki birşey beni engelliyor,boğuyor nefes aldırmıyor.. ne kadarda güzel düşünsem olmuyor.. 5 sene önce istediğim kızı beni sevmesine rağmen başkasıyla evlendirdiler. sanırım doktorun demesine göre yaşadığım travma sonucu bu..2 senedir doktora gidip ilaç kullanıyorum kaç ilaç değiştirdi kaç doz değiştirdi ama bi etkisini hala göremedim..böyle giderse sonum vahim : değerli görüşlerinizi bekliyorum..hoşçakalın

hunkar29 Tarafından Soruldu | 2014.10.31

Merhaba, Psikiyatride sorunların anlaşılması ve çözümlerin sunulması için hedefe yönelik geniş bir bilgiye ihtiyaç vardır. Özellikle ilişki ve insanlar arası ilişki kurma zorlukları bazen sosyal fobi gibi psikiyatrik rahatsızlıkların etkisiyle olabildiği gibi bazen de hiç bir teşhis olmadan kişinin iç çatışmalarından kaynaklanabilmektedir. Eğer bir psikiyatrik rahatsızlıktan ziyade iç problemlerden kaynaklanıyorsa , ilaç tek başına bir etki göstermeyecektir. Bu durumda psikodinamik bir formulasyon ile şekillendirilen bir terapi yaklaşımı daha etkin olacaktır.

Hocam, benim annemde cop ev(biriktirme hastaligi var). Denizci oldugumdan dolayi annemle surekli kalamiyorum, 5-6 ay yurtdisinda calistikltan sonra izine annemin evine gidiyorum, ev copten gecilmiyor, temizlik firmasi cagirip evi temizletiyorum ama bir turlu bir cozum bulamadim. Bu olay surekli bu sekilde tekrarliyor, ben yillardir evi temizletmekten yoruldum, annem cop biriktirmekten yorulmadi. Annem copler alininca cok sinirleniyor ve evden gitmem icin elinden geleni yapiyor (bagirma,cagirma, evdeki esyalari kirip gecirme etc) Tedavi olmayi ve doktora gitmeyi kesinlikle reddediyor. Evin icine kokudan dolayi sinekler ve haserat giriyor, annem bu duruma pencerede sinek teli olmadigina bagliyor, copler ona sanki hic kokmuyormus gibi geliyor. Komsular surekli sikayetci oluyor. Bu durumda ne yapabilirim bir tavsiyesiniz mi? Tedavi ettiremiyorum cunku annem kesinlikle doktora gitmeyi ve ilac kullanmayi kabul etmiyor, hastaligini hicbir sekilde kabullenmiyor. Yardimci olabilirseniz cok sevinirim, ekonomik durumum musait olmasina ragmen bir turlu isin icinden cikamiyorum. Akrabalarimizin hicbiri annemi gormek istemiyor. Annem zaten evine kimseyi almiyor. Tek basima mucade edip duruyorum. Bu konuda yol gosterebilecek biri var mi?

ozgur1985 Tarafından Soruldu | 2014.10.31

Merhaba, Anlamsız derecede biriktirme ve istifleme psikiyatride çoğunlukla OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (takıntı ve zorlantı bozukluğu) ve ŞİZOFRENİ ve benzeri PSİKOZ dediğimiz akıl hastalıklarında görülmektedir. Bu kişiler rahatsızlıklarından dolayı çevrelerinden de koptukları için bazılarının bu durumu, komşuların şikayeti yada vefatları ile anlaşılabilmektedir. Bu rahatsızlığı olanlar hastalıklarının etkisiyle bu durumlarını doğal bulduklarından tedaviye karşıda direnç göstermektedirler. Ayaktan tedavi yada evde tedavi sağlanamaz ve hastaneye de kendi isteği ile gitmeyi reddediyorsa ise en yakın idari merci olan kaymakamlığa başvurarak , bir psikiyatrist tarafından değerlendirilip gerekirse mahkeme kararı ile zorunlu yatışı sağlanarak tedavisi sağlanabilir. Psikiyatride ve bu tür hastalıklarda önemli olan sadece tedavi değil , aynı zamanda tedavinin sürdürülebilirliğidir. Bu tür hastalarda iyileşme kısmen olduğu için , tedavi sonunda kalan şikayetlerinin de etkisi ile hemen eski alışkanlıklarına dönme eğilimleri yüksek olabilmektedir. Onun için bu tür hastaları evde zaman zaman ziyaret edip takip edecek evde bakım hizmetine de ihtiyaç vardır. Ülkemizde bu sistem gelişmediğinden , ancak yakınları vasıtasıyla bu destek oluşturulabilmektedir.

Sayın hocam ben 1 yıldır evliyim aslında evliliği düşünmeye hayatımı değiştirme kararim benim inanmıyorum kendime dediğim anda gerçekleşti.Insan hakkinda verdigim kararlar beni hic yaniltmadi dogru tespitler yapıyor ve karar veriyordum.Durum şu ki ben kendimi bir evliligin içinde buldumm Kayinvaldem ve gorumcem dışında oynadıklarını dusunmeme neden olan bazi tavirlar gördüm kendilerinde benim insanlar tarafindan sevilmem ve güzel bir bayan olmama tahamulleri yok beni ruhsal açıdan bozmaya çalışıyorlar napmaliyim eşimle aramin gerginliği onlar yüzünden oluyor uzak duruyorum ama nafile ben is hayatima dönmek istiyorum bunu dahi engelliyolar peşimde ler yani anlayacağınız kötülük görüyorum kendilerinden ailemde bu konuda yalniz birakiyor beni yanlız kaldim eşim o bu konuda sessiz kaliyor ben sana bakiyorum diyor.Ben böyle hayal etmedimki diyorum Tahsilim var ama gelin gorunki büyüklerin verdigi kararlar yapmak istediklerimi engelliyor ne yapmaliyim ben aklimi düşünmek ten alamiyorum hasta olmaktan korkuyorumcozum bulamiyorum...

selena1919 Tarafından Soruldu | 2014.11.03

Merhaba, Evlilikler duygusal ve iyi niyetle başlayan yapılar olmasına rağmen , kişilerin ve değer yargılarının çatıştığı sistemlere de dönüşebilmektedirler. Evlilik gibi tüm ilişkilerde esas olan, karşılıklı denge ve kişilerin kişisel haklarının korunmasıdır. Bazı evliliklerde eş olmasa bile bazı yakınlar kendilerine göre yorumlar ile gelin yada damatlarının üzerinde kontrol ve tahakküm kurma, onları kendi istedikleri gibi yönetme eğilimine girmektedirler. Bu da ya çatışmaya yada ciddi kişisel sıkıntılara yol açmaktadır. Çoğu kadın eşi ve akrabaları arasında kalıp yıllarca belirsizliklerle yaşayıp sonunda evlilikleri ve kendileri yıpranmış hale gelmekte , bazıları da yıllar içinde bu yıpranmanın etkisiyle boşanmaktadırlar. Bu çatışmadan kaçmak için olanı kabul edenler , zamanla mutsuzlukları artacağı için yine dönüp dolaşıp aynı noktaya gelmektedirler yada çatışmalarını eşleri üzerinden sürdürme eğilimine geçmektedirler. Esas olan kişinin kendi haklarının evde yada ev dışında her zaman her şeyin üstünde olduğu ve gerek duygusal gerek yasal yada ahlaki olarak , kişisel hakların diğerleri tarafından kabul edilemeyecek şekilde alınmasının ileride her zaman ciddi sorunlara yol açacağı gerçeğidir. Kişiler de kendi haklarını cesaret ve incelikle korumak sorumluluğunu üstlerine almalıdırlar.

Merhaba, 18 yaşındayım ve 12 yıldan beri panik atak hastasıyım. Öncelerde panik nöbetlerim sadece mevsim degişimlerinde 1 hafta 10 gün kadar sürer ve biterdi. Fakat son zamanlarda sevdiğim ve yaşıtım olan bir arkadasımı kalp krizi yüzünden kaybettim. Ve son 3 aydan beri sağ elim hep kalbimi yoklar şekilde geziyorum. Gündüz hiç bir şeyim yok iken hava kararmaya başladıktan sonra ölüm korkum beni ve kalbimi tetiklemeye başlıyor. Çoğu zaman soluğu hastahanenin acilinde alıyorum. Bu hastalığım yüzünden şehir dışına bile çıkamıyorum. Günde 1,5 pakete yakın sigara içiyorum ve vücudumda her hangi bir yerime ağrı girdiği takdirde ya ölücem korkusu başlıyor ya da felç geçirme korkusu başlıyor. Yollarda yalnız başıma yürüyemiyorum. Allah rızası için bana yardım eder misiniz hocam ? Sizden tek isteğim, ne olur bana öyle bir şey söyleyin ki ömrümce sürsün etkisi.

ribas6 Tarafından Soruldu | 2014.11.04

Merhaba, Bazı hastalarda yıllar içinde Panik Bozukluk düzgün şekilde tedavi edilemez ise , uzun süreli (kronik)bir hal almaktadır. Kronik olmasının en büyük nedeni , baştan rahatsızlığın iyi tedavi edilememesinden dolayıdır.Rahatsızlığın uzun sürmesinin çok daha az olan bir nedeni de , rahatsızlığın tedaviye dirençli bir tipte olmasıdır. Ancak tedaviye dirençli tiplerde de kullandığımız ilave tedavilerle, iyileşme kısmen yada tamamen sağlanabilmektedir. Panik bozuklukta tedavide esas olan, rahatsızlığı kabul etmeme ve boğuşma değil onu kabul edip ve geldiğinde yaşayıp, o dönemi facia olarak görmeden atlatmaktır. Panik bireyleri çaresiz hissettirip hastaneye götürüp korkuttukça , kişileri üzerinde daha çok tahakküm kurar. Korku paniğin kurusıkı silahıdır, inanırsanız sizi teslim alır.

Merhabalar 2 aydır artık işin içinden çıkamadığım bir durumdayım lütfen bana yardımcı olun. 5 yıllık evliyim. Severek evlendik. İkimizde Üniversite mezunuyuz. Ama okul herşeyi öğretmez insana fıtrat ne ise o. Bizim çoçuğumuz olmuyor. Eşimden dolayı. Tüp bebek denedik olmadı. Şimdi tüp bebek bile deneyemiyoruz durumu bu kadar vahim. Eşimde sper m hiç çıkmıyor şu an. Eşim çok ani parlayan biri. Kötü bir insan diyemiyorum ama farklı olduğumuzu şimdi anlıyorum. evliliğimde şu an ne sevgi var ne saygı hepsi bitmiş durumda. Bana zamanında çok hakaretleri oldu ama ben aynı şekilde hiç karşılık vermedim şu an öyle değil. Çünkü seni artık sevmiyorum dedim. Boşanmak istiyorum dedim. Bu durumdan dolayı ağledğ bile ve değişime girdi. Ama nafile kocam gibi görmüyorum. Yaptığı hataların farkında. Bende bu durum oluştu bana neden çocuk veremiyor. Saygım bitti. Çoçuğumuzun olmayacağını bilmeden öncede tavırları aynıydı. Şöyle hergün bana hakeret etti desem yalan olur. Beni çok seviyor. Biliyorum. 3 gün iyi isek diğer günler kötü. Onu hep uyardım bak dedim sen böyle saygısız hep konuşursan bana hakret edersen ilerde sevgim biter saygım biter dedim. Beni dinlemedi. Yazdan beri bir şeylerin koptuğunu anladım. Biz muhafazakar bir aileyiz her iki ailede. Yazın ben internette biri ile tanıştım. Birini bulayım gönül eğlendireyim değil. Biz konuşmaya başladık internette. İkimizinde dini hassasiyetlerimizin oluşu bizi yakınlaştırdı. Beni bekar biliyordu. Yaşı 31 di öğretmen kendisi. Ben 28 yaşındayım 25 yaşında olduğumu söyledim ona. Bizim dini sohbetlerimiz bizi yakınlaştırdı. Her akşam 10 da bilgisayar başına geçip konuşuyorduk. Ben nasıl heyecanlıyım nasıl etkilenmişim. BEnim her söylediğim yalandı ona bekar olduğumu söylemem yaşımı yalan söylemem. Ben rizede yaşıyorum. O Trabzonda ve benim Trabzonda yaşadığımı biliyor. Öyle söyledim ona. Şurda falan çalışıyorum dedim. Katmerli yalanlar söyledim. Oysa ben yalancı biri değilim. Gülen cemaatine hizmet ediyordu ve benimde cemaate yakınlığım var. Bu dini hassasiyetlar hep bizi yakınlaştırdı. Benim doğru lafım yok o ise hep doğruları söyledi. Facebooktan baktım okulu işi yaşantısı hep anlattığı gibiydi. Şuna üzülüyorum keşke daha önce karşıma çıkıp onunla evlenseydim. Biz karşılıklı etkilendik ve benimle buluşmak istedi. İçimden şöyle diyordum ne buluşması imkansız ben evliyim. Günah vs... Derken zaman geçiyon biz telefonda nette mesajla hep konuştuk. Çok etkilendik ve bu onun ilk ilişkisi imiş. Yani bir kız arkadaşı olmamış. Sevgilisi olmamış. Ve bakir kendisi. Beni yaşantısı ahlakı uysallığı efendiliği çok etkiledi. Ben buluşmaya karar verdim ne olursa olsun onu bir kez göreceğim dedim. Ve yine aynı onu görmek beni daha etkiledi. O eşime hiç benzemiyordu. Eşimle sevgili iken kaba olduğunu biliyordum ama yine evlendim. Bu insan gerçek olamayacak kadar iyi bir insandı. Ahlaklı öğretmendi ama anneciğine tarım işlerinde hala yardım eden bir insandı. Bana seninle evlenmek istiyorum dedi. Babasını anlattı olumsuz yanlarını beni böyle kabul et dedi. Babam içki içer dedi. Eskiden kumar oynardı ama şu an o sorun yok dedi. Bunları anlatırken eziliyordu. Oysa ben yalancının tekiyim. Bunlar neki benimkilrin yanında. Bana süprizler yaptı. O da sevdi beni. 2 ay sürdü bu şekilde. Benimle ciddi düşünüyordu. Beni tanımak adına O söylediğim iş yerine gidip beni soruşturmuş. Ve benim yalanım ortaya çıktı. Bana o akşam orda çalışıyor musun dedi bunu derken bile beni kırmak istemedi. Ve itiraf ettim öyle bir yalan söyledim ama uzayıp gitti dedim.Ayrıldık biz mahvoldum dedi. Beni aptal yerine koydun dedi. Ben şimdi kime inanacam dedi. Diğer yalanlardan haberi yok . Beni bıraktı. Ben neye üzüleceğime şaşırdım eşimi aldatmaya mı genç bir erkeği kandırmaya mı bilemiyorum olay çok taze onu unutamıyorum. Eşimle onu kıyaslıyorum ve eşimi hiç beğenmiyorum artık. Onu çok özlüyorum ve onun için çok ağladım. Keşke onunla evli olsaydım. ÇOk kültürlü bir insan çok ahlaklı. 20 gün böyle üzüntü yüşüdım arada mesajlar attım özür diledim çünkü kendimden iğreniyordum. Daha evli olduğumu bilmiyordu oysa. Dil döktüm ona neden bilmiyorum bizim sonumuz yokki. Bunu yazarken bile çok mutsuzum ve ağlıyorum eşimle bir ömür nasıl geçecek ben onu hala severken ve bugün bana o kişi mesaj attı. Ben seninle konuşmak istiyorum. Başke yalanın var mı sordu. Ben karşına çıkmaya cesaretim yok deyip kardırmaya çalıştım. Keşke gidebilsem sevdiğime gidemem ki. Bu nasıl bir imtihan . Ben onu çok seviyorum. BEn ne yapayım şimdi. Elele tutuştuk gözlerimizin içine baktık. İkimizde sevdik. Ben onu nasıl unutayım. Ona bütün gerçekleri söylesem benden nefret eder. İğrenir benden. Dini hassasiyetleri var. 5 vakit namaz kılın biri. Ben kılıyorumda ne oldu. Yaptğım iğrenç bir olay. Ellerimiz birleşince o kaybettiğim duygular canlıdı ber onların öldüğünü zannediyordum. Çoçuk gibi olduk. Ağaç kuşlar bize bir farklı geliyordu. Güne mutlu uyanıyorduk. Sabah ezanına telefon ile biribirimiz kaldırıyorduk daha bir çok şey. Ben ne yapayım söyleyin ben ne yapayım.

pamuk_ee114 Tarafından Soruldu | 2014.11.08

Merhaba, Evlilikler sıkıntı içine girince özellikle kadınlarda duygusal bir boşluk oluşmakta bu da bireyleri başka duygusal çekim alanına itebilmektedir. En önemlisi de , evliliği sıkıntı içinde olan bireylerin karşı cinsle sıkıntılarını paylaşması sonucu oluşan yakınlaşmalardır. Kişiler sıkıntı içinde ve duygusal olarak fakir hissettiklerinde geliştirdikleri ilişkiler de çok sağlıklı olamamaktadır. Çünkü hem duygusal hem de düşünce anlamında yeni ilişkilerini sağlıklı değerlendirebilecek bir ruh haline sahip olmamaktadırlar. Eski ilişkilerinde bulamadıklarını yeni ilişkilerinde bulduklarında, yanlış olarak doğru ilişkiyi buldukları duygusuna kapılmaktadırlar. Halbuki bir insanı tanımanın tek yolu onunla birlikte yaşanan beraberliktedir. Her sevgili flört döneminde çok iyidir ve kimse boşanmak için evlenmez. Ancak bireyler özellikle sıkıntılı dönemlerinde sorunlarını çözdükçe yakınlaşırlar. Tüm ilişkilerde en temel esas güven ve sevgidir. Özellikle güvensizlik bir ilişkinin sürmesini engeller ve tamiri zor bir noktaya getirir. Çok sorunlu ilişkilerde esas yapılması gereken nokta, problemi çözmek için elden gelenin fazlasını da yapmak ancak olmayınca gerekirse ayrılmaktır. Ayrıldıktan en az 1 sene süre ile yani duygusal olarak kendini toparlayana kadar ciddi ilişkiler içine girmemek de önemlidir. Böylece bir sonraki ilişkiyi seçme daha sağlıklı bir ruh hali içinde olacaktır bu da daha iyi bir ilişkinin oluşmasını sağlar.

1 senelik sürdürmekte olduğum bir ilişkim var fakat maddiyat az olduğundan açıklama yapamıyorum ve ayrılmakta istemiyorum ikimizd ebu duruma çok üzüleceğimizi düşünüyorum ayrılırsak. fakat oda bende çok seviyoruz bir birimizi sizden ricam nasıl bir kolaylıkla bu durumu izah edebilirim ve onunda sevinmesini ve kendi gururumumda yıkılmamamsını isteyebilirim.

sinor28 Tarafından Soruldu | 2014.11.09

Merhaba, Bir ilişkinin çiftin kendi arasında olmayan nedenlerle bitmesi , duygularının biteceği anlamına gelmez. Çok derinlere gömülse bile , toprak altında kalan bir tohum gibi yıllarca canlılığını koruyabilir. İstenmeyen ve çiftin dışındaki nedenler dolayısı ile olan ayrılıklarda, açıklama ne kadar ikna edici olursa olsun , üzüntü ve hüznün yaşanmasını engelleyemez. Çünkü bunlar doğal insan duygu ve tepkileridir.

Merhaba, ben 17 yaşında bir lise öğrencisiyim. Geçmişte bir süre saç yolma rahatsızlığım oldu ama kuaförde kelleşme fark edilince elime bir şeyler alıp onlarla oynamaya başladım ve problem biraz kendi kendine çözüldü. Sonra farklı şeyler başladı. Ufak tefek tikler geliştirdim. Sırtımı boşluğa vererek uyuyamıyorum duvara dayamak zorundayım, müzik dinlerken her müzik değiştiğinde sesi iki kez kısıp geri açmak zorundayım, evimizin dışında kaldırımda ki göçük yerin üstüne basamam, otobüste her zaman en arkaya oturmalı yada ayakta durmalıyım vs. bu tarz küçük şeylerdi. Sonra müzik dinleme sürem arttı. Müzik dinlerken kafam da değişik insanlar oluşturuyordum onların hayatlarını düşünüyordum, onlarında öyle olaysız dertsiz hayatları yoktu ama onlarda bayağı dert tasa çekiyorlardı, sadece kendimden başka şeyler düşünmek beni rahatlatıyordu sanırım. Bir süre sonra bu alışkanlığım iyice arttı ve kafamda oluşturduğum olaylara uysun diye filmlerin arka plan müziklerine dikkat edip o müzikleri hayal kurarken dinlemek için telefonuma atmaya başladım. Bu sanırım son 4-5 senedir böyle gidiyordu fakat son bir senedir daha kötü oldum, hayalleri başka insanların yanında kuramıyorum çünkü hayal ettiğim karakterlerin yüz ifadelerini, vücut hareketlerini yapmaya başladım sanırım günde bir-iki hatta bazen üç saatimi buna veriyorum ve bunu yapabilmek için kendimi sosyal olaylardan çekmeye başladım. Bir şeylerin yanlış olduğunu biliyordum ama anne ve babam ayrı ve ikisi de farklı insanlarla evli onlara para harcatmak istemediğim ve yurtta kaldığımdan hastaneye kolayca gidip gelemeyeceğim için sessiz kalmayı tercih ettim sonra bu siteyi buldum. Umarım bana yardımcı olabilirsiniz.

melekşentür Tarafından Soruldu | 2014.11.16

Merhaba, Saç ve tüy yolma ve takıntılar psikiyatride obsesif kompulsif bozukluklar yelpazesi içinde de irdelenmektedir. Yani saçma gelse bile tekrar ve ısrarla yapılan , yapılmazsa huzursuzluk veren davranışlar takıntı ve zorlantı (obsesif kompulsif bozukluk) grubuna girmektedir. Takıntılar faklı derecelerde ve düzeylerde olabilir. Kişinin yaşamını bozmadığı , ilerlemediği ve kişiye ve çevresine rahatsızlık vermediği sürece, klinik bir tedavisi gerekmeyebilir .Ancak hafif olsa bile tedricen ilerlemesi psikiyatrik değerlendirme ve tedavi için yeterlidir. Gündüz hayalleri ise özellikle ergenlerde yoğun görülen , fantezi dünyasına kaçarak günlük sıkıntılardan ve problemlerden kurtulma eğilimlerinden birisidir. İç dünyalarının zenginliği ve hayal etme yetileri içeriğinde , kişiler bu fantezi dünyasında huzur arayıp , bulabilirler. Bu durum fantastik internet ve bilgisayar oyunlarına aşırı dalmış kişinin , orada kendini rahatlatmasına benzer. Ergenler iç dünyalarında yada günlük yaşamdaki bazı idealize ettikleri kişileri taklit ederek de bir kimlik geliştirme çabasına girebilirler. Bu durum ünlü sanatçıların kıyafet ve giyim tarzlarını taklit etmede de vardır. Zamanla ve günlük hayatın içine daha çok girildikçe bu fantezi ( hayal) dünyasından gerçeğe geçiş hızlanır. Ancak, içe kapalı ve sosyal ilişkilerini kısıtlayan kişilerde erişkin yaşlarda da önemli ölçüde sürebilmektedir.

Hocam merhabalar.Sorum şu olacaktı.Geçmişte yaşadığım olaylar aklıma geliyor bazen ve o anda söylemek isteyipte söyleyemediğim şeyleri yaşıyor gibi oluyorum.Sanki o zaman birşey diyememişim ve karşıma tekrar o insan gelmiş ona konuşuyor gibi oluyorum.ve de hatırladığım zaman geçmişi çok fazla acı çekiyorum.Hayatımda biri varken sıkıntı olmuyor ta ki eski kız arkadaşımı görene kadar görünce hala içim acıyor ne yapmam lazım.Bir de sedef hastasıyım sanki hastalığımı tetikliyor bu durumlar.Ne yapmamı önerirsiniz?

m.simsek Tarafından Soruldu | 2014.11.22

Merhaba, Yaşamda yaşanan her sıkıntı psikiyatrik rahatsızlık değildir. Kişiler yaşamda yapamadıklarını kendi iç dünyalarında konuşarak ve hayal kurarak da çözme eğilimine girebilirler. Buna en çok neden olan durumlardan bir tanesi de , bir şeyleri konuşmadan yüzüstü bırakılmaktır. Böylece kişi yaşadıklarını bu insanla paylaşamazsa , geriye kendi kendine o insanla konuşma durumu kalmaktadır. Kayıpla yaşamaya alışma ile bu durum kendi kendine zaman içinde azalmaktadır. Psikiyatrik bozukluklar ve özellikle stres birçok cilt döküntüsü ve cilt rahatsızlığı meydana getirmektedir. Mevcut olan cilt problemlerini de arttırmaktadır.

merhaba hocam.ben 19 yasındayım gaziantepte yasıyorum.ben 2 yıl kadar esrar die tabir edilen bir madde kullandım.ama şu son 1.5 aydır ağzıma sürmüyorum.kendime sürekli sorular soruyorum bu ben miyim.yaptığım hareketler tuhaf geliyor bana sanki ben değilde beni bir başkası yönlendiriyrda onun talimatı üzerine yapıyormuşum gibi.hani esrar maddesini kullanınca tribe giriilir ya aynı onun gibi sanki o tripten cıkamamışım gibi hissediorum sürekli bişeyleri düşünüorum.sizce benim psikolojim bozuk mu?

27bilgehan27 Tarafından Soruldu | 2014.11.22

Merhaba, Esrar dahil birçok uyuşturucu madde beyini olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda kullanım artışına bağlı, uyuşturucu maddeye bağlı psikiyatrik hastalıklarda önemli bir artış olduğunu görüyorum. Yıllarca psikiyatri camiası, esrarın akıl hastalığına yol açıp açmadığı konusunda kararsız kaldı. Ancak son yıllarda çok güçlü doğal (skunk) ve sentetik ( bonzai,jamaika) esrar türevi maddelerin çıkışından sonra esrarın akıl hastalıklarına yol açtığı kesinleşti. Kısa süreli denemeden sonra uyuşturucuya bağlı akıl hastalıkları ve psikiyatrik bozukluklar çoğunlukla geçici olurken bazılarında kalıcı rahatsızlıklara da ilerlemektedir. Özellikle doğal diye satılan esrarın üzerine de sentetik uyuşturucuların püskürtülmesi ile birçok birey psikiyatrik şikayet ve rahatsızlık yaşamaktadır. Uzun süreli kullanımda, uyuşturuculara bağlı kişilik değişiklikleri bile olmaktadır. Bir örnek olması açısından tek bir doz LSD nin bile beyin kimyasını değiştirebileceği gerçeği, bu tarz maddelerin beyin açısından ne kadar riskli olduğunu göstermektedir.

merhabalar hocam. sorum/sorunum öncelikle sorumun anlaşılabilmesi için size biraz kendimden bahsedeyim 25 yaşında tekgözü protezli konuşma problemi olan engelli birisiyim. zaten ilk baştada kendimi engellerimle tanıtmamdan belli oluyordurki bu sorunları aşırı derecede kendime sorun yapmış bulunuyorum. şöyle arz edeyim; küçüklükten gelen sorunlar üzerine sürekli kendimi eksik hissettim çocukluğumda sürekli dalga geçilen alay konusu olan birisiydim. zamanla dışardan gelen bu saldırılara müdahale edemez kendimi savunamaz hale geldim. ilerleyen dönemlerde de bunlara alıştım artık alay edilmeme dahi ses çıkaramaz hale geldim. yani bi örnekle akatarmak gerekirse bir konu üzerinde fikrimi sunmak istediğimde kendimi hep frenledim asıl benim fikirlerimi değilde o an o ortamda bulunan kişilerin fikirleri doğrultusunda cevaplar vererek kendimi bir nevi onlara yamamaya çalıştım kendim değilde başkalarının yönlendirdiği biri oldum. daha sonralarda kendimde bu yönümü farkedince bu kez de kendimde hatayı aradım kendime sürekli 'sen birşeyi beceremezsin birşeyi düşünüp hayata geçiremezsin sen hiç bi işe yaramazsın' gibi telkinlerde bulunarak kendimden nefret etmeye başladım. yani ben kendime güvenmiyor ve inanmıyorumki başkaları bana karşı saldırıya geçtğinde kendimi savunabileyim. buraya kadar olan kısımdan anlaşılacağı gibi özgüvenim yok denecek kadar az. diğer bi hususta bu son 1 yıldır insanlara olan güvenim tamamen bitti. yani şöyle mesela biri bi şey söylediğinde hemen onu kendi içimde analiz edip onun bana karşı bir aşağıklayıcı/faydalanacağı/küçükdüşürücü düşünce içerisinde olduğuna kanaat geitirip ona göre karşı tarafa savunmaya geçerek saçma sapan konuyla alakası olmayan cevaplar ve karşılklar veriyorum ki buda karşı taraftan anlaşılıyor ve benim onu anlayacak kapasitede biri olmadığım sinyalini veriyor ve oda 'doğal' olarak benimle dalga geçerek beni küçük düşürücü cevaplar vererek beni susturuyor. ben ise kendi içimde kendimle nasıl bir muameleye maruz kaldığımı anladığım an karşı tarafa olan güvenim ve olan inancım tamamen bitiveiriyor. bu arada benim karşı taraftan anlam veremediğim bir şekilde beni anlamasını bekliyorum yani yukarda anlattığım şekilde bir olay yaşandığında karşı tarafın beni anlamasını yani aslında ben onun istediği cevabı çatır çatır cevaplayabilirim ancak o an içinde bulunduğum psikolojik baskılar ve sıkıntılar yüzünden cevaplayamadığımı anlamasını bekliyorum. ki böyle birşeyi kimseden beklemek mantıklı değilken ben alakası olmayan insanlardan bile bekleyerek sonucunda ise böyle bişe göremediğim için onlara olan güvenim ve inancım yok oluyoveriyor. konuyu toparlamak gerekirse ben bugüne kadar kendi içerisinde sürekli bir kargaşalar yaşayan sürekli kendini arayan biri olarak yaşadığım bu psikolojik sorunların hepsini tek tek içerimde cevaplayabiliyorum, ancak birtürlü bu sorunları yenmeyi normal bi hayata geçmeyi başaramıyorum. yani bazen normali yakalayabiliyorum ancak en ufak bir karşı saldırıda(bunu saldırı olarak nitelendiriyorum çünkü bana yöneltilen hertürlü olayı beni küçük düşürmeye yönelik olduğuna inandırmışım kendimi) bile hemen tüm o normalleşmek adına çabaladığım şeyler alt üst olarak eski düzen moduma tekrar dönüyorum. bu süre gelen yıllardan beri hep aynı şekilde tekrar etmiştir. son halim; artık kendime olan inancımı tamamen kaybetmiş durumdayım, içinde bulunduğum bu döngüden hiç bir zaman çıkamayacağıma inanıyorum(yani normalleşeceğim ancak sonra birşey olacak ve tekrar başa saracak), yaşama sevincimi kaybetmiş durumdayım, yaşamak istemiyorum( evet bu çok büyük bir idda ancak bunu bi insanın kabullenebilmesi inanın hiçte kolay değil. şöyle söyliyim kendimi bulanımda hissettiğim zamanlarda altından kalkamayacağımı anladığım vakit ölmek isterken buluyorum. daha sonraları kendimi ciddiye almıyorum ancak öyle bir ben var yani gerçektende yaşamak istemediğim bi yanım var), bazenleri çift kişilkli olduğumu düşünüyorum yani normal olan ben ve bunalımda olan ben. bu iki kişilk arasında dışarıdan bakıldığında nasıl farklar var bilmiyorum ancak içeride okadar ikilemlere düşüyorumki normal olduğum zamanlarda yaptığım hal ve hareketlere normal olmadığım zamanlarda nasıl yapabilmişim nasıl cesaret edebilmişim diyerek hayretle bakıyorum. konu bütünlüğünü yakalayamadığımı, biraz karmaşık bir anlatım olduğunun farkındayım ancak zamanınızı beni anlamaya çalışır vede cevaplarsanız mutlu olacağım. teşekkürler.

safak Tarafından Soruldu | 2014.11.24

Merhaba , Kişilerin yaşama bakış ve değerlendirmelerini görmesi başkalarının aynası ile olmaktadır. Bir grup insan ise iç dünyalarındaki aynayı kendilerini görmek için kullanmaktadırlar. Çoğunlukla da iki aynaya birden bakarak tüm yönlerimizi anlamaya çalışıyoruz. Aynalar yaşam olaylarının etkisi ile olumlu ve olumsuz etkilenmektedir. Yani kendimizi büyük yada küçük gösteren aynalar haline dönmektedir. Kendimize bakışımızı memnun olduğumuz bir konuma getirmek için yaşam her zaman bir takım fırsatlar sunmaktadır. Önemli olan o fırsatları fark edip yakalayabilmektir. Ancak kendini aşırı eleştirip, sonucun hep olumsuz olacağını düşünmek kişinin kendi etrafına bir olumsuzluk kafesi örmesine ve sonunda da bundan çıkamamasına neden olmaktadır. Kendi içine kapanma da etrafa yabancılaşma duygusunu güçlendirmekte , alınganlık katsayısını arttırmaktadır. Her kişinin ayrıca çok değişik kişilik özellikleri olmakta ve bazen zıt iki kişilik özelliği arasında ( yaşanan kişilik ve istenen kişilik) bireyler sıkışabilmektedir. İstenen kişilik hep eksik hissedilenin aksidir. Birçok kişinin estetik ve kozmetikle kendini değiştirmeye çalışmasında da bu isteneni yakalama duygusu vardır. Ruhsal kozmetik de kişinin kendi iç dünyasını güzelleştirmeye çalışması ile olabilir. Kişiler ne kadar olmak istedikleri gibi olmaya çalışsınlar, ruhsal olarak bir olgun değerlilik duygusuna sahip olmadıkları sürece , bu mümkün olmaz. Her kişinin kendinin bir sanat eseri gibi tek olduğunu düşünmesi ve sadece eksikliklerine değil olumlu taraflarını geliştirmeye bakması ana noktadır.

İyi günler hocam ben aşırı utangaç 16 yaşında bi erkeğim. Genellikle hayal dünyamda yaşıyor, orda en zeki, en güçlü vs. oluyorum(kendimi bildiğimden beri). Biri etrafımda gülse bana mı gülüyorlar diye endişeleniyorum. Biriyle bir konuda tartışırken yanılıyor olduğumu düşünüyorum. Beceriksizin tekiymişim gibi hissediyorum. Utangaçlık yüzünden kendimi ifade edemiyorum ve örneğin masum bir insanı öldürmek istediğimde ya da iğrenç bir şey düşündüğümde kötü bir şey hissetmiyorum kafamdan sadece "neden olmasın?" ifadesi geçiyor. Gerçekten iğrenç olduğunu düşündüğüm bazı cinsel fetişlerim var (aşağılama ve hakimiyet kurma üzerine). Eskiden içimde bir iğrenme ve nefret hissederdim artık bunu bile hissetmiyorum. Benim tam olarak problemim ne? Nasıl bir psikiyatriste başvurmalıyım?

quustion Tarafından Soruldu | 2014.11.24

Merhaba, kişiler güçsüzlük ve güvensizliklerini fantezi dünyalarında geliştirdikleri , aşırı güçlü ve güvenli kişilik hayal ve fantezileriyle kapatabilirler. Gerçek ve iyi sosyal ilişkiler , bu fantezilerin azalmasına kişinin kendini güvenli hissederek sorunları aşmasına yardımcı olmaktadır. Güvenli ilişkiler ruhsal sorunlar için iyileştiricidir. Bunun olmadığı yerde iyi bir terapist veya danışmanda bu iyileştirici görevi üstlenmektedir. Bu problemler çözülemeden erişkin yaşlara ulaşıldığında , kişilerin sorunlu ilişkileri yada sıkıntılı cinsel beklentileri olabilmektedir.

Merhaba hocam; Annemde bipolar bozukluk var ve uzun yıllardır ilaç tedavisi görüyor. Acaba annede olan bu tür rahatsızlıklar çocuklarda da görülebilir mi?

ryok28 Tarafından Soruldu | 2014.11.25

Merhaba, Her özelliğimizi kalıtsal olarak çocuklarımıza aktarmaktayız. Ancak çocuklar yarı anne ve yarı babadan gelen genlerle oluştukları için benzeseler bile ebeveynlerinden farklı yapıdadırlar. Psikiyatrik rahatsızlığa neden olduğu şüphelenilen genler ,çok önceki kuşaklar öncesinden bile bireye taşınabilmektedir .Ancak özellikle birinci derecede yakınlarda rahatsızlıkları olması, kişide o rahatsızlığın toplumda görülme riskine göre yaklaşık 10 kat daha fazla olmasına neden olabilmektedir. Genler yoluyla aktarılsa bile , diğer genlerin bu genler üzerindeki etkisi ve iyi çevre şartları dolayısı ile psikiyatrik rahatsızlık ortaya çıkmayabilmektedir. Yani bir anlamda genler zarf içine konmakta ve açılmamaktadır. Genlerin harekete geçmemesi , daha sonraki kuşaklara da kapalı bir şekilde aktarılmasına ve rahatsızlıkların ortaya çıkmamasına da sebep olabilmektedir.

Merhaba hocam abim bipolar bozukluk tedavisi görüyor 10 yıldan fazladır. 10 Yıldan fazla sürekli olarak bir işte çalışmadı. En son hastaneye yatışı 2011 yılında oldu. Mani nöbetiyle. Hastaneden çıktık dan sonra bir kızla tanıştı. Hayata bağlayıcı oldu. En büyük korkusu anne ve babayı kaybettikten sonra yanlız kalması en büyük hayalide evlenip ailesi olması. Buna hakkı olduğunu biliyoruz. Birlikte olduğu kız arkadaşı çalışmasına vesile oldu ve 3 aydır engelli kadrosunda bir firmada çalışıyor. 2 yıldır da aynı kızla birlikteliği devam ediyor. Kız arkadaşlığının rahatsızlığından haberi var. Fakat kız arakadaşının ailesinin bundan haberi olmasını istemiyor buna da kız arkadaşını ikna etmiş durumda. Kız arkadaşı da eğer ailesi bu durumu bilirse ailesinin evlenmesine izin vermeyeceğini söylüyor. Kız yüksek okul mezunu abim lise mezunu iki tarafta aşırı duygusal. Bizi aile olarak düşündüren şey kız tarafının bu durumdan haberdar olmaması abimin de bu konuyla ilgili bizi engellemesi. Bu durumda nasıl davranmalı ve hareket etmeliyiz.Karşı taraf istememiz ve nişan olması için israrlı kısa zamanda evlenmelerini istiyorlar.

zorzamanlar Tarafından Soruldu | 2014.11.28

Merhaba, Ciddi psikiyatrik rahatsızlıklara çocuklarını evlendirecek aileler genelde sıcak bakmamaktadırlar. Çünkü rahatsızlığı kişi bazında değil de genel olarak öğrendikleri kadarıyla değerlendirmekte ve bu durumda da rahatsızlığın kötü ve riskli taraflarını görmektedirler. Aileler rahatsızlık riskini görürler ise ve ilişkiye müphem bakan tarafları da var ise , ilişkinin ilerlemesine izin vermeyebilirler. Bu durumda evlenmeyi düşünen iki erişkin kişinin kendi kararları ile bu durumun açıklanmasını istememeleri hükmü her kararın üstündedir. Ancak evlenecek kişilere , ilerleyen yıllardaki olası riskler de hastayı tanıyan bir psikiyatrist tarafından ayrı ayrı anlatılmalıdır. Çifte bu durumlarını ailelerle paylaşmaları da önerilmeli ancak karar kendilerine bırakılmalıdır.

merhaba hocam, benim 3 buçuk yıllık bir ilişkim var. aramızda olan tuhaf çekimden dolayı ne ayrılabiliyoruz ne de birlikte olabiliyoruz. sürekli kavga ediyoruz. herşey sorun. güven zaten yok bir kaç kez yakaladım başkaları ile olan konuşmalarını. ama ayrılmak istemeyen hep o oluyor. istemiyorum seviyorum diyor. artık cinsel konularda da kavga etmeye başladık. benim istemiyor olmamı anlamıyo benden kaçıyorsun diyor. istememe sebebim kaçmak değil sadece beni öyle biri olarak görmesini istemiyorum ama anlamıyor. çok yoruldum bu konulardan ne yapabilirim

ipekk Tarafından Soruldu | 2014.11.29

Merhaba, Tutku bir ilişkide yapıştırıcı güvensizlikler ise çürütücüdür. Bir ilişkinin ilerlemesi için iki tarafın güvenli, paylaşımcı ve sorumluluk alan bir yapısının olması gereklidir. Çift kendini ilişkisine adamadığı sürece ilişki tutkulu bir alışkanlığın ötesine geçemeyebilir. İlerlese de iyi bir ilişki haline gelmeyebilir. Sevmek sadece sevdiğini söylemek değil duygusal sorumluluklarını da üstlenmektir. Cinsellik iki kişinin özgür iradesi ile birinin duygusal ve fiziksel baskı ve yönlendirmesi olmadan paylaşılabilir. Sadece dürtüsel olarak birinin diğerini etki altında bırakarak yaşanan cinsellik ileriki yıllarda rahatsızlık verici bir duygu olarak hissedilecektir.

merhaba Hocam, sevdiğim insanla 2,5 yıldır tanışıp 1 yıldır çıkıyoruz, iletişim kopukluğu dışında hiçbir sorunumuz yok, bazen tıkanıp kalıyoruz, boş ve basit şeyler hakkında konuşmayı sevmiyoruz, başkalarının dedikodusunu yapan tipler de değiliz, bana yardımcı olun lütfen , ne yapabilirim, onu çok seviyorum, genelde kadınlar konuşkanlardır ama malesef ben öyle değilim, şimdiden teşekkürler

bennunur Tarafından Soruldu | 2014.11.30

Merhaba, İlişki paylaştıkça gelişen bir yapıdadır. Bundan dolayı sözel ve duygusal paylaşım ilişkiyi zenginleştirir. Çiftlerin günlük yaşamlarını paylaşması, sohbet etmesi ve fikir alışverişinde bulunması beraberlik duygusunu pekiştirmektedir. Birbirlerinin duygularını fark edip sormaları ve sıkıntılarını paylaşmaları da eş değerde önemlidir. Aksi durumda , zamanla ilişkide bir yalnızlaşma ve uzaklaşma duygusu oluşmaya başlar , buda başka sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bunu yenmek için , günü paylaşmak ve başkaları hakkında konuşmak bile iletişim kanallarını açmaya yardımcı olabilecektir.

meraba ben kendime çok yakın hatta kardeşim gibi gördüşüm bi arkadaşımdan büyük bi darbe yedim ben bana el şakaları yaptığını düşünürken o beni elliyomuş ve sınıftaki erkeklere ben sibeli elliyorum diyomuş ben bunu duydum ve onunla konuşmadan onunla muhattab olmayı kestim dün gece beni aradı açmadım bana mesaj atmış son şansındı kaybettin diye

sblyldrm Tarafından Soruldu | 2014.12.02

Merhaba, İnsan ilişkilerinde bireyleri tanımak zaman alabilir. Özellikle çok genç ve sürekli değişim içinde olan yaşlardaki bireyler kendilerini de bulmaya çalışmaktadırlar. Bu dönemlerde ilişkilerde hata yapma oranı da yüksek olmakta onun için birçok ilişki çok uzun sürmeden sona ermektedir. Ayrıca gelecekte sorunlu kişilikler olarak etrafa sıkıntı veren bireylerin ilk belirtileri bu ergenlik yaşlarında yavaş yavaş kendini göstermektedir. Tüm ilişkilerde bir bireyin sorunlu olup olmadığının önemli bir göstergesi, sınırını bilip bilmediğidir. Sınırı aşan kişiliklerin riskli ilişkiler olduğunu düşünmek gerekir.

lütfen yardım edin iyi günler anti depresan ilacı kullanodum sonra br arkadaşım lityum eksikliği olabilir bir kullan pişman olmazsın demişti bnde alıp 1 hafta kullandım geri kestim bir zararı olurmu antidepresan yine tedavi edermi lütfen bekliyorum yada zehirlermi

hassen33 Tarafından Soruldu | 2014.12.09

Merhaba, Lityum insan vücudunda yada kanında olan bir madde değildir. Aslen bir doğada bulunan bir tuz çeşididir. İnsan vücudunda yada kanında olması için dışarıdan alınması gerekir. Yanlış olarak , sanki örneğin demir gibi insan vücudunda var ama eksilmiş gibi bir ifade ile anlatılmaktadır. Lityum psikiyatrist doktor kontrolünde kan seviyeleri ölçülerek kullanılması gereken bir ilaçtır. Kan seviyesi belli bir düzeyi geçer ise ciddi zarar verici sonuçlar doğurabilir. Ayrıca yan etkileri dolayısı ile kullanım süresi içinde de dikkatle takip edilmesi gerekir. Her psikiyatrik ilaçta olduğu gibi, kendi başına kullanılamaz.

ben major depresyon hastasıyım.uykuya dalarken ve uykudan uyanırken yarı uyanık olduğumu fark ediyorum bu arada çevremi canlı bir şekilde görebiliyorum o arada etrafta renkli şekiller büyüyen küçülen eşyalar garip yaratıklar korkunç varlıklar görüyorum bunun rüya olduğunu fark ediyorum sürekli rüyada olduğumu fark ediyorum ama kendimi uyandıramıyorum bazen de müzik sesleri özellikle klasik müzik sesi duyuyorum ya da şarkı söyleyen birini duyuyorum o anda ya da patlama sesiyle uyanıyorum. ayrıca rüyayla gerçek hayatı karıştırıyorum bunlar beni gerçekten rahatsız ediyor herhangi psikolojik bir rahatsızlıkla bağlantılı mıdır?

angelicious Tarafından Soruldu | 2014.12.09

Merhaba, uykuya dalarken yada yeni uyanırken halüsinasyon dediğimiz , var olmayan algılar oluşabilir. Hipnogojik ve Hipnopompik adını verdiğimiz bu yarı uyanıkken yaşanan varsanılar (halüsinasyonlar) birçok insanda doğal olarak meydana gelebilir. Halüsinasyon dendiğinde sanki sadece psikiyatrik hastaların yaşadığı deneyim diye düşünülür , halbuki insanların önemli bir kısmı bir psikiyatrik rahatsızlığı olmadan da değişik yaşlarda değişik halüsinasyonlar (varsanı) yaşayabilir. Psikiyatrik rahatsızlık belirtisi olan varsanılar , tamamen uyanıkken yaşanan, gün içinde süren ve haftalarca devam eden yapıdadırlar.

merhabalarr yaşım 19. malesef benim çok ciddi bi derecede göbek deliğime karşı tikim var.ne kendiminkine nede baskasınınkine bakıp dokunabiliyorum. yanımda göbek deliği denince bile sanki karnıma ağrılar giriyor. ve bu beni ciddi şekilde rahatsız ediyor. aşağı yukarı 8 9 senedir bu şekilim. ne yapmam gerekiyor? şimdiden teşekkür ederim kolay gelsin...

HilalM Tarafından Soruldu | 2014.12.09

Bu tarz tek takıntılara rastlanmakta ancak kişi yaşamını bozucu olmadığı sürece kişi bununla yaşamaktadır. Örneğin şeftali gibi tüylü meyvelere dokunamama gibi takıntılar da olmakta , ancak ille de tedavi gerektirmemektedir. Bu tarz tek hafif takıntıların tedavisinde tedavinin ne getireceği ile ilaçların yan etkilerinin dengesi hesaba katılmalıdır.

Mrb.hocam 28 yasinda 3 yillik evliyim.5 yildir hastanede çalismaktayim oldukça stresli işim var.eşimde evliligimizin ilk 7 ayinda isci iken güzel anlasiyorduk. Osirada isinden ayrilip is yeri acti,basarili olamayip bisürü borç ile isler tersine gitti. Ve tartismalarin haddi hesabi yok. isinin basinda durmayisi tedbirli ol dememe ragmen beni kulak arkasi ederek hep karsisindakilere olan güveni mahvetti. Cok iyi yürekli fakat karsisinda sevdigi biri varsa onun sözünden etkilenebilrlecek karekterde biraz . neyse borclari bi yandan ödemeye basladik kredi cektim. Esim hala isini yürütmeye calisiyor is saateleri düzensiz ben ise giderken o yatiyo eve geliyorum isi olursa iste olmazsa evde cagirirsa arkadasinin yaninda haftasonu ben evdeyim kendisi yok. Bu arada bana kücük düsecegini zannederek mi neden bilmiyorum durum kurtarma yalanlari var kisa kisa kelimeler, hic arayip nasilsin demez ilgisiz neden dedigimde benim yapim bu canim cicim diyemem neyse ona da tamam. Bu arada 2 yasinda kizim var kizima cok düskün. Aslinda banada ama ilgisini yansitamiyor yada ben kapatiyorum bilmiyorum.onceleri bende cok çene yapar cok sorgulardim kiskançligimdan ama kizim doguktan sonra cok azaldi eskisi gibi konusmuyo olayi büyütme deil halletme çabasindayim. Benim düşuncem hep şu oluyo 3 günlük dünya seni de seviyorum düzenli isin olsun ben gecinirim yeterki bizimleol cok fazla arkadasi var bekar yada düzeni olmayan aileler. Hocam ne yapcami sasirdim aile terapistine goturdum sorunlar hallolsun die. Esim dr. a farkli anlatip sana söyleyecegini bildigim icin bunlari soyledim dio.en ufak tartismada beni suçlayacak yer ariyo hadi neyse sıkıntı konusalim dedigimde önce beni dinliyo sonra halletme yolunda deilde bi sürü onur kirici konusma ve suçlama bende karsisinda konusamaz hal alip aglama krizine giriyorum, artik aglayamiyorum da dislerim kitleniyo ve aylarca küsüyo asagilayici hareketleri beni artik kendinden soguttu ben yaklastikca o kaciyo esimin soylede bi huyu var beni güzel görüyorsa ne kadar güzelsin diyecegi yerde neye sinirlendigini bilmiyo gibi catacak yer ariyo barismaya gelince aylar gunler gececekte ben ona yaklasacam oyle bu ben hakli olsamda haksiz olsamda ama artik cok kirgin bi yüregim var yaklaşamiyorum.Yaptigim yemegi yer yikadigim çamaşiri giyer yataga gelince arkadasini döner yatar. Küs. Bende isten çok bitkin geliyorum k.valideden çocugu alip eve gel evi topla yemekti bulasikti derken bitiyorum. İs tresi eve gel oyle huzursuz bir hayat artik çalismak insanlarla ugrasmaktan yoruldum herseyi düşünüyorum. Ayrilmayi deil yapmayi ama tek taştan duvar olmuyo kendimi ona doğru tanitamiyorum hep bana muhalefet. Ne yapmami önerirsiniz .cok tessekr ederim simdiden

arife Tarafından Soruldu | 2014.12.14

Merhaba, Günümüzde bireyler kendi kontrolleri dışındaki yoğun iş yaşamı ve ilişkilerindeki sıkıntılar arasında sıkışıp sonrada ruhsal sıkıntılar gösterebilmektedirler. Günümüz yaşamı gerek fiziksel gerekse duygusal anlamda tek başına yaşamayı çok zor hale getirmektedir. Tek başına yaşamda da yalnızlık faktörü kişileri zorlamaktadır. Ancak ilişkisi olup ve bunun içinde yalnız hisseden bireylerin sıkıntıları da çok daha zorlayıcı olmaktadır. Kötü giden yaşam sorunları ve ilişkiler, duyguların geri dönülmeyecek derecede yıpranmasına neden olabilmektedir. Daha sonra toparlansa bile yeniden yeşermesi zaman almaktadır. Sıkışan ilişkilerde bireylerin yada bireylerden birinin sabırla ilişki için iyileştirici yaklaşımları elden geldiğince yapması önemlidir. Bu sonsuza kadar sürdürülebilecek bir yaklaşım olmamalıdır. Ancak, bu ilişkiye verilen olumlu katkıların nasıl sonuçlar getireceğini görmek için elinden gelenin hatta fazlasının yapılması sürecidir . Bu iyileştirme gayretini verirken hemen sonuç alınacağı beklenmemelidir. Yani ezilen ama kökü kalan bir bitkinin hemen yeşerip çiçek vermeyeceği gibi, ilişki de verilen emekle bile hemen düzelmez. Bu emek ve süre verildikten sonra , ilişkinin sorunlarının düzelmesine yada düzelmemesine göre verilecek karar bireysel bir seçim olacaktır. Problemler düzelmediği sürece , verilen karar ne olursa olsun kendine göre kazanımları olduğu kadar kayıpları da olacaktır.

Major depresyon teşhisi konuldu.Duygularım çok dengesiz.Mesela gün içerisinde sabah mutluysam bir kaç saat sonra ağlamaya başlıyorum bütün dünya başıma yıkılıyo intihar bile düşünüyorum.Sonra bir kaç saat sonra tekrar mutlu oluyorum.Gün içerisinde duygularım değişiyo.Sürekli beyaz ve siyah var hayatımda.Ortasını yaşayamıyorum.Bir insana çok severken bir hatasını yüzünden kin besleyebiliyorum.Son zamanlarda da rüyayla gerçeği karıştırıyorum ve çok unutkanım.Bu hangi hastalıkla bağlı olabilir?

angelicious Tarafından Soruldu | 2014.12.23

Merhaba, Major Depresyon artık tedavi edilme düzeyine gelmiş depresyona verilen tanı ismidir. Günlük yaşamda çok daha geniş anlamda kullanılır. Yani bazen bireyler üzüntülü durumlarını da depresyon diye tarif etmektedirler. Halbuki , üzüntü depresyon değildir. Major Depresyon tek başına bir psikiyatrik rahatsızlık olduğu gibi başka psikiyatrik yada fiziksel rahatsızlıkların yanında da oluşabilir. Hatta bazı kişilik sorunları ve Yas gibi doğal yaşam olaylarına da eşlik edebilir. Bazı depresyon tipleri kısa döngülü dediğimiz kısa sürede hızlı dalgalanabilir yada başka bir kişilik yada psikiyatrik rahatsızlığın dalgalanmasına bağlı değişimler gösterebilir. Örneğin Sınır Kişilik Bozukluğu (Duygusal Karmaşık) olanların çoğu gün içinde duygu durum dalgalanmaları ,sürekli bir sıkılma ve boşluk duygusu yaşar. Duyguları yoğundur ve iki uç arasında dalgalanır. Sıkıntıya ve istenmemeye tepkileri serttir. Buna bağlı kendilerine zarar verme eğilimleri olabilir.Bu özelliklerinin üzerine depresyon eklendiğinde, depresyon belirtileri kişilik özellikleri ile karışık hale gelir. Bazen Bipolar Bozuklukta kendini başlangıçta dalgalı seyirli ve zor depresyonlar olarak göstermektedir.

Selam ben türkiye kayakla atlama takımından arda ben milli sporcuyum danışmak istediğim konu şu ben antrenmanlarımda takımımın en iyisiyim ama yarışlarda da bişe oluyo en kötü ben oluyorum bilmiyorum konsantre mi olamıyorum ama kötü sonuç elde edeiyorum sizce ne düşünmeliyim o anda ne yapmalıyım

Arda ipcioğlu Tarafından Soruldu | 2015.01.06

Merhaba , Tüm sporcularda performans kaygısı , oyun yada sporlarını etkileyebilir. Kaygı az ve kontrol edilebilir düzeyde ise aslında performansı arttırıcı bir rol oynarken, belli bir düzeyin ötesinde performansı bozucu etki göstermektedir. Birçok sporcunun gösterdiği performans değişiminin altındaki nedenlerden birisi de budur. Örneğin atıcılık gibi sporlarda performans kaygısı ve heyecanının neden olduğu el kaslarının gerginliği sonucu olacak hafif titremede bile tam hedef şaşabilmektedir. Performans kaygısı sadece konsantrasyonu etkileyerek değil aynı zamanda kas gerginliğine de neden olarak sporcu başarısını etkilemektedir. Gevşeme teknikleri hem kaygı düzeyini kontrol etmede hem de kas gerginliğini azaltmada kullanılan yöntemlerden birisidir. Sadece başarı odaklı değil daha iyiyi yapmaya yönelik yaklaşım da sürekli kötü sonuç almanın verdiği başarısızlığı besleyen kısır döngüyü kırabilir.

Mehaba Çocuğumun okul fobisi var lise ikiye gidiyor sağlık okuyor Ama çok mutsuz psikolojik sorunları var. Bunalıma girdi okula gitmek istemiyor gidince eve çok mutsuz geliyor sürekli ağlıyor sinir krizleri geçiriyor en kotusude kendine zarar vermeye çalışıyor.toplum içine girmiyor okul ortamınada bizde esinle şöle bir karar aldık çocuğumu özel ders gibi eğitim verdirmek istiyoruz yani şöle okula gidicek ama diğer kişileri görmiycek hocasıyla ders gö Görüp tekrar evine gelmesini istiyoruz bile bir şey mümkün mü psikolojik bir raporla az zamanımız kaldı nolur bisey söyleyin her han çocuğum geri donulmiycek hatalar yapabilir

nida_byz Tarafından Soruldu | 2015.01.19

Merhaba, Çocukluk çağındaki kaygı bozuklukları , erişkin yaşa doğru ilerleyebilir .Örneğin okul fobisi ergenlikte Sosyal Fobi , yani sosyal ortamlardan rahatsız olma haline dönüşebilir. Daha sonra da bu sıkıntılardan dolayı depresyon şikayetleri de bunların üzerine eklenebilir. Bundan dolayı sosyal ortamlardan ve okuldan kaçınma başlayabilmektedir. Ancak kaçınma daha çok sorunu arttırıcı bir süreçtir ve çocuk yada gençlerin bu sefer hiç bir şekilde dışarı çıkmak istememeleri durumuna yol açabilmektedir. Ayrıca okul fobisi yada sosyal fobi gibi gözüküp ancak aslında başka bir daha önemli psikiyatrik rahatsızlık da bu duruma sebep oluyor olabilir . Psikiyatrik değerlendirme, tedavi ve okulun rehberlik hizmetlerinin desteği ile gençlerin incelenip okul ve ileriki yaşam başarıları için ortamlarından kopmamaları sağlanması önemlidir.

Merhaba hocam. Ben dört aydir öğrenci oldugumdan dolayı ailemden uzaktayim. Bundanmidir bilmiyorum ama gereksiz, dusunmek istemediğim seyleri dusunuyorum. Kimseylede paylasamiyorum. Mesela anne babamin allah korusun ölecegini, onlarin yoklunu ve napcam o zaman ben ve bunun gibi cok değişik sorularla aklimi aklak bullak ediyorum. Normalde yapacak oldugum islerede kendimi veremiyorum huzursuzlaniyorum sinirlerim bozuluyor insanlarla iletisimimde farkinda olmadan kirici ve sinir bozucu oluyorum .Ne yapabilirim, nasil bir öneride bulunursuz bana yardimci olmanizi umuyorum lütfen. Teşekkürler.

orkide Tarafından Soruldu | 2015.02.02

Merhaba, Tekrarlayan düşünceler genelde takıntı diye tanımlansa bile, her tekrarlayan düşünce takıntı değildir. Örneğin depresyon, kaygılar ( özellikle genelleşmiş anksiyete bozukluğundaki evhamlılık), güvensizlikler ve yaşama ait korkularda da sürekli akılda geviş getiren düşünceler halinde olabilir. Kişiler kendilerini güvende , destek aldıkları ve paylaştıkları ortamlarda hissettikçe bu kaygılı düşünceler azalır. İçe kapanmaları ve sosyal ortamlardan çekilmeleri ise bu sıkıntılarını arttırabilir. Yardıma ihtiyacı olanlara yardımcı olmak da kişiyi iyi hissettirerek ve olgunlaştırarak bu dönemleri atlatmalarına yardımcı olabilir. Her çabaya rağmen tekrarlayıcı ve bireyin yaşamını bozucu takıntı yada tekrarlayan düşünceler, bir psikiyatrik değerlendirmeyi gerektirir.

Hocam merhaba 2ay önce psikologa gittim yaygın anksiyete olduğumu söyledi.Cipralex 10mg verdi 2aydır kullanıyorum.Anksiyete ve kaygılarım geçti ama unutkanlık var örneğin çay yapıyorum odama gidiyorum aa diyorum limon sıkmadım sonra limonu alıyorum aklıma geliyo limonu sıktığım günde 2 veya 3kez oluyo bu unutkanlık farklı olaylarla örneğin kelime hatırlayamıyorum, aşırı rahatlık var ve günde 10-12 saat yatıyorum.Unutkanlık normal midir ve sebebini merak ettim.birde ilacı 5mg yani yarım tablet alsam unutkanlık azalır mı sınava hazırlanıyorum.

barkın12 Tarafından Soruldu | 2015.02.02

Merhaba, Psikiyatristler Tıp Fakültesi mezunu oldukları için , ilaç yazma yetkileri vardır. İlaç yazmak için sadece psikiyatrik rahatsızlıkları bilmek değil aynı zamanda tüm insan bedeni ve rahatsızlıklarını da bilmek gerekir. Ancak toplumda edebiyat fakültesi mezunu olan psikologlarla, psikiyatristler isim olarak karıştırılmaktadır. Cipralex (esitolapram) grubu ve genelde serotonin sistemi üzerinden işlev gören depresyon ilaçlarında, hafif yada orta derecede kalıcı olmayan unutkanlıklar ve boş vermişlik gibi şikayetler yan etki olarak görülebilmektedir. Konulara yoğunlaşmayı engelleyen yapıları aynı zamanda dikkati yoğunlaştırmada da hafif bir azalmaya neden olabilmektedir. Bu durum dahil bazı yan etkiler , kullanılabilir ilaç dozu ile doğru orantılı olarak değişmemektedir.

Merhaba ben sınavlara aşiri derecede stres yapıyorum aslında nasıl calismam gerektiğini de bilmiyorum lise öğrencisiyim ve yazılilar ezberr yapiyorum dogrumu bilemiyorimp lütfen yardimci olun

saye Tarafından Soruldu | 2015.02.03

Merhaba, değişik kişilik ve fiziksel yapı , strese karşı farklı tepkiler vermemizi sağlamaktadır. Kaygının aşırı artışı ve zamanla eşlik eden çökkünlük bulguları kişinin kendini giderek daha kötü hissetmesine neden olarak , öğretim yetilerini de bozmaktadır. Her kişinin kendi yapısına ve yeteneklerine göre farklı ders çalışma ve stresle baş etme tarzları vardır. İyi bir ders çalışma tekniğini bireyin kendine göre geliştirmesinin birinci yolu stresle baş etme yöntemlerini ( örneğin gevşeme tekniği) öğrenmesi ve derslerinde başarılı olan arkadaşları ile beraber çalışarak örnek almasıdır.

Merhabalar 3senedir sevgili olduğum insanla nişanlandık nişanlılığımız 6 ay surdu ve yuzuğu attım çok değişmişti tanıyamaz hale gelmiştim onu en son beni evli bi kadınla aldattı ve bitirdik şuan arkadaşlık kurmaya çalıştığım insanlara şupheci guvensiz yaklaşıyorum yine aldatılacağımı sanıyorum ve bu beni ciddi anlamda etkiliyor sizce yeni bi ilişki için daha erken mi yoksa bi doktordan yardım mı almalıyım tekrar hata yapmak istemiyorum cevabınız için şimdiden teşekkürler

tugcess Tarafından Soruldu | 2015.02.07

Merhaba, her deneyim kişinin yaşamında ve düşünce yapısında değişikliklere neden olur. Maalesef, kötü ve olumsuz deneyimler bireyleri olumsuz anlamda değiştirir. Tersi de söz konusudur , yani olumlu deneyimler de olumsuz deneyimlerin getirdiği etkileri silebilir. Her ilişkide esas olan ilişkinin ileride iyiye doğru gelişebileceğini tahmin edebilmektir. Bu tahmin tek başına duygularımızla yapılamaz. Ayrılıklardan sonra oluşan güvensizlik duyguları , kişi kendini ilişkilere kapamadığı sürece düzelir. Burada önemli olan , yeni başlayan ilişkilerde ilginin çekiciliğine kapılmadan , çıkacağı kişiyi sevgili olmadan önce tanımaya çalışmak ve etrafından o kişiyle ilgili bilgi almaktır. Yine de bir ilişki ancak ilerleyince anlaşılabilir. İlişkinin içinde güveni ciddi anlamda bozan olaylar varsa , ilişkiyi çok ilerlemeden sona erdirebilmekte önemlidir. Bir ilişki en fazla 3 yıl içinde evliliğe gitmezse, ayrılığa doğru yön değiştirecektir.

merhabalar,5 ay önce üniversiteye başladım.başladığım ilk günler arkadaş çevresi edinmekle ilgili sıkıntı çekiyordum.sonradan 7 arkadaş bir grup olduk.fakat ben onları sevmeme rağmen yine de memnun değilim hiçbir şeyden.sonradan o gruptan bir arkadaşımın sınıftan dığerleriyle anlaşması çevre yapmasını her gördüğümde üzüyor.ben normalde bana yaklaşan herkese ılımlı ve mutlu yaklaşıyorum.fakat bazen gerçekten bunalıma giriyorum.kimsenin beni sevmediğini ve istemediğini düşünüyorum.içim sıkılıyor.sizce ne yapmalıyım cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.

mavi16 Tarafından Soruldu | 2015.02.10

Merhaba, Bireylerin kendi iç dünyalarında barışık olmamaları sıkıntılara neden olabilir. Zaten psikiyatrik rahatsızlık düzeyine ulaşmayan ancak bireyi rahatsız eden sıkıntıların çoğu da bu iç dünyamızda çözülemeyen sıkıntılardan kaynaklanır. Çoğunluğu çocukluk çağından köken alan bu çatışmalar, erişkin yaşlarda kendini insan ilişkilerinde yeniden gösterir. Kişinin kendini sorguladığı ve tanıma konusunda çaba gösterdiği süreç içinde çözümlenmeye gidebilir veya yaşam boyunca sorgulanmayıp , kendine ve diğer insanlara sıkıntı vererek sürebilir. İyi ilişkiler ve kendini tanıma sürecini sağlama, zaman içinde çözümlemeler getirebilir. Kişi içe kapanıp kendini yıpratmadığı sürece , doğru okudukları, öğrendikleri , yaşadıkları ve başkalarının yaşadığı deneyimler ona yol gösterici olacaktır.

2 aydır kadar birden suratım yanmaya başlıyo bunalıyorum başım dönmeye başlıyor ve kendimi uzaylı gibi hatta ruhum bedenimden çıkıyormuş gibi hissediyorum eger korkarsam dahada artıyo kendimi durdurmayı öğrendim genellikle telefonuma odaklanınca başka şeylere bakınca geçtiğini fark ettim ama sorum şu. Neden bu bunalmalar garip hissetmeler yemek yerken oluyor sizce ? yada etrafımda tuhaf bir şey oldugunda oluyor.Örneğin birisi anlamadığım bişey söylediğinde veya fiziksel (deliliğe benzer,korkutucu,normalde insanın günlük hayatta yapmayacağı ) şeyler yaptığında bende heycanlanma oluyor.Halbuki güldürmek için bile yapıyor olabiliyor o insan ama öyle değişik hissediyorum ki o anda sanki herkes deliricekmiş gibi sanki hayat çok uzunmuş gibi hissediyorum.Yemek sorunu olmaya başladı bu bunalmalar yüzünden çok zayıfladım yemeğin ortasında doyduğumu hissediyorum Bunlar normalmi ? ancak kendimi durdurmayı öğrenmeye başladım. cevap verirseniz çok mutlu olurum tesekkurler

doga95 Tarafından Soruldu | 2015.02.11

Merhaba, kaygılı bireyler vücut değişikliklerine ve bazı olaylara daha çok tepki vermektedirler. Yani vücuttaki ateşleme ve harekete geçme mekanizması daha hızlıdır. Bundan dolayı kaygı düzeyleri hızla artar ve derealizasyon - depersonalizasyon dediğimiz kendine yada çevreye yabancılaşma duyguları oluşturabilir. Bazen de beynin bir noktasından harekete geçen elektofizyolojik bir uyarı da bu durumlara sebep olmaktadır. Onun için bazı durumlarda EEG ( elektroensefalografi ) çekilmesi de bu durumun olup olmadığını gösterebilmektedir. Ancak EEG bu durumu da her zaman göstermeyebilir. Gösterebilirliğini arttırmak için bütün gece uykusuz kalıp daha sonra EEG çekilmesi önemlidir.

merhaba hocam.çocuğum dokuz yaşında üçüncü sınıfa gidiyor.ders yapmak istemiyor .ödevlerini ben yaptırıyorum .ders başarısında bir düşme oldu.birinci sınıftaki öğretmeni sinirli bir yapıya sahipti.sınıf arkadaşları çocuğumla oynamak istemiyorlar ve kötü davranışları çocuğum yapmadığı halde çocuğun üzerine atıyorlardı.öğretmen de bunun üzerine çocuğa kızıyordu.bu tür problemlerden dolayı bu yıl okulunu değiştirdik.burada da çok rahat davranışlar sergilemeye başladı.artık hiç ders yapmak istemiyor.okuması da yavaş.dersi sevdirmeye çalışıyoruz.eğlenceli kitaplar alıyoruz ama okumak istemiyor.bunların yanı sıra bazen bakışlarda donukluk veya aile bireylerine karşı saldırganlık başladı.ne yapmam gerekiyor.bilgilendirirseniz sevinirim.teşekkürler.

serap kayalı Tarafından Soruldu | 2015.02.13

Merhaba, Çocuklarda psikiyatrik sıkıntılar kendini davranış bozukluğu olarak göstermektedir. Normalde bu davranım bozukluklarının fark edildiğinde, sınıf öğretmeni , okul idaresi ve Milli Eğitimin rehberlik hizmetlerinin beraberce bu durumu değerlendirip çocuğun sorunlarına yol göstermeleri gerekir. Aile ile beraber de sorunların çözüm sürecine yardımcı olmaları gerekir. Aslında var olan bu okulların yada Milli Eğitimin rehberlik hizmetleri öğrenci yakınları tarafından bilinmediğinden ve bu yönde yönlendirilmediklerinden kullanılmamaktadırlar. Okulların görevi sadece sorunsuz ve başarılı öğrencileri öğretimde tutmak değil davranım bozuklukları olan öğrencileri de sorunlar artmadan eğitmektir. Öncelikle Milli Eğitimin rehberlik hizmetlerini talep etmek , yönlendirme ve sonuçlarını takip etmek gereklidir.

Sayın Hocam. Ben 17 yaşında bir lise öğrencisiyim.Benim bir rahatsızlığım var.Bugünde kadar bunun sadece kafaya takmakla ilgili olduğunu düşünüyordum.Problemime gelecek olursak şöyle anlatayım.Mesela bir elbisemin bir yerini alıyorum acaba bu yırtılır mı diyip onun bazı yerlerini çekiştiriyorum.Sonra o biraz yırtılıyor ve ben bunu neden yaptım diyip kafama takıyorum ve boşu boşuna isteyerek kendi şeyime zarar verdiğim için bunu kafaya takıyorum ve bunun üstüne inadına inadına o şeyi alıp onunla oynayıp güya kendimi yatıştırıcam düşüncesiyle onunla bidaha oynuyorum ve sürekli o eşyaya zarar veriyorum ve her devam ettiğimde bu oluyo ve en sonunda o eşyayı kullanmaktan korkuyorum.Sürekli günlük işlerde kafama takılıyor ve ders çalışmamı engelliyor içimi daraltıyor hayattan soğutuyor.Günlük işleri yaparken sürekli kafamın bir tarafında o düşünceler oluyor ve onun düşünmem gerekiyormuş gibi hissediyorum o şeyi düşünüp kafamda problemi çözüyorum ama 10 dakika sonra bidaha aklıma geliyor ve bidaha kafamda çözümlüyorum . Hiç kafaya takılmaması gereken şeyleri kafaya takıyorum . Ailemden uzaktayım. Yurtta kalıyorum.Onlarada bahsetmiştim ama onlar bunun sadece kafaya takmak olduğunu düşünüyor.Ben böyle düşünmüyorum ve seneye gireceğim bir sınav var ve saçma sapan düşünceler yüzünden sınavıma çalışamıyorum.O eşyaya zarar verdikten sonra keşke eskisi gibi kalsaydı hiç dokunmasyadım gibisinden rahatsız düşünclere çekiyorum ve hayatımda herşeyin temiz ve kusursuz olmasını istiyorum.O eşyanın orasındaki kusur beni rahatsız ediyor sanki herşey berbatmış gibi geliyor ve ayrıca birde temizlik takıntım var aşırı titiz değilim ama bazı zamanlarda sanki bi yerimde bir pislik varmış gibi tüm vücudumu silkeleyip ondan kurtulmaya çalışıyorum. Kafama çok düşünceler takılyor.Biraz kaygım var.Hocam bana yardımcı olursanız çok mutlu olurum.Teşekkürler

melihozcan Tarafından Soruldu | 2015.02.15

Merhaba, Psikiyatri ağırlıklı olarak başvuran ve çevresinden alınan bilgi ile teşhise giden bir tıp bilim dalıdır. Psikiyatrik rahatsızlığı olanın verdiği bilgi daha geniş ve detaylı oldukça teşhis de daha doğru olur. Onun için de psikiyatrist doktorlar bilgi ve eğitimleri derecesinde soru, skalalar ve yardımcı tetkiklerle teşhise giderler. Psikiyatride çoğunlukla birkaç rahatsızlık beraber görüldüğünden ve bazen de rahatsızlıklar süreç içinde daha iyi gözlemlendiğinden , psikiyatrik rahatsızlıklar her hasta için farklı seyirde olabilir. Benim teşhisde en çok önem verdiğim erken teşhisdir. Çünkü, rahatsızlık ilerledikçe ve tekrarladıkça tedavi daha zorlaşmaktadır. Takıntılar , özellikle aile de de titizlik ve takıntı varsa kişide dikkatle takip edilmeli ve değerlendirilmelidir. Çünkü zaman içinde stres ve olumsuz faktörlerin etkisi ile takıntılar Obsesif- Kompulsif rahatsızlığa dönebilir. Obsesif-Kompulsif Bozukluk, artık takıntıların saçmalık derecesine ilerlemesi ve kişiyi günlük yaşamında zorladığı bir duruma gelmesidir. Takıntılar henüz hafif derecede iken sadece terapi ile tedavi edilebilirken, ilerlediğinde hem ilaç hem de terapi beraberce kullanılır.

Hocam bana doktor dikkan daginikligindan dolayi concerta 27mg verdi ancak5 gundur kullaniyorum bi etkisini gormedim.bu ilacin etkisi ne zaman baslar... Birde icinde toz var onu nasil kullanicam Şimdiden tesekkurler ve saygilar

jeanbay3 Tarafından Soruldu | 2015.02.15

Merhaba, Erişkin tipi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Sendromunda kullanılan ilaçlar , uygun olmayan bir kullanım olarak dikkat ve dalgınlıkta da kullanılabilmektedir. Rahatsızlık olarak Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Sendromu yoksa , dikkat ve konsantrasyonu çok sınırlı olarak arttırabilirler yada bir etkileri olmayabilir. Tüm ilaçlar doktor kontrolü ile alınmalıdır ve etki ve yan etkileri içinde psikiyatrist doktor ile danışılarak tedavide ilerlenmelidir.

Merhaba bana yardım olabileceğiniz i düşünüyorum benim sorunum tanıdığım erkekleri arkadaşlarımı erkek sadece ama kıskanıyorum yani yanında sevgililer i oluo kıskanıyorum neden bilmiyorum bi abim var ona sordum da hastalık olabileceğini söyledi öyle birşey varmı siz ce bu arada bende psikatris olmak istiyorum

bad girl Tarafından Soruldu | 2015.02.16

Merhaba, Kıskançlıklar normalden aşırıya doğru derece derecedir. Aşırılıkların derecesini, kişi etraftan aldığı tepkilere göre de değerlendirebilir. Çoğunluğu çocukluk çağlarından kaynaklanan ve huy olarak da mevcut olan kıskançlıkların tedavisinde ilk adım terapidir.

sn. hocam, 63 yaşındayım ve ilk evliliğimi 71 yaşında evlenip ayrılmış beyefendi ile yaptım. Annem ayrı evde oturuyor. Tek çocuk olduğum için 83 yaşındaki anneme karşı kendimi sorumlu hissediyorum.Eşim meslek sahibi otoriter ve yüksek eğitim görmüş huzurlu bir yaşam için evlenmek istemiş.Ben saygı duyuyorum. Annem bugüne kadar beraber olduğumuz için beni hep yanında istiyor. Eşinden ayrıldığı ve tekrar evlenmediği için erkeklerle birlikte olmaktan kaçıyor. Eşime karşı zaman zaman azarlayıcı ve onu istemediğini belirten tavırlar sergiliyor. Eşim ise önceleri onu bağrına basmıştı ama annemin tavırları nedeniyle mesafe koydu. Büyük şehirde hiç kimsesi olmadığı için yanlızlık çekiyor ve her an hastalık ve yaşam mücadelesi veriyor. Ben eşimi de annemi de çok seviyorum. Yaşım benim de ileri olması nedeniyle denge kuramıyorum. ciddi olarak ortada kaldım. İkisini bir araya getirsem soğuk savaş oluyor. Her ikisi de inatlarının esiri olyorlar. Yaşam benim için çok tatsız olmaya başladı. Başımı alıp kaçmak ve izimi kaybettirmek istiyorum. Bir yolu vardır muhakkak.Ama bülamıyorum.

escekır Tarafından Soruldu | 2015.02.18

Merhaba, Kişiler yaşlandıkça gittikçe daha katı ve ben merkezli olmaktadırlar. Bundan dolayı yaşlıları ikna etmek ve yumuşama sağlamak da çok zordur. Bunun için ortada kalınan durumlarda zıt yaşlıları uyuşturmak değil de ikisi ile ayrı ayrı bağımsız ilişkiler kurmak gerekebilir. Her ikisinin de beklentilerine makul bir dengeyi de kurmak gerekir , aksi takdirde beklentilerin sınırı olmayacaktır ve kişilerde bu beklentileri yerine getiremeyip tükenebilirler.

Merhabalar Benim babamla ilgili sorunum var. Kendisi paranoyak. Herşeyden herkesten şüpheleniyor. Daha önce psikolojik tedavi gördü ağır şizofreni ilaçları kullandı fakat sonra doktorunun onun hastalığını herkese anlattığını söyleyerek tedaviyi bıraktı. Uzun süre sıkıntısı olmadı. Son bir yıldır yolda gördüğü insanlardan bile şüpheleniyor. Onun söylediği söz başkası söyleyince konuştuğu kişinin söylediğini zannediyor. Eksiden sadece dışarıdaki kişilerden şüphelenirdi, kavga ederdi. Şimdi annemden bile şüpheleniyor. Daha önce sadece tartışırdı yakın zamanda şiddete başladı. Vurmaya çalıştı engel olmasam annemin kendisini öldürmesini istiyordu. Hiç bir şekilde hasta olduğunu kabul etmiyor. Siz hastasınız diyor. Tadeviye ikna etmek için ne yapabiliriz? Yardımcı olursanız cok mutlu olurum şimdiden teşekkürler...

bemol.15 Tarafından Soruldu | 2015.02.19

Merhaba, Paranoid Bozukluk yada Hezeyanlı (deluzyonel) Bozukluk kişilerin aksi söylenmesine rağmen şüphe ve mantıksız düşüncelerinden vazgeçmemeleridir. Tedavisi oldukça zordur, çünkü rahatsızlığı olan kişiler , mantıksız düşüncelerini bastırsalar bile, bu düşüncelerini rağmen akıllarının geri planında yine de tutmaktadırlar. Etraftan gördükleri tepki ile bu düşüncelerini kendi içlerinde saklamakta yada dış ortamdan uzaklaşarak anormal düşünce ve şüphelerinin etkisi ile kapalı bir dünyada yaşamaktadırlar. Kendi içlerinde kurdukları senaryo ile de karşı tarafı suçlamaktadırlar. Bu durumlarda güvendiği bir psikiyatrist ile bir psikoterapötik yaklaşım içinde paranoyası, ilaç ve terapi ile kısmen kontrol altına alabilir. Kendine yada başkasına mantıksız düşüncelerinin etkisi ile zarar verme riskleri yüksektir. Özellikle paranoya öncesi kişiliği, saldırgan ve fiziksel olarak zarar veren bir yapıda ise , karşısındaki insana zarar verme olasılığı daha da yüksektir. Bu durumlarda zorunlu yatış önerilir (psikiyatride hasta hakları bölümümüze bakınız) . Ancak çıktıktan sonra rahatsızlığının kısmen süreceğini ve zorunlu yatışına öncelik eden kişi yada kişilere karşı cephe alacağını unutmamak gerekir.

Iyi gunler hocam ben 7aylik evliyim basta esime cok guvenmistim ama nisanliyken benden once sanal alemde bircok kisiyle yazistigini gordum evlenincede ona karsi hep icimde bir suphe vardi surekli aklimda onlar surekli telini karistiriyordum biseyini yakalamak icin ve sonunda da yakaladim tam ayrintilarini okuyamadim ama uygunsuz sitelere de girdigini gordum ve yikildim tamamen guvenimi sevgimi yitirdim kendimi cok kotu hissediyorum kesinlikle bosanmak istiyorum ama suan ogrenciyim 1 donemim kaldi okulu bitirmem gerek esim cok kotu bisey yapmadim diyor ama benim aklima hersey gekiyor tamamen guvensizim ne yapabilirim lutfen bana yardimci olur musunuz

aydanur Tarafından Soruldu | 2015.02.22

Merhaba, Güvensizlik bir ilişkiyi içten içe kemiren en önemli sorundur. Güvensizlik sorunu , yaşanan durumla orantısız olunca , kişinin bu konuda bir sorunu olduğundan bahsedilebilir. Yani herkesin doğal karşıladığı bir duruma aşırı (örneğin kıskançlıkla) tepki verme , kişinin kendi iç dünyasındaki sorunlardan kaynaklanabilir. Ancak güvensizliklerin çoğu diğer kişinin verdiği duygu, tutum ve davranışından kaynaklanmaktadır. Gerek sanal alem, gerekse internette dürtülerini kontrol edemiyorsa , bu kişinin ileride daha çok güvensizlik duygularını besleyeceği anlamına gelmektedir. Dürtü Kontrol Bozukluğu, kişinin kendi yaşamı için bozucu sonuçlar uyandırmasına rağmen hazlarına engel olamama durumudur. Ancak bir kere olan bir durum için kişide dürtü bozukluğu var denemez hatta bir kere olup sonrasında kişi bu alışkanlık ve dürtülerini kontrol ediyorsa , dürtü bozukluğu yoktur çünkü kişi durumunu kontrol altına alabilmektedir. Ancak defalarca af edilmesine rağmen tekrarlıyorsa (örneğin 3 defa) daha çok dürtü kontrol bozukluğundan bahsedilir.

Merhaba bn 19 yaşındayım 5aylik evliyim evlenmeden önce birbirimizi dediler gibi sen biri vardı onunla evlenmem imkansızdı çünkü onu tanıdıgimda nişanlıydim nisanlımdan ayrilmam imkansızdı aileme rest cektim genede ayrilamadim nisanlimdan hala o aklimda cikmiyor ne yapmam gerekk

iptal Tarafından Soruldu | 2015.02.24

Merhaba, Tutku ilacı olan bir durum değildir ve ilacının olması da artık insanı farklı bir yapıya sokabilir. Duygular insanın dünyada kalan son özgür alanıdır ve bunun da kaybolması bireyi daha da sıkışmış hissettirir. İlişkiler engellenebilir ancak bu duyguları yakın zamanda bastıramaz. Ancak zaman ve fiziksel olarak ayrılık ( ayrılınan kişiyi görmeme, görüşmeme) zamanla duyguların azalmasına yol açar. Tutku her zaman da iyi bir ilişki yada evlilik oluşturacak diye bir da kural yoktur. Ayrılınan kişinin zaman içinde ilişkiyi unutmuş ve kendi yaşamına önem veren bir yola girmesi de, duyguları kırarak azaltabilir.

Hocam babanın biraz baskıcı olması ve çocukla bazı konularda fikir ayrılığına düşmesi (çocuğun biraz aykırı düşünceleri olması) çocukta utangaçlığa yol açar mı?

quustion Tarafından Soruldu | 2015.03.05

Merhaba, Çok baskıcı ve otoriter ebeveynler, eğilimli çocuklarda ileri yaşlarda çekingenlik ve utangaçlığa sosyal kaçınganlığa yol açabilmektedir. Çocukta davranış problemlerinin düzene konulması için her iki ebeveynin kurallar konusunda ve kendi aralarında uyumlu olmaları önemlidir. Çocuklar ebeveynler arasındaki uyumsuzluktan olumsuz etkilenir ve kural boşluklarını kullanabilirler.

Merhabalar öncelikle kendimde anlamlandıramadıgım öfke nöbetleri var birden bire asırı tepki veriyorum ve cevremdekileri kırıyorum öfkem gecince pismanlık yasıyorum bircok konuda asırı derecede tahammülsüzüm eskiden bu öfke nöbetlerine tiklerde etki eserdi k ve s seslerini cıkarma ihtiyacı Ricus adlı ilactan sonra düzeldi ancak ofke devam etti ayrıca bunlara eslik eden ic sıkıntım var bazen cok huzurlu mutlu olurken birdenbire huzunleniyorum duygu degisimleri oluyor bir de namaz kılarken dus alırken arkamda biri var hissine kapılıyorum ayrıca cesitli kabuslarda goruyorum bunlar o kadar gercekcilerki hatta ruyamda gordugum ancak daha once gormedigim mekanlarla seyehat ettigim zamanlarda karsilastim bu fobim ve ofke kontrolumu saglamak icin neler yapabilirim nasıl bir tedavi kullanabilirim bir de antidepresanlar zihinsel aksamaya yol acar mi tesekkurler

aba Tarafından Soruldu | 2015.03.06

Merhaba, Öfke kontrol problemi en çok duygusal dalgalanmalardan yada bireyin kendi üzerindeki öfke kontrol eksikliğinden kaynaklanabilmektedir. Bireyler, sıkıntılarının örneğin depresyonlarının olduğu durumlarda , tahammülleri azalıp daha sinirli hale gelebilmektedirler. Ya da örneğin manide olduğu gibi aşırı neşeden kızgınlığa doğru rahatsızlığın etkisi ile geçiş olmaktadır. Bazı kişilik yapılarında da öfke dalgalanmaları fark edilir . Fiziksel rahatsızlıklardan kaynaklanan psikiyatrik rahatsızlıklar sonucu olarak da öfke sorunları görülebilmektedir. Ana psikiyatrik problemin tedavisi, kişinin kendi katılımının da olduğu öfke kontrolü ve terapi ile bu problem kişinin yaşamına zarar vermeyecek düzeye indirilebilmektedir. Antisosyal (psikopati) kişilik bozukluğundaki öfke kontrol probleminin çözümü olmayabilir.

Merhaba Hocam, 25 yaşında ve ikinci üniversiteyi okumaktayım. Ben iletişime geçmekte çok zorluk çekiyorum, hep karşı tarafın adım atmasını bekliyorum bu bayan yada bay olması fark etmiyor. Bu sorunumu aşabilmek için çok fazla kalabalık ortamlara giriyorum ama değişen hiç bir şey yok. Bazen güç bela ilk adımı ben atıyorum fakat orda kalıyor, sürekliliği sağlayamıyorum, sonra nasıl bir hal alıyorsam anlamıyorum genelde bir sonraki karşılaşmada beni görmezlikten geliyorlar. Normalde kalabalığı, insanları seven ben, kimseyi görmek bile istemez hale geliyorum. Kendimi çok kötü hissediyorum ve çok yalnız, özgüven sorunumla mücadele etmeye çalışıp sonuç alamayınca iyice içime kapanır oluyorum. Yaşımda ilerledikçe daha da çok fazla kafaya takar oluyorum bu durumu, ve ben ilerde bu sorunumdan dolayı evlenmekten bile korkuyorum. Yardımınızdan dolayı şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum. Saygılar.

orkide Tarafından Soruldu | 2015.03.07

Merhaba, Sosyalleşme kendine güvenle artan bir durumdur. Kişiler sosyal ortamlar içinde değer aldıkça da özgüvenleri artmaktadır. Kişiler içe kapanıp kendilerine ve dış dünyalarındaki bireylere küsmedikleri sürece yaşam bireylere kendilerini bulacakları fırsatlar sunmaktadır. Örneğin iş ve çalışma hayatı en önemli özgüven sağlayan kaynaklardan bir tanesidir. Keza kişilerin faydalı toplumsal gönüllü faaliyetlere katılmaları da aynı etkiyi sağlayabilir. Kişinin kendinden memnuniyetsizliği özgüveni daha da örseleyerek sorunlarının artışına yol açar.

merhaba, sizi oğlum ile ilgili olarak arıyorum. kendisi inşaat mühendisi, 25 yaşında. kendisinde uzun zamandan beri gözlemlediğim sorun (bana göre), çalışmama isteği, yeni insanlar ile diyalogtan kaçınma, hatta onları beğenmeme, fazla konuşmama, uzun süre internette oyun oynama, giyim-kuşama önem vermeme. kısaca annesi yemeğini verdiği sürece odasından çıkmama temayülü. karşı cins ile ilgili ilişkilerini bilmiyorum. duygusaldır. hırçınlığı yoktur. iş ortamında kendisine verilen görevi iyi yaptığı doğrudur. ancak bir ideali yok gibi geliyor bana. heyecansız. askerliği kısa dönem yaptı ve epeyce miktarda kitap ile döndü. çocuk iken okumayı severdi. ama internet olayından sonra koptu. askerde internet ortamı olmayınca bolca okumuş. askerlikten önce kilosuna dikkat etmiyordu ama asker dönüşü dikkat etmeye başladı. benim derdim onu psikoloğa danışmasını sağlamak ancak nasıl teklif edeceğimi bilmiyorum. şimdiden teşekkürler

dağlı merih Tarafından Soruldu | 2015.03.09

Teknoloji kişilerin yalnız yaşayıp kendi benlerine gömülüp yaşamalarına imkan vermektedir. Kişiler yetenekleri ile yaşamlarını ve para kazanmayı sağlayarak da içe kapalı bir şekilde yaşayabilmektedirler. Bu bir anlamda olgunlaşmayı önleyip, çocuksu bir oyun oynama davranışının gelişmesine neden olur. Bu da bir anlamda rahatlatıcıdır . Gerçek yaşamın düzensizlik ve haksızlıkları ile baş edemeyen yada kırılgan bireyler , kendi kapalı içlerinde yeni bir dünya yaratmaktadırlar. Bu dünya daha kolay ve rahattır ancak çocuksudur. Bireylere evle ilgili sorumluluk verme ve ona erişkin gibi davranma bu sorunların aşılması için ilk adımlardan bir tanesidir. Teknolojinin içe kapayıcı etkisi ile kendi iç dünyalarına gömülen bazı bireyler, tek başına yaşlanacak ve dış görünüm olarak yaşlı ancak içte çocuksu bir ruh hali ile toplum içinde fark edileceklerdir.

Merhaba. Ben de saglik sektorunde olan bir insanim ve psikolojik problemlerin kisinin hayatini ve sagligini ne derece etkiledigini biliyorum. Takintili olma, kucuklugumden beri bende vardi. Fakat yasim buyudukce artik bas edememeye basladim. Maalesef ozguveni olan birisi degilim ve kucukken kimse baba seger vermez (ailem haric) arkadaslarim arasinda hep 2. Planda olan benimdir korkulari yasadim. Basarili bir ogrenci olmama ragmen hep yanlis soylemekten, gulunmekten korktugum icin sustum ve sinavlarimda hep basarisiz olacagimi dusundum. Ama oyle olmadi. Liseye gectigimde ise bu sorunlara arkadaslik problemlerim eklendi. Birinci planda oldugum arkadaslik iliskilerimin varligina artik inansam da, "acaba yanlis anladi mi, yaptigim cok normal bisey ama bana kuser mi?" gibi gun icinde yasadiklarimi dusunup icinden bu sekilde sacma sapan seyler cikartip dusunur dusunur yasamaya firsat bulamazdim. Karsimdaki insani da bunaltir, "yanlis anlamadim irmak!" diye diretmelerine ragmen icimde hala bir suphe kalirdi. Universiteye gectim, bunun da ustune "acaba yoklamaya imza attim mi? Konustuklarimi insanlar duyar, birine soyler, o yanlis anlar, sonra aramiz bozulur mu?" biriyle konusurken biri hakkinda "acaba onun bir tanidigi yanimdan gecip gitti mi?" telefonu kapattiktan ssonra konusunca "kapatti ki acaba? Beni dinledi mi?" gibi seyler dusunup dusunup duruyorum. "Odev teslimi yaptim ama gercekten verdim mi odevi?" diye dusunup, okuldan eve gelip hic usenmeden okula geri donup odev teslimini gercekten yaptim mi diye bakiyorum. Bakinca gordugume inanmayip gormek istedigimi gormus olabilir miyim diye defalarca okul ev arasi gidip gelebiliyorum. Arkadaslr arasinda hocanin dedikodusunu yaparken, iclerinden biri hocaya soyler mi diye oturup saatlerce dusunebiliyorum. Karsi cinse karsi guvenim cok az oldugundan bana ilgi gosterenlerin benimle dalga gecmek istedigini veya kotu seyler dusundugunu dusunuyor, birine ilgi duysam beni begenmez zaten diye kafamdan o kisiyi cikarma yoluna gidiyorum. Iste universitede yasadigim bu problemlerin cogunu insanlarla paylasmiyor, benim nasil takintili bir ruha sahip oldugumu kimsenin anlamasini istemiyorum. Annem haric.. Aklimdan gecen tum dusunceleri o biliyor. Dusunceleri kafamdan uzaklastirmak icin kendimi yirtiyorum. Parcaliyorum. "Evet bunu yaptin, neden yyapmadigini dusunuyorsun, yaptigini hatirliyorsun!" diye kendime kiziyor kiziyor ama kafamin icindekilere engel olamiyorum. Etrafimdaki tanimadiklarim dah herkes cok guzel bir kiz oldugumu bana soyleyip dursa da ben o guzelligi aynaya bakinca cok nadir goruyorum ve cok kirilgan bir yapiya sahip oldugum icin bazen kendimi cok seviyor, cogunlukla da kendimden takintili oldugum icin neffret ediyorum. Fakat oyle temizlik, duzenlilik, simetrik vs takintilarim yok. yasamimi ve derslerimi, insanlik iliskilerimi etkileyen bu durum ve dusuncelerden kurtulmak istiyorum. ontaninizi merak ediyor ve tavsiyelerinizi bekliyorum bir psikologa gitmeden. Simdiden tesekkurler.

Irmak Tarafından Soruldu | 2015.03.17

Merhaba, Özellikle çocukluk çağından başlayabilen güvensizlikler, bireyde ilerleyen yaşlarda kendini ilişkilerde sorun olarak göstermektedir. Kişilerin huy dediğimiz biyolojik yapısı üzerine çevrenin etkisi ile karakter özellikleri işlenince , kişilik ortaya çıkmaktadır. Kişilik bir mozaiktir ve bir kişide örneğin içe kapanıklılık ve takıntılılık özellikleri yada daha fazlası olabilir. Özellikle güvensizlik ve çekingenlik el ele giden özelliklerdir. Kişide de bunlara bağlı çeşitli psikiyatrik sıkıntılar ortaya çıkabilmektedir. Çünkü değersizlik ve güvensizlik duyguları kişinin kendisini çok eleştirmesine ve daha da kapatmasına neden olmaktadır. Bu sorunların çözümünde uygulanacak terapideki en büyük sorunlardan birisi , kişilerin kendi değişimlerine direnç gösterme eğilimleridir. Bu da bir anlamda kendini cezalandırma ile değişimin getireceklerinden korkma duyguları ile de bağlantılı olabilmektedir. Bazen de korku, takıntılar ve çekingenlikler içteki güçlü kızgınlık duygularını örten bir kapak olabilmektedir. Tüm bu sıkıntıların ve problemlerin çözümü için psikodinamik yaklaşımlı bir terapi başlangıç noktası olabilir.

Efendim merhabalar ben manik depresif hastasıyım, yaklaşık 3 senedir tedavi görüyorum. 2 defa ağır kriz dönemleri geçirdim.(2011 ve 2012 yılları) Sağlık kurulundan rapor almak istiyorum. Yüzde olarak oranlar nasıl belirlenmekte? %0,%40 ve %70 oranında engellilik oranı var. Ben ilaçla tedavi görüyorum. Bu gruptan hangisine girmekteyim. %0 mı %40 mı bu konuda kriterler nedir? Bana iyi ya da kötü denebilir. Kurulda bu nasıl anlaşılıyor?

tysharp Tarafından Soruldu | 2015.03.17

Merhaba, Hastalıkta özürlülük oranı psikiyatrik rahatsızlığın , kişinin yaşamını ne derecede etkilediğine göre düzenlenir. Bu oranın belirlenmesi, hastalık süreci içindeki hastanın yaşamı ve tedavileri değerlendirilerek yapılır. Bu değerlendirmelerde Psikiyatrist doktorun takipleri ve tedavideki izlenimleri ana noktadır. Sağlık Kurulu ona sunulan bilgiler ışığında hastayı değerlendirip , özürlülük oranını belirler.

Merhabalar. Ben panik atakla başlayıp yaygın anksiyete bozukluğuna dönen bir rahatsızlık için citoles 5mg kullanıyorum 4 hafta olacak neredeyse.10mg'a geçiş yapacağım fakat yan etki yapar diye korkumdan geçemiyorum. Yan etkiden kastım anksiyetemi artırması. Bir de depersonalizasyon durumu var, doktorum panik atağa bağlı geliştiğini söyledi fakat ben hiç geçmezse diye çok endişeleniyorum ve bu da anksiyetemi artırıyor. Beni bilgilendirirseniz çok minnettar olurum. Saygılar.

Flzce Tarafından Soruldu | 2015.03.19

Merhaba, Kaygı bozukluklarında kullanılan ilaç dozları , etkin miktarlarda kullanıldığı sürece daha faydalıdır. Kaygı (Anksiyete) bozukluğu olanlarda ilaca karşı da bir kaygı ve korku olmaktadır. Halbuki ilaçların yan etkilerinin çoğu aslında başlangıç döneminde görülür ve tedricen yavaşça arttırılan durumlarda yan etki olasılığı azalır. Depersonalizasyon , bir kaygı bozukluğuna bağlı olarak görülebildiği gibi, tek başına da bir tanı olabilmektedir. Az olmasından dolayı doktorların dikkatinden kaçmaktadır. Depersonalizasyon Bozukluğu olan hastalar yaşadıkları deneyimlerden dolayı çok korkmaktalar ve daha önemli bir rahatsızlıkları olduğu kaygısına kapılmaktadırlar. Depersonalizasyon Bozukluğuna özgün bir tedavi de mevcut olup , hastalar bu tedaviye iyi yanıt vermektedirler.

mrb. ben sürekliyalnızlık çekiyorum.evin içinde evin dışında. arkadaşlarımla muhabbet kuramıyorum. evdede 2 ablam var. ama onların meşgul olacağı insanlar var,daha çok telefonda onlarla takılıyolar.ben özel hayatlarıyla ilgili bişey sorunca dışarıda kalıyorum .cevap verilmez durumdayım.ben bugüne kadar arkadaşlarıma gitmedim.okulda görüşmüş oluyoruz okadar.onlar kendileri toplanıp gidebiliyorlar. benim ailem buna izin vermiyo. arkadaşlarıma gitmemede izin vermiyo. sosyal hayatım yok. benden bazı konularda olgun davranmamı istiyolar ama benim gelişmem için insanların içine girmem gerekmez mi? oturuşuma kalkışıma laflarıma karışıyolar ama ben her bunu söylemeye kalktığımda ya da bağırıp evi inlettiğimde bana 'babanın kalbi sıkıştı,git özür dile ' diye bana diretiyolar. bende onlara bişey olur diye susuyorum ama işliyo insanın damarına. ne yapmalıyım?çekip gitmek çok istiyorum.özelliklede ekonomik özgürlüğümü kazanmayı.bir şeyleri artık 'kalbim skışıyo' diye onlarda aklım kalmadan yapmak istiyorum.özgürce.

mavibeyaz1 Tarafından Soruldu | 2015.03.25

Merhaba, Ev içindeki ailelerin tutumu , çocukların ve gençlerin kişilik ve davranış yapılarını şekillendiriyor. Sürekli eleştiri ve baskı altındaki bireyler daha az öz güvenli ve içe kapanık oluyorlar. Yada çok isyankar ve söz dinlemez bir konumda da olabiliyorlar. Her iki durumda aslında istenmeyen davranış şekilleri. Aileler farkında olmadan çocuk ve gençlerinin yapılarını olumsuz olarak etkileyebiliyorlar. Çok sorunlu ailelerden gelen ve ya kendini yalancı ilişkilere kaptıran ya da evden kaçıp akla hayale gelmeyecek problemler yaşayan gençlerde olabiliyor. Yaşam kişilere her zaman ve zaman içinde mutlaka yaşanan sıkıntıları aşmak için fırsatlar sunacaktır. Onun için bireylerin kendilerini çok hırpalamadan bu fırsatları görebilen ve yakalayan konumda olmaları gerekir. Kolay görünen çözümler her zaman daha zor sonuçlara yol açabilmektedir.

Merhaba. 20 yaşındayım.üniversite ögrencisiym. Çocukluğumdan beri hep çekingenim ve özgüvensizim arkadaslarm benii sessiz die tanirlar. Cunku tanimadiim insanlarla iletisim kurmakta zorlaniyorum. Bu yuzden konusmamayi tercih ediorum. Kendimi yanlis tanitmak istemiyorum.Sosyal ortamlara girdiim zaman bi durgunluk oluyo bnde titremeye basliyorum yanlis bisi soylemekten korkuyorum kahve icemiyorum mesela elim titriyo cunku. Sanki herkes bana bakiyomus gibi hissedeiorum ama onlari taniyinca titreme gidio. Ama derste tahtaya kalkiorum bütun vucudum titrio kalbim hizla carpio. Ne yaptimi bilmiyorum herseyi kafama takiorum.

Cicekkara Tarafından Soruldu | 2015.03.26

Merhaba, Çekingenlik kalıtsal ve yetiştirilme tarzı ile ilgili bir durum olabiliyor. Çok eleştirilen ve dışa kapalı ortamlarda yetişen gençler daha çekingenler. Çekingen bireyler eğer çocukluk ve gençlikte sosyal ortamlarda yetişiyorlarsa , o zamanda çekingenlik ve güvensizliklerini önemli ölçüde yenebiliyorlar. Çekingenliğin daha ilerisi Sosyal Fobi yada Sosyal Anksiyete Bozukluğudur. Yani yabancı sosyal ortamlardan çekinme ve kilitlenmedir. Sosyal fobisi olan bir kişi için yapılması gereken bazı yardım ve tedavi yöntemleri vardır. Fakat bunların en başında bireyin kendi kendine yardım etmesi gelir. Yani bir kişi kendi kişisel çabaları ve yardımı ile bu sorununu kısmen de olsa çözebilir. Bu yardımları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. 1-Eğer utangaçlık doğanızda varsa bunu azaltmak için çeşitli sosyal işlere katılabilir ya da özgüveninizin artması konusunda size yardımcı olabilecek kurslara katılabilirsiniz. 2-Sosyal olarak girişken birisini arkadaş edinin ve onunla beraber boş zamanlarınızı geçirin. 3-Sizi rahatlatacak ve gevşetecek bazı teknikler/yöntemler öğrenebilirsiniz. Mesela gevşeme teknikleri gibi 4-Kendiniz hakkında sahip olduğunuz yanlış ve kaygı veren düşünceleri (mesela sizi en çok geren ya da yapmaya çekindiğiniz şey) bir kâğıda yazın ve bunu zihninizde canlandırıp yaşamaya çalışın. Bunu yapmayı başardığınız takdirde yapmanız gereken değişiklikleri daha net görür ve de yaparsınız. 5-Kendinizi değil daha çok diğer insanları dinlemeye çalışın. 6-‘Kendinizi sıkıntıya karşı garantiye alma davranış’ modelinizi ( yani sıkıntı ile karşı karşıya gelmemek için kaçmak yada kapanmak) bırakmaya ve kendinizi olduğunuz gibi yaşamaya ve kabul etmeye çalışın. ‘Şunu yapmazsam böyle olur, bunu yaparsam daha iyi olur’ gibi kalıp düşüncelerden vazgeçin. 7-Sizi kaygılandıran durumları en başından başlayarak kademelere ayırın. İlk kademe de ne yapmanız gerektiğine bakın ve bunu yaparken kendinizi rahatlatmaya çalışın. Böylece adım adım sizi sıkıntıya sokan şeyleri daha iyi anlar ve çözmeye çalışırsınız. Hepsi biranda ve hemen olmayacaktır ama önemli olan bir yerden başlamaktır. 8-Sosyal fobiniz hakkında elinizden geldiği kadar bilgi edinmeye çalışın. İnsan bilmediği şeylerden daha çok korkar. Eğer rahatsızlığınızı çok iyi bilir ve de tanırsanız ancak o zaman onu yenmenin yollarını daha çabuk edinirsiniz Sosyal fobi için psikolojik tedaviler Sosyal beceri kursu/eğitimi a-Sosyal becerinizi geliştirecek kurs ya da faaliyetlere katılmanız size sosyal fobinizi yenmede çok yardımcı olacaktır. Derece derece kendinizi sosyal fobinizle karşıkarşıya bırakmak b-Çok zor olsa da ve size büyük sıkıntı verse de eğer kendinizi sosyal fobinize azar azar maruz bırakırsanız ve onunla yüzleşmeye çalışırsanız, bir süre sonra etkisinin daha da azaldığını göreceksiniz. c-Sizi korkutan tüm durumların bir listesini yapın, bunu yaparken de sizi en az korkutandan en çok korkutana doğru bir sıralama yapın. Terapistinizin yardımı ile sizi en az korkutandan başlayarak o korkunuzu yenmeye çalışın. Ve böylece birer birer tüm korkularınızı yenmiş olacaksınız. Bu belki zaman alır ve de çok kolay olmayabilir ama adım adım çözmek sizin için daha az zorlayıcı olur. Davranış Terapisi Sosyal fobiler kendi hakkımızda ürettiğimiz/sahip olduğumuz düşüncelerimiz ile yakından ilişkili olan durumlardır. Olaylara, çevremize ve insanlara olan bakış açılarımız bizi sosyal-fobik kılabilir. Bilişsel Davranış terapisi ile olaylara, kendimize, diğer insanlara olan bakış açımızı değiştirmemize yardımcı olur. Terapistiniz aşağıda belirtilen durumların daha çok farkında olmanız konusunda bize yardımcı olur. Bunlar; -Eğer herhangi bir kuralınız, önyargınız ve ya da tahmininiz var ise. -Eğer herhangi bir ‘kendinizi garantiye alan davranışınız’ var ise. -Sürekli olarak düşündüğünüz/takıntı haline getirdiğiniz bir düşünceniz ve davranışınız var ise. Mesela şöyle bir durum düşünün; bir sohbet esnasında birden bire söylenecek bir şey bulunmuyor ve bir suskunluk başlıyor. Eğer sosyal fobiniz var ise bu durumun oluşmasında kendinizi suçlu görürsünüz, sohbetin bitmesinin sizden kaynaklanmış olduğunu sanırsanız. Ve kendi hakkınızdaki şu otomatik düşünce hemen sizi esir alacaktır; ‘ Hiçbir zaman söyleyecek bir şeyim olmuyor’. Ve böylece hemen kaygılanmaya başlayacaksınız. Terapi sayesinde, aslında sohbetin bitmesinin ya da bir sessizliğin olmasının sizin yüzünüzden değil de, diğer kişinin söyleyebilecek herhangi bir sözünün olmadığından kaynaklandığının farkında olmanıza yardımcı olacaktır.

Merhabalar. Benim psikoloji olduğunu düşündüğüm bir sorunum var. Bu hastalik önceden 2 hafta sürüyodu. 2 3 yıldır olan bir sey. 2 hafta icinde sürekli yatıyorum, düzenli uyku uyuyamiyorum, yaşanılan olaylari anlamdirmakta zorlanıyorum, konsantre olamıyorum, eskiden haz aldığım seylerden haz alamıyorum, kendimi suçluyorum, konsantre olamıyorum. Bunun sebebi nedir? Bu sefer 2 hafta oldu hala geçmedi.

mrt95 Tarafından Soruldu | 2015.03.29

Merhaba, Doğal insan duygu ve düşüncesi Psikolojinin alanıdır. Halbuki ruhsal rahatsızlıklar ve hastalıklar bir tıp dalı olan Psikiyatrinin alanıdır. Psikiyatrik rahatsızlıklar içinde en sık olanı "Major Depresyon"dur. Yani temel anlamda insanın neşe ve ilgisinin azalmasıdır. Depresif şikayetler ise kısa süreli (yani günlük ve haftadan kısa ve kişinin yaşamını etkilemesi de az) olan durumlardır. Depresyon, toplumda sık kullanılan kelime olmasına rağmen, kabaca 2 haftayı geçen depresif şikayetler , psikiyatrik anlamda depresyonu yani "Majör Depresyon "u ifade eder. Major Depresyonda kendi içinde çok çeşitlere ayrılır ve bazen fiziksel ve ruhsal başka rahatsızlıkların sonucu olarak da ortaya çıkabilir.

Geçen sene erkek arkadaşım vardı annemde bunu öğrenince bana kızıp bütün sosyal hesaplarımı kapattırdı bunun yanında arkadaşlarımla dışarıya çıkmama izin vermiyor. Bu sene İstanbula taşındık olayın üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen instagram twitter vs. açmamı istemiyor ve gerekçesini sorduğum zaman elin oğlanları benim fotoğraflarımı neden görsünmüş veya dışarıya çıkmama izin vermiyo bu durumdan fazlasıyla sıkıldım çevremdeki arkadaşlarım bu kadar rahatken benim bu kadar kısıtlanmam beni arkadaş çevremde dışlanmama yol açmaya başladı sizce ne yapabilirim?

elifbst Tarafından Soruldu | 2015.04.01

Merhaba, Ailenin en önemli görevlerinden biri çocuklarını iyi yetiştirmek ve tehlikelerden korumaktır. Bazı aileler genç ve çocuklarını koruma adına çok kısıtlayıcı önlemlere giderken bazıları da çocuklarını aşırı serbest bırakabilmektedirler. Bu iki durumdan sonuncusu daha zararlıdır. Aileleri kaygıya düşürmeyen bir çizgide hareket edildiği yani ailelere bir güven verildiği sürece normal ailelerin kısıtlayıcı tavırları daha azalmakta, güvensizlikler ise aileleri daha kısıtlayıcı tedbirlere itmektedir. Tüm ilişkilerde güven çok önemlidir. Kişi kendi güvenini de , kendini koruyacak ve gerektiğinde kendini kısıtlayacak kadar iyi oluşturabilirse , aileler kontrol duygusunu azaltmaktadırlar. Kişinin kendi özgüven ve deneyim gelişimi ve bunun aile tarafından görülebilir ve hissedilebilir düzeyde olması bir çok sorunu konuşulmadan çözebilir.

merhaba, 27 yaşında üç yıldır işssiz ve hayatı günden güne kayıp olan biriyim. 8 yıl önce annemi kaybettim. ölüm yeterince ağır bir acıyken babam hastalandı 8 yıldır ona bakıyor sayılırım. kendi ihtiyaçlarını giderebilen biri olmasına rağmen kendisi benim onunla birlikte yaşamam gerektiğine inanıyor. ben de vicdanı yükümlükükten bu kararı kabullenmiş çaresiz durumda hayatımın ortasında duruyorum öylece.. hayat akıyor insanlar değişiyor ben hep aynı yerde kalıyorum. kelimeyi kullanmayı hiç sevmesem de ben evlatlık verilmişim. gerçek ailem ile yaşadığım sıkıntılar ve acılar yüzünden görüşmüyorum. insanların bana yaşattıkları acıları unutup onları hayatıma alamıyorum. bu konuda takıntılıyım. hayatımda öyle veya böyle kaybettiğim ve hayatımdan çıkan insanları da unutamıyorum atlatamıyorum kolayca gidişlerini. Nasıl böyle olur ? nasıl böyle yapar ? neden diye sürekli kafamda kendimle konuşuyorum.uykularım da dahil sürekli kafam geçmişte yaşanan ve hala yaşanan bazı acılarla boğuşuyorum. sorunların üstünden gelemiyorum. çok fazla yorgunum. ve en önemlisi artık '' düşünmek istemiyorum '' beynim sussun istiyorum. hiçbir sey hissetmek istemiyorum. uyuşmak istiyorum yani. bu yuzden de ilaç kullanmak istiyorum. araştırmalarım sonucu zedprex ilacını buldum tabi kendi kendime ilaç tavsıye edip alıcak değilim. bu mesajı o yuzden yazıyorum. ( defalarca psikiyatrı dan randevu aldım ama gitmedim gidemiyorum bir insanın karşısında oturup anlatmak ve onun da iki dakıka anlayacagını sanıp reçete yazması ) çok anlamsız gelıyor. devlet hastane proseduru suan için boyle çunku..

hykara86 Tarafından Soruldu | 2015.04.09

Merhaba, Yaşamın getirdiği sıkıntılar, mutsuzluklar ve sıkışıklıklar psikiyatrik şikayetlere yol açmaktadır. Çok iyi bilinmektedir ki, stres psikiyatrik rahatsızlığa yol açan en önemli etkenlerden birisidir. Dünün zihinde tekrarlayan sıkıntıları , günün yaşanan sıkıntıları yada gelecekle ilgili kaygılar , psikiyatrik şikayetlere yol açabilir. Psikiyatrik rahatsızlıklarla yaşamsal olayların neden olduğu acılar arasında ince bir çizgi bulunmaktadır. Psikiyatrik şikayetler bu iki nokta arasında tam ortada duran bir topun hareketi gibi her iki tarafa da yaklaşabilir yada bir taraftan uzaklaşabilir. Yaşamsal acılar için ilaç kullanımı maalesef günümüzdeki devlet hastanesi yaklaşımı ile artmaktadır. Buda insanı anlama temelli olan psikiyatrik yaklaşımı zedelemektedir. Yaşamdan kaynaklanan ve psikiyatrik rahatsızlık olmayan ancak kişi için problem olan sorunlarda, danışmanlık veya terapi alınması öncelikle önerilir. Günümüzde iyi bir terapi bulmak ise iyi bir psikiyatrik tedavi bulmaktan çok daha zordur.

merhabalar hocam 9 yasinda bir kizim var 2 yildir davranislarindan suphelendigimiz icin psikologa goturduk ve test yapildi vasat derecede dikkat daginikligi oldugunu.psikiyatriste gitmemiz gerektigini soyledi gittik psikiyatrist kizimizin cok akilli oldugunu ve cok guzel kamufle ettigini soyledi efor sarfedecek bir spora giymesi gerektigini ve 2 3 ay sonra tekrar gitmemizi %80 olac kullanacagimizi soyledi r ve p ile baslayan ilaclari.bizde arastirdik ve ozellikle cocuklarda bagimlilik yaptigini iyi olmadigini ilaclarinda bir cozum olmadigini gecici oldugunu gorduk.acikcasi ilac kullanmaktan.korkuyoruz bu konuda sizin.gorusunuz nedir cok agir degil durumumuz basarimiz iyi simdilil okulda.ama ileride ne olur bilemiyorum tabiki ilac kullanimi zararlimi kullanilmalimi.lutfen yardimci olun tesekkurler

snmzelif Tarafından Soruldu | 2015.04.10

Merhaba, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite sıkıntılarında çocuğun okul ve eğitimi önemli ölçüde etkilenmeye başladığında tedavinin düşünülmesi önemlidir. Bu durum bundan 40-50 yıl önce okula giden çocuklarda da vardı ancak onlar yaramaz , dikkatsiz ve sakar çocuklar dense bile bugünlere ilaçsız ve tedavisiz geldiler. Çünkü onlara destek veren anlayışlı öğretmen, arkadaş ve aileleri vardır. Günümüz eğitim sistemindeki en önemli sorunlardan bir tanesi , her ne kadar ismi şık görünen okuldaki rehberlik-danışmanlık hizmetleri olmasına rağmen , gerek öğretmen ve gerekse okuldaki diğer destek sistemlerinin gerçek anlamda azalması ve bu öğrencilerin ilaçla tedavi edilmesi gereken "problem çocuk" konumuna itilmelidir. 1990 lı yıllarda İngiltere'de çalıştığım çocuk psikiyatrisi bölümünde çok az ve dikkatli ilaç kullanılırdı. O sürelerde Amerika'da ilaç kullanımı ise bugün olduğu gibi had safhadaydı ve şefim bu durumu eleştirirdi. Ancak bugün İngiliz arkadaşlarımdan biliyorum, İngiltere'de de Dikkat Eksikliği Hiperaktivite'de ilaç kullanımı çok arttı .Aynı eğilim ülkemizde de şu an var. Her psikiyatrik rahatsızlıkta olduğundan daha da dikkatli, çocuklarda ilaç kullanımı diğer yöntemler ve terapi ye destek olarak düşünülmelidir. Hem davranım, hem aile içi problemleri olan bir çocuğa sadece ilaç vererek tedavi etmek durumu basite indirgemektir. İlaçların olumlu etkileri ile olumsuz etkilerinin hesabı her zaman çocuk lehine fazlasıyla olduğu zaman, tedavide ilaç düşünülmelidir.

İyi günler doktor bey, benim annem ve babam yaklaşık 9 yıl önce boşandı ben 20 Yaşında üniversite öğrencisiyim ailemle aynı evde kalıyorum . Annem ve babam boşandı fakat hala aynı evde yaşıyorlar annem bizi(1 de ablam var) bırakmak istemediği için gitmediğini söylüyor babam da bir şey demiyor aslında annemin gidecek bir evi yok bu da bir neden . Fakat bazen babamla annem çok tartışıyorlar birbirlerinin yüzüne bakmıyorlar küfürler ediyorlar evde ve ablam da psikolojik rahatsız ne yapacağımı bilmiyorum daha önce psikiyatra gittim yardım alabilir miyim diye ama sorun bende olmadığı için bir şey yapamadı. Ne yapmalıyım doktora da gitmiyorlar ne önerirsini bu durumdan çok rahatsızım ve bu benim psikolojimi Fazlasıyla etkiliyor her an bir Tartışma mı olacak diye tetikleyim evin içinde bir gerginlik var ve bu moralimi çok bozuyor . Babam annemi bana şikayet ediyor annem babamı bana şikayet ediyor küfürler ediyorlar bıktım artık çok mutsuzum ne yapmalıyım hiç bilmiyorum hayattan zevk alamıyorum artık moralim çok bozuluyor

Yudumercaglar Tarafından Soruldu | 2015.04.16

Merhaba, Ülkemizde kanunen evli olsa bile duygusal olarak boşanmış bir sürü çift bulunuyor. Hayatla boğuşup daha iyiyi yaratmak yerine birbirleriyle didişip yaşamı kendi ve etrafındakiler için zehirli bir ortama dönüştürmektedirler. Aslında yeni bir yaşam kuramadıklarından ve sorunlarını çözme yetileri de yüksek olmadığından birbirlerine karşı duygusal bir kan davası gütmektedirler. Bu durumdan en çok zararı da etraflarındaki çocuklar görmektedir. Duygusal kirliliğin çok olduğu bir ortamda yaşamak her zaman zarar vericidir ve etkileri zamanla psikiyatrik sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Sorunları paylaşabilecek güvenilir biri yada danışmanlık alınabilecek bir ortam, her zaman sürecin hafifletilmesini sağlar.

merhaba hocam . bende hayir diyememe sorunu var . bi arkadasim bende kaliyor ve sinav zamanlari cok geriliyorum yanimda biri olunca ders calismaya konsantre olamiyorum. arkadasima bunu aciklayip rahatsizligimi ifade edemiyorum cekiniyor soyleyemiyorum sinav zamanlari yanimda kalman beni etkiliyor diyemiyorum ve kendi kendime stres yapiyorum konusmayi basaramadigimdan esyalara zarar veriyorum. birturlu arkadasimi kirmadan nasil konusacagimi bilemiyorum. hocam lutfen yardimci olurmusunuz.

orkide Tarafından Soruldu | 2015.04.21

Merhaba, Yetiştirilme tarzı ile hep "ben değil sen" duygusunun ön planda olan yapılardaki kişilerde , hayır diyememe yaşamı bozmaktadır. Hayır diyememe aynı zamanda öz güven eksikliği ve kendine değer vermeme duygusu ile de içi içe olmaktadır. Kendine değer verme ve özgüveni arttırıcı faaliyet ve topluluklar içinde olma , bu durumla baş etmenin bir yoludur. Günlük yaşamdaki küçük konularda bile artık evet yerine, sıkça ve gereğinden fazlaca hayırı kullanmak zamanla davranışın değişmesine yol açar.

merbahabar hocam ben 20 yaşındayım günlük yaşamımı işimi etkileyecek biçimde yüksek derecede bir unutkanlığım var bir şey knuşmak istersen kelimeleri bulurken zorlanıyorum cümleyi toplayamıyorum en basidi bu günlerden ne diyorum bi saat geçmeden tekrar soruyorum tarihleri ve bildiğim yolları sürekli gittiğim yerleri unutuyorum bi mağazaya girince kararsız kalıyorum şunu alcam tamam kesin kararlıyım diyemiyırum karr weremiyorum seçim yapamıyorum muhasebeciyim hesap yapmakta zorluk çekiyorum artık pratik olamıyorum ani haraket edemiyorum sürekli neyi nereye koyduğumu unutuyorum veya telefonumu odama koymak yerine gidip mutfağa bırakıyorum sonra bi saat odamda telefon arıyorum ağrasifliğim iyice arttı arkadaşlar çevrem bir doktora gdanışmalısın diyorlar ve kendime sorumluluk bindiğini anladığım zaman direk kaçıyorum yaklaşık 4,5 aydır durumum böyle işimden gücümden gidemedim doktora size rastladım internette ormak istedim neyim var benim ne yapmalıyım ?? şimdiden teşekkürler hoşçakalın ..

sümeyye Tarafından Soruldu | 2015.04.21

Merhaba, Unutkanlık (amnezi) değişik nedenlerden olabilir. 65 yaş üstü yaşlılardaki unutkanlıklar Amnestik Sendrom dediğimiz yaşa bağlı ve çok yavaş ilerleyen bir durum olduğu gibi , Bunama (demans yada demansın bir tipi olan Alzheimer) sonucu da olabilmektedir. Bunama genç yaşta çok çok nadir görülür. Genç yaşlarda görülen unutkanlıklar ve dalgınlıklar eğer neşesizlik ve isteksizlikle beraber ise bir Major Depresyonun başlangıcını düşündürür. Ancak Major Depresyona da alta yatan bir fiziksel rahatsızlık neden olabilir. Örneğin tiroid (guatr) problemleri , demir eksikliği , vitamin eksiklikleri, hormonal düzensizlikler vs. gibi altta yatan bedensel rahatsızlıklar da hem direkt olarak hem de depresyona neden olarak unutkanlıklara yol açabilir.

merhabalar doktor bey.ben 29 yaşında ve bekarım.hayatımda unutamadığım tek bir ilişkim oldu.bu ilişki yaklaşıl 1 yıl sürdü fakat unutmak zor oldu.başlangıçta karşı taraf farklı şehirlerde olduğumuz için benim başta istemememe rağmen benim bulunduğum şehre gelip burada yaşama kararı alıp bir çok fedakarlıklar gösterdi fakat bir yıl sonra ben yapamıyorum deyip gitti.ayrılığımızın sonrasında 2 kez daha görüştük benim talebimle fakat başlamaya dair bir yakınlığı ve isteği olmadı.gayet mesafeliydi..sonrasında benim mesajlarıma cevap vermemeye başladı ve iletişimi tamamen kopardı.aradan 5 yıl geçti ve ben evlendiğine dair internette birşey görüp tebrik mesajı attım verdiği cevap ise evli olmadığı nişanlı olduğu fakat beni unutamadığı beni zamanında çok sevdiği bir buhran dönemi yaşayıp gittiği iletişim kurmak istediği fakat haksız olduğu için cesaret edemediği yönündeydi.şu an nişanlı olması bana bunları bu kdr zaman geçtikten sonra söylemesi benim kafamı çok karıştırdı.benim ona karşı bir zaaf durumum var ve o bunun farkında ben bundan sonra nasıl bir yol izlemem gerektiğini bilmiyorum.kendisini seviyorum fakat güvenemiyorum.biten bir ilişki bunca zamandan sonra başlar mı sağlıklı yürür mü.bu kişinin nişanlı olup bu yaklaşımda bulunması güven telki etmeyen biri olması demek midir?

mehtapp Tarafından Soruldu | 2015.04.22

Merhaba, İlişkilerin gidebilirliği ile duygusallığı ayrı ayrı düşünülmesi gereken konulardır. İlişkilerdeki en büyük sorun duygusal olarak bağlı bireylerin ilişkilerini sürdürmekdeki zorluklarıdır. Çünkü ilişkiler bir sorumluluk, düşünce, olgunluk ve çaba gerektiren yapıdadırlar. Ayrıca bir kararlılık da gerektirir. Kararsızlık ve belirsizlik bir ilişki için güvensizlik gibi yıpratıcıdır. Kendi içinde belirsizliklerini çözemeyen, iki ilişki arasında kalmış bir bireyle uzun süreli ilişki, evlenilse bile sıkıntılıdır. Bunun üzerine yıpranmış duygular da eklenince , ilişkinin riski daha da artmış olur. AİR adlı benim tarafımdan yapılan uzman bilgisayar programı, evlilik öncesi ilişkinizi hem duygusal hem mantıksal açıdan değerlendirip , sorunlarını ve ayrılık riskini çözüm önerileri ile beraber detaylı olarak vermektedir.

Merhabalar hocam,size şikayetlerimi bildirmek istiyorum,bana yardım ederseniz çok sevinirim ; öncelikle insanların hayatlarını çok merak ediyorum yeni taşındığım bir insanla konuşurken her şeyini öğrenmek istiyorum buda karşımdakini rahatsız ediyor meraklı olmam insanların hoşuna gitmiyorr.Sizce böyle olmamın sebebi nedir,

Hilal ÖKSÜZ Tarafından Soruldu | 2015.04.28

Merhaba, Kişilerin diğer kişilerin hayatlarını öğrenme isteği her zaman var olan bir duygudur. Onun için gizli tutulanlar yada popüler sanatçıların özel hayatı hep gazete sayfalarına manşet olur. Ancak bu merak belli bir ilginin ötesine geçer ve diğerlerini rahatsız ederse sorun olarak değerlendirilebilir. Örneğin çocukluk çağından gelen kardeşleri ile yarışma-çatışma duygusu , hep kendini başkaları ile mukayese etme ve onları hep geçme duygusunun baskısıyla , başkalarının hayatlarını öğrenme ilgisini getirebilir. Çünkü, başkalarının hayatlarını öğrenme kişiye üstünlük duygusu vererek rahatlama yada kıskançlık duygusu vererek yarışma duygusunu oluşturacaktır. Dedikodu denilen durum da bir anlamda aynı içeriktedir. Dedikoduda kıskanılan yada kızılan kişiye karşı bir psikolojik savaş açılır.

Öncelikle merhaba hocam. Ben 24 yaşında üniversite mezunu hayatı hep istediği gibi yaşamış ama sevgi konusunda hiç mutlu olamamış biriyim. yaklaşık 2 senelik bir ilişkim var ilişkide biraz söz hakkı yönetme ve yönlendirme bendeydi. Fakat şuan 3 aydır aldatıldığımı öğrendim diğer kadın 38 yaşında bir tanede kızı var hayat felsefesi daha farklı ama bunu duyunca sevdiğim adamdan ne vazgeçebildim nede elinden tutup yürüyebildim içimde bir acıı o acıyı dindiremiyorum ondan artık emşn değilim bazen üstüne gidiyorum diye bağırıyor çağırıyor bazen alttan alıyor ama vucudumda bir kanser ve heryere yayılıyor sürekli diken üstüne acabalarla nefes alıyorum anlık aklıma birşey geldiğinde nefesim kesiliyor ağlıyorum kendimi kaybetcek gibi oluyorum bu kanseri söküp atmak istiyorum hem meydanı boş bırakıp mücadele etmemek bana göre değil hemde seviyorum o benim bir zamanlar arkadaşım ailem çocuğum masumumdu ama şimdi sanki öle değil canım çok acıyor hocam ne olursunuz bana yardım edin ne olur gerçekten buna ihtiyacım var ne gecem gece ne gündüzüm gündüz. sizce bitmelimi yoksa elinden tutmalımıyım aklımda sürekli birşeyler üretiyorum bukadar kandırılmayı hazmedemiyorum hocam yardım edin bana yoksa ben yok olup silinip gidicem.. Şimdiden teşekkürler.

Ceren Semerci Tarafından Soruldu | 2015.05.01

Merhaba, Aldatılma bireylerde bir kayıp duygusu oluşturur. Ölümden kaynaklanan kayıplarda bir kabullenme ve alışma süreci daha kolayken, çok sevdiğimiz ve kaybetmeyi hiç bir zaman düşünemeyeceğimiz bireyleri başkalarına kaybetmek ise çok daha zor bir süreçtir. Tüketim, ben duygusu, sadece kişisel iyilik ve doyumun ön planda olduğu çağımızda, ilişkileri korumak gittikçe zorlaşmaktadır. Kişiler artık ilişkilerdeki hak ve sınırları tanımamakta, kolayca ihlal edebilmektedirler. Bu durumlarda, aldatanla çatışma her zaman ilişkiyi yıpratacağı için diğer kadına eğilimi arttıracaktır. Bu durumlarda sorunun üstesinden gelmek , kanser tedavisinde olduğu gibi dikkatli , hedefli ve bedeni yıpratmayan bir süreç olmalıdır. Mucizevi bir olayla problem hemen çözülmeyecektir. Öncelikle ilişkide ne gibi sorunlar oldu bunları ve kendimizden kaynaklanan sorunları gözden geçirmek ve her durumda ilişkiyi elden geldiğince iyi tutmak gerekir. Diğer ilişkiyi bir anlamda devre dışı bırakmak için, o diğer ilişkinin konu, düşünce yada tartışma olarak bile ilişkinizin arasına girmemesi gerekir. Yani aklınıza giren , ilişkinize de kara kedi olarak girecektir. İlişkideki sorunları çözmek, konuşmadan ziyade ilişkiyi duygusal olarak iyi tutarak daha kolaydır. Aldatan birey halen duygusal olarak bağlı ise sorunu çözmek daha kolaydır. Ancak duygusal olarak kopmuş ve artık diğer ilişkiye duygusal olarak bağlı ise çözüm zor ötesi olacaktır. İlişki ile ilgili karar , sorunlar çözüldükten sonra verilmelidir.

İyi günler hocam. 8 aydır panik atak hastasıyım 16 yaşındayım ilk aylar uykumda 2 kez panik atak geçirdim. haftada nerede ise her gün panik atak geçiriyordum 2-3 saat geçmek bilmiyordu. içimde korku tedirginlik, karınım,midemde bir heyecan garip his vardı. kalp ritmim çok hızlıydı. bu son aylar artık haftada 1 kere oluyorum oda bazen. şimdi sık sık dejavu görüyorum 2 günde bir veya her gün korkuyordum ama şimdi dejavu gördüm mü sadece durgunluk geliyor tedirgin oluyorum o kadar. lütfen bana yardım edin 16 yaşındayım böyle yaşamaktan bıktım lütfen.

aybrk Tarafından Soruldu | 2015.05.02

Merhaba, Aslında panik bozukluk iyi bir psikiyatrik değerlendirme ve tedavi ile kolayca tedavi olan bir durumdur. Ancak panik bozukluk ve şikayetleri toplumca iyi bilindiği için , her yaşanan benzer duruma panik bozukluk denme gibi bir yanlışlık da ortaya çıkmaktadır. İyi bir psikiyatrik değerlendirme bunun için gereklidir. Çünkü bazen örneğin beyindeki düzensiz akımlarda (EEG tarafından fark edilebilen) panik benzeri şikayetlere yol açabilmektedir. Bunun için aynı zamanda tıp doktoru olan iyi bir psikiyatrist tarafından rahatsızlığın değerlendirilmesi ve teşhisi çok önemlidir.

Merhaba Armağan bey çok zor bir dönemden geçiyorum uzun süredir devam eden ilişkim Çok kötü bir şekilde bitti gördüğümde deliye döndüğüm şiddet olayını yaşadım ilişkimin bitmesi degil gördüğüm şiddet hala canımı yakıyor ve sağlıklı düşünemez hale geldim geceleri uyuyamıyorum gözlerimi her kapadığımda olay anı canlanıyor kafamda ve daha çok canım yanıyor düşünmekten ve üzülmekten vucudumda yaralar çıkmaya başladı ne yapmalıyım bu dönemi nasıl atlata bilirim yardım lütfen ;( ;( ;(

Elmira Tarafından Soruldu | 2015.05.03

Merhaba, Kişiyi çok kötü etkileyen olaylardan hemen sonra ortaya çıkan ve kişinin olayı yeniden yaşar yada yaşayabilecekmiş gibi kaygılara girmesi durumuna Akut Stres Reaksiyonu ismi verilir. Yaşanan ve insanı şok edip çaresizlik yaşatan stresli durumlardan sonra oluşan bir rahatsızlıktır. Birkaç hafta içinde azalıp geçmesi beklenir , ancak geçmez hatta ilave olan diğer psikiyatrik rahatsızlıklarla sıkıntı artış gösterir ise, o zaman Travma Sonrası Stres Bozukluğu dediğimiz Güneydoğu yada Vietnam Sendromu adı da verilebilen bir durum oluşur. Sıkıntıları güven duyulan bir yakınla paylaşmak , duygusal ve terapötik destek almak, eve ve içine kapanmamak zamanla şikayetlerin azalmasına yol açabilir. Aylar geçmesine rağmen azalmayan şikayetlerde iyi bir psikiyatrik tedavi-terapi yardımcı olacaktır. Şiddet uygulayacak bireyin özellikleri aslında önceden fark edilebilir. Bu konuda makalelerimde önemli olduğunu düşünerek yazdığım yazıyı çok kişi okumamaktadır. Duyguların etkisiyle çıkılan kişinin sadece olumlu taraflarına bakılması , şiddet eğilimli bireylerin fark edilmesini önleyerek ilişkide yıllar sürecek travma ve mutsuzluklar zincirini başlatmaktadır.

merhaba hocam.biri 9 diğeri 18 aylık 2 erkek çocuğum var. 18 aylık çocuğum çok saldırgan. sevincini de üzüntüsünü de saldırarak vurarak yaşıyor. özellikle çevresinde sürekli yaşadığı bi 3 yaşındaki kız kuzeni var hergün 6 7 kere dövüyor saçını çekiyor çimcikliyor. kuzenin yüzü hep yara içinde resmen. kuzeni o kadar dayak yemesine rağmen onu çok seviyor kardeşi gibi sahipleniyor.aslında saldırganlaşmasından olmasa çok iyi anlaşıyorlar. kendisine kızdığında da bu sefer sana saldırmaya başlıyor. kendini yerlere atıyor tutmak bile güç oluyor. saldırı için büyük küçük anne baba dinlemiyor. bazen diyelim sokağa çıkaracaksın sevinçten hemen bana veya annesine durmadan saldırıyor vuruyor tokatlar atıyor çimcikliyor . bunun dışında diğelim arkadaşını tutmaya çalıştı o sırada tutamadı diye bile bakıyorsun hemen yerlere yuvarlıyor ağlıyor saldırganlaşıyor. böyle sebepsiz saldırganlaşması da var. kısa bi müddet öncesine kadar da kızdığında hemen ya yere ya da duvara durmadan kafa atıyordu. yabancı bi ortamda da çekingen sayılır. saldırganlığı kendi çevresindekilere. bununla hiçbi şekilde baş edemiyoruz. çok çaresiziz. bi yere gitmek istemiyoruz. lütfen hocam yardım edin ne yapmamız gerekiyor. cevap yazarsanız çok seviniriz. teşekkürler.

piran Tarafından Soruldu | 2015.05.07

Merhaba, Çocukların % 10 unda psikiyatrik rahatsızlıklar görülebilmektedir. Ancak şu unutulmaması gereken bir durumdur, çocuklar bir davranış bozukluğunu , öğrenerek de arttırabilmektedirler. Ailelerin yaklaşımı ve yetiştirme tarzı da davranış bozukluklarının azalması yada artmasına neden olabilmektedir. Çocukta olumsuz davranışına tepki vermek yerine ( çünkü çocuk bu şekilde ilgi alabildiği bağlantısını da kurabilir), olumlu davranışı olduğu zaman ilgi göstermek ve onu ödüllendirmek zaman içinde olumsuz davranışın azalmasına neden olabilir. Olumlu davranışını arttıracak ve problem davranışlarını kontrol etmede yardımcı olacak sürekli bir tecrübeli aile büyüğünün de devreye girmesi yardımcı olacaktır. Tüm bireylerde olduğu gibi anlayışlı ve sevgiyle yaklaşım zamanla olumsuz davranışın kontrol edilmesine yardımcı olur.

Merhaba hocam ben 16 yaşında bir genç kızım. Yaklaşık 3-4 aydır psikolojik problemlerim ortaya çıktı. Arkadaşlarımla buluştuğumda acaip strese giriyorum kalbim çarpıyor, midem bulanıyor (bazen istifra), baş dönmesi, delirecek gibi olma, titreme oluyor. Bu stresten kurtulamıyorum. Telefonum çaldığındada yine aynı şeyler oluyor balgam geliyor. Çok kasılmaya başladım bir türlü geçmiyor hiçbir yere gitmek, kimseyle konuşmak istemiyorum. Doktora söyledim psikolojik dedi antidepresanlar ileride yan etki yapar kendin çöz dedi ama ne yapacağımı bilmiyorum.

FightClub Tarafından Soruldu | 2015.05.07

Merhaba, özellikle ergenlik döneminde depressif şikayetler yada depresyon sık olmaktadır. Bir çok psikiyatrik rahatsızlık aslında kendini ilk olarak çocukluk ve ergenlik döneminde göstermektedir. Bundan dolayı bu yaşlardaki şikayetler de ciddiyetle takip edilmelidir. Örneğin sosyal fobide bireyler ev dışı sosyal ortamlarda aşırı sıkıntıya girebildiği gibi, bazen de ruhsal sıkıntılar Konversiyon Bozukluğu dediğimiz kendini bedensel şikayetlere dönüştürebilmektedir. Bu rahatsızlıklar iyi bir psikiyatrik tedavi-terapi ile aşılabilir.

merhaba hocam. benim çok büyük sıkıntılarım var. öncelikle duygularım çok çabuk değişiyor. mutluyken bir anda aşırı kızgın üzgün oluyorum.insanların acı çekerken üzülüyormuş gibi yapıyorum ama gerçekte hiç üzülmüyorum.çok rahatsız edici bir durum..üzüldüğüm sinirlendiğim zaman da kendimi kesiyorum yada yakıyorum.etrafımdakilere değer verirken bir anda yerin dibine sokuyorum.sürekli rol yapıyorum insanlar beni sevsin diye. herşeye hep kuşkuyla yaklaşıyorum.birinden hoşlanıyorum onu elde edince soğuyorum. en büyük sorunumda psikoloji öğrencisi olmak. ben böyle sorunlar yaşıyorken insanlara nasıl yardım edeceğim bilemiyorum...

büşra95 Tarafından Soruldu | 2015.05.09

Merhaba, Duygusal dalgalanmalar kişinin davranış ve tepkilerini kişilik yapısı gibi etkilemektedir. Bazen duygusal dalgalanmalar altta yatan teşhis kriterlerini doldurmayacak derecedeki duygu durum değişikliklerine bağlı olabildiği gibi, kişilik özellikleri sonucu da olabilmektedir. Aslında kişilik dediğimiz yapı, bir anlamda biyolojik bir yapının çevre ile etkileşmesi sonucu oluşan bir şekildir. Bazı kişilik özellikleri bireylerin daha anlık tepkisel değişimlerine neden olup, duygusal karmaşık bir yapıda olmalarına neden olabilmektedir. Bu tür kişilik özelliklerine sahip olan bireylerin , düzenli ve destek olan iyi ilişkileri onların zamanla daha az dalgalı olmalarına yardımcı olmaktadır. Ancak tam aksine sürekli kısa süreli ve problemli ilişkiler de, bu duygusal karmaşık yapının gittikçe daha karmaşık hale gelmesine neden olmaktadır. Dolayısı ile ilişkileri ve yaşamları da zarar görmektedir. Kişinin kendi bireysel gayretinin de olduğu bu duygusal karmaşık kişilik özelliklerine yönelik terapi bu sorunların aşılmasında önemli derecede yardımcıdır.

Meraba. Benim 2 yıldır devam eden bi ilişkim var ailelerimiz de biliyo. 1 yıl öncesine kadar fazla iyi değildik ve güven eksikliğine neden olacak bazı şeyler yaptım sonra dan çok pişman oldum ve bunları arkada bırakarak tekrar yola çıktık. Bu olaylar olduğu zaman erkek arkadaşımn annesi vefat etti . Annesinin vefatından sonra herseyi sorun etmeye başladı . 1 yıl öncesi ile ilgili duyduğu en ufak şeyde bambaşka bi insan oluyo dayanamadığını söylüyo ama her demesinde çok pişman oluyo kaybetme korkusuyla yaptığını söylüyo. Öfkesini hiç kontrol edemiyo bunu aşması için yardım etmek istiyorum ama bi psikologdan yardım almayı da kabul etmiyo. Artık her gün yine biri bişey derse aynı şekilde davranır mı bana die korkuyla bekliyorum ne yapmalıyım yardımcı olur musunuz bana :(

Aa Tarafından Soruldu | 2015.05.11

Merhaba, Güvensizlik ilişkiyi zorlayan en önemli sorundur. Özellikle erkekler , ilişkilerinde oluşan güvensizlikle daha zor baş edebilmektedirler. Güvensizlikler, yaşanan olaylarla başlayan ancak kişinin iç dünyasındaki yapıya göre şekillenen bir durumdur. Bazıları bunu hiç kabullenemezken bazıları çözümlerle konuyu aşmaktadırlar. Güvensizlikler, eğer ilişki iyi ve ilişki güçlenerek gelişiyorsa, gittikçe küçülmesi gerekir. İlişkinin iyi gitmesine rağmen artan derecede güvensizlikler bireysel sorunlarla ilgilidir. Bireyin bu konuda kendi iç dünyasındaki sıkıntıları çözmesi gerekir.

Hocam, benim babam 68 yaşında ve yaklaşık olarak 8-9 aydır çaresiz kaldık.Ankara da yaşıyoruz. Ankara gazi üniversitesi doktorları bakıyor. Babamın 1 kızı ben, 1 de erkek kardeşim var. Annem 8 kere ameliyat geçirdi ve genelde hastanedeler, yani sık sık hastaneye gidiyorlar.Babam da zaten unutkanlık vardı fakat 8-9 ay önce gördüğü hayalleri gerçek sanıyor. Gördüğü tek hayalse benim ve eşimin ona senet imzalattığı, evini satmak için kapısına gittiğimizi, ondan para istediğimiz , ona kredi çektirmek için imza attırdığımız gibi şeyler söylüyor. İlk zamanlar çok kafasına takıyordu ve telefonda bize yalvarıyordu, imzaladığım kağıtları yırtın atın diye. Ve acillik oluyordu tansiyon yüzünden. Doktorun verdiği ilaçlarla 2-3 ay bir şey söylemedi sonra tekrar böyle saçmalamaya başladı. Aramız da çok iyidir. Söylediği şeylerin hayal olduğunu anlatmak bir anda işe yarıyor, sonra başlıyor bizden tekrar özür dilemeye. 2 gün sonra tekrar aynı şeyler. Ve sadece ben ve eşim. Başka kimseye iftira atmıyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor bu söz çok doğru. Annemin kendiside psikiyatri hastası. 40 gün gazide yattı. Ve Allaha şükür yaşama sevinci geldi. Ama babam onu tekrar bozacak. Bu hastalığın adı nedir ? Babam bunuyor mu yoksa başka bir hastalık mı vardır. Şimdiden teşekkür ederim. Not: Bundan 10 sene önce imza ile ilgili gerçek bir sıkıntı yaşamıştı.

bestarya Tarafından Soruldu | 2015.05.13

Merhaba, Kişilerin psikiyatrik rahatsızlıkları beyin içindeki kimyasal değişimlerden olabildiği gibi , beyinde hasar yaratan hastalıklar sonucu da olabilmektedir. Beyindeki hasar yaratan en önemli rahatsızlıklardan biri de Demans (Bunama) dediğimiz durumdur. Bunama terimi yerine maalesef bunamanın en sık tipi olan Alzheimer günlük yaşamda kullanılmaya başlamıştır. Bunama beyin hücrelerinin bir anlamda normalden hızlı ölümü olup, hafıza problemleri ve unutkanlık ile fark edilmeye başlar. Ancak bir çok beyini etkileyen hastalıklarda olduğu gibi, psikiyatrik rahatsızlıklar da bunamanın erken dönemlerinde oluşmaya başlar. Bunlardan birisi de paranoya yada şüphecilik olabilmektedir. Örneğin hafızası bozulduğu için cüzdanını koyduğu yeri unutan birisi, cüzdanını çaldılar diye etrafından şüphelenmeye başlar. Ayrıca beyinde MR ve Tomografi gibi görüntüleme yöntemleri ile görülemeyen kimyasal düzensizlikler sonucu da Paranoid Bozukluk dediğimiz , şüphe ve suçlamalarla belirgin psikiyatrik rahatsızlık da olabilmektedir. Ancak yaşlıda başlayan psikiyatrik rahatsızlıklarda , bedensel bir rahatsızlık olasılığını mutlaka araştırmak gerekir.

Mrb hocam ben Çiğdem Sakarya da yaşıyorm 28 yaşındayım Kamu Yönetimi mezunuyum ailemle yaşıyorm. Senelerdir tek bir sıkıntım var o da heyecana ve strese bağlı mide bulantısı. Artık kontrol altına alamıyorum kendi kendime telkinler edip başa çıkabiliyordm fakat son zmanlarda cıkamaz hale geldm mezun oldum ve henüz calısmıyorum işe baslama stresi ve özel hayatta erkek arkadasım oldugunda iş ciddiye binince hemen geri çekiyorum kendimi çnkü erkek arkadasm oldugunda heycandan sürekli mide bulantısı ve kusma yasıyorm beni sosyal hayatımda artık çok etkiler oldu mutlu olamıyorm bu yuzden neden midem buna tepki veriyor bilmiyorm.Psikiyatriye gttm dr zestat verdi kilo almak istiyorm bi yandan. Son olarak zendor yazdı 10 mg korktuğm için baslayamadm herkes iştah kesiyor mide bulantısı yapıyor dediği için. Korkuyorm bağımlılk yaparmı diye günlük hayatımı daha da olumsuz etkiler diye.. Randevu alamıyorm devlet hastanesi randevu sistemi kitlenmş durumda Nolur bana yardımcı olun bu ilaca baslamalımıyım ? Benm bu psikolojik mide bulantıma çare arıyorum lütfen yardım edin artık dayanamıyorm kilo veriyorum günden güne :( hem kilo yapıcı hemde derdime çare olcak bi ilaç önerin bana nolur zendora baslasam iştahım hepten kesilirmi vede mide bulantım gecermi? Yardımınıza önerinize ihtiyacım var nolur bana acil dönün :( şimdiden tşk ederim.

Cgdm54 Tarafından Soruldu | 2015.05.14

Merhaba, Otonomik yada Otonom Sinir Sistemi temel anlamda heyecanı oluşturan sistemdir. Panik Bozukluğun temel şikayetlerini de bu sistem oluşturmaktadır. Yapısal olarak bir grup insanda otonom sinir sistemi daha fazla çalışmaktadır. Bu bir psikiyatrik rahatsızlığa bağlı olabildiği gibi , psikiyatrik bir rahatsızlık olmadan da bağımsız olarak meydana gelebilmektedir. Tedavisinde destek olarak antidepresanlar kullanılır. Antidepresanların hemen hemen hepsi bağımlılık yapmamaktadır. Bağımlılık riski olan bir antidepresan ilaç , bağımlılık riski yaratan diğer ilaçlar gibi yeşil reçeteye dahil edilmiştir. Otonomik sistemin aşırı çalışmasına bağlı şikayetlerde eski antidepresan ilaçların önemli derecede etkin olduğunu düşünüyorum. Bugün kullanımı yok dereceye gelmiş bazı eski antidepresanlar aslında oldukça etkin ilaçlardır. Ne yazık ki fiyatları çok ucuz olduğu ve ilaç firmalarınca tanıtılmadıkları hatta piyasadan kaldırılmaya çalışıldığı için doktorlar tarafından çok az reçete edilmektedirler. Otonomik sitemi kontrol etmede ilaç dışı kaygı kontrolü sağlayan gevşeme egzersizleri gibi yöntemler ve danışmalık-terapi de destekleyicidir.

hocam merhaba ben 2009 senesinde panik atak teşhisi ile xetanor kullanmaya başladım 2011 yılına kadar kullandıktan sonra bi 15 gün bıraktım ama kendimi tekrar kötü hissettiğimde tekrar doktora gittim paxera 30 mg kullanmaya başladım 2014 aralık ayında yavaş yavaş bıraktım 3 ay kullanmadım ama bi gün aniden ve şiddetlice yeniden panik atak geldi bu sefer doktora gitmedim geçer diye bekedim atlatırım diye bekledim ama olmadı çünkü sürekli endişe kaygı sıkıntı içinde olduğumu hissettim tekrar gittiğimde anksiyete bozukluğu teşhisi ile ciplarexe başladım fakat 6. gün sonunda 10 mg aldığımda o akşam yediğimi yutamama ve ani bi üşüme geldi gitmem gereken biyer vardı oraya gittim arabayı parkettim ve tekrar vücudumu kaplayan bi üşüme ve panik geldi ertesi gün mide bulantısı üşüme soguk soğuk esiyormuş gibi hissetmelr oldu ilacı kestim sonra ilaçtan değildir diyerek tekrar başladım 10 gün 5 mg sonra 10 mg kullandım ama bu ayaklarımda ellerimde üşüme soğukluk hissi bişey dokunduğunda hemen onun soğukluğunu hissetme pantolana dokunuyosun soğuk gibi geliyor en hafif rüzgarı hissediyosun sürekli üşüyor gibi hissettim ama bi işle meşgulken hareketliyken hissetmiyorum biraz sırtta bazı bölgelerde gelip geçici ağrılarımda oldu midede kasılmalar sürekli geğirme karnım da sertlik şişlik oldu tekrar doktora gittiğimde yaklaşık 15 gün önce duxet 30 mg başaldım kaygılarımda azalma oldu endişelerimd dee ama yinede beşiktaş maçını izlerke sıkıntı yaşadığımı hissettim şişkinlik geğirme gitme isteği bunları aşarım diye düşünüyorum ama bu üşüme soğukluk hissi nedir onu çözemedim kafamı kurcalayan bu..... çareyi size yazmakta buldum hocam bi çözümü varsa yardımcı olabilmeniz umuduyla

ahmet8406 Tarafından Soruldu | 2015.05.16

Merhaba, Panik Bozukluğu olanlarda somatik (bedensel) şikayetler çok sık olmaktadır. Ayrıca panik bozukluğu olanların ilaç yan etkilerine karşı daha hassas olduklarını da bilmekteyiz. Bundan dolayı özellikle tedavinin başında bedensel şikayetler olabilmektedir. Bunun bir nedeni de tedavide sıkça kullanılan antidepresanların (depresyon ilaçları) başlangıçta hafif de olsa sıkıntıyı arttıran özellikleridir. İlaçların bu başta sıkıntı arttıran etkilerini giderici önlemler alındığı zaman bedensel şikayetler daha az yaşanabilir yada hiç yaşanmayabilmektedir. Panik rahatsızlığının tedavisinde sadece ilaç yeterli değildir. Psikiyatrist doktorun danışmanlık ve terapi desteği de gerekir.

Hocam öncellikle meraba . ben simdi uzman çavuşum . uzman cavusluga gitmeden önce ben tedavi gördüm sivil de ama sağlık raporunda söylemedim ama şimdi çok kötüyüm . venegis 150 alıyorum çok gerginim çok şiddetli korkularim var intiharı düşünüyorum . bazen öyle bi oluyo kalbim yerinden çıkacak gibi hissediyorum . ölüm düşünceleri geliyo aklıma . küçücük biseyi kafama tanıyorum en ufak şeyi bile . hic biseyden zevk alamiyorum . ilgisizim , her gün ağlıyorum . kendime guwenim kalmadı hic bi konuda . küçükken lambaları söndürüp söndürup kapattim yerdeki çöpleri aliodum . su anda kimseye soyleyemiyorum daha yen başladım mesleğe . ama birakasim geliyo daraliyorum haddinden fazla daraliyorum . bazen oluyo öyle boyle deil sıkıntı geliyo sanki ölecekmisim gibi oluyo .hep ölümü düşünüyorum ben Ölsem arkamdakiler ne yapacak diye düşünüyorum . çok kötüyüm anlayacağınız . konsantrasyon güçlüğü cekiyorum . biseye odaklanamiyorum . günlük aktivitelermi bile yerine getiremiyorum . midem bulanıyor midem ağrıyo arada bi tranko buskas alıyorum . sirtima ağrılar giriyo . kötü düşünceleri kafamdan atamiyorum ne olur yardim edin.

kurtulus91 Tarafından Soruldu | 2015.05.19

Merhaba, Depresyon şikayetleri her meslekte görülebilir. Hatta işsiz olanlarda daha da fazla görülebilir. Ancak depresyonu olan bireylerin stresi yüksek işlerde daha çok depressif şikayetleri olacaktır. Depresyon tek başına bir rahatsızlık olabildiği gibi altta yatan başka psikiyatrik rahatsızlık yada sorunların bir parçası olarak da ortaya çıkabilir. Günümüzdeki fast-food , gibi psikiyatrideki hızlı hasta görülmesi ve tedavide yeterince donanımlı olmayan yaklaşımlar , tedavi olabilecek bir çok psikiyatri hastasının uzun yıllar tedavi olamaması gibi bir sonuç oluşturabilmektedir. Yoksa depresyon gibi bir çok psikiyatrik rahatsızlık tedavi edilebilir yada önemli derecede tedavi edilebilir.

Hocam merhaba uzun yıllardır psikolojik prolemlerimin olduğunu düşünüyorum.7 seneye yakın bir üniversite hayatım oldu 4 senesi yurtdışında 3 senesi türkiyede .Bu süre içinde maddi manevi ciddi sıkıntılar yaşadım.Karakterim gereği sessiz ve sakin bir insan olmama rağmen insanlar bu durumu çok fazla suistimal etti.Hiç bir zaman köprüyü geçene kadar mantığıyla yaklaşamadım hiçbir meseleye her şeyi sonsuz derecede taktım kafama.çok fazla kaygı ve sitres var bende hocam.Mılletin 1 gunde calısıp geçtiğine ben 3 gün çalışırdım korkumdan sitresimden hiçbir bilgiye beynimde ulaşamazdım.Çok fazla kırıldım küçük düşürüldüm başarısız oldum..Bir süre alkol bagımlılıgımda oldu çok sükür atlatım 5 aydır bıraktım.şuan geldiğim noktada bazı durumlar oluştu bende hocam.Gün içinde birini dinlerken yada seyehat ederken birden kafamın içindeki birine şiddet uyguladığımın hayalini kuruyorum ve o an gerçek dünyadan kopuyorum gözlerim bir noktaya dalıyor ve ben kafamın içindekini yaşıyorum kimi zaman 15 saniye kımı zaman 3-5 dakika. geceleri uyumadan öncede aynı problem var dişlerimi sıkıyorum kendimi kasıyorum devamlı sevmediğim insanlara zarar verdiğimi düşünüyorum.bu bende alıskanlık halıne geldıgı ıcın vucudum bu sıtresı yasayıp yorulmadan uyuyamıyor.henüz mezun olucam ve iş hayatında ciddi korkularım var.Tolerem çok düşük ve ciddi anlamda sinirlenebiliyorum.Bu sinirin bana yapmak istemiceğim şeyleri yaptırmasından korkuyorum.duygularım çok çabuk değişebiliyor.Lambayı açıp kapamak kadar hızlılar.Mantığım çok ön planda belkide bu mantık birçok kez beni frenledi.Yaşadığım bu sıkıntıların bi noktada mantıklı ve başarılı biri haline getirdiğine inanıyorum ama bununla birlikte artık beynımın ıcındekı bu hapisten kurtulmak istiyorum hocam.Açıklamalarım doğrultusunda yapmam gereken yada yapılması gerekenler hakkında bilgi verirseniz sevinirim.Şimdiden çok teşekkürler.İyi günler Hocam

avivi Tarafından Soruldu | 2015.05.19

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklar teşhis konabilecek düzeye gelip belli kriterleri doldurunca bir tanı adı alırlar. Ancak psikiyatrik bozukluk tanısı olmadan ve özellikle rahatsızlıkların başlangıç dönemlerindeki şikayetler kişinin yaşamında problem olarak ortaya çıkmaya başlar. Özellikle üniversite döneminde birçok başarılı öğrenci , kendilerinin de isim veremediği ruhsal sorunlar nedeniyle başarısız olmakta ve yıllar kaybetmektedirler. Maalesef üniversite yönetimleri de bu öğrencileri çağırıp bir destek almalarını sağlayamamaktadır. Ben mesleki yaşamım içinde, tedavi olmasa üniversiteyi bırakacak bir çok öğrenci gördüm. Kızgınlık ve öfke " Dürtü Kontrol Bozuklukları" dediğimiz tanı yelpazesi içinde yer alır. Ancak Öfke Kontrol Bozukluğu denmesi için kontrol kaybının olması gerekir. Bu durum farklı derecelerde de olabilmektedir. Depresyon, Kaygı Bozuklukları , Organik dediğimiz vücut- beyin hastalıklarına bağlı durumlar da , öfke ve psikiyatrik sorunlar yaratabilmektedir. Hatta mizaç dalgalanmaları da bu tarz sıkıntıları oluşturabilir. Bazen de kişilik özellikleri sorunların nedeni olabilmektedir. İşin daha da karışığı, bu durumların hepsi yada bir kısmı beraber görülebilir. Psikiyatrik rahatsızlığı tedavi etmenin en iyi yolu iyi bir teşhis konulmasındadır. Onun için aciliyet yoksa öncelikle hastanın bir süreç içinde danışmanlık ve terapötik yaklaşımla iyi izlenmesi ve teşhis netleşince ve gerekirse ilaç desteğinin oluşturulmasıdır.

Merhaba hocam,ben 29 yaşında bir öğretmenim.Kendimi bildim bileli hep hayalciydim . Ama artık bu durumdan çok rahatsız oluyorum. Hala muzik dinleyip olmayacak hayaller kuruyorum.Çoğu zaman kendimi başkalarının yerine koyarak hayaller kuruyorum.kendimi farklı hayal ediyorum.ben bundan nasıl kurtulabilirim.

merve45 Tarafından Soruldu | 2015.05.21

Merhaba, hayal kurma bir anlamda yaşamın zor gerçeklerinden kurtulup, iyi ve kolay bir dünyaya yolculuktur. Çocuk ve ergenlerde sık görülen ve doğal gelişimsel bir durumdur. Hayal gücü de insandan insana değişir, bazı kişilerde oldukça gelişmiştir. Kişilerin hayal kurabilmesi ancak onu bozmayacak bir sakin ortam ve boş zamanla mümkündür. Bireyler yıllar içinde sorumlulukları nedeniyle kendilerine evde özel bir zaman ve alan yaratamamaya başlayınca , doğal olarak gündüz hayalleri bitmeye başlar. Günümüz dünyasının gerçek yaşamı dün hayal edilen üzerine kurulmuştur. Eğer hayaller üretici bir şekle döndürülürse ( fantastik kitap yazma gibi) saf romantik hayal konumundan çıkmaya başlar. Çünkü sadece hayaller kolay romantik doyurucu konumundan, gerçekleştirilmesi gereken zor bir konuma geçmeye başlar.

15 yaşındayım erkeğim .bu aralar çok sık herşeyi kafaya takıyorum sanki birşey yaptığımda kötü birşey olacakmış gibi hissediyorum.Bazı şeyleri iki defa yapıyorum sanki yapmazsam birşey olacak diye.Birde bazı şeyleri çok büyütüyorum ve kendime brişey olacak diye korkuyorum ölüm korkusu gibi ...Ne tavsiye edersiniz ? lütfen yardım hocam ...

spriteemre Tarafından Soruldu | 2015.05.22

Merhaba, Psikiyatrik şikayetler her zaman psikiyatrik rahatsızlık konumunda olmayabilir. Eğer sıkıntılara neden olan bir sorun var ise , bunun çözümü ile sıkıntılar doğal olarak azalabilir. Ancak özellikle iki haftayı geçen, azalma olmayan hatta artan ruhsal şikayetlerde dikkatli olmak gerekir. Çünkü eğer bir psikiyatrik rahatsızlıklar (örneğin obsesyon yada takıntılar) erken fark edilirse , tedavisi ilaçsız olarak da mümkün olabilir. Şikayetlerin ne olduğunu anlama konusunda PAT adlı internet sitemde olan uzman bilgisayar programı, bir ön-teşhis ve açıklama vererek tedaviye yönlendirici niteliğindedir.

Merhaba Armağan bey .benim 4 yıllık bir ilişkim oldu ben erkek arkadaşımı çok bunalttım arama mesaj atma dedi inadına yaptım ne dediyse ve benı buyüzden bir sefer aldattı sonrasında aramız düzeldi ve 1.5 sene daha ilişkimiz sürdü benım ailevi problemlerınde olduğu iiçin onu daha çok sıktım ve benden ayrıldı beni sevmediğni istemediğini söylüyor ama beni merak ediyor . ben o arayınca yıne bunaltıyorum ve yine kavga ediyoruz şimdi tamamen bitti diyor depresyondayım yine aramak istiyorum ama kendimi tutuyorum ne yapmalıyım onu kaybetmekte istemiyorum ama arayınca yıne kavga ediyoruz bana hakaret etmeye başladı biraz uzak kalsam iyi olurmu . yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkürler ...

mlserds Tarafından Soruldu | 2015.05.24

Merhaba, İlişkilerin sağlıklı ve uzun süreli olması , kendi içinde yaşadıkları problemleri çözme yetileri ile bağlantılıdır. Eğer çift problemlerini çözemiyor ve hatta sürekli artıyorsa , o ilişkinin sağlıklı şekilde ilerlemesi oldukça zordur. Ancak tutku dolayısı ile bir çok çift ilişkilerini iyi ilerlemese bile sürdürmekte hatta evlenip sonrada boşanabilmektedirler. Unutulmaması gereken bireylerin ilişkideki problemleri ikisinin de kişilik ve davranışları ile ilgili bireysel sorunlarının bir bileşkesidir. Bunun içinde bireysel sorunlarını çözerek ilişkideki sorunların çözümüne katkıda bulunmaları gerekir. Karşıdakinde tüm sorunu görerek sorunları çözme yöntemi en başarısızıdır.3 seneyi geçen, çok yıpranmış ve halen sorunları yoğun olarak süren ilişkilerin sağlıklı ve mutlu bir beraberliğe dönme olasılığı çok çok düşüktür.

slm hocam ben yaklaşık 15 senedir depresyon tedavisi görmekteyım (kronik ankisiyete bozukluğu ,panik atak ...vs) en çok şikayet ettiğim rahatsızlığım uyku (haplarım cymbalta 60 günlük 1 merasa fort bazen yarım bazen 4/1 birde buspon o da günlük bir adet alıyorum ) günlük 9-10 saat uyuyorum gündüz iştede sallanıyorum artı bıktım az uyuyup dinç kalmanın bir çaresi(hapı ilacı ) yok mu hocam hayatımı bitirecek sosyal hayatım kalmadı zaten ailemi ve işimide ihmal etmek istemiyorum teşekkür ederim

vurgaç Tarafından Soruldu | 2015.05.25

Merhaba, Psikiyatride kullanılan ilaçların önemli bir kısmı gün içinde uykuya eğilim meydana getirebilir. Ancak uyku verici etkisi olmayan hatta daha uyanık tutan psikiyatri ilaçları da mevcuttur. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir konu da, psikiyatrik rahatsızlığın tam iyileşmemesinin de uyku şikayetlerine neden olmasıdır. Uyku verici etkisi fazla olan ilaçların tedavide kullanım zamanlarının ayarlanması, dozlarının düzene konulması ve gerekirse kişiyi uyanık tutacak bazı ilaç yada ilavelerin yapılması , ilaçlardan yada psikiyatrik rahatsızlıktan kaynaklanan halsizlik ve uyku hali problemlerini çözmektedir.

Merhaba , her şey çok güzel siteniz doktorların tavsiyesi vs. Tedavi olmak için iyi bir psikiyatriye gidebilmek hiç de kolay olmuyor bu tür doktorların özel muayene yerleri var ve çok fazla ücret alıyorlar, ben de bunu karşılayamıyorum ama tedavi olmam gerek param yok diye ben hasta mı kalayım ? Bu çok adil değil devlet hastaneleri de yeterli değil . Bilişşel terapi almam gerekiyor sorunuma göre ama iyi hekimler dediğim gibi saati 300 , 400 tl masrafla iş yapıyor ben ne yapayım şimdi? Bu konuda çözümünüz varsa çok rica ediyorum yardım edin

suleymannew Tarafından Soruldu | 2015.05.26

Merhaba, Günümüzdeki sorun devlet yada özel hastanelerde psikiyatrinin 10-20 dakikalık sürelerle hasta görmesi ve hastaların verilen randevu dışında daha etkin bir şekilde takip edilmemesidir. Devlet hastanelerindeki doktorların çok hasta gördüğü zaman aldıkları döner sermaye ücretinin artması da , doktorları çok hasta görmeye teşvik etmektedir. Buda özellikle psikiyatri gibi hem kişiye değer ve zaman verilmesinin önemli olduğu bir tıp dalı için önemli sorunlar yaratmaktadır. Ayrıca doktorların tecrübe ve tedavi donanımları ülkemizde çok farklılıklar göstermekte ve aslında tedavi olacak bir grup hastanın tedavisi yetersiz kalmakta yada gereksiz şekilde uzamaktadır. Buda hastalarda psikiyatri ve psikiyatrik ilaçlara karşı bir hoşnutsuzluk ve olumsuzluk duygusunun artmasına neden olmaktadır. Yani psikiyatriye bakışı zedelemektedir. Sağlık Bakanlığı'nın hasta hakları yönetmeliği aslında hastalara iyi tedavi hakkını vermektedir. Bu konunun çözümü hastaların " https://hastahaklari.saglik.gov.tr/ " üzerinden tedavi istek ve dileklerini ve psikiyatri hizmetlerinin nasıl olması konusundaki önerilerini iletmeleridir.

Merhaba hocam ben universite birinci sinif ogrencisiyim.metropol kenti istanbulda yasamaktayim ve birsürü yeni insanlarla farkli karakterlerle tanisiyorum.ben bencil kendi fikirleri önemli olan ama etrafinda arkadas olmasinada cok dikkat eden bir insanim . Benim guvendigim bir arkadasim beni saf yerine koyarak iki kere yalan soyledi ben ilk defa boyle bir seyle karsilastim ve cok yıkıldım. Ona bidaha benimle konusmamasini onunla asla gorusmek istemedigimi soyledim. Ama suan ani karar mi verdim diye dusunuyorum sizce birdaha boyle bi olaya dusmemek icn insanlara nasil yaklasmaliyim ve bu durumlarda tepkim ne olmali. Cevabinizi bekliyorum.. tesekkurler...

mrsd Tarafından Soruldu | 2015.05.28

Merhaba, Günümüz yaşamındaki en önemli değişim kişilerin gittikçe bencilleşmemesi ,paylaşım duygularının azalması ve ben-haklı ben-merkezli bir yapıya dönüşmeleridir. Her kişinin kendi doğrularına göre hareket edip diğerlerini düşünmemesi de ilişkilerde zayıflamaya yada uzaklaşmaya yol açmaktadır. Teknolojinin getirdiği kolaylıklarla , kişiler televizyon, internet ve akıllı telefon yardımı ile sadece kendileri için iyi ve doyurucu bir dünyaya kapanabilmektedirler. Kişi içe kapanınca da dışlarındaki dünyaya bakışları daha güvensiz olmaktadır. İyi ve samimi ilişkiler, paylaşım, içtenlik ve dürüstlük üzerine kurulabilir. Bunlar yoksa yakınlık derecesi ne olursa olsun kişiler arasında hep bir mesafe olacaktır. Ancak duygu-samimiyet kirliliğinin olduğu günümüzde , bu değerleri her ilişkide beklemek yediğiniz her gıdanın organik olmasını beklemek gibidir. Onun için ilişkileri iyilik ve samimiyet merkezi etrafında halkalar halinde yerleştirmek, samimi ve dürüst ilişkileri merkeze yaklaştırmak , olmayanları dış halkalara yerleştirmek , ilişkilerde zedelenmeyi önlemektedir.

merhaba ben lise son sınıf öğrencisiyim kendimi bildiğimden beri bir takıntım var nasıl tarif ediceğimi bilemesemde şöyle; örneğin biri sağ omzuma dokunduysa sol omzuma da dokunulması gerektiğini düşünerek ben dokunuyorum ya da sağ ayağımı çarptıysam sol ayağıma da dokunarak kendimi tatmin etmeye çalışıyorum. sağ elim kaşındıysa aynı şekilde kaşınmasa da sol elimi kaşıyorum. sağ ve sol taraflarımın da eşit olması gerektiğini düşünüyorum bu huyumdan vazgeçmeye çalıştım fakat aklımdan çıkmıyor dokunma eşitlenene kadar. artık çok rahatsız etmeye başladı yardım edin şimdiden teşekkür ederim

aleynakuru Tarafından Soruldu | 2015.06.08

Merhaba, Kişiye ve çevresine saçma gelen, ama kişinin yapmadan yada düşünmeden kendini durduramadığı takıntılara psikiyatride "Obsesyon ve Kompulsiyonlar" denir. Başlangıçta hafifi olarak başlayıp sonra gittikçe artabilmektedir. İlk başladığı dönemlerde sadece Davranışçı-Analitik terapi ile oldukça başarılı şekilde kontrol altına alabilmekteyiz. Davranışçı yaklaşımda ana temel , takıntılı düşüncenin yap dediğini yapmama yönünde derecelendirilmiş ödevler verilmesidir. Buna analitik yaklaşımın ilave olması ile oldukça başarılı sonuçlar olduğunu görüyorum. Obsesyon ve Kompulsiyonlar orta ve ileri dereceye geçtiği zaman terapiye ilaveten ilaç kullanımı da gerekmektedir. İlerleyen dönemlerde tedavi uzun süren bir sürece dönebilmektedir.

ben aile bireyleriyle sorunlar yaşıyorum daha doğrusu annem ve ablamla. onlar istediğim hiçbir şeye izin verniyorlar onların bu davranıslarından çok sıkıldım benim düşüncelerimi önemsemiyorlar oysa babam ve abim benim için canları pahasına destek veriyorlar sorun annem ve ablamda artık çok bunaldım ne yapacagımı bilmiyorum

aslıylmz Tarafından Soruldu | 2015.06.08

Merhaba, Aileler genç bireylerinin davranışlarını kontrol altında tutmak ve çevreden gelen tehlikelerden korumak amaçlı fazla kısıtlamalar getirebilmektedir. Genç bireyler özgürlüklerini, davranış problemleri ve sorumsuzluklar olarak ifade ediyorsa , aileler daha da tedirgin olup kontrolü arttırmaktadır. Bazı ailelerde ise ortada belirgin bir sorun yokken genç bireylerine aşırı kısıtlamada getirebilmektedirler ki bu durum genç bireyin kişisel gelişimine engel olmaktadır. Kişilerin ailelerinden bağımsız hareket etmeleri gerek davranım, gerekse kişilik anlamında kendine karşı sorumluluklarını doğru bir şekilde yerine getirebilmeleri ile mümkün olmaktadır.

Merhabalar bende uzunca bir süredir aşırı hareketlilik libidoda da inanılmaz artış günde 10 a varan mastürbasyon isteği ve çok eşlili olma dürtüsü başladı.Çok hızlı konuşurum cok abartı yersem kusarım konudan konuya atlarım yılın 11 ayı neselı olurum senede 7 8 kere bunalım moduna gırerım o da 3 4 saat surer .genelde eglencelıyım fakat daha once rispedral ve melleril kullanmıstım sonra bıraktım.ben acıkcası bıpolar olduguma ınanmaya basladım.. lütfen bana akıl verin..bu abartı duygular evlılıgım ustunde olumsuz etkıler yaratıyor. sapkın dusunceler dagınık ruh halı bohemyan yazılar yazma facebooka ve sureklı hareketlı olma ısterık olma modu...hıpomanı ya da bıpolar olma durumum varsa soylersenız sevınırım..tesekkurler.

yarabandi Tarafından Soruldu | 2015.06.08

Merhaba, Duygu-Durum Bozuklukları yada Affektif Bozukluklar kişinin duygusal dalgalanmalarına yol açar. Kişilerin çok neşelilik ve depressif durum arasında gel-git tarzında dalgalanması da bir duygu durum rahatsızlığıdır. Duygu-Durum Bozuklukları , duyguların türü ve ne sıklıkla yaşandığına göre değişik tanılara götürür. Örneğin sürekli hafif bir depressif hale "Distimik Bozukluk" denirken , hem hafif depressif hemde hafif canlı duyguların ha bire kendi içinde değiştiği durumlara "Siklotimi" denmektedir. Ayrıca "Hipertimik Kişilik" dediğimiz sürekli canlı ve hareketli yapılarda söz konusu olabilmektedir. Bunun gibi Duygu-Durum Bozuklukları başlığı altında onlarca psikiyatrik rahatsızlık tipleri bulunmaktadır. Tanı en sağlıklı olarak , hastanın iyi bir psikiyatrist tarafından uzun süreli ve dikkatle takip edilmesi ile mümkün olur.

Iyi günler hocam.OKB ve depresyon hastasiyim.Uzun zamandir da şizofreniyi arastiyorum.Şizofrende icgoru olmadigi ifade ediliyor;fakat korkuyorum acaba şizofren miyim diye.Çünkü geçen gün telefonumu şarjmatikte şarj ederken yeni bir kelime uydurdum azrailmatik diye bu da şizofreninin belirtileri arasında.Halisinasyon ve sanrilarim var son zamanlarda, obsesyonlarım genellikle dini. Birkaç hafta once panik nöbeti geçirdim doktorum OKB, depresyona ilave olarak panik bozukluk teşhisi koydu.OKB hastalığı ilk defa 17 yaşımda başladı bir müddet tedavi gördüm ve iyilestim; ancak yeniden nüksetti birçok doktora gittim verdikleri ilaçları kullanmadim.Ve OKB'ye depresyon da eşlik etti bunun için de bir tedavi görmedim.Benim asıl korkum şizofreni.Sayfanizda testlerin birinde ilahi güçlere sahibim şeklinde bir soru vardı,bir an evet demişim ve bu da şizofreninin belirtileri arasında, ama ben kendimi bir peygamber ya da mesih olarak dusunmuyorum.Nasıl olduysa evet dedim.Beni şizofreni hakkında bilgilendirirseniz çok memnun olurum.

dream57 Tarafından Soruldu | 2015.06.11

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklar ayrı teşhis yada tanı gruplarından oluşurlar. Örneğin Panik Bozukluk kaygı yada anksiyete bozuklukları grubu içindedir. Panik bozukluğu olan birisinde bu tanıya ilaveten örneğin sıkıntıların artmasına bağlı depresyon da ilave olabilir. Yada başka bir psikiyatrik rahatsızlık bir tanının yanı sıra ilaveten olabilir. Ancak birbirleri ile yakınlığı olmayan tanı gruplarında, bir rahatsızlıktan diğerine ilerleme olmaz. Yani panik bozukluğu olan şizofreniye doğru ilerlemez. Ama bir şizofrenik hastada ilaveten bağımsız olarak panik bozukluk olabilir. Az da olsa bir rahatsızlıktan diğerine geçiş bağlantılı olabilir. Örneğin Şizotipal Bozukluğu olan bireylerin Şizofrenik Bozukluğa ilerleme olasılıkları daha yüksektir. Psikiyatride en büyük problem , tanıların bir fiziksel nedene yada gözle görülür bir sebebe değilde, şikayet gruplarına göre tanımlanmış olmasıdır. Onun için önümüzdeki belki 20-30 sene içinde bu tanıların değişme olasılığı da bulunmaktadır. Benim deneyimim, psikiyatride var olan tanı gruplarının yanı sıra tam da tanı kriterlerine uymayan bir sürü psikiyatrik durum vardır ve bundan dolayı tanı tamamen kişiye özel yapılması gereken bir durumdur. Bir çok rahatsızlık da yıllar içinde form değiştirebilir.

Hergün durup dururken ağlama krizi veya sindir krizi geçiriyorum sakinleşmem biraz zaman alıyor kendimi yalnız kimsesiz mutsuz hissediyorum etrafımda ki kimsenin umurunda olmadığmı hissediyorum aşırı sinir anında düşündüğüm tek şey kendimi öldürmek istediğim ölüm bana bunlardan kurtulmak için kolay bi yol geliyo kendimi değersiz hissediyorum aşırı bir şekilde yeme ve sürekli uyuma hallerim var hiç bir şey yapmak istemiyorum sadece odamda tek başıma olmak istiyorum benim arkadaşlarımla dışarda dolaşmak olsun onlarla biyere gitmek gibi bi durumum olmadı çocukluğumdan beri babamgil için öyle şeyler kötü benim tek arkadaşımın onların olduğunu söyler hep haftanın hergünü evdeyim ben arkadaşlarımla buluşmak istememem sormam bile evde olduğum her dk da temizlik yaparım artık hiç bir şey yapmak istemiyorum annemlerle dışarı çıkmak misafirliğe gitmek misafir geldiğinde onlarla oturmak veya birileriyle konuşmak gibi hiç bir şey içimden gelmiyor aşırı kararsızlık var artık hiç birşey de hemen karar veremiyorum geleceğimle ilgili düşüncelerim hep olumsuz artık hiç bir şeye olumlu bakmıyorum destek almalı mıyım?

Merve Değirmenci Tarafından Soruldu | 2015.06.11

Merhaba, Kişinin yaşamını ve ilişkilerini belirgin şekilde olumsuz olarak etkileyen her durumda, bir psikiyatrik değerlendirme ve görüşme gereklidir. Burada önemli olan bir diğer noktada bu durumun birkaç gün değil haftalarca sürmesidir. Bir çok psikiyatrik şikayet yaşam olaylarına bağlı olarak da gelişebilir, bu durumda sıkıntıya neden olan problemi çözme yönünde hareket etme de önemlidir. Yoksa sadece ilaçla , bütün şikayetlerin çözülebileceği beklenemez. Psikiyatride gerek olaylara bağlı olarak gelişen gerekse biyolojik olarak oluşan, en sık görülen rahatsızlıklardan birisi de Depresyon (Major Depresyon)dur. Depresyon, kişinin neşe ve ilgisinin kaybolduğu, yaşam enerjisinin azaldığı, kendine kapandığı, karamsarlık ve ümitsizliğe düştüğü gibi bir çok şikayetin olduğu psikiyatrik bir rahatsızlıktır.

Eşimle görücü usulü evlendik ancak evlendiğimizden günden beri sorunlarımız oldu ve Eşimin normal olmadığını düşünüyorum.bir erkeğin son derece anne babaya bağımlılığı; sürekli ailesiyle zaman geçirmesi,onların isteklerine göre hareket etmesi ve bunu benden de beklemesi, bunun dışında herhangi bir konuda istediği olmadığında bana kendini tamamen kapatması, uzun süreli küsmeleri ve hiç konuşmaması, yatakları ayırması,bu durumdayken konuşmaya çabalayınca hakaret ve küfürlere maruz kalmak, haklı da olsa haksız da olsa sürekli beni suçlaması, benim çevremden uzak durması, ailemle hiç görüşmemesi, sürekli aileme yönelik kafasında olmayan şeyler düşünmesi ve buna kendini ve ailesini inandırması, ve ilgili ilgisiz her tartışmanın sonucunun aileme bağlaması. maddi manevi sorumluluklarını yerine getirmemesi, ortada bir sorun yokken bile sürekli beni eleştirmesi, takdir etmemesi acaba psikolojik bir rahatsızlık belirtisi olabilir mi? eşim için en önemli insan annesi babası. beni ailesi olarak görmüyor. en çok da uzun süreli küsmesi, sürekli beni suçlaması , hatasını kabul etmemesi ve aileme dair kafasında kurgular yaratması ve gerçekmiş gibi bunlara inanması, sürekli olarak kendinin ailem tarafından hor görüldüğüne inanması ve sürekli onlara öfkeli olması... Ayrıca eşimde konuşma bozukluğu var. konuşmaları bazen hiç anlaşılmıyor. Acaba bütün bunlar psikolojik bir rahatsızlık olabilir mi? şizofren ya da pasif agresiflik gibi.

writer Tarafından Soruldu | 2015.06.18

Merhaba, İlişkilerde yaşanan sorunların başında evli bireylerden birinin daha olgunlaşmadan , yani kendi bireyselliğini kazanmadan evlenmesidir. Kişiler ruhen ve ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde duramadıkları sürece , duygusal gelişim ve olgunlaşmaları eksik kalmaktadır. Genç bireyler olgunlaşmadan evlendikleri zaman yeni bir aile kurma değil de, eşini kendi ailesine dahil etme gibi bir yaklaşıma girmektedirler. Yani bir anlamda bağımsız bir yaşamın zorlukları ile baş edemeyip sadece eski aile sisteminin kolaylıklarından faydalanma yönüne gitmektedirler. Bazı kişilik özellikleri de , örneğin bağımlı kişilik özellikleri gibi, kişiyi kendi başına bağımsız yaşayamaz hale getirmektedir. Yani gerek olgunlaşmama gerekse kişilik özelliklerinden kaynaklanan sorunlardan dolayı, kişiler daha çocuksu ve zor olmaktadır.

Merhaba hocam ikinci kez üniversite sınavına hazırlanıyorum. Geçen sene haziran ayında psikoloğa gittim. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu teşhisi konuldu. Beni psikiyatri ye yönlendirdi ve 1 yıldır concerta kullanıyorum bu ilacı nasıl bırakabilirim direkt kesersem bir yan etkisi olur mu? Ya da kesmeden ara ara kullanmalı mıyım? Bu yıl stres ya da ilaçların etkisinden mi tam olarak bilmesemde 5-6 kilo kaybettim. Bu kiloları geri almakta istemiyorum ailem ve arkadaşlarım çok zayıf olduğumu biraz kilo almam gerektiğini söylüyorlar Ama ben kendimi hala kilolu görüyorum bunun içinde ilaçları bırakmak istemiyorum yardım almalı mıyım yardımcı olursanız çok sevinirim. Teşekkürler

RHCP Tarafından Soruldu | 2015.06.18

Merhaba, İlaç kullanımı doktor kontrolü altında yapılması gereken bir durumdur. Kişiler zaman içinde daha az yada çok yada hiç ilaca ihtiyaç hissetmeyebilirler. Gerektiğinde ilaç kullanmak kadar gerektiğinde ilacı kesmek de önemlidir. İlaç kullanımı etkileri ile yan etkileri tartıldığında , etkilerinin ağır bastığı bir durumda kullanılır. Birçok durumda ilaca gereksinim azaldıkça alternatif ve daha hafif ilaçlara geçilebilir. Bu kararı verecek olanda psikiyatrist doktorla beraber danışanın kendisi olacaktır.

merhaba hocam belki saçma ama benim için hayati bir önem taşıyan bir sorunum var ben sürekli kendimi abdestsiz pis hissediyorum eşyalara meni fln bulaşmış gibi geliyor ellerimi bedenimi eşyaları sürekli yıkıyorum kimseyede anlatamıyorum derdimi kendimi öldürmek bile istedim altından kalkamıyorum artık banyoda bile hala pis gibi hissediyorum kendimi nolur bir akıl verin nasıl iyileşeceğim ben

Damlacikolata Tarafından Soruldu | 2015.06.21

Merhaba, Obsessif Kompulsif Bozukluk yani takıntılar ve bunlara bağlı yapılan zorunlu eylemlerin olduğu bir rahatsızlıktır. Özellikle erken dönemlerinde sadece terapi ile, eğer ilerlerse hem terapi ve ilaç tedavisi ile tedavi olan bir psikiyatrik hastalıktır. Kendi kendine haline bırakıldığında gittikçe ilerleyebilir. Ben bu rahatszlığı olan hastalarda hem ilaç artı hem de davranışçı-analitik bir terapinin oldukça iyi sonuçlar verdiğini görüyorum. Sadece ilaç verilerek Obsessif Kompulsif Bozukluğun tedavisi kolay değildir.

merhaba armağan bey hafif depresyon ilaçsız geçer mi yanıtlarsanız sevinirim teşekkürler.

2cool Tarafından Soruldu | 2015.06.22

Merhaba, Major Depresyon ile depressif şikayetler aynı şeyler değildir. Yani psikiyatrik rahatsızlık , şikayetlerin belli bir düzeye gelmesi ile bir psikiyatrik bozukluk olur. Psikiyatride terapi ( konuşma ile tedavi) hafif derecede olan psikiyatrik rahatsızlıklarda daha etkindir. Psikiyatrik rahatsızlıkların derecesi ve şiddeti arttıkça, tek başına terapi yetersizdir ve psikofarmakolojik (psikiyatik ilaç) tedaviye destek olarak kullanılabilir.

merhaba hocam ben küçükken babam annem dışında birni seviyordu ve bu yıllar boyu sürdü bu beni çok üzdü tabiki ondan sonra bi sevgilim vardı 5. ay ımızdı ben köyüme gittim 20 günlük sınra geri geldim ve beni aldattığını öğrendim okadar güvenmiştim çok büyük hayal kırıklıkları ve ağlamalar geçirdim zamanla başka birini sevdim oda ben eski sevgilimi seviyorum dedi zamanla başka birine çok güvendim ve cidden sevdim 1 yıl olucaktı oda arkadaşlarıyla iddaya girip bu kız sana bakar yada bakmaz yapmış benim dışımda biriyle konuşmaya başlamış onu öğrendiğimde çok büyük bi şok yaşadım ve gerçekten artık paranoya olduğumu düşünoyorum benle konuşmadğı zaman ve telefonu açıksa sanki her an biriyle konuşcak gibi en ufak soğuk davranmada aldatyomu acaba güven duyamıyorum gerçekten zor bı durum yardımcı olabilirseniz çok sevinirim

emnebyzblc12 Tarafından Soruldu | 2015.06.23

Merhaba, Güven duygusu çocukluktan beri ailemize güvenle gelişen bir yapıdır. Çocukluğunda sevgi ve güven dolu ortamlarda yetişen bireylerin özgüvenleri daha yüksek olmaktadır. Yani bir anlamda güven depoladıkları için ileriki yıllardaki güvensizliklerle daha iyi baş etmektedirler. Bunun aksine , güvensiz ortamlarda büyüyen bireylerde güven daha kırılgan olabilmektedir. Yaşanan deneyimlerle , kişilerin güven duygusu da değişmektedir. Güvendiği ilişkilerden büyük zararlar gören kişilerin yaşama bakışları daha kuşkucu olmaktadır. Bu durum bir " Paranoid Bozukluk" değil "Aşırı Değerlenmiş Düşünce" dediğimiz , yani mantığın tamamen bozulmadığı aşırı kuşkunun olduğu bir durumdur. İlişkileri bozabilecek bir durumdur ve bazı bireylerdeki aşırı kıskançlıkların bir nedeni de budur. Güven dolu ilişkilerle zamanla azalır, güvensiz ilişkilerle de artış gösterip, kişinin ilişkilerden uzak durmasına yol açabilir.

Merhaba. Din görevlisiyim. 6 sene kadar imam hatiplik yaptım, şu an vaizim. Yıllardır sık sık vazifemle ilgili sıkıntılı rüyalar görüyorum. Rüyamda mihrapta cemaate namaz kıldırırken dengemin bozulduğunu ve düştüğümü yahut devrilecek gibi sağa sola sallandığımı görüyorum. Bazen ben namaz kıldırırken cemaatin önünde değil de gerilerde kaldığımı görüyorum. Bu rüyalar benim için son derece stresli. Bahsettiğim rüya türlerinde ortak bir nokta var: Camideyim, namaz kıldırıyorum ve bir şeyler ters gidiyor. Bu rüyaları görmekten usandım, basit bir rüya gibi görünen bu rüyalar esnasında son derece geriliyorum. Bu tür rüyaları neden hala gördüğüme dair hiçbir fikrim yok, zira imam hatiplikten vaizliğe geçeli 1,5 sene oldu. Lütfen bu konuda bana yardım edin. Bilinç altımda yahut ruhsal yapımda ne var ki sürekli bu sıkıntılı rüyaları görüyorum. Saygılarımla...

Rehber19 Tarafından Soruldu | 2015.06.24

Merhaba, Rüyalar günlük kaygı ve sıkıntıların etkisi altındadır. Örneğin depresyonu olan hastalarda olumsuz ve karamsar içerikli rüyalar daha çok görülmektedir. Özellikle çocuklar, gün içinde yaşadıkları korku ve kaygılara bağlı gece kabuslar görebilmektedirler. Nadirde olsa , beyin elektrik akımındaki bazı düzensizlikler hep aynı tür rüyaların görülebilmesine neden olabilmektedir. Bunun için uyku EEG si , bu konuda tanımlayıcı olur. Her kişi rüya görür ve uykunun % 20 si rüya döneminden oluşur, ancak bu rüyaların çoğunluğu hatırlanmaz. Hatırlanan rüyalar uyanmaya yakın olan dönemdeki rüyalardır.

Merhabalar Ben kendimle barışık değilim,yapamadığım şeyler yüzünden sürekli iç dünyamda savaş veriorum,sürekli kendimi sorguluyorum artık kendimi yiyip bitiricem,beynim düşünmekten ağrıyor.. Tek bir an bile sorgulamadıgım olmuyor, bu yuzden kolay alınganlık gösteriorum,pasif kalıorum ve hiçbişeyden tatmin olmuyorum.. Bilmiorum bu bir özgüven eksikliği mi? tedavi olunabilir mi? kendim halletmem gereken bişey mi? kendimi çok çaresiz hissediorum,hayata karsı olan bagım kopuyor sürekli.. Mesela cok iyi bildiğim bişeye bile ''biliyorum'' diyemiorum, benden cok daha az bilen insanlar ''bildiğini iddaa'' edior ve yapamadıklarından bende ya şöyle değil mi gibilerinden yardım ediyorum, ne yapabilirim? bi yol gösterebilir misiniz?

yavuzus Tarafından Soruldu | 2015.06.25

Merhaba, Kişinin kendini eleştirmesi özgüvenini daha da bozan bir durumdur. Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda, örneğin sosyal fobi yada kaçıngan kişilik özelliklerinde , kişi etrafın değerlendirmesini çok daha önemli olarak algılamakta ve kendini hep aşağı çekmektedir. Bu durumun zıt olanı , kendini herşeyin üstünde görüp etrafının değerlendirmesini hiç düşünmeyen , örneğin ben merkezli narsist kişilik özelliğine sahip kişilerdir. Bireyler çocuklukta çok eleştirilir ve özellikle aşağılanırsa , ileriki yaşlarda bu tarz sorunlar daha çok olabilmektedir. Bu tarz sorunları aşmanın temel noktası kendini kapama ve içe çekilme değil, değer bulacağı ortam ve aktivitelere katılarak kendilik değerinin artmasını sağlamaktır.

Psikiyatriste gidiyorum.Bana borderline ve davranış bozukluğu teşhisi konuldu.Ayrıca psikoloğa da gidip terapi alıyorum.Duygusuz hissediyorum kendimi.Duygularım yok.Vicdan duygum yok.Merhamet hissetmiyorum.Sadece kendimi düşünüyorum.Narsist gibi hissediyorum kendimi.Hep lider olmak hükmetmek istiyorum insanlara.Doktorlar çok zeki olduğumu söylüyorlar.IQ seviyem 140 ve üzeri.İnsanlara kötü davranmayı seviyorum.Suç işlemek istiyorum ve yavaştan illegal işlere girdim.Sadistik düşüncelerim var.Gerçekleştiriyorum da.Korkutmayı seviyorum.Küçükken fiziksel şiddet gördüm manevi olarak da etkilendim.Kardeşime şiddet uyguladım ben de.Pişmanlık duymuyorum hiçbir şey için.Yalan söylüyorum hep çıkarlarım için.Çıkarlarım önemli.Kendimi bu dünyaya ait hissetmiyorum.Kimseye yalvarmam.Kimseye acımıyorum.İnsanların acılarına gülüyorum.Çok saldırganım.Arkadaşlarım yok.Sizce nasisizm ve sosyopati ya da psikopatinin kombinasyonu olabilir mi?

angelicious Tarafından Soruldu | 2015.07.02

Merhaba, Kişilik gelişimi aslında kalıtsal yapının üzerine çevre ve ailenin etkisi ile oluşmaktadır. Her birimiz huy diyebileceğimiz bir yapı ile doğuyoruz ve bir çok ebeveyn çocuklarının farklı kişiliklerini çok küçük yaşta fark ediyorlar. Ancak şunu unutmamak gerekir ki , sıkıntılı kişilik özellikleri olan bireyler sevgi dolu ve iyi ortamlarda yetiştikleri zaman bir çok olumsuz özelliklerini düzene koyabilmektedirler. Örneğin uzun süreli olarak izlenen borderline-sınır kişilik (duygusal karmaşık) ögeleri olan bireyler, iyi evlilikler yaptıkları zaman , olumsuz kişilik özelliklerini düzene koyabilmektedirler. Ayrıca bu konuda deneyimli iyi bir psikoterapistin yardımı da bu süreci kolaylaştırmaktadır. Kişilik bir mozaik gibidir ve bir kişide birden fazla kişilik özellikleri vardır .Genelde borderline, narsistik, antisosyal, histriyonik kişilik özellikleri birbirlerine yakın bazı ögeler taşıdıkları için , iç içe de görülebilmektedirler.

ii günler bipolar bozukluk düzelirmi acil bilgi verirmisiniz ?

eren27 Tarafından Soruldu | 2015.07.05

Merhaba, Bir psikiyatrik rahatsızlıkla ilgili bilgi , o rahatsızlığın tipine bağlı olarak değişir. Örneğin Bipolar bozukluğun her biri bir kitap bölümü olacak bir sürü tipi vardır. En çok bilinenleri Bipolar Tip 1,2 ve 3 dür. Ayrıca bir rahatsızlığın düzelme olasılığı hastalığın süresi, tekrarlama sayısı, kalıtsal özellikler , tedaviye verdiği cevap ve kişinin tedaviye uyumu gibi bir çok özelliğe bağlıdır. Yani özetle hastalık yok , kişiye özgün hastalık vardır. Bipolar bozukluk tekrarlama eğilimi olan bir rahatsızlıktır. Rahatsızlığın başlangıcında iyi bir tedavi ile tamamen yada hafif tekrarlarla kontrol altına alınabilmektedir.

2 yildir birini ileri derecede seviyorum yani takinti olmadigini dusunuyorum platonik bu arada aslinda baslarda konsuyoduk sonradan o gitti hic bisey soylemeden cok kisa bi sure konstuk ben nasil bu hale geldim bilmiyorum onun beni sevdigini dusunyodum belki bu yuzden bu kadar baglandim cunku karsilastigimizda bakislari falan oyle gosteryodu sadece ben degil arkadaslarimda biyle dysunyodu bu yil ona acilmaya karar verdim ve arkadasim gitti ona olan duygularimi benim haberim yokmus gibi soyledi oda benim nasil bu hale geldigimi bizim sadece arkadas olarak konstugumuzu falan soylemis benle olamayacagini yasimin kucuk oldugunu falan bahane etmis napicagimi bilmiyorum onun beni sevmemesi bile beni ondan vazgecirmedi onu takinti haline getirmekten korkuyorum belki bir gun oda beni sever die bekliyorum napmaliyim yardimci olun lutfen hocam .

S_sbyc Tarafından Soruldu | 2015.07.06

Merhaba, Sevgi ve aşk kişiye özel duygulardır. Karşımızdaki insandan aldığımız bir sürü his , iç dünyada o kişiye karşı bir anlamda bağımlılık benzeri duygular oluşturabilmektedir. Aynı durum karşımızdaki kişide de karşılıklı olarak gelişirse bir aşk ilişkisi olmaktadır. Ancak bu duygular tek yönlü olduğunda sıkıntılı bir durum ortaya çıkmaktadır. Özellikle duyguların yoğun olduğu genç yaşlarda ortaya çıkan bu durum, duyguların bir anlamda yoğunluğunu kaybettiği yaşlılıkta pek olmamaktadır. Her duygu karşılık alamadığı zaman bir acı çekme sürecinden sonra zamanla azalmaya başlar ama tamamen kaybolmaz hatta onlarca yıl sonra bile canlanabilir. Ancak ciddi hırpalanan ve güvensizlikle etkilenen duygular yok olabilir.

16 yasindayim gecen sene orta dereceli depresyon geciriyorken dr lustral yazdi ilk dozum hakkinda bisi soylemeyince 50 mg aldim o zamana kadar sikayet ettigik sey mutsuz olma cok cabuk yorulma surekli aglama ve uyku problemimdi carpintinin ç sini yasamamistim.aldim fakat 130 140 atmaya basladi gozlerim karariyodu acile gittim ilkten fazla almissin ikinci 25mg al dedi oylede yaptim ama hala carpinti vardi hemde nasil cok cok korktum omrumde oyle kalbim atmamisti sesinden 1 -2 ay gecti ama carpinti hala vardi aonra baska bi psikiyatr gittim oda bana selectra verdi 12.5mg baslatti 1 kullandim ve hala cok kotu etkiledigi icin biraktim gerceken o kadar yan etki yapmasa kullanicam ama mafesiyodu beni keske hic kullanmasaydim cok dedim 1.5 sene oldu depresyonum kalmadi bence gayet iyiyim fakat hala carpintim var ve her dk var hizli veya yavas atmasi onemli degil hissediyorum ve nabzimi disardan sayabiliyorum yatis pozisyonunda daha da carpintim oluyo yemek yedikten sonra cok daha fazla kardiolaga da gittim sapasaglamsin deyip gonderdi hem psikiyatriste gittim kem kardiyolojiye gittim bisiyin yok deyip gonderiyolar ee ozaman yoktan mi cikti bu hastalik cevabini tavsiyelerini dort gozumle beklicem 42 kliloyum bide

zavallibikiz Tarafından Soruldu | 2015.07.08

Merhaba, Rahatsızlığı olanın bir şikayeti varsa dikkatle incelemek ve çözüm bulmak psikiyatrist yada başka bir branş hekiminin görevidir. Bir psikiyatrik rahatsızlığın geçmesi başka bir psikiyatrik rahatsızlık olmayacağı yada tam geçmeyen şikayetlerin kişiyi etkilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Örneğin Panik Bozukluk yada Somatizasyon Bozuklukları başlamadan önce bedensel ön şikayetler olabilmektedir. Yani sonra ortaya çıkacak ve zamanla psikiyatrik bozukluğa dönebilecek sıkıntıların başlangıç bulgusu olabilmektedir.

iyi geceler hangi kategoriyi seçeceğimi bilemedim benim erkek arkadaşım kendinin saf olduğuna inanıyor bence öyle bir şey yok yani yaşadıklarına dayanarak gerçekten kendinin saf algılama problemi olduğuna ve kendine hiç güveni yok yaşadıklarından en basit örneği olarak anlattı olay çalıştığı yerdekiler bunu büfeye yolladıklarında onların istediklerini unutup başka şeyler alıp geri dönmesi sonucu azar yemesi ve çevreside böyle düşünüyomuş yani adem benim arkadaşım bence ailesi özellikle abisi tarafından çok basit görüp dediklerini önemsemiyor hem onu daha küçük görüyor sizce benim arkadaşımın psikolojik yöndenmi desteğe ihtiyacı var yoksa hastalık için tedaviyemi ben arkadaşıma nasıl onu ikna edeceğimi bilmiyorum açıkcası

esray_97 Tarafından Soruldu | 2015.07.09

Merhaba, Kişilerin algısı ,dikkati ve zihinsel yetileri farklıdır. Algılama, dikkat ve konsantrasyon zeka, özgüven ve sıkıntıların etkisi altında değişiklikler gösterir. Örneğin öğrenme konusunda zorlukları olan bireylerde , algı da zayıftır. Yada zekası iyi olsa bile özgüveni düşük bireyin aklında karışıklıklar olabilir. Aynı durum depresyonda yada psikiyatrik rahatsızlıklarda da görülebilmektedir. Bazen de bazı kişilik özelliklerinde, doğru algılamalarına rağmen istemediklerini yapmazlar ya da farklı yapabilirler. Çevre desteği ve özgüveni arttırıcı yaklaşımlar, psikiyatrik tanının bu durumu açıklamadığı durumlarda , öncelikle etkin olmaktadır.

Merhaba hocam birşey danışacam okuyorum okuyorum anlamıyorum o an anlıyorum sonra gidiyor okuduğumu kalemle de altını çiziyorum anlayarak okuyayım diye ama aklımda kalmıyor akılsızmıyım smile ifade simgesi okuma hevesimvde var hedefte var. Ama nedenini bilmiyorum. Birde baya çekingenlik var Kekemelik var bu konuda ilaç veya bir tedavisi var mı diyarbakır dan yazıyorum. hocam burdaki devlet hastanelerindeki psikiyatri hocalarımıza gittiğimiz bize ne öneriyorsunuz.

berken21 Tarafından Soruldu | 2015.07.09

Merhaba, Algı, dikkat ve hafıza gibi zihinsel yetiler kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Hafızanın iyi olabilmesi için dikkat ve konsantrasyonun olması gerekir. Yani dikkati ve konsantrasyonu iyi olan birinde hafıza da iyi olabilir. Dikkat bozukluklarına bağlı olarak hafıza da bozulur. Dikkat ve konsantrasyon Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu gibi psikiyatrik rahatsızlıklardan dolayı bozulabildiği gibi , bunun yanı sıra bir sürü ruhsal sıkıntı ve özgüven problemleri tarafından da bozulabilmektedir. Her ruhsal durumda olduğu gibi sorunun kökeninin iyi tanısı ve sonrasında da doğru yaklaşım problemi kısmen yada tamamen çözmektedir.

merhaba doktorum bugün remeron verdi ancak prospektüste ve internette çok iştah açtığı kilo yaptığı yazıyor sadece iştah açtığı için mi kilo yapıyor yoksa yememe dikkat etsem bile kilo artışı yağlanma yapan bir ilaç mı iştahımı kontrol edebilirim zaten diyet yapıyorum teşekkürler

demet emre Tarafından Soruldu | 2015.07.09

Merhaba, Psikiyatri ilaçlarının çoğu iştahı arttırarak ve vücudun kalori yakmasını yavaşlatarak kilo artışına neden olmaktadır. Genellemek gerekirse, her sakinleştiren ve uyku verici etkisi olan psikiyatrik ilaç, kilo artışına neden olur. Kilo artışı bazı ilaçlarda 10 kiloya kadar ulaşabilir. Bazı ilaçlarda ise kilo alma 2-3 kilo ile sınırlı kalabilir. Bazı psikiyatri ilaçlarında hiç kilo artışı olmaz. Bazı ilaçlarda ise kilo artışı yavaş yavaş olur , kişi fark etmeden yüksek kilolara ulaşabilir. Mirtazapin etkin maddesini barındıran ilaçlar ( Remeron, Zestat,Molrem,Mirtaron,Minelza,Velorin,Redepra ) anti-histaminik etkilerinden dolayı iştahı aşırı açarak , kilo artışına neden olmaktadırlar.

Merhaba. Ben 14 yaşına gireceğim. Ergenlikten mi bilmiyorum ama çok fazla sorun yaşıyorum. Ufacık bir şeye sinirleniyorun. Bu ergenlikten dolayı olabilir fakat bu kadarı çok fazla bence. Ufacık birşeyde elime gelen herşeyı yıkıp geçiyorum ağzımdan karşımdaki ni kıracak çok kötü sözler çıkabiliyor . O an kendimden geçiyorum ne dediğimi ne yaptığımı blmiyorum zaman geçtiğinde düşündüğümde anlyorum ne yaptığımı. Ve bu da çevremde kötü biri olarak tanınma veya insanaltra kötü dvranıp kalplerini kırmama neden oluyor. Ama emn olun ki anlattığımdan daha kötü ve sinirliyim. Kız olmama rağmen bir erkekten daha sinirli oluyorum . Ailem de dururuma çok üzülüyor. Mesela erkek ikizim var. Onla ufak bir tartışma yaşadığımda onu öldürmek istiyorum öldürmediğim içinde kendimi sıkıyorum sinirden kızarıp ellerimii skıp utanıyorum ama ölmesini diliyorum sonra dşndüğümde kendimden nefret ediyorum bu aralar kalabalk ortamlara veya dışarı çıkmaktan rahatsız oluyorum bazenn yağmur sus o zaman kmseryle kavga etmez ve kmseye sinirlneip klbni kırmazsın diyorum ama nafile :/// Ayıp ama anneme babama bile karşı çok kötyüm onları çok üzüyorum annem bana ben seninle hiç konuşamıyorum çünkü senle konuşulmuyor sen sadece kavga edip sinirlenirsin gibi cümleler kuruyor. Birde bu aralar omzumda ağrılar oluyor bunla alakası varmı bilmiyorum ama ? :( Ben ne yapmalıyım acaba ?

yağmur aydın Tarafından Soruldu | 2015.07.11

Merhaba, İnsanın duygu durumu, sinirliliği, neşeliliği hep ruhsal durumumuzla ilgilidir. Ruhsal durumumuzu da beyin biyokimyamız belirler. Onun için bazıları çok sakin, bazıları çok neşeli ve bazıları da çok sinirli olabilmektedir. Beynin kimyası zamanla değişir ya da gerekli olduğu noktada beyin üzerine etkili ilaçların etkisiyle düzene girebilmektedir. Basit olarak yazdığım tüm bunlar, çalışmaları tam olarak tamamlanmış konular değildir. Özellikle ergenlik çağındaki sıkıntılar, gelişen kişilik yapısının bir ön belirtisi olduğu gibi , duygusal dalgalanmalar olarak bir duygu - durum rahatsızlığının ön bulgusu da olabilmektedir. Tanının çok net olmadığı durumlarda , iyi bir psikiyatristle sadece terapi içeriğinde görüşmek , hem sorunların ilaç olmadan düzene girmesini hem de tıbbi tanının netleşmesini sağlayabilmektedir.

Merhaba.Eşim evlendiğimiz günden beri yalan söylüyor,hayatında gerek sanal ortamda gerek gerçek hayatta her dönemde farklı farklı bayanlarla görüşmekte ve beni aldatmaktadır.Evliliğimin ilk yıllarında çok güven duyduğum için böyle bir şeyi yakıştıramadım,ancak daha sonra telefon kayıtları ve bazı görüşmelere şahit olmam ve çoğunlukla uzun süren iş seyahatleri bu düşüncemi doğruladı.Bir kaç tanesini bildiğimi söyledim,önce inkar etti,sonra kabul etti. Eşimin ilişkisi olduğu dönemlerde mutlaka evde kavga çıkartıyor ve kendi yaptığı hatayı ben yapmışım gibi davranıyor,her şeyimden şüphe duyuyor.İki tane kızımız var.Eşime yardımcı olmak ve evliliğimi kurtarmak istiyorum.Bunun bir hastalık olduğunu düşünüyorum eşimi tedaviye nasıl ikna edebilirim?

pelinsu_ Tarafından Soruldu | 2015.07.14

Merhaba, Kendi çıkarları için yalana başvurma aslında hastalık değildir. Yani bu bilinçli ve sistematik olarak kendi çıkarları doğrultusunda durumunu gizlemeye , örtbas etmeye çalışmaktır. Birçok insan, sevdiği ve kopamadığı yakınında bu durumu kabullenmek istemediği için, bunun bir hastalık olduğu düşüncesi ile sonunda bir tedavi umudunun olabileceği ile kendini ayakta tutmaya çalışır. Kişilik problemleri genelde bu tarz uzun süreli yalanların altta yatan nedenlerinden biridir. Kişiler bu durumunun kendi ve etrafına zarar verdiği iç bakışını geliştirmediği sürece problem düzelmez. Çevrenin baskısı ile kendilerini geçici süre kontrol edip sonra yeniden bu davranışlarını sürdürenler ve bu durumun doğal olduğunu düşünenler , ancak yaşla ve durumlarının bu aldatma davranışını sürdürmek için yetersiz kaldığında durmaktadırlar.

Hocam üniversite giriş sınavlarına girecegim sene 4-5 ay kadar cymbalta 60mg kullandım. sonra bir anda bıraktım bilmiyordum. şimdi üstünde 2-3 yıl geçti yeniden ihtiyac duydugumu fark ettim ve yaklasık 1 yıldır cipralex 10 mg kullanıyorum. Ama 10 kilo ya yakın bir kilo aldım. Ve her geçen gün de alıyorum. Bunun önüne geçmek için baska bir antidepresana geçiş mi yapmalıyım sizce. Bildiginiz obezliğe dogru gidiyorum çünkü. Gerekirse de ilacı bırakacağım. Bırakırsam nasıl bırakmalıyım nasıl bir süreç gerekli neler yapmalıyım ?

volkanyalc Tarafından Soruldu | 2015.07.21

Merhaba, Psikiyatri ilaçlarının çoğu iştahı arttırarak ve vücudun kalori yakmasını yavaşlatarak kilo artışına neden olmaktadır. Genellemek gerekirse, her sakinleştiren ve uyku verici etkisi olan psikiyatrik ilaç kilo artışına neden olur. Kilo artışı bazı ilaçlarda 10 kiloya kadar ulaşabilir. Bazı ilaçlarda ise kilo alma 2-3 kilo ile sınırlı kalabilir. Bazı psikiyatri ilaçlarında hiç kilo artışı olmaz. Bazı ilaçlarda ise kilo artışı yavaş yavaş olur , kişi fark etmeden yüksek kilolara ulaşabilir. Erkeklerde psikiyatrik ilaçlarla kilo alımı kadınlara göre daha az olmaktadır. Kilo artışı zamanla Metabolik Sendrom dediğimiz genel sağlığı bozacak bir hastalığa doğru ilerleyebileceğinden , psikiyatrist doktorun , ilaç kullanan hastasının kilo artışını da kontrol altında tutmaya çalışması gerekir. Bu yöntemlerden birisi de , psikiyatrik ilaç kullanan bireyin ilaçlarını (uygunsa) kilo artış etkisi daha az olan yada olmayan ilaçlarla zaman içinde değiştirmesidir.

Merhaba Hocam,ben çok hayal perest olmaya başladım filim dizi izlemeyi çok seviyorum ama sonra yalnız kalınca o filim geliyo aklıma hemen canlandırma hissi doguyor içime sadece ruhsal deyil jest ve mimiklerimlede o flimin içine giriyorum ve bunu sürekli yapıyorum ve kendi içimde bambaşka senaryolar oluşturuyorum bu normal mi? yoksa bende mi anormallikvar????

benmi Tarafından Soruldu | 2015.07.27

Merhaba, İmaginasyon ve hayal dünyasının zenginliği kişinin yaşamını bozmadığı sürece patolojik (anormal) bir durum değildir. Zaten fantastik roman yada filmlerin senaryolarını yazan kişiler, bu özelliklerini kullanarak bu romanları yazmaktadırlar. Yoksa imaginasyon ve hayal dünyası olmayan kişilerin yaratıcı işler yapması beklenemez. Özellikle çocukluktan başlayıp 20 li yaşlara kadar ilerleyebilen ergenlik döneminde , hayal kurma ve imajinasyon, bir anlamda günlük yaşamın gerçek sıkıntı ve tıkanmışlıklarından kaçıp rahatlama amacıyla da kullanılabilmektedir. Patolojik olan hayal kurma tamamen kendini okul ve günlük yaşamdan kopartıp gerçek değerlendirmesini bozacak derecede hayallere kapılmaktır.

Merhaba.20 yaşında genç bir kızım ve 29 yaşında bir sevgilim var kendisi Diyarbakır'li . Ciddi düşünüyoruz.Aileme bunu söyledim ve bana karşı çıktılar doğulu oldukları için aile yapılarımız uymuyomus ve ailem doğuluları sevmez ama sevgilimin ailesi,ailemin söylediği kadar kötü değil. Şimdi ayrıldık diye biliyo ailem ama biz hala görüşüyoruz onu çok seviyorum bir yandan ayrılmak istiyorum annemi babamı ezmemek için ama o beni bırakmayacak biliyorum ve tanıdığım herkes onunla olmaz diye karşı çıkıyorlar sana yakışmıyor yarın eve kapatır gibi muhabbetler nasihatlar veriyorlar bunlardan bıktım. Abim de bir yandan baskı yapıyor hayatta olmaz olamaz öyle bi şey biz doğululara kız vermeyiz senin beynine girmiş neyini seviyosun onun daha bir sürü şeyler ne yapacağımı bilmiyorum bir yandan ailem bir yandan sevdiğim adam bana yardımcı olur musunuz sizce ne yapmalıyım ??

Ayça1212 Tarafından Soruldu | 2015.07.29

Merhaba, Evlilikte sadece iki kişi yoktur. Bir çift evlendiği zaman aileler de evlenmektedir. Ailelerin çatışmaları bir çok evliliği yıpratmakta hatta sona ermesine neden olmaktadır. Ailelerin uyumsuzluğunun ilişkiyi yıpratmaması için, eşlerin ve özellikle erkeğin ilişkiye zarar veriyorsa kendi ailesini evliliğin dışında tutması gerekir. Ancak genç ve aileye bağlı olarak yetişmiş bireylerin , istese bile bunu gerçekleştirmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ülkemizdeki farklı kültürlerin çatışma yaratan unsurlarının olmaması için iki bireyden birinin diğerine daha yakın bir zihniyet içinde olması gerekir. Ancak bu durumda şeklen ve söylenen sözlerden anlaşılamaz . Çünkü bireyler birbirine bağlanınca her şeyin üstesinden gelebilecekleri duygusunu yaşarlar. Aşk kumar oynatır , tecrübe ise kazandırır.

Merhaba Hocam,ben 21 yaşındayım,14 yaşımda bir korku filmi izledikten aşırı bir korku bende baş gösterdi,ve içimden sürekli Allah'a küfür etmeler ve daha bir çoğu.Ardından takıntılarım arttı ve temizlik takıntıları,dokunma takıntıları ile devam etti ve beni takıntılar çok büyük bir üzüntüye soktu ve ağır bir depresyon geçirdim,hiç bir ilaç ve terapi almadan,bu yaşadıklarımı ne aileme ne de başkalarına anlattım,4 kişilik bir aileyiz ve ailemde çok şükür herhangi bir psikiyatrik sorunu olan yoktur.Abim hukuk fakültesinde okuyor ve ben aileme çok bağlı biriyim ve ailemi çok seviyorum o yüzden onlara bunu 17 yaşıma kadar bu hastalığı anlatmadım,hem üzülmesinler diye ama bu takıntılara birde zarar verme takıntısı eklenince artık dayanamadım ve aileme durumumu anlattım ve psikiyatriske gitmeye karar verdim.psikiyatrisk durumumu anlattım ve bu arada bir şey okurken kafam başka yerlere dalmaya başladı,kontrol edemediğim kafam hayaller kuruyordum,senaryolar yazıyordum artık bu hayaller de ciddi sıkıntı vermeye başladı ve birde zarar verme takıntılarım ortaya çıktı çok utanarak yazıyorum ama kolunu kes ve bununla ilgili hayaller ardından bir göznü yarala ve bununla ilgili hayaller,daha niceleri bunlar bir insana ne kadar ciddi sıkıntı verebilir benim hayatım mahvoldu bunlar yüzünden,şimdi bu kadar hayal kuruyorum diye acaba paranoyak mıyım,şizofreniye mi gidiyrum,diye internette araştırıp duruyorum,şimdi de içimdeki iç sesimi susturamıyorum ben ne yapsam hep tersini söyle,bağır cağır,yani içimde kaba,çirkin bir ses var ve daha bir sürü şeyler söylüyor o iç sesimi de susturamıyorum derken şimdi de acaba psikoz mu var bende diye düşünmeye başladım,gerçekten çok kötü durumdayım,üniverdite sınavlarıma girdim ve geçen gün yerlleştirme sonuçları açıklanmasıyla beraber inşaat mühendisliğine yerleştim.üniversite hayatına başlayacağım benim o eski güzel günlerime dönmek istiyorum o günler aklıma geldikçe üzülüyorum ağlıyorum,bu yazdıklarımdan ne kadar çaresiz biri olduğumu görmüşsünüzdür.Ama iyi bir ilaç tedavisi ve terapi ile eski güzel günlerime döneceğimi düşünüyorum.Gerekirse hayatım boyunca ilaç kullanırım ama bu ciddi sıkıntıları çekmek istemiyorum.Ne olur doktor bey,benim neyim var her şeyi açık açık yazın,hastalığımla ilgili her şeyi bilmek istiyorum.Saygılarımla

Ataberk1 Tarafından Soruldu | 2015.07.30

Merhaba, Takıntı ve Zorlantı Bozukluğu yada Obsesif Kompulsif Bozukluk; günlük yaşamını doğal olarak devam ettirmekte olan bir insanın birden aklına gelen, takıntılı, tekrarlayıcı ve rahatsız eden düşüncelerin oluşmasıdır. Düşünceler bireye saçma da gelse onu aklından atamaz. Örneğin; aniden acaba bana bir hastalık mı bulaştı düşüncesi, kendisi ve etrafı tarafından aslında olmayacağı bilinse bile bir takıntı haline gelebilir. Artık aklı sürekli bununla meşguldür. Bu düşünce bireye korku ve sıkıntı verir. Bireyin sürekli hastalıktan kaçınma tedbirleri almasına veya sonu gelmeyen tetkikler yaptırmasına yol açabilir. Obsesif Kompulsif Bozukluk'ta iyi bir tedavi önce iyi bir psikiyatrik değerlendirme ve takip sonrasında oluşabilir. Takıntıların ve onu takip eden davranışların nedenlerinin düşünülmesi ve kişiye özel bir tedavi planının geliştirilmesi ana noktadır. Ben davranışçı analitik bir terapi ile takıntısı olana özgün ilaç tedavisinin aylar süren süreç içinde iyi sonuçlar verdiğini görüyorum. Burada iyi bir psikiyatristin çabası ile hastanın sabrı , iyi bir tedavi işbirliği içinde iyi sonuçlar vermektedir. Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisi zahmetli bir rahatsızlıktır ve konuya hakim iyi bir psikiyatristin yardımını gerektirir.

Merhaba hocam stresli (herşeyi kafama takıntı yapıyorum) olduğum için doktor bana paxera 10 mg verdi yarım için diye bende birkaç gün içtim ruh gibi oldum bıraktım aradan iki ay geçti benim stresim başladı (Üniversite sınavına tekrar hazırlanıcam ve gelecek kaygısı endişe) ilaca üç gündür içmeye tekrar başladım sizce ne yapayım ilacı içmeye devam edeyim mi,yan etkileri (uyku hali sersemlik baş ağrısı) ne zaman geçer.ilacın etkisini ne zaman görmeye başlarım 18 yaşında erkeğim.

Gecesesi Tarafından Soruldu | 2015.08.03

Merhaba, Bazı antidepresanlar ve anksiyolitikler (depresyon ve kaygı ilaçları) diğerlerine göre daha fazla halsizlik ve uyku yapar özelliktedir. Bu durum da dikkat ve konsantrasyonu olumsuz etkileyebilir. Ancak ilaçların en yoğun yan etkileri ilk bir hafta içinde görülür ve etkileri de iki hafta içinde başlar. Başlar demek tam etkilerine iki haftada ulaşır demek değildir. Ancak iyi bir tedavi için, tanının iyi konulup o tanıya ve kişiye uygun iyi ilacın yada ilaçların dozunun doğru ayarlanması gerekir. Dayanılması mümkün olmayan yan etkilerle yaşamak yerine psikiyatrist doktor ile beraber yeni bir tedavi seçeneğinin düşünülmesi faydalı bir yaklaşımdır.

Sayın Doktorum Babam 85 yaşında birkaç kez depresyon geçirdi.En son krizden sonra doktoru redepra ve lustral verdi 1,5 yıldır iyiydi.Ancak 3 ay önce ayak bileği kırıldı.Bu kırıkla beraber diğer ayağı üzerindede duramaz oldu halsizli güçsüzlük titreklik uyky bozukluğu başladı. Sürekli bir yerinde duramama durumu oluştu .Özellikle geceleri oluşan bu durum karşısında ayak kırığınında etkisi ile hareket yeteneğini büyük ölçüde kaybettiğinden sabahlara kadar başında bekleyip isteğine göre sağa sola çevirip yatırıp kaldırıyoruz. Hem onun hemde bizim yaşam kalitemiz düştü.Bu süre içinde xanax ripetril ve redepra gibi ilaçlar kullandık sonuç vermedi.Gün içinde parça parça uyuduğunda geceleri çoğunlukla uykusu yok.Uyku bozukluğu geceleri tavan yapıyor Doktoru ile görüştüğümüzde bu duruma bu ilaçlar dışında yapabileceğim bir şey yok diyor.Benim öğrenmek istediğim; 1.Gerçekten bu hastalığın(yerinde duramama sorununun) çözümü yok mu? 2.Bu hastalığın yeniden ortaya çıkışı ve bu kadar uzun sürmesinin başlangıcı ayak kırığı.Ayak kırığı ameliyatı yapıldı yaklaşık 2,5 ay oldu 1 hafta sonra ayağının üzerine basmaya başlayacak.Acaba ayağının üzerine basmaya başlayınca(Ayakta durup dengeyi sağlayabilecek mi diye de ciddi endişelerimiz var.Halbuki ayağı kırılmadan önce yürüyebiliyor kendi hizmetini görebiliyordu.Ancak kırıktan sonra bir güçsüzlük ve halsizlik titreklik oldu)bu travma geçer eski durumuna döner mi? Sevgili hocam yardım ve yönlendirmelerinizi bekler saygılar sunarım.(Vereceğiniz bilgiler bizim için ciddi bir yönlendirme unsuru olacaktır)

algun Tarafından Soruldu | 2015.08.05

Merhaba, Depresyon yaşanan olumsuz olaylardan ve kalıtsal özelliklerden kaynaklandığı gibi bedensel rahatsızlıklar da depresyona neden olabilir. Özellikle yaşlılarda fiziksel rahatsızlık sayısındaki fazlalık , kullanılan ilaçların yan etkileri, yaşlılıktan kaynaklanan kısıtlılıkların getirdiği sorunlar da depresyonun artışına neden olur. İleri yaşlı bireylerde artık tam sağlıklı bir duruma dönüş olamayacağından her fiziksel rahatsızlık dönemi sonrası hem fiziksel hem de psikiyatrik sorunlarda artış olacaktır. Bu rahatsızlıkların etkisiyle , yaşlı bireylerde korku ve güvensizlikler de eklenerek durumu daha karmaşık hale getirir. Yaşlıda psikiyatrik sorunların tedavisinde diğer branş hekimleriyle danışma içinde bir tedavi yürütülmelidir. Tedavide yan etki etki kadar ağırlıklı düşünülmelidir. Psikiyatristlerin tıp doktorları olmasının önemi de buradadır. Yani insan bedeninin tüm rahatsızlıkları bilinerek iyi bir psikiyatrik tedavi yapılabilir.

merhaba benim bende şizoaffektif bozukluk var.8 yıldır bir ilişki yaşıyorum.son 2,5 sene içerisinde erkek arkadaşımın narsist sapkın olduğunu anladım.fakat bazı nedenlerden dolayı bu ilişkiyi bitiremiyorum.beni aldatıyor olduğu gerekçesiyle defalarca da ayrılmama rağmen hep peşimden geldi ağladı,yalvardı,benim onda bağımlılık yaptığımı ileri sürdü.yalanlarını yakalıyorum o anda çıldırma noktasına geliyor.bu arada o evli!şu ana kadar çevremdeki herkesi sorunun benden kaynaklandığına inandırıyordu ancak arkadaşlarım ve ailem artık bana inanmaya ve hak vermeye başladı.bu birliktelikte nasıl bir yol izlemem gerekiyor.ayrılık dışında şu anda ayrılamam lütfen yardımcı olurmusunuz.çok zor durumdayım.aklımı tamamen kaybetmekten korkuyorum.şu anda üniversiteyi de kazandığım bir dönemde hastanelik olmak istemiyorum.

natali Tarafından Soruldu | 2015.08.07

Merhaba, ilişkilerde güvensizlik ve karşı tarafın bencilliği , ilişkiyi her zaman çıkmaza doğru götürmektedir. Bu tarz ilişkiler sürse bile zamanla duygusal olarak yıpranıp , sorunlu ilişkilere dönmektedir. Sevmek sadece seviyorum demek değil sevdiği insana karşı bir sorumluluk duygusu içinde olmaktır. Sorumluluk almadan sevmek sadece kendini sevmektir. Sorumluluk da sözde değil yaşanan gerçekteki sorumluluktur. Sıkıntılı ama bir anlamda da bağımlı olunan ilişkileri düzene koymada ana nokta kişinin kendisini tanıması ve kendini geliştirmesidir. Birey kendini geliştirmeye ve daha olgunlaşmaya başlayınca ilişkisini de farklı bakış açılarından görebilir. Bu da sıkıntılı ve yürümeyen ilişkisini karara bağlayıp daha iyi ilişkiler geliştirmesine neden olur.

İlginiz için çok sağolun. Ben askeri mülakatlara hazırlanıyorum. Psikiyatri bölümünde çok elenen oluyor. Son zamanlarda nevrotik kişilik bozukluğu diye tanı konup çok kişi elendi. Bu sanırım konuşurken el ayak titremesi oluyor. Sözlü mülakattada psikolojik durum çok etkili oluyor. Hocam psikiyatriyle yüz yüze görüşülüyor. Burada dik durmak ve konuşurken gözlerinden kaçırmamak önemli bildiğim kadarıyla. Bu bölümden sorunsuz atlatmak için ne yapmam gerektiği hakkında bilgi almak istiyordum. Şuan yazmasanız bile müsait olduğunuzda da olsa benim çok için çok anlamlı ve değerli. Yıllardır bu mesleği istiyorum herhangi bir sorun yaşamamak adına bana öneriniz ne olur. Çok sağolun kolay gelsin

tolgatahir Tarafından Soruldu | 2015.08.11

Merhaba, Bazı mesleklerin stres seviyesi yüksek olduğu için, stres altında kaygı geliştirecek yapıdaki kişilerin bu mesleklerde çalışmaları sakıncalı olabilir. Çünkü aşırı kaygı , karar verme mekanizmasını etkileyip bireylerin çok da doğru olmayan kararlar almasına neden olabilir. Her sınav mutlaka kazanmak isteniyorsa kaygı verici bir durumdur. Aşırı kazanma isteği kaybetme korkusunu da getireceği için , sınavda kaygı artışına neden olur. Yani sınavda kaygıyı belli bir düzeyde tutmak için kazanmanın yanında kaybetme olasılığına da alışmak gerekir. Bir ilaç kullanarak bu tarz sınavlarda kaygı azaltmak doğru bir yaklaşım olmaz, çünkü ilerde meslek içinde yaşanan sıkıntılı dönemlerde kendisi ve başkaları için doğru kararlar veremeyebilir. Ancak gevşeme teknikleri gibi doğal yöntemlerle sınavdaki stresi azaltma , ileriki dönemlerde de stresle doğal olarak baş edileceğini göstereceği için kullanılabilir. Çünkü kişinin sınavdaki stresi yüzünden aslında ileriki dönemde sorun olmayacak kaygı düzeyi için istediği mesleği yapamaması da bir şanssızlık olur. Kaygı her insanın doğal olarak belli düzeyde yaşayacağı bir durumdur . Burada önemli olan bir anlamda yapısal olarak yüksek kaygı düzeyine sahip olan kişilerin bazı meslekler için uygun olmadığıdır.

Merhaba hocam benim rahatsizligim bir gece yogun korku adrenalin kalp sıkışmasi ölücem sanmayla basladi ve ara ara devam etmekte ve bu beni cok yoruyor yipratiyor korkutuyor hastaneye gidiyorum diyorum psikiyatriste ama hastaneler full randevulari dolu hic bir tedavide alamiyorum ailemde beni anlamiyor daha 18 yasima yeni girdim yardim edin nolur napmaliyim.

furkan Tarafından Soruldu | 2015.08.14

Merhaba, Panik ataklar gittikçe artmaya ve kişinin yaşamını bozmaya başladığı zaman , “ Panik Bozukluk” denilen psikiyatrik rahatsızlık oluşur. Bir defa panik atağın yaşamda herkesin başına gelebileceği söylenir. Yani bir defa yaşanan panik atak, tedavisi gereken bir durum değildir. Ancak tekrarlar ve yaşamı etkilemeye ve bozmaya başlarsa tedavisi gerekir.Panik Atak yada Bozuklukta kendi kendine yardım da şu yolu izleyebilirsiniz; 1- Panikler vücudun tehlike anında harekete geçen otonom sinir sisteminin gereksiz yere aşırı çalışması durumunda ortaya çıkar, başlar ve bir şey yapılmasa da kendi kendine geçer 2- Panik ataklar öldürücü değildir, ancak çok korkutucudur 3- Paniklerinizin aslında fiziksel bir rahatsızlıktan kaynaklanmadığını bilmek ve atağı tedavisiz geçirmek bir sonraki panik atağın şiddetinin azalmasını sağlar 4- Panik Atak sırasında şunları yapabilirsiniz; öncelikle bedensel şikayetlerinize yoğunlaşmayın, korkutucu düşüncelerinizden uzaklaşın. Dikkatinizi etrafınızdaki başka kişi ve olaylara yoğunlaştırın. Örneğin kahverengi ayakkabısı olanları sayın. Kaygı verici , faciaya götüren düşüncelerinizi sorgulayın . Örneğin” defalarca bunu geçirdim , bir şey olmadı , hastane muayenelerinde de bir şey bulamadılar, demek ki bu bir panik ve panikte geçici bir durum “ deyip kendinizi ikna etmeye zorlayın. Panik geldiğinde gevşemeye çalışın, kendinizi rahatlatan eylemler yapın(yüzünüzü yıkayın, temiz havaya çıkın, ferahlatıcı bir sıvı için). Nefesiniz kontrol edin. Sıkıntı etkisinde sık sık nefes alıp vermek de panik bulgularını arttırır. Derin nefes alın yavaşça verin. Sonra normal birkaç nefes alıp, yeniden derin nefes alın yavaşça verin. Bu sıra ile nefesi kontrol altına almaya çalışın. Bir kez panik atağı kendi kendinize yenerseniz artık kontrol panikten size geçmiştir ve yavaş yavaş yaşamınızdan çıkmaya başlar. Panik ataklar tekrarlasa bile kendi kendinize yenme yöntemini bir kere sağlarsanız daha sonra gelen diğer atakları da aynı şekilde kontrol altında tutabilir ve sonunda iyileşmesini sağlayabilirsiniz.

Hocam merhaba bundan 8 ay önce kafamda elektirklenme ve segirmeler ile zarar verme düşüncelerine yakalandım bu beni cok yordu. Ardından 2 ay önce bilgisayar başında otururken olumsuz bi durumla karşılaştım içime böyle çok kötü birşey olucakmış hissi geldi ardından zihnim bir anda boşaldı gibi oldu ama ne oluyor die kendi kendime düşünüyorum, pc başında bi olaya odaklanamıyorum. ardından uykum geldi halsizlik çöktü filan yarım saat sürdü şuan başımda segirme elektirklenme filan yok obsesyonumda azaldı ama içimde sürekli kötü birşey olucakmış hissi, bilincimi kaybedicekmişim , sebebsiz yere gelen yogun sıkıntılar oluyor ne yapmam gerekiyor..

ERN Tarafından Soruldu | 2015.08.14

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlık tanısı uzman bir doktorun sağlıklı olarak yapabileceği bir durumdur. Çünkü psikiyatrik rahatsızlıklar çok daha karmaşıktır ve sadece görünen şikayetin değil de , esas onu oluşturan ana rahatsızlığın bilinmesini de gerektirir. Benim görüşüm , tanıda bugün kullanılan DSM ve ICD gibi tanı kriterlerinin sadece çerçeve olarak kullanılıp, resmi oluşturan esas tanının üzerinde düşünülmesi ve yüzyıllardır bu konuda çalışan psikiyatristlerin deneyim ve çalışmaları göz önüne alınarak, tanının yapılmasıdır. Ancak tanı ve teşhis iyi yapıldığı zaman tedavi sonuçları iyi olabilir. Yetersiz teşhisler yetersiz tedavi sonuçlarına yol açmaktadır. www.armagansamanci.com.tr deki Bilgisayar Programı olan PAT , kişilerin psikiyatrik rahatsızlıklarının ön-tanısını vermekte ve rahatsızlıklarının ne olduğunu açıklamaktadır.

Sayin hocam 28yasinda oglum var 7-8 senedir alkol ve bazi ozel seyler cok sorunlar yasadik son gunlerde garip tavirlar ve evin bazi duvarlarina yaptigi sekiller beni ciddi anlamda korkutmaya basladi hic bir sekilde destek almayida kabul etmiyor ne yapabilirim bu davranislar neyin belirtisidir lutfen bana yardim edin saygilar.

nihalbuye Tarafından Soruldu | 2015.08.14

Merhaba, Bir kişide psikiyatrik rahatsızlık başladığında o kişi bu sıkıntılarından rahatsız olmaya ve sıkıntılarını dile getirmeye başlar ve bu durum da etrafı ve yakınları tarafından anlaşılabilir. Halbuki bir akıl hastalığında gariplik ve mantıksızlık söz konusudur. Akıl hastalığı olan birey bu hastalığının etkisi ile garip ve başkaları tarafından saçma bulunabilecek düşünce ve ruh hali içine kapanır ve yaşadıklarının anormalliğini de pek fark edemez. Bundan dolayı bu bireyleri tedaviye götürmek de zor olmaktadır. Bazen rahatsızlık sıkıntılarını yenmek için özellikle erkekler alkolü yanlış şekilde kullanmaktadır. Sinir hücresine direkt olarak zarar verici (nörotoksik) olan alkol aslında yüksek miktarlarda kullanıldığı zaman akıl hastalığı da yapabilen bir maddedir.

Ben21 yasindayim ve huylarim da kiskanclik kizginlik kirginlik gibi degisiklikler oldu son 1 aydir ve bi de nefes alip vermede zorlaniyorum acaba hangi hastaligin belirtileri olabilir ?

gunes Tarafından Soruldu | 2015.08.14

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklar bireyin her zamanki tutum ve davranışında değişiklikler yapar. Rahatsızlık çok uzun süre devam ederse , sanki huy yada karakteri değişmiş olarak görülür. Örneğin majör depresyonu olan birisi daha alıngan ve hassas olur ve tahammülü azaldığı için de , geçmişte sakin iken çok daha sinirli ve tartışmacı olabilir. Ayrıca psikiyatrik hastaların çoğunda , bir yada iki rahatsızlık beraber görülür (komorbidite) . Depresyonu olanlarda ilaveten , kaygı (anksiyete) şikayet yada rahatsızlıkları sık olarak oluşur.

Merhaba Hocam,14 yaşımda bir korku filmi izlediken sonra obsesif kompulsif bozukluğa yakalandım,şuan 20 yaşındayım ve takıntılarım çoğaldı hiçbir ilaç tedavisine başladım ve psikiyatr a gitmedim korktuğumdan dolayı,şimdi ise çok korkuyorum ve iç ses denilen bir durum ortaya çıktı,şizofreni teşhisi koyar diye doktora gidemiyorum ve en büyük korkumda şizofren hastalığına yakalanmak şuan çok üzgün durumdayım,iç sesim bana eğer bir kitabı bitirsem eğer o kitap güzel bir kitapsa hemen iç sesim neresi güzeldi be diye söylüyor.iç sesim bir kişinin yanından geçtiysen vur onu,öldür diye söylüyor,bunları yazarken çok korkuyorum çünkü şizofreni miyim diye ne olur doktor bey bana yardımcı olun

Ataberk1 Tarafından Soruldu | 2015.08.16

Merhaba, Psikiyatrik tanı sadece psikiyatrik tanı kriterlerine göre değil, hastanın ve bulgularının uzmanlık gerektiren bir yaklaşımla süreç içinde izlenmesi ile yapılır. Farklı psikiyatrik rahatsızlıkların birbirine benzer bulguları iyi bir psikiyatristin gözünde çok kolay ayrıştırılabilir. Bazı rahatsızlıklar ise birbirine yakın yada çok tipik olmayan (atipik) yapıda olduğundan tanı için tecrübe ve özel bilgi gerektirir. www.armagansamanci.com.tr deki uzman bilgisayar programı olan PAT, size sorduğu sorulara verdiğiniz yanıtları inceleyerek bir psikiyatrik ön tanı yapmakta ve ayrıca olası psikiyatrik rahatsızlıklarınızla ilgili açıklamalar da sunmaktadır.

Annemle erkek arkadaşım arasında sıkışmış durumdayım. Erkek arkadaşımı 2 yıldır tanıyorum, 1 yıldırda beraberiz. Kendisinden şu ana kadar basit tartışmalarımız dışında hiç bir kötülük görmedim. Seviyorum ve güveniyorum. Benden on yaş büyük ama çocuk ruhlu bi insan bende yaşıma göre olgun biriyim o yüzden yaş farkıyla ilgili bi problemimizde yok. Anne ve babasını kaybetmiş biri o yüzden banada çok bağlı. Yalnız olduğu için ablaları ve abileri evlenmesini istiyor, kendiside evlenmek istiyor. Yaş bakımından iş bakımından evlenmek için uygun. Benim ailemse onu hiç tanımıyor. Sadece bir erkek arkadaşım olduğunu biliyor. Tanıma çabasında da değiller. Annem sadece ayrılmamı istiyor,bi erkek arkadaş için yaşamın küçük olduğunu düşünüyor. 20 yaşındayım. Sürekli bana ayrılmam için baskı yapıyor bağırıp çağırıyor ama sürekli kendi konuşup bana hiç bir şey sormuyo iki medeni insan gibi ona karşılıklı konuşup niyetimi anlatamıyorum, yaş farkı nedeniyle ön yargılı olacağını bildiğim için erkek arkadaşımlada tanıştıramıyorum o kadar üzerime geliyo ki bazen annemden vazgeçip erkek arkadaşımla yola devam etmek istiyorum ancak vicdanım yinede anne olduğu için bunu yapmaya el vermiyo. Onunda rızası olsun oturup beni dinlesin destek çıksın istiyorum ama annem her konuda benim dediğim olacak düşüncesinde bi insan zaten babamlada bu yüzden hep tartışırlar. Erkek arkadaşımın çok iyi biri olduğunu düşünüyorum ablasını abisini yeğenlerini tanıyorum sırf annem bağırıp çağırıyo ilişkimi istemiyo diye vazgeçmek istemiyorum vazgeçersem erkek arkadaşımın hakkını yemiş olacağımı düşünüyorum ilişkim gayet iyi onca emeğimi zamanımı çöpe atmak istemiyorum evlilik düşüncesine soğuk bakmıyorum hayatımdaki insanın yaşı gelmiş git başkasıyla evlen diyemiyorum çünkü beni gerçekten sevdiğini biliyorum çok arada kalmış durumdayım lütfen bana bi yol gösterin anneme nasıl davranırım kimi seçerim ne yapmalıyım hiç bir fikrim yok tek istediğim annemin bu ilişkiyi kabullenmesi ve bana artık tavırlı davranıp sürekli bağırıp çağırmaması.

Özgelhn Tarafından Soruldu | 2015.08.17

Merhaba, Ülkemizdeki evliliklerde ailelerin etkisi oldukça fazla olmaktadır. Özellikle anneler, gerek kendi bakış açılarından gerekse geçmiş deneyimlerinin verdiği etki ile ister istemez çocuklarını yönlendirmektedirler. Annelerin yaşı artık duygusallığın değil de daha mantığın ön planda olduğu bir dönem olduğu için , daha çok kendilerinin yaptığı eksik ve hataları çocuklarında görmek istememektedirler. Bunun içine kendi kişisel tercihleri ve damat/gelin adayının kültürel farklılıkları vs. eklenince durum daha da karmaşık hale gelmektedir. Damat/gelin adayını kesinlikle reddeden anneler aslında bir anlamda çocuklarını o ilişkiye de itmekte ve doğru ve sağlıklı karar almalarının yolunu da kesmektedirler. Aslında olması gereken annelerin artısı ve eksisi ile karşı çıktıkları evliliği değerlendirmeleri ve çocukları ile paylaşmalarıdır. Hiç bir kişi mükemmel değildir ancak önemli olan duygusallığın yanı sıra iyi ve güvenli bir evliliği götürebilecek bir yapı ve sorumlulukta olup olmadığıdır. Her birey sevdiği insan için her şeyi yapacağını düşünür ancak insanlar yapabildiklerini yaparlar. Çok genç yaşta yapılan evlilikler ileri yaşta yapılan evlilikler kadar sıkıntılar taşır. Çünkü birey yaşamsal tecrübesizliği nedeniyle karşısındaki bireyi ve ilerideki kendi beklentilerini tam olarak göremeyecektir.

Merhabalar.bundan 1 dene once bi kopek bacagima dokundu diye kuduz olacagim dusuncesine kapildim.bu dusunceyi yeni yeni kafamdan cikarmaya calisiyordum ki su siralar ufak cocugum baska bi sehre gezmeye gitti.gittigi yerde kirsal kesim ve cocugumu kopek isirirda cocugum bu hastaliga yakalanip olurse diye dusunmeye basladim.surekli bunu dusunup agliyorum.yardimci olursaniz sevinirim

Forsta Tarafından Soruldu | 2015.08.19

Merhaba, Her ne kadar olaylar strese ve sonunda psikiyatrik rahatsızlıklara neden olsa bile, daha çok altta psikiyatrik bir rahatsızlık yaşama eğilimli bireylerde bu söz konusu olmaktadır. Evhamlar ve takıntılar bazen yan yana ve çok yakın bir şekilde görülebilmektedir. Evham temel anlamda kaygıdır ve süreğen (uzun süreli) olduğu zaman kişinin yaşamını etkiler ve bozar. Zaten bu noktada psikiyatrik rahatsızlık sınırını geçmiş olur. Kaygıya bağlı takıntılar ve sürekli kafa içinde dönüp duran düşünceler de olabilir. Obsessif Kompulsif Bozuklukta olan takıntılar ise kişi yanlış olduğunu bilse bile kendini takıntısına kapılmış bulur ve sürekli o takıntısını araştırır, tetkikler yaptırır. Psikiyatrik rahatsızlıklarda erken dönemde iyi bir psikiyatrist tarafından teşhis ve tedavi-terapi , durumun rahatsızlığa ilerlemesini önler veya tedavisini daha kolay sağlar.

merhaba hocam.2,5 aydır efexor 75 mg kullanıyorum.daha once paxera 10 mg ile prozac 20 mg kullandım.prozac ı gun asırı almaya basladktan 1 ay sonra iç sıkıntısı ;bunalım;ıntıhar hıssı yaptı bende.tekrar doktora gıttım.efexor kullanmaya basladım.su an bıraz daha ıyıyım ama korkularım gecmiyo bazen.kendımı mutsuz hıssedebiliyorum. doktorum efexoru 1 yıl kullanıcaz dedi.duzenli olarak alıyorum.acaba ömur boyu ılac mı kullanıcam ya da ılacları bırakırken kotu olusam kontrolumu kaybetip kendime zarar verirsem diye endiselenıyorum cok.rahatsızlıgım panık atakla basladı daha sonra ORTA DEPRESIF NÖBET TANISI DA KONULDU.benım dururmum hakkında siz ne dusunuyorsunuz acaba.TMS TMU TEDAVISI İLACSIZ KESİN COZUMMUDUR ACABA DEPRESYON PANIK ATAK ICIN.

BURSALI Tarafından Soruldu | 2015.08.19

Merhaba, Her klinik olarak tedavi edilmesi gereken depresyon (majör depresyon) aynı değildir. Depresyonların yaklaşık % 10 u tedavisi daha zor ve uzun süreli depresyonlardır. Bu tür depresyonların (dirençli ve kronik) tedavisi uzmanlık ve deneyim gerektirir. Tedavi edilemeyen bu grup hastanın aslında çoğu da uygun tedavi yada tedavi bileşenleri ile tedavi edilebilmektedir. Bu % 10 luk grubun içindeki az bir grupta depresyonun tedavisi ömür boyu da sürebilmektedir. Bunun değerlendirilmesi yıllar içinde iyi bir psikiyatristin iyi bir izlenimi ile kararlaştırılır. Psikiyatride mucize tedavi yok iyi bir tedavi vardır. Şu ana kadar hiç bir psikiyatrik tedavi bir psikiyatrik rahatsızlığı kökten ve kesin olarak çözer diye bir geniş çalışma yoktur. Ancak özellikle rahatsızlığın başlangıç dönemlerinde özellikle akıl hastalığı olmayan bir çok psikiyatrik rahatsızlık iyi bir tedavi ile iyileşmektedir. Psikiyatride her türlü tedavi doğru ve yerinde kullanıldığı zaman faydalıdır. Ancak bazı tedavilerin kesin çözüm diye önerilmesi doğru değildir. Zaten bu tür kesin çözüm diye pazarlanan tedavilerde, doktor imza ve kaşesi ile kesin çözüm olacağının yazılı olarak istenmesi durumunda , hastalar bu tür bir yazının kendilerine verilmeyeceğini de göreceklerdir. TMU ve TMS gibi tedavilerin genel olarak tüm rahatsızlıklarda ilaç tedavilerine üstün olduğunu gösterir hiçbir metanaliz dediğimiz geniş çaplı çalışma yoktur.

Merhaba hocam yaklaşık 2 senedir ilk başlarda uyuyacan ken gece gözlerimi kapatınca bulunduğum odayı görüyordum gözlerim kapalı daha sonra bir takım kişiler görmeye başladım tam belli olmayan kendimi denedim sonra karanlık bi ortamda gözlerimi kapatınca odayı görüyorum o yer bildiğim bi yer ise diğer odalarda görebiliyorum hocam bazen korkuyorum bu durumdan

gökhan54 Tarafından Soruldu | 2015.08.19

Merhaba, Uykuya dalarken ya da uykudan uyanırken (hipnogojik ve hipnopompik) varsanılar (halüsinasyonlar) yaşanabilir. Bu doğal bir durumdur. Bir çok kişi nadiren de olsa bu durumu yaşayabilir. Gözler kapalı iken yaşanan deneyimler ise korku ve tedirginlikle etkilenen imajinasyonlar olabilmektedir. Yani kişi gözü kapalı iken zihinsel imajlarla bildiği bir takım zihinsel görüntüleri gözünün önüne getirebilir. Eğer gözü kapalı görülen görüntüler istemli olarak değiştirilebiliyorsa bu rahatsızlıktan çok imajinatif bir durumdur.

merhaba hocam, ben 21 yaşındayım sevgilim var kendiside 19 yaşında biz 01.01.2014 tarihinde çıkmaya başladık 02.06.2014 tarihinde aramızda yüzük taktık ve 17.08.2014 tarihinde ilişkimeze ara vererek ayrıldık ogünden beri beni hep düşündüğünü söyler aklından çıkaramadığını başkasınla çıktı hatta çıktığı çocukta söz yüzüğü takmak istemiş ama kız arkadaşım istememiş ailesine demiş ben Onur'dan başkasıyla evlenmem diye ve biz yaklaşık 3 ay dan beri yine beraber olduk benden yüzzükleri istedi bende götürdüm ve ilk günkü gibi takıyor ama kafası çok karışıkmış eski sevgilisi geliyomuş aklına ama beni istiyomuş moreli bozuluyo hep bana yardımcı olur musunuz lütfen hocam lütfen

onuryldz Tarafından Soruldu | 2015.08.21

Merhaba, Günümüzde kadın-erkek ilişkileri özellikle 1990 ve sonrası doğumlu bireylerde daha önceki jenerasyona göre belirgin bir şekilde değişmiştir. Yani geçmişin tek birisine bağlanan ilişkileri yerine , yine birisine bağlanan ama duygusal olarak kendini kısıtlamayan bir yapı da oluşmuştur. Bu durum da olgun olmayan çiftlerde ilişkinin zorlanma ve kopmasına neden olabilmektedir. Geçmişte erkek için söz konusu olan sıkıntılar şimdi kadın içinde söz konusu olmakta bundan dolayı da bu yeni duruma alışkın olmayan erkekler de zorlanmalar söz konusu olmaktadır. Bir ilişkinin gidişini iki kişinin birbirine yardımcı olarak ve zaman zaman alttan alarak idare etmesi geçer. Tek taraflı yürüyen ilişkiler her zaman sıkıntılı ilişkilerdir ve bir tarafın aleyhine işler. Özellikle çok genç yaşlarda olan ilişkiler , bireylerin kendi kişilik ve tecrübe eksikliklerinden ve bunları tamamlayamadıklarından dolayı sonlanabilmekte yada sıkıntılı olarak sürebilmektedir.

Merhaba hocam.Ben 2 yıllık evli bir bayanım.Öğretmenim.Eşim avukat.Tanışıp görüşerek evlendık 1 yıl da nişanlı kaldık.Bana karşı dürüst,beyefendı,ıyı bırıydı.Evlendıkten sonra iş değişti. Aramızda cınsel sorunlar yaşadık daha dogrusu ben yaşadım ,ona göre herşey normaldı,ben sorun çıkarmışım.Evlendıgımden beri bana karşı cınsel ısteksızlıgı söz konusu.Ilk ayda başladı.Yanıma gelıp bır erkek gıbı senı ıstıyorum,bırlıkte olalım gıbısınden hıc teklıfı dahı olmadı.Günler haftalar geçiyordu.Ben ustlendım bu görevi.Ben yatalım mı dıye sordum.Ayda 1 ya da 2 yı geçmedi.Çünkü hep bır bahanesı oluyordu.Okulda çalıştıgım ıçın akşam erken yatmışım onu soyledı bahane olarak.Uyandırsaydın dediğimde bu iş ıçın adam mı uyandırılır dıyordu.Bır keresınde hava soguk yatılmaz hasta oluruz dedı.Bır ay kadar cınsel organımda yara var yatamam ,senın elın kesılse o el acımaz mı da yatalım dıyorsun vicdansız dedı yatmadı.Her gün iş çıkışı gidip okey oynar eve gelınce yatıp uzanır koltukta.Yanına gidip sarılıp yatalım mı dediğimde başım agrıyor vicdansz ,insafsız mısın sen dıye kavga ettı.Bu sorunlar evlılıgın 2.ayında başladı.Ilk ay da, evlılıgın ılk gunlerı de, balayı da bu şekilde geçti.Kardeş gibiydik.Sonra öğretmen olarak atandım doguya.Aylarca ayrı kaldık.Yanıma görmeye geldiğinde de aynıydı.Yıne demedı yatalım vb.Ben ıstedım,ben bır erkek gıbı teklıf ettım. 1 kere anca bırlıkte olduk.Ve hamıleydım.En buyuk hatam da bu oldu.Su an eş durumu ıle yanına geldım bebek dogdu 9 aylık oldu.9 aydır yıne aynı sorunlarla mucadele edıyorum.Annem çocuga bakmak ıçın evimize kalmaya gelmıştı.İçerde annen uyuyor bana gelmış yatalım mı dıyosun,utanman arlanman yok mu dedı.Kavga ettık sen nıye böyle yapıyordsun benı ıstemıyor musun dedım .Bır gece 12 de uyuyp kalmış yatalım mı dedım uyandırıp.Yıne aynı sen nasıl bır ınsansın uyuyan adam uyandırılır mı dedı kavga ettık.Semınerlerı almak ıçın 2 hafta aılemın yanına geldım.Bu arada babası hastalandı ,kısmı felç geçirdi.Hastanedeydı.Eşim beni aldı evime gittim.Kendısı yıne aynı ne bır ıstek ne bır arzu.Haftalardır yanında değildim.Seni özledim.Sen özlemedin mi?yatalım demiyorsun dedim.Bu sefer de babasını bahane ettı.Bana bagırmaya başladı.Sen nasıl bır ınsansın benım derdım var.Babam hastanede.Aklın fıkrın nerde senın.Hiç mi üzülmüyorsun vb laflar söyledi.Bu yemek ,içmek kadar dogal birşey diyorum.Yok babam ıyıleşecek önce dedi, kavga ettik,vuruşmalar,şiddet içeren .Küfürler söyledi ,bebekle aılemın yanındayım memleketteyım 3 aydır.Sizce normal mı yaptıkları,sürekli bahane bulması?2 yıldır bu bahanelerıyle uğraşıp azar ışıtıyorum.Arkadaş gibi yaşamak ıstıyor açıkçası.Yatalım demıyceksın cınsel anlamda.Demezsen çok iyi bir insan.Gezmeye götürür,en iyi restorana götürür,tatile götürür.Otele gideriz yatmadan geliriz.Sırtını dönüp yatar.Bırlıkte olacagımız bır ortam yaratmaz.Sarılırım etkılenır, yatalım demez.Nasıl duruyorsun böyle derım kavga eder.Zaten seralın dıye hap kullanıyor.Gece 2 -3 e kadar tv ızlıyor.Yataga aynı anda gırıp uyumuyoruz bıle.Uykum yok sen yat bebekle dıyor.Çok konuştum çok ağladım.Ailesine anlattım durumu.sen görevini yap dediler eşime bu kadar.değişen birşey yok ,dr a gıtmeyı kabul etmıyor.Ailecek bana 'psıkolojık hasta gelın' dıyorlar.Psikiyatrıye de gıttım anlattım bunları.Eşin normal değil,eşinle gel dedi.Gelmem diyor.Sen gıt psıkıyatrıye olumsuz düşüncelerini anlat,karamsarlıgını ,özgüven eksıklıgını anlat dıyor.Gel sen anlat işte sorun bendeyse dıyorum yok gelmem dıyor.Aramızı düzeltmek için uğraşıyorum dr a gıdelım dıyorum.Konuşuyorum telefonda.Hep olumsuz bır adım bıle atmıyor.Mesajlar atıyor.Babası hastayken onu bırakıp memlekete gelmışım.Babasına sorunlarımızı anlatmışım.Destek olmamışım.Ahlak yokmuş ben de kışılık yokmuş bende vb suçluyor durmadan.Boşanmak mı ıstıyorsun dıyorum dava acıcam bak dıyorum, bebek var yuva yıkılmasın gel düzeltelim bu durumu yardım alalım diyorum.Umrunda değil. Aşırı derecede cınsel ısteksız.Bırlıkte olmak ıçın yatmaya zor ıkna edıyorum ,yatınca yatakta dahı yorgunum ben dıyor.Bu sorunlarla uğraşmaktan bıktım.Başıma neden geldi bunlar dıye uzulup ağlıyorum hep.Pazartesi günü dava açmayı düşünüyoruz babamla.2 aydır çocugunu bıle görmeye gelmedi.Eve geldıgınde yaptıklarının karşılıgını göreceksın ,tek tek çekeceksin diye msj atıyor.Almaya gel dıyorum gittiğin gibi gel diyor.Boşanmaktan başka çare göremiyoruz sız ne dersınız?Ne yapmalıyız?

gamezette Tarafından Soruldu | 2015.08.22

Merhaba, Cinsel problemler sadece cinsellikle ilgili konulardan kaynaklanmayabilir. Daha çok evlilik içi çatışmalar duygusal olarak etkilenen bireylerde cinsel uzaklaşmaya neden olmaktadır.Bazı bireyler mantık evliliği yaptıkları için ve karşılarındaki kişiye tutkuları olmayınca , cinsel olarak çok aktif olmamaktadırlar. Bu durumlarda bir başkası ile çok aktif cinsellikleri olabilmektedir. Bazen evlilik öncesi erotik materyallerle kendi kendine cinsellik yaşayan bireyler de birebir cinselliğe uzak kalabilmektedirler. Kişilerin hormon düzey değişiklikleri de cinsel isteğin az olmasına neden olabilmektedir. Karşı cinsle beraberlikte bir öz güven gerektirmekte, başarısızlık korkusu olanlarda da yada başarısız olduğunda eleştirilecekleri duygusunu yaşayanlarda da cinsel isteksizlik olabilmektedir. Nadir de olsa , cinsel kimlik sorunları olanlarda karşı görmediği cinsle de isteksizlik olmaktadır. Kullanılan ilaçlar, özellikle psikiyatri ilaçlarının çoğu cinsel isteksizlik yapmaktadır. Yorgunluk, stres, kişinin ruhsal iç çatışmaları ve kişilik yapısından kaynaklanan zıtlaşmalar gibi bir sürü neden de cinsel sorunlara neden olabilmektedir. Cinsel sorunlar etrafa yayılıp buna ilişkideki yoğun çatışmalar da eklenince evliliği zor duruma götürür. Kişilerin özel konulara hassasiyetini göz önüne alarak, cinsel problemleri etrafa yaymadan çözmek önemlidir. Aksi durumda sorunlar daha da çıkılmaz hale gelebilmektedir.

Merhaba hocam son bir ay işimdedn dolayı sosyal değilim normalde öyleyim çalışdım işden dolayı düzenli bir iş değil yeni girdim işde hep bir aydır 12 saat gecede çalışıyom uygumu alamıyom gece çalışmaktan sıkılıyorum insanlardan uzak kalıyom sosyal aktiveye önem vermek istiyom amam işimden dolayı olmuyo bu işde çalışmkada mecburum en önemlisi sinirli oldum anlarda kafam cok dalgın oluyo kafam bir yere kitleniyo yapcam şeyleri yanlış yapıyorum bir de öz güven kaybı var bende bir yıl önce cok dinamik güne dinamik başlardım şimdi ise tam tersi oldu kendimi çok yakışıklı buluryodum aynaya bakınca şimdi tam tersi gibi diyebilirim yakışıklı oldumu ilk görenler bile hemen her kez söylerdi öyleyemdi zaten şimdi ise tuhaf ruh haliyle yaşıyom gelecek kaygısı istanbul sıkıcı havası tarafiği otobüsde sıkış sıkış gitmesi kalabalık gürültü biraz konuyu dağınık dağınık yazıyom sizden yardım istiyorum teşekkü ederim

GÜVEN Tarafından Soruldu | 2015.08.27

Merhaba, insanın ruhsal durumunu yaşam koşulları da etkilemektedir. Dünyada bireylerin ruhsal ve fiziksel olarak en sağlıklı oldukları bölgeler , kalabalık ve çevre kirliliğinin olmadığı ve insan ilişkilerinin yakın olduğu bölgelerdir. Maddi zenginliğin en çok yoğunlaştığı büyük şehirler bu bölgelere dahil değildir. Nasıl acele ile yenen içinde katkı maddesi fazla olan hazır gıdalar fiziksel sağlığı bozuyorsa aynı şekilde doğal olmayan gürültülü, kalabalık, saygısız ve sevgisiz çevre de aynı şekilde ruhsal sağlığı bozar. Kişinin gece gündüz düzeninin bozulması da onu olumsuz etkiler .Örneğin İskandinav ülkelerinde kışın sürekli hep karanlık geçmesi bazı bireylerde depresyonlara neden olmaktadır. Kişinin doğal gündüz gece döngüsü ve düzenli uyuma özellikle ruhsal rahatsızlığa yatkın olan bireylerde psikiyatrik rahatsızlıklardan koruyucudur.

Merhaba hocam son 1 yıl içerisinde ruhsal ve bedensel olarak çok kötüyüm.çalıştığım yerde çok baskı oldu ve üstüme gelindi zaten panik atak hastasıydım ilaç kullanıyordum lustral 50 mg.panik atağımın başlamasının sebebi erkek arkadaşımın beni en yakın arkadaşımla aldatması oldu bu durumdan çok etkilendim...son 6 aydır kasılmalarım oldu her doktora gittim boyun düzleşmesi vardı ve fibromiyaljisin dediler...ilaç kullanıyorum...Asıl problemim düşünmek. yeni evlendim ve akrabalarla altlı üstlü oturuyoruz halk arasında eltim olan kadın ,beni aldatan eski kız arkadaşıma çok benziyor güzel biri de hatta...bu yüzden çok kaygılıyım yine eski şeyleri yaşayacakmıyım bana zararı olacak mı diye sürekli bunları düşünüyorum...çalıştığım da her an zihnimde bunlar dolaşıyor kendime düşünme artık diyorum ama elimde değilik sürekli o kadın aklıma geliyor ve zihnimi meşgul ediyor..daha kötü olucam diye korkuyorum bunu nasıl aşabilirm bana yardımcı olur musunuz lütfen :( teşekkür ederim

TUBAHNDN Tarafından Soruldu | 2015.08.27

Merhaba, İnsan yapısı dolayısı ile olaylara farklı tepkiler vermektedir. Bu durum kısmen yetiştirilme tarzımız ama çoğunlukla da biyolojik yapımızdan ileri gelir. Ancak çok huzurlu ve hiç bir psikiyatrik şikayeti olmayan bir insan bile çok kötü olay ve deneyimlerden sonra huzursuz ve sıkıntılı hale gelebilir. Yani en iyi makine bile kötü kullanıldığında arıza verebilir. Hiç bir şeyden etkilenmeyen bir insan türü yoktur. Özellikle günümüzün baskı, güvensizlik ve belirsizlikleri bir çok insanda kaygı ve takıntılara neden olmaktadır. Bu problemlerin sürekli yaşanması ise psikiyatrik rahatsızlıkları doğurabilir. Fibromiyalji, Kronik Yorgunluk Sendromu gibi teşhisler aslında diğer branş hekimlerinin hasta şikayetleri için fiziksel bir neden bulamadıklarında koydukları tanılardır. Bir anlamda sebebi bulunamayan bedensel şikayetlerin tanımlanmasıdır. Psikiyatride eskinin Briquet , dünün Somatoform Bozukluğu , günümüzün ise “ Somatik Semptom Bozukluğu” ismini alan , kısaca ruhsal sıkıntıların neden olduğu bedensel şikayetlerdir. Bu tür sıkıntılarda , bireyin yakın çevresinden aldığı destek, kendini iyi hissettiren ortam ve çalışmalara girmesi, olumlu yapısı olan insanlarla kaynaşması, ruhsal durumu iyi hissettiren romanlar okuması, fiziksel aktiviteler her zaman yardımcıdır. Gevşetici müzikler, çiçek yetiştirme bile ruhsal duruma olumlu etki yaratabilir. Bunların yetersiz kaldığı noktada bir psikiyatrik değerlendirme sonrası terapi de sıkıntıların çözümü için ilk adım olacaktır.

Merhaba, kendimden 10 yaş küçük kız arkadaşımla yakın zamanda ayrıldım ve eski erkek arkadaşına geri döndü. Benimle de konuşmalarına devam etmek istedi. Paylastıgımız onca seyden sonra benim güvenilmez samimiyetsiz olduğumu ve aramızda hiç bisey olmadığını sadece takıldığımızı falan soyledi. Ve eski erkek arkadaşına onu affetmesi icin yalvardığını falan soyledi. Ondan benim yüzümden ayrılmış ve onu beraber aldatmışız. Konuşmalarımızda vicdan azabı çektiğini o yuzden onla olması gerektiği onu cok üzdüğünü soyledi. Tekrardan çıkmaya başladılar ve cocuga benden bahsetmiş. Bende bunu duyunca cocugu aramak istedim ama aramadım. Kız benle konuşmaya devam etmek istedi ama ümit vereceksem aramıyım falan dedi. Uzun süre cevapsız bıraktım onu hafta bir konuşur duruma geldik. Geçenlerde İstanbul a gittiğimde tekrar görüştük yüzyuze uzunca. Kendisine daha once haberi olmadan verdiğim parayı geri verdi. Keske erkek arkadaşımla senin özellikleriniz bir arada olsaydı gibi ibareler kullandı. Sonrasında yalnız kalmaktan korktuğu icin tekrar ona donduğunu benimde cok Hatalı davrandığımı soyledi. Ama konuşmamız cok olumlu gecti. Dünde nasılsın gibi yazışmalar yaptık. Ve ben onu bişeler yapalım diye çağırınca iyi hissetmiyorum adetliyim gibi sözler soyleyip mümkün olmadığını soledi. Bende istanbulda durmak istemedim. Memlekete döndüm . Su an da nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum. Son bi arayıp buluşmak istememin dostane oldugunu kesinlikle kendisini rahatsız etmeyeceğimi bunu yanlıs anlamaması gerektiğini söyleyip bir daha görüşmeyeceğimizi söylemeyi düşünüyorum. Lütfen yardımcı olun.

Cruiser Tarafından Soruldu | 2015.08.27

Merhaba, Uzun süreli olması isteniyorsa ilişkilere sağlıklılık açısından bakmak gerekir. Tutku tek başına bir ilişkinin sağlıklı olduğunu göstermez. Yani bir yiyeceğin tadının çok güzel olması onun sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Sağlıklı bir ilişkide sevgi başlatıcı, güven ve samimiyet ise ilişkiyi sürdürücüdür. Tutku ve bağlılık , hırpalanmasına rağmen bir ilişkinin belirsizliklerle sürmesini sağlayabilir. Ancak ilişkideki belirsizlik ve güvensizlikler, zamanla ilişkinin kötüleşmesini arttıracaktır. Çevre desteği, sorumluluklar, ekonomik kaygılar , yaşlılık vs. tüm bu belirsizliklere rağmen ilişkinin sonsuza kadar sürmesini sağlayabilir. Bir ilişkide tutkuyu ve güveni her insan bir arada ister. İkisinden birinin eksikliği her zaman bir boşluk olarak kalacak yada bastırılacaktır. Güvenin olmadığı evlilik öncesi ve genç yaştaki ilişkilerde , sorumlulukla seven bir insan ilişkinin yürüyemeyeceğini görüyor ise ayrılığı da düşünmelidir. Yazışma ile ve arada bir görüşme ile süren belirsiz ilişkiler , kişilerin kopmasını önler ve kendi düzenlerini kurmalarını ve böylece yaşamlarını bozar.

anoreksiya tedavisi için ne yapıla bilir bir psikiyatri uzmanına mı gidilmeli bilgi verebilirmisiniz

divergentss Tarafından Soruldu | 2015.08.28

Merhaba, Anoreksi tıp dilinde iştahsızlık-zayıflık anlamına gelir. Tek başına zayıflık bir psikiyatrik rahatsızlık değildir. Psikiyatrik rahatsızlık sınıfına giren , patolojik zayıflık olan " Anoreksiya Nervosa" dır. Anoreksiya Nervosa'da iştah olmasına rağmen yemelerini kısıtlamalarından dolayı zayıflık vardır. Anoreksi Nervosa “ölümüne diyet ve açlık” denebilecek bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Şişmanlama korkusu ile yaşayıp, iştahlarının ancak açlıkla durdurulabileceğine inanan bu kişiler , artık zayıflıkları etraftan belirgin şekilde fark edilse bile kendilerini halen şişman görürler ve ölümcül diyetlerini devam ettirirler. Zayıflıkları 2.dünya savaşı esir kamplarındaki bir deri bir kemik kalmış mahkumlara yaklaşsa bile, spor yaparak ve çok az yiyerek sağlıklarını riske sokarlar. Akılları yemekle meşgul ancak korkuları şişmanlamaktır. Zayıflamayı hedefsiz sürdürürler. Yani belli bir kilo zayıflayacağım deyip o kiloda duramazlar. Sürekli daha da zayıflama eğilimine girerler . Kadınlarda sık görülen bu durum dolayısı ile zayıflıkla beraber adet dönemleri önce düzensizleşip sonra durur. Anoreksiya Nervosa tedavisi hem terapi hem de ilacın kullanıldığı ancak terapi ağırlıklı bir rahatsızlıktır. Zamanla başka psikiyatrik rahatsızlıklar da geliştirebilirler. Anoreksiya nervosa olup tedavi olmayanların yarısı ileride Bulimik olmakta yani bir açıdan kontrolsüz şişmanlamaktadırlar. Deneyimim bireysel analitik ve aile terapisinin beraberliğinde ilaçla destek tedavileri şikayetleri kontrol altında tutmakta ve bireylerin yemelerinin sağlıksız ve kontrolsüz olarak artma ve azalmasını önemli ölçüde dengelemektedir.

Merhaba hocam ben nişanlıyım nişanlım 18 yaşında ve en büyük problemimiz sağlıklı beslenme yemek yememe problemlerimiz var günde 1 kez yemek yiyor ve ertesi güne kadar yemek yemiyo su içiyo bol bol ne yaptıysak üstesinden gelemedik doktorlara çıktık beslenme listesi verdi geri gönderdi zaten problemimiz yiyemek ne yapmamız gerekiyor psikolojik bir sorun mudur ne yapılabilir nasıl bu sorun aşıla bilir bilgilendirirseniz çok sevinirim

hakan_282 Tarafından Soruldu | 2015.08.29

Merhaba, Psikiyatrik bir rahatsızlık olan Yeme Bozuklukları , özellikle zayıflığın güzellikle eş değerleştirildiği , şişmanlığın ise hastalık ve estetik olmayan bir durum olarak görüldüğü toplumlarda artmaktadır. Yeme bozukluklarında temel nokta şişmanlama korkusu ve kilonun çirkinlik olduğu algısıdır. Bundan dolayı da yeme bozukluğu olan hastalar kilo almamak için yemelerini kısıtlarlar hatta kendilerini bir anlamda açlığa mahkum ederler. Ancak yememeleri , kilolu bir insanın sağlıklı bir kiloya dönmesi için yaptığı bir diyet gibi değildir. Çünkü burada mantıkta bozulmaya başlar. Örneğin Anoreksiya Nervosa'da , yakınları kilon çok az, zayıfsın demelerine rağmen kendilerini kilolu görür ve ölümcül bir zayıflama isteklerine engel olamazlar. Ülkemizde ayrıca atipik (tipik olmayan ) yeme bozukluklarının gözden kaçtığı kanısındayım. Ara sıra çok aşırı yeme, gece aşırı yeme ve arada bir kusma da aslında yeme bozukluklarıdır. Yeme bozuklukları tedavisi zahmetli ve zor bir gruptur. Erken dönemde tedavisi daha kolaydır.

Merhaba, uzun zamandır psikologa gitmeyi düşünüyordum fakat psikiyatriste gitmenin daha doğru olacağını düşündüm. Araştırma yaparken sayfaniza denk geldim. Gecen yıl üniversiteye başladım ve neredeyse 2 yıllık olan ilişkim mesafe yüzünden güven sorunuyla birlikte bitti. Ondan sonra kimsenin olamayacağını düşünerek kendimi çok saldım ama daha sonra karşıma birisi çıktı. Tabi onunla da sorunlarimiz bi turlu bitmek bilmedi. Ve ben onu iliskinin başlarında sonunu düşünmeden aldattim ve ona da söyledim. Bunun pişmanlığı hic bi zaman yok olmuyor. Ayrica ben takıntılı bi insanim. Daha önceleri sakız sesi, şapırdatma sesi, tesbih sesi gibi sesler beni aşırı rahatsiz ediyordu. Ama babamin sokaktaki çocuk sesinden sürekli rahatsiz olmasiyla bende de her türlü gürültüye takıntı başladı. Evde otururken dışarıdan müzik sesi geldiğinde çocuk sesi duyuldugunda çok rahatsız oluyorum ve işime dersime konsantre olamıyorum. Sürekli sesleri dinliyorum üst kattakilerin konuşmalarını duyuyorum. Ses geçirmeyen kulaklik bile aldim fakat onu da sürekli takamam ki. Hayattan zevk almıyorum. Bazen aklıma intihar düşüncesi bile geliyor. Aynı şekilde hayatıma devam etmek istemiyorum. Sesleri duymak istemiyorum. Huzur istiyorum. Hatta bunun için ilaç kullanmaya bile razıyım. Çocukluktan itibaren annem ve babam çalıştığı için beni anneannem büyüttü. Bu yüzden çok duygusal bi insanım. Sürekli sıkıntı basıyor daral geliyor. Sessiz kimsenin olmadığı yerlere kaçmak istiyorum. Daha 3 yıl var üniversitenin bitmesine. Aynı şekilde ses sorunu ve takintilarla devam etme düşüncesi beni iyice karamsar yapıyor. Hayattan zevk almıyorum. Ilişkim de benim yüzümden iyice yıpranıyor. İlaç kullanarak sesleri duymaktan kurtulabilir miyim? Yardımcı olursanız çok sevinirim.

egenc Tarafından Soruldu | 2015.08.29

Merhaba, Takıntılar Obsessif Kompulsif Bozukluğun bir parçası olabildiği gibi, depresyon gibi bazı psikiyatrik rahatsızlıkların sonucu olarak da oluşabilmektedir. Yurtdışında 18 üniversitede yapılan bir anket çalışmasında , 18-25 yaş grubu öğrencilerin yarısı, ruhsal durumlarının arkadaş ve sosyal ilişkilerini etkilediğini söylemiştir. Öğrencilerde en sık görülen psikiyatrik problemler; depresyon, kendine zarar verme, kaygı bozuklukları ve yeme bozuklukları olmaktadır. Doğal olarak psikiyatrik sorunların çözülememesi yaşayan kişi kadar onun yakın ilişkilerini de olumsuz olarak etkilemektedir. Genç ve ergenlik yaşındaki kimlik karmaşası, yaşamsal değişimler, okul sorunları, gelecek kaygıları , maddi sıkıntılar ve ilişkilerindeki sorunlar genç bireylerde çok kolaylıkla psikiyatrik şikayetlere yol açmaktadır. Deneyimim bu yaştaki gençlere yaklaşımın sadece ilaç değil gencin bir bütün olarak değerlendirilip , kişisel ihtiyacına göre bir tedavi-terapi sürecinin belirlenmesidir. Günümüzde üniversiteyi bitirmesi uzamış yada okulu terk eden öğrencilerin çoğunun ruhsal sıkıntılarıyla baş edemedikleri için başarısız olduklarını düşünüyorum. Maalesef , üniversitelerimiz bu grup öğrenciyi tespit etmede bir program geliştirmeyip aslında ileride çok başarılı olacak bireylerin ruhsal sıkıntıları ile kaybolmalarına göz yummaktadır.

Mrblar ailem ve benim için ciddi bi problemle karşı karşıyayız. bu konuda uzman olan sizlerden acil yardım bekliyoruz. 1998 yılında teyzem vefat etti. teyzemin 3 tane çocuğu vardı 2 kız 1 erkek. kızların en büyüğü 10 bi küçüğü 8 en küçük erkek 2.5 veya 3 yaşlarındaydı. teyzem vefat ettikten sonra sorumsuz olan baba yüzünden çocuklar dağıldı kızların biri halanın yanına diğeri amcanın yanına verildi. en küçük umut ise amcasına evlatlık olarak verildi. çünkü amcasının hiç çocuğu olmuyodu amcasını baba yengesini ise anne olarak bilerek büyüdü. Keşke o zamanlar bizim maddi açıdan durumumuz olsaydı da biz yanımıza alabilseydik. umut söylenenlere göre çok iyi şartlar altında büyüdü yetiştirildi tek çocuk olduğu için üzerine titrendi fakat aradan geçen onca yıla rağmen ne ablalarına ne de bize gösterildi tabiri caizse kaçırıldı. aradan zaman geçti ablaları evlenip çocuk sahibi oldular eşlerininde desteğiyle artık kardeşlerinin gerçeği öğrenmesini istiyorlar. bunca zaman ayrı kalmanın verdiği acının bitmesini istiyorlar. bu zaman zarfında umuta gerçeği söylemeyi defalrca istediler ama amca tarafından her defasında umutun bu aralar psikolojisi bozuk bahanesiyle ertelettirdiler. ablalarda umutun gerçekleri idrak edebileceği yaşa kadar gelmesini bekledi. şu an umut 21 yaşında ve artık bi meslek sahibi. konu tekrar gündeme getirildi yine aynı bahane umut işini sevmiyor bu yüzden psikolojisi bozuk kendine zarar verebilir diye ablaları sindirmeye çalışıyorlar en azından ben böyle düşünüyorum. fakat ablalar gerçeği söylemekte kararlı ama bunu nasıl yapacaklaırnı ve umutun nasıl bi tepki vereceğini bilmiyorlar bu yüzden herşeyin daha da kötüye gitmesinden endişeleniyorlar. bu konuda sizden yardım istiyoruz. nasıl bir yol izlenmeli? umut gerçeği en az hasarla nasıl öğrenmeli ablaların tavrı nasıl olmalı inanın çok çaresiziz ve ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz en kısa sürede sizden yardım bekliyoruz.

merve0190 Tarafından Soruldu | 2015.08.30

Merhaba, Evlatlık verilen bireylerin erişkin bir yaşa geldiği zaman durumla ilgili bilgilendirilmeleri hakkı vardır. Çünkü ileride kendileri böyle bir durumu fark ettiklerinde daha büyük sıkıntı ve tepki içine girebilirler. Aslında en az sıkıntı yaşanması için durumun , şu anki anne ve babası tarafından anlatılması ve şimdiye kadar söylememe gerekçelerinin de açıklanması gerekir. Kişinin bu durumun anlatılmasına vereceği tepkiden korkuluyor ise, sıkıntıları olan bireyin psikiyatrist doktoru ile görüşülüp zamanlaması ona göre yapılmalıdır. Durumun anlatılacağı kişi bir psikiyatrist desteği almadan sıkıntıları ile boğuşuyorsa , öncelikle bir psikiyatrist desteği alması da aileye önerilmelidir. Ancak bu yaşa kadar hiç destek almadan okumuş ve çalışıyor ise ruh durumunun anormal derecede kötü olmadığı anlamına da gelebilir. Şu anki ailesinin çocuğunu paylaşmama duygusu da bu durumun hiç bir zaman açıklanmaması eğilimini oluşturabilir. Çünkü bu açıklamadan sonra yıllardır emek vererek büyüttükleri çocuklarının onlardan kopabileceği korku ve kaygısını da yaşayabilirler. Bu tarz durumlarda en önemli nokta , bireyi yetiştiren ile ondan kopmuş olan yakınlarının yan yana gelip , çocuğun var olan düzenini bozmadan durumun açıklanmasıdır. Bireyler her zaman öz anne, baba ve kardeşlerini arama eğilimine gireceklerdir. Bu tarz durumlarda bazen çocuklarını uzun yıllar terk eden bazı ebeveyn-yakınlarının durumu iyi olan çocuklarından maddi beklentilere girerek , zaten yıllar sonra kaybettiklerinin sıkıntısını yaşayan bireylere ikinci bir hayal kırıklığı ve kayıp yaşatmalarıdır.

ben 24 yaşındayım. hayatımda ilk defa bir işe girdim ve ilk azarımı yedim işim kendi istediğim bir iş ama çok büyük riskleri var ve ben hata yapmaktan korkar oldum hata yapıp şirkete büyük zararlar veririm ve maddi tazminat açılıp ödeyemem hapse girerim diyerek. Sadece bu da değil artık hayatımda herşeyden korkar oldum dört beş gündür herşey olumsuz gidecekmiş gibi en yakın arkadaşlarımla bile konuşamaz oldum ya yanlış birşey dersem diye. kısacası herşey üzerime geliyor. arkadaşlarım herkes beni tanıyamadığını dile getiriyor. işimin en iyisi olmak istiyorum ama korkuyorum hata yapmaktan çok korkuyorum ne yapmalıyım en kısa sürede sizden acil cevap bekliyorum lütfen yazın .

ratuki Tarafından Soruldu | 2015.08.30

Merhaba, Korkular yaşanacak olayın gerçeğinden her zaman daha büyüktür. Korkularla baş etme kişiyi korkusuz yapar. İş hayatı özellikle yeni başlayanlarda hem ruhsal hem kişilik hem de yeterlilik anlamında bir öğrenme ve gelişme sürecidir. Bir çok kişi işte kendini öğrenir . Onun için insan kaynakları bölümleri işe alırken sadece işle ilgili bilgiyi değil kişilikle ilgili özellikleri de sorarlar. Çünkü işte başarıyı getiren ve kişinin yükselmesini sağlayan sadece bilgi değil kişilik açısından uyumlu çalışan ve çalıştırabilen, sıkıntı ile baş edebilen , diğerlerini anlayan ama çalıştırabilen bir yapıda da olmasıdır. Her iş emek ve istekle öğrenilir , öğrendikçe riski görme ve tedbir alma yetileri gelişir , işi başarı ile bitirme ile de güven duygusu artar. Kişinin işte de zor zamanlarını anlaması için kendini kişilik olarak da tanıması gerekir.

Merhaba ben 19 yaşındayım. Yaklaşık 3 yıl önce sürekli mide bulantisindan şikayetle endoskopi bile yaptırmıştım. Fakat hiç bi sonuç çıkmadı. Doktor psikolojik deyip bizi psikologa yönlendirdi. Fakat annem ve babam bunun gereksiz olduğunu söyleyerek beni goturmediler. Mide bulantısı şikayetim sürekli var. En ufak şeyde bazen durup dururken midem bulanıyor. Annemler de bu yüzden abarttığımı düşünüyorlar. Fakat bu durumdan ben de memnun değilim. Bununla birlikte daha önce de dediğim gibi sakız sesi tarzı seylere görüntü olarak bile tahammul edemiyorum. O an bulundugum mekanı değiştirmek istiyorum aşırı sinirleniyorum. Tahammul sınırım çok düşük. En ufak şeyde sinirleniyorum. Annemlere de psikologa gitmeyi istediğimi söylediğimde beni ciddiye almıyorlar. Babam davranışlarım yüzünden bize insan gibi davranmiyorsun diyor. Aynı şeyi kendisi de yapıyor farkında değil. Okulunu bitiremezsin sınıfta kalırsın sözleriyle iyice moralimi bozuyor. Ben psikiyatriye gitmeye karar verdim. Öğrenci olduğum için psikolog ucreti ve seanslara para yetirebilecegimi düşünmüyorum. Zaten takıntılarımın da psikologla ne derece çözüleceğine emin değilim. Yarın devlete ce özele gidip psikiyatriden randevu almak istiyorum. Fakat annemlere nasıl söyleyeceğim konusunda bir fikrim yok. Hatta bunu düşündükçe iyice sıkıntı basıyor. Ayrıca devlette derdimi ne kadar anlatıp dinlenecegim konusunda emin değilim. Internetteki bazı yorumlar tedirgin etti. Özele de gitmek istiyorum tabi fiyat söz konusu orada da. Annemlere gitmek istediğimi nasıl mantıklı bi şekilde anlatabilirim? Yardımcı olursanız teşekkürler.

egenc Tarafından Soruldu | 2015.08.31

Merhaba, Ruhsal sıkıntılar çözülemediği zaman kendini bedensel şikayetlere dönüştürebilmektedir. Aslında bir çok baş ağrısı , değişik vücut ağrıları, cilt problemleri, mide-bağırsak sistemi rahatsızlıkları vs. gibi durumlarda bu durumu açıklayan fiziksel bir neden yoksa psikiyatrik bir rahatsızlık düşünülmelidir. Somatik Semptom Bozukluğu dediğimiz bu durumlarda , öncelikle bir tıp doktoru olan iyi bir psikiyatrist tarafından değerlendirilme önemlidir. Bazen yakınları psikiyatrik rahatsızlığı olanların bu tür problemi olmasını kabullenemediklerinden , son noktaya kadar tedaviye başvuruyu engelleyebilmektedirler. Bu durumda ikna etme değil psikiyatrik değerlendirmeye onlarla beraber gidip, doktorun durumla ilgili değerlendirmesini onlarla paylaşmasını sağlamak gereklidir.

Merhaba sinirlenince yüzüm uyusuyor kollarım nefes alamamaya başlıyorum ellerim titriyor kendimi kaybediyorum oraya buraya saldırıyorum kiriyorum döküyorum sakinlesince ne yaptığımı hatırlamıyorum ufak şeylerde mesela biri bana ters bişey dediğinde kafasini duvara geçiresim geliyor içimden onu dövme arzusu geliyor bunları yapmak istemiyorum ne olabilir

Meryemozden Tarafından Soruldu | 2015.08.31

Merhaba, Dürtü Kontrol Bozuklukları dediğimiz grupta Aralıklı Patlayıcı Bozukluk ülkemizde sinirlendiği zaman ağzından çıkanı duymayan yada gözü dönen kişileri tarif eder. Her kişi onu rahatsız eden bir olaya sinirlilikle tepki verebilir ancak Aralıklı Patlayıcı Bozukluğu olanlarda olaya verilen sözel yada fiziksel tepki orantısızdır. Bazılarında derecesi daha da yüksek olup kişinin iş yada eş ilişkilerini kopartabilir. Kendileri için zararlarını bilmelerine rağmen bu duruma engel olamazlar. Öfke patlamaları öncesinde veya sırasında çarpıntı, göğüste baskı, titreme yaşarlar ve öfke patlaması sonrasında da bir rahatlama ve boşalma hissi duyarlar. Bir kere yada nadiren yaşanan öfke patlaması Aralıklı Patlayıcı Bozukluk olarak nitelendirilmez.

Merhaba doktor birkac yil once ağır okb teşhisi kondu.ama asıl sorun takıntılar değil.kucukken yaptigim şeyler yuzunden ağır pişmanlık duyuyorum.kendimden nefret ediyorum.1 yıl kadar aynaya bakamadım.kendimi sürekli dışarıdan izliyorum.kendi gözlerimden bakmak bile acı veriyor.hiçbir şey hissetmiyorum.hareketlerimi sürekli kontrol ediyorum.bir kişiliğim yok.kendimi sürekli dışarıdan izliyorum.karakterlerini beğendiğim insanların karakterine bürünmeye çalışıyorum.dışarı çıktığımda herkes bana bakıp yargılıyor gibi geliyor.bazen anne babam bana çok yabancı geliyor.kendime aynada baktığımda bu kim diyorum.bir karakterim yok.3 kez intihar ettim.1 ay akıl hastanesinde yattım.özgüvenim sıfır.konuşurken boğulacak gibi oluyorum.insanlarla konuşacak birşey bulamıyorum.insanlarla konuşamıyorum.ama tüm bunların yanında kendimi üstün görüyorum.bu beni ve insanları benden daha çok nefret ettiriyor.hislerimi devamlı bastırıyorum. o kadar iticiyim ki gittiğim heryerde dışlanıyorum.yardım edin doktor kaç doktora gittim hala bi gram düzelmedim.

Nevrotik Tarafından Soruldu | 2015.09.03

Merhaba, Psikiyatrik sorun yada tanılar birden fazla olunca hem kişi hem de tedavi açısından sıkıntı yaratmaktadır. Günlük pratikte hastaların aldığı psikiyatri hizmeti ne yazıkki genelde bir iki tanı üzerine şekillendirilmektedir. Halbuki kişi bir bütündür ve bir biriyle bağlantılı yada bağlantısız çok sayıda teşhisi yada problemleri olup bunları içi içe yaşayabilir. İyi bir psikiyatristin görevi , karışmış bir örgü yünü yumağına dönmüş sorunları hasta için çözüp düzene koymaktır. Sadece günümüz tanı kriterleri olan DSM 5 ve yakında ICD 11 versiyonu gelecek olan sınıflamalara göre tanı koymak değil, geçmişte de düşünülmüş birçok psikiyatrik durumu ve hastanın psikodinamiklerini de hesaba katmaktır. Hastayı sadece tanı kriterlerine göre düşünmek , tedavisi özellikle dirençli olan hastalar için dezavantaj teşkil etmektedir. Bu durumun aşılması için konusunda özveri ve özgün bir yaklaşımla çalışacak ve hastasına zaman ayıracak bir psikiyatri sistemine ihtiyaç vardır. Böyle bir sistemin olması her kişinin tüm sorunlarını tamamen çözer anlamına gelmez. Ancak kişinin yaşamını bozan derecede olan sorunlarını çözer ve kişiyi topluma yeniden döndürür. Çünkü sosyal olarak sıkıntılı bir geçmişten gelen hastalarda, kişilik problemleri, psikiyatrik rahatsızlıklar, özgüven problemleri , yaşamsal beklentilerin karşılanmaması , ilişkilerindeki çatışmalar, alkol-madde problemleri ve işsizlik zincirleme bir reaksiyon gibi birbirini takip edince kişiyi çok zor ve istemediği sonuçlara itebilmektedir.

Merhaba iyi günler. Şimdiden ilginiz için teşekkürler. Ben bundan 1 yıl önce paxil ve norödol ilacını kullandım 9 ay boyunca sosyal fobi yüzünden. Sonra ilacların yan etkisi olan uyku problemi yüzünden ritalin kullandım. Onu da tahminen 6 ay felan kullandım. Paxil ilacına Doktor ilaç raporu çıkarmıştı 3 aylık alıyordum. 1 yıldır felan hiçbirini kullanmıyorum şu an .Asıl sormak istediğim seneye kpss ile öğretmenliğe atansam orada sağlık raporu isterlerse bu kişinin şöyle şöyle bir rahatsızlığı var yok efendim kırmızı reçeteli yeşil reçeteli ilaç kullanmış felan derler mi ? Atanmama herhangi bir engel olur mu psikiyatriden sağlık raporu alınca şöyle şöyle bir rahatsızlığı var diye not düşerler mi acaba ? Ya da bunu ileride aleyhime kullanırlar mı ? tekrardan ilginiz için teşekkür ederim.

empati23 Tarafından Soruldu | 2015.09.03

Merhaba, Sağlık Bakanlığımızın Ulusal Sağlık Bilgi Sistemi (USBS) nin en önemli parçası olan Sağlık.NET2 sistemi tüm vatandaşları kapsayan, elektronik kayıt sistemidir. Bu sistemde Türkiye’ deki bütün hastaların kayıtları tutulmaktadır. Kağıt ve eski dosya sistemlerinden farklılığı bu kayıtların sonsuza kadar tutulabileceği ve hernekadar güvenli olduğu söylense bile , bu kayıtlara izinsiz birilerinin girebileceği ve hatta değiştirebileceği gerçeğidir. Ulusal Sağlık Bilgi Sistemi (USBS) inde uzun planda istenen hasta kayıtlarına her yerden ulaşılmasıdır. Ancak halihazırda sadece hastaneler bilgileri bir merkeze yollamakta ama hastaneler hastaneleri görmemektedir. Tedavi görülen hastaneden bir sağlık raporu alınmak istendiğinde ise o hastanenin ilgili bölümleri daha önceki tedavileri görebilme konumuna sahiptir. Daha önceki tanılar sağlık raporuna yazılabilir ancak sağlık raporu için sorulan görevi yapabilir diye bir sonuç sağlık kurulu heyetinin kararıdır. Etik, hukuk ve hasta hakları açısından daha önceki psikiyatrik tanı ve tedavinin hasta aleyhine kullanılmaması gerekir. Ancak kurumlar kendi iç uygulamaları ile bu durumu hasta lehine yada aleyhine doğru çevirebilmektedirler.

merhaba bugün kafada uyuşma karıncalanma burundan haftada bir pıhtı şeklinde kan gelmesi yüzünden nöroloji doktoruna gittim ama orada muayene sırasında doktorun gazabına uğradım ben sadece göz kapaklarımı kontrol edecek zannederken iki elin başparmağı ile gözlerime şiddetlice bastırdı gözlerim pörtledi yerinden çıkacak gibi oyuyordu resmen ben refleksleri iyi biri değilim demekki kendimi geri çekip bağıramadım böyle bir muayene olamaz ama daha önce nöroloji doktoruna gitmediğimden olan biteni geç algıladım doktorun böyle kötülük amacı güdeceği aklıma gelmedi göz kapaklarım haliyle sarktı gözlerim sızlıyor arada bir puslanıyor görüyorum ama göz kaslarım ve sinirlerim kesinlikle zarar gördü olan biten psikolojimi çok bozdu sorunum tam olarak ne olabilir tepkisizlik o anlık şiddeti algılayamama sebepleri ?

hello Tarafından Soruldu | 2015.09.04

Merhaba, İnsanların yaşadıkları olaylara tepkileri kişilik yapıları ile ilgilidir. Birisi bir duruma sinirlendiğinde aşırı tepki verirken bir diğer kişi tamamen sessiz kalabilir. Ayrıca bazı psikiyatrik rahatsızlıklar da kişiyi tepkileri anlamında pasifleştirebilir. Refleks süreleri de kişiden kişiye değişir. Bu bazı insanların yürüme hızının diğerlerine göre daha fazla olması gibidir.

Öncelikle iyi günler Hocam, benim sorunum 2 yıl önce başladı önce bir kulak cınlaması ile gelen sesler,fısıltılar ve gözle net bir şekilde göremediğim yanılsamalar görmeye başladım.Bu fısıltıların doğa üstü yaratıklardan geldiğini düşünmeye başladım ve içerimden sürekli kendi kendimle konusuyorum hemde aşırı derece bazen iç sesimi durduramıyorum.Aynı zamanda aklımda oluşan olayları hayali sohbetleride sürekli bir çatışma halindeyim.Buda benim beynimi fazlasıyla yoruyo.Televizyondan seyrettiğim filmde gördüğüm veya ilgilendiğim konulardaki karakterler hayalimde canlanıyor ve onunla konusmaya başlıyorum. özellikle okul ve sosyal hayatımda gelen başarısızlıklar cok var.Çok aşırı bir alzeheimer gibi olmasada unutkanlıgım var.1 saat önce okudugum bi makaleyi yada tanıstıgım kişinin adını unutabiliyorum.Ben bu sorunlardan nasıl bir terapi ile kurtulabilirim neler yapmam gerek kesin bir kurtuluşu var mıdır ? Kullandıgım ilaçlar: Risperdal 2mg sabah akşam yarım Akineton 2Mg günde 1 ( yüzümde kas seğirmeleri oluştugu için verdi) Seralin 100MG ( stres için verdi doktorum) Quet 100 MG ( geceleri kabus görüyorum 7 günde en az 4-5 gün sürekli beni takip eden göz var rüyalarımda ve gördüğüm zaman hafızamı kaybeder gibi oluyorum.) Bana bilim adına lütfen yardım edin. Şu aklım ile konusma ve çatışmaları gece gördüğüm kabusları ne şekilde bitirebilirim ??? Yardımınız için minnettarım.

Raskolnikov Tarafından Soruldu | 2015.09.06

Merhaba, Algı bozuklukları eğer fiziksel ve nörolojik bir nedeni yoksa psikiyatrik rahatsızlıklarda görülebilir. Algı bozukluklarında en önemli nokta , bu algı problemlerinin gerçek bir ses , görüntü yada duygu olarak algılanıp algılanmadığıdır. Yani eğer ses gerek içten gerekse dıştan gelsin , normal bir ses gibi duyulursa bu bir varsanıdır (hallüsinasyon). Ama ses doğal bir ses gibi değil sadece düşünceye yakın karakterde bir yapıda ise bu daha çok imajinasyon diye nitelendirilir. Algı bozuklukları psikiyatrik rahatsızlığı olmayan kişilerde de az da olsa görülebilir ancak sürekli değildir. Algı bozuklukları psikozlarda , bedensel rahatsızlıklarda, LSD , ektazi, esrar gibi uyuşturucu maddelerin kullanılması sonucunda görülebilir. En çok gözden kaçan yada atlanılan durum ise Dissosiyatif Bozukluklardır. Dissosiyatif bozuklukların başlıca özelliği bilinç, bellek, kimlik ve çevrenin algılanmasında güçlük olmasıdır. Unutkanlık hali genellikle aşırı bir psikolojik yüklenme sonunda kendisini gösterir. Dissosiyatif Bozukluklar bazen psikozlara yakın bulgular vermesine rağmen sıkıntı, stres ve çözülemeyen iç çatışmalar sonrasında başlayan ancak geçici durumlardır.

merhaba, hemen konuya girmek istiyorum 18 yasındayım ve şu hayatta imdilik boş yışıyorum ne yapmam gerektiğini bilmiyorum aslında bu hayattan tek bi isteğim var dövme yaptırmak ve dovmecide çalışmak bunu okıyınca kuçuk bir kızın ergen hayalleri demeyin sakın bakın benim tek isteğim bu ölmeden once bunu yaşamak istiyorum ama babam kabul etmiyor napıcamı bilmiyorum delirmek uzereyim gerçekten bana bi şans verseler bı bıraksalar cok guzel seyler olucak onlardan habersiz 3 tane dövme yaptırdım hepsinde farklı tekpkiler aldım ben onlardan gizli yapmak istemiyorum yanımda olsunlar istiyorum ama onlar dövmeci olan bi insanı iyi görmüyorlar neymiş kotu yola düşermiş gerçekten sıkıştım kaldım hayatta bazen boyle boğulacak gibi oluyorum sonra geçiyoru tabi zaten ağlaya ağlaya gözyaşı kalmadı benim cocukluğumdan beri tek hayalim bu ama anlamıyorlar anlattımda anlamak istemiyorlar tamam yaparım yapmasına her şeyi yaparım ama yanımda olsunlar istiyorum ama onlar herşeyi zorlaştırıyor sanırım sonunda evden kovucak babam ve bende gidicem bi daha da dönmeyeceğim onlar bi heves sanıyor bu dövme işini ama heves değil anlamaları gerek sizden tek istediğim ne yapmam gerek bi tavsiye verseniz yeter simididen teşekkürler

candan Tarafından Soruldu | 2015.09.06

Merhaba, Aileler marjinal yada uygunsuz buldukları davranış ve istekleri bir anlamda kendilerine göre kötü gördükleri için çocuklarını koruma refleksi ile hareket etmektedirler. Bu her yaştaki bireyler için söz konusu olmaktadır. Ancak özellikle ergenlik çağında bu daha sık yaşanmaktadır. Çünkü artık çocukluktan erişkinliğe geçiş yapan bireyin kendini bulma çabası ile olan arayışları , ailelerle zıt düşmesine neden olmaktadır. Burada en önemli nokta, ergenlik döneminde düşünce ve duyguların her yıl değişebilmesidir. Hızlı fiziksel, hormonal ve duygusal değişim her sene farklı bakış açısı getirebilmektedir. Bundan dolayı bu yoğun duygu ve dürtü yaşlarında o anı hep öyle kalacak diye düşünmemek gerekir. Anlık duygu ve düşüncelere göre yaşamı şekillendirmek her zaman daha olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu ileriyi düşünmeden kontrolsüz haz veren yiyecekleri yemeye benzer , bunun sonucu alınan kilo ilerde her zaman sıkıntı yaşatacaktır. Duygu ve düşüncelerin doğruluğunu anlamak için zamana yayıp , zamanın sağlamasını yapmasına izin vermek gerekir.

Ben evleneli 1 sene oluyor esimle birbirimize asiktik 15 yaşımız da 1 yıl çıktık ayrılmak zorunda kaldik. 6 yıl ayri kaldık 6 yıl sonra tekrar brbrmize msj attik ve o surede kimseyle çıkmadık çok asiktik sonra istediler evlendik herkesin imrendiği bir evliliğim vardi. Hamile kaldim 5 ay boyunca birlikteydik ne olursa olsun her istedigimi yaptı ve askla. Son 4 ayimi ailemin yaninda gecirdim kalp rahatsizligim vardı doktor kontrolunde olmam gerekti ve esim ck sert duygularını belli etmeyen biridir ki ayrılcaz die çok agladi gitme die ama kalbimden dolayı gittim 4 ay sonu geldi yanıma doğuma 1 hafta kala öyle bi ask yoktu herkes imreniyordu yapmacık degildi arkadaslarim Kıskanıyordu sonra doğum yaptim. 15 gün ailemin yannda kaldm esim her ihtyacmi yapiyor benm elim kolum gibi oluyordu. Birgün benm çok sevdgm ablam dediğim biri ve benden 3 yas büyük o geldi ayrica nikah sahidim esim pek konuşmaz abla nasilsin der o kadar. Ark. Dogumum 20.günü tekrar geldi esim ben kaynvldm yemek yedik. Sonra saat 10 olmuştu eşime dedim otobüs durağına kadar bırakır misin die tm dedi o gitti gittigi anda icime bir şüphe düştü . Annem der sen aldatırsın esin aldatmaz ona oyle güvenirim die. Sonra şüpheyi yok etmeye calistim o şehirde 1 buçuk hafta kaldık esim hep ynmdaydi ark. Hiç gelmedi şüphem büyüdü. Evime geldim. 3 ay geçti kız hic aramadi esim boyle ayni davranıyor hala bnm için öluyor. Ama benm şüphem bitmedi biri vardı ona sordum evet dedi ark ona asılmış esine msj atmış esin de kendine hakim olmuş ilk basta cvp vermiş sonra reddetmis esimin en yakin arkadasisin Senden boyle birşey beklemem arama die bu anlatan kişiye ck guvenirim. Eşime sordum güldü asla olması o gün hic knsmdk durağa biraktim geldim dedi. Her cumlesine inanirim hic yalan soylemedi. Ama arkadasin Harektleri normal değil. Blyrm hissediyorum en azindan. Şimdi deliriyorum unutamiyorum esim boyle birşey yapmaz kabullenemiyorum kalp hastasiyim daha kötüye gidiyorum sürekli kendimle konuşuyorum o güne lanet ediyorum bana yardim edebilir misiniz esim varsa boyle bisey nSil anlarim ve bundan nasıl kurtulurum

Elmu Tarafından Soruldu | 2015.09.08

Merhaba, Kişilik yapısı olarak hassas, duygusal ve alıngan bireylerde anlatılanlar ve yaşanan olaylar kişide güvensizlikleri besleyerek takıntı haline getirebilir hatta hafif bir paranoya diyebileceğimiz aşırı değerlenmiş düşünceler haline dönüşebilir. Hormonal değişikliklerin olduğu dönemler de bu hassasiyeti arttırabilir. Kişinin zamanla kendini iyi hissetmesi ve bu düşünce yoğunluğundan çıkması ile bu takıntılar azalır. Ancak bir grupta , bu düşünceler psikiyatrik rahatsızlık düzeyine ilerleyerek hem kişiyi hem de yakınlarını zor duruma sokabilmektedir. Güvensizlik ve şüphe, elle tutulur ve gözle görülür bir kanıtı olmadıkça gerçek gibi kabul edilmemelidir. Yaşamda her türlü olay olabilir ancak yaşamın gerçeği düşünülen yada anlatılanda değil yaşanandadır. Yani güvensizlik yaratan ve süren bir olay varsa bu eninde sonunda kişinin önüne düşecektir. Bu konuda özel bir araştırma ve çabaya gerek yoktur. Çünkü her hareketimizin neredeyse kayıt altında olduğu iletişim çağımızda, kişilerin kendilerini gizlemeleri hemen hemen olanaksızdır. Ancak düşünce olarak bile güvensizlikleri akla yada evin içine getirmek kişi için olduğu kadar ilişki içinde ciddi anlamda yıpratıcıdır. Aldatılmayı önlemenin tek yolu ilişkiyi iyi tutmaktır.

merhaba aslında çok sabırlı bir insanımdır ama bu aralar çok çabuk sinirleniyorum sürekli stresli gibiyim artıık herkesten uzaklaştım odamdan cıkasım gelmiyor ne mutlu ne mutsuz gibiyim bomboş gibiyim sanki üzerimde bi yorgunluk var bişey yapasım gelmiyor hiçbişeye dikkatimi veremiyorum ani karar veremiyor ve olmak istediğim mesleğimde cabuk karar vermek önemli ama böyle olunca mesleğimi yapamıcagım hissine bile kapılıyorum uyuyamıyorum bi türlü daralıyorum annem sürekli psikiyatriste gitmemi söylüyor ne yapmalıyım

irsm Tarafından Soruldu | 2015.09.18

Merhaba, Depressif şikayetler kişinin yaşamını bozmaya başladığı zaman klinik anlamda Majpr Depresyon olan bir psikiyatrik rahatsızlık diye adlandırılır. Temel olarak neşenin kaybolması ve hayat enerjisinin azalması ile beraber dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, unutkanlıklar, duygusuz yada nötr hissetme, karasızlık ve güvensizlikler, uykusuzluk yada aşırı uyku, iştahsızlık yada bilinçsizce yeme , takıntılar, kaygılar , ümitsizlik, tahammülsüzlük, çabuk sinirlenme vs. gibi bir çok şikayet M.Depresyona bağlıdır. Kişiler yaşamlarını orta ve hafif derecede depresyonla beraber sürdürseler bile bu şikayetlerden dolayı yaşam kaliteleri, ilişkileri ve iş başarıları olumsuz olarak etkilenmektedir. Depresyon ileri ve ciddi bir seviyeye ulaşınca zaten etraftan da fark edilir hale gelmektedir ve iyi bir psikiyatrik tedavi de gerektirmektedir.

Merhaba hocam facebookta yazmıstım. Burda yazmamı tavsie etmiştiniz. Bipolar bozukluk hastasıyım. İLk teşhisim 10 yıl önce mani atağından sonra yapıldı. Bipolar teşhisi kondu sanırım tip 1 cünkü 3 4 defa daha mani atağı geçirdim. İlk maniye düştüğümde 20 gün hastanede yattım ailem çıkardı. Ondan sonra 2 3 sene ilaç kullandım atak gelmedi sonra ilaçları bıraktım özellikle eylül ayı gibi mani atağı geliri gittikçe etkisi kırılır 3 4 ay sonra depresyon başlardı bu sefr depresyonda 4 5 ay kadar sürerdi kendiliğinden geçerdi doktora gitmeyi reddediyordum. 2014 başında ücretli öğretmenliğe başladım ilaç kullanmıyordum büyük bi karışık nöbet geçirdim çok rezillikler yaptım hala pişmanlığım sürüyor 15 gün hastanede yattım risperdal 2 mg, risperdal consta 25 ve 1000 mg depakin verdiler 1 yıl kadar kullandım. Seraquele gectim. Şu an 600 mg ketiapin 25 mg risperdal consta ve 1000 mg depakin kullanmaktayım. Aşırı durgun ve çok yorgun bitkin görünümlü bi insan oldum. Evden dışarı çıkmıyorum ve ilaçların fazla geldiğini düşünüyorum. Depakin dzeyim 65. Size sorum ketiapini 600 mg den 200 e düşürsem herhangi bir sorun yaşarmıyım?

beylo90 Tarafından Soruldu | 2015.09.22

Merhaba, Sorularınızın kullanıcı ismi ve özel bilgileriniz belli olmadan buradan yanıtlamayı tercih ediyorum. Birincisi daha detaylı olarak soruların yazılması ikincisi de benzer rahatsızlığa sahip olanların da yanıtları okuyarak faydalanması. Aslında daha faydalısı internet sitemde olan bilgisayar programı olan ve kendi kendine ön teşhiş yapan kişiye uygun uzman bilgisayar programlarının (PAT, AER, AİR, AKÖS) yapıldıktan sonra soruların sorulması. Bipolar bozukluk tekrarlama riski yüksek bir rahatsızlıktır. Birçok tipi olan Bipolar bozuklukta kabaca hastaneye zorunlu yatışı gerektiren bir manik atak (dönem) varsa bu Bipolar Tip 1 diye nitelendirilebilir. Hastalığın tamamen geçmesi eğer ilk atakta uzun bir süre iyi bir tedavi ve takiple mümkündür. Benim deneyimim en az 3 sene süre ile tedavinin sürdürülmesi ve aradaki mini atakların varlığına ve kişisel özelliklere göre bu sürenin uzunluğunun ayarlanmasıdır. Bu şekilde ,ilk ataktan sonra % 20 oranında tamamen iyileşme söz konusu olabilir. İlaç çeşit ve doz ayarı kişiye özel yapılmalıdır. Bilinmesi gereken ikinci ataktan itibaren ilaçların hastalığı yok etmediği ancak ötelediğidir. İyi bir psikiyatrist yan etki ile istenen etki arasındaki dengeyi kurabilmelidir. Çünkü hastaların ilaç yan etkileri bıktırıcı ve hayatını bozucu düzeye gelebilmekte ve hastaların yarıya yakınının ilaçlarını kendi kendilerine azaltma yada kesmelerine neden olabilmektedir. Buda hastalığın tekrarlamasına neden olmaktadır. Bazen de depressif dönemlerin başlangıç şikayetleri yada depresyonun kalıntı şikayetleri, ilaçların yan etkileri ile karışıp , hastalarımızın bu şikayetleri ilaçlara bağlamalarına neden olmaktadır. Bu ayırımı hastasını iyi takip eden iyi bir psikiyatrist bilebilir. Bipolar bozukluk özellikle 5 ve civarı tam manik ataktan sonra yıllar içinde iyi bir tedavi ile bir durgunluk dönemi de gösterebilir.

şuan 31 yaşındayım sevmediğim bir işte çalışıyorum bu yüzden de hergün geç gidiyorum işe isteksizim. 12 yıldırda böyle. 6 yıldır da yalnız yaşıyorum, ailemle bağlarımız mesafeli ve sevgisiz. ergenlikle birlikte hep duygusal bir insan olarak kaldım. 5 yıl önce 15 yaşındaki kardeşimi kaybettim oldukça travmatik bir şekilde. 3 yıl öncede çok yorucu bir ilişkim oldu, karşımdaki kişi narsistik kişilik bozukluğu olan biriydi. çok yorucu ve yıpratıcı oldu benim için sevdiğim halde vazgeçmek zorunda bıraktı beni. 8 aydır cipram kullanıyorum. yaklaşık iki aydır da yarım içiyorum günde bir kez. çok fazla kitap okuyorum psikanaliz üzerine ama hala yolumu bulamadım. pesimist bir yaklaşımım var, yaşama sevincim yok, kaybolmuş gibiyim, herkes gibi bir hayat yaşamam gerekir evlenmem gerekir belki ama herşeyin içi boşalmış gibi manasız, saçma, çocuk sahibi olmak mesela ya kaybedersem evlat acısı vs diye düşünüp ondan da vazgeçiyorum belki beni hayata bağlıycak birşey anne olmak ama bencilliğim yüzünden çocuk sahibi olmamalıyım diyorum. yani hiç birşey beni mutlu etmiyor, ilaçta bir işe yaramıyor, dünyalık bir hevesim yok, yabancıyım herşeye, insanlar aynı fabrika ürünü gibi geliyor yakın arkadaşlarımda öyle, onlara baktığımda ne olduklarını görüyorum teşhis koyar gibi sonra hiç cazip gelmiyorlar, hayatları düşünceleri tuhaf. dini konularda da şüphelerim var tam bir araftayım, yapabildiğim tek şey iyi insan olmak, elimin uzandığı herkese yardım etmek, maddi manevi yapıyorum da. biraz iyi hissettiriyor. sizce yaşadığım travmatik şeyler yüzünden mi yoksa daha mı realist mizaca sahibim bu hayat nasıl geçer bu durumda, ne yapmalıyım

lightlive84 Tarafından Soruldu | 2015.09.30

Merhaba, Yaşam enerjimiz ve mutluluğumuz etrafımızdaki ortamın ve ilişkilerin iyiliği ile de bağlantılıdır. Aslında medeniyet ve nezaketin yaşam kalitesini en çok arttıran ve kişilerin yaşam doyumunu sağlayan olduğunu unutan bir dönemdeyiz. Deneyim az yıpranarak elde edildiği zaman önemlidir. Aksi takdirde sürekli kötü deneyimlerin kişilerin yaşama olumsuz. karamsar bakmalarına ve psikiyatrik rahatsızlıklar geliştirmelerine neden olduğunu biliyoruz. Olumsuz deneyimlerin en tehlikeli sonucu da bir koruma mekanizması gibi kişinin kendini kapamasıdır. Bu şekilde yıllarca yaşayıp , yaşamlarının en önemli bölümünü kaybeden kişiler ilerleyen yıllarda sosyal kontaklarının azalması ile iyice köşeye sıkışmış hissetmektedirler. Kişiler bu durumlarından kurtulmak için bir çaba içine girerek bir şeylere tutunmaya da çalışmaktadırlar. Bu bazıları için iş, bazıları için çocuk, bazıları için inanç . bazıları için çatışma , ilişki, hayvan besleme,cinsellik, alkol,madde vs . olmaktadır. Kitap okumak da bir iyileştirici etki yapmaktadır ancak komut veren kitaplar yerine romanlar daha iyileştiricidir. Kişinin tıkandığı noktada yardımcısı iyi duygu dolu bir başka kişidir. Ancak bencilleşen toplumsal yapıda da bu tarz insanların sayısı gittikçe azalmaktadır. Yine de etrafta bir sürü iyi insan yaşamaktadır. Kişilerin sıkıntıları ile tek başına kaldıkları durumda geleceğe ait iyi hayal ve hedeflerini düşünmeleri ve onun için bir şeyler yapma çabalarına girmeleri karmaşalardan çıkmaya yardımcı olmaktadır. İnsanın içinde kendinin de bilmediği bir sürü iyi ve yetenekli parçalar bulunmaktadır , bunlar ancak ona değer veren değişik ortam ve çevrelerde fark edilebilir.

Mrb askere gitmeden önce hiç bir şekilde piskolojik sorunlarim yoktu askerligimin 6 ayina kadar güzel devam etirdim komtanimdan hakeret ve dayaga maruz kaldim sonrasinda ise intihar girişiminde bulundum ve piskolojık pozuk nedeniyle askerlige el verişsiz tanisından tani ise uyum pozuklugu sık tekrarlayan taniyla verdiler ve 2 yıldır uku düzenim cevreme uyum sağliıyamıyorum ve milete bazen bazi durumlar için hakeretlerde bulunuyorum sonra pişmanlik duyuyorum intihar ve öldürme eylemleri geçiyor kafamda yardimlarinizi rica ediyorum.

astek6363 Tarafından Soruldu | 2015.10.04

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklarda tek bir nedeni rahatsızlık sebebi olarak düşünmemek gerekir. Çünkü yaşanan olay farklı kişilerde farklı ruhsal tepkilere neden olabilmektedir. Bu kişilerin ruhsal yapılarının farklı olmasından dolayıdır. Örneğin başkalarında hafif yada geçici bir sıkıntıya yol açan bir olay kişilik özellikleri eğilimli bir kişide çok büyük sıkıntılara neden olabilmektedir. Ya da çok güçlü bir kişilik yoğun bir olayın etkisi altında ciddi psikiyatrik sıkıntılar geliştirebilmektedir. Olayların etkisi ile oluşan psikiyatrik sıkıntılarda yapılan psikiyatrik yaklaşımda önemli mihenk taşlarından birisi , günlük iş ve yaşama hızla dönüp terapi ve tedavi sürecinde çözüm oluşuncaya kadar yaşanan olayı bütün sıkıntılarının nedeni olarak görmemeye çalışmaktır. Kişinin yaşanan olayları çözümsel olarak kendi içi dünyasında yeniden şekillendirmesi ile çözüm süreci de başlamaktadır. Zamanla olayın üzerine başka psikiyatrik ek tanılar da ilave olabilmekte ve bunların tedavisi de gerekmektedir. Kişilik özellikleri terapi sürecinin gecikme ve tıkanmasına neden olan önemli faktörlerden birisidir.

Bazen intihar ve öldürme düşünceleri kafamda oluşuyor çalişmamda sakınca olurmu

astek6363 Tarafından Soruldu | 2015.10.04

Merhaba, Düşüncelerin ne olduğu kadar ne derecede kişiye yada çevresine zarar verebileceği riski de önemlidir. Ayrıca zarar verici düşüncelerin kişilik yapısından mı yoksa psikiyatrik rahatsızlıktan mı kaynaklandığı da önemlidir. Hatta her ikisinden kaynaklanıyorsa bu daha da önemlidir. Eğer sadece zarar verici bir düşünce değil de aynı zamanda bunla ilgili bir plan yapma söz konusu ise bu daha da risklidir. Tüm bunların netleşmesi ancak iyi bir psikiyatristin iyi bir psikiyatrik değerlendirmesi ile mümkündür. Kişinin zarar verici düşünceleri riskli ise güven altına alınması değilse günlük iş ve yaşamına devam ederek terapi ve tedavisi yapılır.

merhabalar hocam yaşım 19 eşimin yaşı 18 şöyle anlatayım size derdimi adım furkan normal flört senemiz 2 sene devam etti ama 5 yıldır tanıyoruz bir birimizi zamanla ayrıldık tekrar birleştik 2 senenin sonunda ailesi beni kesinlikle istemiyodu ben kızımı furkan diye züppeye vermem dedi özge yani eşim diyoduki ben furkanı seviyorum neyse hocam bizim 1 yıl dönümümüzde çok güzel yere gitmiştik her taraf yeşillik dizlerine uzanmıştım eşimin elleri benim yüzümdeydi o sıra nasıl olduysa eşimin annesi ve erkek kardeşi geldi öyle gördü hani yanlış bişey yapmıyoduk gözümün önünde kıza tekme tokat yumruk daldı kızın annesi erkek kardeşi dedim ya hocam daha 10 yaşında bunu yapan annesi ben sürekli engelliyodum vurmasını yerden aldıgı taşı kafama vurdu bıraz sarsıldım nasıl eşimin sırtına çok şiddetli vurdu eşimin nefesi kesildi o sıra eşim benden yardım istiyodu yardım ediyodm ama ben şokun içinden çıkamıyodum azda olsa engelliyodum eşimin annesine bagırıyorum sen nasıl annesin sen üvey deilsin nasıl yaparsın kızına biz kötü bişey yapmadık ki bu hale getirdin bizi hocam biz eşimle kaçarak evlendik eşim elazığda yaşıyodu bende tekirdağ çerkezköyde ama bende elazığlıyım kızın annesinin kafasını öyle bi şişirmişlerdiki hep furkan yani beni kötülemişler eşimde hep beni destekliyodu furkan öyle biri değil olamaz ben tanıyorum siz tanıyamassınız babasıda şizofren hayla daha hastalıgı devam ediyo eşim kaçtı geldi istanbula biz dayım gille sabiha gökçene gittik eşimi aldım ben sarıldı kokladı aşkım çok korkuyorum dedi korkucak hiç bişey yok sana söz veriyorum herşey çok güzel olcak arabada biraz agladı sonra alıştı yola çıktık tekirdağ çerkezköye gidiyoruz bana evleri gösteriyodu konuşuyoduk neyse eve kavuştuk hocam dayım gil babam annem hemen kızın ailesini aradılar kızınız emin yellerde cocuklar bir birlerini sevmişler kaçıp geldi kızın bizede sizi aramak düşer eşim 2 3 gün sonra konuştu ailesinle babasının gönlünü alması için biz bi cahillik ettik sen etme baba eşimin teyzesi arıyodu çok özür diliyerek hocam sen naptın orospu bende eşimin elinden telefonu aldım kapattım telefonu ve bu teyzen anne yarısı olucak kadın bu cümleyi nasıl kurar ve hocam şunuda söylemeyi unuttum o her taraf yeşillik olan yer vaardıya 1 yıl dönümümüzü kutluyoduk vurduktan sonra sen azdın mı senin ateşin başınamı vurdu seni alıcam babanın arkadaşlarının altına sokucam v.s gibi sözlerde bulunarak cümleler kurdu .s ben eşimi öyle seviyorumki hani canımdan çok ve canımı vericek kadar size yemin ediyorum hocam onun için yapamiyacagım şey yoktur canımı istesin gözümü kırpmam veririm oda benim için öyle çokta kıskançtım ve hayla öyleyim telefonunu aldım ve eşimin fikrini alarak dedimki kartını kıralım mı niye diye sormadı kıralım aşkım dedi kırdım hani sürekli kızı arayıp kötü cümleler kuruyodulardı benim namusum şerefim oldugu için zoruma gidiyodu açıpta bişey diyemezdim hani gün gelir eşimin dili o kadar uzardıki tam damarıma basıyodu sus diyodum konuşuyodu özge bak çok sinirliyim sus diyorum canımı acıtacak şeyler konuşuyodu sadece 1 kere tokat attım ve elim alıştı her canımı yakınca sözleriyle tokat atıodum ama sonrasından hep özür diliyodum beni affet diyodum benim ailem özgeye o kadar iyidiki hani sanki annem gelin eşimde kaynanaydılar gülden aşşagı bişey demiyolardı ailem eşime 4 ay sürdü ilişkimiz son gece yatmadan biraz tartıştık babasınla konuştu bende konuştum herşey çok güzeldi dediki furkan çalışıyo işte biraz dişini sıksın çalıssın ALLAH yardım eder bende dedimki aşkım babana söyleki baba 1 kişiyle olucak iş değil bu babası karşıdan konuşurken eşim o sıra söyledi dedim özge 1 kez daha söylermisin duymadı dedim söylemedi babası neyse dedi ben annene veriyodum ben trip attım kapatıldı telefon neden söylemedim dedim söyledim işte ama baban konuşuodu orda biraz tansiyonlar yükseldi benim hatam şuydu ara dedim babanı ara herşeyi anlat mutsuz oldugunu oda aradı babasını dediki baba annemi verirmisin annesi aldı telefonu eşim dediki anne biraz msait yere geçebilirmisin aglıyarak söyledi bunları özgem anne ben mutsuzum dedi vs v.s babası dedi ver dedi furkana bak oglum dedi olan sana olur o kız gelir biizm yanımıza bende sokarım başkasının koluna soruna gider ben kalp krizi geçircektim yerlere düştüm eşim kaldırmaya çalıştı annem babam geldi noluyo gine size dedi bişey olmuyo dedik v.s yatak odamıza geçtik karımla gönlünü aldıgımı düşünüyodm sarıldı öptü bende sarıldım öptüm ama ilk biraz naz yaptı hocam barıştık sanıyodum :'( ama hiç bir şey düşündügüm gibi değilmiş o kız içine atmış herşeyi benden saklıyomuş ama bana her zaman diyodu ben annemi babamı kardeşlerimi çok özledim ben sarılıyodum kokluyodum sabah saat 06:30 kalkmış bana kahvaltı hazırlamıştı beni kaldırdı ben o sıra hiç bişey yemedim direkmen yatak odasına çektim ailemle yaşıyorduk bi süreligine bak dedim aşkım söz veriyorum herşey güzel olcak hiç bişey böyle sürmez elbet bizde bu günleri atıcaz sana söz veriyorum sakın ola sakıın bir hata yapma bana her gün yok derdi aşkım ALLAH korusun ama bana o sabah ne gibi bi hata herangi bi hata aşkım dedim yok dedi yapmam ben fabrikada çalışıyodum sarıldık koklaştık öptü öptüm sarıldı sarıldım herşey güzeldi fakat işe gittim 2 3 saat zaman geçtikten sonra telefon geldi ablam aglıyodu furkan özge yok dedi .s benim dünyam başıma yıkıldı geldim eve özge hiç bişeyini almamış ona ait olan agladım elim ayagım titriyodu annem gil bana teselli veriyodu aradan 4 gün geçince ablam eşimin ailesini aradı konuştular v.s ablam dediki söyle abi ne zaman gelip alayım özgeyi babası dediki ben bişey diyemem özge desin ben gitmek istiyorum ben yollarım uçakla hemen şu dakika ablamla konuştu abla çerkezköy bana dar geliyo bende knştum eşimin aklını çalmışlardı eşimin ailesi elazığda olursan herşey daha güzel olur gibisinden eşimede mantıklı geldi bana dediki son girdigimiz ilişkiden sonra ben büyük ihtimal hamileyim çünki 10 gün adeti geçikmiş ama 10 gün geçikti gine adet gördü hemde kan geliyodu 1 haftada peti bitirdi evlendik 1 günden belli hep söylüyodu özgeyi elinde sonunda ben o evden alıcam kurtarıcam eziyetmi yok annem babam ablalarım melek gibi geçiniyodu ablam kendisine ne alıyoduysa eşimede alıyodu annem gine öyle babam her zaman işten gelirdi alnından öperdi herşey böyle oldu hocam amaçları beni elazığa çekmek bende eşime dedimki ben o elazığa gelmem imkanım olsa gine gelmem ALLAHIM beni düşürmesin oraya birde hocam eşim elazığa gitmeden önce sadece ablamın üstünü giymiş ve birde ablamın çantası sadee 1 bilezik ve birde 50 lira para almış annem eve gelince özge özge özge seslenince ses çıkmayınca eniştemin annesiyle annem otogara gitmiş özge ve polisler orda özge demiş eşim bakmış ve titremiş kızım noluyo demiş anne gidicem demiş sevgül ablam yani eniştemin annesi demişki kızım yuva yıkmak kolaymı öyle mutlulugun burda herşeyin burda sevgül teyze demiş ben yuvamı yıkmak için gitmiyorum annem demişki kızım elini ayagını öpeyim gel gidelim hiç kimseye anlatmam söz veriyorum hayır anne demiş ben kafamı dinlemeye gidiyorum demiş furkanda beni seviyosa gelir demiş ben ne yapayım hocam bana akıl verin

Furkan Gökçin Tarafından Soruldu | 2015.10.10

Merhaba, Genç yaşta bireyler evliliğe olgunluk ve maddi anlamda hazır olmadıkları zaman , tek başına sevgi bir evliliği götürmeye yetmemektedir. İyi bir evlilik sadece iyi bir niyetle değil , bir evliliği götürebilecek ruhsal ve kişisel donanımla sağlanabilir. Çok genç yaştaki kişinin kendini tanımadan başkasını tanıması mümkün olmamakta ve bunun sonucu olarak da çok genç çiftler beraber büyüme sürecine girmektedirler. Ancak bu bir anne-babanın çocuklarını büyütmesi yerine , iki çocuğun birbirini büyütmesi gibidir. Doğal olarak yetersiz kalmakta bu durumda da aileler evlilik içine fazlası ile girmektedirler. Ailelerin evlilik içine fazlası ile girmesi demek o çiftin bağımsız bir çift olma yetilerinin zayıf olması demektir.Bu durum da problemlerin zamanla artacağının en büyük göstergesidir. Ne olursa olsun sorunları çözme özveri ile ve iki kişinin karşılıklı çabası ile mümkündür. İlişkilerin ve çok genç yaştaki kişilerin sorunları kördüğüm haline geldiğinde, aileler kazanılmaz ise ilişkileri çok zor bir çıkmaza girebilir. Sorunlar ancak iki kişinin yada iki kişinin birisinin özveride bulunması ile olur. Bir şeyi kazanmak için başka bir şeyi kaybetmek gerekebilir. Sevgi olgun anlamda , karşısındakinden beklemeden karşısındakini düşünmek ve sorumluluk almaktır. Kişisel bilgilerinizden dolayı sorunuzu isteminiz dahilinde kaldırabiliriz.

Ketya 100 mg hangi hastalara verilir ve bu ilaç yetersiz kalıyor ne yapmam gerek acaba?

astek6363 Tarafından Soruldu | 2015.10.10

Merhaba, Ketya Ketiyapin aktif madddesi içermektedir. Seroquel, Ketya, Gyrex, Quet , Ketilept , Serex , Ketidose , Cedrina adlı ilaçlar da Ketya gibi Ketiyapin maddesini içermektedir. Ketiyapin psikiyatride onaylı kullanım alanı olan ( Şizofreni ve Bipolar Bozukluk ) da kullanıldığı gibi psikiyatrist doktorlar tarafından uyku bozuklukları , psikotik hastalıklar , saldırganlık , kişilik problemlerine bağlı psikiyatrik sorunlar , depresyon gibi onayı olan alanlar dışında da kullanılmaktadır. İlacın kullanım amacını , dozunu ve etkinliğini psikiyatrist doktorlar zaman içinde düzenler ve yetersiz kalırsa önce doz arttırımı yada başka ilaç ile güçlendirme veya ilaç değiştirme yönünde davranır. İyi bir psikiyatrist tedavi planını hastasına özel düzenler. Tedavi planında kademe kademe ne yapacağını ve beklediği etkiyi bilgi ve tecrübesi ile iyi bilmek sorumluluğundadır. Tedavi şema ve ilerlemesini de kademe kademe hastası ile paylaşarak ,etki ve yan etkilerle de ilgili bilgi vererek tedavi seçeneklerine karar verir.

hocam merhaba amasyadan yaziyorum size hocam benim problemim lisedeyken basladi mide rahatsizligiyla alti ay boyunca mide rahatsizligi cektim hicbir doktor care bulamamisti sonra bende hep mi boyle olucam korkusu basladi elim ayagim titredi surekli agladim gece uyuyamadim kasilmalarim oldu bacaklarimda icim daraliyodu nefesim daraliyodu bi norolog bana laroxil verdi ama aglamalar ic daraltisi iyilesemiycem korkusu gecmedi pskiyatriye yonlendirdi aynen boyle anlattim bana aksiyete bozuklugu oldugunu soyledi vodelax 20 mg verdi belli bir sure kullandim iki yil kadar sonra biraktim ama universiteye gittim 1. yilim cok rahatti ikinci yilda olan oldu ard ardina olaylar yasadim sonra derslerim agirlasti bu sefer dersi gecememe korkusu basladi gece uyuyamiyodum bacaklarim geriliyo icim daraliyodu hep o takinti vardi ya gecemezsem ve rezil olursam orda bi doktora gittim durumu korkumu anlattimbana citol verdi 20 mg ilaca alismam zor oldu ama gittikce duzeldigimi hissettim sonra bulundugum okuldan memnun olmamaya basladim surekli agliyodum istemiyodum uyuyamiyodum bacaklarimin gerginliginden icimin daraltisinda hopluyodum sicriyarak uyaniyodum hic rahat degildim doktor 40 a cikti bu sefer memleketimdeki okula yatay gecis yaptim burdaki okuldada sikintilar yasadim samsunda bi doktora gittim cipramla norodol verdi norodolu kullandiktan bikacgun sonra sirtimda ensemde yanma basladi gerildim icim daraldi nefesim skisti uyuyamadim burdaki doktor yan etki yaptigini soyledi ve kesti citolexe gecirdi beni belli bir zaman yine iyiydim ama bu sene bir suru olay yasadim korkularim takintilarim artti gerginligim aglamam cogaldi doktor bana venegis37,5 mg a gecirdi belli bir sure iyi oluyodu en ufak biseyde korkum basliyodu ayni seyler oluyodu git gide gram yukselti su an venegis 150 mg dayim bisey olunca kendimi guc bela ayakta tutmaya calisiyorum ama tek korkum var simdi ben bu ilaci nasil birakacam hic mi iyilasemiycem evlenince demi boyle olacak cocugum olacagi zaman nasil birakacam diye kendi kendimi yiyip duruyorum birakamamaktan cok korkuyorum iyilesmek istedikce biseyler oluyo ben nasil evlenecem diye dusunuyorum ailem olmasaa hic dayanamazdim bazen oyle bi an geliuoki delircem saniyorum daha kotu olcam diye cok korkuyorumbana bi yol gosterin hocam burdaki doktor simdi birakirsam daha kotu olacagimi soyledi mutsuz olacagimdan ailemi uzmekten korkuyorum caresiz kaldim yardim edin lutfen

amasya Tarafından Soruldu | 2015.10.11

Merhaba, Anksiyete Bozukluğu bir kişi için tanı olarak kullanılmaz, çünkü tüm anksiyete ( kaygı ) bozukluklarının genel adıdır. Yani bir çiçeğin adını söylemek yerine sadece çiçek demek gibidir. Anksiyete bozukluklarında tanı iyi belirlenmeden (diğer psikiyatrik rahatsızlıklarda olduğu gibi) tedavi de yetersiz kalacaktır. Bir çiçeğin ismini ve özelliklerini bilmeden o çiçeği bulmak zordur. Psikiyatride tanı geniş anlamda düşünülürse ve kişinin kişilik özellikleri, fiziksel rahatsızlıkları ve kalıtsal riskleri de göz önüne alınır ise tedavide başarı yakalanabilir. Psikiyatrik tedavi sadece kısa bir görüşme ve ilaç değil aynı zamanda hasta için düzenlenmiş bir terapi, danışmanlık ve ailenin de gerekirse katıldığı iyi bir tedavi planıdır. Anksiyete bozukluklarının çoğu iyi bir tedavi ile önemli ölçüde yada tamamen düzelir. Sadece terapi ile düzelen hafif derecede anksiyete bozuklukları da vardır. Eğer uygun bir tedaviye rağmen düzelme olmaz ise bu tanı ve kullanılan tedavi şemasının yeniden gözden geçirilmesini gerektirir. Anksiyete bozuklukları tedavi olasılığı yüksek bir psikiyatrik rahatsızlık grubudur.

yine ben amasyadan hocam peki nasil kurtulabilirim ben bu hastaliktan cok bunaliyrum kafama cok takiyorum iyilesemiycem diye korkuyorum hocam sizofren olcam diye korkuyorum yani evlenip hamile kaldigimda bu ilaci kullanamayacam cocuga zarar verecek cok korkuyorum daha kotu olmaktan omur boyu duaciniz olurum bana bi yol gosterin hocam

amasya Tarafından Soruldu | 2015.10.11

Merhaba, Kaygı (anksiyete) bozukluklarında tedavinin ana parçası ilaç destekli bir terapidir. Danışanlarımız aynı zamanda destek grupları dediğimiz benzer rahatsızlığı yaşamış ve aşmış kişilerden de fayda görebilirler. Ayrıca sıkıntı azaltıcı teknik ve uğraşıların kullanılması da kişiye yardımcı olur. Terapi de önemli nokta dışa vurulamayan , konuşulamayan ve anlatılamayan sıkıntıların bedensel konuşulmasının çözülmesidir. Yani kişiler dili ile söyleyemediğini bedeni ile gizlice söyler. Çaresizlik duygusu ile yaşamak bu sıkıntıları arttırır. Halbuki kaygı bozuklukları çözümü olan rahatsızlıklardır ve çaresizlik duygusu aslında sanaldır. Tedavide adım adım iyi bir psikiyatrist ve terapistle süreci takip etmek ve bu arada günlük yaşamı bozmadan sürdürmek gerekir. Kapanma-kaçınma kaygı problemlerini daha da arttırmaktadır.

Hocam merhaba ben 17 yasinda sigara anne baba ayriligi yuzunden 59kilodan birden 49a dustum bildiginiz cöktum erken yasta gozalti morarmasi gozkapagi sarkmasi yuzdeki doygunluk renk bozuklugu derken eskiden geni begenen insanlar ne guzel kizdin cok cokmussun dediler ve psikolojik sikinti temelleri o zamandan basladi sacini siyaha boyatip dikkat ceken ben artik hic yakistirmiyodum su an 25 yasindayim disarda insanlarin kimi zaman tipe bak cok cirkin kiz dediklerini duyup agliyorum asagilayici seyler duyuyorum insanlar kendime olan guvenimi daha da yok ettiler ise girdigimdede ayni seyi duyunca dalginlik ve uzuntuden calisamayip gerizekali konumuna dusuyorum aynaya bakiyorum biraz burnum egri onu yaptirsam kendime guvenim gelir diyorum sonra ya kotu olursa diyorum hassas psikolojiye sahibim ailem gorunur bi yamukluk yok bosa yatma ameliyat masasina diyolar ameliyat edecek doktorumda dedi aslinda ama ben bi cozum ariyorum sizfe hoxam benimki psikolojikmi yani ameliyat masasi yerine bi psikologami gorunsem burnumu yoksa yaptirmaliyim lutfen yardim edin

svs30 Tarafından Soruldu | 2015.10.15

Merhaba, Olumsuz yaşam olayları kişinin özgüvenini kaybettirerek, hem kendi yeteneklerine hem de fiziksel görünümlerine karşı hoşnutsuzluk ve yetersizlik duygusu uyandırmaktadır. Hepimizin aynada yüzümüze baktığımız zaman gördüğümüz , sadece gözümüzün gördüğü değil beynimizin ruhsal durumunun etkisiyle de gördüğümüz yüzdür. Yıllardır dikkatimi çeken depresyona giren hanımların aynada kendilerini çirkin ve yaşlanmış olarak görmeleridir. Bu durum depresyon geçince ortadan kalkmaktadır. Beden Dismorfik Bozukluğu takıntı türü bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Bu rahatsızlıkta kişiler vücutlarının bir parçasını beğenmez ve estetik olarak düzgün olmadığını düşünürler. Hatta etraftan böyle bir şey olmadığı söylense bile ikna olmazlar. Bu şekilde aslında estetik cerrahide ameliyat olmaması gereken hastalar, ameliyat olduktan sonra da memnun olmamaktadırlar. Bu şekilde defalarca ameliyat olup artık burnu ameliyat edilemeyecek kadar bozulmuş bireylerde gördüm. Aslında estetik bir ameliyat için plastik cerrahlara başvuran kişilerin çoğunda düzeltilmek istenen kendi iç dünyalarındaki hoşnutsuzluklardır. Kişinin kendini hoş görmesi beynin bir fonksiyonudur.

Hocam 5 aydan beri cipralex 10 cedrina 50 kullanıyorum kullanma sebebim mutluluk hıssım yok beynim bazen sıfırlanıyor konuşmakta güçlük çekiyorum hani bole görürsünüz ya bazen kalabalıktan çekinen konuşamayan insanlar baygın gözler aynı öyleyim doktora gitmeye bile cesaretim yok hep ıcımde korku var kafamın çalışmadığından dolayı bence yanı hocam bana buradan yardım edin nabıyım bu ilaçları bırakırsam daha kotu olurmuş dozunu yukseltıyımmı başka ılacamı gecıyım tahmin edin sadece benim nasıl olduğumu doktordan daha farklısını gormıceksınız emin olun doktora git demeyin bana ne olur gıtmıcem çünkü aynısını sizde gorebılırsınız yardım edin bana arkadaşlarımdan bile uzak kaldım evde dura dura uyuşturucu bile 2 3 saatte olsa akıl saglını mutluluğunu getirirken o kadar uğraşılan ilaçlar neden yapmıyor bunu hocam yanlış ılacmı kullanıyorum korkuyorum uyuşturucuya baslıcam dıe yardın edin bana lütfen buradan ama doktorunuza gözükün demeyin ne olur takıntılıyım bı kotu olay bile düşündüğüm zaman kalbim atıyor korkuyorum insanlardan çekiniyorum Akbarlarımla düzgün muhabbet bile edemiyorum hep korku kafamın calısmamamıs tahmin edin lütfen nasıl olduğumu.

ali112 Tarafından Soruldu | 2015.10.17

Merhaba, Psikiyatride tedavi için kullanılan ilaçlar , hastalık seyri boyunca doz ve çeşit olarak ayarlanır. Bir kısım hastalar psikiyatrik rahatsızlıklarının doğası ve doğru teşhis ve iyi ilaç seçimi ile tedaviye hemen yanıt verirken , % 10 luk bir kısmının tedavisi daha uzun ve zahmetlidir ve tecrübe-bilgi gerektirir. Psikiyatride doğru ve uygun yaklaşımla hastalar daha kolay ve çabuk iyileşir iken , çabuk iyileşebilecek bir rahatsızlık da gerek hasta gerekse tedavi tarafındaki eksiklik yada abartılar nedeniyle gereksiz şekilde uzayabilir. Tedavide en önemli nokta, iyi bir klinik uygulama ile tedaviye uyumlu hastanın yan yana gelmesidir. Tedaviye uyumsuz hasta ile ilgi-bilgi-zaman eksikliği olan bir tedavi yaklaşımı yan yana geldiğinde ve birde buna hastalığın doğasından kaynaklanan zorluklar eklendiğinde işte o zaman " tedavi olamıyorum -tam iyileşemedim" sonucu çıkmaktadır.

ben 21 yasındayım küçükken babam önümde porno izlerdi bu ben üniversiteye gidene kadar devam etti kimseye bişey diyemedim çıkıp gidiyodum odadan veya görmezden gelip başka bişeyle ilgileniyodum gene küçükken bi adam tarafından sürekli tacize uğradım korktum gene kime ne anlatıcam bilemedim daha okula bile yeni başlamştım bu taciz olayı orta2 ye kdr devam etti snra taşındık yeni evimizi öğrenemedi yada artık büyüdüğüm için uzaklaştı bilmiyom her seferinde zorla kurtuluyodum elinden.ilk sevgilim 6. sınıfta oldu bi sene sürdü sonra kısa zamanlı sevgililerim olmaya basladı ilişki yaşadıklarım oldu lisede. gene lisede bi taciz olayı daha yaşadım bu sefer sessiz kalmadım mahkemeye verdim benim psikolojim iyice bozuldu bu olaydan önce 5 yıldır konuştuğum sevgilimle tanıştım bu sevgilim ilk zamanlar beni hiç sevmedi amacı farklıydı hayatında baskaları da oldu benleyken ben aldatmalarına göz yumdum kabullendim ona kızlığımı verdim sevdiğimdi çünkü ama kanamam olmadı ama ben her ilişkiyi yaşadım ama kızlığıı sadece ona verdim bana inanmadı doktora da gittim damarın inceliğinden farketmemişsinizdir dedi inandı dedi ama en ufak kavgada yüzüme vuruyo bu konuyu ve yukarıda anlattığım bütün olayları hiç bişey saklamadan anlattım bilmek hakkı dedim şimdi beni çok fazla sıkıyo nerdesin kimlesin die bazen kavgalarımız şiddete dönüşüyo bana vuruyo sevmesem katlanmam diyo bazende sürekli benden nefret ettiğinden iğrendiğinden bahsediyo ayrılalım diyorum onu da istemiyo ben napıcam şaşırdım bütün bu olaylara rağmen sekse düşkünlüğümden şikayetçi ne zmn birlikte olsakilk seferden sonra hemen bu konular açılıyo uzaklaşıyo benden öyle zor ki bazen kriz geçiriyorum durup dururken gülmeye sonra ağlamaya sonra tekrar gülmeye başlıyom lütfen yardımcı olun psikoloğa bu kdr ayrıntılı anlatamıyorum napıcam bilmiyorum

kara kalp Tarafından Soruldu | 2015.10.20

Merhaba, bireylerin ruhsal ve fiziksel gelişimlerinin sağlıklı olması içinde yaşadıkları ailelerinin sağlıklı, güvenli ve koruyucu aile görevlerini yerine getirmeleri ile de alakalıdır. Yani bir çocuğun doğası iyi bir aile tarafından iyileştirilir yada kötü bir aile tarafından kötüleştirilebilir. Karmaşık, kaotik ,sınırların kaybolduğu ailelerde çocuklar ruhsal olarak hasar görmekte ve sevgi/güven yerine güvensiz/kızgın yetişmektedirler. Bugün gerek ülkemizde gerekse batıda hapishanede yatan sık sık suça karışmış ve uyuşturucu kullanan bireylerin çoğunun ailelerinde sorunlar olduğu görülmektedir. Bu tarz karmaşık aileler çocuklarını koruyamadıkları için yaşanan travmalar da çocuklarda duygusal izler bırakmaktadır. Bu çocuklar sevgi ile ilginin farkını da öğrenemediklerinden ve sevgi eksikliklerinden dolayı, genç yaşta çabucak ilgiye kapılıp ilişkiler içine çekilmektedirler. Yani bir anlamda sevgi boşluğunu doldurmaya çabalamaktadırlar. Bu da sağlıksız ilişkiler geliştirmelerine bir anlamda geçmişteki gibi güvensiz ilişkiler içine çekilmelerine neden olmaktadır. Bu durum yeniden duygusal hırpalanmayı tekrar tekrar yaşama anlamına gelmektedir. Ancak sevgi dolu ve güven duyulacak ilişkiler geliştirdiklerinde ise bu bireyler geçmişin travma ve hırpalanmalarını zamanla aşmakta ,kendi ailelerini kurduklarında geçmişin kabusundan çıkmaktadırlar. Geçmişinde yaşadıkları kendisi için taşıması zor bir yük olan bireyler, bu durumlarını yakın ilişkilerine anlattıklarında, karşısındaki kişiye de geçmişin sıkıntı ve güvensizliklerini bulaştıracaklarından, bu durum ilişkilerini olumsuz etkileyecektir. Onun için güven duydukları ve kendine de güven duyulan ve sevildikleri bir ilişkide, geçmişi bu ilişkiye taşımadan sorunlarını önemli ölçüde çözüp iyi bir duygusal yaşam oluşturabilirler. Güvensiz bir ilişkinin sağlıklı olarak yürümesi mümkün değildir. Geçmişin ağır yükü, güvenli ve ilgili hissettikleri konuyu bilen iyi bir terapist ile terapi süreci içinde de çözülmektedir. Ancak iyi bir ilişki (güvenli ve sevgi dolu aileden gelen iyi bir bireyle) her zaman terapötikdir.

MERHABA Armağan bey benim sıkıntım aşk sevgilim bir ay önce benden ayrıldı seviyorduk birbirimizi ama birden ayrıldı ailesinin bulduğu bir kızla sözlendi ailesi beni istemiyordu en çokta bu yüzden bitirdi. o gitti gideli acı çekiyorum odamdan çıkmıyorum geceleri uyuyamıyorum sürekli kafamda o ikisi fotalarına bakıyorum kafayı yiyorum kendime zarar vermeye çalışıyorum

gamze songül Tarafından Soruldu | 2015.10.20

Merhaba, duygular aniden kesilince kişi duygusal bir yoksunluğa girer. Eğer bu beklenmedik ve istenmedik ani bir şekilde olursa, duygusal tepkiler daha da yoğun olur. Ayrılığın ilk günleri şok etkisi yaratır sonraki günlerde ayrılığın verdiği eksiklik hissedilip bir arayış başlar. Bu dönemde öfke,kızgınlık ,hayattan soğuma, karamsarlık, isteksizlik vs. gibi depresif şikayetlerin olduğu bir dönem de başlar. Sosyal medyanın verdiği kolaylık dolayısıyla , kişiler ayrıldıkları bireyleri ve ne yaptıklarını sosyal medyada takip etmektedirler. Bu aradan uzun yıllar geçse bile söz konusu olmaktadır. Özellikle haksız bir terk edilme sonrası ayrılan insan yaşamında mutlu ise bu kızgınlık ve öfkeyi (hem kendine, hem ayrılana hem de ayrılanın gittiği kişiye) daha da arttırmaktadır. Kopan ilişkiyi ve terk eden kişiyi çok iyi bir ilişki imiş gibi düşünmek ayrılık acısını (yas reaksiyonu) daha da arttırmakta ve çözümünü geciktirmektedir. Halbuki bir ilişki kendi içinde güçlü ve iyi ise onu bitirmek çok zordur. Terk edenler, kendi yetersiz ve olumsuz tarafları ile de ilişkiyi sürdüremeyenlerdir. Biten ilişkiyi ve terk edeni eleştirisel olarak da düşünmek gerekir. Yani ilişki devam etseydi hatta evliliğe gitse idi terk edenin aynı yaklaşımı evlilik içinde de olabilirdi. Çeşitli baskılara dayanamayarak eşini duygusal olarak yalnız da bırakabilirdi. Ayrılık tepkilerinde en büyük problem ayrılınan kişinin ve ilişkinin idealize edilip iç dünyada problemsiz bir ilişkiydi diye şekillendirilmesidir. Ayrılık, dengeli ve objektif bir şekilde kişinin kendini ve terk eden sevdiğini eleştirmesi ve olduğu gibi görmesi ile aslında bireyi olgunlaştıran bir süreç haline gelir.

Merhabalar hocam.38 yaşındayım 2 tane oğlum var.Daha önce uluslararası bir şirkette çalışırken eşimin isteği üzerine ayrılıp babasının yanında çalışmaya başladım.Çevremde çok genişti.Kısa sürede işler iyice büyümeye başladı. İşten eve evden işe hafta sonları da eşimin ailesiyle geçiriyorduk.Bu arada akşamları da alkol alıyordum sarhoş olmayacak boyutta.Eşimi çok seviyordum,fakat mutsuz bir insandı sürekli başı ağırır vb bahanelerle 5 yıl boyunca hemen hemen her gece ayrı yattık.Ben büyük oğlumla o ufaklıkla.Aldırış etmedim işte güçten ama ne zaman baldız işe başladı yanımızda benim harcamalarım,sosyal medya hesaplarım kontrol edilmeye başlandı eşim tarafından.ve birden onu aldattığımı öne sürmeye başladı.gazetede magazin sayfalarında kadın resimlerine (manken vb) bakmam dahil rahatsız ediyordu.1 kez annesinin evine gitti ozaman seni sevmiyorum demişti ama ben çocuklar var dedim ve aileler girdi barıştık.Babasıyla aram çok iyiydi gerçi baştan beni istememişti ama 1 yıl sonra kendi çağırmıştı sonuç olarak patron adamdı.Onun yanında çalıştığım dönemde çevremde saygın bir insan olmam nedeniyle arkadaşlarımında bana güvenmesiyle şirket adına onlardan hatır çeki ticari borç gibi şeyler almaya zorladı,bende aldım.Sonra şirket battı arkadaşlarım ve ben büyük maddi zarar gördük, şimdi ne kayınpeder kaldı ne eşim kaldı nede arkadaşlarım.Üstelik eşim piyasaya benim hakkımda dedikodular yaydı o yaptı diye insanlarda benden şüphe etmeye başladılar bununla yetinmemişler birde üfürükçü hocaları çıktı başıma.Sonuç olarak dışarı çıkamıyorum,eşim benden öyle nefret ediyorki oğullarımı bile soğutuyor daha yaşaları ufak olmasına rağmen,çevremde kimse yok ve yüklü bir borcum var itibarım kalmadı.saflığımın kurbanı olduğumu düşünüyorum.nasıl bir tedavi önerirsiniz hocam?umudumu kaybetmedim ama hiç cesaretim yok iftira maddi kayıp çocuklarımı görememe artık kimseyle konuşmak istemiyorum bu konuyla ilgili bu yüzden yazdım.yardımlarınızı bekliyorum hocam.SAYGILARIMLA.

sprinngg Tarafından Soruldu | 2015.10.22

Merhaba, İnsanlar çevreden güven ve değer aldıkça iyi hisseder ve kendi kimlikleri ile memnun olurlar. Aslında paranın çok ön plana çıkarıldığı günümüzde , kişiye değer kazandıran para değil paranın yarattığı değer görme ve özgüven artışıdır. Bu da aslında para ile gelen ve para ile giden bir durumdur. Halbuki her insan yaptığı katkı ve iyilikleri ile değerlidir. Kişiler kendi değerleri ile yaşar ve kendi değerleri ile saygı görürler. Onun için maddi gücü yüksek ancak toplumsal değerlere ve kurallara önem vermeyen bireyler , hem kendilerine saygılarını hem de başkaları gözünde değerlerini yitirmektedirler. Duygu gibi saygı ve güven de kaybedildiği zaman yerine koyması güç bir kavramlardır. Yaşam bir takım değişimlerle kişileri maddi olarak zor konumlara getirebilmektedir. Bu durumlarda bir çok kişi köşeye sıkışmış hissetmektedir. Böyle durumlarda en büyük çıkmaz, kişinin maddi kayıpları olup artık bir anlamda yeniden sıfırdan başlayacağı durumunu kabul etmeyip, geçmişin hayal ve hayal kırıklıklarına gömülerek yaşamasıdır. Sıkıntılı durumlarda en büyük destek ailedir. Zaten aile desteğinin olmadığı durumlarda problemler daha zor aşılmaktadır. Maddi olarak da çıkmaza giren bireylerin bir çoğu sıkıntılı ilişki yada evlilikler dolayısı ile de işleri ile ilgili konsantrasyonlarını kaybettiklerinden maddi çıkmaza girmektedirler. Kişinin her şeyini kaybettiği durumlarda yapılması gereken bir alışma döneminden sonra ( zorluklarla geçebilecektir) , kaybettiklerine ve geçmiş yaşamdaki durumlarına bakmayıp bir noktadan yeniden yaşamını kurmaya başlamasıdır. Birçok birey maddi sıkıntılı durumlardan olgunlaşarak ve tecrübe ile çıkmaktadırlar. Önemli olan kişinin kendine saygısının kaybolmadan yaşamında onu para dışında da değerli kılacak bir sürece girmesidir. Zaman kişinin sağlamasını yapıp geçmişin olumsuzluklarının hesabını düzeltecektir. Eğer olumsuzlukların yoğunluğu nedeniyle oluşan psikiyatrik rahatsızlıklar kişinin kendini toparlamasına engel ise bu konuda psikiyatrik bir destek de faydalı olacaktır.

Her konuda sorumsuzum, umursamazım, insanlardan farklı düşünüyorum, sosyal normlara uyum sağlayamıyorum.Kendim olamıyorum normal bir insan rolü yapmak zorunda kalıyorum.Vicdan, merhamet, acıma yok.Gelecek planlarım yok ya da kısa süreli.Hiçbir duygu hissetmiyorum.Boşluk duygusu var.Yalan söylüyorum.Öfke sorunum var,saldırganım.Otoritelere karşı geliyorum sürekli.Güç elde etme peşindeyim.Kavga ediyorum.Öfkemi başkasına yönlendiremeyince kendime yönlendiriyorum.Dürtüsel davranışlarım var.Tehlikeli işlerin sonunu düşünmem.Okula devam edemiyorum.Manipüle ediyorum sürekli insanları.Onlar benim için eşyadan farksız.Suç eğilimim var.İnsanları tehdit olarak algılıyorum ve yok edilmeleri gerektiğine inanıyorum.Yaşım 20.Kadınım.Tedavi görüyorum.Bütün bunlar anti sosyal kişilik bozukluğu olabilir mi?

angelicious Tarafından Soruldu | 2015.10.22

Merhaba, Kişilik özellikleri mozaik gibidir. Her insanda değişik kişilik özellikleri değişik oranda görülür. Önemli olan ağırlıklı olarak hangi kişilik özelliklerinin ön planda olduğudur. Bizim kişiliğimizi bu ön planda olan ögeler belirlemektedir. Kişilik hem kalıtsal yapımızdan hem de yetiştiğimiz çevreden etkilenmektedir. Geçmişte yaşanan travmalar ve kötü muamele normalde sağlıklı ve uyumlu kişiliği olacak bir bireyi karmaşık bir hale getirebilmektedir. Toplumda huysuz, uyumsuz , sorumsuz diye nitelendirilen duygu, öfke ve tepki kontrolünde sıkıntılar yaşayan bireyler B kümesi kişilik grubu içinde değerlendirilmektedir. Bu gruptaki kişilik özellikleri iç içe olup ön planda olanla beraber diğerlerinin de etkileri ile renklenirler. www.armagansamanci.com.tr deki uzman bilgisayar programı olan Akıllı Kişilik Özellikleri Sistemi (AKÖS) ücretsiz olarak hem kişilik analizinizi yapmakta hem de kişilik özelliklerinizle ilgili özet ve detaylı bilgi vermektedir.

Hocam merhabalar Hocam ben üniversite sınavına hazırlanıyorum derslerde başarılı olmama rağmen bunu deneme sınavlarında gösteremiyorum kendimi bunun için önüne hedefler koydum olmadı planlar yaptım olmadı ne yaptıysam olmadı biraz da kendime güvenmiyorum neden diye sorarsanız bende bilmiyorum deneme sınavlarında odaklanamıyorum bedenim sırada oturmuş vaziyette ama ruhum nerde bende bilmiyorum tek sorunum odaklanamıyorum, dikkat eksikliği ,güvensizlik. Bunun için sizden yardım istiyorum...TEŞEKKÜRLER

atlas Tarafından Soruldu | 2015.10.23

Merhaba, İnsan beyninin düşünce, konuşma, sözcük hatırlama, aritmetik vs yetileri yanında duygu, kaygı, uyanıklık ,heyecan gibi görevleri kabaca iç içe bağlanmış bir elektrik kablo ağı gibidir. Bundan dolayı da hepsi birbirini etkilemektedir. Çok iyi bilmesine rağmen sınavda artan otonom sinir sistemi ve adrenerjik sinir sisteminin etkisiyle korku ve heyecana kapılan bireylerin performansları önemli ölçüde etkilenmektedir. Kişinin elinde olmayarak yaşadığı bu durumlardan dolayı da kendine güveni azalmakta buda kısır döngü içinde sıkıntıyı arttırarak başarıyı daha da aşağıya çekmektedir. Bu tarz durumlarda deneyimim kişinin öncelikle bir psikiyatrik değerlendirilmesinin yapılarak ortaya çıkan duruma yönelik bir terapötik yaklaşımın belirlenmesidir. Bu durumda danışmanlık, terapi ve gerektiğinde ilaçlar , sorunun en makul bir düzeye indirilmesini sağlamaktadır.

Merhaba. Ben daha önceden iki defa anksiyete ve depresyon tedavisi görmüştüm. Şu anda yaklaşık 13-14 haftalık gebeyim. 37 yaşındayım. Hamilelikte (doktorlarımın söylemesi)hormonların da etkisi ile hastalık tekrar nüks etti ve anksiyete+depresyon teşhisi kondu, çok ağır yaşadım. Hala da yaşıyorum. Psikiyatr ve kadın doğum uzmanının da onayıyla ciprama başlandı. Sıkıntılarım yavaş yavaş azalsa da en büyük sorunum olan öğürme ve hiçbir şey yiyememe devam ediyor. Daha önceki anksiyete rahatsızlıklarımda da aynı sorunu yaşamıştım yani doktorlarımın da kesin görüşü bu öğürmenin tamamen psikolojik olduğu ve hamilelikle ilgisi olmadığı. Sabahtan akşama kadar belirli aralıklarla özellikle anksiyetemin arttığı zamanlarda ve kafamda bişeyleri çok kurduğumda öğürmek ve zorla sırf hayatta kalabilmek için iki üç lokma eziyet şeklinde bişeyler yemek beni haftalardır bitirdi. Psikolojik öğürtüye iyi gelen ve hamilelikte kullanabileceğim bir ilaç var mı acaba? Psikiyatr kontrolüme daha 13 gün var. Ne yapacağımı bilmiyorum ve buraya danışmak istedim. Daha önceden psikolojik öğürtülerim için Doktor SÜLPİR vermişti ve çok iyi gelmişti. Ama hamile olduğum için korkudan ve doktora danışmadan alıp kullanmak istemedim. Çok çaresiz bir durum yaşadığım. Lütfen en kısa zamanda cevap rica ediyorum. Çok tşkler.

pırıl Tarafından Soruldu | 2015.10.23

Merhaba, Hamilelikte ilaçlardan kaçınmak gerekir. İlaç öncesi mutlaka konuyu bilen bir psikiyatrist doktorun önerisi ile doğal bazı seçenekler kullanılabilir ve terapi desteği ile bu zor dönemler atlatılabilmektedir. Terapi, destek ve doğal seçeneklerin kademeli olarak planlanması ile birçok hastam bu dönemi kabul edilebilir sıkıntılarla yada sıkıntısız atlatabilmektedir. Genelde vücuda vuran sıkıntılar , aslında iç çatışmaların ifade edilip paylaşılamamasından ve içselleştirilmiş korkulardan oluşmaktadır. Her ilacın ve her doğal maddenin kendine göre çocuk üzerinde olumsuz yan etkileri olabilir , konuyu iyi bilen bir psikiyatrist doktor önerisi olmadan kendi kendine kullanmak çocuğa zarar verir.

Merhaba hocam. 17 yaşında bir kızım var 3 sene depresyon tanısıyla tedavi gördü . 4 kez intihar etti ve okulu bıraktı hocam.genel olarak ailevi sıkıntılarimiz var.çocuk yaşlarında babasından çok şiddet gördü.yaklaşık 1 senedir yeğenine bakıyor ve onu çok seviyor.1 sene önce kursa yazdırdım kızımı resimler yapıyor , resim yapmadığı zamanlarda genellikle sinirli oluyor. 7,8 yaşlarındayken köpekvar diye yüzümü yolardi sıklıkla. Son 2 aydır yemek yemiyor hocam günde 1 öğün zorla biz yediriyoruz.üstündeki sorumluluklar biraz fazla.ben çalışıyorum evde yeğeniyle kaliyor gün boyu.ve son 2 aydır küçücük çocuğa sesini yükseltiyor hocam. Sorduğumda yapmadım öyle birsey diyor ağlamaya başlıyor. Çok sıklıkla kötü rüyalar görüyor ve uyandığında kendini yoluyor kendine zarar veriyor hocam.gün içerisinde yine bana ve babasına saldırıyor.pijamalarını giyip uyuyor uyanınca yanımıza geliyor benim üstümü kim değiştirdi diye kriz geçiriyor. Aynada kendini görüyor ama o an ayna olduğunu fark etmiyor. Kendinden başka biri var diye düşünüyor.tv izlerken dalıp gidiyor. Uyku saatleri yada uyanma saatleri belli olmuyor. Bazen abisine karşı kin besliyor. Oğlum evli fakat aile sıkıntılarından dolayı bizde yaşıyor hocam. Kızım hayatında giymeyeceği giysileri çok beğenerek alıyor ertesi gün bunlar kimin kim koydu dolabıma diyor.bir kaç kez kendi kendine konuştuğunu yakaladım hocam soru cevap şeklinde kendiyle konuşuyor.yaptığı resimlerden korkuyor.çok sigara tüketiyor son zamanlarda. Telefonunu kapatıyor ulaşamıyoruz parkta buluyoruz öylece oturuyor. Psikoloğa gidelim diyorum kabil etmiyor.yengesi sen hastasın dediğinde ben hasta değilim diye kriz geçirdi az kalsın evimizi yakacakti hocam. Lütfen yardım edin nedir kızımın durumu ne yapmalıyım çok üzülüyorum

sefa yücel Tarafından Soruldu | 2015.10.24

Merhaba, Kişilerin psikiyatrik sorunlarını tek bir şemsiye altında bir teşhis diye düşünmemek gerekir. Birçok durumda kişiler yaşam olayları, aile sorunları, kalıtsal yapı, bedensel rahatsızlıklar, uyuşturucu kullanımı , anlatılmayan travmalar vs. gibi etkilerle çoğul psikiyatrik sorunlar oluşturmaktadırlar. Maalesef sadece buzdağının genelde görünen ucu olan depresyon gibi rahatsızlıklar tedavi edilmeye çalışılıp, buzdağının suyun altındaki büyük parçası görülmediği zaman psikiyatriye gittim tedavi olamadım gibi bir sonuç çıkmaktadır. Halbuki psikiyatride tedavinin ana başlangıç noktası özellikle genç insanın bir terapötik sürece bağlanmasını sağlamaktır. Sonrasında hemen ilaç yazma değil sorunları anlama ve bireyi güvenli bir alan olan terapötik yaklaşım içinde sorunlarını çözmeye teşvik etmektir. Duygusal Karmaşık kişilik sorunları saldırganlık kendine zarar verme davranımlarına yol açmaktadır. Ayrıca sorunlarını paylaşıp çözemeyen bireylerde dissosiyatif dediğimiz bir anlamda kendini kaybetme, kendini tanıyamama, ne yaptığını bilmeme gibi sorunlar olabilmekte , hatta özellikle travmaların olduğu durumlarda çoğul kişilik dediğimiz kişilerin farkında olmadan kişilik değiştirdiği onun içinde bir önceki kişiliğinde yaptıklarını hatırlamadıkları durumlar da ortaya çıkabilmektedir. Yeme bozuklukları da sorunların artması ile ek bir psikiyatrik rahatsızlık olarak durumu daha da zor hale getirmektedir. Bu tarz durumlarda aileler maalesef mucize diye sunulan tedaviler yada çok pahalı tedavilerle çaresizlik içinde sonuç aramaya çalışmakta hem ciddi para hem de çok kıymetli zamanları kaybederek daha da sorunlu bir alana sürüklenebilmektedirler.

Merhaba Armağan bey. Benim iki yıla yakın bir ilişkim var. Aynı evde yaşıyoruz ve güzel mutlu bir ilişkimiz var. Fakat benim erkek arkadaşım 23 yaşında evlenmiş. Sonrasında işi gereği 6 yıl yurt dışında çalışmış ve yaşamış. Bunların hepsini biliyorum ve doğru. Fakat benle tanıştığında yurt dışından yeni dönmüş ve arkadaşıyla ortak işe girmiş biriydi. Yeni döndüğü için boşanma işleriyle ilgilenemediğini söyledi. Ben resmiyette evli olduğunu sonradan öğrendim itiraf etti. Kendisi şu an kurumsal bi yerde çalışıyor. Akşam işten çıkar çıkmaz hemen eve geliyor. Telefonunu pek arayan soran olmuyor. Çocuğunun olmadığını zamanında eşinin kısır olduğunu söyledi. Geniş akraba çevresi var, bazen haftasonları gidip akrabalarında kaldığını söylüyor. Hatta bazen ailesinde kaldığını da ispatlıyor. Benim üzerime çok titremem biri. Hediyeler, istediğimi alan, yurtdışı-yurtiçi tatile götüren, haftasonları en az bir akşam mutlağa yemeğe ve gezmeye götüren biri. Ama onun bir kız çocuğu olduğundan şüphe ediyorum ben. Birkaç kere telefonunda fotoğrafını gördüm, yeğenim dedi. Ama birçok yeğeni de var biliyorum. Ama cebinden bazen çocuk tokası çıkıyor, gömleği kalem olmuş eve geliyor. Arada oyuncak alıyor. Ama ısrarla çocuğum yok diyor. Öyle olsa telefonda konuşur, Yada hasta olur telefon gelir ama hiçbiri olmuyor. Boşanma meselesinde Bikaç kere ikaz ettim, avukat takip ediyor, elimden geleni yapıyorum dedi. Kadın boşanmakta direniyormuş. Ama ben tanıdığımda zaten kendine ayrı ev tutmuş, o evde yaşıyordu. Bende oyüzden hiç resmiyette evli olduğundan şüphe etmedim. Kendi evi de kirada, kiracı aileyi de tanıyorum. Eşinin seneler önce Konya ya atanmış ve memur olduğunu söyledi. Lütfen bana görüşlerinizi söyleyin. Cüzdanında oyun salonu kartları buluyorum. Ama Beni aldatacağını sanmıyorum. Normal ilişkimiz de, cinselliğimiz de çok iyi. Kimsenin yapmayacağı şeyleri yapmasından biliyorum. Ve beni kıskanan sahiplenen, sevgisini ilgisini samimi veren biri. Lütfen cevap bekliyorum sizden. Şimdiden çok teşekkür ederim

İdil Olcay Tarafından Soruldu | 2015.10.25

Merhaba, Doğal olarak ayrılma sürecinde olsa bile evli bir insanla ilişki her zaman büyük riskler içerir. En büyük risk ayrılma süreci yada eşinin tutumudur. Bugün aile mahkemelerinde sorun olmadan anlaşmalı boşanmalar maalesef ışık hızıyla bitmektedir. Sorunlu ve anlaşmazlığın olduğu boşanma süreçleri ise yıllarca sürebilmekte, hem tarafları hem de özellikle çocukları etkilemektedir. Çocuk seven bir toplum olarak ( bu konuda takdir edilecek bir özelliğe sahibiz) kadının ayrılmak istemediği ve çocuğa bağlılığın olduğu çiftlerde ailelerin desteği ile zamanla evlilikler yenden oluşabilmektedir. Bu tarz süreçlerde en önemli olan kişinin samimi ve açık olmasıdır. Gizliliğin olduğu her noktada dürüstlük de sorgulanmalıdır. Açık paylaşılan ve beraberce çözülen her süreç kişiler için yardımcıdır. Bir ilişkinin sevgililik konumundan evliliğe ilerlemesi için kişilerin sorumluluk alıp sorunları en fazla 3 yıl içinde çözmeleridir. Bir grup erkek daha önceki evlilikleri ve yaşadıkları nedeniyle yeni ilişkilerinde evlilik ve çocuk gibi yeni sorumluluklara girmeden sadece sevgililik olarak ilişkiyi devam ettirme yolunu seçebilmektedirler. Bu durum zaman içinde ona bağlanan kadınlar için zor bir ikilem oluşturmakta, hatta bir kısmı ayrılmak yada ayrılamamak ikilemi içinde uzun gençlik yıllarını kaybederek yeniden kolay evlenme yaş bandının dışına düşmektedirler. Bu durumlarda en önemli gösterge kadının sürekli olarak kişinin çevre ve akrabalarından gizli tutulmasıdır. Gizli ve gölgede tutulmuş bir ilişkinin evliliğe doğru ilerlemesi , ışıksız bir ortamda büyütülen bitkinin çiçek açması kadar zordur.

Merhaba Armağan Bey. Ben 1 buçuk aydır başka bir ülkedeyim eğitim için. Aslında çok isteyerek geldim ama hala alışabilmiş değilim. Geldiğimden beri uyuyamıyorum, yaptığım hiçbi şeyden keyif alamıyorum, zaten normalde de pek mutlu bir insan değilimdir, daha kötü oldu. 1-2 saat çok mutsuzum mesela sonra bir süre heyecanım ve mutluluğum tavana vuruyor, çok hevesli ve heyecanlı oluyorum. Her şeyi yapacak gücü buluyorum kendimde. Sonra bir anda dibe çöküyorum. Hiçbir şekilde enerji bulamıyorum. Sabahları uyanmak istemiyorum, dışarı çıkmak işkence gibi geliyor. Önceki günden planlamama rağmen o şeyi muhakkak erteliyorum ve bundan da mutsuz oluyorum. Ruh halimin devamlı değişmesi hayatımı sekteye uğratıyor. O kadar çok farklı şey bir anda gelip gidiyor ki kafam yanacak gibi hissediyorum. Buraya gelmeden önce böyle değildim. Bu değişim yaşandığı anda yine dibe çökeceğim diye endişeleniyorum. Mutlu olduğumda da zaten geçecek diye düşünüp kısır döngüye giriyorum. Ne yapmalıyım?

beep Tarafından Soruldu | 2015.10.26

Merhaba, Yabancı bir ülkede yaşamanın kendine göre sorunları vardır. Birincisi kişi kendini o toplumun bir parçası olarak hissetmeyeceğinden ve hissettirilmeyeceğinden bir yalnızlık duygusuna kapılabilir. Bunu yabancı ülkede yaşayan aynı ülkeye ait bireyler yine iç içe yaşayarak aşmaya çalışırlar. Buda bulundukları topluma alışamamalarına ve kendi içlerinde yaşayan bir grup olmalarına neden olur. Tek başlarına yabancı ve etraftan uzak kalan bireylerde depresif şikayetler başlar. Bu durumu aşmanın en güzel yolu yabancı ülkede kendi ilgi alanlarına yönelik grupların içine girerek ( yürüyüş grubu, tiyatro klübü vs) hem kendilerini iyi hissedecekler hem de yalnız ve tek olma duygusunu aşacaklardır. Yabancı ülkede gönüllü yada ücretli çalışma hayatının içine girme de yalnızlığa bağlı sıkıntıları önemli ölçüde giderecektir.

Merhaba hocam. 3 senelik bir ilişkim var birbirimizi çok seviyoruz evlenmeyi düşünüyoruz erkek arkadaşımın ailesi istemeye gelmeyi düşünüyorlar bir nişan takalım adı koyulsun diye ama ailem istemiyor bana göre olmadığını düşünüyorlar ve görüşmüyorum diye biliyorlar görüştüğümü bilseler çok kızarlar ailemi nasıl ikna edebilirim. Yardımcı olursaniz sevinirim şimdiden çok teşekkür ederim.

Serpil4444 Tarafından Soruldu | 2015.10.27

Merhaba, Evlenmek isteyen çocuklarının seçtiklerini istemeyen aileleri ikna etmenin en kolay yolu , kişinin evleneceği bireyle iyi bir evlilik yapıp yapamayacağı konusunda kendisini ikna etmesidir. Genç yaşlarda yaşanan yoğun duygular , kişinin her şart ve koşul altında o kişi ile mutlu olacağı kanısını yanıltıcı bir şekilde oluşturabilir. Halbuki iyi bir evlilik tek başına sevmek ve beğenmek ile mümkün olmaz. İkinci evliliğini yapan özellikle tecrübeli kadınların çoğu " önce ailesi" demektedirler. Kişi kendini başarılı bir ilişki seçecek derecede olgunlaştırırsa ailesini de ikna edebilecek düzeye gelmiş olacaktır. Her aile ve kişi beraber yaşanmadığı sürece iyi gözükür. Kişilerin iç dünyasını görmek de bir bakış ve deneyim gerektirir. Çok deneyiminde kendine göre riskleri vardır.

Merhaba Armağan hocam Ben 17 yaşındayım ve 18 e az kaldı.Ben okulda çok hareketli aşırı umursamz davranıyorum.Bazen ben bunu niye yaptım diyorum .Kısmen sebep okuldaki toplumu sevmediğim için umursamazım.Ama başka bir yerde gayet efendi oluyorum ama umursamadığım yerlerde aşırı geveze hareketli umursamaz oluyorum.Bazen yolda yürürken aşırı enerjik olduğumda aklımdan bin türlü düşünce geçiyor.Uyku problemim var.Uykum derinleşmiyor.Neredeyse her geceuyanıyorum.Genellikle uyku felci oluyor bir kaç saniyelik ve birgün bir olay sonucu aşırı mutsuz oldum yattım hiç kimseyle konuşasım gelmedi hatta hareket edesim bile gelmedi hiç gülesim falan gelmedi.Ailemin durumu da ebeveynlerim sürekli kavga ediyor.Benim küçüklüğümden beri.Günde en az 2-3 kere.Bazen toplum içinde midem bulanıyor nabzım böyle hissedilmeyecek gibi oluyor.Boğazım kuruyor.Hep rezil olacağımı düşünüyorum.Şimdiden teşekkür ederim.

martmazz Tarafından Soruldu | 2015.10.28

Merhaba, Özellikle ergenlik çağında bireyin fiziksel olarak ruhsal büyümesinden daha hızlı gelişmesi , kendini bulma sürecinde sıkıntılar yaşatmaktadır. Her birey her sene düşünce, bakış açısı ve duygu açısından değişir ancak genç yaşlarda bu değişim çok daha hızlıdır. Hızlı hormonal değişimler de kişide ruhsal çalkantılar oluşturmaktadır. Tüm bu değişimler ergenin içinde yaşadığı ailesinin desteği ile ya iyi atlatılmaktadır yada bazı ailelerde ergenin sorunları başlangıçta gözden kaçmakta , sonrasında ise zor baş edilir hale gelmektedir. Burada kalıtsal etkilerin de güdümünde artık bir çocuktan bir bireye geçiş vardır. Bu durumda çocukluktaki yapıdan önemli farklılıklar gösterebilir. Çatışmalı ortamlarda ergenin güveni hırpalanmakta ya kendi içine kapanıp güvensiz yada etrafa tepkili ve çatışmacı olabilmektedirler. Bu dönem başarılı idare edilmediği zaman , ergen birey kendini bulduğunu düşündüğü bazen de çok sağlıklı olmayan ortamlara kayabilmektedirler. Ne sen büyüksün her şeyi yapabilirsin duygusu gerçekçidir ne de sen daha büyümedin bir şeyden anlamıyorsun yaklaşımı doğrudur. Ergenlik çağında başarı bu iki baskı arasından zarar görmeden sıyrılabilmededir.

Merhaba Armagan hocam.Ben 22 yasindayim 23 e az kaldi.Uzun zamandir depresyonda oldugumun farkindayim aslinda cok sinirli bir insanim ve tiroidim oldugu icinde tedavi fln aliyorum.Problemim su ki ben aslinda cok bencil bir insanim ve sorumlulukdan kaciyorum sorumluluk altina girmekten korkuyorum ve cok kararsizliklar yasiyorum.Shu an bir ilishkim var o yurtdishinda yashiyor cok goremiyoruz bir birimizi ona ashik deyilim ama ona cok baglandim dushkunum ona.Problemim ise her defasinda bana yeni birileri cikiyor ve aslinda iyi birileri oluyor ve kafami karishdiriyolar.Hep gelecek kaygisi endishesi icine giriyorum.Acaba hangisi bana guzel hayat sunar diye.Bu durumdan kurtulmak istiyorum ne yapa bilirim.

Angelo Tarafından Soruldu | 2015.10.28

Merhaba, kişilerin sorumluluk duygusu aslında bir öz güven ve paylaşımcı bir yapının olması ile ilgilidir. Genelde ben merkezli kişilik özellikleri ön plana çıktıkça başkalarına karşı sorumluluk duygusu da azalmaktadır. Aslında bir çok ben merkezli yapısı olan kişilerde temel fark ettiğim özellik geçmişlerinde sevildikleri ve güvenle büyüdüklerini hissettikleri ortamın eksikliğidir. Yapısal özellikleri de bazen bu yönde olmaktadır. Ben merkezli kişilik özellikleri ile buna yakın özellikler, kişinin ilgi aldığı durumları gerçek sevgi ile ayırt edememelerine de neden olabilir. Çünkü bu özelliklere sahip kişiler yaz böceklerinin ışığa gitmesi gibi ilgiye çekilirler. İlgi bu kişiler için bağımlılık gibidir. Kişilik özellikleri istenirse bir süreç içinde olgunlaşabilir ve bazı olumsuz parçalarını kontrol altında tutabilir. Önemli olan başlangıç noktası, kişinin kendini ve sıkıntılarını fark edip bunlarla daha iyi yaşama sürecini başlatmasıdır.

Merhaba hocam. Ben son 2 yıldır gördüğüm bazı rüyalarından etkisinde kalıyorum. Gördüğüm şeyi hatırlayamıyorum. Ama gördükten 2-3 gün sonra o rüyanın hissettirdikleri o kadar etkiliyor ki atak geçiiriyor gibi oluyorum. Gerçeklikten kopuyorum 10 saniyeliğine. Ter basıyor, çarpıntım oluyor. İnanılmaz kaygılanıyorum. Gündelik hayatta bir şey o rüyadan bir kesit veya his hatırlatıyor, o anda gerçeklikten kopuyorum. Gerçekten çok çok kötü hissediyorum kendimi. Rüyayı anlat deseler anlatamam ama böyle günlük hayatta gerçeklikten kopmama sebep oluyor. Yıllardır anlatıyorum insanlara soruyorum bunu bilen yaşayan yok. Bu yaşadığım nedir biliyorsanız yardımcı olur musunuz?

beep Tarafından Soruldu | 2015.10.28

Merhaba, Uyku sadece gözün kapanması ile dalıp gitmek değildir. Bir otomobilin vitesi gibi kademe kademe yani hafif uykudan derin uykuya doğru ilerler. İnsanların uykusunun % 20-25 i REM uykusu dediğimiz rüya dönemidir. Yani her insan rüya görür. Ancak sadece rüya döneminin içinde uyanır isek o zaman rüyalar hatırlanır. Bir grup insanın rüyaları daha canlıdır ve hatta uykudan uyanıp sonra yeniden uykuya dalıp kaldığı yerden rüyayı görmeye devam edebilir. Çoğu kimse bilmese de yenilen bazı gıdalar bile rüyayı oldukça etkileyebilir. Rüyayı en çok etkileyenlerden biride psikiyatrik ilaçlardır. Çünkü rüya beynin bir işlevidir. Ancak sık tekrarlayan aynı içerikteki rüyalarda beynin elektrofizyolojisinin (EEG) incelenmesi gerekebilir. Uykuda REM (rüya) döneminin incelenmesi için kullanılan Polisomnografi, uyku süresince birden fazla bulgunun (beyin dalgaları, çene kası hareketi ölçümü ve göz hareketleri) aynı anda kaydedilmesidir .Eski bir yöntem olmasına rağmen halen uyku bozukluklarını tanımlamak için kullanılmaktadır.

Merhaba hocam.70 yaşında bir annem var.20 yıldır aralıklarla tekrarlayan depresyon hastası annem.On gün önce ayağa kalkınca fenalık hissi ayakta bayılacak gibi düştü düşecek gibi his vardı.Acile kaldırdık ve ansiyete bozukluğu tanısı kondu.Annem aralıklarla Prozac kullanıyor 20 yıldır aralıklarla.Prozac kullanırkende nervıum kullanıyor.İyileşince nervıum kesiliyor prozac devam ediliyor.Annem 8 yıldır bunların yanında uyku problemi var.Geceleri uyumuyor.Ve anneme Seroquel 25 mg verdiler.Kırıp yarım içiyor ama uyuyamıyor bazende uyuyor bazen ilaçsız uyuyor.Son üç aydır da Huzursuz bacak sendromu başladı annemde.Gece Seroquel alıp uyur ise sorun yok ama uyumaz ise ayakları başlıyor.İstek dışı titremeler ve acılar ağrılar oluyor.Bunun içinde doktor Neruda 300 mg ilaç verdi.İlk 1 hafta sabah 1 akşam 1 tablet.İkinci hafta sabah 2 akşam 2 tablet içilmeye başlandı.Annem on gündür çok zorlandı nefes almakta.Şimdiler de göğüs altında acı ve ağrılar oluştu.Diyaframdan cigerden nefes aldım alıyorum dedi.Agızdan değil.İlaçları kullandık ayağa kalkınca fenalık azalmaya başladı.Ve halsizlik gögüs altında acı ve ağrılar devam ediyor.Bunun içinde Foster fısı fıs ve Aircomb 5/10 ilaç kullanıyor.Bu konularda bana lütfen yardımcı olur musunuz ne yapmalıyım bana akıl verir misiniz.Rica ediyorum sizden.Saygılarımla.

FUSUNTAS Tarafından Soruldu | 2015.10.30

Merhaba, Bir psikiyatrik rahatsızlık veya sorunun tedavisi için önce iyi tanımlanması ve değerlendirilmesi gerekir. Psikiyatrik rahatsızlıkların diğer tıp rahatsızlıklarından farkı sadece hastalığın değil hastalığa neden olan bir çok sebebinde olmasıdır. Diğer tıp dallarında hastalığa neden olan bir neden ortaya konulurken psikiyatride birçok neden iç içe yaşanır. Onun için psikiyatride tedaviyi sadece hastalık olarak görmemek ve ona neden olan sosyal, çevresel, kalıtsal, yaşla ilgili ,bedensel rahatsızlıklarla bağlantılı ...vs. gibi bir çok etkenden kaynaklanan bir rahatsızlık olarak düşünmek gerekir. Ayrıca aynı psikiyatrik rahatsızlık her kişide farklı seyir izler. Kişiyi geniş anlamda değerlendirmeden sadece psikiyatrik şikayetlerine göre tedavi etmek tam istenilen sonucu vermeyebilir. Özellikle yaşlanan bireylerde psikiyatrik ilaç yan etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimleri de ön plana çıkar. Eğer gözden kaçarsa bir ilacın yan etkisi başka bir ilaçla o ilacın yan etkileri de başka ilaçlarla tedavi edilmeye kalkışılıp hasta ve psikiyatrist doktor için tedavi sürecini daha da zor hale getirebilir. Yaşlıda tedavi ilgili tüm dal doktorlarının beraber kararları ve iletişimleri olmazsa daha zor olur. Yaşlı bireylerde yaşın getirdiği bazı sıkıntılarda varsa tam bir iyileşme yerine önemli ölçüde iyileşmede olabilir.

Merhaba hocam ben 19yasinda bir universite ogrenciyisim 2.yilim universitede ve ilk senemde biriyle tanistim ve tam 1yildir beraberiz birbirimizi cok seviyoruz cok bagliyiz evlilige kadar gitmeyi dusunuyoruz. Sevdigim kizla iliskimiz 7 8 ay olduktan sonra birbirimize artik cok isinmistik opuyorduk sariliyorduk rahatca 4 5 kez dudaktan opusmustuk kendiside isteyerek opmustu. Yaz oldu 3ay gorusmedik simdi sene basladi ve gorusuyoruz tekrardan 3 4kez bulustuk birinde uzun aradan sonra tekrar opustuk. Ve bir kac gun once aramizda pekte onemli olmayan konular hakkinda tartisma cikti ve konu ayriliga kadar geldi bana benim onu harama surukledigimi yaptigimiz seyin yanlis oldugunu soyledi ben sok gecirdim ve cok zoruma gitmisti ve bidaha opusemeyecegimizi haram oldugunu soyledi. Bu cok zoruma gitmisti cunku birkac kez ictenlikle ikimizde isteyerek opmustuk birbirimizi ama bi anda bana bunu demesi beni yerin dibine soktu cok kotu hissediyorum son 2 haftadir hocam ben onu cok seviyorum ve sonuna kadar gitmek istiyorum opmekte istiyorum ama artik boyle dusunuyor ve ben aramiza sogukluk girdigini dusunuyorum eskisi gibi mutlu hissetmiyorum bu duruma nasil alisabilirim ya da kendisi benden sogudumu acaba ben cok seviyorum ve opemeyecegimi bilmek beni mahfediyor. Iliskimizde suan sorum yok devam ediyoruz ama bianda boyle sinir cekmesinin sebebi neydi ben ruhen cokuntude hissediyorum onun dusundugu gibi nasil dusunebilirim bu sikintidan nasil kurtulabilirim. Simdiden cok tesekkur ederim hocam.

cellymm Tarafından Soruldu | 2015.10.31

Merhaba, İlişkilerde fiziksel yakınlaşma iki kişinin karşılıklı kararıdır. Her yaşta bireylerin kendi kararları da etraftan duydukları, inançları, toplum kuralları , korkuları, güvensizlikleri ile de etkilenir. İlişkinin özellikle cinsel dürtülerin yoğun olduğu çok genç yaşlarda cinsellik üzerine kurulması duygusal boyutunun gelişmesini engeller hatta bozabilir. Onun için ilişkilerde öncelikle iki kişinin duygusal olarak uyumluluğunu oluşturmadan cinselliğin hemen ön plana geçmesi özellikle kadınlarda sıkıntı verici olabilir. Uzun süreli iyi ilişkilerdeki ana noktalardan birisi karşısındakinin seçimi ile de yaşamayı öğrenmek ve sadece kendi isteğine göre yaşamamaktır.

2015.10.22 tarihli gönderime verdiğiniz cevap için teşekkür ederim hocam.Şuan da dr a gitme durumum yok.Paxil 20 mg kullanmayı düşünüyorum en azından başıma gelen sorunları ve cesaretimi toplamama yardımcı olablirmi?

sprinngg Tarafından Soruldu | 2015.11.01

Merhaba, Psikiyatrist doktora danışmadan psikiyatrik ilaç kullanılması faydalı değildir. Kişilerin kendi kendine yada sağdan soldan aldıkları yetersiz önerilerle psikiyatrik ilaç kullanımı " hapçı" mantığına yakın bir yaklaşımdır. Psikiyatrik ilaçlar yaşam sorunlarını gidermez ama onların neden olduğu psikiyatrik rahatsızlık ve şikayetlere yardımcı olurlar. Esas olan , iyi bir psikiyatrik tedavide rahatsızlığı olanın 360 derece değerlendirilmesi ve ona göre çözümler üretilmesidir.

Merhaba hocam Benim yaklaşık 4 seneden beri hem cinslerime karşı bi cinsel dürtüm var fakat hiç bir zaman bu seneki kadar fazla olmadı ve ileri gitmedi. Ben bu durumdan çok rahatsızım ne yapacagımı bilemiyorum utanıyorum. Aslında hemcinslerimin cinsel organları beni daha çok etkiliyo ve yatkınlıgım olmaya başladı. Lütfen bana yardımcı olun ben düzelmek istiyorum. saygılar

Reyzan Erge Tarafından Soruldu | 2015.11.03

Merhaba, Kişilerin cinsel kimliği küçük yaşlarda şekillenmektedir. Çok az bir grup insanda cinsel eğilim hemcinslerine yada hem karşı cinse hem de hemcinslerine karşı olabilmektedir. Eğer kişi bu durumdan rahatsız ise cinsel eğilimi ile toplumsal olarak kabul edilmeyen cinsel kimliği arasında sıkışmaktadır. Kişinin kendi dürtülerinin gerçekleşmesini kontrol etme ve bastırması çok zor olmasına rağmen bir grup insanda mümkündür. Cinsel dürtü ve düşünceler yok edilememesine rağmen hemcinsle eylem bastırılabilir. Bir psikiyatrik/terapi desteği ve iç kontrol ile ikilem ve getirdiği sorunlara yardımcı olunabilir. Cinselliğin aşırı bastırılması ile bu grup bireylerde aseksualite yani cinsel istek kaybı da oluşabilmektedir.

Hocam merhaba.29 yaşında üniversiteyi geç kazanmış tüm eğitim hayatım boyunca kendimi eksik görmüşteri biriyim . Çocukluğumdan beri hatırladığım korkularım hep vardı başarısız olma küçük düşme.. ailem aşırı evham aşırı kontrollü büyüttü kendime güvenimi çok geç kazandım ancak dışarıdan beni sorsanız oldukça özgüvenli esprili harika bir insan olarak tanımlanırım.ailemde psikolojik rahatızlıklar var büyükannem alzaymır kendini bildi bileli de mutsuz.annem aynı mutsuz annenin mutsuz ama hayata çok güzel tutunan güçlü bir kızı. Ben ise ciddi uzun süreli ilişkinin sonunda nişanlandım.aceleci hayatta herşey garanti olsun düşüncesinde birisiyim çünkü devamlı kaygı duyuyorum. Nişanlımı çok seviyorum ama iyice yıprandık çünkü maddi sorunlar yüzünden 5yıldır hayatımızı kuramıyoruz nişanlım okuyor (32 yaşında) hayata geç atıldı ve ben beklemek istemiyorum artık sabrım kalmadı.devamlı onu kırıyorum duygusal olarak bağımız kalmadı gibi bişey ama beni bırakmıyorda. Ruhsal olarak beni kötü hissettiren bir anı hatırlasam hemen midem kasılır yıllardır var bu. 7uıl önce kaygı bozukluğu dendi ilaç kullandım bıraktım . 2sene önce yine aynı şekilde ilaç verildi hala kullanıyorum . Haya kalitem sıfır hiç bişeyden memnun olamıyorum devamlı olumsuz ve güvensiz hissediyorum nadirde olsa yaşamımından vazgeçme hissi taşıyorum ancak çok korkağım böyle şeyleri düşünmek bile beni rahatsız ediyor. Ben nasıl tedavi olabilirim farklı bir rahatsızlığım mı var nasıl yenebilirim bu mutsuzluk ve korkukarımı?

Jhonash Tarafından Soruldu | 2015.11.04

Merhaba, Her yaşanan rahatsızlığı psikiyatrik bir bozukluk olarak düşünmemek gerekir. Yaşam olayları , yetiştirilme tarzı, genetik etkiler vs. bizlerde farklı kişilik yapılarının ve buna bağlı farklı yaşamsal tepkilerimizin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu durumların getirdiği sonuçlar nedeniyle de kişilerde psikiyatrik şikayet ya da rahatsızlıklar oluşabilmektedir. Bazı durumlarda da tersi söz konusudur. Yani önce başlayan psikiyatrik bir rahatsızlık nedeniyle yaşam olayları ve sorunları oluşur. Kaygı (anksiyete) bir anlamda yaşamsal sıkıntı, tehdit, güvensizlik, belirsizlik ve karasızlıklar sonucu ortaya çıkabilir. Kaygısız insan yok gibidir ancak aşırı kaygı kişinin yaşamını bozmaya başladığında psikiyatrinin sınırına girer. Kaygı bozukluklarında iyi terapi - tedavi uygulamaları ve yaklaşımı, kişiyi bütün olarak ele alan ve iç çatışmalar olduğu kadar yaşamsal sorunlarına da eğilen bir tarzda olmalıdır. Yanlış tıp uygulamaları nasıl hastanın sağlığını bozuyorsa aynı şekilde yanlış terapi yaklaşımları da kişide ruhsal hasara neden olur. Bir terapistin bilgisi dışında en önemli özelliği samimi ,yardımsever ve dürüst olmasıdır. Kaygı problemleri psikiyatride doğru , samimi ve hastasına değeri zamanıyla veren iyi bir psikiyatrik yaklaşımla önemli ölçüde çözülebilir.

ben bir vakıf üniversitesinde tıp okumak istiyorum şu anda yeteri kadar puan/net yapamadım annemle sürekli bir itişme içindeyim attığı her adım bile beni rahatsız ediyo psikologa götürmeyi/gitmeyi düşünüyor/um. psikologa gidersem doktor olamaz mıyım? ama sadece doktor değil araştırmacı da olmak istiyorum sınavına gittiğim bir danışmanlık kursundaki hoca benim için anneme evden kaçar birşeyler demiş benim öyle bir niyetim asla olmadı olamaz ayrıca 2 tane %85 ve %99 oranında engelli kardeşlerim var ben böyle birşey asla düşünemem çok doluyum ve bana güvendiklerini hiç sanmıyorum sadece bana artık birisi inansın istiyorum hiç güven kırcak bir şey de yapmadım ki anlamıyorum yoksa ben mi kendimi ifade edemiyorum ne olur yardım edin çok çaresizim ygs-lys ye de hazırlanıyorum konularım da tam değil şimdiden teşekkür ederim. ...

hale ayşe Tarafından Soruldu | 2015.11.07

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklar yada sorunlar herkes içindir. Örneğin İngiltere'de sanatçılar, tanınmış kişiler ve milletvekilleri de gördükleri psikiyatrik tedavileri açıklayarak toplumda psikiyatrik rahatsızlıklara karşı ön yargının kırılması kampanyasına katkıda bulunmaktadırlar. Ayrıca kişiler yaşadıkları günlük sorunların içinden çıkamadıkları zaman bu konuda bilgi ve tecrübesi olan bir danışman yada terapistten de yardım alabilmektedir. Aslında toplumumuzda sık olan bazı durumlar, sıkıntıları olan ancak psikiyatriye başvurmayı istemeyen bireylerin yaptığı destek arama davranışıdır. Örneğin komşu ve yakınları ile paylaşmak, din hocalarına sormak, fal baktırmak vs. Yani sıkıntılarla baş etmek için destek arama davranışı her kişi için geçerlidir. Psikiyatrik bozukluklar mantığı ve akıl ile karar vermeyi bozacak düzeyde olmadığı sürece kişinin istediği mesleği yapmasına engel değildir. Danışmanlık yada destek alma ise insanların zaten kendi kendilerine de yaptıkları bir durumdur.

merhabalar 25 yaşındayım. kendimde zaman zaman farklılar yaşamaya başladığımı anladım . önceden anlam veremiyordum ancak psikoljik bir bozukluğun olduğunun farkındaydım. herhangi bir uzmana görünmedim ancak araştırmalarım sonucunda depersonalizasyon bozukluğundaki belirtilerin % 80nin ben de olduğunu gördüm. örneğin , çoğu zaman çevremle kopukluk yaşıyorum, karşımdaki kişi birsey anlattığında aniden aklımda öyle bir detaylandırma başlıyorki hersey bianda oluyor. o nasıl olcak ;? o olursa sonrasında şu olur vs. sadece 5 10 saniyemi alıyor. bazen çevremi yadırgıyorum farklı biryerdeymişim gbi geliyor. veya aynı gün yaşadığm birsey bana çok önceden farklı bir zamanda yaşıyormuşum gbi geliyor. en ufacık bir sorunla karşıalştığmda onu hiç çözülmücek gbi düşünüyorum. en önemlisi de sürekli içimde bir ses konuşuyor. onu nasıl yapcaksın;? şuraya gdiyosun. şimdi mutfaktasın vs. ama o an sanki bunları üçüncü birkişi gbi izliyorum. o an çok farklı bi zamana geçmiş gbiyim. sizce bu yaşadıklarım neyin belirtisi ve neleri önerebilrsiniz ? çok mutlu olduğum zamanlarda olmuyor,genelde sevdiklerimn sürekli yanmda olursa bu durum biraz daha düzeliyor. ama o haldeyken de, yine detaycı düşnüyorum. detaylı herkes düşüneblr ancak kafamdaki sorular çok fazla sanki ışık hızıyla birden her ihtimal beynimin içine doluyor..

brnmync Tarafından Soruldu | 2015.11.08

Merhaba, Depersonalizasyon kendini farklı algılamadır. Derealizasyonda ise çevre farklı algılanır.Genelde bu bireyler kendilerini gerçeklikle hayal dünyası arasındaki sınırda hissetmektedirler. Depersonalizasyon benim tarifimle kısaca kendini kendi gibi hissetmemektir. Psikiyatrik bazı rahatsızlıklarda görülebildiği gibi hiç bir rahatsızlık olmadan uykusuzluk, yorgunluk , stres, travma, sıkıntılı dönemlerde hatta duygusal yoğunluğun olduğu zikretmek sırasında da ortaya çıkabilir. Epilepsi (sara), migren ve ektazi türevi hapların kullanılması da bu durumu ortaya çıkartabilir. Yani özetle hem ruhsal hem de beyinden kaynaklanan bir durumdur. Kişilerin kaygı yoğunluğunun azaldığı ve rahat hissettikleri durumlarda hafifler. Benim deneyimim kişiye özgün terapi ve bu konuda etkinliği olduğu düşünülen ve kişiye uygun ilaç tedavisi ile önemli ölçüde tedavi edilmektedir. Kendi başına bırakıldığında, yaş artışı ile bir azalma görülse bile genelde süreğen ve arada tekrarlayan bir durum halini almaktadır.

Merhaba , Size danışmak istediğim konuyu öncelikle açıklama istiyorum.Sosyal medya hesabı üzerinde gezerken oradan tandığım bir arkadaşımın paylaşmış olduğu yazıda arkadaşı olan bir kızın intihar ederek ( ne kadar doğru bilemiyorum ) hayatını kaybettini okudum . Sevdiği birisinin olduğunu ve karşılık alamadığı için intihar ettiğini söylemişlerdi .Olay ciddi olarak etkiledi hayatını sonlandıran arkadaşın profilini vs. gezerek bütün yazılarını okudum , yazdığı yazılara yanıt sunan arkadaşlarını felan tamamını gezdim ve hakkındaki düşüncelerini okudum gerçekten çok olumluydu ve böyle olması benim üzümtümü daha çok arttırdı.Kendisini hiç tanımıyordum ama aklımdan bir türlü çıkaramıyorum şehir olarak gerçekten biraz uzak olmamıza rağmen sırf içimi biraz hafifletebilmek amaycıyla kabrini görmek için gittim .Olayın üzerinden yaklaşık olarak 3 hafta geçmesinden dolayı ve olayı tekrar ailesine hatırlatmamak için ailesine uğramadım sadece defnedildiği yere gittim.Ziyaretten sonraki birkaç gün iyidim sanki unutmuş gibiydim ama son günlerde neden bilmiyorum sürekli aklıma geliyor , ailesinin yanına uğramadığım için olabilir mi onuda bilemiyorum yada yaşının 18-19 olmasından dolayı mı oda amenna belkide yakın arkadaşları bile unutmuş olabilir ama üzerinden yaklaşık 1.5 ay geçmesine rağmen ciddi anlamda aklımda ve çıkaramıyorum . Yani olayın sonucu olarak psikolojik olarak hiç tanımadığım bir insanı hatta görmediğim bir karaktere bunca şeyi yapacak kadar üzülmem ve buna nedense anlam verememem cidden yıpratıyor . Olayı unutmak için ne yapabilirim ( Diğer sosyal aktiviteler vs. anlık olarak unutturabiliyor sadece )

smyy51 Tarafından Soruldu | 2015.11.09

Merhaba, Duygusal olarak kendi iç dünyamızdaki eksiklikler ( her insanda vardır) başka bir insanda bulunarak tamamlanmaya çalışılır. Kişi bunu gerçek bir bireyle yapabildiği gibi hiç tanımadığı yada uzaktan tanıdığı bir insana bağlanarak da yapabilir. Yabancı bir film artistinin hayranı olan ve onu görme imkanı olmayan bir insanın o sanatçıya hayranlığı gibidir. Onu hep hayal edip, filmlerini seyredip, o sanatçı ile ilgili hediyelik eşyaları toplayıp bir şekilde o insana ulaşmaya çalışabilir. Yada sanal ortamda hiç tanımadığı ancak yazıştığı bir insana aşık olup dolandırılmasına rağmen hala o insanı bulmaya çalışan kişilerde vardır. İnsanlar kişileri sadece fiziksel olarak gördüklerinde değil elektronik ortamda hissettirdikleri ile de onlara karşı iç dünyalarının karşılığı olan duygular geliştirebilir. Ünlü kişilerde gördüğümüz gibi , kişiler öldükten sonra daha da yüceleştirilebilirler. Çünkü ölümle beraber oluşan yas sürecinde kaybedilen idealleştirilip iç dünyada yüceltilebilir. Hagiografi türü biyografyalarda bunun örnekleri yazılı olarak görülebilir. " Sanal Yas " da bir yas türüdür . Psikiyatri literatüründe olmayan bu terimi ilk defa burada kullanıyorum. Yani kişiler aslında sosyal medya ortamında tanıma imkanı bulup, görme fırsatları olmasa bile tanıdıkları insanlara bağlanıp onlara karşı yas geliştirebilirler. Sanal Yas da doğal yas gibi en az 12-14 ay sürüp duygusal yoğunluk doğal olarak azalarak hafifler ancak geride her zaman bir duygusal kalıntı bırakır. Yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen halen yoğun olarak kişini yaşamını etkileyen ve bozan yas süreçleri uzamış yada patolojik yas olarak tanımlanır ve psikiyatrik yaklaşım gerektirir.

Armağan hocam öncelikle böyle bir uygulama düşündüğünüz için size çok teşekkür ederim.Benim sualim size içinde bulunduğum duygusal çıkmazın çözüm önerileridir. Sevgilimle 5 ay önce tanıştık ve onun talebi üzerine ilişkimiz basladı daha sonrasında 3 aylık kısa bir süre içerisinde evlilik kararı alındı daha sonrasında ayrıldık sonra araya 45 günlük bir süre girdi tekrar yine kendisi aradı ve benim ona olan sevgimnin hala devam etmesinden tekrar birlikte olduk ama 10 gün geçti yine durduk yere kendince bazı sorunlar cıkararak sorun lar cıkardı yine ayrıldık artık bende bu durumdan dolayı çok rahatsız oldum acaba psikolojik rahatsızlıkları mı var veya neden hem beni istiyor ve neden tekrar ayrılmak için elinden geleni yapıyor.

bulutedu07 Tarafından Soruldu | 2015.11.09

Merhaba, İlişkileri belirleyen sadece iki kişinin bir birlerine duydukları yakınlık değil aynı zamanda iç dünyalarındaki ve kişiliklerindeki kendileridir. Bundan dolayı bir ilişkiyi hem isteyip hem istememe gibi ambivalansı (ikilemi ) yaşayabilirler. Kişilerin kişilik yapısı ve iç dünyasındaki çatışmalar çözülmediği sürece de bu sürecektir. Bu iç dünyadaki çatışmaları hiç çözemeyebilirler yada bir ilişkide çözüp o ilişkiyi yıpratıp başka bir ilişkide başarılı olabilirler. Her ilişki kişiyi sağlıklı olduğu sürece büyütür. Ancak her kişi ilişkinin içinde olgunlaşamaz. Çok hızlı gelişen ilişkilerde kişinin hızla kopabilme olasılığı daha çoktur. Duygusal rüzgarlar bitince sükûnetli bir denizde yelkenlinin ilerleyebilmesini de sağlayan yada en azından sabreden bir donanım da ilişki için çok önemlidir.

mrb hocam öncelikle benim aşiri harcama yapmişim ama düşüncesiz bir şekilde ve çok fikir ve projeler geçiyor kafamda bazen sex çok aşiri ihtiyaç duyuyorum bazen çok halsizken bazende çok aşiri enerjik oluyorum bazende intihar edesim geliyor cevremdekiler benden sıkıntılı bir derecede doktorumdan beni heyete sevk etmesini istedim bana dediki senin kişilik sorunun asil sebep ise askerlikte hakeret ve dayaga maruz kaldim ve sonrasinda bu tür hareketler yansitmaya başladim hayatimda sizce ne yapmaylim.

astek6363 Tarafından Soruldu | 2015.11.11

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklardan kaynaklanan dalgalanmalar ile kişilik sorunlarından kaynaklanan dalgalanmalar farklıdır. Ancak bir psikiyatrik değerlendirme ile bu fark anlaşılabilir. Yaşam olayları ve stres yaratan nedenler kişilik problemleri olan bireylerin daha yoğun tepkiler oluşturmasına neden olabilir. Kişilik problemleri ve özellikleri bireyin iş, ilişki ve çevresi ile etkileşimini önemli yada ciddi derecede bozuyorsa bu duruma kişilik bozukluğu demek gerekir. www.armagansamanci.com.tr deki ücretsiz AKÖS (Akıllı Kişilik Özellikleri Sistemi ) bir uzman bilgisayar programı olup , bireyin kişilik özellik ve sorunlarını tespit eder ve kişiye özel bilgi ve önerilerde bulunmaktadır.

Merhaba hocam 7'8 yildir bipolar hastasiyim 500mg depakin,soligan,oflexs10mg,(akinaton) vb saçma sapan ilaçlar kullandım hepsinin yan etkileri var ilaçları kullanıp doktor dinlenmemi söyledi bende ilaçları aldıktan sonra dışarı çıkardım arkadaşların yanina giderdim hasta olduğumu anladılar robot gibi yürümem ve cok konuştuğumu söylediler ve herkes uzaklaştı benden şuan kendimi çok yanlız hissediyorum bazen halüsinasyon görüyorum bazen intihar ve insanlara zarar vermek geliyor içimden kız arkadaşından bile ayrıldım ruh hastası dedi bana gerçekten hastasiyim benim bile kendime güvenin kalmadı insanların hasta gözüyle bakmalari ehliyetini iptal ettiler sabıka kaydın var artik akil hastalığı nedeniyle güvenlik tedbiri diye bunları neden anlattım bilmiyorum ama kafam çok karıştı allah kimsenin başına vermesin zor

borayakindaa89 Tarafından Soruldu | 2015.11.13

Merhaba, Psikiyatride tedavi sadece ilaç değildir. Aslında uzman psikiyatristin görevi hastanın ilaç tedavisini düzenleyen kadar hastanın hastane dışında tedavisini ya kendisi ya da bir ruh sağlığı çalışanı tarafından takip edilmesini ve aile ile iletişim içinde olunmasını da sağlayan olmalıdır. Psikiyatrik hastalıklar sadece hastanın başvurusuna bırakılırsa tedavi zor olur. Çünkü hastalık esnasında hasta tedavisini kesme eğilimine girer. Örneğin bipolar (iki uçlu veya manik -depressif ) hastalar canlanma dönemine girince , o dönemin verdiği haz ve hareketlilikle ilaçlarını almamakta ve tedaviye başvurmamaktadırlar. Hasta ve aileleri de psikiyatriste istedikleri zaman ulaşmada büyük engellerle yaşamaktadırlar. Bipolar rahatsızlığın seyri farklı kişide farklı olabilir. Rahatsızlığa ek olarak var olan başka fiziksel yada psikiyatrik rahatsızlıklar da tedaviyi daha da güçleştirir. Eğer aile desteği yok ve kişilik problemleri de var ise tedavi daha da çetrefilli hale gelebilir. Uyuşturucu ve alkol kullanımı bipolardaki mizaç dalgalanmalarını daha da bozar. Yoksa bipolar bozukluk iyi bir psikiyatristle uzun süre hasta ve yakınlarının uyumu ile takip edilirse tekrar sayısı azalır yada hafif tekrarlarla kendini gösterebilir. Bipolarda benim görüşüm hastanın hastalığını kabul edip , ilk hastalık döneminden itibaren iyi bir psikiyatristle sürekli iletişim içinde tedavisini sürdürmesinin tedavi başarısında esas nokta olduğudur. Bipolar bozuklukta ilaç yan etkileri de ilaç etkileri kadar göz önüne alınmadığı ve hastanın ihtiyaç ve bireysel rahatsızlık özelliklerine uygun ilaç kombinasyonları kullanılmadığı zaman tedavi aksayacaktır. İyi bir tedavi ile bipolar bozukluk yıllar içinde daha kolay düzene girmektedir.

Depakin 500 mg ilaç yazdi nedir ve hangi tür hastalara önerilir ayriyeten 1 hafta sonra kan testi için gel dedi kan testi istemesindeki sebep nedir acaba aydinlatirsaniz tşk ederim .

astek6363 Tarafından Soruldu | 2015.11.13

Merhaba, Aynı maddeyi içeren ilaçlar değişik firmalarca farklı isimlerde satılmaktadır. İlaçların firma ismi değişik içindeki maddeler aynı olabilmektedir. Depakin adlı ilacın içindeki esas madde Sodyum Valproat' tır. Depakin yada Sodyum Valproat içeren ilaçlar esas itibari ile epilepsi (sara) ilaçlarıdır. Ancak psikiyatride başta bipolar ( iki uçlu veya manik-depresif ) bozukluk olmak üzere bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da ilave ilaç olarak kullanılmaktadır. Genelde epilepsi ilaçlarının kan düzeyleri ölçülerek doz aşımı ile şahısın istenmeyen yan etkileri yaşaması engellenmeye çalışılır.

hocam merhaba.. 23 yasındayım bayanım bir yıl süren bir ilişki yasadım ve ilk ilişkimdi.bu ilişki beni çok etkiledi lilo kaybı uyku düzensizliği vs bir cok problem yasadım.karsımdakı insanla ilgili aklımda soru işaretleri var dı o ise sürekli evlilik konusunda bana baskı uyguluyordu.ve düzensiz giden bir ilişkımz oldu snrasında tabı karsı taraf beni reddetti. ilk baslarda bana cok ıyı davranıyordu ama snraları onun istedği gibi olmadıgımdan skayet edip durdu.ona guvendım sevdım.ama o simdi benı bıraktı ve baskasına gıttı.uc ay oldu ben onu ve onunla yasadıgım guzel anlarımı unutamıyorum.nesem yok mide rahtsızlıkları yasıyorum kendımı sureklı yorgun hissediyorum. sizce antıdepresan kullanmadan bu durumudan nasıl kurtulabılırım.

hfzdlgc Tarafından Soruldu | 2015.11.15

Merhaba, Samimiyetsizlik güvensizlik oluşturunca ve arkasından da bağlanılan bir ilişki tarafından terk edilince, bir taraftan yas reaksiyonu diğer taraftan ise güven kaybına bağlı psikiyatrik şikayetler oluşabilmektedir. Psikiyatrik şikayetlerden bu durumda en sık oluşan, depresif şikayetlerdir ve 3 ay ile 14 ay arasında azalarak normalde kaybolur. Bu durumlarda güvenilen bir insanla sıkıntıları paylaşmak, kaybedilenin olumsuz taraflarını düşünmek ve kişinin kendinden kaynaklanan eksiklikleri görmek bu sürecin doğal ilerlemesini sağlar. Zamanla azalma yerine özellikle 3 aydan sonra artan şikayetler ve bir yılı geçmesine rağmen ayrılınan ilişkiden kopamama bir psikiyatrik destek gerektirir. Tüm şikayetleri önemli ölçüde geçirebilmesine rağmen , ayrılık sürecinin etkileri bitmeden ve kişi kendini toparlamadan, başka bir ilişkiye başlamak da o ilişkide de bazı noktaları görememe sonucunu oluşturabilir.

Mrb. Hocam gözlerini kapattığımda eğer birşeyi kafama takıp düşünüyorum değişik şekiller görüyorum ve daralıyorum bişey olacakmış gibi. Bu şekiller örnek veriyim büyük bir ev ve aşırı küçük pencereleri var veya bugün ki gördüğüm şekilli anlatırım bi tane çekiç ama bu çekiç in sapı kalem inceliğinde ucundaki demir kısmı ise 2.5 litrelik kola şişesi büyüklüğünde hocam. Yanı orantısız şekiller görüyorum hocam. Bunlar niye oluyo anlamıyorum hocam tavsiyeniz veya yorumlarınız için şimdiden tşk. Ederim.

sahin40 Tarafından Soruldu | 2015.11.18

Merhaba, Kişinin gözünü kapatması artık sadece beynimizde olan imajları görme anlamına gelmektedir. Gözümüz bir şey gördüğünde aslında sadece gözün gördüğünü değil beyindeki düşünce, görme , değerlendirme gibi bir sürü merkezin bileşik etkisini de görür. Göz kapatıldığında ise artık beyne kayıtlı imajlar yine bu merkezlerin etkisi ile oluşur. Hayal dünyası güçlü bireyler değişik imajları , bir anlamda iç gözlerinde görebilirler. Aynı şekilde sık sık tekrarlayan ve bir takım ilave şikayetlerin de (örneğin şaşkınlık, düşünce kopması vs.) olduğu imajlarda nörolojik bir muayene de gerekebilir. Lewis Carroll'un yazdığı Alis Harikalar Diyarında çocuk kitabında da imajinasyonun ne kadar canlı olabildiği görülebilir. Bazı uyuşturucu maddeler de beyni olumsuz etkileyerek bu tür iç imajların meydana gelmesine neden olabilmektedir.

merhaba hocam 2 yıllık evliyim ve eşim hala çok kıskanç sürekli tartışıyoruz bu konu yüzünden işe gidiyorum yok bayan varmıydı dışarı çıkıyorum bayan varmıydı yani sıkıldım artık çekemiyorum. Peki eşim bu hale benim yüzümden mi geldi deseniz değil en küçük aldatma olayı falan allaha şükür kimseye yan gözle bakmadım na yapmam lazım hocam

hsyn07 Tarafından Soruldu | 2015.11.19

Merhaba, Kıskançlık doğal sınırları bir açıklama olmadan aştığında artık psikiyatrik bir alana girmiş demektir. Bu durum bireyin özgüven eksikliklerinden yada alıngan/ şüpheci gibi bazı kişilik özelliklerinden kaynaklanabilir. Mantık dışı bir noktaya geldiğinde ise artık bir psikiyatrik rahatsızlık açısından değerlendirmek gerekir. Bu tür problemlerde ilk adım kişinin kendi sorunlarını görmek için olgun etraf ve yakınlarından destek almasını sağlamaktır. Çok genç yaşta evlenen , bağımlı ve alıngan kişilik özellikleri olan , özgüven konusunda sıkıntı yaşayan bireyler, onların bu güvensizliklerini besleyen yakınlarının yanlış tavsiyeleri ile daha da güvensiz hale de gelebilmektedir.

Hocam biz eşimle 1 buçuk yıldır evliyiz. Birbirimizi severek evlendik ve çok sıkıntılı bi düğün sürecimiz oldu şu anda da ailelerimiz görüşmüyor zaten. Biz o kadar olaya sıkıntıya göğüs gerdik evlendikten sonra düzelir herşey dedik ama maalesef şu anda da eşimle çatışmalar yaşıyoruz. Daha önceden eşimin hiç görmediğim özellikleriyle tanışmaya başladım. İster istemez türk milleti olarak ata erkil aile tipinden geliyoruz ve bizim evliliğimizde şu anda eşim kocam gibi davranmaya çalışıyor bide bunu herkesin yanında yapıyor. (Kendi ailesi dışında benim ailem,akrabalarım,arkadaşlarım v.s) Buda erkek olarak beni çok fazla zor durumda bırakıyor. Kendime yediremiyorum. En rahatsız olduğum şey ise olaylara ani tavırlar vermesi suratını birden asması veya yanımızda kim olursa olsun laf sayması,kafasına göre çekip gitmesi telefonları açmaması gibi... Bende problemlerimi konuşarak çözmeyi severim. Eşine karşı tavır yapmak hiç sevmediğim bişeydir belkide eşim bana böyle davrandığı için nefret ediyorum o hareketlerden surat ekşitmelerden. Konuşarak birbirini anlamaya çalışarak problem çözmek daha insancıl geliyor bana. Bunu defalarca yaptım ve haklı olduğum birçok konuda anlaştık fakat aynı şeyi birkez daha yaşasam aynı hareketler devam ediyor. Bu konuda ne yapmalıyım hocam bana bir yol veya başka bir davranış önerin öyle yapayım. Şu anda kendimi evliliğimle ilgili çıkmazda hissediyorum. Karımıda çok seviyorum ama ne yapsam olmuyor mutluda olamıyorum...

MHMTENS Tarafından Soruldu | 2015.11.20

Merhaba, Evlilik aynı zamanda iki farklı dokunun birbirine uyuşma sürecidir. İki farklı dokunun uyuşup uyuşmayacağı da ancak iki kişi beraber ve bir sorumluluk duygusu içinde yaşamaya başlayınca anlaşılabilir. İki kişide birbirine sorumlulukları ile beraber bağlanınca tavır ,tutum ve kişilik yapıları anlaşılmaya başlar. Yaşamımızın önemli bölümü idealler, reklamlar, hayaller , duygular ve imajlarla makyajlandığı için gerçek ancak makyajsız fark edilebilir. Genç kişilerin tavır ve tutumları kendi kişilikleri kadar ailelerindeki yaşam kültüründen de ileri gelmektedir. Örneğin kadının baskın ve çatışmacı olduğu bir aile modelinden gelen bir genç bayan aynı modeli kendi evliliğinde de uygulamaya çalışacaktır. Bunun içine kendi tecrübesizlik ve kişiliğinden kaynaklanan tepkiler de eklenince bazı evliliklerde zorlayıcı olmaktadır. Tüm evlilikler fedakarlık yapıldığı sürece ilerler. Bir kişi " ben çekemem " dediği noktada o evlilikte geriye sayım başlamış olur ve ancak diğerinin boşluğu büyük fedakarlıklarla kapaması ile ilerleyebilir. Ayrıca yeni evlenen bireylerin yeni yaşam ve sorumluluklar altında geliştirdiği sıkıntılar nedeniyle de bir takım tepki ve tahammülsüzlükleri olabilir. Yeni bir evlilikte iki kişide, birbirini olgunlaştırma sürecinde kendilerine yardımcı olursa zaman içinde sorunlar tamamen olmasa da çözülmeye başlar. Ancak birinin değişmeme ve kendi doğruları çizgisinde inatla ilerlemesi diğerini de hep zorlayacaktır. İki kişi de birbirine uyum konusunda ısrarla değişmez ise o evlilik kağıt üstünde kalabilir yada bitebilir. Bir evlilik birinin fedakarlıkları ile de devam edebilir ancak ilave destek sistemlerinin yardımına da ihtiyaç duyacaktır.

merhaba Armağan bey, 11 yaşındaki kızımın sex videoları izlediğini fark ettim (bilgisayardan geçmişte ziyaret edilen sayfalara baktığımda) ne yapmam gerekir? 1.onunla bu konuda konuşmalı mıyım? 2.bilgisayarı elinden almalı mıyım? 3.bu tarz videoların izlenmesini yasaklayan süzgeç programlar var, onlardan kurdurmalı mıyım?

anne Tarafından Soruldu | 2015.11.23

Merhaba, İnternetin gelişimi ve özellikle parmakla komut verilen dokunmatik ekranların çıkması ile 2-3 yaşındaki çocuklar bile bilgisayar, tablet ve cep telefonlarından istedikleri ve istemeden karşılarına çıkan sitelere girebilmektedirler. Günlük yaşama göre daha kuralsız olan internette , çocuklar yada erişkin olmayanlar , gördüklerini ilginç bulabilmekte ve daha da tehlikelisi inanmaktadırlar. Özellikle çocuklukla ergenlik arasındaki yaşta bulunan küçük bireylerde cinsel içeriklerin internette izlenmesi , hem cinsel gelişimin beklenenden erken oluşmasına hem de sağlıksız bir cinselliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Duygusal gelişim olmadan cinsel gelişimin hızla oluşumu ise bireyin yaşa uygun olmayan davranım problemlerine yol açmaktadır. Bundan dolayı internet sağlayıcılarının da sunduğu aile koruma şifre ve programlarının tüm bilgisayar ve akıllı telefon sistemlerine yüklenmesi önemlidir. Küçük bireyle konuşularak doğru cinsel bilgiyi doğru zamanlama ile alması da sağlanmalıdır. Tüm bu yaklaşımlara rağmen küçük birey kendini uygun olmayan sitelere girmekten alıkoyamıyorsa bu artık psikiyatrik bir problem olarak değerlendirilmelidir.

Merhabalar doktor bey daha once size sorunumu anlatmistim anne baba ayriligi yuzunden coktum ve kendimi guzel hissetmiyorum diye etrafimdan coktugume dahil soylemler duyuyorum diye kendime guvenim hic yok insanlardan bama dair fiziksel kotu bisey duymayi kaldiramiyorum iyice kendimi guvenimi yok ediyorlar ise giricem ama insamlarin hakkimda soyleyeceklerinden korkuyorum insanlarla konusurken acaba benim hakkimda ne dusunuyolar diye geciyo hemen icimden gozlerine bakip konusamiyorum kimsenin doktora gittim depresyon dedi zedpreks 20mg verdi acaba bu ilac beni iyi edermi yoksa baska bi doktora gorunmemi onerirmisiniz simdiden tesekkurler insana deger verip cevap verdiğiniz icin Allah sizin gibi insanlardan razi olsum basinizdan savmayip cok guzel aciklamalar yapiyorsunuz

svs30 Tarafından Soruldu | 2015.11.25

Merhaba, Her insanın yaşamında zor dönemler olabilir. Bunların etkisi ile de ruhsal kimyası bozulabilir ve bunun sonucu olarak da bazı psikiyatrik şikayetleri ortaya çıkabilir. Yaşananlar ve kişinin yapısı dolayısı ile oluşan güvensizlikler yayılmaya başlayınca, kişinin kendinde yada etrafında gördüklerine dair de takıntı ve tereddütler oluşmaya başlayabilir. Ruhsal sıkıntıların daha da artması ile algılar da olumsuz yönde değişmeye başlayabilir. Bunların tedavisi de önce psikiyatrik değerlendirme sonrada oluşan tanıya göre tedavi/terapi içeriğinde başlatılır. Tedavi/Terapi sürecinde en önemli nokta iyi bir psikiyatrist-danışan (hasta) ilişkisinin kurulması ve danışanın iyi izlenmesidir. Zamanla tedavi/terapinin ihtiyaçlarına göre süreç yeniden gözden geçirilerek tedavi/terapi planı düzenlenmelidir. İyi bir tedavi/terapi ile birçok psikiyatrik sorun önemli ölçüde yada tamamen tedavi edilmektedir. Psikiyatride tedavi planı sadece ilaç tedavisinden oluşmamalıdır.

Ölüm korkusu yaşadım hocam doktora gittim tedavi gördüm kurtuldum ama Son bir yıldır yoğun olarak kendi kendime yabancı geliyorum sanki yürüyen konuşan ben değilmişim gibi aynaya bakıyorum aslında benim ama farklı hissediyorum hissetiklerim garip bir duygu tm tarif edemiyorum.yürürken farklı görüyorum mesela göz doktoruna da gittim bi sorun yok ama ben bu hastalığa yakalandığımdan beri böyle garip görüyorum napmalıyım?

Serappp46 Tarafından Soruldu | 2015.11.25

Merhaba, Depersonalizasyon kendini farklı görme ve hissetmedir. Genelde kaygı (anksiyete ) bozuklukları ile daha yakın bir bağlantısı vardır. Yani kaygı düzeyi arttıkça bireyde bu tarz deneyimler artma eğilimi göstermektedir. Ancak fiziksel veya psikiyatrik bazı rahatsızlıkların ön bulgusu olarak da ortaya çıkabilmektedir. Psikiyatristlerin de az teşhis edebildiği bir rahatsızlık olan Depersonalizasyonda kullanılan psikiyatrik ilaçlarda farklıdır. Terapi yaklaşımı depersonalizasyon merkezinde kişinin bireysel sıkıntılarına özgün olarak düzenlenmelidir.

Karşıma hep beni yarı yolda bırakan kişiler çıkıyor.Bu nedenle hayatıma kimseyi istemiyorum.Ama yalnızlıktan da çok bunaldım. Acaba ben mi yanlış bişey yapıyorum da karşımdaki ler bana bu şekilde davranıyor. Bir kişiyle de konuşmam kesildi ve bir süre kimseyi istemiyorum dedim ama ertesi gün 2 gün üst üste beni gören bir kişi benimle tanışmak istediğini söyledi ve tanıştık ama o da çok benimle ilgilenmiyor gibi ve bu da beni üzüyor . Bu 2 gündür bir türlü görüşemedik acaba benimle konuşmak mi istemiyor kafam çok karışık bitirmeli miyim yoksa devam mı ettirmeliyim. Bana sık sık mesaj da yazmıyor . Bu konu hakkında fikirlerinizi almak istiyorum

Sedaaksu Tarafından Soruldu | 2015.11.26

Merhaba, İlişkilerin uzun sürmemesindeki en büyük neden seçimdir. Seçtiğimiz bireyler bir ilişkinin sorumluluğunu sürdürebilecek kapasitede değilse o ilişkinin ayrılığa gitmesi kaçınılmaz olmaktadır. İlişkilerin seçimi de çocukluktan beri gelen iç dünyamızdaki model ve anıların etkisi ile olmaktadır. Kişinin uzun süreli bir ilişkiyi seçebilmesi için kendi iç dünyasında onu yanıltan ögeleri de çözmesi gerekmektedir. Kişi ilişkiyi seçme yerine kendini seçilmeye bırakıyorsa , ilişkilerinde başarısızlık oranı daha yüksek olacaktır. Günümüzde ilişkileri sadece yüzeysel yaşayıp sorumluluk almak istemeyen ve kendini doyurduğu için ilişki seçen kişi sayısındaki artış nedeniyle de ilişkilerde tıkanmalar olmaktadır.

merhaba hocam, öncelikler bu aralar uykum acayip çok geliyor halsizlik veya erken uyuya kalma gibi kendimi bildim bileli çok terlemem ama bu aralar uyurken tişörtü sıksam su çıkıyor o şekilde terliyorum, takıntılarım oluyor mesela minibüse biniyorum elimle tutunma yerine 4 kez vurup bir kez gözümü kapıyorum bunu inene kadar tekrarlıyorum dalıyorum onu yaparken,yada çok aşırı bir şekilde bir şeyler çekiyor canım kalkıyorum mutfağa gidene kadar tiskiniyorum istemiyor sonra canım bilmiyorum ilginç, uzaklara dalıyorum anlamsızca sıkıntılar geliyor gözümün önüne, anlamsızca koşuya çıkıyorum yağmurda mesela durup dururken çıkıyorum koşuyorum geliyorum ıslanınca , sinirlerimi kontrol edemiyorum eskiden kontrol ederdim hiç sinir yoktu ne olursa olsun ama şimdi hemen kontrolden çıkıyor , panik atak gibi bir şey var bilmiyorum hemen en ufak yüksek ses yada hareketten korkuyorum mesela en ufak korkulmayacak şeylere bile korkuyorum , değişik değişik rüyalar görüyorum uçurumdan gökyüzüne doğru düşme ruhum çekiliyor gibi hissediyorum uyanmaya çalışıyorum nebiliyim işkenceli şeyler geliyor aklıma affedersiniz işkenceli seks gibi, cinsel istek olsun öz güven olsun karşı koyma olsun artmış durumda ne yanımdakini de ezdirmem kendimi de ilk ben karşı koyuyorum, ağlayan biri gördüğüm zaman bende ağlıyorum yada biri mutlu olduğu zaman bende mutlu oluyorum bunları kontrol edemiyorum ülkeden yda şehirden çıkıp oralarda yaşamak istiyorum yada birine sarılımak istiyorum böyle sımsıkı bazende canını yakmak yada dalga geçmek mutlu ediyor sonrdan pişman oluyorum , yani işte böyle hocam cevap verirseniz sevinirim teşekkür ederim

durgunn Tarafından Soruldu | 2015.11.26

Merhaba, İnsanın ruhsal durumu ve buna bağlı olarak davranış ve tutumu tamamen beynimizin etkisi altındadır. Çok sakin huzurlu bir insan , beyin kimyasındaki değişiklikler sonrası çok sinirli ve uyumsuz olabilir. Her kişinin yapısal beyin kimyası da kişinin huyunu belirler. Huysuz , uyumsuz ve çatışmacı bireyler ister istemez etrafı tarafından sorunlu gösterilse de kabul edilirler. Bunlarda da beyin işlevlerinin sonucu olarak ortaya çıkan sıkıntılı ve sıkıntı verici bir ruh hali söz konusudur. Psikiyatrik rahatsızlıklarda beyin kimyası ve fonksiyonlarındaki bozukluklar sonucu ortaya çıkmaktadır. Beynin psikiyatrik rahatsızlıklara neden olan yapısı bugüne kadar tam olarak çözülememiştir. Halen de yapılan çalışmalar sadece teori olarak bazı çıkarsamalar ortaya çıkartabilmiştir. İşte bundan dolayı psikiyatrik sınıflandırmalarda hastalık yerine bozukluk terimi kullanılır. Başta en sık görülen psikiyatrik rahatsızlık olan Major Depresyon da olduğu gibi kişinin ruhsal kimyası bozulunca kendine de garip gelen daha negatif bir tutum ve yaşantılar oluşmaktadır. Ruhsal rahatsızlıklar sonucu düşünce yapısı , uyku-rüya, cinsellik ,yemek gibi biyolojik fonksiyonları, tahammül azalmasına bağlı tepkileri, takıntılar vs. gibi bir sürü şikayetler ortaya çıkmaktadır. Major Depresyon tek başına olabildiği gibi başka rahatsızlıklarla beraber de sık olarak görülmektedir.

Canım çok sıkkın hocam canıma kast etmeyi bile düşündüm . Psikolojik sorunlarım var yardım edin lütfen !!!

Tgrkk Tarafından Soruldu | 2015.11.26

Merhaba, Her insanın yaşamındaki sıkıntılı dönemler kişiyi zor duruma sokabilmektedir. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan ruhsal sıkıntılar için en kolay ulaşılabilir yer aile hekimliği merkezleridir. Oradaki doktorlar da destek ve yönlendirme konusunda yardımcı olacaklardır. Ayrıca 184 nolu telefondan Sağlık Bakanlığı' nın yerleşim yerine yakın psikiyatri kliniğinden de randevu alarak yada bu hastanenin aciline başvurarak değerlendirilme yapılacaktır ." Acil Serviste İntihar Girişimine Psikososyal Destek ve Krize Müdahale Programı” Sağlık Bakanlığı'nın Acil Servis ünitesine başvuruda bulunan İntihar girişimleri ve diğer kriz durumları ile karşılaşan hastalara, yaralılara ve onların ailelerine uygun zamanda, gerekli psikososyal desteğin verilmesi hizmetidir.

merhaba ben 24 yasinda ingilterede 1. sinif psikoloji ogrencisiyim yaklasik 2 aydir ara ara yonumu kaybediyorum ama 5 saniye civari suruyor sonra hatirliyorum surekli kullandigim sokaklari birbirine benzetip yanlis gidiyorum ama bu anlattiklarim cok sik olmuyor yada nerede oldugumu cok kisaligina olsada unutuyorum surekli arastirdim kafam cok karisti sizce dementia hastasi olabilirmiyim?

krizantem Tarafından Soruldu | 2015.11.27

Merhaba, Demans ( İngilizce Dementia ) yada Türkçe' de Bunama sadece hafıza bozukluğu değildir. Ana bulgusu hafıza bozukluğu ile beraber davranım ve duygusal problemlerinde olduğu bir durumdur. Yeni sınıflamalarda Nörokognitif Bozukluk olarak isimlendirilmektedir. Her hafıza bozukluğu bunama anlamına gelmez . Bunamada ilerleyici ve düzelmeyen bir hafıza bozukluğu söz konusudur. Kişi unuttuğunu fark ediyor ve de doğru hatırlıyorsa bu durum bunama diye sınıflandırılmaz. Bir çok psikiyatrik rahatsızlıklar yada kaygı/stres hafızayı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca vitamin/demir eksikliğinden ciddi fiziksel rahatsızlıklara kadar olan yelpazede bedensel hastalıklar da hafıza bozukluklarına neden olabilir.

Antidepresanımı bir gün alıp bir gün almamak, normalde aldığım dozun yarısını mı almama sebep olur? (Merakımdan soruyorum, ilacımı doktorumun önerilerine göre kullanırım her zaman) Teşekkürler.

Yağmur Tarafından Soruldu | 2015.11.28

Merhaba, Psikiyatride ilaçların her gün alınmasının nedeni , yarı ömür dediğimiz ilacın kanda yarılanma ve etkisinin azalma süresinden dolayıdır. Her gün alınması gereken bir ilaç bir gün alınıp bir gün alınmadığı zaman etkinliğini gösteremez. Alınmadığı gün tedavi edici dozun altına düştüğü için o gün hiç alınmamış gibi bir etkiye neden olur. Psikiyatrik ilaçların zamanla artan etkileri göz önüne alındığında, bir gün alınıp bir gün alınmaması matematiksel olarak yarım doz miktarını oluştursa bile , klinik etkinlik olarak ilacın tedavi etmeyen bir dozda alınmasına neden olur. Bu durumun istisnası psikiyatride kullanılan uzun süreli etkili depo formu dediğimiz enjeksiyonlar ve tablet olarak da sadece bir ilaçtır.

Merhaba, benim annanem geçirdiği bi mide rahatsızlığından sonra bunalıma, depresyona girdi şuan hastası olduğumuz bi doktor da var ama annanem hep aynı ilaçları bile içmekten korkuyo yemek yemeye korkuyo midem rahatsız olur diye bacakları çok ağrıyo tutun beni düşücem diyo yüzü gülen kadın artık o değil sanki güçsüz bitkin iyileşeceğine de inanmıyo doktorumuz da bana hastayı anlatmayın ben zaten biliyorum diyip ilaç veriyo zaten hastayı da hiç çağırmıyo sadece yakınını çağırıp ilaç değistirip duruyo neye inancağımızı neye güvenceğimizi şaşırdık, hepimiz perişanız. Bize bi güven verin bunların normal olduğuna lütfen... Böyle bi yakını olanda lütfen yazsın inanamıyoruz hala...

123456 Tarafından Soruldu | 2015.11.28

Merhaba, Yaşlıda psikiyatrik rahatsızlıklar ilave fiziksel rahatsızlıkların da olması nedeniyle daha zahmetli olmaktadır. Psikiyatrik rahatsızlıklar fiziksel sorunları taklit etmekte , fiziksel rahatsızlıklar da psikiyatrik rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Böylece ruhsal ve bedensel rahatsızlıkların birbirine karıştığı bir durum ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yaş ve eşlik eden hastalıklar dolayısı ile alınan ilaçların fazlalığı nedeniyle verilen ilaçların karşılıklı etkileşiminin de iyi hesaplanması gerekmektedir. Bu durumlarda hem psikiyatrist doktorun hem de yaşlının bedensel rahatsızlıkları ile ilgili diğer doktorların karşılıklı birbirine danışarak yada haberdar olarak hareket etmesi iyi bir tedavi için esasdır. Fiziksel ve psikiyatrik rahatsızlıkları zor olan bir hastanın görülmeden hatta gerekirse evde görülmeden ve diğer hekimlerle karşılıklı danışma olmadan tedavisi mümkün olmayabilir. Bu tarz sorunları çözmenin bir yolu da hastayı hastaneye yatırarak hem fiziksel hem de psikiyatrik branşların beraberce sorunu çözmesini sağlamaktır.

merhaba hocam..Ben askeri personelim...2,5 yıldır dağ başında bulunan bir karakolda görev yapmaktayım ve 8 ay sonra batı illerine tayin olacağım...benim sıkıntım hocam genel olarak hayattan soğudum,saatim saatime uymuyor dengesiz bir insan oldum kendimi burada bi işe yaramaz değersiz hissediyorum buna sebep olan ise çalıştığım insanlar..şu an çalıştığım ortamda mutlu değilim buradaki insanlar ile kötü olmamak için tartışmamak için elimden geleni yapıyorum başkalarını kırmamak için kendim kırılıyorum..birbiri ile konuşmayan iki kişiden biri ile konuşunca acaba diğeri bana tavır alacak mı yanlış anlayacak mı onu satıyor muşum gibi hissediyorum...bazen ailem ve nişanlım ile konuşurken sıkılıyorum konuşma bitsin tel kapansın diye bekliyorum...burada çok samimi olduğum arkadaşım ile bazen muhattap olmamak istiyorum,kaçıyorum ondan,o iş ile uğraşıp ben boşta olduğum zamanlarda kendimi rahatsız hissediyorum, kıskanıyorum onu ona iş verilip bana verilmediği zaman....öfke kontrolü sıkıntısı yaşıyorum bir duruma çok kolay sinir oluyorum bu durumumu engelleyemiyorum bu durum nişanlımı da yansıyor...kendimi işe yaramaz,değersiz, ortam içinde takılmadığımı hissediyorum...bir ortamda bişey anlatacağım zaman o konuyu anlatırken kelimeleri bir araya getirmekte zorlanıyorum karşımdaki insanların beni dinlemekten sıkıldığını hissediyorum,kendimi doğru düzgün ifade edemiyorum bazen ne konuştuğumu bilmiyorum hocam genel olarak rahatsız olduğum durumlar bunlar, bu durumları nasıl aşarım hocam bana yardım edin ne yapmam gerekiyor ilaç desteği mi ya da başka bişey ile mi aşarım bunları...hocam son olarak ağız şapırtması,sakız çiğnenmesi,tesbihin çekilme sesleri,kalemin kapağının devamlı takılıp çıkarılması,demir paralarının birbirinini vurma sesleri bunlar beni sinir ediyor ve bu sesleri yapan kişiyi boğasım geliyor hocam bu durum içinde çözümünüz nedir...

jandarma Tarafından Soruldu | 2015.11.29

Merhaba, Zor şartlar altında insanın ruh halinin , kolay ve rahat koşullarda yaşayan birisi gibi olması beklenmez. Hepimiz çevreden aldığımız olumlu his ve geri dönüşümlerle beslenerek iyi hissedebiliriz. Örneğin, maddi sıkıntılar yaşayan biri ile maddi açıdan çok rahat koşullarda yaşayan diğerini ruhsal açıdan eşit olarak kabul etmemek gerekir. Günlük yaşamda psikiyatrik rahatsızlıkları olan bireylerin en büyük sorunu , etraftaki rahat olan bireylerin kendi hafif üzüntü ve sıkıntıları ile kendilerinin durumunun karşılaştırma yapılmasıdır. En güçlü bireyler bile belli bir düzey stresin üstüne çıkıldığı zaman kaygı ve depresif şikayetler geliştirebilmektedir. Bu çoğunlukla koşullar iyiye doğru değiştiğinde düzelmektedir. Zor koşullar altında bireyleri iyi hissettiren, dayanışma, güven, anlaşılma ve beraberlik duygusudur. Yoğun stresli ortamlar kişinin kendi yapısındaki zorlanmaları da ortaya çıkartabilmektedir. Bu durumlarda baş etmenin bir yolu, sıkıntıları güveneceği bireylerle onları boğmadan konuşmak ve paylaşmaktır. Ruhsal açıdan iyi hissettiren kitap ve roman okuma da yardımcıdır. Kişilerin geleceğe ait tutunacakları iyi beklentileri kişinin zor zamanlarında yardımcıdır. Yaşanan olumsuz düşüncelerin ve çıkarsamaların , olumlu alternatiflerinin düşünülmesi de yardımcıdır. Kesitsel olarak yaşanan olumsuz dönemin, yaşamın bütünü olacağını düşünmek doğru bir çıkarsama değildir. Şikayetlerin ilişkileri bozmaya başladığı ve olumlu değişimlere rağmen düzelmediği durumlarda profesyonel bir yardım almak önemlidir.

Hocam öncede yazdım annanem çok korkuyo doktordan bile, doktor akşamları bizden rapor istiyo ama o her akşam korkuyo doktor yanına çağıracak diye zaten ilk gittiğimizde de hastanede bağırdı filan beni niye getirdiniz buraya filan diye çok korkuyo hastaneye yatırmalarından fiziki olarak da bütün kontrollerini yaptırdık tertemiz bütün sonuçlar ama o hala bacaklarım ağrıyo midem ağrıyo kalktığım zaman başım dönüyo diyo ama bazende hiç aklına gelmediği için çok normal oluyo en çok akşamları iyi oluyo geceleri uyku düzeni bozuk uyuyamıyo. Tuvaletimi yapamıyorum gücüm yok diyo biz de ona destek olup cesaret vermeye çalıştıkça bize siz bana inanmiyosunuz diyo bize guvenmiyo benden bıktınız diyo. Biz artık napcagimizi şaşırdık zorla hastaneye mi yatıralım napalim şaştık kaldık. Diyelimki hastaneye yatırdık daha kötü olmasından korkuyoruz. Bunun sonu ne olacak göremiyoruz. Bizim doktorumuz da Solian 200 mg tablet (amisülpirid 200 mg), bir de rivotril 2.5 mg/1 ml damla (klonazepam) bu hapları verdi... iyi olacak mı hocam??

123456 Tarafından Soruldu | 2015.11.29

Merhaba, Bir hastada tanı tedavinin en önemli parçasıdır. Tanıya göre tedavi planı düzenlense bile bazı durumlarda tedavi süreci için makul sürelerde beklemek gerekebilir ve buda aileler ve yakınları için sıkıntılı bir süreç olabilmektedir. Burada önemli olan hastayı takip eden psikiyatrist doktorun kontrol ve gözetiminde tedavi sürecinin izlenmesi ve hastaya da doktora da tedavi konusunda yardımcı olunmasıdır. İyi bir psikiyatrist tedavi sürecini de iyi yönetecektir.

Hocam Merhabalar sizin eski danışanınızım belirli maddi durumlardan dolayı size gelemiyorum önce ALLAH ın sonra sizin sayenizde iyileştim ve sağlığıma kavuştum. 4 ay önce ilaç bıraktım doktor ile beraber ama 4 ay sonra yani şuanda hafif belirtiler ortaya koymaya başladı kendimi telkin ediyorum ama fakat yine de aksilikler oluyor sizce tekrar ilaca başlamalımıyım ne yapmalıyım. Uzun süre sonra ilacı bırakmışken ve bunun rahatlığına kavuşmuşken tekrar ilaca başlamak ne kadar doğru size güvenim oldukça fazla sizden gelecek cevabı merakle bekliyorum iyi çalışmalar hocam

emircoli Tarafından Soruldu | 2015.12.01

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıkların en sıkıntılı tarafı , rahatsızlıkların tekrarlama riskidir. Psikiyatrik rahatsızlıklarda ilaç bırakıldıktan sonraki her üç ayda bir tekrarlama riski artar. Bazı psikiyatrik hastalıklarda bu risk çok daha yüksektir. Ancak geçici psikiyatrik rahatsızlıklarda ise risk tam aksine düşüktür. İlacın bırakılma süresi de, rahatsızlığa ve kişiye özgün bir değerlendirme ışığında yapıldığı zaman risk azalmış olur. Bir tedavi kesildikten sonra tekrarlama belirtileri hissediliyorsa yapılması gereken psikiyatrist doktora danışarak yeniden ilaçlara başlamak ve iyileşme sağlandıktan sonra , tedaviyi sürdürme yada bırakma kararını yeniden psikiyatrist doktor ile beraber gözden geçirmektir.

Oncelikle rabbim kolaylik versin isinizde basarilar diler tesekkurlerimi arz ederim. Esim tir soforu oldugundan bazi gun ve geceler eve gelmiyor bende bunu firsat bilip tlfnda oyun oynuyorum sadece uykum gelene kadar sorum su?dun gece 21den sonra yatakta oturdum oyun oynuyordum disarda felaket bir ruzgar aradan fazla bir zaman gecmedi sanki yatagin ustune birsey atladi yada dustu gibi oldu hemen lambayi actim gorunurde kimse yoktu yatagun altina baktim yine yok bir zaman uyuyamadim sizce beni korkutuyorlarmi?

adanali Tarafından Soruldu | 2015.12.03

Merhaba, Beynimizin algıları çeşitli şekillerde bizi yanıltabilir. Sihirbaz ve hokkabazların çoğu gösterisinin temeli de algı yanıltmasına dayanır. Korku, sıkıntı, yorgunluk vs. gibi nedenlerle illüzyon dediğimiz algı yanılmaları olabilir. Örneğin gece korkuları olan bir çocuk uykudan rüzgar sesi ile uyanıp odasına yansıyan ağaç gölgesini bir yaratık gibi algılayabilir. Aynı zamanda güvendiği kişilerin yada anne babasının telkini ile de rahatlar ve korkuları geçer. Hallüsinasyon dediğimiz var olmayan bir şeyi görme, duyma yada hissetme bile normal kişilerde çok kısa süreli geçici olarak da oluşabilir. Günümüzün akıllı telefonlarındaki çok hareketli oyunlar beyin dalgalarını bile değiştirebilmekte ve üzerine eklenen tedirginlik, korku vesaire ile geçici algı yanılsamalarına yol açabilmektedir. Geçici , çok kısa süreli ve tekrarlamayan bu tarz algı yanılsama yada bükülmeleri normal sınırlar içinde kabul edilir. Sık ve özellikle benzer içerikte tekrarlaması ise bir psikiyatrik ve nörolojik değerlendirme gerektirir.

hocam merhabalar,benim sıkıntım insanların söylediği şeyleri kafama takıp büyütüyorum,yada acaba şurda yanlış bişeymi söyledim acaba o böyle düşünmüşmüdür gibi saçma olduğunu bildiğim düşünceler aklıma geliyor ve bu düşünceler sebebiyle o an yaptığım hiçbir işe odaklanamıyorum, kendimi vermem gereken işe odaklanmaktan çok bu düşüncelere odaklanıyorum ve buda benim performansımı düşürüyor,hatta bu düşüncelerimi yenmek için uyurken saçma şeylere takılıp kalıyorsun asıl hedeflerine odaklan diye içsel konuşmada yapıyorum ancak bu düşünceyi kafamdan atmam biraz zaman alıyor... bu konu hakkında önerdiğiniz baaşka bir çözüm yolu varmı hocam cevabınızı merakla bekliyorum..iyi çalışmalar...

leylaaaa Tarafından Soruldu | 2015.12.03

Merhaba, Sosyal olarak içe kapalı ve yetişme tarzı olarak da eleştirilerek büyütülmüş hassas bireylerde kendini yargılama ve diğerlerinin unuttuğu konuları aşırı irdeleme söz konusu olabilmektedir. Tam aksine duyarsız ve kendini eleştirme yerine aşırı kendini beğenen bireyler ise karşılarındakini kırsalar bile bu durumu görmemekte, hissetmemekte ve dolayısı ile düşünmemektedirler. Kendi içinde sürekli eleştirisel ve yargılayıcı düşünceler ile kendi kendine baş etme yollarından birisi , bu düşünceleri kendi içinde kendi kendine yaşamak yerine , bu konuda tecrübe ve samimiyetine inandığı bir yakını ile paylaşmaktır. Böylece takıntı haline gelen düşüncelerin farklı ve olumlu bir yorumunu sunan birisi ile bu düşünceler zamanla dengelenebilir. Benzer şekilde yaşanan bu düşüncelerin olumlu alternatiflerini de kendi içinde düşünerek, bu düşünceleri olumlu eşdeğerleri ile eşitlemektir. Böylece kişinin sürekli kendi olumsuz düşüncelerine inanarak rahatsız edici düşüncelerini arttırması da önlenmiş olur.

Hocam meraba, ben çok agrasifim yani aslında çok neşeliyim ama en ufak şeyden de sinirleniyorum. Mesela kardeşim bisey yerken ağzını sapirdatiyor ve ben kriz geçiriyorum yada biseyleri yerken insanların agzindan çıkan yemek sesleri mesela cips yerken çıkan ses beni çok sinir ediyo ayrıca bazen çok bunalıyorum bu niye böyle bilmiyorum. Bazenleri çevremde en sevdiğim insanlara gıcık oluyorum...

123456 Tarafından Soruldu | 2015.12.05

Merhaba, Bir insanı tek bir boyuttan değerlendirmemek gerekir. Günümüzdeki ruhsal değerlendirmelerde ve tedavilerde en büyük problem, düz bir tanı koyma ve kişiyi belli bir çerçeveye yerleştirme eğilimidir. Halbuki herhangi bir insan kendine özgüdür ve birçok açıdan değerlendirilmesi gerekir. Örneğin takıntıları " obsesyon " diye nitelendirebiliriz. Ancak takıntılar kişinin yaşam sıkıntılarına bağlı yada biyolojik olarak oluşan depresif şikayetlerde veya majör depresyon dediğimiz rahatsızlıkta da oluşabilir. Hatta fiziksel rahatsızlıklar örneğin diyabet , tiroid hastalıkları , kansızlık vs. gibi hastalıklar da direkt yada dolaylı olarak takıntılara yol açabilir. Bunların yanı sıra iç dünyamızda olan ve çözülmemiş çatışmalar , güvensizlikler ve problemler de takıntının altta yatan sebebi olabilir. Kişilik özellikleri hem titiz/takıntılı, hem de duygusal karmaşık ve saldırgan ögeler taşıyan bireylerde de takıntılar daha zorlayıcı olur. Daha da dikkatli değerlendirilmesi gereken, takıntılar altta yatan önemli bir psikiyatrik rahatsızlığın ön göstergesi de olabilir. İşte tüm bunlardan dolayı bireyin bir bütün olarak 360 derece, hem iyi bir tıp bilgisi, hem psikiyatrik rahatsızlıklar bilgisi hem de terapi bilgisi olan iyi bir psikiyatrist doktor tarafından ilgi ile değerlendirilmesi ve zaman içinde değer verilerek takip görüşmeleri ile nedenlerin bulunması çok önemlidir.

hocam merhabalar, ben 18 yaşındayım bu sene üniversite sınavlarına hazırlanıyorum, ders çalışırken dikkatim çabuk dağıldığı için internette bir araştırma yaptım ve ritalin ilacını duydum. psikiyatriste gidip derdimi anlatıp bu ilacı istedim, bir test yapmadan ritalinin bana ağır geleceğini ritalin kulanması gereken birinin liseyi bitiremeyeceğini nacak onlara verildiğini söyleyerek bana ritalin yerine "prosac" isimli bir ilaç verdi. bu ilacın kullanım talimatında ise antidepresan yazıyor, ben depresyonda değilimki sadece dikkatimi artırıp ders çalışmaya uzun süre odaklanmak istiyorum. bu "prosac" isimli ilacı kullanmam ne kadar doğru ? yoksa başka bir doktora gidip ritalin istemelimiyim ?

eneskeser Tarafından Soruldu | 2015.12.07

Merhaba, Her dikkat ve hafızanın yetersizliği , DEHA (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)'ndan kaynaklanmaz. Üniversite sınavı hazırlık dönemi gibi dikkat ve yoğunluğun beklendiği durumlarda kişilerin dikkati konusundaki bireysel farklılıklar anlaşılmaya başlar. Öğrenciler de zorlandıkları noktada bu konuda yardımcı olacak ilaç arayışına girmektedirler. Yoksa Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olanlarda bu konudaki sıkıntılar , okul çağının ilk yılı içinde bile belirmeye başlar ve tedavi arayışı da erken yaşlarda aranır. Dikkat ve Konsantrasyona yardımcı bazı özgün ilaç ve destekleyiciler , konuyu bilen bir doktorun önerisi varsa kullanılmalıdır. Ritalin türevi ilaçların sadece dikkat ve konsantrasyonu arttırmak için gelişigüzel ve kontrolsüz kullanımı uygun değildir. Antidepresanlar (depresyon ilaçları) ancak kişinin depresyonu ve kaygı bozukluklarından kaynaklanan dikkat sorunlarına yardımcı olabilir. Tek başına dikkat problemleri için etkin değildir . Dikkati en doğal arttırıcı , iyi ve yeterli bir uyku ve sağlıklı beslenmedir.

Merhaba benim sıkıntım çok düşünmek son 2 yıldır çok düşünüyorum öyle belirli konu falan değil herhangi bir şeyi gereğinden fazla düşünüyorum işk olarak patronumun bana mühür basarken uyarmasıyla farkettim "mühürü basmak için ne düşünüyorsun " demişti ama bu git gide arttı herşeyi kafama takıyorum hiç birşeyi unutamıyorum sürekli yoğun bir şekilde düşünüyorum ve buna engel olamıyorum ve sonunda başım ağrıyor felaket derecede takıyorum bunun için ne yapmalıyım kitap filan okuyorum düşünmemek için ama her zaman yapabileceğimi sanmıyorum bana bu konuda yardımcı olabilir misiniz ?

Hacker Tarafından Soruldu | 2015.12.07

Merhaba, Bir kişinin geviş getirir tarzında düşüncelere dalması bir çok nedenden kaynaklanabilir. Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda düşünce yoğunluğu artabilir ve sürekli tekrarlayabilir. Psikiyatrik değerlendirme bu açıdan önemlidir. Psikiyatrist doktor bireyin şikayetlerini kendi ilave sorgulamaları ile değerlendirir ve gerekirse diğer branş hekimlerinden ve tetkiklerden de yardım alır. İnternet sitemde bulunan PAT (Psikiyatrik Akıllı Ön Teşhis), psikiyatrik değerlendirme yapan ve bireyin psikiyatrik sorunları ile ilgili bilgi de veren bir uzman bilgisayar programıdır. İnternet sitelerinde rastlanılan testlerden değildir. Kendi içinde olan bilgisayar aklı ile değerlendirme yapar.

merhaba sayın hocam...şimdiden teşekkürler... ben tıp fakültesi öğrencisiyim ve bazem ders çalışmakta çok zorlanıyorum. bunun için bi araştırma yaptım ve ritalin ilacında karar kıldım..acaba bu ilacı kullanırsan ileride psikolojik olarak herhangi bi rahatsızlık meydana gelirmi yada bununla ilgili bana küçük bir bilgi verebilirmisiniz...cesaret edip kullanamıyorumda veyahut sizin önerebileceğiniz herhangi bi ilaç var mı? çünkü konsantrasyonumu toplayıp dersin başına oturamıyorum yada oturduğum zaman en ufak bir dikkat bozucu unsurda tekrar dersin başına oturamıyorum...

nyz Tarafından Soruldu | 2015.12.08

Merhaba, Beyni etkileyen ilaçların doktor kontrolü olmadan kullanımı, bu ilaçların uyuşturucu gibi kullanımına yakın yanlış veya kötü kullanımı anlamını taşır. Uyuşturucu kullanıcısı ile doktor kontrolünde ilaç kullanan bireyler arasındaki en büyük fark , ilaç kullanıcılarının yan etkiler konusunda kaygılı olmaları , halbuki uyuşturucu kullanıcısının korkunç yan etkileri bile yok saymasıdır. Ritalin yan etkileri olan bir ilaçtır. Sık yan etkileri sayarsak; baş ağrısı, sinirlilik, kaygıda artış, depresyon, davranış bozukluğu, uykusuzluk, kalp çarpıntısı, kalp ritm bozuklukları, karın ağrısı, kusma, yüksek tansiyon, cilt döküntüleri, saç dökülmesi ve diğer sık olmayan yan etkileri vardır. Bir ilaç kullanımının doktor kontrolünde alınmasının anlamı da budur. Yani tıp fakültesi eğitimi olmayan birisinin bu yan etkileri, kişi için ilacın uygunluğunu ve ilaçlar arası etkileşimleri bilmesi mümkün değildir. Tıp doktorları bile kendi uzmanlık branşları dışındaki ilaç etki ve yan etkilerini tam olarak bilmeyebilirler. Ritalin türevi ilaçların sınav dönemi ve ders çalışmak için bir psikiyatrik rahatsızlık olmadan kullanımı , kişiye fayda değil zarar verir. Ders çalışma ve dikkat konusunda sıkıntı yaşayan bireylerin psikiyatrist doktor kontrolünde değerlendirilmesi sonucu önerilebilecek ilaçlar mevcuttur. Ritalin adlı ilacın içindeki etken madde olan metilfenidat grubu ilaçlara benzer yapıda olan geçmişte amfetaminler de öğrenciler tarafından geçmişte yanlış ve kötü kullanılmış ve sonucunda oluşan ruhsal ve fiziksel sorunlar nedeniyle yasaklanmıştır.

merhaba hocam ben normalde çabuk parlayan sinirli bir insanımdır ama kimseye zararım olmadı. Kavgacı bir insan da değilim ama ailemle karşı çok öfkeleniyrm çabuk parlıyorum bu durum beni üzüyor. Ayrıca ben de son 6 aydır ilk defa okudugum bir haber sonrasında bu korku oluştu aileme zarar verme korkusu oluyor bir ara çok sıkıntı çektiğim oldu sonra kendimi motive ikna edip böyle bir sey olmayacağına ikna ettm. tam düzeldim geçti diyorum ailesini yahut çocugunu öldüren insanların haberlerini okuyunca ben de bu korku artıyor ne yapmalıyım

aytennil Tarafından Soruldu | 2015.12.08

Merhaba, Öfke kontrol altına alınmadığı zaman yani yaşanan olayla orantısız tepki verip kişinin yaşamını bozacak düzeyde ise Öfke Kontrol Bozukluğu diye adlandırılır. Sinirlilik ise kişiden kişiye değişen düzeydedir. Kişi özellikle sinirlilik ve öfkesi sonucu karşısındakine fiziksel bir eylemde ve zararda bulunuyorsa o zaman tehlikelilik riski de ortaya çıkar. Kişinin sadece sinir ve öfkesini değil esas karşısındakine fiziksel zararı kontrol edememesi tehlikelidir. Bazı durumlarda da öfke bilinç altı zarar verme- vermeme takıntısına dönerek , hem öfkeyi kontrol eden hem de kişiyi rahatsız eden bir hale gelebilir.

Hocam merhaba, yaklasik 8 yildir yasadigim bir sikintim var daha once sosyal yasantima cok olumsuz etkisi olmadigi icin kendi icimde yasiyordum ama artik sosyal ve is yasantima oldukca olumsuz etkileri mevcut bu konuda tedavi olmam gerektigini dusunuyorum, konu su ki bazi kaygi bozukluklari yasiyorum, insanlarin yaninda rezil olmaktan korkuyorum, bir kac ağlak insan gorup ya bende boyle olursam diye bir dusunce giriyor aklima ve insanlar konusurken surekli gozlerim yasariyor aglamakli bi moda giriyorum insanlarla konusurken, cok sacma bi duruma giriyorum, onceki donemlerde ayni sikinti daha farkli sekilde sirayet etmisti suan bu durumdayim ve is yerindeki pozisyonum nedeniyle de buyuk sikinti yasiyorum, bunun bir adi ve tedavisi varmidir hocam yardimci olabilirseniz cok sevinirim

zekeriyayasar Tarafından Soruldu | 2015.12.09

Merhaba, Ruhsal şikayetlerle psikiyatrik rahatsızlıklar arasındaki çizgi , kişinin yaşamını ne derecede etkilediğidir. Birçok kişi yaşamında zaman zaman yada uzun süreli psikiyatrik şikayetler yaşayabilir ve kendi kendine de geçiştirebilir yada bunlarla yaşamayı seçebilir. Ancak şikayetler gittikçe artıp kümelenmeye ve kişiyi günlük yaşamını yaşayamaz hale getirmeye başlayınca artık bir psikiyatrik bozukluk yada rahatsızlık haline dönüşmüştür. Kaygı (anksiyete) ve Depresif (çökkünlük) şikayetler , bireylerin olaylara bağlı olarak yada zorlandıklarında geçici olarak sık yaşadıkları şikayetlerdir. Bundan dolayı da kişiler geçmişte geçiştirebildikleri bu durumlarla karşı karşıya kaldıklarında , kendi kendilerine bu durumu çözmeye çalışmaktadırlar. Genellemek gerekirse iki haftayı geçen , kendi kendine geçme veya azalma eğilimi göstermeyen hatta artan , kişinin günlük yaşamını bozan ve çevreden de yardım alması gerektiği uyarıları var ise artık iyi bir psikiyatrik değerlendirme aşamasına gelinmiştir. İyi psikiyatrik değerlendirme bir rahatsızlık varsa onun doğru adını da koyacaktır.

İyi çalışmalar hocam yaklaşık 2.5 yıl önce Ankara Gazi üniversitesi hastanesinde 1 hafta yattım paranoid şizofreni teşhisi kondu uzun zamandır çalışamıyorum şuanda kullandığım ilaç abilify demem şudurki nerede işe başladıysam hep sıkıntılarım artıyor beni duyuyorlar benim Hakkı'mda konuşuyorlar gibi uykum çok ağır ve ölü gibi yatıyorum bu hastalık ömür boyu sürermi sürerse ne gibi şeyler yapmam gerekir günlük yaşantımda saygılarımla iyi çalışmalar

Urfalı63 Tarafından Soruldu | 2015.12.09

Merhaba, Şizofreni artık tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Ancak sorun bu psikiyatrik hastalığa bağlı şikayetlerin ne seviyeye kadar azaltılabildiğidir. Özellikle rahatsızlığın erken dönemde fark edilmesinin çok önemli olduğunu ve bu dönemdeki tedavi ile hastalığın bir grupta ciddi ölçüde iyileştiğini görüyorum. Yani iyi bir tedavi ile bu hastalığın ortaya çıkarttığı şikayetler ne kadar azalırsa bireyin toplum ve çalışma hayatına adaptasyonu da o derecede fazla olmaktadır. Tedavi derken bu rahatsızlıkta ilacın temel taşı olduğu ancak bunun yanı sıra terapi, destek, danışmanlık ve aile yaklaşımının da önemli olduğu hem kendi kişisel tecrübemde hem de uluslararası çalışma sonuçlarında görülmektedir. Şizofrenide tedavi uzun sürelidir ve hastayı bilen iyi bir psikiyatrist eşliğinde kesinti olmadan sürdürülmelidir. Yan etkilerin azaltılması ve düzeltilmesi de tedavi kadar önemlidir. Çünkü hastalar, özellikle yan etkiler dolayısı ile tedavilerini kendi kendilerine azaltıp kesmekte ve bunun sonucu olarak da hastalık tekrarına neden olmaktadırlar. Her hastalık tekrarı istenen iyileşme şansını da azaltmaktadır.

İyi günler armağan hocam, yaklasık 2 senedir akineton 2mg sabah aksam 1 Risper 1mg Aksamları 1 quet 100mg aksam 1 Selectra sabah aksam yarım 1 kullanıyorum. Şuan gayet iyi durumdayım ara sıra sinirlenmelerim oluyor ama her insanın ki gibi... Vareniklin(Champix) kullanmak istiyorum acaba sorun olur mu ? her hangi bir zararı dokunur mu ?

Raskolnikov Tarafından Soruldu | 2015.12.14

Merhaba, Champix (Vareniklin) yaygın kullanılmaya başladıktan sonra depresyon, intihar düşüncelerinde artış, trafik kazalarına neden olma gibi yan etkileri bildirilmiştir. Hatta bundan dolayı yurtdışında ağır vasıta sürücüleri, pilotlar , yolcu otobüsü sürücüleri vs. gibi riskli işlerde çalışanlarda kullanımı yasaklanmıştır. Az da olsa şiddet ve psikoza neden olma ihtimalinden de bahsedilmiştir. Benim deneyimim psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle tedavi görenlerde, kaygı (anksiyete ) ve depresif şikayetlerde artışa neden olabildiğidir. Uyku bozukluğu da yapabilmektedir. Bundan dolayı özellikle ciddi ve tekrarlayıcı psikiyatrik rahatsızlığı olanların Champix dışındaki sigara bırakma yöntemlerine öncelik vermeleridir. Psikiyatrist kontrolünde bireyin değerlendirilmesi sonucu kullanılabilir. Ancak yakın takip gerekmektedir.

Merhaba hocam. Erkek arkadasim 25 yasinda. çocukluk çağında cinsel istismara uğramış. Bu durum onun hayatini hala etkilemekte. Kafasinda sürekli bir şeyler kuruyor. Bu sebepten bir ara ot denilen maddeye başvurmuş. Suan çok kullanmıyor ama sürekli kafasinda bir şey döndüğünde ona başvurmak istiyor. Cinsellikle erken yasta tanistigindan uygun içerikli olmayan sitelere girmiş sürekli porno denilen şeyler izlemiş. Oda yetmemiş travesti izlemiş şuan bana izlemedigini söylüyor. Bu durumun sıkıntılı bir şey olduğunu dile getirdim. Ben hemşireyim ama bu konuda profesyonel yaklasamiyorum. Psikoloğa gitmeyi önerdim. Anlatamayacagini henüz haziran hissetmediğini söyledi . bu konuda nazil bir yol izleyebilirim. Lütfen yardimci olun.

Zera Tarafından Soruldu | 2015.12.14

Merhaba, Maalesef çocukluk çağı cinsel istismarının çoğu etraf tarafından bilinmeden yaşanıyor. Cinsel istismara uğrayan çocuklarda bu travmayı içlerinde yıllarca saklayabiliyorlar. Ancak cinsel istismara uğrayanlara bu saklı tutmanın faturası; davranım problemleri, psikiyatrik rahatsızlıklar, uyuşturucu ve alkol kullanımı , cinsel problemler , intihar teşebbüsleri, kişilik problemleri oluyor. Cinsel istismara uğrayan kişi bunu bir profesyonelle paylaşmaya hazır değil ise , ona öncelikle kendi iç dünyası ile kendi kendine yüzleşmesi süreci önerilebilir. Güvendiği bir insanla paylaşması bile bu kendi kendine yüzleşmenin bir adımıdır. Cinsel istismarın onun hayatının merkezi değil sadece başına gelen bir olay olduğu ve cinsel istismara uğradığında güçsüzken artık çaresiz ve güçsüz olmadığı merkezinde bir destek sistemi başlatılmalıdır. Bir profesyonele gitmeye karar verdiğinde , o terapistin sadece konuyu iyi bilen değil aynı zamanda iyi bir kişi olması daha da önemlidir.

hocam meraba ben anksiyete bozukluğu ve depresyon hastasıyım kendimi büyük bir cukurun içine düşmüş gibi hissediyorum çok ders calışmaktan dolayı bu hale geldim sık ve ara vermeden ders calışıyordum artık ders calışamıyorum defter kalem silgi gördüğümde ağlıyorum okulla ilgili hiç birşey duymak istemiyorum ders calıştığım odama giremiyorum çok kötü bir duruma geldim okulla ilgili bir şey gördüğümde dayanamayıp ağlıyorum odama girdiğimde delircekmişim gibime geliyor ve odamda kalamamıyorum geceleri düşünmekten yatamıyorum

tenda Tarafından Soruldu | 2015.12.15

Merhaba, Eğilimli bireylerde stres ve yüklenme ile psikiyatrik rahatsızlıklar oluşunca , stresi oluşturan nedene karşıda bir şartlanma oluşabilir. Yani o nedeni görünce yada karşı karşıya kalınca daha kötü olurlar ve korkarlar. Kaygı arttıkça da bu durumdan kaçınma başlar ve bundan dolayı tıkanmaya başlayınca da depresif şikayetler ortaya çıkar. Böyle durumlarda destek psikiyatrik ilaçların yanı sıra "davranış terapisi" tedavi açısından önemlidir. Kişinin psikiyatrik/psikoterapötik açıdan değerlendirilmesi sonucu psikodinamik terapi yaklaşımı da davranış terapisine entegre edilebilir.

merhaba hocam, benim bir yakınım kendisini devletin istihbaratında iş birliği yaptığını söylüyor milyarlardan bahsediyor ve hayali yaşıyor 50 yaşına gelmiş hiçbir icraatta bulunmamış cebinde bir kuruşu yok ve hala böyle düşünmekte. Bu kişinin bir rahatsızlığı varmıdır sizce ve ne isim verilir. Şimdiden teşekkür ederim...

brc123 Tarafından Soruldu | 2015.12.18

Merhaba, Bir düşünce bozukluğunu değerlendirmek için mantıksızlığı önce incelenir. Ancak her insan zaman zaman mantıksız düşünce ve davranımda bulunabilir . Burada önemli olan mantık dışılığın derecesidir. Herkes tarafından mantık dışı bulunan ve akıl yürütülen ikna çabalarına rağmen değişmeyen düşüncelere hezeyan(delüzyon) denir. Hezeyanlar akıl hastalığının (psikoz) bir parçası da olabilir veya psikiyatrik bir rahatsızlık sırasında geçici olarak da oluşabilir. Ancak kişi bu yanlış düşüncesi yönünde gerçekmiş gibi hareket eder ve buna bağlı kendi ve çevresine sıkıntılar yaşatır. Yalan ise gerçek düşüncenin istenen yöne bükülmüş halidir. Yalanın fantastik dereceye gelmesi ise, abartı ile olabilirliğin karıştığı bir ara alandır. Kişi bu abartılı düşüncelerle uzun süre yaşar , bunu çıkar için değil iç dünyasındaki nedenlerle yapar ve çok sıkıştırılırsa gerçek olmadığını kendisi de kabul edebilir. Bu durumun teşhis adı ise " Fantastik Psödoloji" dir.

merhaba, ben 2 yasımda babamı kaybettım ona dair hiç bişi hatırlamam ve bilmem.Annem ben 7 yasındayken baska biriyle evlendi ve baba dedim ona babalık kavramını bilmediğimden o zamanlar gösterdiği ilgiyi o sandım sonra annem 9 ay once ayrılmıstı uvey babadan suan tekrar bırlestıler.Ben yatılı olarak baska bi yerde okuyorum uvey babanın oldugu yere yerleştiler ankaradan tanısıp ben 4 senedır ananamle yasıyordum zaten. Annem oraya tasınınca uvey babanın oldugu yere ben ıstemedım kımse benı dınlemedı ve 18 senedır aramadıgım oz babamın boşlugunu yoklugunu cok arıyorum hayatımda hıc ıstemedıgım kadar yasamasını ıstıyorum.Sorunlarımın oldugunu dusunuyorum durduk yere cok guzel gecen gunun ardından aksam olunca aglama ıstegı gelıyor ıcım sıkılıyor sabahları da aynı uyumamısım gıbı yorgun mutsuz uyanıyorum.Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum

mavişş Tarafından Soruldu | 2015.12.20

Merhaba, Anne ve baba ile huzurlu bir ortamda beraberce büyüme bir çocuk için en büyük hak edilmiş mirastır. Bir insan her zaman hayatındaki iyi bir ebeveyn eksikliği boşluğunu hisseder ve maddi olmayan boşlukların doldurulması maddi olanlara göre çok daha zordur. Çok iyi bir üvey ebeveyn, özellikle küçük yaşlarda çocuğun bu boşluğunu doldursa bile , bireylerin kendi öz anne yada babalarını arama duygusunu ortadan kaldırmaz. Ancak yaşam bireylere iyi ilişkilerle anne baba olma şansı verince kendi ebeveyn eksikliklerini kendi evlilik ve çocuklarında yaşayarak önemli ölçüde doldurmaktadırlar. Burada önemli olan iyi bir aile oluşturacak sorumluluk ve duyguya sahip ve iyi ailesi olan bir bireyle oluşturulacak bir yaşamdır. Aksi , bireyde var olan ebeveyn boşluklarının ve ihtiyacının daha da artmasına neden olmaktadır.

Hocam merhaba. Ben sözleşmeli ere başvurdum ve beni bir askeri hastaneye sevk ettiler. Orada girdiğim psikolog bana adım, soyadım, okuduğum okul, çalıştığım iş (öğrenciyim), Herhangi bir sabıkam olup olmadığı ( hayır yok ), şimdiye kadar kavga edip etmediğim ( hayır şimdiye kadar büyük bir kavgam olmadı, olanlar da sözle atışma şeklindedir. ) şeklinde bazı sorular yöneltti, ben de bu şekilde cevap verdim. ve kolumdaki dövmeleri gördü. ( sol kolumun bilek kısmında romen rakamlarıyla doğum tarihim. Sağ kolumun iç tarafında bilek kısmından yukarı doğru bi 20 cm boyunda ismim yazılı ve deniz anası simgesi var. Ve ensemde iki kanat arasında kutup yıldızı şekli var o da 15 cm flan boyunda ve eninde) bunlara bakarak bana F60.2 Disosyal kişilik bozukluğu ( antisosyal kişilik örüntüsü ) tanısı koydu. Bu tanıyı beni herhangi bir teste sokmadan verme şansı var mı acaba bunu merak ediyorum. ? Cevabınız için şimdiden çok teşekkür ederim. Benim için çok önemli bir durum. en kısa sürede cevap verebilirseniz çok sevinirim.

atakancora Tarafından Soruldu | 2015.12.23

Merhaba, Psikiyatrik tanı klinik değerlendirme ile konulabilir. Psikiyatride kullanılan özel alana yönelik testler de klinik tanıdan emin olunmadığı yada onu desteklemek için genelde kullanılmaktadır. Klinik tanının da sağlıklı konulması için bireyin detaylı değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak tanı kriterleri bazı rahatsızlıklar için daha sade bazılarında ise daha karmaşıktır.

18 yaşından küçük yaşta iken transeksüel ameliyatı gerçekleşebiliyor mu?

dodorido Tarafından Soruldu | 2015.12.24

Transseksüellik vücut olarak doğumsal cinsiyetin zıddını hissetmektir. Yani cinsel organları kadın olan erkek yada erkek olan kadın olarak hisseder. Bundan dolayı da kadın olan birisinin erkek elbisesi giymesinden duyduğu rahatsızlık ve elbiseyi bir an önce üstünden çıkarma arzusu gibi vücut ve cinsel organlarını hissettikleri cinsiyete estetik ameliyatla değiştirmek isterler. Yeni sınıflamalarda cinsel kimlik disforisi grubu içinde tanımlanmaktadır. Cinsel kimlikle ilgili sıkıntılar değişik yaşlarda ve çok değişik derecelerde olabilir. Bundan dolayı kişinin cinsel kimliğinin belirlenmesi ve netleştirilmesi gerekir. Bu seçimi yapacak olan sonuçta bireyin kendisidir. Hafif cinsel kimlik belirsizlikleri bir terapi süreci ile giderilebilir. Ancak bireyin cinsel kimliğinin vücudunun tersi olduğu doktorlar tarafından çok net görülüyor ise , o zaman da bir yıldan uzun sürmesi gereken tedavi ve terapi süreci sonrasında ancak estetik bir ameliyata karar verilebilir. Çünkü bireyin kendini yeni cinsel kimliği ve toplumunda o bireyi yeni cinselliği ile kabullenmesi oldukça zor ve zahmetli bir süreçtir. Ayrıca yapılacak olan hormon tedavileri ve bunların yan etkileri de önemli sorunlar yaratmaktadır. Sonuçta birey vücutsal kimliğini kabullenemediği kadar vücut da kendi biyolojik yapısına aykırı hormonları kabul etmekte zorlanmaktadır. Tüm bu zahmetli ve zor süreçler birey tarafından tamamlanırsa , Medeni Kanunun 40.maddesine istinaden 18 yaş da başlayan hormon tedavileri ve terapiler sonucu Sağlık Kurulu Raporu ile cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirilebilir. Kişinin kendini ve kendi kararını net verecek bir yaş ve olgunluğa gelmeden bu sürecin tamamlanması sorunlar yaratır. Çünkü bazı bireyler , cinsel kimliğini değiştirdikleri zaman kendi değer yargıları, toplum ve çevreden alacakları tepkileri , yaşamsal kayıpları da göz önüne alarak , bu farklı kimlikleri ile yaşam boyu gizli olarak yaşama tercihini de yapma hakkına sahiptirler.

HOCAM MERHABA, SORUMU HİÇ UZATMADAN KISA Bİ ŞEKİLDE SORCAM, ERKEK ARKADAŞIM SİNİRLİ BİR İNSAN, BİRŞEYE KARAR VERİP VAZGEÇİYORUM SİNİRLENİYOR, KISKANÇLIK YAPIYOR SİNİRLENİYOR VE BAĞIRIP ÇAĞIRIYOR, ONUN BÖYLE DAVRANMASI BENİ SİNİRLENDİRİYOR ÜZÜYOR SOĞUTUYOR AMA BEN O ANDA GÜLÜYORUM, AĞLAYACAK KADARDA ÜZÜLSEM ONA BAKTIĞIMDA GÜLESİM GELİYOR, NEDEN BÖYLE OLUYOR, KENDİME ENGEL OLAMIYORUM, CEVAP VERİRSENİZ ÇOK MUTLU OLURUM.

elifff Tarafından Soruldu | 2015.12.25

Merhaba, Kişilerin duygusal tepkileri farklıdır. Ayrıca bireyler iki farklı duyguyu iç içe de yaşayıp ona göre de davranışsal tepkiler verebilirler. Özellikle yaşlı bireylerde uyumsuz gülme nöbetleri yada gülmeyi kontrol edememe ise beyni etkileyen bazı hastalıkların sonucu olabilir.

size daha once de yazmistim face uzerinden. eski sevggilimi unutamiyorum. yeniden onunla olmak icin herseyi yapabilirim. ama ne yapacagimi bilmiyorum . uzuntuden kendimi yiyip bitiriyorum ve hicbisey yapmadan boyle beklemeli miyim yoksa onu tekrar kazanmak icin biseyler mi yapmaliyim ama ne yapacagimi da bilmiyorum o beni zmninda cok sevmisti coook simdi ise ben onu cok seeviyorum ama o simdi baskasiyla ona msj attim ozledim diye sen cok hata yaptin dedi

begumdemir Tarafından Soruldu | 2015.12.29

Merhaba, İlişkiler iki tarafında bağlılığı ile ilerler. Tek bireyin sevgisi ve tutkusu bir ilişkiyi sürdürmeye yeterli olmaz. Duygular da düşünceler gibi karşılıklı olarak geliştirilirse hedefine ulaşabilir. Birinin bitmiş duygularını canlandırmak , fiziksel olarak bir ölüyü canlandırmak kadar zor olabilir. Yada güçlü bir duyguyu yok etmek aynı derecede zordur. Tutku iç dünyada sadece bir birey tarafından yaşanırsa takıntıya dönüşebilir ve kişiye de karşısındakine de zarar verebilir. Elbette bağlanılan bir ilişkiyi kaybetmemek için çaba verilir ancak uyuşturucu madde bağımlılığı gibi tüm yaşam onu elde etmek adına yaşanırsa sadece bireyi tüketir. Sevgi sadece sevdiği kişide değil sevebileceği kişilerde de bulunabilir.

Merhaba, Benim bir süredir kendimde farkettiğim bir durum var. İzlediğim, okuduğum veya tanıdığım insanların karekterine bürünüyorum. Onun gibi gülüyor, onun gibi tepkiler veriyorum. Ses tonum, konuşma şeklim bile değişiyor. Cinsiyetinin, yaşam şeklinin veya sevip sevmememin bir ehemmiyeti olmuyor. Farkettiğimden beri gözlemliyorum kendimi fakat ortak bir nokta bulamıyorum. Bu sadece davranışlarla sınırlı değil, örneğin bir hastalık veya sıkıntı ile ilgili bir şey okuduğumda/duyduğumda o hastalığı yaşamaya, sıkıntıyı hissetmeye başlıyorum. Mesela okuduğum bir kitabın ana karakteri, hikaye gereği canlı canlı gömülüyordu ve okurken boğulmaya, öksürmeye başladım. Beraberinde panik ve korkuya sebep oldu. Siz de takdir edersiniz ki bu durum çoğu zaman sıkıntı yaratıyor, günlük hayatımı etkilediği çok zamanlar oluyor. Acaba bu durumun sebebi ne olabilir? Şimdiden teşkkürler, İyi çalışmalar

azadi Tarafından Soruldu | 2016.01.03

Merhaba, Özellikle ergenlik çağında (ergenlik çağı bazı bireylerde 20li yaşlara bazılarında da daha geç yaşlara kadar uzayabilir) bireyler, kendilerini bulma çabası içinde başkalarına da özenerek ve onları taklit ederek bunu gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu bir öğrenme süreci gibidir, sizden daha iyi konuyu bilen birisinin yaptıklarına benzer şeyler yaparak öğreniriz. Özellikle ergenler sevdikleri ve idolleştirdikleri bireyler gibi giyinir ve yaşam tarzı oluşturarak kendilerine bir kişilik yaratmaya çalışırlar. Bu zamanla onların kendini bulması süreci içinde değişir ve kendilerine özgün beni yaratırlar. Geçmişte ve halen aile genç bireyleri için rol modeli olurken şimdi televizyon ve sosyal medya karakterleri de etkin olabilmektedir. Geçici olup kendi benini yaratmaya yardımcı ise doğal , eğer kalıcı olup hep kendine özgün değil de başkasının taklidi olarak yaşanırsa problem olmaktadır.

Merhaba hocam ben obsesif bozukluk tedavisi görüyorum cimbalta ve ignis kullanıyorum ama cok kilo aldim ilaçlara ek olarak edronax kullansam sorun olurmu

pefabeaz1 Tarafından Soruldu | 2016.01.03

Merhaba, Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisi zahmetli ve uzmanlık gerektiren bir alandır. Hem ilaç hem de terapinin beraberce kullanılmasını gerektirir. Orta ve ileri düzeyde olanlarda ilaç kombinasyonları kullanılarak tedavi edici etki güçlendirilmeye çalışılır. Bu güçlendirme tedavilerinde de çok geniş çaplı araştırmalar olmadığından , psikiyatrist doktorun tecrübe ve konuya olan bilgisi dahilinde sistematik olarak düzenlenmelidir. Yoksa faydasızlığın yanı sıra , hastaya da yan etkilerden kaynaklanan sorunlar yaratabilir. Zaten tedavisi psikiyatri uzmanları arasında da uzmanlık gerektiren bu rahatsızlıkta, hastanın kendi başına tedavi düzenlemesi resim bilgisi olmayan birisinin boya renklerini karıştırarak özel bir renk bulma çabasına benzer. Tedavisini daha da karmaşık hale getirir. Reboksetin obsesif kompulsif bozukluğa birinci derecede özgün etkisi olan bir ilaç değildir.

merhabalar ben bugün sitenize üye oldum bnm de bi sorum var sze cocugum cok agrasif ne yapsamda sakinlesmiyo yani cok zor sakinlesiyo bu arad 2 bucuk yasında oglum bu da otomatik bizede yansıyo inatlasıyo sürekli pc de oynamak istiyo daha cok kçük bıkmak blmiyo bnde bi süre izn veriyorum snra elnden alnca aglıyo susurmak için ugrasyrum knşyorum ama cok inatcı baze asırı tepkılre vereblyorum esim de fazla yardımcı omuyo saolsun tamm cok yaramz bn bunalıyorum durdramyruz üstüne üstelik esimde bak bendedede durmuyo gbi tepkler vernce bn dahada snrlnyorum yani bn ne yapmalıyım hocam biemedim cocugumuzu düzeltmemz gerkiyo karar aldık beraber ama ne yapmalıyız

suheda Tarafından Soruldu | 2016.01.04

Merhaba, Çocukların akıllı telefon , bilgisayar ve tableti kullanması onlar için faydalı olduğu sürece ve derecede yararlı olabilir. Ancak , özellikle beynin frontal (ön ) bölgesinin yaşa bağlı olarak daha gelişmediği çocukluk dönemlerinde , mantık ve değerlendirme yetileri zayıf olacağı için onu mantıkla ikna etmek çok kolay olmayabilir. Bunun için bilgisayarı eğitici oyun ve aktivitelere ayarlamak gereklidir. Ayrıca bilgisayardan uzaklaşmasını sağlamak için , çocukla sabırla birebir duygusal zaman harcamak ve ilgisini çekecek elektronik olmayan oyuncaklarla onla beraber de oynamak gerekir. Ebeveynler çocuk oyunları konusunda ne kadar yaratıcı ise, çocuk da o yaratıcılığa o kadar yönelecektir. Çocukta davranışı değiştirmek, olumsuz davranışı yok etmeye yönelmekden çok olumlu davranışı ödüllendirme ile sağlanabilir. Çocuğun diğer çocuklarla beraber oynayarak sosyalleşmesini sağlamak da önemlidir.

Merhaba, ben 17 yasında bir lise ogrencisiyim. Okulumda hic yakisikli olmayan, bir ogretmenimden hoslaniyorum. Yani ona olan ilgimin sebebini anlayamiyorum. Bu cok degisik bir duygu. Onun hakkin da biri birsey soylese iyi veya kotu hemen o kisi ile kavga ediyorum. Ona olan sevgim cok fazla ve kendimi kontrol edemiyorum. Okulumdan baska bir okula tayini cikti ve gitti o kadar cok aglayip, uzuldum ki anlatamam. Cok zor durumdayim bana yardim efet misiniz

Tuba Nur Tarafından Soruldu | 2016.01.04

Merhaba, Genç yaşta duygular daha yoğun yaşanmaktadır. Duyguların bir bireye yoğunlaşması için o bireyin ille de popüler kriterlere uymasını gerektirmez. Yani ilişkilerde kişinin duygusal çekiciliği fiziksel çekiciliğinden daha önemlidir. Zaten sevdiğimiz şeyler bize güzel ama başkalarına çirkin görünebilir. Onun için kişilerin renk seçimleri bile farklı farklı olmaktadır. Büyük yaş farkı olan ilişkilerde , ergen bireyin tam olgunlaşmamış duyguları ve deneyimleri onları ileride istemeyecekleri ilişkilere bile götürebilecektir. Platonik olarak yaşanan duygular , kişinin fiziksel olarak uzaklaşması ile zamanla kendi kendine azalır ve sönmektedir. Bunu sağlamak için , kişi fiziksel olarak uzaklaştığında onu sosyal medya aracılığı ile takip etmemek de gerekir.

Hocam merhaba ben 21 yasında bir delikanliyim, ama bir boşluk içindeyim, yavaş yavaş bunalıma doğru gidiyor sanırım. Hayattan hicbir kaygim yok durumumda okadar da iyi degil, üstüme başıma hiç bakmıyorum dünya yansa umrumda değil oyle bir durumdayım nasıl çıkarım bunun ocinden.

omert Tarafından Soruldu | 2016.01.09

Merhaba, Bunalım eşittir psikiyatrik rahatsızlık anlamına gelmez. Özellikle gençlik dönemindeki tıkanmalar bireylerde ruhsal sıkıntılara neden olmaktadır. Bu ruhsal sıkıntılar derinleşir ise ve genç bireyin sıkıntıdan çıkmasına yardımcı olan çevre desteği yoksa , bir psikiyatrik rahatsızlığa doğru ilerleyebilir. Yaşama anlam katacak bir şeyler yapma ve bir yere bağlı olma duygusu kişileri her zaman anlamsızlıktan korur. Gittikçe azalan geleneksel kahvehaneler bile kişilerin sosyal olarak kendilerini anlamlaştırdıkları ortamlardır. Bir futbol takımına bağlılık bile kişi yaşamına anlam yükler. Kişileri geliştirecek ortam ve konulara bağlılıklar , kişinin çevresinden kopup boşluğa düşmesini engeller . Burada önemli olan boşluk duygusu içinde kendine ve topluma zarar verecek ortam ve eylemler içine girmemektir. Bir şey yaparak bunalımdan çıkmak , düşünerek bunalımdan çıkmaktan daha kolaydır.

Merhabalar benim 10 yaşında bir erkek çocugum var bu yaşına kadar konuşkan birisi olmamıştır ve çok içe kapanık birisi hatta konuşurkene dahi sesi çok kısıktır bazen duyamayız lafı azında geveler durur.Oğlum çok aglar örnegin bugn abisi ders çalıştırıyordu bende evdeki kameradan izledim büyük oglum 16 yaşında biraz sinirlidir küçük oglumun yarın sınavı vardı abiside ona yardımcı oluyordu matematik işlemlerini yannış yapmış orada (.... yaptıgın işlemler yannış olmuş hocamı yannıs öretti nedden böyle yaptın ,bunları sil doru düzgün yap )diye konuştu ve o hemen gözleri doldu aglameya başladı içten ama öyle sesli degil.sonra 5-10 soru yazmış abisi çözsün diye abisi bilgisayar başındaydı oda bazen getirip bu dorumu-bunla şunumu yapcam gibisinden sorular sordu masa başında çocuk ezilip büzülüyor kendi kendine abisinin haberi bile yok eşim kapıdan içeri girer girmez nogoldu oğlum aglama dedi abisi dönüp baktı abisi bakınca dahada çok agladı ondan sonra eşim büyük ogluma hesap sordu bişeymi yaptın diye oda yapmamıştı öyle tetikliyecek bişey ... neden aglıyosun diye sorunca cevap vermiyo sanki içinde parazit var dilini kemiriyor agzını açmıyo cevap vermedi sonra diger oglum sinirlenip masaya vurdu söylesenen lan neden aglıyorsun bibisinden tavırlar yaptı cocuk konuşmuyor eşimde git hadi öbür eve deyip cıkardı............... benim sorum bu cocuk neden böyle herşeye aglıyor neden karşılık verip konuşmuyo hepmi oısırık kalacak iş geregiyle doktora götüremedim saten bulundugumuz yerdede doktor yok ne yapmam lazım birindenmi korkuyor acaba ?

zagar Tarafından Soruldu | 2016.01.12

Merhaba , Çocuklar yaşadıkları sıkıntıları daha çok davranış problemi olarak ifade edebilirler. Çocuklarda da erişkinler gibi psikiyatrik rahatsızlıklar oluşabilir ve çoğunlukla da bir sorun olmadıkça gözden kaçabilmektedir. Çocuklarda özellikle yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle özgüven sıkıntıları olabilmektedir. Özellikle evdeki büyük bir bireyin sürekli eleştirisel ve tepkisel yaklaşımı da küçük bireyin özgüvenini parçalayabilir. Bu kendindeki sıkıntılardan kaynaklandığı gibi aynı zamanda çevresindeki sorunlardan da kaynaklanabilir. Bu sorunların anlaşılabilmesi okul-aile-doktor işbirliği ile olur. Çocukların kendilerini iyi ifade edebilecekleri ev-okul dışı bir takım aktivitelere katılmaları da kendilerini bulma , ifade etme ve özgüvenlerini tamir açısından yardımcı olabilmektedir.

Ben cok sinirleniyorum bi anda ve kendimi kaybediyorum, cok hayal kuruyorum üstelik sürekli uyuyasim geliyo bazende aşırı derecede enerjik oluyorum hic uyuyasim gelmiyor. Sonra en duygusal anlanlarda bile gülüyorum bazende kimseyi çevremde istemiyorum sürekli somurtuyorum hic gulmuyorum neden boyle?

Hey ti Tarafından Soruldu | 2016.01.13

Merhaba, Mizaç dalgalanmaları belli düzeyde her insanda görülebilir. Güne, mevsime hatta lodosa göre bile insanların ruh hali dalgalanabilir. Ancak niteliksel dalgalanmalar belli düzeyin ötesine geçince ( yani kişi yaşamını etkilemeye ve bozmaya başlayınca ) değerlendirilmesi gerekir. Ruhsal dalgalanmalar psikiyatrik rahatsızlıklardan dolayı olabildiği gibi bazı kişilik özelliklerinden yada bedensel rahatsızlıkların sonucu olarak da ortaya çıkabilmektedir.

merhabalar hocam 5 ay önce 2022 maaşımı iptal edip vakıflar genel müdürlüğünün muhtaç engelli maaşına başvuru yaptım.Tüm şartlarımın uygun olmasına rağmen sağlık kurulu raporumdaki ''çalışabilir'' ibaresi nedeniyle başvurum rededildi.Raporumdaki ''çalışabilir'' ibaresini ''çalışamaz'' ibaresi olarak değiştirmek istiyorum.Ne yapmam gerekiyor.Şuanda 2022 maaşım da yok.Çok zor duruma girdim.Bu haksızlık değil mi? rapor oranım %67 sadece ''tehlikeli işlerde çalışamaz'' ibaresinden dolayı vakıf maaşı almaya hak kazanamadım.Ne yapmalıyım.Bu ibareyi bir an önce ''çalışabilir''yönünde değiştirmem gerek.

arabi Tarafından Soruldu | 2016.01.14

Kamu kurumları sağlık kurulu raporlarını göz önüne alarak sağlıkla ilgili konularda karar vermektedirler. Bir hastane sağlık kurulunun verdiği rapor sonucu mutlak ve değiştirilemez anlamına gelmez.Bir dilekçe ile rapor sonucuna itirazda bulunulup başka bir hakem hastane tarafından değerlendirilme talep edilebilir. İkinci hastanenin karar sonucu birinci hastaneninkinden farklı çıkarsa ilgili kamu kuruluşu 3. bir hakem hastanenin sonucunu isteyip ona göre karar verebilir.3. hastanenin sonucuna itiraz ise ancak hukuksal yollarla yapılabilir.

Merhabalar hocam. Benim sorum kendim için değil babam için. Sorun şu babam çok takıntılı bir insan . Bir iş (bu en ufak bir iş dahi olsun ) yaparken o işi çok düşünür günlerce önceden, uyku uyuyamaz. Bu işlerin hiç bir zaman iyi yönünü düşünmez işin hep kötü tarafını düşünür. Bana göre asıl sebep bu .Bu onun çok strese girmesine sebep oluyor. Çağımızda bir çok hastalığın altında stres etkeni yattığı için beni de tedirgin ediyor bu durum. Sizin fikirlerinizi alarak ilerisi için en uygun yolun hangisi olduğunu öğrenmek istiyorum. Şimdiden cevabınız için çok teşekkür ederim.

Teknolog Tarafından Soruldu | 2016.01.16

Merhaba, Her insanın kaygı (anksiyete) seviyesi farklıdır. Bu durum kalıtsal yapıdan ve yetişme tarzından etkilenmektedir. Ancak bazı bireylerin kaygı düzeyleri ortalamanın çok üstündedir. Örneğin, eskiden sadece evhamlı dediğimiz ve eve çocuğu makul bir süre gecikse bile hemen en kötüyü düşünen ve yollara düşen annelerin kaygı düzeyi normalin üstündedir ve bugün bu tarz bireylerin önemli bir bölümü Yaygın ( Genelleşmiş) Anksiyete Bozukluğu diye teşhis edilmektedirler. Kaygı Bozuklukları psikiyatride tedavisi olan rahatsızlıklardır. Konuyu bilen iyi bir psikiyatrist ve psikoterapist kaygıyı kabul edilebilir düzeye çekip kişinin sıkıntılardan dolayı bozulan yaşam kalitesini önemli ölçüde düzeltebilmektedir.

sorularım var yardımcı olur musunuz?

goncamurat Tarafından Soruldu | 2016.01.17

Merhaba, Bu soru - cevap alanına yazılan ilgili ve uygun tüm sorular yanıtlanmaktadır. Soruların yanıtlanması için elden geldiğince detaylı ve süreci de anlatan şekilde yazılması önemlidir. Soruları yazarken kişisel tanınmaya neden olabilecek bilgi ve isimlerin yazılmaması gerekir. Bu soruyu yazanın gizlilik ve mahremiyet hakları açısından önemlidir.

hocam merhabalar.Yaşım 20.yaklaşık bir yıldır vücudumda sürekli bir panik hali var .En küçük bir şeyde panik oluyorum.bu panik sırasında nefes alamıyorum bayılma hissi geliyor ve son birkaç gündür de ayaklarımda titreme oluyor .eskiden evde tek kalamıyordum bir yere gidemiyordum sürekli evde kalmak istiyordum.şuan bu iki sorunu aştım fakat panik bir türlü geçmiyor . psikiyatriye gitmeyi düşünüyorum fakat bu yaşta ilaç kullanmakta istemiyorum.bu panikten ilaç dışında kurtulmam mümkün mü ?? Şimdiden cevabınız için teşekkür ederim ..

ezgiezgi Tarafından Soruldu | 2016.01.18

Merhaba, Panik Bozukluk yaşananın aksine tedavisi zor olmayan psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Panik Bozukluk , yaşayanların psikiyatriye ve diğer branş doktorlarına sık başvurduğu ve korku ve çaresizlikle tedavi aradıkları ancak tedavisi birçok psikiyatrik rahatsızlıktan çok daha kolay bir durumdur. Panik Bozukluk ilaç kullanmadan da uygun terapi ile tedavi edilebilir. Ancak bir psikiyatrik değerlendirmenin yapılması bu durumla ilgili bilgi verecektir. Çünkü toplumda panik diye nitelendirilen durumların diğer kaygı (anksiyete ) yada psikiyatrik rahatsızlıklarla karıştırılma yada beraber görülme olasılığı da bulunmaktadır. Terapi kişiye ve rahatsızlığa özel iyi bir terapistin gözetiminde başarılı olabilir.

Merhabalar Hocam; 27 yaşımdayım ve 6 yıllık çalışma hayatım mevcut.Şu an çalıştığım yerde 2 yıldır çalışmaktayım.Herşey çok güzel giderken, 1 ay önce yöneticimin tepkisi ile karşılaştım.Kendisi ile sebebini görüşmeye gittiğimde bana farklı kişilerden kendisinin yöneticiliğini beğenmediğime dair duyumlar aldığını iletti ve benimle muhabbetini kesti.Çok hararetli bir tartışma yaşayarak birbirimiz ile çalışamayacağımız kararına vardık .Fakat ben genel müdürü yardımcısı ile görüştüğümde , biraz zamana bırakmamız gerektiğini herşein zamanla düzeleceğini ileterek beni ve yöneticimi geri gönderdi.Fakat sonrasında yöneticim ,sıkıntı yaşadığım çalışma arkadaşıma benim kendisi hakkında söylediklerimi iletmiş.Sonrası zaten çorap söküğü gibi çığ gibi üyüyerek yuttu beni. O çalışma arkadaşım diğer çalışa arkadaşlarım hakkındaki konuşmalarımı insanlara anlatmış ve şu anda şirkette kendi departmanımda tek başıma kalmış durumdayım.Bu beni ve psikolojimi çok ama çok etkiledi.Evet suçum var ama hiçbir zaman ben de benimle konuşlmadan konu açılmadan herhangi bir yorumda bulunmadım.şu anda herşeyi düzeltmek için ne yapabilirim? insanlar arasında tekrar güven kazanabilmem için ne yapmam gerekiyor? Desteğinizi rica ederim.

merceay Tarafından Soruldu | 2016.01.18

Merhaba, İş ortamlarında yaşanan bir çok sorun iş sorunundan çok kişisel çatışmalarla ilgili olabilmektedir. Stresli ve zor çalışma ortamlarında kişilik ve ego çatışmaları , işin sağlıklı yapılmasını bile önlemektedir. Bozulan ilişkileri düzeltmekte çok zor olmaktadır. Çünkü kişiler bu durumu profesyonel iş hayatının bir parçası olarak almayıp sadece güçten tarafa hareket edip kişileri dışlayabilmektedirler. Bu durumlarda eğer tüm çabaya rağmen bir düzelme olmuyor hatta bozulma oluyorsa aynı şirket içinde farklı bir departmanda yada yeni bir şirkette kariyer planlaması önemli olabilir.

Merhaba, ben 21 yaşında üniversite öğrencisiyim.Yaklaşık 1 yıldır kafamı kurcalayan bir konu var.Evli bir erkekle tanışmıştım bir yıl önce.Sadece sosyal medya aracılığıyla konuşuyorduk ve öyle de devam etti.Lakin ben sosyal medyadan konuştuğu tek kadın olmadığını anladım ve sahte hesapla kişiliğini öğrendim.Tahmin ettiğim gibi tek amacı cinsellik olduğu ve hoşuna giden her kadına yazdığını anladım.Yalnız bu araştırmalarım süresince o kadar çok takıldım ki onunla iletişimimi koparmama rağmen hala araştırmalarımı sürdürüyorum.Hangi kadınlarla birlikte olduğunu bildiğim için onlara bakıp araştırmaya devam ediyorum ve bu beni çok olumsuz etkiliyor.Saatlerce bakıyorum araştırıyorum başka kadınlara takip ettiği diğer kadınlara bakıyorum deliricem galiba ve 1 senedir devam ediyor.Başka erkekler oldu benimle konuşmak isteyen ama olmuyor eve gelip sürekli bakıyorum bağımlı oldum ama egelleyemiyorum.Sınavlara çalışacağım zamanı çalıyor benden.Tek Tek bakıyorum bugün acaba hangisiyle yazışmış olabilir gibi vs. bir çok düşünce sürekli düşünüyorum,kuruyorum.Çalışma programım yoğun olmasına rağmen durduramıyorum.Hala sahte hesaplarım var takipteyim ne yapmalıyım bilemiyorum..Aşk olmadığı için gidip aşk acısı adlı sitelere yazmadım psikolojik olduğunu düşünüyorum çünkü sürekli kuruyorum kafamda ders çalışırken geliyor aklıma açıp bakıyorum saatlerce birlikte olduğu kadınlara bu konunun devam etmesinden korkuyorum çünkü artık düşünmek istemiyorum!

ladyinred Tarafından Soruldu | 2016.01.19

Merhaba, Bireyler duygusal ilişkileri olan kişiler tarafından başkalarına tercih edildiklerinde , kendi benlik duyguları zedelenmekte bu durumda ruhsal olarak yaralanmaktadırlar. Ancak bu yaralanma eğilimli kişilerde aşırı değerlenmiş düşünce olarak yaşamlarının merkezinde sürebilmektedir. Yani bir düşünce daha önemli olsa bile diğer yaşam olayları ve düşüncelerin üstünde olmaktadır. Artık yaşamımızın gerçek bir parçası olan sosyal medyada , bazı bireylerin gizli facebook haremleri kurması ve kişileri kandırması duygusal , yaralanmalara yol açmakta ve gerçek bir aldatılmaya benzer durum ve duygularda yaratmaktadır. Kişiye özel ve uygun terapi ve konuyu bilen iyi bir psikoterapist ile bu durum çözülebilir. Ancak her durumda psikiyatrik bir değerlendirme önerilir. Kişilerin düşüncelerini destek alabilecekleri samimi kimselerle paylaşmadan gizli yaşamaları bu durumun daha da artmasına neden olabilir.

Hocam benim bir suredir sagligima bir şey olacak diye korkum olmasi nedeniyle gogsumde gerilme oluyor. Bununla beraber ayaklarimi istemeden oynatiyorum. Psikiyatrihe gittim ve selectra 25 mg kullanmaya basladim. Gun icinde sikilmalarim oluyor fakat bir sure sonra kendiliginden geciyor. Kafami takmamaya calisiyorum fakat bir sure sonra yine aklima geliyor. Son olarak da son zamanlarda beslenmemi cok bosladim surekli fastfood vb. zararli ürünleri tuketiyordum. Bu yasam tarzimin bu takintima bir etkisi olmus mudur ve bu takintimin gecmesi icin ne gibi hayatimda degisiklikler yapmaliyim. Simdiden teşekkür ederim.

alkollualim Tarafından Soruldu | 2016.01.21

Merhaba, Bedensel (somatik) şikayetler bir fiziksel neden olmadan kaygıya (anksiyete) bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bütün vücut organlarından ve bölgelerinden gelen verilerin beyinde koordinasyonunun yapılıp yine beyinden bu vücut bölgelerine uyarıların gittiği düşünülürse , beyni etkileyen her türlü durumun, fiziksel durumu etkileyeceği çıkarsaması yapılabilir. Beyin kimyası ruhsal stres , çevre ,aldığımız ilaçlar , gıdalar ve hatta hava durumu tarafından bile etkilenebilir. Burada önemli olan ne derecede etkilendiğidir. Her gün vücuda alınan gıdalar ve içerikleri , beyni olumlu yada olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Örneğin beyin kimyasallarından serotoninin ham maddesi olan bir amino asitten eksik gıda ile beslenen bireylerde depresyon belirtileri oluşmaktadır. Yada sağlıklı bazı ek gıdalarla beslenen bireylerde ruh sağlığı için iyi gelen sonuçların olduğunu da kendi pratiğimde görüyorum. Tedavinin yanı sıra sağlıklı yaşam, sağlıklı gıdalar, sağlıklı çevre ve sağlıklı ilişkiler kaygı bozukluklarında bir terapi gibi olumlu etki yaratmaktadır.

merhabalar doktor bey ben 32 yaşındayım bipolar duygulanım bozuklugu tedavisi görüyorum ilk atak ergenlık donemınden sonra ortaya çıktı ama ben daha öncede rahatsız oldugumu dusunuyorum. ablamdada aynı rahatsızlık var eşimle ayrıldık ve kızımın da bu rahatsızlıga yakalanmasından çok korkuyorum kızım daha 4 yaşında eşimle birlikte kalıyor çocuklar hayal dunyasında yasar ama kızımın hayal dunyası çok genış ben onda aynen kedı çocuklugumu göruyorum bazende sabıt bır noktaya bakarak daldıgını farkedıyorum ilgi çekmek için yalan soyluyor yanından bır araba bıle gecse korkuyor yanı ben 15 senedır bu hastalıgı bıldıgım ıcın sadece hissediyorum da diyebiliriz ne yapmam lazım nasıl bır test ile bunu tespit edebiliriz ne yapmamız gerekir

mstar11 Tarafından Soruldu | 2016.01.21

Merhaba, Bipolar Bozukluk ön belirtileri erken dönemlerde endeks bazında değerlendirmelerle fark edilebilir. Ancak burada önemli olan , yanlış tanı koyularak bu tür bir rahatsızlığı olmayan bireyin damgalanmasıdır. Çok küçük yaşlardaki çocuğa bu hastalık yükünü yüklememek için onu bir konuyu bilen psikiyatristin eşliğinde takip etmek ve gelişimini izlemek önemlidir. En yüksek risk döneminin ergenlik dönemi olduğu düşünülürse , bu dönmedeki riskli gençte davranış ve ruhsal problemlerin daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Ruhsal dalgalanmalar üzerine olumlu etkisi olabileceği bilimsel yayınlarla işaret edilen bazı gıda takviyelerinin koruyucu amaçla kullanılabileceğini düşünüyorum.

Merhaba hocam, ben sizi kardeşim için rahatsız ediyorum.Kendisi uzun zamandır bipolar bozukluk denilen bir rahatsızlık la başetmeye çalışıyor ancak sadece 1 yıl önce doktora gidip tedavi gördü.Şimdi ilaçlarını bıraktığı için tekrar yükselişe geçti ve yaşı27 olduğu ayrıca erkek olduğundan önüne geçemiyoruz. Aşırı derece de alkol problemi ve para harcama durumunda bulunuyor.uyku zaten yok.Kimseye kulak asmiyor.Ben bu durumda olan birini ihbar edip yatirabilecegimiz bir tedavi merkezi olup olmadığını öğrenmek istiyorum.Çünkü gerçekten annem babam ve ben hiçbir şekilde kendisine yardımcı olamıyoruz.Ayrıca annem de bu hastalıkla 20 yıldır yaşıyor ve kardeşimin bu durumu onun ılaç almasına rağmen kötüye doğru etkilenmesine sebep oluyor.Lütfen bana yardımcı olun çok caresizim. Şimdiden teşekkür ederim.Allah razı olsun.İyi çalışmalar.

Swlyldrm Tarafından Soruldu | 2016.01.22

Merhaba, Bipolar (Manik-Depressif) Bozuklukta özellikle manik dönemde , mantık bozulunca artık psikiyatrik bozukluktan akıl hastalığı seviyesine çıkılmıştır. Bu durumda hastaları tedaviye ikna etmekte zorlaşmaktadır. Çünkü kendini doğalın çok ötesinde iyi hisseden birey , etrafının ona sen kötüsün demesine kızmaktadır. Eğer hasta kendi ve çevresine maddi, fiziksel yada ruhsal olarak önemli ölçüde zarar vermeye başlarsa ve isteyerek tedavi olmaya yanaşmıyorsa , bu durumda tek seçenek en yakın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne dilekçe ile başvurarak Türk Medeni Kanunu 432. madde içeriğinde koruma amacıyla, hasta bireyin özgürlüğünün kısıtlanması talebinde bulunmaktır. Bu durumda mahkeme kararıyla hasta değerlendirilmek için bir psikiyatri kliniğine yollanacak ve burada tedavisi sağlanacaktır. Bipolar Bozuklukta en önemli nokta, hastanın iyi olduğu dönemlerde de görülerek ve hastalık belirtilerini erken dönemde fark ederek hastaneye yatışına gerek bırakmayacak şekilde tedavi etmektir. Bu ancak hastayı çok iyi takip eden ve gerektiği anda kolay ulaşılabilen bir doktor, aile ve sağlık sistemi ile sağlanabilir. Yoksa hastayı hastaneye yatırmak sadece geçici ve o dönem için faydalı olur ve yaşam boyu sağlıklı çizgide olmasına az derecede katkıda bulunur.

Merhaba,22 yaşında fabrika işçisiyim aynı zamanda aöfden devam ediyorum. Son 7 ay içinde büyük bir karanlığa girdim sadece işe gidip geliyorum hiçbir aktiviteden zevk almıyorum ve son 1 aydır kendimi şizofren sanmaya başladım.Geçmişte yaşadığım bir aşkı kendi hayal ürünüm zannediyorum.Dışarıda birileriyle konuşunca normalim hiçbir değişiklik olmuyor ama eve girince aniden değişiyorum sürekli bir sıkıntı bilgisayar başında depresyonun tanımını araştırmakla geçiyor zamanım artık bi doktora gidip anti depresan alıp uyumayı düşünüyorum. Misal 5 yaşında kardeşim var hastaneye götürmüştüm grip için sıra coktu sana zorla getirmişim gibi normal şartlarda saçının teli için canımı verirdim ama kendimi hep telkin verdim ayakta kal diye. Yardımcı olursanız sevinirim.

ynr016 Tarafından Soruldu | 2016.01.23

Merhaba, Ruh halinin, normalle anormal arasındaki sınırı her zaman siyah beyaz kadar belirgin değildir. Bireyler sıkıntılı dönmelerde , normal ruhsal durum ile rahatsızlık arasındaki bir dönemde , aylarca gelgitler de yaşayabilir ve olumlu bir destek ile bu durumdan çıkabilir. Bu dönemlerde önemli olan, karamsar bir içe kapanmadan ziyade kendini olumlu bir ev dışı çevreye doğru teşvik etmektir. Yaşanan olumluluklar ve yapılan eylemler , düşünce ile sıkıntılı dönemden çıkmadan daha etkin de olabilir. Eğer hem olumlu bir çevre hem de karamsar düşüncelere olumlu seçenekler sunan bir arkadaş ortamı varsa bu çok daha etkindir. Tüm bunlara rağmen kişiyi gittikçe köşeye sıkıştıran bir ruh hali durumunda, bir psikiyatrik değerlendirme için başvurulması gereklidir.

bir işyerinde kızın birisi(kız o işyerinde çalışıyor) ile sürtüşme oldu. ben bir yerden karsıya gecerken oda dikey boyuta dogru gidiyormuş tam bu esnada benmi geçeyim o mu geçeyim derken ben erkek oldugum için ona yol verdim ellerimle geç işareti yaptım. o da geçti giderken ellerini havaya kaldırdı boyle ne biçim insanlar var der gibi bir hal sergiledi.neyse o bir tarafa gitti ben bir tarafa. aradan beş on dakka geçmedi ben bunun olduğu yerde (bir kız arkadaşıyla oturuyordu) yine karşılaştım. bu beni görünce bana dediki 'bişeymi var ne işin var burda' der gibi klasik klişeleşmiş kız kelimelerinden kullandı. bende dedimki 'sana mı soracam ne yapacagımı bana ne laf atıyorsun sktr git' dedim. boyle der demez yanındaki kız bir yere gitti ve orada erkek birine bişeyler dedi onu duymadım. erkek bana biraz yaklaşarak kızada beni göstererek 'şumu' dedi. bende 'şumu falan ne diyosun' dedim. bana biseyler dedi bende ne diyon falan bagırdım cagırdım.sonra benimle kavga etmeye bunun facası yemedi. oradan bir bıçak aldı bana saldırmaya dogru geliyordu. bende biraz geri kaçtım orada sandelye vardı onu elime alır gibi yaptım.bu yanasamadı. o arada araya birileri girdi herhalde sonra onu göremedim. ondan sonra oradaki kızlara yaptıgınızı gördünüzmü dercesine harakette bulundum. o anda o iki kız ve yanında olanlar üstüme yürüdü. o bana laf atan kız bana bir tane vurdu(o kıza demiştim ya bana ne laf atıyorsun sanamı soracagım sonra bıcak cekip gelen kolpanında bişey yapamamasından dolayı kızdaki sinir halinden olsa gerek) bende o kız ve oradakilerin üstüne yürüdüm (kıza vursam olmayacak vurmasam olmayacak) sonra geri kaçtılar. kız bana vurmanın vermiş olduğu rahatlıkla ve orada bulunalar uzaklaştılar. o ara biraz ortam sakinleşti. sonra ben kendi kendime 'yüksek sesle polis falan yokmu kim bakıyor buralara dedim polise sikayet edeceğim' falan dedim. sonra birileri geldi yanıma dısarı çıkarttılar bosver falan gibisinden telkinde bulundular. neyse kapının önüne geldim. orada duruyorum. tabi elime telefonu aldım polisi arayacagım. o ara polisi bile arayamadan bunlar kaç kişi bilmiyorum en az 10 kişi vardı içerden geldiler bana saldırdılar (içerdede o kıza laf atmışım falan denmiş herkesi düşman buldum birden yani kısacası iftiraya ugradım) yere düstüm vurdular falan. sonra baskalarının sesini duydum o kadar kişi bir adama ne vuruyorsunuz falan derken olay bitti. bende sonra kalktım içeri gittim o beni sakinleştrmeye ve dısarı çıkaran adamın yanına gittim. 'bunlar bana saldırsınlar diye mi böyle yaptın' dedim tabi o anda biraz üstüne yürüdüm. o da dediki:yok benim böyle düşüncem falan dedi. bende inandım sonra oradan dısarı çıktım. tabi dısarıya cıkarken bu sefer başka birilerinin telkinleri ve tavsiyeleri ile çıktım. tüm bunlar olurken tek basımayım kimse benden yana olmuyor. tüm insanlar sanki ben suçluymusum gibi bir tavır takındılar. oradan diyorum kameraya falan bakın hersey belli olur demiştim insanlarada bunu hatırlatmıs oldum en azından sag duyulu birileri olur diye düşündüm yok kimse inanmıyor. yardım edende yok dolayısla bu olay sonucunda size sormak istediklerim,bu arada avukat birisine danıştım iki tarfta ceza alabilir dedi belki para koparmak için bunu demiş olabilir. ben sonra şıkayetcide olamıyorum hem haklıyım hemde haksız duruma düşüp ceza alma ihtimalinin bende ileride oluşabilecek psikolojik durumlarını göze alamıyorum bu ve bu nedenlerden dolayı bir psikologa danışayım istedim. 1-iftira ugramanın bende çözümü nasıl olabilir?bu iftiranın beni etkilememesi için ne yapılabilir? 2-o kadar insanın bana saldırmasının beni tatmin edecek gecerli cevabı ne olabilir? 3-o kadar insanın benim kameralara bakın diye söylememe ragmen inanmamaları ve bu inanmayan insanların bana bakış açılarının nefret dolu olmasının çözümü ne olabilir? 4-oradaki insanların yaptıkları yanına kar kalırsa benim nasıl bir düşünce icerisinde olmam lazım? bundan nasıl etkilenmem? 5-o kızın yanında olan kızın olayı hiç bilmeden kalkıp birilerinin yanına giderek beni hedef göstermesinin temelinde ne olabilir? adalet zaten bayandan yana bir kadının beyanı bile benim ne kadar haklı olsamda ceza almama neden olacagı bilinen bir toplumda bu davranışı beni adalete değilde orada bulunan birine dolayısıyla birine şikayet etmesinin mantıgı nedir? bunu ben nasıl kabul edeyim?bunu aklım almıyor. cevabınızı net sekilde verirseniz sevinirim. tesekkürler

ilhanyılmaz Tarafından Soruldu | 2016.01.25

Merhaba, İnsan ilişkileri ve tepkileri kontrol edilmediği zaman çok uç noktalara varabilir. Birisinin önemsemeden geçtiği bir konu başkası için cinayet sebebi de olabilmektedir. Burada önemli olan nokta olay yada konu değil bireylerin olaylara verdiği tepkidir. Bir birey aynı olayı sinirlense bile mizahi bir geçiştirme ile çözerken bir diğer kişi aynı olayı takıntı haline getirebilir. Ayrıca bazı kişilerin kişilik özellikleri dolayısı ile ortalık karıştırıcı ve kişileri birbirine düşürücü özelliklerinin olabileceğini de unutmamak gerekir. Böylece öfkenin yayılıp kolektif olarak artmasına neden olabilirler. Burada koruyucu olan bir birey tarafından aktarılan kızgınlık ve öfke duygusunun türbülansına kapılmadan ( çünkü o öfke bireye değil onu aktaran karşı kişiye aittir) , o öfkenin girdabına girmemek ve uzak durmaktır.

hayırlı günler sayın hocam,43 yaşındayım.3 yıl önce araç çarpması sonucu kafa beyin travması geçirdim. beyin ameliyatı oldum. elmacık emiğim platin, beyin ameliyatı sonrası alnımda çukur oluştu, şu anda da sol kolum 3 aydır uyuşuk kullandığım ilaçlara bağlıyor doktorlarım. bana ORGANİK DUYGU DURUM BOZUKLUĞU teşhisi kondu. 3 yıldır her ay periyodik psikolojik muayene oluyor ilaçlarımı sürekli kullanıyorum(çok farklı ilaçlar denendi )işimde benim için büyük paralar batırdım. her an her saniyem dünyanın en mutsuz insanıymışım gibi geliyor .ot gibi yaşıyorum. hiç bir şeyden haz alamıyorum en sevdiğim şeyleri yapmak artık içimden gelmiyor. intihar düşüncelerimi imanımla yene biliyorum. dışardan bakıldığında normalim her şeyim normal ama iç dünyam karamsar, üzgün, mutsuz, bitik, çalışma isteği sıfır, Erenköy e yatırıyordu doktorlarım korkuyorum oradan, 2 küçük çocuğum var onlar ve ailem için var olmalıyım. ama tutunamıyorum... bana ne önerebilirsiniz? saygılar sunarım...

truva123 Tarafından Soruldu | 2016.01.26

Merhaba, Beyine kimyasal (örneğin uyuşturucuların etkisi ) ve fiziksel her darbe zarar verir. Bu zararın sonrasında, beyindeki değişimler dolayısı ile psikiyatrik rahatsızlıklar ve akıl hastalıkları ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca eş zamanlı kişinin yaşamındaki olumsuzluklar yada kayıplar bu durumun üstüne eklenince, sorunlar daha da artmaktadır. Psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde ilaçların yanı sıra gerek sağlık profesyonellerinden gerekse aile çevresinden destek/terapi de çok önemlidir. Çünkü kişi kayıplarının üstüne yeni bir hayat kurmaya çalışmakta ve geçmişin kayıplarını (fiziksel yada maddi-manevi) kabullenme sürecine girmektedir. Ayrıca bazen tedaviye dirençli depresyonlar da atlanabilmektedir. Çünkü depresyonların yaklaşık % 10 u tedaviye dirençli depresyon olup, bunların tedavisi de deneyim ve hastayı uzun süreli bilmeyi gerektirmektedir.

Eşim bazen çok iyi bir eş oluyor bana.Bazen de kendini kontrol edemiyor.Bana bazı sözler söylüyor ve 1 saat sonra ben onları sana söylemedim diyor.Kimseyi istemiyor.çok fesat ve kıskanç.Eve misafir istemiyor zaten kendiside gitmiyor.Bana çok ağır kelimeler kullanıyor.Daha sonra pişman oluyor.Ben ne yapacağım ı şaşırdım.kararsız hic bir seye karar veremiyor.ikna edip doktora götüremiyorum bana sen git diyor hocam bana yardım edin.

Sevgi52 Tarafından Soruldu | 2016.01.31

Merhaba, Eşlerin sıkıntılı dönemlerden geçtiği süreçlerin iyi atlatılması önemlidir. Birçok evlilik bu sorunlu dönemlerin atlatılamaması hatta daha sorunlu hale gelmesi neticesinde sona ermekte yada kötü bir şekilde sürmektedir. Sorunlarda her ne kadar iki bireyin de katkısı olsa bile, çoğunlukla bir bireyin sorunlara neden olması daha fazladır. Kendini hem en yakınlarındakilere hem de çevreye karşı kapatan bir bireyin ruhsal problemler yaşadığı gerçeği yadsınamaz. Bu noktada önemli olan bireyin gittikçe kapanarak kendi iç dünyası ile dışındaki dünyayı farklı değerlendirmeye başlamasıdır. Eğer bireyin kendi değerlendirmeleri ve duyguları onun dışındakilerin gerçeği ile gittikçe farklılaşıyor hatta mantık sınırını zorluyorsa burada bir psikiyatrik hastalığın artık netleştiği fark edilebilir. Buradaki ilk başlangıç noktası bu sıkıntıları yaşayan bireylerin güveneceği kişilerle görüşmesinin sağlanarak kapanmasının önüne geçilmesi ve başlangıçta psikiyatrik değerlendirmeyi ret etse bile en azından bazı sıkıntıları konuşmaya başlamasının sağlanmasıdır. Kişiye hasta gibi değil , sadece sıkıntıları olan ve bunların değerlendirilmesi için çift olarak bir psikiyatriye gidilmesi gereken kişi olarak yaklaşılması, onun tedaviye adım atmasını sağlayabilir.

hcm merhaba.eşimin atipik depresyon teşhisi var.belirgin özelliklerimiz kolay sinirlenme,eleştiriye tahammülsüzlük,dalgınlık,sosyal yaşamdan uzaklık,kaygı,korku,hayattan zevk alamama,zaman zaman düşünce bozuklukları...düzenli olarak doktora gidiyoruz...fakat bu özellikler ara ara nüksediyo.bu durum ömür boyu sürecek bir durum mudur?bu durumla her zaman başa çıkmak zorunda mıyız?(genetik geçmişimiz var)özellikle eşimi sosyal yönden nasıl ileri noktaya taşıyabilirim?insani ilişkileri çok zayıf..iş dışında pek dışarı çıkmak istemiyo..kulllandıgımız ilaçlar lepnx 25 mg(yatarken 1) prozac 1 şeklinde ... sizce bu ilaçlar bize uygun mu ? ayrıca doktorumuz bu ilaçların gebelik döneminde(şu an böyle bi durum yok)de kullanılabileceğini söylüyor?sizin fikriniz nedir ?

fergan Tarafından Soruldu | 2016.02.05

Merhaba, Atipik tanısı psikiyatride tam teşhis kriterlerine uymayan durumlar için kullanılmaktadır. Bazen de teşhis psikiyatrist tarafından bilinmediği yada daha ciddi bir durum adlandırılamadığı için de atipik kavramı bir şemsiye teşhiş olarak kullanılmaktadır. Psikiyatride en önemli nokta doğru teşhisdir. Atipik teşhisleri her zaman tanı koymadaki müphemliği gösterir. Bazı zor durumlardaki tanıyı koyabilmek içinde tecrübe ve bilgi esasdır. Bilgi sadece kitabi değil hastaya özel ve 360 derece hastaya bakabilme kültürünü de gerektirir. Tanı netleştikçe tedavi de hedefe yönelik bir doğru çizer. Yine de dirençli durumların tedavisi daha özellikli bir yaklaşım gerektirir. Gebelik döneminde zararsızdır diye bir ilaç yoktur. Ancak bazı psikiyatrik ilaçların gebedeki çocuğa etkileri diğerlerine göre daha az riskler içerebilir. Gebe kalmayı planlayan hastaların psikiyatrist doktoru ile beraber bunu planlayıp belli bir (özellikle ilk üç ay ilaçsız) hastaya özel tedavi planı (mutlaka ilaç anlamına gelmez) içeriğinde ve takibinde bunu yapması gerekir.

selam hocam ben askerdeyken 21 gün 3 hekim raporu ile hava degısımı aldım ve şimdi kpss ye hazırlanıyorum.beden eğitimi ve öğretmenliğini bitirdim kısmet olursa bu sene kpss ye gırıp atanırsam bu aldıgım rapor engel olur mu? Şu andan da hiçbir sıkıntım yok gayet saglıklıyım.

melez01 Tarafından Soruldu | 2016.02.07

Merhaba, " Psikiyatrik Rahatsızlığı Olanların Devlet Memuru Olma Koşullarını" detaylı bir şekilde www.armagansamanci.com.tr deki "Psikiyatride Hasta Hakları" bölümümde detaylı olarak yazdım.

Hocam,merhaba babam bundan 7 ay öncesine kadar çok iyi bir işte çalışıyodu ancak istenmeyen şeyler oldu ve temmuz 2015 te işten ayrılmak zorunda kaldı o günden sonra geçen hergün moral ve mutluluk açısından kötü bir hale geldi bir iki iş denemesi yaptı ve sonuç alamadı kendi kendine depresyon hali yarattı ve anti deprasan kullanmaya başladı yan etkiler olarak intihar isteğini artırır diye bir yan etkisi var ilacın ilacı kullanmaya başlayalı yaklaşık 5 gün oldu ve anneme intihar etmek istediğini ve o olmadan daha iyi olcamızı söylemiş ilacı aldığından beri ruh gibi ve bu isteğini anneme hergün yineliyo ben üniversitede okuyorum annnem çalılıyor babam yalnız evde oturuyor bu düşünceler eşliğinde ne arkadaşı ne akrabası var herkesten kaçıyor yani tamamiyle yalnız lütfen burdan aydınlatın beni sizden cevap bekliyorum en derin saygılarımla

benjamin linus Tarafından Soruldu | 2016.02.07

Merhaba, Özellikle klinik depresyon orta ve ileri düzeye ilerledikçe intihar düşünceleri oluşabilmektedir. İntihar düşüncelerinin yoğunluğu , hastanın ümitsizlik düşünceleri ile de bağlantılıdır. Ümitsizlik arttıkça intihar düşüncesi de artar. Antidepresanların intihar düşüncesi yaptığı konusu henüz tam netliğe kavuşmamıştır. Ancak özellikle 15-24 yaş grubu bireylerde bu olasılığı oluşturduğu düşünülen bir antidepresanın kullanımı bu grupta yasaklanmıştır. Bir çok antidepresanın prospektüsünde bu risk yazmaktadır. Benim görüşüm ister depresyondan isterse antidepresandan kaynaklansın, özellikle ilk 28 gün intihar düşünceleri olan hastanın çok yakın ve güvenli olacağı bir ortamda takip edilmesi ve bu hasta grubunda olabilecek intihar teşebbüsünde ölüme neden olma riski yüksek olan antidepresanlardan kaçınılmasıdır. İntihar düşüncesi olan hasta yalnız kalmamalıdır. İntihar risk değerlendirmesi yüksek çıkan hastaların yatışı da gerekmektedir.

Hocam ben ne yaptigimi unutuyor gibiyim yuruken napiyorum ben dermis gibi duruyorum arkadasimla ne konustugumun farkina varamiyorum

Yardim07 Tarafından Soruldu | 2016.02.12

Merhaba, Psikiyatrik şikayetlerin bir psikiyatrik rahatsızlık olup olmadığına karar verilebilmesi için psikiyatrik değerlendirme (muayene) gereklidir. Sadece bir şikayetten yola çıkarak teşhis yada tanı aramak bireyleri yanlış sonuçlara götürür. Çünkü bir çok psikiyatrik hatta fiziksel rahatsızlıklar benzer psikiyatrik belirtiler verebilmektedir. Örneğin unutkanlık ve farkında olamama psikiyatride M.Depresyon, Dissosiyatif Bozukluklar, Anksiyete Bızuklukları, Maddeye Bağlı Bozukluklar, Nörokognitif Bozuklular vs. ve Epilepsi gibi bir sürü fiziksel rahatsızlık sonucu oluşabilir. Psikiyatrik değerlendirme zaman içinde izleme ve iyi bir psikiyatristin doğru sorgulaması ile daha da netleşir.

Hocam öncelik le kronik psikoz şizofreni mi demek.ben askerden kronik psikoz adı altında çürük aldım.ama ilgilenmediler.ilaç falan kullanmadım. Sadece 1 gün sesler duydum.oda korkutugugum için.arkadşın biri sürekli duyuyorum dedi akşamda bende duydum.kısacası sivilde sağlam raporu alabilirmiyim miyim.saygılar

yavuzz Tarafından Soruldu | 2016.02.13

Merhaba, Sağlık kurulu raporları kişinin sağlık durumunu bildirir raporlardır. Sağlık raporunda verilen tanının yanlış olduğunu düşünen herhangi bir hasta , hasta hakları içeriğinde bu raporu veren kuruma itiraz dilekçesi ile başvurup sağlık durumunun yeniden değerlendirilmesini talep etme hakkına sahiptir. Ayrıca, herhangi bir resmi işlem için sağlık raporu istenen birey hastaneye başvurduğunda sağlık kurulu tarafından yeniden değerlendirilecek ve o anki durumunu bildirir bir sağlık kurulu raporu verilecektir. Bu raporda bir hastalık durumu varsa belirtilecek yoksa resmi işlem için yolladığı duruma engel hastalığı olmadığına dair bir yazı raporunda ifade edilecektir. Kanunen hastalığı olmayan kişiler sağlıklı kabul edildiğinden , bireysel olarak sağlıklı olduğunu gösterir bir sağlık kurulu raporuna gerek bulunmamaktadır.

Merhaba Armağan Bey, Ben şu an 24 yaşımdayım, eğitim fakültesi mezunuyum yapısal olarak biraz çekingen utangacım ama bu durumu birçok kişi fark etmez fark edenler de beni soğuk, mesafeli, burnu havada sert, sinirli biri olarak görürler bunların dışında beni çok seven yakın arkadaşlarım da var. Bu utangaçlığımın orta okulda iki erkek öğretmenim tarafından yanlış anlaşıldığını fark ettim. Nerden anladınız diye soracak olursanız tavırları (soğuk, başarılı saygılı bir örenci olmama rağmen sert bir mizaçla konuşmalar azarlamalar... ) söze hacet bırakmıyordu. bu durum ve kendimi savunamamak içinde bulunduğum dönemi de (ergenlik) hesaba katacak olursak bende ağır tahribata neden oldu. Üstelik yapısal olarak kurallları olan tutucu bir kişiliğim var bu yaşıma kadar erkeklerle hep mesafemi korumaya ailemin çizdiği profilden çıkmamaya hep özen gösterdim. bu durum lise 1 de mtematik öğretmenim tarafından da yanlış anlaşılmamla devam etti Çünkü öğretmenlerimle göz teması kurmada çok güçlük çekiyordum tahtadan defterime yazı geçirirken arkadaşlarımla konuşurken vs. hep takip ediliyormuşum duygusu yaşıyordum bayan öğretmenlerim ise utangaç olduğumu düşünüp en azından onlar merhametle karşılık veriyorlardı. Hatta defalarca öğretmenimle konuşmak, kendimi savunmak istedim ama bunun mantıklı olmadığını düşünerek vazgeçtim. Bu durumun sürekli böyle devam etmesi bende takıntıya yol açtı. herkese şüpheyle bakar oldum akrabalar yakınlarım hatta babamın erkek kardeşlerimin de beni onlar gibi yanlış anlayacağı korkusuyla yaşamaya başladım hatta kendini gerçekleştiren kehanet vardır ya korktukça hepsi gerçekleşmeye başladı anneme durumumu. artık hayat o kadar çekilmez ki benim için hiçbir şeyden bir beklentim kalmadı. listeme bir yenisi daha eklenmesin diye insan içine çıkmak eve misafir gelmesini dahi istemiyorum artık birçok şeyden kendimi soyutladım. herkes tarafından güzellik anlamında beğenilen biriyim ancak bu durumum yüzünden evlenmek dahi istemiyorum karşıma çok iyi kişiler çıkmasına rağmen herkesi reddediyorum. 1 ay öncesinde ağır depresyon belirtileri vardı. bulunduğum ilçede gideceğim psikolog da yok. nolur yardımcı olun

sryoltulu Tarafından Soruldu | 2016.02.15

Merhaba, bireylerin Çekingen/Kaçıngan yada Sosyal Fobik özellikleri toplum tarafından bilinmediği için, hem kendisi hem de etrafı tarafından yanlış yorumlanır. Bu durum ergenlik döneminde daha da belirginleştiğinden kişinin ruhsal gelişimini de olumsuz etkiler. Kişi kendini kaçınganlığının içinde hapsolmuş hisseder ve içe kapandıkça da dışarı ona daha güvensiz olarak görünmeye başlar. Bu kısır döngünün içindeki bireyde depresif şikayetlerin gelişmesi de kaçınılmaz olur. Profesyonel yardım dışında yapılması gereken en önemli adım, eve kapanmanın önlenmesidir. Onun için ev dışında katılabileceği herhangi bir grup yada aktivite önemlidir. Çalışma yaşamı da kişiyi mecburen ev dışına ve insan içine sürükleyeceğinden önemli derecede bu durumu düzeltmeye yardımcı olur. Bu özellikleri olan bireyler , sorunlarını idare edilebilir bir düzeye getirmeden evlendiklerinde ve baskın kişiliklerin olduğu ailelere gittiğinde , ezilmekte ve kendi kişilik haklarını koruyamamaktadırlar. Bu durum kişiyi ya sürekli pasif kalmaya yada bunalımlı çatışmaya götürmektedir.

Sayın hocam, 33 yaşında ,2 yıllık bir ilişkisi olan(ayrılık süreci içinde) , bir yıl önce evlenme teklif edilip kendi aramızda yüzük taktığımız ,ailelerin tanıştığı,babam pankreas kanserine yakalanınca sürekli olarak babam ölmeden evlenelim baskısı kurduğum,ailelerin ısrarla evlenelim diye baskı kurduğu,benim evlilik baskım ,onun da bu huzursuzlukla, sırf baban görsün diye evlilik yapılmaz,seninle evlenmek istiyorum fakat şu an kafa olarak hazır değilim evliliğe sözleriyle 2 güne bir kavga ,hakaret eder duruma geldiğimiz ama sevgisinden emin olduğum bir ilişkim var. Kaldı ki tek sıkıntımız bu değildi zaten... 40 yaşında,mühendis,hiç söz nişan bile başından geçmemiş(bu yaşa kadar!!!),fakat iş ile ilgili ciddi iftiralara uğramış ,3 yılda hakkında açılan 12 davayı kazandığı halde gurur yaptığı için bulunduğu işyerinde yüksek bir mevki verilmesini bekleyen ,ama maaşını alan, bu süre zarfında da psikoloji ve sağlığı bozulmuş ,acil psikiyatrist tedavisi görmesi gereken fakat 2 yıldır tedaviye ikna olmayan birisi..Sevgi dolu,Çok merhametli,vicdanlı, yardımsever,eli açık, kalbi temiz,çok iyi biri olmasına,beni çok sevmesine rağmen; bir o kadar hayata güvensiz, şüpheci, kontrolcü, takıntılı, öfke kontrolü olmayan, huysuz , huzursuz biri..Benzer özellikler bende de olduğu için onu ikna edemediğim için kendim psikiyatriste gittim ,bir dönem risperdal,cipralex vb.ilaçlar kullandım.yarıda bıraktım. Şimdi prozac kullanıyorum. Üç sorunum var. Birincisi ben erkek arkadaşımı psikiyatriste ve ilişki terapistine nasıl ikna edebilirim???psikiyatristin ona fayda sağlamayacağını,yıllar önce iki kez gittiğini işe yaramadığını ,işinin düzene girmeden ilaçların fayda etmeyeceği kanaatinde..psikiyatriste giderse ilişkiyi devam ettiririm diyerek ayrıldım şu an..Gitmek istemediği söylüyor ama gitmek zorundayız. Kaldı ki terapistin bizi yönlendirmesine ihtiyacımız var.Ayrılmaya ya da ilişkiyi devam ettirmeye karar vermekte zorlandığım için şu an vicdanım rahat değil.Diğer bir konuda ben sürekli işinin ne zaman düzene gireceğini bilmediğim için evlilik kaygısı yaşayıp , çocuk doğuramama endişesiyle sen beni oyalıyorsun diye kavga çıkarıp laf sokar bir hale geldim,40 yaşına kadar evlenemediysen sende bir problem var zaten deyip sürekli rencide ediyorum. Artık beklemeye tahammülüm kalmadı.Çünkü çok endişeliyim. Şimdiye kadar 5 uzun ilişkim oldu, hepsi bitti,ve hepsi evlendi.Yine ben kaldım. Evlenememe korkusu yaşıyorum.Dışarıdan çok akıllı, bilgili,çok güzel,kariyeri olan,samimi,uyumlu biri olarak tanınmama rağmen ilişkilerde rezaletim,özgüvensizim.3. problemim ise kimseyle uyuyamamak.Horlama sesi, nefes alma sesi, saat sesi.tv,müzik sesi.... karşı tarafı öldürecek seviyede sinirleniyorum.Erkek arkadaşım da seninle evlendiğimde ayrı mı yatacağız diye endişeleniyor.. Fakat ben ailemden biriyle bile aynı odayı paylaşamıyor, en ufak seste karşı tarafın suçu varmışçasına düşman kesiliyorum. Sabah ta vicdan azabı çekiyorum ayrı yattığım için..erkek arkadaşım horluyor diye ayrılsam ve horlamayan birine denk gelsem, ilerleyen yaşlarda horlarsa boşanacak mıyım diye korkuyorum.Yardıma çok ihtiyacım var. Prozac bile beni mutlu etmeye yetmedi. Çünkü beynimde birbirinden bağlantısız düşünceler var. Göğsümde anormal bir baskı, nefes almakta zorlanıyorum.Bu ilişkiyi bitirdiğim için ayrıca çok garibim. Sanki tüm suçu karşı tarafa yüklediğim için vicdan azabı çekiyor ve nankörlük ediyor gibiyim. Bir taraftan da çözüm olarak bulduğum psikiyatriste gitmediği için öfke doluyum. Ben daha ne yapabilirim???

tuçe Tarafından Soruldu | 2016.02.16

Merhaba, İlişkiler iki taraftan da kaynaklanan sorunların ve olumlulukların sonucu olarak bir yön çizer. Özellikle birinin ilişkiyi ilerletme ve evlenme konusundaki kaygı ve korkuları ise ilişkiyi bitiren en büyük sorunlardan birisidir. Çünkü her ilişki ya ileriye yada geriye gider. Durağan uzun süreli ilişkilerin yönü ayrılığa doğrudur. Hızlı evliliği sağlayan ya yoğun duyguların getirdiği olumluluk artışı yada iki taraftan birinin diğeri üzerinde oluşturduğu illüzyonel doğru insan duygusudur. Bu kabaca pazarlama tekniği gibi bir konudur. Günümüzde reklamlarla aslında sağlığa zararlı bir sürü yiyecek sağlıklı diye yoğun tat duyusu ile satılırken , sağlıklı bir sürü yiyecek de tanınmadığı ve tadı şekerlendirilmiş olmadığı için satılamamaktadır. İlişki sorunlarını sadece evlilik ve ilişki terapisi ile çözmeyi beklememek gerekir. Çünkü iyi bir terapi yardımcı ve düzelticidir ve kişilerde var olanı düzeltir ve canlandırır. Yok olanı yaratamaz. Kötü bir terapi ve terapist ise zaten zedelenmiş ve hırpalanmış olanı yok edebilir. Bireylerin kendinden kaynaklanan sorunları çözme konusundaki çabaları ve terapilerini de çok önemsiyorum. Çünkü ilişki iki kişinin bireysel özelliklerinin harmanlanması sonrası oluşan bir durumdur. Birinin bile daha az sorunlu olması terazide dengeyi sağlayabilir. Bireyin kendini tanıması karşısındakini de daha iyi tanımlaması anlamına gelir.

Merhabalar sevgilimle yaklaşık 9 ay oldu onu seviyorum ve ruhsal açıdan birbirimizle çok uyumluyuz ama fiziksel ve cinsel açıdan hiç uyumumuz yok yani buluştuğumuz zaman hiç mutlu olamıyorum ne yapmam gerektiğini bilmiyorum ama onunda beni sevdiğine eminim ilerde mesele evliliğe geldiği zaman sadece ruhsal uyumun buna yeteceğini sanmıyorum ama ilişkimiz biterse hem ben üzülürüm hemde o çok üzülür sizce ne yapmalıyım sadece ruhsal uyumun olduğu bir ilişkinin geleceği nasıl olur cevap verirseniz sevinirim şimdiden teşekkürler

Ethem Tarafından Soruldu | 2016.02.17

Merhaba , Sağlıklı ve uzun süreli ilişkilerde fiziksel ve cinsel yaklaşım aslında duygusal yakınlığın yoğunlaşmış halidir. Dürtüsel olarak cinsellik ağırlıklı ilişkilerde (özellikle çok genç bireylerde ) duygusal parça gelişemediğinden ilişkinin cinsel yoğunluğunun azalmasıyla beraber kopması ve uzaklaşması da kaçınılmaz olmaktadır. Duygusal yaklaşımın olduğu ancak cinselliğin olmadığı yeni ilişkilerde bu durum uzun planda ilişki için bir engel ve bağlanmayı zayıflatıcı olabilmektedir. Sonuçta evlilik gibi uzun süreli bir ilişkide cinsellik de paylaşımın ve ortak paydanın bir parçasıdır. Birbirini duygusal olarak seven ancak bu yakınlıktan fiziksel bir çekim hissetmeyen bireylerin, birinden yada diğerinden kaynaklanan , fark edilen yada fark edilemeyen sorunlar bu duruma neden olmaktadır. Sonuçta cinsellikte karşılıklı olarak arttırılan yada azaltılabilen bir dürtüdür. İçsel olarak doğal cinsel dürtüleri olan bir birey ilişkisine fiziksel bir yakınlık hissedemiyorsa, bu karşısındakinden kaynaklanmayan doğal cinsel duygulardan da olabilmektedir.

merhaba, babam 65 yaşında sinir hapları kullanmaktaydı, iki sene önce açık kalp ameliyatı oldu ve her geçen gün dahada sinirli olmaya başladı. altı ay önce başta annem daha sonra abim ve yengem ve şimdi sıra herkesi istememeye başladı. ne dinliyor ne de bizi istiyor, ayrı evde kalıyor ve ev neredeyse çöp eve dönmeye başladı. yardım ve tedavi gibi bir şey istemiyor bizleri eve sokmayıp kovalıyor. ne yapmamız gerekiyor, zorla hastaneye yatırmak gerekiyorsa nasıl bir yol izlememiz gerekiyor? yardımcı olurmusunuz

bursali Tarafından Soruldu | 2016.02.21

Merhaba, Özellikle beyin kan dolaşımını da etkileyen açık kalp ameliyatlarından sonra ruhsal ve zihinsel problemler ortaya çıkmaktadır. Beynin etkilenme düzeyi ile şikayetlerin yoğunluğu arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Bunun yanı sıra daha önce psikiyatrik rahatsızlığı olan yani yeniden bir psikiyatrik rahatsızlık geliştirme eğilimleri olan bireyler , büyük cerrahi operasyonlar sonrasında psikiyatrik açıdan dikkatle izlenmelidir. Bu tarz cerrahi operasyonlar sonrası psikiyatrik rahatsızlık geçiren bireyler tedaviye başvurmuyor ve kendileri yada yakınları için risk teşkil ediyorlar ise öncelikle Sağlık Bakanlığı'nın evde bakım hizmeti içeriğinde bir psikiyatrist doktor tarafından evde değerlendirilmesi ve tedavisi daha uygun olabilir. Akıl hastalığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erişkin için ailesi TMK 405 .maddeyi esas alarak yakındaki Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak yakınlarının tedavi için değerlendirilmesini talep edebilir. Mahkemeden çıkacak karar ile hasta kişi istemese bile, psikiyatrik olarak bir psikiyatrist doktor tarafından değerlendirilecek ve ne tür bir tedavi alacağı yada tedaviye ihtiyaç duyup duymadığına karar verilecektir.

Merhaba hocam. ben bir devlet hastanesinde sağlık memuruyum hocam. yaptığım iş biraz sıkıntılı ve riskli. satınalma ve muhasebe işleri yapıyoruz. odadaki sorumlu personel benim. kendimi asla ezdiren bir karakter olmadım. ölsem bildiğimden şaşmam işim ve özel hayatımda da böyleyim. bu aralar sebebini bilemediği bir dalgınlık ve unutkanlık hakim hayatımda. mikseri yıkamaya kalkıştım. ne biliyim çantamı cüzdanımı unutuyorum. t.c. kimlik numaramı bile unutuyorum. bunun sebebi sadece iş mi yoksa başka bir hastalık olabilir mi gerçekten merak ediyorum. kendimden ürkmeye başlıyorum artık. mesela ben çalıştığım işte telefon numaralarını ezbere bilen insandım. ajanda nedir bilmezdim. şimdi ajanda olmadan not almadan işlerimi toparlayamıyorum. daha 24 yaşındayım ve sadece 4 senelik memurum. biraz yol gösterebilirseniz çok sevinirim.

eda25 Tarafından Soruldu | 2016.02.25

Merhaba, Özellikle ciddi çalışan ve sorumluluk sahibi bireylerde iş yoğunluğu ruhsal durum üzerine daha çok etki yapmaktadır. Ayrıca sorumluluk ve ciddiyet duygusu az bireylerle çalışıp , iş yükleri ve stresi arttığı zaman daha da etkilenmektedirler. Bazı yüksek stresli işlerin de tüketici etkisi bulunmaktadır. Eski bir terim olan Sürmenaj yada yeni tanımı Tükenme Sendromu bu durumlar için verilmiş isimlerdir. Her çalışan kişi kendi yapısına göre kendini iş stresinden ve tükenmesinden korumalıdır. Bu koruma sağlanmadığı zaman tükenmenin belirtisi olarak depresif ve kaygı şikayetleri ortaya çıkabilmektedir. Bunun yanı sıra özellikle yaşça daha büyük grupta fiziksel rahatsızlıkların yada sorunların olup olmadığının ortaya çıkartılması için bir genel muayene ve tetkik gerekmektedir. En basitinden kadınlarda sık görülen demir eksikliği ve bazı vitamin eksiklikleri bile ruhsal ve zihinsel şikayetlerin kaynağı olabilmektedir.

Merhaba benim 3 yıllık bir ilişkim var. Beraberliğimizin başından beri erkek arkadaşım kızlarla konuşmuyor ben de erkeklerle. Bu zamana kadar bunun herhangi bir sıkıntısını görmedim.Bu bizim ilişkimiz için ileride sıkıntı olur mu ? Şimdi olmasa bile ileride evlilik gibi ciddi bir durum olursa bu boşanmaya sebep olur mu ? Bu konu kafamı çok kurcalıyor yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

Ecem Selçuk Tarafından Soruldu | 2016.02.27

Merhaba, Bir ilişkide boşanmayı tek bir konu belirlemez. İlişkinin sorunları , artıp büyüdükçe ve yıpratıcı oldukça boşanmaya doğru ilişkiyi sürükler. Eğer ilişkide destekleyici ve düzeltici etkenler varsa bunlar da yıpranan ilişkinin ayakta kalmasına ve boşanma riskinden uzaklaşmasına yol açar. Bir ilişkide bireylerin birbirlerinin ilişkilerine hükmetmeleri , kısıtlayıcı doğası ile yaşamlarının diğer alanlarına doğru taşdıkça ilişki için sorunlar oluşturmaya başlar ve ilişkiyi zedeler. İlişkinin kendini koruyucu olduğu ama karşısındakini hapsetmediği düzeyde kısıtlamalar ilişkinin kendi doğalığında yaşanabilir.

Hocam merhaba ben Ömer 21 yasinda universite ogrencisiyim 2013 yılında baslamistim o donemlerle bi kizla tanistim aramiz cok iyiydi yaklasik 1.5 sene konustuk gezdik tozduk herseyi yaptik diyebilirim. Daha onceki hayatimda ben genellikle pasif icine kapanik biriydim .ama bu kiz benim hayatimi degistirdi. Insanlara korkmadan yaklasabilecegimi onlarla oletisim kurabilecegimi gosterdi. Ta ki ben ona acılana kadar. Hocam acildiktan sonra araya bi soğukluk girdi. Daha da kotusu artik konusmuyoruz. Ben de her gecen gun ona tekrar tekrar baglaniyorum. O oldugu sürece baska kimseyi de sevmek gelmiyor icimden. Bu durumun bi çözümü var mi? Artik dayanilmaz bir noktaya geldi. Icimdekileri bir turlu tutamiyorum. Derslerime odaklanamiyorum. Bu sene kpss sinavi var ve inanin bazen umrumda bile olmuyor. Ne yapabilirim hocam yardimci olirsaniz cok sevinirim. Simdiden tesekkurler.

Omer0101 Tarafından Soruldu | 2016.02.28

Merhaba, Kişiler orijinal sanat eseri gibi tek ve örneği bulunmazdırlar. Bunda dolayı da bir kişi çok hoşlandığı ve sevdiği bir ilişkisini yaşayamadan yada en yoğun duyguları yaşadığı dönemde kaybettiği zaman bir boşluğa düşer. Bu duygusal olarak bağlanan her birey için geçerlidir. Ancak bu boşluk ve sıkıntılı kayıp döneminin süresi ve kişinin verdiği duygusal tepki , kendi bireyselliği ve iç dünyası ile ilgilidir. İçe kapalı ve yeni ilişki kurmada zorlanan bireyler için bu durum tek olanı kaybetme ve bir daha bulamama duygusu ile yaşam boyu hüzüne dönüşebilir. Önemli olan duygusal kayıpları facia olarak yaşamayıp , kaybın hüznü ile günlük hayatın gerekliliklerini aynı anda yaşamayı başarabilmektir. İlişkilerin travmatik olmayan dostça ayrılık sıkıntıları aslında bir çok kişiyi olgunlaştırır. Bir sonraki ilişkisi için daha donanımlı hale getirir. Takıntılı şekilde ayrılığını kabullenemeyip ya ayrıldığına duygusal zarar veren yada kendi içine kapanarak yaşamını bozan kişilerde neden ilişkiden çok kendi duygusal donanım eksiklikleridir. Bu eksikliklerin tamamlanması yada olgunlaştırılması ile sorunlar düzelmektedir.

merhaba ben 19 yaşımdayım. ortaokul sonunda kendi doğduğum yere taşındık ama kimseyı tanımıyordum. taksiye bınıcektım kapıyı açtım ve o sırada karşıdaki cafede oturan kişiyi gördüm. ve taksiye oturdugum anda sanki donup kalmıştım bembeyaz olmuştum. eve gittiğimdede içimden kusmak geliyordu hastalanmış gibiydim kalbim çok yormuştu beni heyecandan. ağustosun son ayı oldugu için okullar açılana kadar sürekli o taraflara gittim ama birdaha hiç göremedim. okullar açıldığında yenı tanıştığım yakın arkadaşıma birini sevdiğimi söylüyodum ama kım oldugunu bılmediğimide anlatmıştım bu nedenle bırlıkte. bır gün sonuncu sınıfların mezunıyetı vardı ve ben o kişiyi kalabalık arasında gördüm ama arkadaşım göremedi. daha sonrada bana pek inanmadı belkide yok öyle bırı benzettın falan demeye başladı haklı olarak. bende unutmak ıcın ona ınanmaya çalıştım evet ya neden sevıcem belkı tanısam karakterı hıc hosuma bıle gıtmıcek neden onu dusunuyorum kı dedım. cunku okuldakı kımseyle konuşmayıp numaramı bıle vermek ıstemıyordum. tanımadığım bırı ıcın bıle suçlu hıssedıyordum kendımı. ben ne kadar denesemde lıse 3 e kadar bu böyle devam etti toplam iki kere sanıyeyle gördugum bırı ıcın. lise 3 te o cafe cıvarında bı yerde arkadaşlarımla oturuyordum. sık sık düşündüğüm bi konu değildi ama bırı neden hayatında hıc erkek arkadaşın olmadı dıye sordugunda aklıma gelen nedenınıde açıklamak ıstemedıgım bı konuydu tanımadığım hatta yakından bile görmediğim bırını uc yıldır sevıyorum demek zor geliyodu. en yakın arkadaşımın sevgilisi bana bugun bir arkadaşım rusyadan gelicek tanıştırıyım mı sizi ha? dedi. bende oralı olmadım. ama gelen kişi oydu. ve donup kaldım sadece baktım öyle. aşkla bakıyodum bır hafta okula gitmeyıp ağlamıştım hep ne yapıcam ben şimdi diye. cunku meğer sadece rusyada okuyomuş sureklı gıdıp gelıyomuş aslında hep ortak yerlerdeymışız. ve benım uc yıldır edindiğim arkadaşlar meğer onunda arkadaşlarıymış. artık özetlemek istiyorum biraz daha bu şekilde tanıştık sonuç olarak. daha başlarda kaçıyordum o gelince sonra görüşmeye başladık ortak arkadaşlarlada ve numaramıda aldı bırgün derken bız artık ıkımız buluşup görüşüyorduk. birgün birlikte kaldık uyuduk ama yakınlaşmadık. el ele falanda oturduk sabah kahvaltı hazırladık dışarı cıktık falan ama hıcbır sey soylemıyordu yani özel olarak. benımde onu kucuklugumden berı beklediğimi bilmiyordu yenı tanıştık sanıyordu. hep konuştuk yanı uyandıgımızdan yatana kadar bazen sabahlara kadar mesajlaşıyorduk. onunda hayatında bır kısı olmuştu o gune kadar. ve bi anda o kişiyle çıkmaya başladı tekrardan. ondan ayrıldı yıne bana yazdı bız yıne konuşuyorduk. ben almanyaya gittim ve gece 12 den sabah 6-7 lere kadar telefon kameralarımız açık uyuyorduk. değer vermese neden bu kadar konuşssun dıyordum kendime ama asla sevgili olalım mı demiyordu. benımle sadece takılıyor desem herhangı dusunulen bır yakınlığımda olmuyordu ki. o öpmek ıstese benım zaten ağlayasım gelirdi yakınlaşmazdım. arabada 7-8 saat oturup sadece konuşuyorduk herşeyden bana en cok guvendıgı ınsan oldugumu söylemişti. değer verdiğinden emindim. daha sonra ben almanyada okumaya başlayınca ben artık konuyu açtım. ben senı kucukken gormustum beklemıştım sonra tanıştık falan dedim. aşığım yanı dedım anlıcagın en net şekilde diye. mutlu oldum dedı ama ne diceğimi bilemiyorum ilişkiden korkuyorum ben geriliyorum dedi. anlayış gösterdım cunku bı tane kız arkadaşı olmuştu doğrudur dedim. daha sonra bu son yaz ben almanyadan geldim o rusyadan ıkımızde oralı oldugumuz ıcın yazı bırlıkte geçiriyorduk artık el eleyız sureklı buluşuyoruz. bi ara onun içi daralmaya başladı konuşmuyodu benımle mı ılgılı dediğimdede hayır bırlıkte düzeliriz senınle hıc ılgısı yok diyodu. geçen yıl babası vefat etti onun için daraldığını dusunuyorum. ama canı bırsey yapmak ıstemıyordu işte. sonra konuşurken bana şey dedi güzel bir şarkı atıcam şimdi sana dedi olur dedim derken benim arkadaşımın canı sıkılmış dışarı cıkalım dedi çıktık canlu müzikli bi yere. meğer oda ordaymış bilmiyordum. arkadaşlarına merhaba dedim onu sonradan gördüm ve kaldım öyle yanında bı kız vardı. saçlarını düzeltiyordu onun sarılıyodu. bende karşısında oturuyordum. sonra erkenden kalktı ve gitti birdahada bana hiç yazmadı bende yazmadım. ne dicektim ki görmüştüm yanında bırını. 1-2 ay sonra yazdım hıc haketmedim böyle olmasını dıye en azından saygı gösterseydin dedim falan bilmemezlikten geldi. ben zaten sevgili olmıcağımızı söylemiştim sana dedi. bıkac haftayada o kızla çıktı ilişkiden geriliyorum diyen kişi. şimdi kabullenemiyorum. o günden beri görmedim. yaz geldiğinde adım atsam o orda olucak. ve ruhumun hastalandıgını dusunuyorum. kollarım uyuşuyor dizlerim tutmuyo onu görünce artık yere bırakıyorum kendimi heryerim uyuşuyor. güçlenemiyorum. hayatımda bırıde olmadı onun için. diğer arkadaşlarımın aşk hakkında hıcbısey bılmediğini düşünüyorum her ay başka birileriyle. ama keşke benımde öyle olsaydı diyorum. şuan almanyadayım tekrar ama boğazım devamlı düğüm düğüm yutkunurken canım acıyo ve devamlı karabasanlar görüyorum. bana değer verip güvenip neden sevgili olmadı dıyorum. biraz kılom var ama bir cok insanın yakıştırdıgı kilodan. hanı olur ya balık etli denilir o şekilde. ben bunuda neden olarak görüyorum. arkadaşlarım sürekli o kendı hayatına bakıyor sende bak desede ben artık sayıklamaya başladım kelime kelime. takıntı olsaydı uc yıl tanımıyokende beklemezdım takıcak bı olay kişi yok sonucta sevdiğim için beklemişim. ama aşk mı bu yoksa nedir ne yapıcam bılmek ıstıyorum. yazın gerçek bi randevu da almak ıstıyorum cunku korkuyorum deliricekmişim gibi geliyo. teşekkürler umarım bı cevap alabılırım cok kez denedım bu sekilde soru sormayı inşallah olur.

cans3 Tarafından Soruldu | 2016.02.29

Merhaba, Yaşanan duyguların yoğunluğu kişiye bağlıdır. Duygusal yapıda , müzik ve sanata ilgili , romantik ve doğa sever bir kişinin duygusal tepkileri ile saldırgan, çiçek sevmez, katı duygulu ve hayvanları döğüştürmekten zevk alan birisinin duygusallığı çok farklıdır. Duygular tartı ile ölçülemediği için sayısal bir değer verilememekle beraber bazılarının duyguları diğerlerine göre daha az ve fakirdir. Bazılarımızın duyguları ve vicdani değerleri ise aşırı yoğundur. Genellemek gerekirse kadınlar duygusallığı daha yoğun yaşamaktadır. Ancak bir çok kadının duygusallığı ise bir çok erkekten daha katı ve acımasız da olabilmektedir. İlişkilerde bir sorunda , birinin ilişkiye ait duygusal yaklaşımının diğerine göre çok daha yoğun olması ve diğerinin bu yoğunluğu yaşayamamasıdır. Çok katı ve duygu verilmeyen bir anne tarafından yetiştirilen bir birey , ilişkilerine bağlanmayıp sadece çekicilik , eğlenme , ego tatmini ve duygusal çıkar içeriğinde ilişkiyi yaşayabilmektedir. Bu bireylerin ilişkideki en büyük göstergesi , ilişkiyi hep belirsiz gri alanda tutmaları yada aşırı duygu yoğunluğu verip ardından hemen kopmalarıdır. Duygusal yoğunluk bir anlamda içe bakışın fazlalığının göstergesi olduğundan , duygusal bireyler ayrılık sonrası kendilerini de çok yargılamaktadırlar. Halbuki duygusallıkları eksik olan bireylerin içe bakışı olmadığından ve kendi haklılıklarına fazlasıyla inandıklarından , ayrılık durumundan etkilenmemektedirler. Gitmeyen ilişkiler aslında vücudun duygusal olarak kendine yabancı bir dokuyu atması gibidir. Bir uyumsuz yabancı dokuyu insan vücudunda tutmak için bir sürü çaba ve ilaç kullanımı olsa bile bunu sağlamak vücuda çak pahalıya patlayacak ve eninde sonunda bireyin sağlığını da bozacaktır. Ayrılıklar bazen gitmeyecek olan kötü bir ilişkinin sonlandırıcısı ve yeni bir ilişkinin başlatıcısıdır. Romantik hayaller ancak gerçek ve sorumluluk sahibi sevgililerle yaşanabilir. Duygular değerlidir ve ancak ona değer veren bireylerle paylaşılmalıdır. Herhangi bir duygunun değerini bilmeyen bir kişi onu eninde sonunda değersizleştiren bir tutuma girecektir.

Sn.hocam, 15 gün kadar önce bir koroda şarkı söylerken birden başımda bir baskı oluştu ve şarkıyı söyleyemedim ve 2 saat kendime gelemedim,kitlendim. Son 3 gündür yine başımda içten baskı oluştu ve terleme ve tedirginlik oluştu,acaba beynimde ismini anmak istemediğim kötü bir şey olabilirmi? Bu arada karakterim gereği sık sık stres yapıyorum,kendimi çok yıpratıyorum. Seneler önce panikatak hastalığım vardı ve 3 sene ilaç kullandım. Şimdi zaman zaman böyle ataklarım oluyor,onun için cipram alıyorum, bununda etkisi olabilirmi? Cevabınız için şmdiden teşekkür ederim, ne derseniz onu yapacağım. Saygılarımla, hastayim2016

hastayim2016 Tarafından Soruldu | 2016.02.29

Merhaba, Baş ağrılarının en sık nedenlerinden bir tanesi psikiyatrik rahatsızlıklardır. Onun için baş ağrısı ile uğraşan Baş Ağrısı Polikliniklerinde psikiyatrist olmayan doktorlar tarafından da en çok yazılan ilaç antidepresanlardır (depresyon ilaçları). Özellikle bazı antidepresanların somatik ( bedensel) ağrılara da etkili olduğunu görmekteyiz. Özellikle kaygı ve gerginlikler baş ağrılarının en sık nedenlerinden bir tanesidir. Somatik (bedensel) Bulgu Bozuklukları psikiyatride bir tanı başlığıdır. Baş ağrısı gibi psikiyatrik nedenli bir çok bedensel şikayeti tanımlar. Psikiyatrik nedenli ağrılar için ana psikiyatrik rahatsızlık ve nedenleri tedavi/terapi edilirken, ağrıya neden olan şikayetlere yönelik geçici bazı psikiyatrik ilaçların da ilave edilmesi tedavi sürecinin hasta açısından daha kolay ve rahat geçmesini sağlar. Baş ağrılarının bedensel nedenlerini de atlamamak için nörolojik muayene ve gerekirse tetkiklerinin de yapılması da önerilir.

Merhaba, 23 yaşında 1 buçuk yıldır nişanlıyım. 1 ay sonra evleneceğim ancak nişanı attım ailem kabul etmedi hala yüzüğü takmam için baskı yapıyor. nişanlımı sevmiyorum görmek istemiyorum aylarca konuşmuyoruz mesafeler vardı ve herseferinde benii sevmedğini söylerdi bana şiddet uyguladı her türlü küfür ediyor bunların görüntülerini aileme göstermeme rağmen basit ufacık şeyler olduğunu söyleyip duruyolar. muhasebeciyim belli bir kariyerim bir konumum var ve ailem çalışmak bana iyi geldiği için seni işe göndermeyeceğiz telefonunu elinden alacağız sen hele arayı düzeltme bu evde barınamazsın milletten akıl alıp geliyorsun evden çıkamayacaksın hayatın kararacak gibi bir sürü söz söylüyor. bunaldım kendimi öldürme derecesindeyim. zaten gidecek bir yerimde yok. bana en kısa süre de yardımcı olmanızı rica ederim.

Cns Tarafından Soruldu | 2016.03.01

Merhaba, Evliliğinde boşanmaya giden bireylerin geriye dönük düşündüklerinde fark ettikleri bir nokta, evlenmeden hemen önce bu evliliğin doğru bir seçim olmadığını düşünüp yine de gelinen süreci göz önüne alarak evliliğe ilerlemeleridir. Evlilik öncesi çok yıpranan ilişkilerin evlilikten sonra bireylerin gayret ve isteği olmadan kendi kendine düzelmesi mümkün değildir. İlişki iki taraflı bir yapı olduğundan kişinin bir ilişkide yaşadıklarının sadece o ilişkiye özel olup olmadığını da fark etmesi gerekir. Çünkü kendinden kaynaklanan bazı sorunlar yüzünden her ilişkide benzer sorunlar yaşıyor yada kendi seçimleri hep kötü sonuçlanıyorsa, kendinden kaynaklanan sorunları da görme ve çözmesi de gerekir. İlişkide zor karar dönemlerini sabır ve sıkıntıya dayanarak aşmak gerekir. Ani ve kişiye zarar verecek kararlar , kişinin ileride daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalmasına yol açabilir.

Hacam iyi gunler sigara birakmakta kullanilan zyban ile efexor 75 mg ayni anda kullanilir mi

Tansu26 Tarafından Soruldu | 2016.03.03

Merhaba, Depresyon ilacı olarak kullanılan bazı ilaçların aynı zamanda başka tedavi edici etkileri de olabilmektedir. Örneğin bazı antidepresanların (depresyon ilacı) kaygı bozukluklarında da tedavi edici etkileri bulunmaktadır. Ayrıca tedaviye dirençli depresyonlarda birbirinin etkisini arttırdığı düşünülen birden fazla depresyon ilacı kullanılabilmektedir. Bu alan deneyim ve bir üst uzmanlık gerektirdiğinden psikiyatrist doktorun planına göre kullanılabilir. Çünkü kişiye özel yan etki ve risklerin değerlendirilmesi gerekir. İyi bir psikiyatrist doktorun risk değerlendirmesine göre bir sakınca yoksa, örneğin bazen sigara bıraktırmada da kullanılan bir antidepresan başka bir antidepresanla beraber de alınabilmektedir. Burada önemli olan bir konu da iki antidepresana da gerek olup olmadığı yada tek birinin kullanılırsa aynı görevi görüp görmeyeceğinin de değerlendirilmesidir. Örneğin risk açısından bir nokta; epilepsi eğilimi olan bir bireyin Bupropion ve Venlafaksin gibi iki depresyon ilacını özellikle yüksek dozlarda kullanması epileptik krizlerini tetikleyebilir.

Merhaba hocam,ben de psikolojik olarak iştah kaybı olduğunu düşünüyorum.Karnım aç ama yiyemiyorum.Yemek yerken midem bulanıyor ve kusasım geliyor.Bu durum yemeği bitirebilir miyim? düşüncesi aklıma geldiğnde oluyor.Bu durum beni mutsuz ediyor.Bana bu konuda yardımcı olur musunuz?

reinhold Tarafından Soruldu | 2016.03.05

Merhaba, Bedensel bir neden ve fiziksel bir hastalık bulunamıyorsa, her vücut şikayetinin altında bir psikiyatrik rahatsızlık yatabilir. Örneğin baş ağrıları , beden ağrıları , cilt problemleri , fibromiyalji yada kronik yorgunluk sendromu gibi rahatsızlıkların azımsanmayacak kadar büyük bir grubunda aslında altta yatan yada katkıda bulunan neden psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Örneğin kulak çınlaması şikayeti bile , gerginliklere bağlı çene kaslarının kasılması sonucu çene ekleminde oluşan problemler sonucu bile ortaya çıkabilmektedir. Bu fark edilmediği zaman hasta Kulak Burun Boğaz, Nöroloji, Dahiliye gibi bölümlerde defalarca görülüp bir sürü tedavi ve tetkikle karşı karşıya kalabilmektedir. Gastrointestinal (Mide-Bağırsak) sistemi de eski hekimlerce vücudun ikinci beyni diye nitelendirilirdi. Bundan dolayı ruhsal sıkıntılar bu sitemi etkileyebilmektedir. Örneğin kaygı (anksiyete) bozuklukları yada konversiyon bozukluğunda bulantı , midede huzursuzluk, şişkinlik , kusma, yeme ve yutmada zorluk ve yemek yersem kötü olabilirim , tuvalete sık gitme ihtiyacı ve benzeri şikayetler görülmektedir. Altta yatan psikiyatrik rahatsızlığın terapi ve tedavisi bu sorunların giderilmesini sağlamaktadır.

Merhabalar. 17 yaşındayım. Çocukluğumdan beri garip bir huyum var ev icinde kendi kendime hizli hizli yüriyorum.yoğun olarak düşünmeye başladığımda kalkıp yürüyorum ve o an düşündüğüm şeye kaptiriyorum kendimi bazen ayaklarim ağrımaya başliyor ama yinede devam ediyorum.arada gece oluyo evdekiler uyuyo benim uyukum olmuyo ve düşünmeye başladığimda mutfaga gidip mutfakta yürüyorum.düşündüğüm şeyler ciddi ve takıldığım durumlar değil. Çoğu zaman hayali seyler.tabikide ciddi durumlarda oluyo ama herzaman değil Birde arada yolda yürürken kendi kendime konuşup gülüyormuşum haberimbolmadan beni görenler söylüyo ama o an hiç farketmiyorum. Aslinda bunlar brni rahatsiz etmiyo bi sorun olarakta görmüyorum ama bi tanidigim bir rahatsizligin belirtisi olabilirmis bir psikoloğa görün istersen dedi. Bende merakımı gidermek için yazıyorum

Hamza0 Tarafından Soruldu | 2016.03.07

Merhaba, Bir grup bireyin hayal ve imajinasyonu diğerlerine göre çok daha fazla ve güçlü olabilmektedir. İç dünyaya yoğunlaşma Mevlevi dervişlerinde yada zikir sırasında olduğu gibi bedensel hareketlerle daha da artabilir. Kişinin bilinçli olarak kendi hayal dünyasına girip çıkabilmesi ve bunun etkisi ile kendi kendine konuşabilmesi bir psikiyatrik rahatsızlık belirtisi değildir. Ancak bu durum günlük yaşamını bozucu ve ilişkilerini de olumsuz etkiler düzeyde ise ve özellikle kendi kontrolü dışında oluşuyorsa ve kişinin kendisi de bu duruma engel olamıyorsa ve de mantıklı düşünmesini bozuyor ise o zaman bir psikiyatrik rahatsızlık düşünülebilir.

Sayın hocam ben 18 yaşında lise öğrencisiyim 3 yıllık bir ilişkim vardı 2 gün önce babası öğrendi ilişkimizi kıyameti koparmış şuan kızdan haber bile alamıyorum görüşemiyoruz konuşmuyoruz aramıyor msj atmıyor bana sabredecez bekleyecez dedi hocam ondan ayrı kalamıyorum geceleri uyuyamıyorum gündüzleri işlerimi düzgün yapamıyor dalıyorum sürekli hep aklımda hep merak ediyorum çok özlüyorum. Yıllarca beklemelimiyim sizce en az 2 yıldan bahsediyorum. Ne yapmalıyım sizce bana yardımci olun kafayı yemek delirmek üzereyim

aa2344 Tarafından Soruldu | 2016.03.09

Merhaba, İki sevgilinin birbirlerinden ayrılması sonucu oluşan ruhsal değişiklikler günümüze özgün değildir. Leyla ile Mecnun'un hikayesi bu örneklerden birisidir." Bu hikayede (7-8.yüzyıl ) Leyla ile Kays küçük yaşta tanışırlar. İkisi de pek güzeldir. Birbirlerine aşık olurlar. Fakat bu aşk hikayesi pek çok dedikoduya sebep olur. Ailesi Leyla’yı Kays’tan uzaklaştırmaya çalışır. Leyla bir çadıra ya da eve kapatılır veya uzağa kaçırılır.Kays, Leyla’sını aramak için dolaşmaya başlar. Dolaşırken ağlar, feryat eder, aşk şiirleri okur.Herkes arkasından “mecnun” ( delilik halinde olan kişi ) diye bağırmaya başlar.Leyla’sına kavuşamayan ve giderek akıl sağlığı kötüleşen Mecnun’un babası, ailesinden Leyla’yı oğluna ister. Delidir diye babası Leyla’yı Mecnûn’a vermez ve Mecnun’un tedavi olması gerektiğini söyler.Mecnun’un kaderi budur.Evinden ve insanlardan kaçan/uzak duran Mecnûn tenha yerlerde dolaşır durur. Çöl, dağ, yıkıntı, mezarlık, vahşi arazi gibi yerlerde oyalanır ve hayvanlarla konuşur. Hayvanlarla arkadaş olan Mecnun, avladıkları hayvanları azat etmeleri için varını yoğunu avcılara vermektedir.Uykusuzluk çeken Mecnûn zamanla yemekten kesilir ve zayıflar. Üstü - başı perişan, uzun ve dağınık saçlarıyla yarı çıplak dolaşmaktadır. Dünya hayatından kopan, geçmişi ve geleceği düşünmeyen, yalnızlığı seven Mecnûn toplum kurallarına uymayan düzensiz bir yaşam sürmektedir. Akıl sağlığının düzeldiği kısa dönemlerde Mecnun’un yazdığı aşk şiirleri o kadar güzeldir ki, herkes şiirlerini öğrenmek ve okumak ister. Alay edilen, korkulan ya da acıyarak seyredilen Mecnûn şiirleriyle hayranlık uyandırmaktadır." Aradan yaklaşık 1300 sene geçmesine rağmen yaşananlar çok farklı olmamaktadır. Ancak şunu unutmamak gerekir; bireyler ayrılık acısını yaşadıkları dönemlerde kendilerini ruhsal olarak sağlıklı tutmak için hem kendi iç ruhsal dirençleri hem de çevre desteği ile ayakta durmak zorundadırlar. Özellikle ruhsal rahatsızlığa eğilimli bireylerde bu tarz ayrılık tepkileri psikiyatrik rahatsızlıklara da başlatıcı neden olabilmektedir. Bireyin bir ilişkiye olan bağlılığı ayrılık olsa bile kendini iyi tutma sorumluluğunu da getirmektedir. Böylece aradan yıllar geçse bile ilişkilerini gerçekleştirebilen bireyler vardır. Böyle durumlarda zaman iki bireyin duygularının güçlülüğünü test etmektedir.

Merhaba Armağan bey.Geçen yıl başıma büyük felaketler geldi,iflas ettim ve çevremde kimse kalmadı.Çok fazla borç içindeyim.İşe giremiyorum.Herkes tarafından dışlandım ve bunun etkisiyle herşeyden korkar oldum.insanlar ile konuşmak cevap vermek bile bana olan tepkilerinden dolayı dışarı çıkamaz hale geldim.Bu korkularımı nasıl yenebilirim.Teşekkürler.

umuty Tarafından Soruldu | 2016.03.13

Merhaba, Sorunu çözmek isteyen ve sorumluluklarını bilen kişiler iflaslardan sonra önemli duygusal tıkanmalar yaşamaktadır. Halbuki sorumsuz ve psikopatik kişilik özelliklerine sahip bireyler iflası kendilerinin maddi çıkar elde ettiği bir durum haline getirmekte ve ödemelerini yapmamaları nedeniyle büyük zorluklara giren kişilere karşı en ufak vicdani bir duygu taşımamaktadırlar. Şirketleri iflas ettiği halde yaşam koşullarında ve lükslerinde bir gerileme olmayan bir sürü insan bulunmaktadır. Ancak iflasla ilgili aşırı sorumlu hissetme ve kendini suçlama da bireyleri yoğun bir karamsarlık ve ümitsizliğe itebilir. Bu durumda kişiyi depresyona düşürmektedir. Büyük kayıplardan sonra bir an önce yeni şartların getirdiği koşullara uyum sağlama ve yeni bir çalışma ortamına başlama önemlidir. Gerekirse farklı bir yerleşim bölge ve birimine de gitmek gerekebilir. Çünkü kişinin geçmişi bazen kişinin kendini yeniden yaratmasına engel olmaktadır.

3 yıldır beraberiz ona birşeyler sormaya çalıştığımda aşırı derecede sinirleniyor şunu senmi yaptın bunu neden sen yaptın gibi hani şunu şöyle yapmayacaktın tarzında ki sorulara aşırı tepki verip kabakuvvete yöneliyor neden yapabilir suçsuz olduğu içinmi yoksa hem suçlu hem güçlü olduğu içinmi

sarişin Tarafından Soruldu | 2016.03.16

Merhaba, Bireylerin sorunları konuşması kişisel olgunlaşması ile ilgilidir. Olgunlaşmamış, kendini tanımada zorluk çeken , kendine iç bakışı kısıtlı ve şiddet kültürünü ailesinde görmüş bireyler ; kendilerine yöneltilen eleştirileri tepki ile yanıtlayabilirler. Bazen de ilişkide bir bireyin aşırı eleştirisel yapısı , diğerinin o bireyin baş edilemez olduğu tarzında tanımlamasına yol açabilmektedir. Bu durumda birey kendini eleştiriye kapamakta , boş verir tutum takınmakta veya öfke ile tepki vermektedir. Kişilerin olaylara verdiği tepki tarzı huyları ve karakterleri ile ilgilidir.

geçmişle iliği sevgilimin bana anlattığı şeyleri araştırmak için arkdaşlarına sorduğumda bir öyle bir böyle konuşuyorlar ve kafam çok daha fazla karışıyor ve net olanı bilmeğim için piskoljim çok bozuldu bunu çözmem gerek nasıl yapabilirim

sarişin Tarafından Soruldu | 2016.03.16

Merhaba, Günümüzün ve geleceğin ilişkiler konusundaki en büyük sorunlarından birisi gizlilik ve mahremiyetin kalmamasıdır. Sosyal medya , elektronik sistemlerle bireyler diğerleri hakkında ilgili ilgisiz çok şey öğrenmekte ve bu durumda da bir bilgi karmaşası ortaya çıkmaktadır. Yani çağımızda alınan bilginin doğru yanlış sınırı karışmaktadır. Her hangi bir psikiyatrik rahatsızlıkla ilgili bilgiyi internette arasanız , bulduğunuz bilgilerin sizi net bir sonuca götürmediğini ve herkesin bir şey bildiğini ancak ne kadar iyi bildiğini bilmediğinizi anlayabilirsiniz. Bir ilişkinin geçmişini bilmek geleceğini tahmin ettirici olduğu kadar zedeleyebilir de. Onun için ilişkilerde iki bireyin ön yargısız ilişkilerini başlangıçta geliştirmeleri ve yaşanan sorunlar ilişkiyi ciddi anlamda zorladığı zaman birbirlerini çözerek anlamaları daha önemlidir. Ancak bu özene rağmen kişilerden birinin geçmişi ilişkiyi gölge gibi takip ediyorsa o zaman samimi bir şekilde ve özenli bir içerikte kısa geçmişi karşı tarafla paylaşmak gerekir. Diğer kişinin de geçmişi geçmişte bırakabilmesi ve çok fazla suçlar tarzda karıştırmaması önemlidir. Samimiyet ve güven ilişkinin temelidir. Geçmişi öğrenme sorgulama değil anlama ve anlayış içeriğinde olmalıdır.

Problemsiz evliligim, cocuklarım ve ailelerimiz var .Herkesin imrenicegi tarzda arkadas ortamimizda fena degil amaa bende kimsenin bilmedi sıkıntılar var mesela...bi ortamda bulunup eve döndüğüm zaman kendimi yargılıyorum "orda niye güldün niye öyle dedin aptalım ben herkese rezil oluyorum deli diyorlardır bana"gibi son zamanlarda kendimi eve kapattim hata yapma korkusu utanma vs ayrıca öfke ve irade kontrolsüzlüğümde var bazen cocuklarima ve anneme kötü davraniyorum ve bu beni temelli yıkıyor sizce normal miyim?

*Mehtap* Tarafından Soruldu | 2016.03.17

Merhaba, Psikiyatride bir anlamda anormallik akıl hastalığıdır. Akıl hastalıkları (Psikoz) ise mantıklı düşünceyi bozan rahatsızlıklardır. Hepimiz zaman zaman mantıksız düşünebiliriz ancak akıl hastalıklarında gerçeği sınama yetisi herkesin fark edeceği şekilde bozulmuştur. Örneğin vücudunda hissettiği birtakım hisleri kıyamet alameti olarak değerlendiren ve kıyametin bir iki gün içinde kesin olarak geleceğine inanan ve buna göre davranan bir bireyde bu bulgular anormallik çizgisindedir. Ancak toplumda , aslında akıl hastalığı olmayan ama yine de sık görülmeyen durumlar da anormal olarak nitelendirilebilmektedir. Kişilerin kendilerini aşırı yargılama , kızma , sorgulamaları kişinin rahatsız olduğu düzeyde olup yine de bir psikiyatrik rahatsızlık seviyesinde olmayabilir. Ancak bu şikayetler zamanla kişide başka bağlantılı şikayetlere yol açtıkça ve etraf ile ilişkisini bozdukça psikiyatrik rahatsızlık noktasına gelir. Hafif şikayet düzeyinde olan ruhsal durumlar kişinin kendi kendine yada çevre desteği ile de atlatabileceği konumda olabilir. Aslında çok sağlam temeli olmayan psikoloji uygulamaları yada şarlatanların önerdiği dozu bile belirsiz doğal desteklerle iyileşen bireylerin çoğunun aslında psikiyatrik rahatsızlık yada bozukluk yoktur sadece psikiyatrik hafif şikayetler vardır.

Hocam öncelikle iyi günler dilerim. Hocam ben 6 yıldır bipolar duygulanım hastasıyım. Bu yetmezmiş gibi 2 yıldır sosyal fobi hastalığına yakalandım. Aurorix isimli bi ilaç sosyal fobiyi tedavi ediyormuş. Bunu kullanmam sizce uygunmu. Yada tavsiye edebileceğiniz bir ilaç varmı. Şu anda kullandığım ilaçlar lithuril,abılıfy,akinetonve serequel. Çalışmalarınızın başarılarını dilerim

Phantera Tarafından Soruldu | 2016.03.19

Merhaba , Bir bireyin bir psikiyatrik hastalığının olması başka bir psikiyatrik rahatsızlığının olmayacağı anlamına gelmez. Tam aksine psikiyatride komorbidite yada eş hastalık ( iki yada daha fazla psikiyatrik rahatsızlığın bir kişide aynı anda olması) oldukça sıktır. Örneğin şizofreni tanısı alan bir kişinin aynı zamanda kaygı (anksiyete) bozukluğu yada depresyonu olabilir. 2009 yılında tez danışmalığımı yaptığım " Şizofrenide Anksiyete Belirtileri " konusunda aslında şizofrenlerde bu eş tanıların ne kadar atlandığını tespit ettik. Beynin halen haritalanma son aşamada olan bağlantıları o kadar karışıktır ki , bir sinir hücresi kimyasalı diğer alanlarda da sorun yaratıp farklı rahatsızlıklara da neden olabilir. Bir kişinin psikiyatrik rahatsızlığı onu iyi bilen iyi bir psikiyatrist tarafından 360 derece psikiyatrik değerlendirme ile yapılabilir. Eş hastalık dolayısı ile diğer ilaçlarla uyumlu ve o tanıya uygun psikiyatrik ilaçlar ilave olarak kullanılmaktadır.

Hocam mrb, ben arasıra da olsa bazı şeylere içimde çok sinirlenen ama dışarıya mümkün mertebe belli etmeyen biriyim. Ayrıca sanırım bipolar durumu da var bende. ara sıra Bakırköy ruh ve sinir hastalıklarından randevu alıp ilaç yazmaları için gitmekteyim. en son gittiğimde yeni mezun olmuş bir bayan psikiyatriste denk geldim. o bana : seni bugün hastaneye yatıralım istersen dedi. aslında hastaneye yatırma yetkim var ama sen kendinin ve her durumun farkında olan birisin bu nedenle sana bırakıyorum dedi. ben istemedim. ilaç yazın benim çalışmam lazım ve kimseye zarar vermedim bugüne kadar vermem de insanları incitmekten sakınan biriyim birini incitsem çok da üzülürüm. sadece beynimin içinde oluşan bu siniri yenmek istiyorum. gelgelim asıl sorum : doktorun bana bende yetki var demesi ne demektir ? bunu açıklayıp beni rahatlatırsanız memnun olurum. açıkçası bu söz biraz sinirlerimi gerdi tedirgin oldum. yani ben sırf böyle demesi yüzünden bi daha psikiyatristlere güvenemem. bendeki şüpheciliğinde etkisiyle durum kafamı sürekli kurcalıyor. Hastaneye yatmak istemiyorum çalışmam lazım işe gitmek beni rahatlatıyor ayrıca. doktor bana 3 günde bir hastaneye gel dedi gitmezsem sıkıntı olur mu ?sitenizdeki pat ve akös programlarını da yaptım. oradan da durumuma bakarak beni aydınlatırsanız sevinirim. şimdiden teşekkürler yardımınız için

MindR Tarafından Soruldu | 2016.03.21

Merhaba, Hastaneye yatırarak tedavi ; kişinin tedavisi ayaktan sürdürülemiyorsa , kişi kendi ve çevresine risk oluşturacak bir durumda ve kendi hareket ve eylemlerinin neden ve sonuçlarını fark edemiyorsa yapılmalıdır. Hastaneye kişiyi isteği dışında yatırma doktorun tek başına yetkisi değildir. Psikiyatrist doktorların önerisi ile mahkemenin verdiği bir karar sonucu zorunlu yatış hukuk çerçevesinde yapılabilir. İstem dışı yatırılan kişi de buna yine mahkeme kanalıyla itiraz edebilir. İnternet sitemden yaptığınız PAT ve AKÖS ön teşhis programları da öntanı olarak Bipolar Bozukluğunuzun olduğunu ve ayrıca Depresyon şikayetlerinizin yoğunluğu ile bunun bir mixt tip olabileceğini yada mizacın iki ucu arasında bir geçiş döneminde olduğunuzu göstermektedir. Bu şikayetlerinizin de AKÖS de ortaya konan kişilik özelliklerinizle direkt bir bağlantısı bulunmamaktadır. Psikiyatrist doktorun sizi sık görme önerisi tedavinizi ayaktan sağlama isteğidir. Hastaneye gitmemeniz hastalığınızın artma ve kontrol altında tutulamama riskini oluşturacağı için önemli derecede sıkıntı oluşturur.

hocam merhaba erkek arkadaşımla 3 yıldır beraberiz ve 3 yıldır hep aynı mekanlara gidiyoruz haftada 3 kez dışarı çıkarız ben monotonluğu sevmiyorum ama erkek arkadaşım beni kırmayıp değişik bi yere yada aynı şeylerin dışına çıktığımız zaman inanılmaz bi baş ağrısı tutuyo onu seviyorum artık üstelemiyorum ama sebebinide çok merak ediyorum enseden giren şiddetli bi ağrı bu ve cinsel hayatımızıda etkiliyo bu arada bu baş ağrısı korka korka ilişkiye giriyoruz, gerekli doktor kontrollerinden geçti bi bulguya ulaşamadılar acaba piskolojik bi durummudur benzeri bi vaka varmıdır diyede merak ediyorum? saygılar..

izmir Tarafından Soruldu | 2016.03.24

Merhaba, Teşhis yada tanı aynı olsa bile her kişi ve her kişinin psikiyatrik şikayet yada rahatsızlıkları farklıdır. İyi bir psikiyatrik değerlendirme de bu farklılıkları göz önüne alır ve kişiye özel bir tanımlama yapar. Bu tanımlamanın içinde psikiyatrik teşhis, kişilik değerlendirmesi, kişiyi etkileyen olaylar , kişinin iç çatışmaları , fiziksel hastalıklarının oluşturduğu ruhsal şikayetler , kişinin psikiyatrik riskler vs. olmalıdır. Örneğin bir obsesif kişiliği olan birey hep aynı şeyleri yanı düzenle yapmak ister ve bu düzeni bozulunca da strese girer. Stres kaygı (anksiyete) şikayetlerine neden olarak kas gerginliğine ve buda baş ağrılarına yol açabilir. Süreğen baş ağrıları çözülemediği zaman kişide neşesizlik, isteksizlik, cansızlık gibi depresif şikayetlere yada depresif bozukluğa yol açabilir. Depresyon sonrası bedensel şikayetler artıp , kişide enerji ve istek azlığına ve dolayısı ile cinsel problemlerin oluşmasına götürebilir. Kişi bu şikayetler ve oluşan psikiyatrik rahatsızlıklara çözüm aramayıp eve kapanırsa iş ve ilişkileri bozulmaya başlar ve bu durum kişiyi daha da karamsarlığa itebilir. Yani birçok bağlantı birçok şikayet ve rahatsızlığa neden olmaktadır.

Mrb hocam daha önceki soruma cevap verdiğiniz için teşekkürler. Size soru sorabilmemiz çok güzel çünkü devlet hastanesinde hiçbir doktor sorularıma cevap vermiyor. Neden cevap vermiyorlar ? İlaçlarımda bipolar tedavisi içindir yazıyor. ama doktora bipolarım değilmi dediğimde nerden biliyosun kim söyledi diyor.kimse bi şey söylemiyor sorun değil mi bu ? Teshiş ne zaman konuyor ? eğer bipolarsam engelli statüsünde olmam gerekir değil mi ? buna ne zaman karar verecekler bilmek istiyorum. sürekli gel demelerinden başka bi şey duymuyorum. teşekkürler

MindR Tarafından Soruldu | 2016.03.25

Merhaba, Psikiyatride tanı hasta ilk değerlendirildiği gün konulur ancak hasta süreç içinde görüldükçe daha da netleşir yada değiştirilebilir. Bazen hastanın ana teşhis grubunun alt tanı dalı bulgu ve şikayetleri çok belirgin bir tanıya götürmediği zaman, Atipik veya Başka Şekilde Tanımlanmamış/ Özgülleşmemiş bozukluk diye de adlandırılmaktadır. Aslında çok az görülen durumlar için konulan bu Atipik tanısı sık kullanılıyorsa , bu doktorun bilgi ve tecrübesinin olgunlaşmamasından yada hastayı yeterince değerlendirmemesinden kaynaklanabilir. Hasta Hakları Yönetmeliği 3.bölümü olan Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı'nda hastanın bilgilendirilmesi şartı belirtilmektedir. Özetle her hasta tanı ve tedavisi ile bilgi alma hakkına sahiptir. Bazı durum ve dönemlerde doktorlar , hastanın tanısının o anda söylenmesinin şikayetlerini ve durumunu kötüleştireceğini düşünür ise tanıyı belirtmeyi erteleme yada öteleme yoluna hastanın faydası için gidebilmektedirler. Zaten SGK bir tanı konulmadan ilaç/muayene ödemesi yapmayacağı için her hastanın bir tanısı mutlaka konulmaktadır. Bir kişinin önemli bile olsa bir psikiyatrik hastalığının olması onun engelli olması anlamına gelmemektedir. Örneğin her bipolar veya şizofren tanısı alan hastalıkdan dolayı emekli olacak düzeyde engelli değildir. Engellilik Özürlü Sağlık Kurulu'nun değerlendirmesi ve kararı sonrası verilen bir raporla belirlenir. Psikiyatrist doktorların bu konuda en çok zorlandığı problem , kendini psikiyatrik hastalığından dolayı kendi kendine emekli etme kararını yanlış olarak alan bireylerin bu konuda doktor ve sağlık kurulu heyetlerini zorlamalarıdır. Özellikle ülkemizin geri kalmış yörelerinde bu şekilde emeklilik hakkını kazanmış ancak bir suç dolayısı ile yeniden psikiyatrik durumunun değerlendirilmesi gerektiğinde, aslında emekliliği gerektirecek bir psikiyatrik hastalığı olmadığı fark edilen bireyler de bulunmaktadır.

mrb tekrar hocam faydalı bilgileriniz için teşekkürler. Doktor bana takip edildiğini düşünüyor musun diye sorduğunda hayır dedim ama soru eksik olduğu için mi hayır dedim aslında takip edilme hissi bende var mı çözemedim. çünkü ; örneğin bir mekan programı olan Swarm adlı programda insanlar gittikleri yerde c-in yapıyorlar orda olduklarını biliyoruz. ben de o programı kullanıyorum ama ben birinin beni takip etme olasılığını düşünerek beni takip eden olursa bulamasın diye gittiğim yerden ayrılırken check - in yapıyorum. şimdi ben böyle bir soruya evet mi demeliyim yoksa hayır mı ?

MindR Tarafından Soruldu | 2016.03.25

Merhaba, Psikiyatrik değerlendirmede sorulan sorular normal ile anormal arasındaki farkı belirlemek ve danışanın şikayetlerini ortaya çıkartmak içindir. Normal ile anormal çok belirgin olabildiği gibi bazen de gri bir alanda kalabilir ancak zaman içinde gittikçe netleşir. Günümüz teknolojileri de psikiyatrideki bir takım kavramların zamana göre değerlendirilmesini gerektirmektedir. Örneğin bundan 30 yıl önce benim her gittiğim yeri biliyorlar ve takip ediyorlar demek insanlara garip gelebilirken şimdi teknoloji bunu mümkün kılmaktadır. Ancak sorulan sorudaki sadece yanıt değil yanıtın içeriği de önemlidir. Örneğin insanlar beni cep telefonumdaki programla nerede olduğumu bilebilirler demekle sürekli elektronik ortamda başkalarının anlamsız bulduğu bir nedenden dolayı beni kesin olarak takip ediyorlar demek farklıdır. Sürekli takip ediliyorum demekle isteyen bir arkadaşım yada birisi cep telefonum dolayısı ile benim nerde olduğumu isterse bilebilir demek de ayrı şeylerdir. Psikiyatrik değerlendirmede, sadece bir soru ile değil psikiyatristin bilgi ve tecrübesi ile bağlantılı bir çok soru ile tanıya gidilmektedir.

Hocam merhaba ben 20 yaşında universiyeli bir kızım. Direkt size konuyu açmak istiyorum: gerçekten çok hantal oldugumu ve hiçbir şey yapamayacak durumda olduğumu düşünüyorum bu uzun yillar böyleydi ve ben bundan hep rahatsız olmusumdur yapmam gereken birsuru şey var en başta ders çalışmak gibi. Ama olmuyo surekli uyumak uyumak ve uyumak istiyorum inanin bu yazıyı yazarken bile eriniyorum. Bi başlasam bir şeyleri yapmayı eminim üstesinden geleceğim ama istek yok hirs yok lutfennnn yardım edinn...

Özgürkız Tarafından Soruldu | 2016.03.27

Merhaba, İnsanların duygu, düşünce, davranım ve hareketleri beynin kontrolü altındadır. Bundan dolayı hepimizin karakteri, huyu, canlılığı , hisleri , dürtüleri vs. farklı farklıdır . Yetişme tarzı ve çevre de bireylerin yaşam tutumlarını etkiler. Yani çevreden aldığımız olumlu duygu ve kazanımlarla teşvik olur ve daha iyi hissederiz. Bu durumun aksi yani çevrenin olumsuz ve yıkıcı eleştirileri de bireyi kötü ve cansız hissettirir. Bireyin kendinden memnuniyetsizliği , çevre ve kişisel iç-dış çatışma nedenleriyle açıklanamıyorsa , o zaman psikiyatrik bir sorunun olup olmadığı araştırılmalıdır. Çünkü hafif yada orta derecede süreğen veya sinsi psikiyatrik rahatsızlıklar bireyin motivasyonunu bozar ve uzun süre yaşandığı için sanki bireyin kişiliği böyle imiş gibi çevresinde ve kendisinde bir kanı yaratabilir.

hocam merhaba benım soyle bı problemın var 18 yasına gırdım daha once bı yerde calıstım akraba ve beceremedıgım ıcın ayrıldım bu benı etkıledı yanı yıllardır boyleyım utangaclık cekınglık var kalabalık ortamda konusamıyorum yani sosyal fobi sanırım evden cıkmak ıstemıyorum calısıcam ancak bir işe girmeye korkuyorum utangaclık cekingenlık hep boyle hayatta hep bunlar yuzunden kaybettım bı hastaneye gidip psikaytriden yardımmı almalıyım sızce ? bide bu durumda ne yapıcam yanı calısmak zorundayım nasıl yenebılırım

akrepadam1 Tarafından Soruldu | 2016.03.27

Merhaba , Bireylerin utangaçlık ve çekingenlikleri kişiliklerinden veya sosyal anksiyete bozukluğu dediğimiz sosyal fobi rahatsızlığından kaynaklanabilir. Genelde aşırı eleştirisel ortamlarda büyümüş ve özgüveni desteklenmemiş bireylerde görülebilmektedir. Ailede benzer duruma sahip ebeveyn yada ebeveynlerin ebeveynleri de varsa genetik etki ile de oluşabilmektedir. www.armagansamanci.com.tr makaleler bölümünün psikiyatri kısmının 11-12. sayfalarında sosyal fobi ve kendi kendine yenme yöntemleri ile ilgili dört yazı bulunmaktadır. Aynı sitedeki PAT (Psikiyatrik Akıllı Ön Teşhis ) Sistemi ve AKÖS (Akıllı Kişilik Özellikleri Sistemi) bilgisayar uzman programları ön tanınızı koyup size özel bir psikiyatrik değerlendirme yapacaktır.

Cevapladıgınız ıcın saolun makalelerınızı okudum evet aynen var ve bu hayatımı kotu etkılıyor yanı bı hastaneye gıtmem gerekıyor sanırım ama ınsanların ustunde su algı var hocam mesela psikaytriye gıdın ınsan delı gıbı tabirler kullanıyorlar yanı bende bundan kaygılanıyorum aıleme nasıl soylıcem vs gıbı

akrepadam1 Tarafından Soruldu | 2016.03.27

Merhaba, Çağımız değişmesine rağmen insanların psikiyatriye bakışları olumsuz olabilmektedir. Bu durumu kırmak için örneğin İngiltere'de sanatçılar , politikacılar, ünlü finansçılar vs. gibi toplumda bilinen bireyler yaşadıkları psikiyatrik rahatsızlıkları ortaya koyarak , psikiyatrik rahatsızlıkların diğer fiziksel rahatsızlıklardan farklı olmadığını irdelemeye çalışmaktadırlar. Ayrıca günümüzde toplumun azımsanmayacak bir oranı psikiyatrik tedavi görmektedir. Sorun özellikle küçük yerleşim birimlerinde mahremiyet ve gizliliğin sağlanabildiği tedavi ve terapi ortamlarının sağlanamamasıdır.

Merhaba, ben 20 yaşındayım. 14 yaşinda pskiyatriste ve psikolaga birlikte gitmeye basladim. Bi kac doktor degistirdim. 4 5 sene once onemlj bi doktora gittim beyinle alakalıydï yuruyus kafa boyu refleks kontrolu vb. Seyleri yaptilar bi sorun yok dediler. Ama suan 7,5 aydir doktora gitmiyorum done donemde biraktim. Icimde insanlara asiri bir nrfrt var. Doktora gitmek istemiyorum. Gitmem zorunxdasin diyenleri sucluyorum. Annemle babam ayri. Babamla gorusmuyorum bana hic destek olmadi bugune ksdar. Ailesini jnsan yerine koydum olmadiklarini gordum. En yakin arkadasimla 4 senedir konusmuyoruz. Annem hastalandi bu sene. Ailemin diger fertlerinjn cogu cok cok iyi durumdalsr ve kendimi onlara yakin hissetmiyorum. Bi komsumuz vardi panikatak hastaligi vrdi. Bigun bize geldi annemle kavga ettik. Cocugu yanimda duruyodu. Ben parcaliyucakmisim guya salaga bak nefret ediyorum o kadindanda. Kimseyi tanimak istemiyorum. Gecen gunlerde intihar girisiminda bulundum. Artik duzelmek oistiyorum ama yasama svincim öldü.ne yapmaliyim?

asdasd Tarafından Soruldu | 2016.03.29

Merhaba, Her birey yaşamında zor dönemler geçirebilir. Önemli olan problemleri çözmek için çabadan vazgeçmeyip , ümitsizliğe düşmemektir. Kişilere yaşamda güven, huzur ve duygu veren yetiştiği ortamdır. Sevgi dolu ortamlarda yetişenlerde daha sıcak duygular ve insana yakın hissetme oluşurken, çatışmalı kin nefret dolu ortamlarda yetişenlerde ise kızgınlık , insanı ve kendini içte sevmeme ancak dışta aşırı beğenme oluşmaktadır. Bu açıdan çocukluğu duygusal fakir ailelerde geçen bireylerde , iyi bir arkadaş yada iyi bir terapi ortamı kişi için uzun planda kısmi iyileştirici olmaktadır. Özetle , kişiler çocuklukta eksik aldıkları duyguları daha sonraki yaşlarda samimi ve içten ilişkilerde bulduklarında tamamlamaktadırlar. Bu durumlarda , ilaçlar insanlardan alınan duygunun yerini tutmaz.

Merhabalar 5 yaşında 2011 doğumlu çocuğumla ilgili yaşadığımız bir problemimiz var. Oğlumuza 2 yıl babaanne 2 yıl bakıcı baktı. Yaklaşık 7 aydır da kreşte eğitim görüyor. Biz öğretmen olduğumuz için kağıt kürekle haşır neşir oluyor. Kreşte Kur'an eğitimi de aldığı için kendisi okumayı da söktü. Masabaşı etkinliklerinde sorun yaşamıyoruz ve istekliyiz lakin arkadaşlarla oynamaya gelince iş problemler ortaya çıkıyor. Çok bencil ve hep kazanmak istiyor bu da karşı tarafın karşı çıkmasıyla sinir ve küçük çaplı krizlere neden oluyor. Tek çocuk olması hasebiyle isteklerinin tamamına yakını karşılandı ve karşılanıyor ama bu oyun oynamada problemimiz ve arkadaş kurmadaki sıkıntımızı nasıl çözeceğimiz konusunda yardıma ihtiyacımız var.

muratturan03 Tarafından Soruldu | 2016.03.31

Merhaba, Çocuklar tek başına yetiştirildiklerinde ve her istedikleri yapıldığında daha bencil olmaktadırlar. Tek başına evde yetiştirilmiş çocukla , kardeş/arkadaş ortamında yetiştirilmiş çocuklar arasında bu açılardan farklılıklar olmaktadır. Çocukların zaman içinde oyun grupları, kreş ve okul gibi ortamlarda paylaşmayı öğrenmesi başlamaktadır. Çocuklar gördüklerini öğrenmekte ve ona göre bir tutum almaktadırlar. Tutum ve davranış şekillerini de kısa sürede değiştirmeleri çok kolay değildir. Ayrıca çocuk da olsa ona özgün genetik bir huyunun olduğu da hesaba katılmalıdır.

Merhabalar bu uzuuuuuuuuun yazımı okuduğunuz için şimdiden çok teşekkür ederim. Ben uzunca bir süredir gülemiyorum. Yani gerçekten, olmuyor... sahte gülmeye çalışsam gülen insanın gözlerine bakamıyorum gülmeye kendimi zorladığımda da ağlamaya yakın bir görüntü çıkıyor ortaya. Birisi espri yapacağı ya da yaptığı zaman sanki şok geçiriyor gibiyim. Çok kaygılanıyorum resmen vücudum soğuyor tam tecrübe etmedim tabiki ama ölüm gibi bir his çöküyor. Bunlara rağmen yinede kendimi gülmeye zorlarsam ağız ve göz çevremde titremeler oluyor. Ve zaten orada gözlerimi kaçırmak durumunda kalıyorum bakamıyorum. Çok aşırı bir heyecan ve panik oluyorum galiba. Bunların sebebini utangaçlık ve mutsuzluk olabileceğini düşündüm çok kafama takıldı kendi kendimi gözlemlemeye çalıştım. Çünkü telefonla konuşmalarda göz teması olmadığı için sanırım daha rahat gülebiliyorken yüz yüze birilerinin komik olduğunu düşündükleri şeyleri anlatırken tamamen gülebilmeye odaklanır hale geldim ve gülemiyorum. Çok kötü tecrübeler yaşadım. İnsanlar o surat ifademi görünce ilişkilerini kestiler benimle. Öyle kaygı dolu bir bakış ki inanın o halimi ben bile görmek istemem... Neden konuşmadıklarını anlayabiliyorum. Siz espri yaptıktan sonra espri yaptığınız kişinin gülmek yerine kadavra gibi size bakması hiç hoş olmaz tabi. Konuşmamda bir problem yok (Bunu megalomanlık yapmak için değil odak kaymaması için söylüyorum. Herşeyden şikayet eden bir yapım yok yani onu demek istiyorum. Çok şükür derdimi anlatabilecek kadar konuşabiliyorum.) Uzun esprilere dayanamıyorum yani o kadar uzun süre tebessüm edemiyorum suratım dayanmıyor. Benim için Woodey Allen biçilmiş kaftan sanırsam. Kısa kısa... Sebebi psikolojik midir sizce tedavi görsem düzelebilir miyim? Yani inanın bundan kurtulmak için ömrümden gün bile verebilirim... en azından gülerek yaşarım. Çok yardımcı olur yönlendirmeniz çünkü gülümseyen insanlarla karşılaşmamak için yolumu değiştirir haldeyim. Gülen insanı görünce gülemiyorum, ben gülünce o gülmezsede gülemiyorum bozuluyorum. Yani sonuç olarak gülemiyorum. Birde şiddet temelli sporlarda bunu attığımı gözlemledim. Yani bu yüzden utanma ve mutsuzluk diyorum çünkü şiddette utanma duygusu pek olmuyor anladığım kadarıyla ve o esnada veya o aktiviteden sonra rahat gülebildiğimi gördüm. Gerçekten ciddi anlamda sosyal ilişkiler kuran ve aralıksız her ortamda espri yapan birisi iken bütün neşemi kaybetmiş durumdayım ve gülemediğim için iletişim kurmaktan kaçıyorum çünkü gülemiyorum. Bir tanıdıkla karşılaşmak, bir misafirin gelmesi vs vs... Helede birinin fıkra anlatması... Gülememek gerçekten acı bir şey. Fikirleriniz ve görüşleriniz için çok teşekkür ederim. Son olarak hazır yüz yüze değilken bari buradan gülmeyi deneyeyim... :/ umarım olmuştur. Tekrardan teşekkürler saygılar...

qlok Tarafından Soruldu | 2016.04.01

Merhaba, Gülmek yaşam enerjisi ve içsel hoşnutluk ve rahatlık duygusu ile bağlantılıdır. Kişini gülmesi için düşünmeden ve kendini bırakabilmesi de gereklidir. Aşırı kontrol , kişinin sürekli kendini izler veya izlendiğini hisseder yapısı duygusal coşkuya kapılmasına engel olur. Kişi kendini aşırı eleştirir ve duygularını serbest yaşayamazsa farkında olmadan coşkusunu da engeller. Sosyal Anksiyete, gülmenin ayıp diye aşırı baskılandığı yetiştirme tarzı, kaçıngan ve içe dönük kişilik yapısı , duygusal enerjinin kaybolduğu yada durgunlaştığı psikiyatrik rahatsızlıklar gülmeye engel olabilmektedir.

Hocam merhaba. Babam pisikiyatri hastası %60 raporu var. içtigi ilaçlar seralin 50 mg, Akinaton,rileptid risperidon 3mg. Hocam babam umreye gitti.Umrede psikiyatri haplarını içmedi.Umreden geldi ve hala ilaç içmiyor içmek istemiyor.İlaç içmeyeli 16 gün oldu ve kendisinin iyi oldugunu söylüyor. Görünürde gerçekten iyi gözüküyor. İlaçları içmediği zaman kötü düşünürdü umreden geldiginden beri kötü düşünceler kötü kelimeler duymadık kendisinden. İlaç boşluğuna düşermi hocam.İlacı içmediği için, etkisi ne zaman görülür. İlaç vermek istiyoruz ama kendisinin iyi oldugunu birdaha ilaç içmeyecegini söylüyor. Bu gibi hastalar acaba iyileşebilirmi?ilaç içmesi gereklimi?Şuan kendisinden kötü kelimeler duymadık kötü bir şey görmedik.İlaç içmesi icin çok yalvarıyoruz ama içmeyecem ben iyi oldum umrede diyor.Kötü olursam verirsiniz psikiyatri haplarını.Ne yapmalıyız hocam.İlacın boşluğuna düsermi?Cevap verirseniz cok seviniriz. Şimdiden teşekkür ederim.

Ali53 Tarafından Soruldu | 2016.04.02

Merhaba, Psikiyatride özellikle ciddi hastalıklarda ilaç tedavisi mutlaka gerekmektedir. Tedavi ile şikayetlerin düzelmesi kişinin iyileştiği anlamına gelmemektedir. Kişi iyileşince ilaç bırakılabilir. Halbuki bazı psikiyatrik hastalıkların tekrarlama risk yüksek olduğundan kişinin tedavi ile şikayetleri düzelse bile iyileştiğinden bahsedilemez. Bu tür hastaları yanıltan ilacı kesince hiç bir şikayetlerinin olmadığını görerek iyileştim kanısına kapılmaktır. Halbuki uzun süreli bir ilaç tedavisinden sonra ilaç kesilince hemen hastalık tekrarlamaz ama kişiye göre aylar içinde tekrarlama riski gittikçe artar ve sonunda tekrarlar. Hatalığın iyileştiği ve ilaç kesilmesi gerektiğini hastayı bilen iyi bir psikiyatrist karar verebilir.

Merhaba hocam benim size sormak istediğim bir konu var yardimci olursanız çok sevinirim yeni evliyim eşimde bir sorun var evden sürekli para altın ne bulursa alıp götürüyor düğünümden önce annesinin 8 bin Tl sini almış benimde altinlarimi aldı götürdü daha önceden de var bu tarz olayları iddaa oynadım diyor ve kendimi engelleye miyorum kendimi diyo ve sürekli biz ona hata yapmisiz gbi bize cikisiyor bunda bir problem olduğu kesin ama nedir napmaliyiz ailecek çöktük sürekli yalan var ve profesyonel söylüyor inandiriyor

Firdevs Tarafından Soruldu | 2016.04.03

Merhaba, Kumar Bağımlılığı uyuşturucu madde bağımlılıkları ile eşdeğer tutulan bir bozukluktur. Tedavisi kişi bu konuda tedavi olmaya hazır ve özellikle kişilik bozukluğu da yoksa mümkün olmaktadır. Genelde ise kumar bağımlıları kendilerini ve ailelerini maddi ve manevi olarak tükettikten sonra mecburen tedaviye başvurmaktadır. Böyle başvuruda da bir kısmı , kumar bağımlılıklarını çözme değil de kumarın getirdiği maddi sorunlardan ve ailevi krizlerden kurtulmak için bunu yapmaktadırlar. Buda tedavi açısından çok yardımcı olmamaktadır. Yoksa tedavi olmak isteyen , problem çözme yetisi olan bireyler için terapi ve bazı yeni ilaçların yardımı ile iyi sonuçlar görmekteyiz.

Merhaba hocam, yardımınıza fikirlerinize ihtiyacım var şimdiden teşekkürler.28 yaşında bir bayanım 5yıllık bir arkadaşlığım (sevgilim)var kendisiyle işinden dolayı uzaktayız bir problemimiz yok birbirimize karşı sevgimiz saygımız her zaman var kendisi memur ben özel sektörde çalışıyorum üniversite de okumuş biriyim ancak buna rağmen ailesi memur olmadığım için beni istemiyormuş (ayrıca bir sürü saçma sapan sebepler bir örnek vereyim renkli gözlüymüşüm sevgilim beni böyle seviyor) bunları bana söylemedi sebepsizce yavaş yavaş benden uzaklaştı 1 yıl görüşmedik ve sonra tekrar görüşmek istedi durumu anlattı arada kaldığı için yapacak birşey de bulamadığından bana daha fazla umut vermemek için söyleyemediği için sessizce gittiğini ama artık ailesinin sıcak bakmaya başladığını söyledi hatta annesi benimle konuşmak istemiş beni birebir tanımıyorlar uzak olduğumuz için telefonla birkaç kez görüştük bana olumsuz olacak hic bir kelime bile etmedi şimdi yine öğrendik ki ailesi hala ona kız bakıyormuş istemediğini söylediği halde ama kendisi biraz yetiştiği aile ortamından dolayı çokta açık bir şekilde ailesiyle konuşamıyor ailesi de akrabalarından kendi istediğiyle evlenip boşanan biri olduğundan herkesin öyle olacağını düşünen bir kanı oluşmuş ben cahillik diyorum ikimizde seviyoruz birbirimizi evlenmeyi düşünüyoruz aileden dolayı hiç birşey yapamıyoruz düzelirmi vazgeçerler mi olumsuz düşüncelerinden ya da ne yapabiliriz bilmiyoruz evlenirsek aynı şehirde bile olmayacağız. konuşmasak üzülüyoruz şimdi yine konuşuyoruz ama sonumuz ne olacak diye düşünmekten kalbime resmen ağrılar giriyor öte yandan bir o kadar daha bekleyip olumsuz sonuçlanması da düşündürüyor beni ciddi anlamda görüştüğüm tek insan ve az bir zamanda değil çabalarım bu yüzden ikimizde bitirme taraftarı değiliz ancak ailesini de karşısına almasını istemiyoruz sizce bitirmek mi gerek ne yapmalıyız. teşekkürler

masal Tarafından Soruldu | 2016.04.08

Merhaba, Bir ilişkininin ilerlemesi için onu destekleyen etkenlerin olması gerekir. Bir ilişkiyi bitiren ise onu köstekleyen sebeplerin artışıdır. İlişki iki kişiye ait bir konum olduğu için , birinin kararsız ve belirsiz olması ilişkinin gittikçe belirsizliğe doğru yönelmesine neden olur. Özellikle ailelerin karar konusunu ortada bırakmaları da aslında o ilişkiyi istememeleri anlamına gelmektedir. Benim genel kuralım 3 yıl içinde bir evliliğe ilerlemeyen ilişkilerin ayrılığa doğru gideceğidir. Bu nedenle ilişkilerine bağlanan ve bütün gençlik ve evlilik çağını ilişkisine verip 30 lu yaşlarda ilişkisi biten ve sonrasında da evlenemeyen bir sürü genç bayan bulunmaktadır.

Merhaba Dr bey 4 sene önce yaygın anksiyete teşhisiyle 1 yıl citolle tedavi oldum.Askerde anksiyetem nüksetti 2gündür citol kullanıyorum yarım fakat bende citolü bırakırken durum ortaya çıktı.İlacı alıyorum bir 10 saat geçtikten sonra vücudumda yanma kafamda bacağıma doğru inen acayip hir his oluşuyor arada ve aşırı kaygılıyım kendimi kaptırınca çıldırcakmış gibi oluyorum.Bu neden olabilir?İlacı değiştirmem gerekiyor olabilir mi?Çünkü çok çok kötü hissediorum kendimi.

dogu52 Tarafından Soruldu | 2016.04.11

Merhaba, Özellikle panik bozukluk gibi kaygı (anksiyete) bozukluğu olan bireyler, ilaç yan etkilerine karşı daha hassas olmaktadırlar. Psikiyatri ilacını başladıkları noktada da zaten sıkıntıları en üst safhaya çıktığı için daha da ilaç yan etkilerine hassas bir dönemde olmaktadırlar. Birde buna Yaygın (Genelleşmiş) Anksiyete Bozukluğu gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda kullanılan antidepresanların etkilerinin başlaması için 2 haftaya yakın bir süre bekleme gerektiği eklenince ( çünkü bu arada rahatsızlık şikayetleri de kendi seyri içinde artabilir ) , ilaç alımından sonra bu ara dönemde şikayetlerde artış bile olabilmektedir. Ancak esas nokta antidepresanlar tek başına verildiğinde başlangıç dönemlerinde biyokimyasal etkileri dolayısı ile kaygıda geçici bir atışa neden olan yapılarıdır. Bu durum bazı ilaç ilaveleri ile çabucak giderilebilir yada önlenebilir.

Hocam teşekkür ediyorum cevap verdiğiniz için. 24 gün oldu hala ilaçlarını almıyor babam. İlaçları da şunlar hocam seralin 50 mg, Akinaton,rileptid risperidon 3mg bunları alıyor. ilk başla da iyi idi ama şimdi bozmaya başladı. Ani sinirlenmeler kötü düşünmeler yavaştan belli etmeye başladı kendisinde. Hayali biri var kendinde onunla da irtibata geçiyormuş ilaç vermek istiyoruz ama almam diyor. ilaç tedavisine nasıl döneceğiz hocam. yardımcı olursanız sevinirim. bize bir akıl verin yol gösterin hocam. doktoruyla da konuştuğumuzda ilaçları kesin içmesi gerekiyor dedi.Ama ilaçları kendisine içirebileceğimi sanmıyor. Benim üzerime bir anda gelemeye başladı ilaçlarını iç dediğim için sonra bir anda yumuşadı. Ani sinirlenmeler var kendisinde bir anda sinirlenebiliyor. Yardımcı olursanız çok sevinirim.Bize bir yol gösterin hocam.

Ali53 Tarafından Soruldu | 2016.04.13

Merhaba , Psikiyatrik rahatsızlıkları olanların yarısı ( % 50 ) zaman içinde ya ilaçlarını kendi kendilerine azaltıyor yada kendi kendilerine kesmektedirler. Bu durumda psikiyatrik rahatsızlık ve hastalıkların en büyük tekrarlama nedenlerinden birisidir. Diğer taraftan hastalarda , uzun süre sürekli ilacı almaktan ve yan etkilerinden sıkılmakta ve iyi hissettikleri noktada ilaçlarını kendi kendine düzenleme yoluna gitmektedirler. Eğer hasta ile psikiyatrist doktoru arasında iyi bir tedavi ilişkisi yoksa bu durum daha sık olmaktadır. Yani hasta özellikle iyi olduğu dönemlerde de doktoru ile iyi bir iletişim içinde olmalı, psikiyatrist doktoru da hastayı düşünerek en az yan etki ve en küçük ilaç dozu ile tedavi optimizasyonunu sağlamalıdır. İlaç almayan hastaya , yakınlarının iyi davranım ve boğmayan ısrarları ve doktorunun ikna çabaları çoğunlukla etkin olur. Zaten ilaç almaya başlayan hasta iyileştikçe kendi ilaç alma gerekliliğini fark eder ve ilaç verme gittikçe kolaylaşır. Ancak hastanın rahatsızlık öncesi kişiliği de önemlidir. Zaten inatçı , tepkisel ve zor bireyler hastalıkları sırasında da daha zor ve uyumsuz olmaktadırlar.

Merhaba hocam. Yardiminiza ihtiyacım var. Geçen yıl beraber çalıştığım is arkadaşım bana duygularını açınca kabul etmiştim. Çünkü geçen yıl duygu olarak benimde ona karşı hislerim vardı. Bu yıl başka şehirde çalıştığı için ilk zamanlar telefon ile gorusuyorduk. Her şey iyi gidiyordu. Sonra yüz yüze görüştük ve ben duygularimdan emin olamadım. Daha önce duygusal bir ilişkim olmamıştı. Anlamlamladiramiyirdum duygularımı.daha sonra durumu aileme bahsettim evlenmek istedigimi söyledim . Ailem uzak şehir diye kabul etmedi. Biliyorum bu sebep çok saçma.Ailemin düşüncesini degistiremedim. Ailem daha öncede hayatımla ilgili diğer kararlarda engel olmuşlardı. Ailemle ilk catismamiz değildi bu. Konuşmanın başında da söylediğim gibi bnm duygularımı da anlamlandiramiyirdum diğer taraftan ailemde karşı çıkıyordu ben çok kötü hissediyordum kendimi. Ben ayrıldım ama kendimi toplayamadim. Aradan iki ay geçti halen verdiğim kararin doğru mu yanlış mı bilmiyorum. Sürekli onu düşünüyorum. Bazen düşünüyorum onu sevmese idim ayrıldıktan sonra üzülür muydun diyorum . Hislerimi bulamıyorum . Diğer taraftan ailemle aram çok kötü onlara kizginligim geçmiyor. Farklı şehirde çalıştığım için ailemden ayrı yaşıyorum ama konuşmuyorum bu olaydan dolayı.uzaklastim iyice. Önceden bir iki saat bile kırgın kalamazdim insanlara. Ama şimdi aileme çok kizginim. Affedemiyorum onları bu halim endişelendiriyor beni. Kendimi çok yalnız ve çaresiz hissediyorum. Bana yardım edin. Kendimi anlamıyorum bu ilişkinin bitmesinin tek sebebi ailem değildi aslında bende sebeptim ama aileme kizginligim geçmiyor. Bana yardım edin lütfen neden böyle davraniyirum. Arkadaşıma olan duygumu nasıl anlayabilirim birde. Ne yapmaliyım yol gosterir misiniz.

ayse123 Tarafından Soruldu | 2016.04.13

Merhaba, Kişilerin olgunlaşması ve kendi kararlarını vermeleri bireyselleşmeleri ile bağlantılıdır. Bu süreç sadece yaş ve zamanla değil kişinin kendini geliştirmesi ile de ilgilidir. İleri yaşta olup halen bağımsız karar veremeyen erkek yada kadınlar olduğu gibi 20'li yaşlarda kendi ile ilgili sağlıklı kararlar alabilen bireyler de vardır. Aileler , yetiştirilme tarzı, bireyin kendi biyolojik yapısı , aileden uzak yaşama fırsatları , iş/duygusal ilişkilerindeki deneyimler , kendi öz güvenleri vs. bireyin ergin, erişkin , olgun ve bireysel kararlar verebilen olmasını sağlar. Bu oluşmadığı zaman yaşamları ile önemli kararlar verme aşamasında etki altında kalıp kafaları karışıp ne karar verirlerse versinler rahat olamayabilirler. Zaten yaşamla önemli ilgili kararlar her zaman bir risk tarafı da taşıdığı için , kişinin kendi çok kararsızsa , başkalarının kararı yönünde daha çok hareket etme eğilimine girmektedir. Bu sadece aile değil karşısındaki başka bir kişi de olabilir. Kendi duygularından kararsız olup ilişkisinin kararlılığı ve yönlendirmesi ile duygusal olarak istemediği bir sürece çekilen bireyler vardır. Bir bireyin yaşamsal olarak rahat olması için kendi ile barışık bunun içinde kendini artısı ve eksisi ile tanıması ve eksi yönlerini geliştirmesi gerekmektedir. Kendini tanıyan birey karşısındakini de daha iyi tanır ve duygularında da ona karşı daha netleşir. Karşısındakinin kendine yaklaşımı ve yorumu ile kendini tanımlayan birey için bireyselleşmiş ve bağımsız denilemez. Kişi kendi karasızlığını ve olumsuzluklarını da bağımsız olmadığı zaman başkasına bağlayıp , onlara karşı onlar neden oldu diye kırgınlık ve kızgınlık içine girebilir, halbuki esas neden kendi kararsızlığını başkalarının kararı ile çözmüş olmasıdır.

merhaba psikologa gitmek yerine acil bir şekilde sizden yardım almak istedim çünkü ciddi dercede hiç iyi değilim stresten zayıflamanın yemeden içmeden kesilmenin yanı sıra canıma kıymayı düşünür oldum...23 yaşında bir bayanım,3 yıllık bir ilişkim erkek arkadaşımın aşırı kıskanlıgı ve despotlugu yuzunden sonlandırmak zorunda kaldım ki bana defalarca yalvarmasına ragmen geri donmedım gozumu nası bır ofke buruduyse suan ben bıle ınanamıyorum kendıme..ayrılalı uc ay oldu..benım ilk uzun ilişkim ve birliktelık yasadıgım ılk ınsandı,öğrenciliğimizi acımızı mutlulugumuzu hep bırlıkte paylastık..bu ayrılma suresınde o hala benı bekler benı severken,ben ayrıldıktan sonra nasıl bi düşünceye girdiysem baska bir erkeği hayatıma sokup onunla bırlıkte oldum ki zaten onunla ilişkimiz bir ayı bulmadı,üç yıllık birlikte oldugum ınsan bennım hayatıma bırını soktugumu ogrenınce haklı olarak yıkıldı velakin ben bir ay surdu dediğim ilişkiyi o ogrendıgınde coktan sonlardırmıstım..o ogrendıkten sonra ona geri dönmek istedim ki hepte aklımdaydı..tekrar aradım buluştum ettım ve barısma ıhtımalımız cok yuksek fakat kendıme hıc bır sekılde yedıremıyorum bu ayrılık suresınde nasıl bır baskasıyla cınsel bı bırlıktelık yasadım ki üç yıllık sevgilim ilkimdi..bana birşey yasadınmı dıye sorunca ona olan korkumdan hayır dedım cunku evet dersem onu ilelebet kaybedıcem..oda bana ınandı,ne yapıcam hiç bilmiyorum suan konsuyoruz ama bana karsı cok kırılmıs cok ıncınmıs bense vıcdan azabından oluyorum tenıme ondan baskasının dokunmasına ızın vermemin acısını kaldıramıyorum ona bunu nasıl yaptım şimdi tekrar baslıycak olsak nasıl bakıcam yuzune,kafayı yemek uzereyım..kac gundur hiç iyi değilim...keşke zamanı geri alabilsem diye düşünüp duruyorum..bu yasadıgımı nasıl unutucam ona nasıl bakıcam hiç bilmiyorum lutfen yardım edın

defnedefne Tarafından Soruldu | 2016.04.14

Merhaba, İlişkilerde sıkıntılar bireylerin başka ilişkilere çekilebilmesine neden olabilir. Ana sorun ilişkinin getirdiği yıpranma ve duygusal boşluklarla , bireyin çok da sağlıklı olmayan bir duygusal dağılma dönemine girebilmesidir. Bu durumda aslında başka bir ilgiye çekilmek yada kendini ve yıpranan duygularını başka bir ilgi ile iyileştirmeye çalışmak en sağlıksız davranıştır. Çünkü rahat olmayan bir ruh hali ile doğru kararlar vermek mümkün olmaz. Bundan dolayı bir ilişki bittikten sonra birey kendini toparlamadan ve ayrılığının üstesinden gelmeden , gireceği ilişkilerde kendine de karşısındakine de haksızlık yapabilir. Ancak bu durum özellikle duygusal yoğunluğu olan bayanlarda daha sık rastlanmaktadır. Ayrıca ayrılık ve o dönemde çiftlerin yaşadıkları başka ilişkiler , zaten yoğun sıkıntıları olan ilişkiye daha büyük yükler getirmektedirler. Kişinin yaşadığı duygular suç değildir. Onun için o duygu ile yaşadıklarının da doğru yada yanlış cezası olmaz. Mahremiyet de kişiyi geçmişe ait ön yargı ve anlamsız suçlamalardan koruduğu için önemlidir. Kişiler duygu ve sevgi ile ikna olur yada ikna olmaz. Bir ilişkinin içinde yada ayrılıkta yaşananlar, sadece birine ait değil ikisinin de etkisi ile oluşan durumlardır. Onun için bireylerin yaşadıklarının tüm cezasını kendilerine kesmeleri doğru değildir. Yaşanan durumların sorumluluğunun paylaşımı da eşit olmasa bile iki kişiye aittir.

Merhaba,erkek arkadaşım bipolar hastası ve şu an atak döneminde.Bana zarar vermesinden korktuğu ve beni bu hastalık yüzünden üzebileceği gerçeği yüzünden ayrılma kararı aldık.Beraber terapi ya da psikolog görüşmelerine gitmeyi başarabilsek onun hastalığı için de ilişkimiz için de daha iyi mi olur? Yoksa kendini daha büyük bir baskı altında hissedip durumuna daha kötü bir etkisi mi olur?

syilmaz Tarafından Soruldu | 2016.04.17

Merhaba, Bipolar Bozukluğu olup iyi bir tedavi ile çalışma ve evlilik yaşamını düzgün olarak sürdüren birçok hastamız var. Burada önemli olan atak dönemlerinin başlangıçta fark edilerek hızla önlem alınması ve ilerlemesinin önüne geçilmesidir. Ayrıca çift olarak hasta için risk oluşturacak konum ve durumlardan da kaçınılmasıdır. Her şeyin ötesinde iyi ve yakın bir tedavi işin temelidir. Tedavide başarı atakların önlenmesi yada önlenemiyorsa hafif geçirilmesinin sağlanmasıdır. Bipolar hasta karşısındakini düşünüp hastalığı ile ilgili önlem alıyorsa iyi bir tedavi bilinci ve kontrolü içindedir anlamına gelir. Bir bipolar hasta için en büyük destek ve psikiyatrist doktora yardımcı kişi birinci derecede onun rahatsızlığını bilen iyi bir eşdir.

Merhaba hocam ben 20 yaşındayım. Bir topluma girince içten içe yerin dibine giriyorum kendimi çok değersiz önemsiz konuşulmayacak bir insanmış gibi hissediyorum.Yıllardan beri iç savaşım var 17 yaşlarındayken hayatıma biri girdi kötü bi şeklde ayrıldık ve 4 yıl onun ağrısıyla kıvrandm 100 lerce defa kendimi pencereden atmaya kalkıştm yapamadım. ilişki yaşamaktan korkuyorum. Çok kişi beni beğeniyor ve benmle yakınlaşmak istiyor.Korkuyorum.. Bunları yaşamamın nedeni çocukken birçok kez tacize uğramam olabilir mi acaba. (4-5 DEFA)

Özgürkız Tarafından Soruldu | 2016.04.18

Merhaba, Yaşamda yaşanan olaylar ve deneyimler hayata bakış ve yaklaşımımızı değiştirmektedir. Özellikle küçük yaşta yaşanan zorlu olaylar karşısında ergin olmayan bireyin yaşadığı çaresizlik ve sıkıntıyla baş etme konusundaki donanımsızlık, onun ileride ruhsal sıkıntılarının temelini atmaktadır. Ancak bu bireyin ilerde tanışacağı yada yaşamına giren iyi ve destek kişiler ise onun bu sıkıntılarının çözülmesini ve önemli ölçüde düzene girmesini de sağlamaktadır. Yani iyi ilişkiler ve ortamlar iyi profesyonel bir terapi gibi, kişi için güvenli bir ortam yaratıp onun kendi iç dünyasındaki güvensizlikleri azaltmakta ve düzeltmektedir. Tam aksine geçmişin acı, çaresizlik ve darbelerini yaşatan ilişkiler ise kişide geçmişin sıkıntılarını uyandırmaktadır.

merhabalar hocam. benim doktorum paxera 10 mg ve anafranil 10 mg ilaçları verdi. yaklaşık 2 aydır kullanıyorum. doktorum bayan olması nedeni ile soramıyorum. bu ilaçlar cinsel ilişki yönünden erkeklerde sorun çıkarır mı ve çıkarır ise bunun çözümü ilacı bırakmakmıdır. yardım ederseniz sevinirim.

fth46 Tarafından Soruldu | 2016.04.19

Merhaba, Psikiyatride kullanılan ilaçların çoğu cinsel problemler yaratmaktadır. Bu problemler cinsel isteksizlik, sertleşme problemi, boşalmada gecikme yada orgazm olamamaya kadar geniş bir yelpazede olmaktadır. Cinsel yan etkiler kalıcı olmayıp , tedavi bittiğinde geçmektedir. Bazı ilave ilaçlar cinsel yan etkileri düzeltmede yardımcı olabilmektedir. Bazen de psikiyatrist doktorun değerlendirmesi ile cinsel yan etkisi olmayan psikiyatri ilaçlarına geçiş problemi çözmektedir.

Hocam merhaba. anlatmada çekingenim. ev arkadaşımın çocuk ergen ruh sağlığı asistanı olmasına rağmen ondan yardım isteyemedim. mastürbasyon bağımlılığım var istemeden ama. sürekli şeytan aklımı çeliyor sanki sonuncusuymuş gibi oluyor her seferinde. mutsuzum. kadınlarada artık ilgim azalır gibi. eskiden sürekli msjlaşırdım şimdi muhabbet etmek bile zor geliyor. yapamıyorum. karşılıklı iki laf çevremez oldum. kitaplara ilgim yok oldu. ders çalışamıorum. okumak istemiyorum. sürekli video izlerdin. artık onlar bile zor gelmeye başladı. etkinlik yok. 6 ay oldu yeni ile taşınalı çevrem yok. hafta sonları evdeyim sürekli. buda beni mastürbasyona sürüklüyor. bir bozukluklar var bende . halim çok kötü. kilo veremiyorum. sürekli stres. bunların hepsine o illet sebep oluyor kesin. öyle hissediyorm. bırakmak için ne yapmalıyım. karşı cinse olan ilgim azalmaya başlıyor bu durumu nasıl düzeltirim. birini tanısam 2 gün sonra sıkılıyorum ondan.

meceka Tarafından Soruldu | 2016.04.19

Merhaba, Kişinin içe kapanması ve kendini sosyal ilişkilerden soyutlaması zamanla bireyin duygusal ve sosyal ilişkilerini sağlayan çizgiden sadece dürtüsel ve haz aldığı çizgiye doğru çekilmesine neden olur. Bu durum kişinin sosyal ve doğal ilişkilerden uzaklaşmasına da neden olur. Benzetme olarak doğal yiyecekler yerine sadece tat duyusunun ön planda olduğu işlenmiş yiyecekleri tercih etme gibidir. Kişiyi şişmanlatsa ve sağlıksızlığını bilse bile , kişi haz alması dolayısı ile bu yiyeceklerden vazgeçemeyebilir. Nedeni ne olursa olsun depresyon da kişiyi kendi içine kapar ve çevreden ilgisini koparır. Birçok depresif rahatsızlığı olanda cinsel istek azalırken, bazılarında depresif şikayetler cinsel aktivitede artışa neden olur. Buradaki artış kişinin sadece bu durumu stres azaltıcı bir eylem olarak kullanmasındandır. Geçici ve kısa süreli stres azaltıcı etkisi olur. Kişi cinselliği gelişigüzel yaşıyor ve bireyde de değer yargıları ile çatışıyorsa, bu sefer haz ve sonrasında pişmanlık duygusu kısır döngüsü içinde depresif şikayetlerin artışına da yol açar.

merhaba hocam, eşimle daha yeni evlendim sevgili olduğumuz dönemlerdede ve hala da devam eden surat asma huyum var. Bende bu durumdan hoşlanmıyorum ve eşim de bana tepki gösteriyor haliyle.Ama kırgınlıklarımda kızgınlıklarımda ona karşı tepkimi suratımı asarak veriyorum. Bu huyumdan vazgeçmek istiyorum. ne yapmalıyım?

ggldg Tarafından Soruldu | 2016.04.21

Merhaba, İlişkilerde yüz ifadesi kişileri önemli ölçüde etkiler. Yüz ifadesi ile karşımızdakinden hoş yada itici bir duygu alabiliriz. Bu anlamda asık suratlılık ilişkiler için önemli bir risk faktörüdür. Bir tavır olarak daha önceden öğrenilmiş bir davranış ve huy olan surat asmayı değiştirmek için surat astığı zaman yüz ifadesini video olarak çekip sonradan seyretmek ve tavır olarak verdiği bu tepkinin içsel çatışma kökenlerini fark etmek yardımcı olabilir. İlişkide sözel iletişimin düzene girmesi tavır davranışını azaltacağı için dolaylı olarak surat asmayı da azaltacaktır.

Merhabalar; Ben 15 yaşından beri bir psikiyatrın söylemesi üzerine belirli aralıklarla uzun bir süre antidepresan kullandım. Her tedavi sonunda tekrar tekrar tatsız ve depresif hayatıma geri döndüm. Şu an en azından 3 yıldır anti depresan kullanmıyorum ancak fark ettimki ben birçok olaydan zevk alamıyorum ya da gerektiği kadar mutlu olamıyorum. İnternette de bazı kişilerin benim durumumu yaşadığını görmem üzerine acaba bu ilaçlar bende kalıcı beyin hasarı yarattı mı düşüncesi oluşturdu. Yoksa bunlar tamamen benim hayal ürünüm mü? (İnternette rastladığım yazılarda genel olarak anti depresanın beyne hasar verdiği ve hayal gücünü etkilediği ve bu yüzden artık eskisi kadar hayattan zevk alamadıkları ve ot gibi bir yaşama hapsoldukları yazıyor.)

Bach Tarafından Soruldu | 2016.04.22

Merhaba, Antidepresanların beyin üzerine yapısal (MR gibi görüntüleme yöntemleri ile) bir hasar oluşturdukları gösterilmemiştir. Halk arasında beyne yapısal hasar verdiği yönündeki batıl inanç bu anlamda doğru değildir. Şunu unutmamak gerekir ki, depresyon ilaçları yada beyin üzerine etkili her türlü ilaç ( illa psikiyatri ilacı olması gerekmez) beyni etkiler ve yapısal olmasa bile fonksiyonel bazı değişikliklere neden olur. Zaten psikiyatri ilaçlarının etkileri de bu yolla oluşmaktadır. Çok olarak ilaç prospektüslerinde öne çıkmayan ancak bir grup antidepresanların duyarsızlaştırma etkileri, bazı bireylerde duyguları derin yaşayamama etkisi de oluşturabilmektedir. Bu bazı durumlarda birey için faydalı olurken bazı durumlarda da rahatsız edici olabilmektedir. Ancak şu durum da atlanmaktadır; örneğin majör depresyon gibi bir psikiyatrik rahatsızlık tam olarak iyileşmediği zaman rahatsızlık geçse bile geriye kalıntı şikayet ve bulguları kalmakta, bu da bireylerde tam olarak iyi hissetmeme durumu da oluşturmaktadır. Bu durum da bazen yanlış olarak ilaçların yan etkisi olarak algılanabilmektedir. Ayrıca hiç bir psikiyatrik rahatsızlık için doktora başvurmayan ve hiç bir psikiyatrik ilaç kullanmayan bireylerde de zevk almama, duyguları yoğun yaşayamama, duyarsız hissetme ve eskisi gibi hayal edememe gibi durum yada dönemler de oluşabilir. Şunu unutmamak gerekir ; beyin zaten kendi başına kimyasallar üreten bir ilaç fabrikası gibidir ve beyin fabrikasında üretilen maddelerin etkileri de, bir çok olumlu ve olumlu olmayan durumlar oluşturmaktadır.

Merhaba hocam aslında sorun benim değil erkek arkadaşımla alakalı. Ben 23 o ise 26 yaşında. 5 yıllık bir birlikteliğimiz var kendisi benim ilk erkek arkadaşım. Hayatımda tanıdığım en iyi en güçlü kişi her bakımdan harika biri ama son senemizde psikolojik sorunları baş gösterdi. Maddi manevi bir çok sorundan sonra o yaşam dolu insan gitti yerine bir başkası geldi. Yaşam enerjisinin tükendiğini söylüyor.. Benim mesleğim için yıllardır devlette işe girmeye çalıştı ama son saniyeyle ya da son 1 kişiyle giremedi bunlar onu çok yıprattı. Bense ilk yıl hiç uğraşmadan bunduğum şehre öğretmen olarak atandım bundan sonra sorunlar baş gösterdi. Kendisi çok gururlu biri erkek olduğu için statü olarak benden düşük olmayı kabul etmediğini dolaylı yollardan söyledi. Böyle düşünmediğimi her defasında şuan ki mesleğini sevdiğimi söylüyorum. Beni sevdiğini ama artık bi ilişkimizin olamayacağını söyleyerek her zaman farklı bir neden sunuyor kimi zaman benim onu sevmediğimi söylüyor bana güvenmiyor, inanmıyor… bundan sonra hayatında bir daha başkasının olmayacağını söylüyor. Ona göre ben diğer insanlardan farklıyım ve hata yapma lüksüm yok .Ayrıca çok gururlu biri ilk adımı hep benden bekliyor... Benden de kopamıyor kendi içerisinde bir çatışması var bunu görebiliyorum. Artık görüşmeyelim benden uzak dur dediğinde bende bir süre kafasını dinlemesi için yalnız bırakıyorum. Görüştüğümüzde neden hiç yazmadığımı onla görüşmek istemediğimi soruyor. içindeki çatışmadan kurtarmak yanında olmak istiyorum.. Onun sadece sevgilisi değil en yakın arkadaşı eşi dostuyum… Bende onu aynı şekilde görüyorum ve kendisini çok seviyorum kaybetmek istemiyorum. Onun gözümün önünde erimesine dayanamıyorum. Ama bunu nasıl yapmalıyım bilmiyorum ne yapsam onu itiyor suçlu ben oluyorum. Çok çaresizim. Nasıl bir yol izlemem gerekiyor? Bana yardımcı olursanız çok sevinirim.. Teşekkür ederim 

ksakarya Tarafından Soruldu | 2016.04.24

Merhaba, Hayat olayları kişide değişikliklere neden olur. Bir insanı değiştiren en önemli etkenlerden bir tanesi yaşadıklarıdır. Bugün çok isteksiz, yaşama küsmüş ve kırgın bir şekilde yaşayan bireylerin dünyaya hep böyle geldikleri düşünülmemelidir. Onlar da zamanında neşeli, hayata umutla bakan ve canlı kişilerdi. Ancak yaşananlar , karşı karşıya kaldıkları sıkıntılar ve özellikle kişiyi çaresiz hissettiren olaylar bireyde kişilik değişikliklerine bile neden olmaktadır. Yaşam olaylarının bireyde etkileri kişiden kişiye değişir. Bazıları yaşadıkları dolayısı ile daha katılaşır bazıları ise daha duygusallaşıp içe kapanır. Özetle bir yaşam sıkıntısına verilen tepkide , olaylar kadar kişinin şahsiyeti de önemlidir. Bir anlamda olaylar , kişinin huy ve karakterinin etkisi ile direncini de ölçer. Ancak birey ne kadar karakter anlamında güçlü olursa olsun onu da çökertebilecek ağırlıkta bir yaşam yükü vardır. Yaşam olaylarından hiç etkilenmeyen bir grup da psikopatik kişilik yapısına sahip bireylerdir. Çünkü kendi yada başkalarına karşı sorumluluk hissetmezler ve karşılarındakini kandırarak ve kandıramazsa saldırarak kendilerini hep kazançlı çıkarma eğilimindedirler. Yaşam olayları ile eğer birey kendini kapatmaz ve çözüm arayışı yönünde hareket eder ise sıkıntılı dönemlerden olgunlaşarak çıkar. Kişinin kendini tanıması , yapısının kolay ve zor taraflarını görmesi ve yaşamını değiştirici bir şeyler yapması sorunların aşılmasını sağlar. Kapanan bireyde düşünce değil yaptıkları ve attığı adımlar kişiyi sıkıntı girdabından çıkartıcıdır.

Merhaba doktor bey. Benim sorum kiz arkadasimla ilgili. Kiz arkadasim cok cabuk sinirleniyor. Ve dun sinirlendiginde elini isirdigini soyledi ve bunu daha oncede yapmis. Kendisi aci duymaktan ve karsisindakine aci cektirmekten keyif aliyor. Bu cok ileri seviyede degil.soyledigine gore.. Daha once 3 4 ay psikiyatriste gitmis bir sure de ilac kulanmis . doktor bi seyin yok demis. Su an doktorada gitmiyor ilacta kullanmiyor. Bunu yapmasinin anlamsiz oldugunu soyledim ve uzerine gidemedim aliacagini dusundugum icin, yanliz ona bunu yapmamak icin cabalarmisin dedigimde cabalamak istemedigini bi seyinin olmadigini soyledi. Su an nisanliyiz ve ben bunu yeni fark ettim. Kendisini sinirlenince isirdiginda aciyi duydugunda biraktigini soyledi inanmalimiyim bilemedim. Cevresini cimciklemekten hoslaniyo. Eskiden daha cok icine kapanik oldugunu son 1 2 yildir daha iyi oldugunu soyledi. Sizce sorun ne.? bunun tedavisi icin ne yapmaliyim.?ona Nasil davranmaliyim. ? Cevabiniz icin simdiden tesekkurler . iyi çalışmalar.

Necat Tarafından Soruldu | 2016.04.26

Merhaba, Kişilerin kendine zarar verme davranışı öfke ve tepki kontrolü ile bağlantılıdır. Kızgınlık ve öfke insanın belli durumlarda verdiği bir tepkidir. Ancak bazı bireylerde bunun derecesi doğalın ötesindedir. Hepimiz bizi rahatsız eden bir duruma kızabiliriz ancak hafif kızgınlık yaratacak bir durumda bile saldırganlaşan ve karşısına zarar veren bireyin öfke kontrolü problemlidir. Kişinin öfke kontrolü karşısına veya kendisine zarar verme davranışına yöneliyorsa sorunlu derecededir. Bazı psikiyatrik sorun ve rahatsızlıklar geçici süre tahammülü azaltıp kendine zarar verme davranışını arttırabilir. Ancak bu rahatsızlığın geçmesi ile ortadan kalkar. Halbuki kişilik yapısından ve öfke kontrol probleminden kaynaklanan kendine yada başkasına zarar verme davranışı , küçük yaşlardan itibaren görülmeye başlar. Benim deneyimim eğer varsa , ailede de öfke kontrol ve kendine yada başkasına zarar verme davranışı ile kişinin yapısının bağlantılı olduğudur. Burada önemli olan kendine zarar verme davranışının derecesidir. Arada nadiren olan bu tarz bir tepki yaşam bozucu olmazken , sık sık ve her tepkide yaşanan bu davranış kişilerarası ilişkileri olumsuz yönde etkileyecektir. Kişiler kendi öfke kontrollerini farklı değerlendirse bile yaşanan yada yaşattıkları öfke derecesi gerçeği belirler. Problem düzeyde öfke kontrolü kişilerin kendi kendine çözebilecekleri bir durum olmayabilir. Çünkü zaten sorunun yapısal yada davranışsal boyutu kendini kontrol etme ve kendine hakim olma yetersizliğidir.

Merhaba ben 17 yaşındayım. 12-13 yaşlarında kendime zarar vermeye başladım ve o zamanlardan beri depresyon atakları geçirdim. Fakat 2 seneye yakındır duygusal dalgalanmalarım basladı. Geçen 2 sene önce Ocak aylarına kadar umursamadım çünlü hafif bir seyri vardı. Ama 2 sene önce Ocak ayında bir ağır bir depresyon geçirdim ve sonrasında 3-4 gün süren bir neşem ortaya çıktı. Uykularım kaçtı, sürekli konuşmak istiyordum ve yorulmuyordum. Yatılı bir okulda okuyordum ve normalde de hep sakin bir yapım var neşeli biri değildim bu kadar neşe bana fazlaydı sürekli gülüyordum. Daha sonrasındaysa günlük ruh hali değişimleri yaşamaya başladım. Gün içinde saatler hatta dakikalar içinde çok mutlu çok mutsuz, çok agresif çok sakin arasında gidip geliyorum. Herhangi bir sebep olmadan oluyor bunlar. Sonra.. İnsan ilişkilerimde de sıkıntı var. İnsanlara güvenmiyorum ama çok çabuk bağlanıyorum. En ufak hatasında silip atabiliyorum sonra pisman oluyorum. Reddedilmeye ve olumsuz eleştiriye fazla duyarlıyım ve biri beni eleştirse hemen ağzıma geleni sayabiliyorum. Sonra pişman olup özür üstüne özür diliyorum. Beni sevmeyen insana aşık oluyorum ama bana ilgi duyan kişilerden nefret ediyorum. Sonra beni seven kişi benden soğuduğunda artık ben sevmeye başlıyorum falan. Çok dengesiz bir yapım var. Bir kaç kere intihara teşebbüs ettiğim için psikiyatra gitim ama doktorlar teşhis koyamıyorlar ne yapmam lazım şaşırdım yardım edin.

Nurozen99 Tarafından Soruldu | 2016.04.27

Merhaba, Birçok psikiyatrik rahatsızlığın başlangıç belirtileri ergenlik döneminde oluşmaya başlar. Aynı zaman biriminde kişiliğin belirginleşmesi de başlar. Birde bu döneme kişinin hızlı ruhsal ve fiziksel değişimi eklenince, konu ile tecrübesi olmayanlar için kafa karıştırıcı bir durum ortaya çıkar. Bu karışık durumda ayrı ayrı nedenler birbirinden bağımsız aynı anda görülebilir veya bir durum diğerlerine neden olabilir. Bu tarz sorunlarda danışan ve psikiyatrist doktor beraberce , bir taraftan ortaya çıkan sorunların çözümü için tedavi planı belirlerken diğer taraftan da şikayetlerin ve ruhsal bozukluğun ortaya çıkmasına neden olan çekirdek tanıyı oluşturmak konumundadır. Yanlış olarak ergenlik çağı kişilik karmaşası yada bozukluğuna duygu durum bozukluğu yada duygu durum bozukluğuna kişilik sorunu diye tanı koyma , bireyin yanlış tedavi planı içinde önemli bir zamanı kaybetmesine neden olabilir. İyi bir psikiyatrist uygun terapi süreci içinde hem hastasına destek ve yardım eder hem de onun rahatsızlığını daha iyi tanımlama fırsatına sahip olur.

Merhaba hocam küçüklüğümden buyana çok tuhaf hareketler yapıyorum bu hareketleri bırakmaya çalışıyorum cunki beni çok yoruyor mesela elimi bi yere dokunup nefesimi içime çekiyorum ailemden olan kişilere sevdiklerime bakarken nefesimi içime çekiyorum onlara doğru nefesimi ufleyince sanki onlara zarar vereceğim sanıyorum ailem 5 kişi biseyi yaparken 5 kere yapıyorum abdest alırken tekrar tekrar aldığım oluyor ışığı kapatıp tekrar açıyorum ocağı tekrar tekrar kontrol ediyorum biri bana geçerken dokunsa huylanip değdiği yeri silkeliyorum hep sürekli ailemden birilerine bişey olacak korkusuyla yaşıyorum beynim o kadar meşgul ki işime aileme konsantire olamıyorum hocam nedir bendeki lütfen yardım edin.

akdora Tarafından Soruldu | 2016.04.28

Merhaba, Takıntılı düşünce (takınak, obsesyon) veya musallat fikir ; istenmeden zihne zorla giren , tekrarlayıcı , saçma ve akıldan silinemeyen düşüncelerdir. Bu düşünceler kişiyi zorunlu bir takım davranışları yapmaya iter. Bu içten gelip kişiyi zorlayarak istemeden yapılan, takıntılı düşünceyi yok etmeyle ilgili dışarıdan birisinin uygunsuz bulduğu ve tekrarlayıcı davranışlara da zorlanım ( kompulsiyon ) denir. Takınak ve zorlanımlar yan yana gelip kişinin yaşamını bozucu bir konuma geldiğinde Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı konmaktadır. Psikiyatride bu başlık altında bir grup ruhsal bozukluk bulunmaktadır. Tedavisi zaman alan, uzmanlık gerektiren ve bundan dolayı da erken başlanması gereken bir durumdur.

Merhaba hocam. Benim devamlı gittiğim bir psikoloğum var.Ve onu hergün düşündüğümü farkettim.Kendime uzun süredir açıklayamıyorum hayranlıktır deyip geçiştiriyorum ama gerçekten aklımdan hiç çıkmıyor ve çok etkileniyorum. Asıl probleme gelecek olursam ben 19 yaşındayım ve psikoloğum 46 yaşında farkındayım umutsuz vaka olduğumu olmaması gereken bir ilişki olduğunuda biliyorum ama ne yapmam lazım hiç bilmiyorum bu duygulardan nasıl kurtulurum?

Armağan Tarafından Soruldu | 2016.04.29

Merhaba, Hepimiz çocuklukta yaşadığımız ve yaşamımızda duygusal açıdan önemli insanlarla olan ilişki şekillerimizi duygusal bir hafıza olarak bilinçaltımızda saklarız. Farkında olmadan da erişkin yaşamımızdaki ilişkilerimize aktarırız. Onun için bazı insanlardan tanışır tanışmaz hoşlanır bazılarından ise açıklayıcı bir neden olmadan hoşnutsuz oluruz. Analitik ve dinamik terapilerde aktarım denilen bu önemli konu, terapinin bir parçasıdır. Konuyu bilen profesyonel bir terapist bu aktarımı fark ettirici, iyileştirici ve düzeltici olarak kullanır. Niteliği ne olursa olsun aktarım da terapi içinde profesyonel terapistin yardımı ile çözülür.

İyi günler babama paronoid sanrısal bozukluk tanısı koyuldu anneme karşı kıskançlik sanrıları vardı komşumuzdan aşırı derecede kıskanıyordu hiç fiziksel şiddet uygulamadi ama sürekli tehdit ediyor çok kötü şeyler olucak diyordu bi şekilde şükürler olsun hastaneye yatisini yaptık 2 hafta oldu çıkardık oferta 10 mg ve serex kullanıyor komşumuzla arada denk geliyor ondan etkilenirmi ve sanrısını desteklenmiş gibi olmamak adına annemle şuan aynı evde kalıyor ılaçlarini kullansa bile kıskançlik nedeni ile zarar verirmi iki hafta oldu sanrilarindan hiç bahsetmedi yardimci olursaniz çok sevinirim ve sanrısal bozukluk kalıcımidir ilaç tedavisi ile kaç oranın da düzelme olur

Nehir Tarafından Soruldu | 2016.04.30

Merhaba, Paranoid bozukluğun (Sanrısal, hezeyanlı, delüzyonel eş adlara da sahiptir) temeli yanlış ve değiştirilemeyen mantık dışı düşüncedir. Eğilimli alıngan bireylerde zamanla içinde yaşadığı şüphe ve tedirginliklerin bir gün aniden netleşmesi ile oluşur. Kişi yanlış düşünceleri ile biri yada birlerini takıntı yapar ve sürekli düşünürse zihninde yanlış ama kötü senaryolar üretmeye başlar. Düşünce ile yanlış bir şekilde yanlış bağlantı ve ilişkiler yaratır. Hepimiz doğal olarak düşüncelerimizin etkisi altında davranış geliştiriyoruz. Paranoid bozukluğu olanlar da yanlış ve mantık dışı düşüncelerinin etkisi ile davranırlar. Benim deneyimim , tedaviye rağmen genelde geride kalıntı bir şüphe ve paranoid düşüncenin kalmasıdır. Bu tedavi ile kontrol altında tutulsa bile kişi yanlış düşüncelerine % 100 inanmaya devam eder ve düşüncelerinin etraftan tepki aldığını görerek kendi içinde bunlarla yaşar.Bu da kişinin risklerinin değerlendirilmesini zorlaştırır. Yanlış ve mantık dışı düşüncelerinin etkisinde olan ve tedavi ile kontrol altında olmayan paranoid bozukluğu olanların , takıntı yaptığı kişilere zarar verme riski vardır ve bu risk kişinin hastalık öncesi yapısı ile de bağlantılıdır.

HOCAM BENM ÇOK DÜZGÜN Bİ PSİKOLOJİM VARDI 3, 4 AY ÖNCE NE OLDUYSA BİLMİYORUM SIKINTIDAN STRESTEN SERSERMLİK GEÇİRDİM. ŞU AN SERSEMLİĞİM DEVAM EDİYOR HANGİ DÜNYADAYIM BİLMİYORUM İNSANLARIN KONUŞMALARINI ANLAMLANDIRAMIYORUM SANKİ MANTIĞIM DURMUŞ ARTIK ÇALIŞMIYOR HIZLI KARAR VERİP BEYNİMDE SONUÇ ALAMIYORUM İNSANLARI İZLİYORUM PSİKOLOJİK OLARAK İYİ DEĞİLİM BEYNİM RUHUM SAĞLIKLI DEĞİL ANİ BİR TEPKİYE MANTIKLI Bİ TEPKİ VEREMİYORUM NE YAPABİLİRİM SİZCE BU NEDİR HOCAM KAFAYI YİCEM DELİRDİĞİMİ SANIYORUM SANKİ KAYBOLMUŞUM HERŞEY GARİP GELİYOR BANA KAFAMDA BİTİREMİYORUM OLAYLARI MUTSUZ OLUYORUM SANKİ GERİZEKALI OLMUŞ GİBİYİM ALLAH AŞKINA YARDIM EDİN

armağan34 Tarafından Soruldu | 2016.04.30

Merhaba, Karşı karşıya kaldığımız stresli yaşam olayları , sigaranın uzun süre içilmesi ile yavaş yavaş biriken ve akciğerleri yıpratan etki gibi , özellikle psikiyatrik rahatsızlıklara eğilimli bireylerde ruhsal sorunların bir gün başlamasına neden olurlar. Bu açıdan psikiyatrik tanının özü olan psikiyatrik değerlendirme çok önemlidir. İyi bir psikiyatrik değerlendirme zaman içinde kendi kendinin sağlamasını yaparak ilerler ise ; sadece kişiye klişe bir tanı koyma yerine, bireyi 360 derece değerlendirip tedavi gereklilik ve planını belirler. Gereksiz tedaviden kaçınılmasını ve olası risklerin önlenmesini sağlar. İyi bir psikiyatristin yapacağı iyi bir erken tanı , bireyi maddi, manevi, yan etki ve zaman kaybından korumaktadır.

merhaba, ben 18 yaşındayım ilkokula başladığımdan beri toplu ortamlarda ve çoğu kişiye karşı çekingen ve utangaç tavrım var konuşmaya korkar gibiyim sanki konuşunca benim hakkımda kötü düşünecekler gibi ama yakınlarıma ve samimiyet kurduğum kişilerle normal sosyal ilişkim var toplu olmayan ortamda birisi bana ilk adımı attığımda rahat ilişki kurabiliyorum ama toplu ortam olursa çekiniyorum şuan hemşireyim ve hastane ortamında da bakıyorum herkes arkadaş ediniyor rahat rahat sohbet ediyor ben böyle değilim birisi ilk adımı attığında ben devam ettiriyorum ilkokul ve ortaokulda arkadaşlarım vardı arkadaşlarımla olduğumda daha rahattım ,lisede hiç samimi arkadaşım olmadı eskiye göre daha sosyal olduğumu hissediyorum ama yine de yetersiz bende arkadaş edinmek sosyal bir insan olmak istiyorum ne yapmalıyım ? Cevabınızı bekliyorum.

muhabbetkusum Tarafından Soruldu | 2016.05.01

Merhaba, Sosyal Anksiyete yada Sosyal Fobi, kişinin yeni sosyal ortamlardan kaygı duyduğu ama sosyal olmak da istediği bir durumdur. Kişiler bu durumlarıyla içten içe sıkıntı ile yaşadıklarından pek fark edilmezler. Çünkü aile ve çalışma ortamı gibi zaten tanıdıkları ortamda bu sıkıntıyı yaşamazlar. Ondan dolayı da bu durumları anlaşılmayabilir. Tanımadıkları ortam ve kişilerle çok zorlanırlar. Kendilerini gereksiz ve aşırı eleştirirler ve etrafın da onları eleştirdiklerini düşünürler. Sosyal Fobi , terapi destekli ve ilaveten bu rahatsızlığa ve kişiye özgün psikiyatrik ilaçların kullanımı ile iyi bir psikiyatrist ve psikoterapist tarafından etkin şekilde tedavi edilebilir.

İyi günler hocam babama paronoid sanrısal bozukluk tanısı koyuldu anneme karşı kıskançlik sanrıları var komşumuzdan bi şekilde hastaneye yatirdik eğer biraz daha geç kalsaydık fiziksel şiddet durumuna geçicekti şimdi 3 Ay hastanede tedavisi sonrası 3 hafta oldu çıkışıni yapalı kıskançliklari hakkında hiç bir şey söylemedi annemle yine aynı evdeniz sanrılarını destekleremis gibi olmaması adına şimdi bir şey demiyor ama hastaneye yatmadan önce çok büyüj deprem yaşatcam diye anneme ve kıskandığı kişiye karşı planlar yapıyormuş ama hiç fiziksel şiddet uygulamadi oferta 10 mg ve serex 300 mg kullanmıyor kıskançlıgi bir nebze olsun azalmazmi ilaç tedavisi ile ve anneme zarar vermesinden korkuyorm yapabilirmi ve hiç iyileşme olasılığı yok mu ilaç tedavisi ile psikoterapilere gitmek istemiyor :(( hocam yardimci olursaniz hastalık hakkında bilgi verirseniz çok sevinirim

Nehir Tarafından Soruldu | 2016.05.02

Merhaba, Paranoid bozukluk gibi akıl hastalıkları bireyin mantığını bozduğu için kişinin tahmin edilebilirliğini de zorlaştırmaktadır. Bu durumda tehlike riskini arttırmaktadır. Yoksa iyi tedavi olmuş , düşünce ve algı bozukluğu olmayan ve hastalık öncesinde de iyi huylu bir bireyin tehlikeliliği azdır. Ancak hezeyanlı bozuklukda (paranoid) kişi onur kırıcı ve kabul edilemez bir yanlış düşünceye saplanmış ise bu tehlikeliliktir. Örneğin zaten gazetelerin ikinci sayfalarında eşinin gerçek olarak kendini aldattığını eve gelince gören ve eşini yada sevgilisini öldüren kişilerin haberleri vardır. Bu cinayet olsa da bir onur için yapılan bir eylemdir, belki böyle bir olay olmasa kişi hiçbir zaman bir cinayet işlemeyecekti. Özetle gerçek durumlarda da oluşabilen bu durum eşinin kendisini aldattığı delüzyon/paranoyasına ( yanlış ve değiştirilemez düşünce) kapılan birey içinde geçerlidir. Tek fark kendisinin düşüncesini gerçek, diğerlerinin ise abuk sabuk bulmasıdır. Her insan normal olmayan yoğun düşünce, algı ve duygularının etkisi altında kendine ve başkalarına karşı tehlikeli olabilir. Ancak zaten hastalık öncesi saldırgan, agresif, fiziksel şiddete eğilimli , vicdani duyguları az, öfke kontrolünde sorunlu olan bireyler, hastalıklı düşüncelerin etkisi ile yüksek derecede tehlikeli olmaktadırlar.

hocam merhaba ...okb ve bipolar teşhisi kondu,kullandığım ilaçlar citol 10 mg,dyloxia 30 mg ve dogmatil 100 mg...dogmatili bipolarımı korusun diye içiyorum ve duygudurmumda sıkıntım yok durağanım.bundan 3-4 sene önce hipomani geçirdim (doktorum söyledi) o zaman sadece citol alıyordum 5 6 ay bu şekilde gezdim kişiliğimde değişikler yaşadım yada bastırmış olduğum duygular o dönemde açığa çıkarak hem cinslerimle ilişki yaşadım o dönemde mantık biraz devre dışı oldu dinsel obsesyonlarımda yoktu (dinime düşkün biriyim normalde) şu an duygudurumum düzene girdi hipomaniden kurtuldum ancak cinsel obsesyonlarımla dinsel obsesyonlar egomu çok sıkıştırmış vaziyette çatışma halindeler bu çatışma ilaçlarla düzelemeyeceğini düşünüyorum,şayet tercih ettiğim cinsel yaşantı olursa (evlilikte düşünmüyorum) dinsel obsesyonlar beni çok yoruyor ve bu obsesyonlar yüzünden anlık öfkelenme ve istemsiz küfürler yapmaktayım bu şekilde depresyona sokacağını düşünüyorum bunları doktorumla yüzyüze konuşmak çok zor ve yapamam nasıl bir yol izlemeliyim değerli görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevineceğim teşekkurler

yakamoz_17_35 Tarafından Soruldu | 2016.05.06

Merhaba, Bir yada birden fazla psikiyatrik rahatsızlık birbirleri ile bağlantılı yada bağımsız aynı kişide olabilir. Aslında psikiyatriye başvuran hastaların hemen hepsi tek tanı alırken , çoğunlukla bir hastada birden fazla tanı olduğu gerçeği gözden kaçmaktadır. Gözden kaçan tanılar yada danışanın psikodinamik formulasyonu ( buda bir anlamda terapi açısından tanımlamadır) hastanın tedavisinin eksik yapılmasına neden olabilir. Çünkü , tüm bu parçalar kişide bir bütündür ve bu bütünü görmek gerekir. Örrneğin obsesyonlar bir taraftan obsesif kompulsif bozuklukla ilgili bir bulgu diye tanımlanır ama diğer taraftan kişinin bastırmak istediği düşünceler için bir durdurucudur. Kişi , biri kendi tarafından kabul edilmeyen ama aynı zamanda dürtü anlamında zorlandığı , diğeri bu durumla zıt iki düşüncenin birbirini kontrolü kıskacında kalınca obsesyonlar burada bir savunma düzeneği olarak gittikçe artan düzeyde ortaya çıkabilir.Bu durum da yüzeyel olarak obsesif kompulsif semptomlar olarak tanımlanır. Böyle durumlarda psikodinamik bir yaklaşım ve terapinin farmakoterapi (ilaç tedavisi) ile el ele götürülmesi gerekir. Başka ilave tanılar da tedavi planı içinde dengeyi sağlayacak şekilde konumlandırılmalıdır.

merhaba aşırı heyecanlı ve kaygılı bir kşiliğim var.ergenlik dönemimde ağbim psikiyatrik hastalık geçirdi artı o dönemde çok içine kapanıktım ve özgüvenim çok azdı.şu an 40 yaşındayım sosyal ilişkilerim iyi ama geçmiş olaylar bazen aklıma geliyor ve çok sinirleniyorum.ilaç kullanmam ve terapi görmem gerekir mi?

rahmi Tarafından Soruldu | 2016.05.07

Merhaba, Psikiyatride terapi kişinin yaşamını etkileyen ve onda rahatsızlık yaratan her durum için kullanılır. İyi bir psikiyatristle güvenli bir ortamda sorunları paylaşmak ve sorunlarına destek alma da bir terapötik yaklaşımdır. Ancak ekolü ne olursa olsun terapi daha yapısallaştırılmış ve hedefleri olan bir yaklaşımdır. Maalesef profesyonel ve ehil olmayan kişilerin yaptığı gibi sadece dinlemek, akıl vermek, sohbet etmek ve yetersiz kalınca hastanın yetersizliğini öne çıkartmak yada görüşmeyi uygun olmayan bir şekilde sonlandırmak bir terapi değildir. Bir bireyin tedavi planı ( ilaç olsun yada olmasın) için psikiyatrik değerlendirme esasdır. Ayrıca psikoterapi açısından değerlendirme de bunun içinde olmalıdır. Olması gereken bu uygulama genel pratikte ön plana çıkmamaktadır.

Merhabalar, benim 4 aylık bir ilişkim var kız arkadaşım toplum içinde konuşmaktan hoşlanmayan dikkati çok çabuk dağılan birisi hatta benim sevgilimin fobileri bile var asansörde kalma korkusu,vapurda giderken gergin olması,denizde derine gidememe gibi çok denk geldim bunlar hep aile etkisi midir? ne yaşamışta böyle olmuş olabilir bilmiyorum ayrıca sevgilim çok çocuk gibi konuşur ama aşırı iyi insandır. Sosyal fobisi olduğunuda düşünüyorum kimseyle pek konuşmaz ailesininde bunun üzerine aşırı düştüğünü biliyorum mükemmel olamsına adına zamanında üniversite sınavlarına hazırlanırken bile hep kazanamıcaksın demiş o iyi bir üniversite kazandı, öğretmenlik için formasyon sırası geldi annesi yine bunun üzerine düştü yine aldı, son olarak kpss stresi var çok tedirgin ve stresli mesela başvuru oluyor anında ertesi sabah en erken kalkıp sanki kaçıyormuş gibi hemen gidip işini halleder geç vakte bırakmaz.Ailesi 89 yılında bulgaristandan göçmüşler sıkıntılı ve zor yıllar geçirmişler yoklukta gördüklerini biliyorum ailesinin de çok değişik huyları olduğunu anlatıyor kendi de diyor ama çevrelerine karşı çok yardımsever iyi niyetli insanlar genel olarak genelde biliyorsunuz şehir insanı artık günümüzde çok bencil ve duygusuz umursamazdırlar fakat bunlar komşuluk ve akraba ilişkileri kuvvetli bir aile geleneksel özelliklerini kaybetmemişler pek neyse tam olarak merak ettiğim sevgilimin çok farklı korkuları var eski sevgilisi bunu memur olup atanmış onu bırakmış benimde onu bırakacağımı zannediyor ama neyse ki onuda hallettik.Bana hep diyor edebiyatçılar çok asosyal oluyorlar diye kendisine asosyal diyor yani kabul ediyor hatta neden ben normal olamıyorum diyor gülüyor genellikle çok çocuksu çocuklara bayılıyor sosyal hayatı arkadaşı pek çıkıpta gezdiğini görmedim çoğu atandı diyor kendisini sınava odaklamış bir şekilde. Bana diyor ruh halim çok çabuk değişiyor bazen çok mutlu oluyorken bazen mutsuz suratı asık olabiliyor. Hep böyle uyuşuk bi kızdır fakat buna üniversitedeki hocası sen hiperaktifsin demiş ben daha ilişkinin 4. ayında hiperaktif olduğunu anlıyorum bana dediği şu ''Ben yerimde duramıyorum sınıfta ve evde 15 dakikada bir kalkarım evde tur atarım öyle derse devam ederim'' meğer kendisini törpülüyormuş bu konuda ama benim yanımda hiç bir zaman hareketli gibi görünmedi hep yorgun bitkin ağır ağır düşünerek konuşan bir insan. Ama ailesi baya bi baskı yapmış ders konusunda atanmak konusunda neyse yine de merak ediyorum sizlere sormak istedim acaba manik depresif midir? sosyal fobik midir neyi olabilir lütfen yardımlarınız için minnettar kalacağım teşekkürler.

kaan89 Tarafından Soruldu | 2016.05.08

Merhaba, Bir bireyin ruh hali, genetik ve yetiştiği çevrenin etkisi ile gelişir ve şekillenir. Kişilerin kendi içlerinde yaşadıklarını bilmek ise sadece onların açılmaları , anlatmaları ve onla yaşayanların uzun süre izlemeleri ile mümkün olur. Kişiler kendilerini sakladıkları zaman, o kişi ancak onla yaşamaya başlandıktan sonra anlaşılabilir. Bundan dolayı da birçok birey evlendikten sonra, farklı huy ve yapıda olan karşısındaki insanı da görmeye başlamaktadır. Uzun süreli ilişkiler doğal, samimi ve sorumluluk paylaşımı içeriğinde ilerlediği zaman kişiler kendilerini ve sıkıntılarını ister istemez bir duygu ile hissettirmeye başlarlar. Bireylerin özellikle sorumluluk gerektiren sıkıntılı durumlarda nasıl davrandığı onun her gün yaşanan gerçeğine daha yakındır. Psikiyatrik rahatsızlıklar ister çok erken başlangıç dönemi isterse ilerlediği dönemler olsun , ancak iyi bir psikiyatrik değerlendirme ile adlandırılabilir.

Hocam merhaba, Ben 13 sene banka sektöründe çalıştıktan sonra iş akdimin feshedilmesi sonucunda mesleğimden ayrılmak zorunda kaldım.Şuan ev hanımıyım .Devlet memurluğu sınavına hazırlanıyorum.22 Mayıs ta sınava gireceğim.Zaman daraldıkça da bende başarısız olma , yeterli olamama kaygıları başladı.Ayrıca ailemde yani eşimin ailesinde de bu sınava hazırlananlar var.Herkesin benden büyük beklentisi var.Üniversite eğitimimi sayısal bir bölümde bitirmemden dolayı,herkesin benden beklentisi büyük.en iyi sonucu benim getireceğimi düşünüyor ailemdeki herkes.Bu bende psikolojik bir baskı yarattığı için,başarılı olamama, biraz da herkese rezil olacağım,insanlar tarafından küçük görüleceğim, aylardır hazırlanıyor yine de yapamadı gibi düşüncelere maruz kalacağım korkuları başladı.Tam da kritik bir sınav arefesinde bunu üzerimden atmam gerektiğini biliyorum fakat yapamıyorum.Bu ruh halinden nasıl çıkabilirim.Bana önerilerinizi önemle rica ediyorum hocam.Bana destek olmanızı rica eder,saygılarımı sunarım

duman_duman79 Tarafından Soruldu | 2016.05.10

Merhaba, Başarı her zaman aynı şekilde tekrarlanabilen bir şey değildir. On yıl önce herhangi bir sınavda birinci olan kişi yeniden aynı sınava girse aynı derecede başarılı olamaz. Kişilerin yaşamının her adımı bir sınav olup , bir kişinin yaşamında başardıkları ve başaramadıkları kendi ile ilgili olduğu kadar ortam ve çevre ile de ilintilidir. Yaşamın kazanma üzerine odaklanması , maalesef kişilerin tüm değer yargılarını da basitleştirilmiş kazanma üzerinden görmesine neden olmaktadır. Halbuki kazanma satın alma gibi bireyin yaşamsal başarısının geçici bir parçasıdır. Esas başarı özveri ile duygusal olarak iyi ve güvenli bir yaşamı sağlayabilmektir. Sadece kazanmanın gücü ile yaşayan bireyler ruhsal olarak kötüleşirler.

Merhabalar, kız arkadaşım sosyal ortamda dikkati çok dağınık bir türlü zihnini toparlayamıyor,vapurda korkuyor sallanırsa,asansörde kalmış daha önce ondan korkuyor,denize giremiyor,ailesi sürekli üstüne düşüyor evleneceği erkeği kendisi bulucakmış,ailesi çeyizini olur olmadık akrabalarına dağıtıyormuş,ailesi öğretmen olması için kpssye girmesini istiyor,anneler günü kız arkadaşım annesini aradı annesi direkt ders çalışıyor musun demiş kız arkadaşımın psikolojisi bozuldu hep mutsuz benide mutsuz ediyor devamlı sosyal ortamlarda çok tedirgin oluyor bu durumda annesinin yaptıkları kızının psikolojisini bozduğunu anladım tek çıkış noktası çalışıp ekonomik bağımsızlığını kazanması gerektiğini söyledim. Sizce kız arkadaşımda ne gibi bir sorun var hastalık var mıdır? ve annesi yüzünden bozulan psikolojisini nasıl düzeltebilirim teşekkürler

kaan89 Tarafından Soruldu | 2016.05.10

Merhaba, Psikiyatrik bir tanı yada sorun belirleme kişinin psikiyatrik değerlendirilmesi ile yapılabilir. Her yaşanan ruhsal sıkıntı ille de psikiyatrik bir bozukluk olmayabilir. Örneğin basit fobiler (korku) toplumda çok sık görüldüğü için psikiyatrik bir hastalık olarak nitelendirilmezler. Ayrıca stres ve eleştiri altında bireylerin ruhsal sıkıntı ve şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Günümüzün zorlu, beklentisi yüksek , baskıcı ve yüzeysel yaşamı bile kişilerin ruhsal sıkıntılar geliştirmesine neden olmaktadır. Bir kişiye sorunlarında yardım için o kişinin sorunlarının niteliğinin bilinmesi ve o kişiye yardımcı olunabilecek sınırında bilinmesi gerekir.

Mrb,aramın eskiden çok iyi olduğu bir ablam vardı,yasadığımız birçok olayla beni kırdı,bu meseleye başka bir ablamda dahil oldu 've 1 sene kadar konuşmadık..ben zorlu bir süreçten geçiyorum,ablamın bana büyük nankörlük ettiğini düşünüyorum 've nefret ediyorum kendisinden,kendimle konusuyorum 've lütfen unut yaptiklarini diyorum ama bunu yapamiyorum ,zaman geçtikçe öfkem artıyor,zamaninda iyilik yaptigim ablamın bana ihanet ettiği fikrini atamiyorum 've bu düşüncemi,kalbimi çok kirletiyor,onlarla ilgili hiçbir şey duymak istemiyorum,daha yazilacak çok şey var.merak ediyorum acaba psikolojik olarak hâlâ iki ablamla içimde savaşmak ve bazen dışa yansıtmak çok derin bir hastalik mı öyleyse tedavi için ne yapmaliyim,lütfen yardim Edin....sevgiler

Mahseniaşk Tarafından Soruldu | 2016.05.15

Merhaba, Kişilerarası duygu bağları her zaman yakınlaştıkça daha iyi anlaşılır. Başlangıçta çok iyi olan ilişkiler yakınlaştıkça kendi kendini test eder. Nasıl ki her gülen yüz sizi samimi olarak seven değilse aynı şekilde ilişkinin gerçekliği de yaşananlarla görülür. Bu her ilişki için böyledir. Kötü deneyimler aylar içinde ve ortam değiştikçe yavaş yavaş geri plana düşer. Üç ayı geçen bir süre içinde azalmayan hatta artan kızgınlıklar , ilerde sorun olabilecek bir takıntının göstergesidir. Ruhsal kirlenmeyi çözen iyilik ve sevgi alınılan ilişkilere yönelmektir. Kötüyü çözmek iyi düşünen birisi için çok zordur.

Merhaba doktor bey, ben gayet büyük bir şehirde yaşan 30 yaşında bir genç kızım . Üniversiteyi istanbulda çok prestijli iyi bir okulda bitirdim ve memleketime dönmek zorunda kaldım ailem nedeniyle. Yaşadığım şehir aşırı derecede gösteriş meraklısı çok zor bir şehir. Bu sadece benim yorumum değil hemen hemen çevremdeki herkesin yorumu.Ben güzel eğitimli hali vakti yerinde bir kızım fakat halen bekarım karşıma bir türlü tam olarak istediğim kişi çıkmadı. Bunu ben sıkıntı etmesem de çevrem bana aşırı derecede psikolojik baskı yapıyor sürekli hangi ortama girsem evde kalmış zavallı kız muamelesi görmekten hastalıklıymışım gibi muamele edilmesinden çok yoruldum size anlatamam. Çevremde kendi yakın akrabalarım da dahil evlenen herkes sanki bir zafer kazanmışcasına tavırlar sergiliyor ve çok değişiyor belki bu size çok garip gelecek ama inanın öyle. Ve bu şehirde özellikle de benim çevremde evleneceksen zengin biri ile evleneceksin yoksa onu evlilikten bile saymıyorlar. Artık çok yoruldum ve karşıma istediğim gibi biri çıkması konusundaki umutlarımı iyice yitirdim artık evlenemeyeceğimi düşünüyorum. Aşırı mutsuz umutsuzum sürekli ağlama hissi var içimde ve herşeyden nefret ediyorum hiçbirşey bana tat vermiyor. Çalıştığım için birebir olarak bir psikologdan ya da psikiyatrdan randevu almam benim için biraz sıkıntı o nedenle size danışmak istedim Acilen önerilerinizi yorumlarınızı bekliyorum lütfen. Şimdiden çok teşekkürler...

gizmo Tarafından Soruldu | 2016.05.16

Merhaba, Bir bireyin evlenememesine neden olan en başlıca sebep evlenemeyeceği duygusuna kapılmasıdır. Evlenmek hiç bir kriter aramadığınız zaman çok kolaydır ancak iyi bir eş bulmak her zaman zordur. Çok seçici olmak da veya gelişigüzel kişilere kapılmak da evlenme konusunda sorun yaratır. Kişiler arası yarışma dolayısı ile olgunlaşmamış bir kişi, karşısındakinin üstünlüklerini kendi başarıları ile dengelemeye çalışır. Yada kendisinin ulaşamayacağı karşısındakinin başarılarını değil de eksikliklerini ön plana çıkartarak kazanım duygusunu yaşayabilir. Evlilik şeklen kazanılması gereken bir seçim değil , duygu ve aklın eşitlikli beğenisi ile oluşması gereken bir değerdir. Evliliğin gerçeği makyajsız olanıdır.

selam 21 yıllık evliyim, eşim herşeye tepki veriyor hep onun istekleri istediği şekilde olsun istiyor evliliğimin ilk yıllarında pek tepki vermedim fakat çocuklar büyüdüğünde çatışmalar başladı şuan hep tartışma hep yüksek ses mevcut. geçen yıl psikiyatra gitti bir ilaç kullandı süper bir yıl geçirdik en azından konuşabiliyorduk 6 ayda ilacı kestiler.şuan yine aynı haber izliyor hep kavga içerisinde kendi kendine konuşuyor yorum yapıyor, gezmeye diye çıkıyoruz öndeki araca küfür arkadakine küfür bizler rahatsız oluyoruz eğer rahatsız olduğumuzu söylersek hepten deliriyor ne yapmalıyım nasıl davranmalıyım bilmiyorum.şuan 3 aydır hiç ses etmiyorum,ayrılmayı düşünüyorum ailenin yıkılması kolay birşey değil.teşekkürler.

berva Tarafından Soruldu | 2016.05.18

Merhaba, Bireylerin ruhsal durumları ve kişilikleri ilişkiyi belirleyen ana parçalardır. Her bireyin yapısından kaynaklanan sorunlar diğer bireyin özverisi ile bir noktaya kadar taşınabilir. Ancak ilişki özünde paylaşım ve karşılıklı birbirini anlama ile gelişen yapıdır. Yani evlilik demokrasi ve eşitlik ilkesi ile iyi olabilen bir sistemdir. Birinin diğerinin haklarını yok sayması ile ilişki kötüleşir ve boşanılmasa bile ayrışmaya doğru gider. Her uzun süreli ilişkiyi kurmak zor bozmak ise çok kolaydır. Aşk yaşayıp kısa sürede ayrılan bireyler , aslında uzun süreli ilişki sürdürme çaba ve donanımları eksik olan bireylerdir. Her ilişkide sabır ve çaba ile bir noktaya gelinebilir . Ancak geçen yıllar birinin lehine diğerinin ise kaybına neden olur. Karar vermede önemli olan, sorunu çözme çabasından amaçlananın ben yada biz olduğudur.

17 yaşındayım doktor bana sosyal fobi tanısı koydu paxera 10 mg ilaç verdi kullanalı 1 ay oldu. heyecanım azaldı. Ama ellerimdeki titreklik geçmedi bir şey tutarken ellerim hemen titriyor yardımcı olursanız çok sevinirim :)

melis22 Tarafından Soruldu | 2016.05.18

Merhaba, Sosyal Anksiyete Bozukluğu yada kısaca Sosyal Fobi sadece ilaçla tedavi edilmez. İlaçların da kişiye özgü bulgu ve şikayetlere göre düzenlenmesi , hem etki hem de yan etki açısından optimal sonuç oluşturur.

merhaba.çocukluk ve ergenlik döneminde kendimi ifade edemeyişim ,karamsarlığım ve içine kapanık olmamdan dolayı ruh halimde iniş çıkışlar yaşıyorum.bazen çok kaygılı,telaşlı ve öfkeli oluyorum.sorunlarıma duyarsız davranan ve kendince önemsiz gören insanlar beni aşırı derecede sinirlendiriyor.Bir de anlattıklarıma muhalefet edenler.Şu anda özel terapiye didecek maddi durumum yok.Neler yapabilirim?Bu arada sorulara hemen cevap verdiğiniz için teşekkürler.

rahmi Tarafından Soruldu | 2016.05.19

Merhaba, Kötü ve olgun olmayan bir bireyden iyi terapist olamaz. İyi , samimi ve yardımsever insanlarda terapiye yakın olumlu etki yaratırlar. Bunun en güzel örneği ilişkilerdir . iyi bir ilişkisi olan birey bu ilişki içinde geçmişte yaşadığı sıkıntı ve komplekslerini çözüp , düzene koyabilir. Bunun için ana kural bireyin kendinden kaynaklanan sorunları fark edebilmesi ve kendisini sorgulayabilmesidir. Kendini tanımak istemeyen ve hep başkalarını sorun olarak gören bireylerin problemlerini çözme olasılığı yoktur. İyi, samimi, güvenilir ve içten ilişki ve dostluklar ruhun aynasıdır. Önemli olan aynada görüleni kabul edip , kendini tanıma ve düzeltme sürecini başlatmaktır.

Ben yaklaşık 5, 6 sene Prozac kullandım kaydı rahatsızlığı teşhisi konuldu ( ilaç oranlarım bu süre içinde değişti günde 2 , günde 1 , en son 2 günde bir ve 1,5 aydır bıraktım ( kimyasal alerjim olduğu ortaya çıktı makyaj malzemesi dahil kullanamıyorum ( ve ilaç kullanmamam gereltiğini birkaç doktora gittiğimde söylendi ( fakat ilça bıraktığımdan beri her hafta acil hastahanedeğim kalp krizi gçirecek gibiğim nefesim gidiyor , kulaklarım yanıyor yada titriyorum , serum veriyorlar eve geleyprum ( geçmiyor ) ilça bırakmamdan kaynaklı olduğunu söyledi ilça yazan psktri hastahanesine gittiğimde ( ama alerjim var dememe rağmen rağorlarımla da gittim )ilaç kullanman lazım diye söyledi ( yani benim bu KAYGı rahatsızlığım titremelerim ..korkum ömür boyu hiç geçmez mi ? İlaç kullanmadan , ömür boyu ilaç mı kullanacağım ? ( Şimdi den teşekkürler hocam)

Selin teke Tarafından Soruldu | 2016.05.20

Merhaba, Kaygı bozukluğu tanısı demek otomobil demek gibidir. Burada önemli olan otomobilin markası gibi tanının da hangi kaygı bozukluğu olduğudur. Kaygı bozuklukları tipine ve derecesine göre sadece psikoterapi ile de tedavi edilebilirler. Yine hafif derecede olanlarda tipine ve derecesine göre bazı doğal preparatlar da kullanılabilir. Bütün kimyasallara karşı alerji olmaz. Çünkü yaşadığımız hayatta hava dahil her ortamda kimyasal olmayan bir konum yoktur. Eğer ilaç kullanılması psikiyatrist doktor tarafından gerekli görülüyorsa burada önemli olan içindeki madde ve katkı maddelerine alerjinin olmadığını test edilip ondan sonra ilacın belirlenmesidir. Kaygı bozukluğunun çeşidine ve kişideki şekline göre gelecek yıllar içinde ortadan kalkıp kalkmayacağı söylenebilir.

eşim beni yapmadıgım seylerle suçluyor guvensız kıskanç kavgada babamın evıne bırakıyor para vermeden bırakmıyorda rahatsız ederım huzur vermem dıyor lutfen yardımcı olun

zordurumda Tarafından Soruldu | 2016.05.20

Merhaba, Bireylerin güvensizliği herkesçe aşırı bulunuyorsa o birey tarafından çözülmesi gereken bir sorundur. Eğer güvensizliği etraf tarafından ciddi derecede sorunlu bulunuyorsa mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Bu ciddi sorunları olan bireylerin tedavi başvuruları oldukça düşük olup ancak sorun adli makamlara intikal ettiğinde fark edilebilmektedir.

Merhaba, benim annem ile babam boşandı lakin babam halen bizle iletişim içinde. Babamın yaptıkları yüzünden psikolojim altüśt oldu. Yani o konuşunca yada benim fikirlerim hakkinda olumsuz yorum yapınca saldırasım geliyor. Titremeye başlıyorum. Bu sadece babama özgü değil. Okulda ,her yerde. Öğretmenim bana sadece 'kes sesini ' desin titremeye başlıyorum. Kendi içimde yasamaya çalışıyorum. Dışa farkettirmemek için ama kafamda farklı farklı şeyler dönüyor. Karşımdaki kim olursa olsun öldürmek istiyorum. Bœyle parçalamak. Karşımda ne eşya varsa üzerine atıp yorulana kadar vurmak gibi. Bu yüzden bir iki haftadır odamdan çıkmıyorum babamla iletişime geçmemek için. Sizce ne yapmalıyım. Bana akıl veriyorlar ama hiç bir işe yaramïyor. Bundan bir sene œnce psikoloğa gittim ama hiç etkili olmadı. Napmalıyım?

karaca Tarafından Soruldu | 2016.05.21

Merhaba, Bireylerin çocukluktan beri kendi içlerinde oluşturdukları , çözemedikleri ve kızgınlık yaratan modellere benzer durumlar ortaya çıkınca aynı tepkiyi farkında olmadan verirler. Yaşamda olay ve insanlara verilen tepkiler aşırı ise bu olaydan ziyade kişinin iç dünyasındaki geçmişten gelen çözülmemiş kompleksleri ile ilgilidir. Bu tarz sorunların çözümü için uygun olan psikodinamik terapidir. Ülkemizde yanlış olarak psikolog ile psikoterapist kavramı eş tutulmaktadır. Psikolog demek psikoterapist demek değildir. Ayrıca sorun ve psikiyatrik rahatsızlığa göre de önerilen terapi çeşidi farklı olmalıdır. Ana çeşit olarak onlarca terapi türü bulunmaktadır.

Merhaba 17 yaşındayım bir sene öncesine kadar gayet sosyaldim ama yavaş yavaş içime kapanmaya başladım kalabalık içine çıkamaz oldum ve bu yüzden okulu bırakmak zorunda kaldım. ve son 1 buçuk aydır da Odamdan çıkmıyorum. DersleriM çok iyiydi her zaman ve evde de calismaya devam ediyordum ama Artık odaklanamiyim. bazende durduk yere ağlamaya başlıyorum. günümun yarısi uyuyarak geçiyor ve uykum çok sık bölünüyor en ufak sese bile tahammülum kalmadı ailem bunun sınav stresi olduğunu söylüyor ama her kızdıklarında senin zaten psikolojin bozuk yaşıtların gibi değilsin nasıl insansın demekten de geri kalmıyorlar ama buna rağmen beni psikoloğa götürmek kimsenin aklına gelmedi. Ayrıca tuhaf bir şekilde sürekli saçlarımi kesmeye başladım. Kimsenin beni anlamaya çalışmamasi beni çok yoruyor ne yapabilirim sizce böyle giderse ailem bana el uzatmadan ben intihar edicem

pelinsucengiz Tarafından Soruldu | 2016.05.23

Merhaba, Toplumun önemli sayılabilecek bir bölümü yaşamlarının bir döneminde ruhsal sıkıntılarla karşı karşıya kalabilir. İnsan yapısı her türlü rahatsızlık ve hastalık geliştirmeye eğilimlidir. Çocukluktan yaşamın son dönemi olan kocamaya kadar psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir. Ergenlik dönemi , özellikle psikiyatrik sorunların başlangıçlarının en yoğun olduğu dönemlerden bir tanesidir ve bazı önemli ruhsal rahatsızlıklar da ilk işaretlerini bu dönemde verebilir. Bu dönemde yaşanan psikiyatrik sorunların aile, okul yöneticileri ve çevre tarafından fark edilmemesi nedeniyle maalesef bir çok öğrenci eğitim ve öğretim yaşamında önemli kayıplarla karşı karşıya kalmaktadır. Aileleri ruhsal bir sıkıntı olduğuna ikna etmek için öncelikle bir aile hekimine aile ile beraber başvurarak bir doktorun onları yönlendirmesi sorun için çözüm seçeneklerinden birisidir. Ruhsal rahatsızlık ve hastalıkları değerlendiren bir tıp doktoru olan psikiyatristtir.

merhabalar 2 haftalık nişanlıyım daha severek nişanlandım 1 yıllık arkadaşlığımız oldu yanlız kaldığımda onu kötü edicek kalbini acıtıcak bir olay olduğunda herhangi etrafa o an zarar veriyor karşısındaki çocukmu dinlemiyor öldürmek istior bana dün elini kaldırdı ve sonra kucağımda ağlayarak bana yardım et senden başka kimsem yok elimden tut ne olur dedi ve bana vurduğu için pişman olduğunu söyledi ben neyapabilirim ona ilaçsız nasıl yardım edipte iyileştirebilirim lütfen yardımcı olurmusunuz rica ediyorum

hayalperist Tarafından Soruldu | 2016.05.23

Merhaba, Bireylerin hem yapısından gelen huyu hem de yetiştiği çevrenin etkisi onun kişilik yapısını belirler. Örneğin ailesinde sıkıntı ve soruna saldırı ile tepki vermeyi öğrenen bireyler bu durumu kendi yaşamlarına da taşıyabilmektedirler. Ayrıca yapısal olarak bir grup insanın öfke kontrolünde de sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunlar kendi kendine zamanla yada sadece iyi bir yaklaşımla çözülmeyebilir. Kişinin yoğun tepkiyi verdikten sonraki pişmanlık duyguları da daha sonraki benzer tepkilerine engel olamayabilir. Çünkü ruhsal sorun kümeleri kişinin kendi isteği olsa bile profesyonel bir yardımla dahi belli bir seviyeye kadar düzeltilebilir. Önemli olan profesyonel bir destekle beraber sorunların ne kadar düzelip düzelmediğinin görülmesidir. Kişinin sorunların çözüm sürecinde destek aldığı sistemlerden kopup sorunlarına dönmesi bu problemin ileride de sorun yaratacağının bir göstergesidir.

Hocam merhaba, Öncelikle 14 yıllık evliyiz ve severek evlendik. Son 2 yıldır aldatılıyormuşum ama hiç fark etmedim yada çok güvenmişim. Şimdi 1,5 aydır öğrendim. Kız intihar etti ve eskort biri imiş. Sürekli eşimi tehdit edip duruyormuş. Durum ben olayı sindiremiyorum ve 40 gün gibi bir zaman devam etme kararına dayanabildim. Çünkü eşim kendisini ölümden dolayı sorumlu hissediyor ve ağır bir depresyona girdi. Bana karşı duvar gibi ve ne zaman bir konu açılsa biz o konuları konuştukça devam edemeyiz diye tehdit edici konuşuyor. Benimde iyileşmem gerektiğini söyleyince daha ne yapabilirim diye soruyor. Her fırsatta beni sevdiğini söylüyor ve ne pahasına olursa olsun bana döndüğünü söylüyor. Şimdi nasıl davranmam gerektiği konusunda hiç bir fikirim yok bitişin arkasında mı durmalıyım yoksa daha ılımlı mı davranmalıyım? Gece uyuyamıyorum, 10 kilo verdim son 2 ayda yemek yiyemiyorum sürekli ağlamaktan çocuklara bakamıyorum. Lütfen bana yardımcı olun. Facebook'tan size yazdım oradan da cevap verebilirseniz daha ayrıntılı anlatabilirim. Şimdiden çok teşekkür ediyorum.

SofE Tarafından Soruldu | 2016.05.23

Merhaba, İlişkiler sıkıntılı süreçleri atlattığı kadar güçlüdürler. İyi şartlar altında her ilişki iyi kalabilir ancak ilişkinin uzun süreli olmasını, zor dönemleri ve sorunları atlatabilmesi sağlar. Bazen de ilişkiler kendini her iki tarafın eş zamanlı zorlandığı sorunlarla baş başa bulabilir. Aldatma her ilişkide kalıcı hasar yaratır. Ancak aldatan duygusal olarak aldattığı kişiye bağlıysa ( her uzun süreli ilişkide duygusal bir bağlılık gelişir) o zaman o ilişkisini bitirmeye karar verse bile zorlanacaktır. Sonuçta seçimin sonuçları mutlak bir galip yada kaybeden oluşturmaz. Ama yine de bir kararlı verilmiş sonuç vardır. Terkedilen yada kaybeden her zaman bu karar sonucundan en kötü etkilenendir , çünkü istemediği bir ayrılık ile karşı karşıya kalmıştır. Terk eden ise kararı kendi içinde oluşturduğu için bu süreci daha kolay atlatacaktır. Ancak terk edenin terk ettiğine karşı duyduğu vicdani bir sorumluluk duygusu ( kişinin yapısı ile ilgilidir) , o kişiyi sıkıntılı bir sürece sokabilir. Bu arada aldatıldığını öğrenen bireyde bir duygusal fırtınanın içine girecektir. Bu süreçlerde önemli olan ani kararların verilmeyip duygulara tamamen kapılmadan , ilişkiye aylar sürecek bir çözüm sürecinin verilerek bireylerin hem kişisel hem de ilişki anlamında ruhsal sağlıklı bir noktaya gelmelerinin beklenmesidir. İlişki ve kişiler bu zorlu dönmeden geçip durulduğunda o zaman ilişki ile ilgili kararın verilmesi gerekir. Bu da kişilerin kendi duygusal yaralarını iyileştirme ve karşısındakini affedebilmesi ile ilgilidir. En sorunlu olan ilişkiyi sürdürüp duygusal iyileşmeye çaba göstermeden, aldatana karşı kızgınlık ve kin duyguları besleyerek bu olayı yaşamlarının merkezinde sürekli olarak canlı tutup, ilişkiyi çıkmaza doğru sürüklemektir.

Mehaba Ben Mete.Konuyu Uzatmayıp Direk Konuya Geçeceğim.Arada Sırada İçimden Sebepsiz Yere Eşyaları Parçalamak,Kan,Vahşet,Kırmak,Dökmek,Yığmak,Birini Dövmek Bunun Gibi Çok Fazla Şey Geçiyor İçimden.Ayrıca Aptalca Tiklerimde Var.Mesela;Sağ Elimle Masanın Sağ Tarafına 1 Kez Dokundum.Sol Elimle Masanın Sol Tarafına 2 Kez Ve Sonra Sap Elimle Masanın Sağ Tarafına 1 Kez Dokunamadan Edemiyorum.Ayrıca Son Günlerde Kendime;Niye Yaşıyorum?,Ne Gerek Var Yaşamama? Gibi Sorular Geçiyor.Ayrıca Benim Şöyle Olayımda Var;Küçükken Hep Dayak Yedim Sokaktaki Çocuklardan.Karşı Verebileceğim Biri Olsa Bile Karşılık Vermezdim.Veremezdim.Oradan İçimde Biriken Öfke Son 1-2 Senedir Dışa Yansımaya Başladı.Annemle Kavga Ediyorum,Sonra Barışıyorum Ama İçimdeki Öfke Bir Türlü Geçmiyor.Geçsin Diye Duvarları Yumruklardım,Ellerim Kan İçinde Kalırdı.Annemler Görmesin Diye Hemen Silerdim.Halada Böyle.Sizce Ne Yapmalıyım????Cevap Yazarsanız Sevinirim.

Mete Tarafından Soruldu | 2016.05.24

Merhaba, İnsanın en büyük özelliği duygularıdır. Duyguların gittikçe önemsenmediği bir devirde, duygular azaldıkça bireylerin bir birini kabullenmesi , sevmesi ve tahammülü de azalmaktadır. Duygu azalması aynı zamanda kızgınlığı da arttırıcı bir nedendir. Çünkü sevgi, şefkat, romantizm , acıma vs. gibi duygular öfkeyi ve kızgınlığı bastırmaktadır. Geçmişteki duygusal zedelenmeler kişinin duygularını azaltarak kızgınlık ve öfkenin artmasına neden olmaktadır. Eğer bu kızgınlık ve öfke dışa yansıtılırsa diğerlerine zarar , içe atılır ise kendine zarar ve psikiyatrik şikayetlerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu hem dışa hem de içe atma tepkilerinin aynı anda görüldüğü ortam ise içimiz ve dışımızın aynı anda yaşandığı aile ortamıdır. Duyguların iyileştirilmesi ancak iyi ilişkiler ve iyilik yapılıp iyilik hissedildiği ortamları yaratmakla mümkün olabilir. Kişinin yapısal öfke ve kontrol edilemeyen psikiyatrik sorunları için ise iyi bir psikiyatrik değerlendirme gerekmektedir.

merhaba saç koparma hastalıgım orta okulda basladı , ilk olarak ütü yapyorduk ve ucları catallasan saclarımı kopartıyordum . sonra lise dönemimde pres yapıyordum yıne koparıyordum ama liseden sonra iş hayatı dönemım de daha cok kopardım hegun ınanılmaz yogunlıukta kopartıyorum artık rahatsız oluyorum . tedavı ne olabılır

yağmurzeyag Tarafından Soruldu | 2016.05.25

Merhaba, Saç koparma, kaş, kirpik ve tüyleri yolma Trikotillomani dediğimiz bir psikiyatrik bozukluğun sonucu oluşmaktadır. Yakın olarak cilt yolma , cilde zarar verme , aşırı sivilcelerle oynama da benzer bir rahatsızlıktır. Bu grup rahatsızlıklar Obsesif Kompulsif (Takıntılı Düşünce Sonrası Zorlayıcı Davranış) Bozukluğu sınıfı içindedir. Stres ve sıkıntı ile artabilir yada dönemsel azalmalar gösterebilir. Kişiler değişik yöntemlerle yoldukları bölgelerdeki görünümleri kapatmaya çalışırlar ancak problem çözülmediği zaman ciddi saç,tüy kaybı yada ciltte hasarlara yol açabilir. Tedavisinde davranışçı psikodinamik terapilerle beraber uygun ilaçlar kullanımı zamanla şikayetlerde azalmaya doğru götürür.

beni sevdigini soyluyo ama sadece mesajda iletisim kuramiyoruz ben cok seviyorum ve guzel konusmak istiyorum iltifat ederek oysa kaciyo ve kayinvalidemle oturuyoruz onlarin yaninda hic konusmuyoruz ben mutlu olmak istiyorum mesajda soylediklerini notlrmal yasantimiz da duymak istiyorum ve ben uzulsem hic umrunda olmuyo bi yabanci uzulse onu teselli eder bana gelince gitsem arkamdan bile gelmez . Cok uzuluyorum bas basa bi vakit geciremiyoruz bi etkinligimiz yok

Müberra Eski Tarafından Soruldu | 2016.05.26

Merhaba, Evlilikte çiftlerin mutluluğu , duygusal ve zihinsel olarak olgunlukları ile bağlantılıdır. Kişiler sosyal olarak kendilerini geliştirmedikleri ve yetiştikleri çevreden de duyguların ifade edildiğini görmedikleri zaman sorunlar oluşmaktadır. İlişkide karşılıklı iyi duygular, sadece hissedilme ile değil ifade edilme ile gelişir. İlişkilerde duyguların sözel olarak ifade edilmemesi , işaret dili ile iletişime benzer. Mesajlaşma da aynı sağır ve dilsizlerin işaret dili gibidir, sesin duygusal tonlarını içermediği için yeterli olmaz. Şarkı sözleri sadece yazı olarak okunursa daha az duygusal ancak iyi bir sanatçı tarafından hissedilerek okunursa gönül fethedici olur. Bir çift ailelerinden bağımsız yaşamıyor ve hareket edemiyor ise kendileri gibi olamaz ve olgunlaşmaları gecikir.

Daha evleneli 1 hafta oldu ama eşim benim hakkımda mahallede eski sevgilimle ilgili dedikodularimi duymus ve benden bosanmak istiyor napmaliyim bana yardımcı olun

Nsrnks Tarafından Soruldu | 2016.05.27

Merhaba, Önümüzdeki yıllarda yaşanacak en büyük sorun , kişilerin sosyal medya ve elektronik ortamlarda olan paylaşımlarının ve ilişkilerinin kötü niyetli ve zarar verici olarak onların önlerine getirilmesi olacaktır. Artık eskiden sadece bir mahallede yayılabilen dedikodu ülke hatta uluslararası çapta genişleyince , olumsuz etkileri de yayıldığı kadar büyük olmaktadır. Duyguların azaldığı, yarışma ve kazanma duygusunun birçok şeyin üzerine çıktığı günümüzde, bazı bireyler kendilerinin yapamadığı ve yapma kapasitelerinin olmadığı iyi durumlara karşı dedikodu ile saldırabilmektedirler. Dedikodu kişilere zarar vermediği ve kişilik haklarına saldırı olmadığı sürece kabul edilebilir sınırdadır. Ancak habis ve zarar amaçlı dedikodu; karalama, değersizleştirme ve yok etme amacı içindeyse bu aslında bir suç niteliğindedir. Dedikodu nedeniyle bozulan ilişkilerde önemli olan dedikodudan etkilenen bireyin etkilenebilme yapısı ve ilişkinin gücüdür. İlişki sevgi bağlarıyla güçlenmiş ise bu zararlı etkiyi kendi içinde ve dışarıdan güvenilir bireylerin rahatlatıcı açıklamaları ile aşabilir. Ancak çok hassas , alıngan ve şüpheci bireyler özellikle takıntı yaptıkları durumları çok kolay aşamayabilir hatta aşsalar bile yıllarca kendi içlerinde gizli bir köşede besleyip büyütebilirler. Zor durumları aşmanın en büyük yardımcısı vazgeçmeden azimle soruna değil çözüm yollarına odaklanmak ve açıklamalarla değil ilişkinin gelişen iyi parçaları ile sorunu aşmaktır.

Sevgilim artık canımı çok sıkıyor. Bugün 1 saatliğine gidiyim istedim neyse dersi 5 te bitti 1 saatliğine bile olsa gittim kantinde oturdum.Çıkış saati merdivenlerden indi tam o sırada tanıdığım bir kıza denk geldik o da arkadaşım sayesinde tanışmıştık sevgilimden önce arkadaş maksatlı biriydi zaten. Benim kız arkadaşıma gelirsek: O kadar mutsuz huzursuz ve yorgun ki hep yorgunum diyor bana ama nedenleri: Bunun ailesi bunu çok üzerine düşüyor,1989 yılında Bulgaristan zorla göçle geldiler yokluk gördüler ve yeri geldi ailesi 2-3 işte çalışmış,toplu halde kabile gibi yaşıyor hiç özel hayatı yok,dışarıda sosyalleşmeyi bilmiyor sosyal fobisi var ona kalsa bir kıza bile selam vermemem gerektiğini anladım,bir türlü mutlu olamıyor oysa istediğim biraz bana enerji ve gülücük ama çok donuk hayata karşı ,ailesi bile sorunlu ailesi kendi kardeşlerine daha önem veriyormuş kendi kızı 2. planda,öyle garip bir kız hatta zamanında bunlar evlerini kendileri yapmış iç dış yalıtım babası biliyor benimki de biliyormuş hobi olarak diyor ilginç diğer kızlar makyaj veya günlük dedikodularla uğraşırken benim kisi 25 yaşına gelmiş ailesi hala buna baskı yapıyor neyin baskısı kpss baskısıymış annem atanmamı istiyor atansam bana karışmaz diyor istersem 24 saat gezerim diyo ama sen gezen bi insan değilsinki? nasıl hatta ona kalsa 1 ay çıkmaz evden o kadar garip bir insan.Denize gittik inanır mısınız kimse yok burada suya girmeyelim diyen insan sanki biz başkalarına göre yaşıyormuşuz gibi,bir de deniz soğuk öf püff yapıyor hiç bir neden yok halbuki mutlu olmaya bak ne güzel kumsaldayız senle beraberiz diyorum biraz mutlu olmaya çalış diyorum neden böyle huzur kaçırıyorsun diyorum yine aynı. Aslında diğer kızlara göre daha güvenilir, sadık evlenilecek biri ben hep iyi olmaya düzelir kpss stresi diye düşünmüştüm ama kpss bitti ve hala bu sorunlu olmaya devam ediyor mutsuzluktan besleniyor gibi sanki. Ya ailesinden genetik veya sonradan bu böyle ruh hastası gibi olmuş çözemedim. Ben herşeyine katlanıyorum bir insan neden sürekli kafasının içinde dolu olarak gezer sürekli dalıyor mesela bir çok fobisi var sosyal fobileri arasında vapurdayken hafif dalgalı oldu deniz aklı sürekli dışarda bana bakmıyor tedirgin ve kolumu tuttu keza aynı şekilde asansörde bir kere kalmış asansörde gözlerini patlattı,denizdeyken de boyuna kadar giremezmiş. Ben ne yapabilirim acaba?

kaan89 Tarafından Soruldu | 2016.05.27

Merhaba, Kişilerin yapısı yaşadıkları ve yaşantıları ile anlaşılabilir. Yıllar içinde şekillenmiş huy ve karakter ise artık o bireyin yapısıdır. Bunun dışında her bireyin kendine göre ruhsal sıkıntı yada şikayetleri olabilir. Ayrıca yetiştiği aile kültürü, eğitim, hayata bakış açısı, gelenek ve görenekleri , para harcama yada harcamama alışkanlıkları , sosyalleşmesi , eğlenme tarzı , politik görüşü , inançları ve sayılamayacak kadar fazla diğer sosyokültürel etkenlerin harmanlanması ile bireyin yapısı ortaya çıkar. Yıllar içinde oluşmuş olan bu yapıyı tamamen birey kendisi istese bile değiştiremeyebilir ancak kendi isteği ile çok zıt bir yaşam tarzına geçerek tüm bu değerleri parçalayabilir . O zamanda yetiştiği ortam ve aileden kopuş söz konusudur. Bir ilişkide karşısındaki bireyi kendi istediği şekle getirmek mümkün değildir. Ancak yıllar içinde paylaşımlarla beraber iki ayrı kişilik birbirine uyum yada uyma özelliklerini geliştirerek ilişkinin uzun süreliliğini oluştururlar. Uyumsuzluk ve uyuşmama, kişisel yapıları arasında makasın çok açık olduğu çiftlerde uzun süreli problemlere neden olur.

merhaba bundan yaklaşık iki yıl kadar önce dini konularda sürekli günaha girdiğim gibi bir düşünce oluşmaya başladı ve gittikçe artmaya başladı bununla birlikte kapı kollarına elleyememe kulladığım kaşık,çatal vs temiz olduğuna emin olmadan kullanamama gibi sorunlarım ortaya çıkmaya başladı yaklaşık 1 yıl kadar önce başlayan halisülasyon görme ve duyma gibi bir problemimde var daha çok duyma ve bu bu duyduğum şeyler bildiğim bir dilde değil başka bir dilde biri sanki kulağıma bir şey fısıldıyor yada içeride birileri daha önce hiç duymadığım bir dilde konuşuyorlar ne konuştuklarını anlamıyorum herhangi bir sıklıkta da gerçekleşmiyor hiç beklemediğim bir anda oluyor annem içeriden benii çağırıyor diye duyuyorum yanına gidiyorum annem ben seni çağırmadım ki diyor kendimi güvende hissedemiyorum masamda arkam dönük ders çalışırken bile sanki arkamdan biri gelecek bana zarar verecek endişem var akşam uyurken bile sırtımı dönüp uyuyamıyorum sırt arkamdan bir şey çıkacak diye ya da ayaklarımı rahatça uzatamıyorum fare çıkar endişesiyle büyük şehirde yaşıyoruz çok şükür evimizde fare çıkma gibi bir olasılık az ama ben kendimi güvende hissedemiyorum sanki sürekli aile bireylerimden birinin başına bir şey gelecekmiş gibi geliyor durup dururken gözümün önüne sanki ailemden birine bir şey olacağı ile ilgili sahneler geliyor engel olmak için boynumu kasıyorum ve düşünmeyi engellemeye çalışıyorum dua ediyorum ama engel olamıyorum ben böyle yaptıkça düşünceler daha da artıyor ama böyle yapmayacağım diye kendimi durduramıyorum sanki ben boynumu o şekilde kasıp dua etmezsem ailemden birinin başına bir şey gelecekmiş gibi hissediyorum ne yapabilirim üniversite sınavına hazırlanıyorum ve bu durumlardan ötürü beynimi toplayıp aklımı derslerime veremiyorum

aycnaydn Tarafından Soruldu | 2016.05.29

Merhaba Takıntılar yoğunlaşınca , akıldan atılamayınca , vesvese ve kuruntu haline gelince bu duruma Obsesif Kompulsif Bozukluk denmektedir. Ancak bu şikayet ve rahatsızlık sadece tek başına olabildiği gibi bazen de başka rahatsızlıklarla beraber eş zamanlı görülebilmektedir. Ayrıca başka psikiyatrik rahatsızlıkların başlangıcında da ortaya çıkabilmektedir veya ön belirtisi olabilmektedir. Daha da önemlisi fiziksel rahatsızlıklar ( özellikle beyni direkt yada dolaylı olarak etkileyen ) da obsesyonların ve halüsinasyon şikayetlerinin olduğu bulgular verebilmektedir. Örneğin beynin fiziksel rahatsızlıklarından biri olan epilepsinin (sara) bazı türleri bayılmaya yada tam bilinç kaybına neden olmadan bir sürü ve karışık psikiyatrik bulgu verebilmektedir ve psikiyatrik rahatsızlıklarla karıştırılabilmektedir. Tüm bu karmaşalar iyi bir psikiyatristin iyi psikiyatrik değerlendirmeleri ile çözüme kavuşturabilir.

Daha öncede yazmıştım hocam şimdi tanımı öğrendim Manic depresif im. Sinirlerim çok çabuk bozuluyor.bu ay içinde 6 gün bakırköy de intihar riskiyle yattım. bi hafta iyi hissettim şimdi yine kötüyüm. işten ayrıldım kendimi iyi hissetmiyorum artık çalışmak istemiyorum çünkü insanlarla iletişim kurmak istemiyorum. ne yapmam lazım mümkünse bana çalışamaz raporu verilsin istiyorum ki kimse bana çalış demesin. çalış denildiği zaman intihar etmek daha cazip geliyor. yardımcı olabilir misiniz ?

MindR Tarafından Soruldu | 2016.05.30

Merhaba, Malülen (sakatlık nedeniyle ) emeklilik , hastalıklar sonrası birey iş göremez ve çalışamaz hale geldiğinde tanınan ve belli çalışma süresini de doldurmuş olan bireylere tanınan sosyal haktır. Ancak bu durumdan dolayı emekliliğe kişi kendi kendine karar veremez. Karar sosyal güvenlik kurumu ile sağlık kurumlarının beraberce ancak sonuçta sosyal güvenlik kurumunun vereceği bir karardır. Psikiyatrik hastalığı olan bireyler sağlıklı durumlarına dönmeye gayret etmeli ve böylece çalışma hayatlarına dönme de bir amaç olmalıdır. Eğer çalışamama psikiyatrik hastalıkdan dolayı ise özürlülük durumundan kaynaklanan emeklilik hakkı doğar. Yoksa psikiyatrik rahatsızlığın olması kişilerin çalışamayacağı anlamına gelmez ve bu çalışıp çalışamama durumuna da kişi değil sağlık kurulları karar verir. Bir birey psikiyatrik rahatsızlığı olmadan da çalışmak istemiyorum kararı alabilir veya çalış dendiğinde sıkıntıya girebilir. Bu psikiyatrik hastalıkdan çok huy ve karakterle de ilintilidir.

daha önceki soruma cevaben: Bir birey psikiyatrik rahatsızlığı olmadan da çalışmak istemiyorum kararı alabilir veya çalış dendiğinde sıkıntıya girebilir. Bu psikiyatrik hastalıkdan çok huy ve karakterle de ilintilidir. demişsiniz. Peki çalışması kişiyi daha da kötü yapar ve artık insanları kaldıramadığı için ve doktorların dahi umut olamadığını düşünüp intihar edip ölürse huy u böyleydi mi denir ?

MindR Tarafından Soruldu | 2016.05.31

Merhaba, Psikiyatrik rahatsızlıklarda kişinin çalışamayacağı , ancak uzun süren bir tedavi sürecinde alınan yanıt ve tanı göz önüne alınarak karar verilir. Örneğin Bipolar (Manik-Depresif) Bozukluğu olan birçok birey çalışmasına düzgün bir tedavi ile devam etmektedirler. Yurt içinde ve yurt dışında ünlü sanatçı, politikacı, iş adamı olup bu rahatsızlığı olan bir çok birey çalışma yaşamını sürdürmektedir. Elbette rahatsızlık bir yada başka sebeplerden dolayı iyi tedavi edilemediği zaman , kişinin hem özel hem de iş hayatını önemli şekilde etkiler ve zorlaştırır. Ancak umutsuzluğa kapılmadan tedavi uyumu ile rahatsızlıkla mücadele ana esasdır. Zaten sürekli ve uzun süreli iyi bir tedavide her zaman daha iyi sonuçlar alınır. Çok azda olsa tedavide yanıt alınamayan ( bu aylar değil yıl ve ötesi süreç içinde değerlendirilir) durumlarda zaten tedaviyi sürdüren hekimler bu durumla ilgili bir öngörümde bulunacaklardır. Bu tedaviye dirençli rahatsızlıklar bile daha uzmanlık gerektiren durumlar olup yine de tedavi edilebilir. Örneğin Bipolar Bozukluk iyi tedavi edilmediği zaman ( bu hastanın ilaç ve tedavi uyumsuzluğundan da kaynaklanabilir) zahmetli ve zorlayıcı bir rahatsızlık olmaktadır. Hastanın ve doktorların uyumlu ve iyi tedavisine rağmen tedaviye yanıt alınamayan durumlarda hekimlerin heyet kararı ile tedavi ile düzelmeyen ve bundan dolayı çalışamaz kararı alınır. İntihar düşünceleri ve riski tedavide hem hastanın hem de doktorun tedbir alması gereken durumlardır. Psikiyatride tedavide her zaman yapılacak seçenekler vardır. Doktorun görevi riskleri değerlendirmek hastanın görevi ise bu risklere yol açabilecek durumlardan kaçınmaktır. Zaten psikiyatrik hastalıkla ve dezavantajları ile boğuşan birey , kendi ilişki ve yaşamını gittikçe çıkmaza sokan bir sürece ( doktor ve çevresinin önerileri aksine kendi bildiğini yaparak ) sürüklenirse o zaman tıkanma kaçınılmaz olabilir. Aile, çevre ve maddi desteklerin de zıtlaşmalar sonucu azaldığı durumlar kişiyi daha da zora sokabilir. Zaten günlük yaşamda hiçbir psikiyatrik rahatsızlığı olmamasına rağmen huy ve karakterleri yüzünden hem özel hem de iş hayatında tıkanma ve kayıplar yaşayan bireyler bulunmaktadır. Eğer zor bir rahatsızlıkla beraber zorlayıcı kişilik özellikleri varsa bu hem tedavi hem de hasta için kolaylaştırıcı olmamaktadır.

Hocam slm ben kendimden on bir yaş ufak biriyle bir evlilik yaptım .ama benim hayatım gercekten çok hareketliydi cevremde hep kadınlar oldu ama karşımdaki kişinin sevgisinde askından dolayı dolayi ve iliskimizin başla dönemde benim oldu ve ilk ilişkisiydim .iki samimi arkadaşım o aralar şehir dışında iş ler buldukları bunun bir işaret olcagını düşünüp beni bukadar seven biriyle olmak için cevremdeki kadınları bırakıp onunla olamaya basladim ki benim gecmisimi hiç kimseden saklamadım o arlar 33 yasındaydım .o kadar büyük bir aşkı vardiki bana her an yaptıgı suprizleriyle o nun aşkına asık oldum ve bir zaman sonra evlenmeye karar verdim ama cok iliski yasamış oldugum icin sureci uzun tuttumki çocukca bir sevgimi gercek ask mi diye sinadim evlilige yaklasana kadar da güzel gitti yalniz kiskancligini cocukluguna verdim .ama evlenme arifesinde biraz sogudugunu hissetsemde evlenince bazi seyler duzelir diye kendimi motive ettimki askin omru üç yil oldugunu düşunerek oluruna biraktim ve ben cok cocuk istedigim icin evlenmeden kendini doktora yollatip her hangi bir sorun olup olmadigina baktirmasini istedim o da bir sorun olmadigini ve ben yas olarak buyuk oldugum icin benim sperm testi vermem gerekliymis gibi bir olaya getirdi ben dugunde iki ay evvelinden folik asite baslatacak kadar cocuk konusunda iddaliydim . Over kistlerinden dolayi eclendikten sonra diana diye bir ilaca basladi biraz pisman olmus gibi hissettigim ici yada ilesini cocuga viraz zaman verin demesiyele evliligimizin ilk surecinden sorunlar derinlesti ve zaten sen benimle cocuk icin evlendin falan diyerek beni biraz daha kendinden soguttu zamanla iyice sorunlar buyudu ve gitmek istedigini sekizinci ayda söyledi ve bende gidene dur demem diyerek sekiz ay sonra gitmesine karsilik vermedim .ailem tarafindan baskiyla gidip barismam icin baski gordum ve iki ay sonra gittim gorustum ama o arada halen mesajlasmamiz vardi ve neyse bir tatil ayarlayip beraber gittik sonrasinda benimle o kadar zaman geciren insan donus yolunda ailesinin evine gitmeyi istedi bende goturup biraktim sonraki girusmeler de gelip gelmeyecegini sorup gelmiyorsa bosanmak icin dilekce verelim dedim ve geri dondu ama bu gelisi sanki bana lutuf etmis gibisine bir olaya donusturdu biraz arayi bulma istegime ragmen baktim oluru yok ve bosanmaya karar verdik ve kimseye duyurmadan bosandik ve bir ay daha benle kaldiktan sonra tekrar gidecegini soyledi bende kabul edip gitmesine izin verdim ki beni biliyor gidene dur deyemezdim gitti .aylar icinde halen msj atmaya is yerime gelip gitmeye devam etti ben tekrar eski hayatima dondum ve hayatimda bir cok insanla birlikteligim oldu her geldiginde bana bunlari takip ettigini benden sonra birilerinin hemen hayatima almama kizdigini soyledi o aralarda ben artik kafami karistirma git hayatimiza bakalim derken onunda hayatina birilerinin girmis olma olayindan dönüşün olmayacagini dusundum ama her seferinde kimsebin olmadigini ve sadece ailesiyle zaman gecirdigini soyleyip durdu alti ayda bir karsima cikip benim benden evveli olanlar ola bilir ama benden sonra hayatina biri girmis olma olasiligindan kendini kabul etmiyecegimi soyledim her yas gunumde evime pasta getirdi gecen 14 temmuzda dogum gunum ramazana denk geldigi zaman yine ortaya cikip beraber kutlamak istedi ve bende kabul ettim yine patayla falan geldi sonrasinda aklimin her seferinde karistigini soyleyerek her turlu engelkeyip takip edecegi iletisimleri kapatip beni bir daha aramamasini istedim o da o zamana kadar kimsenin hayatina girmedigini am ondan sonra dusundugunu soyledi bana o zamandan beridir gorusmedik bir ay evelinde yine cikti sahneye dukkanima geldi kapatma saatine yakin cikista yemek yiyelim dedim ve gidip yemek yedik sinrasinda birinin hayatina girdigini soyledi ciddi baslamis ama olmamis ve ben hep kimse olmamissa belki dedigim bir hissim varmiş ve gercekten o an ölmek istedim bakmayın ben dedigim gibi yasasamda kimseyi kandirarak bir iliskim olmadi benim yasam tarzim bu ve vaz gecemiyecegim biri olupta artik ben seni yalnuz benim ol diye ustiyorum dediginde gitme diyecegim biri olana kadar boyle yasamaya devam edecegim her ikiskinde soyluyorum hocam bu dediklerim hepsi dogru ve aksam yine beraberdim eski esimle ben kadinlarin bana cabuk acıldigi biriyim ve bu kimdi neydi diyerek biraz ogrendim ve o dedigim lafı yer miyim diye düsunmeye basladım benim yerime koy dedigimde sen olsan senle ne yaparsin dedigimde sen on larca kadinla oldun bende bunlari sorgularsam isin icinden cikama dedi benim karakterim farkli hocam okunur okunmaz bilmem çok uzun yazdım ama icimi dokmek istedim ne yapmaliyim artik 38 yasindayim ama halen cevremde cok kadin var ve benim tek prim yapan yanim dogrucu olmam böyle bir iliskiye tekrar baslasam sizce ne olur yada araya giren kisiyi bir sorun oldugunda one getirimiyim bu kadar uzun yazı okunmaz bilirim hocam icimi dökmüş olayim bari .....not : bu arada bisanmadan evvel evime psikolog geririp dertlerimizi uç dört saat konuştuk sizin kişiliğiniz farklı dedi o laf üstüne bisanmaya daha istekli olduk

Dejavu06 Tarafından Soruldu | 2016.05.31

Merhaba , Her ilişki kötü bile olsa bireyler ayrılmak istemediği sürece devam edebilir. Bir ilişki yada özellikle evlilikte önemli olan iyi ve uzun süreli bir ilişkinin olmasıdır. Çok kadınla yada çok erkekle kısa süreli ilişkilerin olması bireyin evlilik yada uzun süreli ilişkiler konusunda başarısızlığının ön göstergesidir. Uzun süreli ilişkilerin en büyük özelliği sevgi kadar güven duygusunun da var olmasıdır. Bir evlilik duygusallık ve güven açısından yıpranarak sona erer ise çiftlerin bu sorunları çözmeden yeniden beraberliği çok risklidir. Boşanıp yeniden beraber olmak isteyen çiftler , yeniden beraberlik öncesi uzun süre kendilerini sadece ilişkilerine adayacak bir süreçden geçerek, hem karşılıklı tutumları görmeli hem de geçmişin çözümsenerek ilişkinin yenilenmesini sahiplenmelidirler. Karşılıklı duygu ve güvenin artışı geçmişin panzehiridir. Her bireyin geçmişinde ilişkiler olabilir , önemli olan kişinin yeni ilişkisine geçmişini kendisinin taşımamasıdır.

şimdilik başka sorum yok sadece teşekkür etmek istedim sağolun cevaplarınız için

MindR Tarafından Soruldu | 2016.06.01

Merhaba, Sorularınızı tanınmanızı engelleyecek şekilde ve elden geldiğince detaylı olarak yazarsanız , sorularınıza daha iyi yanıtlar vermem mümkün olmaktadır.

Merhaba hocam ben 39 yaşında 20 yıllık evli iki çocuk annesi bir bayanım. sıkıntım aşırı sinirli olmam ve bu durumdan kolay kurtulamamam. Bu durumdayken eşimi çok sık arıyorum kendiside bu durumdan çok rahatsız. aslında bende rahatsızım fakat bir türlü kendime engel olamıyorum. Sanırım biraz benimle samimi olarak ilgilensin istiyorum, çünkü kendi farkında değildi ama bana çok kötü günler yaşattı. ama sorsanız onun hiç suçu yok bütün suç benim. ne yapmam lazım.

sultana Tarafından Soruldu | 2016.06.02

Merhaba, Yıllar içindeki yıpranma sıcak duyguları soğuk ve kuru bir hale getirebilir. Kişide sıcak duygular ise kızgınlığın ilacıdır. Bireylerin duyguları da sevdiklerinden aldıkları duygularla beslenir. Eğer bireyde çocukluktan beri gelen sinirlilik varsa bu durum çocukluk ve biyolojik Öfke Kontrol Bozukluğu çerçevesinde çözülmelidir. Ancak ilişkilerdeki ruhsal hırpalanmalar sonrası oluşmuş ise o zaman bugün ve ilişki içeriğinde yaklaşım gerektirir. İlişkilerden kaynaklanan sinirlilik ve tepkiselliklerde , buna neden olan " ben ve diğerini " sorunu kendileri gibi değil karşılarındaki gibi anlamaya yönlendirmek önemlidir. Geçmişin artık çözülemeyecek olan kötü yaşanmışlıkları bugünün iyi deneyimleri ile rahatlatılabilir. Sürekli geçmişi hatırlamak ve canlandırmak ise iyi yeninin oluşmasına engel olur.

Merhaba Armağan bey, Öncelikle sitenizi çok beğendim böyle bir çalışmaya öncülük ettiğiniz için teşekkür ederim. Danışmak istediğim konu erkek arkadaşım ile alakalı. Kendisiyle 1 aydan daha kısa süredir tanışıyoruz. Aile ve yakın çevre sebebiyle ani duygu durumları yaşamış ve Hassas Bağırsak tanısı konularak 10 mg bir antideprasana başlatılmış. Panik atak teşhisi de konulmuş fakat size danışmak istediğim konu şu; Biz tanışmadan önce tanışıklığı olduğu ve henüz ilişki anlamında pek bir şey paylaşılmamış olmasına rağmen aile uygun görmediği için ayrılmak zorunda kalan iki insan. Aralarında 15 yaş var ve erkek olan evlenmiş boşanmış çocuklu. İki gün önce bir paylaşımından kuşkulandım ve direk sordum oda detaylı bir şekilde anlattı melankolik bir yapım var acı çekmekten hoşlanıyorum. Şahsın gözleri aklına geldiğinde dengesi bozuluyor, birlikte gittikleri birkaç yeri ziyaret ediyor, sosyal iletişim ağlarından direkt olmayan mesajlar gönderiyor, duygu durumunu yansıtan şarkılar dinliyor, o anki mutsuzluktan mutlu oluyor gibi bir izlenime kapıldım. Tekrar birleşmeleri imkansız gibi duruyor fakat sonsuza dek o çift gözü bekleyeceğini söyledi. benim bu durumda ne yapmam gerekiyor ? Şimdiden çok teşekkür ederim

gülin Tarafından Soruldu | 2016.06.02

Merhaba, Kişiler sevip bağlandıkları bireylerden kendi istemleri dışı ayrılırlar ise yıllarca hatta yaşam boyu o ilişkiyi kendi içlerinde tutabilirler. Bu durum kendi yapıları ile de bağlantılıdır. Duygusal yaralarını bir birey sürekli kaşıyıp kanatır ise o yara iyileşemeyip sürer. Bu durumda, yaranın kendi kendine iyileşme kapasitesinden çok bireyin kendi istemi ile yaptığı zarar ön plandadır. Yara kendi kendine iyileşebilir. Kişi yarayı sürekli kanatmadıkça. Her ayrılık bir seneye kadar varan bir acılı sürece neden olabilir , ancak bir sene geçmesine rağmen halen dün gibi ilişkiyi arama ve yaşamını ayrılık merkezinde görme eğilimi varsa bu durum artık normal olmayan bir uzama göstermiştir. Sağlıklı bir birey geride duygusal kalıntılar kalsa bile yeni bir ilişkiyi başlatma yeteneğindedir. Yeni ilişkinin güçlenmesi ile de geçmişe ait duygular hafızanın derinliklerinde canlılığını kaybederek kaybolur.

Merhaba Sayın Samancı, bağlı bulunduğum kurumdaki 2 amirim tarafından psikolojik olarak taciz edilmekteyim. İş yeri hekimine gördüğüm tacizi bildirdiğimde amirlerim bunu aleyhime kullanmak amaçlı beni Ankara Numune Hastanesi Psikiyatri Bölümü'ne sevk ettiler. Gördüğüm tacizi heyete girmeden önce, ilgili doktorlara sunmama ayrıca bir müddet 'Lustral' kullandığımı belirtmeme rağmen kullanmadığım diğer ilaç 'sertralini' raporlarında göstererek bir rapor hazırladılar. Ayrıca raporda 'Bilincin açık, oryante, koopere, algı kusuru olmadığı, afekti anksiyöz düşünce içeriğinde iş yerinde yaşadığı sorunlarla ilgili temalar mevcut' şeklinde ifadeler yer almasına rağmen karar kısmında hastanın çalışmasında engel psikiyatrik patoloji saptanmamış olmakla birlikte 2 ayrı amiri tarafından doldurulacak iş yeri anket formlarının ve tıbbi kayıtların incelenmesi sonucunda karar verilecektir.' denilmektedir. Hasta hikayemde amirlerinden taciz gördüğü yazılmasına rağmen tacizi yapan amire nasıl (ki haklarında dava açtığım) sorabiliyor? Amirler tarafından gönderilen olumsuz görüşten sonra tekrardan Numune Hastane'si Sağlık Kurulu'na görünmem gerektiği bildirildi. Sizden ricam; doktorların olumsuz bir teşhis koyamayıp tacizi yapanların gönderdiği formla, olumsuz bir teşhis koyma çabası girişiminde bulunmalarına yönelik ne yapabileceğim, kısacası bu konuda hakkımı nasıl savunacağım?konusunda yol göstermeniz. Cevabınız için şimdiden teşekkürler.

sefa Tarafından Soruldu | 2016.06.03

Merhaba, Eğer bireyin psikiyatrik hastalığından kaynaklı iş ilişkilerinde problemler bulunuyor ise bunun psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi gerekebilir. Ancak sevki yapan kurumun bu durumdan aşağı yukarı emin olması gerekmektedir. Değerlendirmeyi yapan sağlık kurulu karar öncesi iş ve sosyal ilişkileri değerlendirmek için başvurularda da bulunabilir. Sağlık kurulu , kararını zaman süreci içinde yada hastaneye yatış sonrası da vermek isteyebilir. Tüm bunlar sağlık kurulunun yetkileri içindedir. Sağlık kurulunun çıkartacağı karar öncesi ve sonrası, sağlık kurulu ile ilgili süreçler ve itiraz hakları " Psikiyatrik Rahatsızlığı Olanların Sağlık Kurulundaki Hakları " başlığı altında www.armagansamanci.com.tr Psikiyatride Hasta Hakları bölümünde detaylı olarak yazmaktadır.

İyi günler ben 5 yıllık bir öğretmenim. İlk yıl Elazığ'a atandığımda evimden uzakta olduğumdan kendimi çok kötü hissettim ve kiralık ev tutamadım. Kendime güvenemedim. Bizim evde her işi babam yapardı. Ben ev kurmayı beceremedim ve yanıma ailemi çağırdım. Sonra istanbula tayinim çıktı. Yer ve mekan değişikliği yüzünden ilk yıl sürekli mide bulantısı ellerde kollarda titreme kalp ağrısı baygınlık hissi oluyordu. Ben yine kiralık ev bakamadım. Annemden aramasını istedim. En ufak bir kötü olayda bir kişi bana kötü bir haber verse bile yine aynı şeyler oluyor ve her seferinde acile gidiyordum. Bir kız arkadaşım oldu. Benimle tatile gitmek istedi. Ancak ben onunla beraber yola çıkmaya korktum yapamadım. Bu yıl kendi akrabalarımın yanına tayin istedim. İyi olur sanıyordum fakat yine yeni okul ve yeni mekan korkusu yüzünden 3 gündür mide bulantısı titreme kasılma halsizlik bayılma oluyor. Araba almak istedim. Tam adamla anlaştım. Sonra gece fenalaştım rüyamda kendimi kaza yaparken gördüm. Araba almaktan kaçtım. Ev almak istedim. Ona da cesaret edemedim. Çok sevdiğim birisi vardı. Onunla evlenmek istiyordum. Ama nişan yüzüğü takarken çok kötü oldum. Fenalaşıp kaçtım. Evlilikten de korktum. Her arkadaşımın internet bankacılığı var. Ben korkudan istemiyorum dedim. Bu hastalığın adı nedir geçmezmi. Ömür boyu bununla yaşamak zorundamıyız. Mesleğimiden olmaktan korkuyorum. Bıktım artık. Teşekkür ederim

masumcam Tarafından Soruldu | 2016.06.04

Merhaba, Her bireyin yapısı çevrenin etkisi ile de şekillenir. Aşırı koruyucu ailelerden gelen ve kendi kendine bağımsız hareket etmesine izin verilmeyen bireyler ruhsal sıkıntılara karşı daha güçsüz kalabilirler. Bu hiç ev dışına çıkarılmadığından dolayı bağışıklık sistemi mikroplara karşı gelişmemiş bir çocuğun, ana okuluna başlar başlamaz sık sık hasta olması gibidir. Günlük yaşamın getirdiği karar verme , sorun çözme, değişikliklerin getirdiği sıkıntılarla baş etme bağımlı kişilik özellikleri oluşmuş bireylerde daha zordur. Bu zorluk ve sıkıntıları vücut bedensel (somatik) şikayetlere dönüştürerek ifade edebilir. Ayrıca Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu dediğimiz bir psikiyatrik rahatsızlık da kişilerin bağlandıkları ortamdan uzaklaşıp yeni ilişkiler kurmasına engel olur. Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları ve kaygı çevresinde oluşan diğer ek psikiyatrik rahatsızlıklar iyi bir psikoterapi süreci, kişinin olgunlaşma süreci ve uygun ilaçlarla tedavi edilebilir bir durumdur.

Evleneli daha 15 gün oldu ve eşimin ailesi beni kabullenmiyorlar ve beni istemiyorlar eşimin babası bosanmazsanız ikinizide öldürürüm diye tehdit ediyor bu durum karşısında büyüğümüz olduğu için sesimizi çıkaramıyorum ne yapmamız gerekiyor?

Nsrnks Tarafından Soruldu | 2016.06.04

Merhaba, Ailelerin karşı olduğu durumlarda aile ile boğuşmak yerine ilişkiyi güçlendirmek ve sorunlarda birbirini suçlayarak değil yan yana gelerek sorun çözmek önemlidir. Sadece yaş ile insanlar olgunlaşmaz. Onun için yaşça büyük ama kişilik çatışmalarını aşamamış bireyler , kendi duygusal güçlerini ve imkanlarını da kullanarak daha az tecrübeli genç bireyler üzerinde yıkıcı olabilirler. Böyle durumlarda mücadele enerjisini kaybetmemek için kendini duygusal hırpalanmadan koruyarak elden geldiğince uzak durmak da bir yöntemdir. Bir noktadan sonra sessiz kalmak ve içe atmak zamanla daha yıpratıcı olabilir. Hakaret ve kötülük saygı göstermenin uygun olmadığı tutumlardır.

Öncelikle cevabınız için çok teşekkür ederim. Konu ile alakalı detayları öğrendikten sonra görüşmeme kararı verdiğim erkek arkadaşım ayrılık kesinleştiğinde geri adım attı ve beni aradı. Şuanda görüşmeye devam ediyoruz. Sizce saplanıp kaldığı o çift gözü sorun etmeli miyim ? Yoksa akışına bırakıp geleceğin getirecekleri yeni duygu durumlarını izleyip ona göre bir karar mı vermeliyim ?

gülin Tarafından Soruldu | 2016.06.06

Merhaba, Geçmişteki bir ilişkinin yeni bir ilişki içinde atlatılması ve ilişkinin bir yılı içinde çözümsenerek gittikçe geri plana düşmesinin en iyi göstergesi , kişinin yeni ilişkisine artan duygusal bağlılığıdır. Yeni ilişki güçlenirse eski hiyerarşik olarak azalır. Ancak bir ilişkiyi geliştiren yada bozan tek başına geçmişteki ilişki değildir. Bireyin kendisi ve diğer sıkıntılarını sadece geçmişteki ilişkiye bağlamadan da değerlendirmek gerekir. Sürekli belirsizlik ve gelgitlerle yaşayan bir bireyi uzun süreli ilişki noktasına getirmek mümkün olmayabilir.

merhaba 1 sorum olacak eğer yardımcı olursanız sevinirim sorum ( ben bir ekrana yada bir camdan yada düz bir yere veya bir cisme bakarken sanki o cisim aniden yüzüme çarpıcakmış gibi hissediyorum telefona,cama bakamaz hale geldim aklıma geldikçe dayanamıyorum kafamı çeviriyorum yada telefonu kapatıyorum delirdim mi bilemiyorum :) yardımcı olursanız sevinirim kolay gelsin )

starlord Tarafından Soruldu | 2016.06.06

Merhaba, Her psikiyatrik şikayet psikiyatrik bozukluk değildir. Bazen psikiyatrik şikayetler bir psikiyatrik rahatsızlığın başlangıç belirtisi olabildiği gibi örneğin anksiyeteye (kaygı) neden olan stresin etkisi ile artan geçici bir bulgu da olabilir. İlaveten , bazen bedensel rahatsızlıklarda algısal sıkıntılara yol açabilir. Tüm bu sorgulamaların çözümü için iyi bir psikiyatristin iyi bir psikiyatrik değerlendirmesi yada değerlendirmeleri gereklidir.

Armağan bey cevaplarınız için çok teşekkür ederim.

gülin Tarafından Soruldu | 2016.06.07

Merhaba, sorularınız ile size benzer konuda sorun yaşayanlara da yardımcı oluyorsunuz. Bu sayfadan sorun ve yanıtlarını okuyan bir çok kişinin de yararlandığını görüyorum. Samimi soruları ile bu bölümü faydalı hale getiren tüm katkıda bulunanlara ben de teşekkür ederim.

Merhaba.. Ben kendimle ilgli degil ama sevgilimle ilgli bikac bisey solicekdim.beni korkutan bazi huylari var pskolojik bi sorunu olduguna eminim ama ne boyutta oldugunu bilmiorum bu yuzden sizin gibi bilen kisilerden ogrenmek istedim. Kisilik ozellikleri asiri kiskanc, ozguven sorunu var ama bunu bastrmaya calisio kompleksli,bazen kizdigi bisey oldgu halde bana cok iyi davranio ama sonra bi patliyo ben şasiriorm bu kini nasil icinde gizleyip bana bu kadar sevgiyle yaklasdigina.ve artik bana sevgiyle yaklasdigi zamanlarda bile guvenmiorm kim bilir bana yanistmadigi nasil kin duydugu bisey vardir aslinda diye dusunuorum. Bunlar disinda beni en korkutan seyse beni katil ediceksin kendini bana oldurtucen ya da bana bakan biri falan olsa nye bole gydin yakcam smdi burayi falan demesi.hayvanlara iskence yapio ve bu durumda kendini hakli buluyo.mesela isyerinde kediyi tekmelemis ascilik yapio.ordakiler kizincada yemeginizden tuy ciksa bana kizcaksniz ama dye savunmus kendini.karncalari kavga ettirip kazananin bacagini kirip kaybedeni olduruoms.Allah onlari sen oldur dyemi yaratti yazik degil mi dedigimde de Allah beni vesile kilmis olcegi varmiski olmus ben sadece sebep olmusum dyo. Ailesi tarafndan cok baski gormus zamaninda cok asagilanmis cok buyuk sikintilar yasamis hala da maddi olarak cok sikintidalar.internetten bakdigim kadariyla sadist ozellikleriymis bunlar.intihardan da cok bahsedio..benim simdi korkum kendine ya da bana yada herhangi birine zarar verebilcegi dusuncesi cok kinci bide.. Bikac kez pskologa gtmeye kalkdik hep bi sebepler oldu ondan yana gidemedik.simdi sizden bekledigim sey en azindan bana anlattiklarim kadariyla tahmini olarakda olsa hastaliginin adi ne olabilir? Tabiki burdan teshis koymak cok zor ama akliniza ilk gelen ne oldu solerseniz lutfen cok sevinirim simdiden cok tesekkur ederim.

sevgi12 Tarafından Soruldu | 2016.06.08

Merhaba, Psikiyatride Kişilik Sorunları, psikiyatrik rahatsızlıklarla aynı sınıfta değerlendirilmez. Ancak kişilik bozukluğu olan bireyler psikiyatrik rahatsızlık geliştirmeye çok daha eğilimlidir. Her bireyde birden fazla kişilik özelliği vardır. Ama ön planda olan kişilik özellikleri o kişinin kişiliğini belirler. Kişinin doğuştan gelen biyolojik kişiliği diyebileceğimiz huy ise yetiştirilme tarzının verdiği etkilerle daha iyi yada daha kötü hale gelebilir. Bu açıdan çocukluk ve çocukluk çağındaki iyi anne ve baba modelleri çok önemlidir. Çocukluk çağında içselleştirilen duygusallık, sevgi, paylaşım, iyi niyet , yardımseverlik , çalışma gibi parçalar bireyi daha sonraki yıllar ve yaşamında iyi yaparken. Çocukken yaşadığı ve ailede gördüğü deneyimler yüzünden içe atılan ve içselleştirilen kızgınlık, kin, nefret, zarar verme , başkasının hakkını çalma , hep kendini haklı görme, karşısındakini kötüleme, kıskançlık, güvensizlik , karşısındakini kullanma gibi ögeler de kişiyi genç ve erişkin yaşamında kötü yapmaktadır. Eğer bu tarz sorunları olan birey kendinde bu sıkıntıları görmez ve her sıkıntısını bir açıklama ile kapatırsa , o bireyin kendini düzeltme sürecine girmesi mümkün değildir.

hocam benim teshişim adlandırılamayan psikoz rahatsızlığı. kullandığım ilaç risperdal 3 mg. benim özürlü raporum yok. ben çalışmak istiyorum. işe girmek için devlet hastanesinden kurul raporu isteniyor. çalışacagım işyeri ağır ve çok tehlikeli sınıfta. ben kurula girsem bu işyerinde çalışabileceğine dair rapor verirlermi, yoksa bi kısıtamaya ugrarmıyım.

mas Tarafından Soruldu | 2016.06.09

Merhaba, Genelde, dikkat, konsantrasyon ve yüksek sorumluluk gerektiren riskli ortamlarda bazı psikiyatrik rahatsızlığı olan bireylerin çalışması uygun görülmeyebilir. Psikoz tarzı akıl hastalığı tanısı olanlarda sağlık kurulu temkinli davranıp ağır ve tehlikeli işlerde çalışmasının uygun olmadığı yönde karar verebilir. Bu temel olarak hastayı , beraberinde işyeri ve diğer çalışanları düşünerek de alınacak bir karardır. Ancak sağlık kurulu ve sunan uzman psikiyatrist doktor her hastanın kendi özgün durumuna göre karar verecektir.

Ya siz gercekden mukemmel bi insansiniz hic bi karsilik beklemeden karsindakine insan oldugu icin deger verip yardimci olmaya calisan, gecistirme cevap dahi degil ilgilenerek yaziosnuz her kelimenizde bi anlam var resmen. Bu mubarek ayda cok icden bi sekilde soyluorum Allah sizden razi olsun herkese yardimlariniz icin.sizin gibi meslegini hakkiyla isteyerek yapan kisilerin oldugunu ispatlamis oldunuz. Sayenizde daha hic bi sekilde anlattigim kisiyi gormeden bana fikir vermis oldunuz. Sizin solediklernzden yana psikiyatride kisilik sorunlarini inceledim paranoid kisilik sorunlari cok yakin geldi tam onu anlatiyo hatta. Simdi geriye onu ikna etmem kaldi bu tarz hastalar hasta olduguna cok zor ikna ediliomus zaten gercekden de zor olucak nasil yaklasmam gerekio sizce. Simdi ramazan ayindayiz oruclu zaten orucdan dolayi da sinirli oluyo oruc bittikden sonra sakin sakin anlatmaya calisiyim mi sizce ikna ettikden sonra ne yapmam gerekio once pskologami yonlendirmeliyim yoksa direk terapiyemi? Yonlendirdikden sonra nasil bi tedavi uygulanir hastaligin tamamen bitmesi mumkun mu? Bide son olarak paranoid sizofreniye donmesinden korkuyorum bu buyuk bi ihtimal mi? Simdiden cok tesekkur ederim..

sevgi12 Tarafından Soruldu | 2016.06.10

Merhaba, Kişilik problemleri nedeniyle sorun yaşayan bireylerin terapi sürecine girebilmesi için öncelikle kendini fark etmesi ve tanıması gerekmektedir. Bir bireyin kendini sorgulaması ise ruhsal içe bakışı ile mümkün olabilir. Birçok sorunlu birey iç dünyalarını sorgulamayarak ömür boyu kendilerine ve etrafındakilere sorun yaşatarak yaşamaktadır. Bireylerin kişiliklerini görmeleri açısından kendi kendilerine yapıp kişiliklerini ve ondan kaynaklanan sorunları görmelerine yardımcı internet sitemde bulunan AKÖS ( Akıllı Kişilik Özellikleri Sistemi) adlı uzman bilgisayar programı vardır. İyi bir profesyonel yardımdan önce bireyin kişiliğinin farkındalığının sağlanması önemlidir. Profesyonel yardım kişinin samimi ve ehil bulacağı bir ortamda başlamazsa tedaviden kopup uzun süre tedaviye dönmeyebilir Kişilik bozuklukları olanlarda ilave psikiyatrik rahatsızlık görülme olasılığı fazla olmasına rağmen bir kişilik bozukluğunun daha ağır psikiyatrik hastalığa ilerlemesi ihtimali çok daha düşüktür. Ancak , örneğin paranoid kişilik bozukluğu olan bireyler zaman zaman kısa süreli paranoya denilen hezeyanlar (saçma düşünce) geliştirebilirler. Bu tarz ruhsal alt yapısı olan bireylerin beyni ciddi derecede etkileyen uyuşturucular kullanması ise akıl hastalığına davetiye yollamasıdır.

Armağan bey öncelikle teşekkürler.iyiki varsınız.. Abim ben 44 yaşında 24 yıllık evli ve mutlu dindar bir yuvam var.eşimle birbirimizi çok seviyoruz.konuya geçeyim.. Eşim dizinden rahatsız. İki aydır ückez doktor rontgen mr felan sonuç yoktu..yakınlarımızın önerisiyle kırıkcı çıkıkçı ya gidelim dedik.. Bir bayan akrabamızla beraber onun tanıdığı 60 yaşlarında bir adama gittik..tanışdık ..adamın evi 6. Katta idi. Girişte bak eşim çıkamaz diye. Ön konuşmada dediki dizkapağı kaymış..müsait bir odaya kattı..bana yanmızdaki küçük çocukla dışarda beklememi söyledi..ve eşim, bize iyilik yapan bayan akrabamız ve adam girdiler..yaklaşık 30 dakika sonra çıktılar. Ben seslerini duymuyordum.herşey normal... Çıkınca adamdan şöyle böyle öğünmeli kkonuşmalar. Neyse borcumuzu odedik.3 hafta sonra kontrol edelim dedi.ayrıldık.. Herşey normalken eve geldik... Esim dediki ben bidaha gitmem. Niye dedim.. Adam diz kapağına mudahele ederken damar felan diyerek rahim içinde de uğraşmış. şok oldum .sinirlendim. Dizkapağıyla rahimin ne alakası vardı..adama kuduruyorum..niye..eşime sinirleniyom neden izin verdiğine..eşim erkek diye dize dokanacak diye zaten zor gitmusti..tabiki 2 aylık acı ve ağrıdan gerekenin öyle olacağını sanmış... Akrabamıza kızıyom neden izin verdiniz diye..esimle tartışmalar felan... Armağan bey.. Ben neyapmalıyım. Kaldıramıyom.olanları..kimseyle de paylaşamıyom..adamı aradım..telde tartıştım.. Ama adam ben dizkapagı için yaptım diyor.. Ama saçmalık degilmi ne alaka.esinle iyiyiz.sıkıntımız yok..ama inanki olanlar aklimdan çıkmıyor... Ne yapcam ben.. Aklıma geldikçe çıldırıyorum...kimseye anlatamam..ne zor şeymiş.. Yardım edin lütfen..şimdiden teşekkürler.. Mutlaka cevaplarsınız degilmi.......,.

meda Tarafından Soruldu | 2016.06.11

Merhaba, Cinsel sapkınlıkları olan bireyler yaş, kültür, eğitim ve inançları ne olursa olsun kendi emellerini kolay yapabilmek için hassas meslekleri seçebilmektedirler. Özellikle sağlık gibi bireyin hasta, zayıf ve tedavi edene güvendiği meslekler de bunlardan bir tanesidir. Yurtdışında yıllar sonra bireyler çocuk yuvalarında, okullarda, dini kurumlarda, hastanelerde uğradıkları tacizleri birisinin konuyu mahkemeye taşıması ile zincirleme ifşa etmeye başlamaktadırlar. Ülkemizde de benzer örnekler yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Bu tacizci bireyler yaptıklarına profesyonelce kılıflar üretme konusunda oldukça uzmanlaşmaktadırlar. Ancak kılıf ne olursa olsun sağlıkta bir insan vücuduna müdahele kişinin izni ve onayına bağlıdır. Yapılacak işlemde bireye veya birinci derecede yakınına anlatılmalı ve onayı alınmalıdır. Onun için tıp dallarında yapılacak bir girişim öncesi aydınlatılmış yada bilgilendirilmiş onam kişiye imzalattırılır. Kişi bunu kabul etmez ise o girişim yapılamaz. Kişinin rahatsızlığı nedeniyle yapılan bir uygulamaya sesini çıkartmaması veya zor durumda zaten başka bir seçenek verilmeden evet demeye zorlanması onun bu uygulamaya onay verdiği anlamına kesinlikle gelmez. Maalesef kötü niyetli bireyler sağlık alanında hastanın kafasını karıştıracak bir konumda bırakarak istemleri dışında tacize maruz bırakabilmektedirler. İstem dışı bu tarz uygulamayla karşı karşıya kalan bireyler travmaya uğramakta ve esas sıkıntıyı onlar yaşamaktadırlar. Bu yaşamları boyunca birçoğunda rahatsız edici bir sır olarak saklanmakta ve ruhsal yaşamlarını bozmaktadır. Kişilerin uğradıkları istem dışı uygulamaları güvendiği yakınları ile paylaşmaları yaşadıkları travmayı çözme açısından önemli ve cesaretli bir adımdır ve bireyler suçlanmak yerine sıkıntılarını çözmek için desteklenmelidirler. Sağlıkla ilgili tüm şikayet ve uygunsuzluklar için Sağlık Bakanlığı'nın https://hastahaklari.saglik.gov.tr/ şikayet, sorunların bildirilebileceği internet adresidir. Sağlık Bakanlığı yapılan uygulamanın incelenerek kişi yada kurumlarla ilgili kararı verecektir.

Hocam merhabalar 21 yaşındayım 3 senedir süren sınav stresi , aile baskısı , 2 senedir kullandığım uyuşturucu maddeler , alkol , sigara bağımlılığı hayatı benim için yaşanmaz hale getirdi bazen sesler duyuyorum içimde 1 yıldır gerçekten hiç huzur yok hayattan haz alamamakta doruk noktasındayım 1.80 boyum olduğu halde 50 kilo üstüne çıkamıyorum stresten iştahım kesildi , geceleri uyuyamıyorum sürekli uyanıyorum kesik kesik uykuya dalabiliyorum sadece . Bana bir öneriniz varmı Zyperexa diye bir ilaç duydum bu ilaç bana iyi gelirmi ve ben bu ilacı nasıl temin edebilirim ?

eacrost Tarafından Soruldu | 2016.06.11

Merhaba , Gençler için beklentilerin çok , iş ve yaşam koşullarının zor olduğu bir dönemde sıkıntılarla baş etmek ve yakın çevresinden destek almak çok önemlidir. Boşluğa düşen bireyler ise alkol, uyuşturucu ve gelişigüzel cinselliği kendi kendilerini iyileştirici yanlış ilaç gibi kullanmaktadırlar. Halbuki bu yön kişiyi daha da çıkmaza götürmektedir. Özellikle "ot" yada doğal adı altında satılan uyuşturucuların çoğu da sentetik ve başka maddelerle karıştırılmış olduğundan beyne ciddi zararlar vermekte ve psikiyatrik bozukluklar yanında akıl hastalıklarına bile yol açmaktadır. Tedavi ancak konuyu bilen iyi bir hekim kararı ile yapılmalıdır. Kişinin kendi kendine gelişigüzel psikotrop ilaç kullanımı uyuşturucu kullanımı mantığına yakın bir yaklaşımdır.

Hocam ben 23 yaşındayım ve burnumun büyümesinden korkuyorum ve bu korku burun kemiğimde şiddetli bir ağrıya sebep oluyor. Sizce bu büyüdüğümü gösterir.

Anıl7171 Tarafından Soruldu | 2016.06.15

Merhaba, Kaygılar ve ruh hali algılarımızı etkiler. Örneğin depresyonda olan bir bayan kendini aynada çirkin görebilir yada anoreksi dediğimiz yeme bozukluğunda bireyler çok zayıf olmalarına rağmen kendilerini şişman görüp ölümcül bir diyete doğru gidebilirler. Aynı şekilde ruh hali dolayısı ile ağrı eşiği düşüp normalde hissedilmeyen ağrılar da hissedilmeye başlayabilir. Beden ruhsal çatışmaları fiziksel şikayetlere de dönüştürebilir. Ayrıca Obsesif Kompulsif ( Takıntılı Düşünce Sonrası Zorlayıcı Davranış) bozukluklar sınıfından "Vücut Dismorfik Bozukluğu" nda kişinin vücudunda olmayan şekil bozuklukları ile ilgili kaygıları ve takıntıları oluşmaya başlar.

Hocam soruma cevap verdiğiniz için teşekkür ederim son kez şunu sormak istiyorum sizce bu korku herhangi bir şekil değişikliğine sebep olur mu

Anıl7171 Tarafından Soruldu | 2016.06.16

Merhaba, Korku ve kaygılar burunda bir şekil değişikliğine neden olmaz. Ancak , ruhsal sıkıntıları yada psikiyatrik rahatsızlıkları nedeniyle vücudunda şekilsel değişiklikler gören veya vücudunu beğenmeyen kişilerin sıkça yaptırdıkları estetik ameliyatlar sonrası istenmeyen şekil değişiklikleri olabilmektedir. Tüm algılarımız ruhsal durumumuzun etkisi altındadır. Ayrıca çevreden gelen etki ve baskılarla da algılar etkilenebilir. Günümüzde estetik ameliyatların geçmişe göre çok artmasının bir nedeni de budur. Algısal olarak bir birey kendi bir parçasını beğenmediği gibi estetik ameliyat ve illüzyonu ile de kendini çok beğenebilir hale getirilebilir. Halbuki ameliyat öncesi hali etraftan daha beğeni alabilir ve estetik sonrası şekli etrafı tarafından hoşlanılmayabilir olmasına rağmen.

Merhaba hocam sitenize yeni üye oldum 30 yaşında üniversite öğrencisi ayrıca 4 yıllık evliyim sürekli bu evlilikte sıkıntı ve problemler yaşadım eşime hiçbir şekilde güvencim yok endişe ve kaygılarım beni benden alıyor suratsız mutsuz sürekli düşünür vede planlar içersindeyim eşimin beni gözle aldatmalarından bıktım ve bu 4yıl süreçte sürekli ayrıca eski hayatında yaşadığı tüm yanlışlarda evliliğimiz içersine dahil oldu defalarca ayrılmama karşılık tekrar tekrar birleşmelerim ruh sağlığımı zedeledi bu yüzden çocuk düşüncesine bile dahil olamadım benim mutsuz olduğum bir evliliğe çocuk getirmeyi düşünemedim ama özlemini de sürekli çekiyorum sizce ne yapmalıyım eşimin bu hallerine davranışlarına sürekli arkamdan iş çevirip hiç olmamış gibi davranmasına dayanamıyorum lütfen acil cevabınıza ihtiyacım var şimdiden teşekkürler

özlemrah Tarafından Soruldu | 2016.06.18

Merhaba, Evlilikte sorunlar çözülmediği zaman büyür. Evlilik de yetiştirilen bir ağaç misali sürekli olarak bakımı ve beslenmesi gereken bir yapıdır. Önemli olan uzun sürede evliliği geliştirmek ve duygusal olarak büyütmektir. Evlilikteki sorunların çözümü için de samimiyet esastır. Karşılıklı iki birey sevgi ve duygularının verdiği güç ile içten pazarlıksız sorunları çözmek için çaba gösterir ise sonuç her zaman iyi olacaktır. Çözüm için çaba ve isteğin olmadığı, ilişkinin kendi haline bırakıldığı, duygunun zedelenip güvensizliğin arttığı ilişkiler zamanla paslanır. Evlilikte sorunların çözümü için (eş bu konuda beraberce adım atmıyorsa) öncelikle ilişkiyi sorgulayan bireyin kendi ile ilgili sıkıntı ve çatışmalarını çözme sürecine girmesi gerekir. Böylece kendini ve ilişkisini daha iyi tanıma fırsatını da bulacaktır. Bu durum da bir sonraki adım için önemli bir basamaktır.

Hocam 22 yaşındayım anksiyete bozukluğu şikayetim var. Sorun sadece konuşmam üzerinde kendini gösteriyor, genel olarak konuşurken aniden heyecanlanabiliyorum. Genel olarak kendini gösteren bir durum, örneğin bir yerde sipariş verirken yada otobüs bileti alırken vs. heyecan oluyor ve konuşmam kesiliyor, kalp atışlarım hızlanıyor konuşamaz hale geliyorum. 1.5 yıl ilaç tedavisi gördüm gene kurtulamadım. Özel muayenehaneye çıkmayı düşünüyorum ne yapmam lazım bilmiyorum yardımcı olur musunuz? Teşekkür Ederim.

KAYA Tarafından Soruldu | 2016.06.19

Merhaba, Kaygı ( Anksiyete ) bozuklukları , bu grup psikiyatrik rahatsızlıklara verilen genel bir addır. Tam teşhisi belirtmez. Kaygı bozukluğunun ne olduğunun tam tanısı ise tedavi için esastır . Bu grup rahatsızlıklar tedavi edilirken bir taraftan rahatsızlığa özgün terapi, diğer taraftan rahatsızlığa özgün psikiyatrik ilaç ve birde günlük yaşamda kişinin yaşamını etkileyen kaygı şikayetlerine yönelik ilaçlar ile iyi sonuçlar elde edilir. Kaygı bozukluklarının tedavisi diğer psikiyatrik rahatsızlık yada hastalıklara göre kolaydır. İyi bir psikiyatristin iyi bir tedavi planı ile önemli ölçüde yada tamamen tedavi edilebilir.

Merhaba hocam 2 yıllık polis memuruyum cok severek girdiğim bu meslekte su an gercekten bırakmak istiyorum işim gercekten cok stresli ve sosyal hayatın hiç olmadıgı bir iş ayrıca gurbette yaşamayıda kaldıramıyorum artık eski neşem enerjim hiç kalmadı ve agresif olmaya başladım nişanlıyım onunlada konuştum o da bırakmamı istiyor bıraktıktan sonra hangi işi yapacagımı bilmeden dahi bırakmak istiyorum cünku gercekten cok etkilendim bu konudaki tek sıkıntım bırakırsam eğer cevremden yakınlarımdan alacağım eleştirilerden korkuyorum cünku cevremdeki insanların dediklerine cok kafayı takan bir insanım tabiki bir de nişanlımın ailesi ne der onuda bilmiyorum ondanda çekiniyorum sonuç olarak çok mutsuzum ve ne yapacagımı bilmiyorum hocam bu konuyu kimseyede açamıyorum.Yardımcı olursanız çok sevinirim hocam şimdiden çok teşekkürler...

öztürk Tarafından Soruldu | 2016.06.21

Merhaba, Bazı meslekler stres ve tükenme açısından çok daha yüksek katsayıya sahiptir. Bu nedenle aslında bu mesleklerde profesyonel ruhsal destek sistemlerinin olması gerekir. Kurumlar sadece birkaç psikoloğa iş vererek bu sorunu aşma çabasına girseler bile, bu problem çözücü değildir. Çünkü her konu ve meslek sorunlarına uzmanlaşmış hizmetlerin teşkil edilmesi gerekir. Yeni mezun meraklı ve aynı konumda çalışan profesyonellerin bile konuya uzmanlaşması on yılı bulabilir. Bu tarz destek sistemleri olmadığı zaman destek yakın çevre ve arkadaşlardan gelmektedir. Yaşamla ilgili önemli kararlar ruhsal olarak iyi yada ortalama hissederken verilmelidir. Aksi takdirde kararın doğruluğu ileriki yıllarda sorgulanacaktır. Alternatif seçenekler iyice oluşturulmadan işten ayrılmak ise her zaman sıkıntılı bir sürecin başlaması anlamına gelir.

Merhaba, benim size sorum annemi nasıl doktora yönlendirebileceğim ile ilgili. annem 60 yaşında üniversite mezunu ve bankacılıktan emekli. babamla 20 sene önce ayrıldılar ve o zamandan beri benimle yaşıyor, fedakar ve iyi niyetli bir anne. babamdan ayrıldıktan sonra bir dönem alkol içme durumları oldu sonrasında bıraktı. sonrasında bir otobüs kazası geçirdik ancak hiçbirimize önemli bir şey olmadı çok şükür o zamanlarda tedavi görmüştü boğazında bir şey varmış gibi hissediyordu. bir dönem ilaç kullandı. ancak tabii ki bunlar olurken bende çok küçüktüm ve anlayamıyordum. son 3-4 senede farkettiğim psikolojik sorunlar şu şekilde; eskiden görüştüğü bir bayan arkadaşının kendisi hakkında dedikodular yaydığı, ve bu dedikodulardan gittiği marketin, manavın, pazarın haberi olduğu ve kendisine eleştirel bakışlar attığı yönünde. Bu yüzden geçtiğimiz dönemde 4-5 tane temizlikçi değiştirdi. gittiği havuzu, spor salonunu değiştirdi vs. bu konulara meraklı olduğumdan dolayı araştırdığım kadarıyla ya paranoid şizofreni ya da kötülük görme sanrılı bozukluğu hastalığı var annemde. hangisi olduğunu tabii ki siz daha iyi anlarsınız. genelde yaz ayları yaklaştığında bu sorunlar pik yapıyor. 3-4 sene önce ilk olarak birine aşık oldum diyerek konuyu açtı bana. yaz aylarında havuzda tanıştığını söyledi. bende mutlu olmuştum doğal olarak artık mutlu olacak diye. ancak bir süre sonra aşık olduğu bu adamla annem hakkında dedikodular çıkaran arkadaşı arasında birşeyler olduğunu, kadının adamla parası için beraber olduğunu, hatta kadının adamla ters ilişkiye girdiği yönünde.. bana da annemin bu hastalığını ilk farketmek şok etkisi yarattı. ancak o gün bugündür anlattıklarına sakin birşekilde dinliyorum, tepki vermiyorum. 5 dakika anlatıyor sonra konuyu değiştiriyor zaten. ancak dediğim gibi yaz aylarında pik yapıyor. heralde havuz mevsimi yaklaştığından. halamda psikolog. ancak biz bir türlü annemi doktora gitmeye yönlendiremiyoruz. bir çok çözüm düşündük ilaç mı versek diye ancak hergün evde olmadığımdan bu da imkanszı gibi. nasıl yaklaşmak gerekiyor doktora götürmek için? ben bir kaç kere yaklaştım anne moralin bozuk sıkıntın geçer vs diye, tatile de gidemiyor uçağa binemediğinden. fobilerin var bunu halledelim gel beraber tatile gidelim diyorum ancak şuan istemiyorum diyor.ben isstediğimde hallederim ben mutluyum diyor. artık gerçekten tükendim gibi bir şey. nasıl bu konuyu çözüme götüreceğim bilmiyorum, bu tip hastalığı olanlar için doktora götürmenin çeşitli yolları var mıdır? çok tepkisini çekmeden? ya da anneme genel olarak nasıl yaklaşmam gerekiyor? son dönemde bir de benim evleneceğim kişiye taktı. gayet mutluyum ancak onunla evlenirsem mutsuz olacağımı düşünüyor. napıcağımı şaşırdım, yardım lütfen :(

ceylanb Tarafından Soruldu | 2016.06.22

Merhaba, Bazı akıl hastalıkları sinsi başlayıp başlangıçta çok kolay fark edilmeyebilir. Bunun nedeni hastanın bahsettiği konuların olabilirlik ihtimalidir. Örneğin dedikodu zaten toplumda sık yaşanan bir durumdur. Ayrıca kişilerde etraftan aldıkları tepkilere göre zekaları ile bu durumu kendi içlerinde saklayabilirler. Saklayınca ve reddedince de çevrenin ve yakınlarının verdiği bilgi olmasa psikiyatrist doktoru bile yanıltabilirler. Ayrıca abartılı düşüncenin , aşırı değerlenmiş düşünce ile Paranoya arasında kaldığı durumlarda hem etraf hem de hastayı detaylı ve uzun süreçli takip edemeyen doktorlar açısından da daha kafa karıştırıcı olabilmektedir. Bu grup hastalarda tedavi sadece ilaç değildir. İlaç tedavinin önemli ve ana parçasıdır ancak hastalığını kabul etmeyen bireylerin psikiyatrist doktoru ile güven ilişkisi olmaz ise tedaviyi almayacaklardır. Bu tedaviye yönlendirmeye çalışan yakınları içinde söz konusudur. Kendisine hasta damgası vurulursa tedaviye gitmeyi daha çok reddedeceklerdir. Onun için güvendiği bir arkadaşı ile ana sıkıntılarına ikincil olarak çıkabilecek belirti yada hafif bir psikiyatrik bozukluk olduğunda psikiyatrik değerlendirmeyi kabul edebilirler. Bu noktada yüzüne hastalığını vuran değil güven ve terapötik ilişki oluşturabildiği bir psikiyatrist doktor ile tedavi sürecini sürdürme olasılığı daha yüksektir.

Merhaba, Benim lise okurken erkek staj arkadaşım vardı firmada, daha sonra Üniversite'de aynı okulu kazandık. Üniversitesiye evimiz yakında bir süre beraber gidip geldik. Ben arkadaş olarak görüyordum oda aynı şekilde. Biz birçok aktivite yaptık beraber ve bir kıza umut verecek şekilde konuşuyordu. Fakat ben umursamıyordum çünkü birçok kız arkadaşı vardı. Geçen sene benimle bulaşmaya gelmediği için konuşmayı kestim çünkü kendisi davet etmişti. Ve daha sonradan benim erkek arkadaşım oldu 1 senedir devam ediyor. Fakat ben diğer çocuğu her ay rüyamda görüyorum ve aşık bir çift gibi. Hani hiç aklımda veya kalbimde yok, bi anda nasıl rüyama giriyor anlam veremiyorum. Sizce bu konuda ne yapmalıyım? Güzel giden bir ilişkim var artık rahatsız oluyorum. Teşekkürler,

Ceyda230 Tarafından Soruldu | 2016.06.22

Merhaba, Rüyalar kontrolü kişilerin elinde olan bir durum değildir. Ancak psikiyatrik rahatsızlıklara bağlı oluşan rahatsız edici rüyalar bazı ilaçların etkisi ile baskılanabilir. Uykumuzun aslında % 20 si rüya dönmelerinden oluşur ancak bu REM dediğimiz dönem içinde yada yakınında uyanınca rüyaları hatırlayabiliriz. Rüyaları hatırlamamak için bir yöntemde normal kalkma saatimizin yarı saat öncesinde yada daha öncesinde kalkmaktır. Bu şekilde REM dönemi aşılarak rüyalar atlanabilir.

Merhaba hocam Sorum annemle ilgili olacak.annem yillardir ztn depresyon ile ilgili ilaç kullanıyor. Zaten eskiden beri naif bir yapisi vardi.suan durumu su sekilde. Unutkanligi oluyor bir lafi bir kac kez tekrar edebiloyor. Ama isine gelen seyleri unutmuyor. Surekli geçmişle yasiyor o zmnki mutlu gunlerini anlatiyor.oturduklari evi degistirdiler. Ondan sonra oldu. Eski oturduklari evde teyzemler fln hep birlikteydiler.. simdi yeni evinde hic kimse yok cevresinde ve yanliz bir durumda sürekli cani sikiliyoo ve ağlıyor. Cok mutsuz. Hep bir memnuniyetsiz. Unutkanlik dalginlik kafa karisikligi yaşıyor mr çektirdik beyin bisey cikmadi. Cocuk gibi hareketleri oluyor. Olmadik zmnlarda olmadik hareketleri oluyor. Insanlar tarafindan yadirganiyor. Kendini ifade etmekte zorlaniyor. Mesela cezve arıyoruz evde buzdolabınna bakiyor mesala. Belki oraya koymusumdur diyor. Normalde kendi basina disati cikiyor bir sikinti yok market pazar vs vs. Ama iste son zamanlardaki bu anlamsiz yersiz hareketlerii neden oluyor acaba. Gunluk islerini yapıyor. Ama bisey anlattigimizda anlamiyor kafasi cok dalgin karisik. Bizi nasil yonlendirirsiniz acaba hocam .. lutfen yardimci olunn.. simdiden tsk ederimm emeginize

Ays Tarafından Soruldu | 2016.06.22

Merhaba, 65 yaş öncesi unutkanlıklarda eğer ailede kalıtsal Demans (Bunama) ve beyni etkileyen fiziksel hastalık hikayesi yoksa psikiyatrik açıdan değerlendirilmelidir. Artık depresyonda beynin belli bölgesinde hücre azalmalarının olduğunu hatta depresyonun düzelmesi ile bu hücrelerin yeniden canlanıp arttığını biliyoruz. Bu durum dalgınlık, unutkanlık ve dikkatsizlik gibi sorunlara yol açabilmektedir. Ayrıca uzun süreli ciddi depresyonlar, beynin yapısını da olumsuz yönde etkilemektedir. Her insanın ruhsal durumu dikkat ve hafızasını etkileyebilir. Sınav kaygısı ile deneme sınavlarında aldığı puanların altında puanlar alan öğrenciler bunun bir örneğidir. Kişilerin istedikleri ve kendilerini zorladıkları konulara karşı hafızaları her zaman daha iyidir. Hafif ve orta derecedeki bunamalarda bile kişilere unuttukları konular defalarca anlatılırsa hafızalarında tutabilirler. Hafıza kişinin kendini çok zorlaması gerekmediği durumlarda da ortalama olması gerekir. Uzun süreli yalnızlık ve mutsuzluk, depresif şikayetlere yol açarak kişinin kapanmasına ve gittikçe zihinsel performansının azalmasına yol açabilir.

sürekli olarak iç sıkıntısı yaşıyorum.sebebini bulamıyorum ve sanki hiç bir şey yapamayacakmış veya başaramayacak mışım gibi geliyor.ne yapmam gerek yardımcı olursanız çok sevinirim.

dong yi Tarafından Soruldu | 2016.06.23

Merhaba, Bir sıkıntı geçici veya yaşanan bir olaya bağlı bir iki haftalık kısa sürede geçiyor ise bu durum psikiyatrik olarak bozukluk sınıfına dahil edilmeyebilir. Ancak uzun süreli yada kısa süreli olsa bile bir neden olmadan sık sık tekrarlayan sıkıntılar psikiyatrik açıdan değerlendirilmeyi hak ederler. Kısa süreli sıkıntılarda, sıkıntılarını güvendiği yakınları ile paylaşmak, eve veya bilgisayara kapanmamak, kendini iyi hissettiren ortamlarda bulunmak ve dışı aktivitelerde bulunmak gibi yaklaşımlar faydalı olabilmektedir.

Acılarımı hissetmemek için ne yapmalıyım? Eğer hissetmediğime dair kendimi ikna etmeye çalışıyor kendime iyi olduğumu söylüyor ama hatırladıkça daha da kahroluyorsam hislerimi kaybetmek için ne yapmalıyım ? Birini unutmak için ne yapmalıyım ?

Kubra_kubra14 Tarafından Soruldu | 2016.06.24

Merhaba, Her insanın duygusallığı yoğunluk olarak farklıdır. Beynin bir işlevi olan zeka nasıl kişiden kişiye değişiyorsa aynı zamanda beynin yapısından gelen duygular da farklı bireylerde farklı yoğunluktadır. Hatta bazı psikiyatrik bozukluklarda kişilerde duygu çok az yada hiç olmayabilir. Kişilerin acı hissetmemek için duygularını dondurmaları mümkün olabilir. Ancak şunu unutmamak lazım gelir ki duyguları bastırarak dondurmak sadece bir kişiye değil tüm yaşama karşı oluşur ise bu zamanla bireye da rahatsızlık verir. Yani dilin acı duyusunu algılamamak için tüm tat duyusunu yok etmek istenmeyen bir sonuçtur.

Hocam Merhabalar, kolaylıklar dilerim. benim bir problemim var. herhangi bir insanla annem babam arkadaşım hocam eşim her kim olursa olsun ciddi bir mesele konuşup problem çözmek istediğimde o kişinin yanında hemen ağlamaya başlıyorum. bu defa ağlamayacağım diyorum ama kendimi tutamıyorum. ağlamaya başlayınca bu defa karşı tarafa kendimi yeterince ifade edemiyorum ve bu yüzden problemi yeteri kadar çözemiyorum. sonra da ağladığımı gören kişinin benim özgüvensiz olduğumu düşündüğünü ve beni kişiliği gelişmemiş bir olarak gördüğünü düşünüyorum. bu ağlama meselesini nasıl çözebilirim? sebebi ne olabilir? ben bu durumdan nasıl kurtulabilirim? bu durumun kendime olan özgüvenimi de zedelediğini hissediyorum.

mervec Tarafından Soruldu | 2016.06.24

Merhaba, Bazı bireyler duygusal yoğunluğu hissettikleri anda ruhsal olarak boşalabilmektedirler. Beynin geçmişte oluşturduğu ağ bağlantıları ruhsal yoğunluğun arttığı durumlarda böyle bir tepki verebilmektedir. Psikiyatride kullanılan bazı ilaçların bu durumu engelleme özelliği de bulunmaktadır.

18 yaşındayım doğmadan önce babamı kaybettim hiç görmedim 10 yaşına kadar annemden ayrı yaşadım zor çocukluk geçirdim anneme kavuştuk derken üvey baba ile tanıştım sapık bir adam senelerce onunla yaşadım halen de yaşıyorum 1 yıl önce 80 küsür ilaç ile intihar ettim ciddi sonuçlar doğurdu bana uzun hastane süreçleri filan uyuşturucuya başvurdum 3 ay sürdü o da ama bi gün herşeyi geride bıraktım bikac gün öncesine kadar daha önce annemden ayrı kaldığım çocukluk yillarimdan kalma bi alışkanlığım var kendime zarar verip senaryo yazıyorum ve aileme o senaryoyu anlatıyorum misal bardağı bilerek düşürüp elimi kesiyorum ama bardak düştü toplarken elim kesildi diyorum ciddi problemler bunlar fakat ilaç kullanmak uyusmak istemiyorum

yilmazer Tarafından Soruldu | 2016.06.25

Merhaba, Çocukların ruhen ve fiziksel olarak sağlıklı büyümeleri için iyi bir aile ortamı en önemli etkendir. Parçalanmış ailelerde büyüyüp , çatışmaların ortasında kalan, sevgi ,bağlılık ve güvenecek yakınları olmayan ve korunmayan çocukların ruhsal durumu ister istemez olumsuz etkilenmektedir. Çocuklukta yaşanan duygusal karmaşalar ve kızgınlıklar erişkin yaşamda daha da büyüyebilmekte , içe atılırsa kendine zarar verme davranımı dışa yansıtılırsa başkalarına sözel yada fiziksel şiddet olarak ortaya çıkabilmektedir. Çözümü iyi bir terapistle yeniden bir ruhsal güven ve korunma ortamı içinde , geçmişi bugünün sunduğu iyilerle düzene koymaktır.

Ben 1 senedir biriyle ilişki yaşıyorum ama ondan hemen önce konuştuğum bi çocuk vardı ve ben onu rüyamda ona aşık bir şekilde sarılıp öpüşürken görüyorum bu yaklaşık bir yıldır devam ediyor ben gerçektede ona karşı bişeyler hissediyomuyumdur?

ramor Tarafından Soruldu | 2016.06.25

Merhaba, Gerçek insanın yaşamında yaşadığıdır. Rüyalar psikoanalizde (bir terapi şekli) kişinin iç dünyasını anlama konusunda yorumlanır. Eğer kişi uyandığında rüyada yaşadıklarından hoşnut hatta özlem duyuyorsa yani uyanık ve bilinçli olduğu zaman da rüyadaki kişiye ait duygu ve özlemleri var ise bu durum beraberlik bitmiş olsa bile ilişkinin kalıntı duyguları ile ilgili olabilir.

yani hocam?? bu ağlamanın sebebi nedir? ilaç tedaviler genellikle kullanırken etki göstermekte, ilacı bırakınca eski hisler geri dönmektedir. yani benim bu durumdan tamamen kurtulmam için ne yapmam gerekir ve bu durumun temel sebebi nedir? soruma tam cevap alamadım da

mervec Tarafından Soruldu | 2016.06.27

Merhaba, Kişilerin her biri kendine özgü bireyler olduğundan her sorunun ayrı kişide ayrı nedeni olabilmektedir. Bir durumun nedenleri için kişinin psikiyatrik hatta psikodinamik değerlendirilmesi gerekir. Ancak bundan sonra bir sebep sonuç ilişkisi kurulabilir ve bu ilişki üzerinden tedavi yada terapi planı şekillendirilebilir. Tedavi yada terapi bu konuya vakıf profesyonel psikiyatrist ve terapistlerin tedavi planı ile zaman içinde çözülebilecektir.

Hocam merhaba, Geçtiğimi ay kardeşim vefat etti.. Acı bir telefonla öğrendik vefatını. Ölümüne inanmadım getirdiler kendini gördüm, toprağa verilişine kadar heranı izledim inanmak için Biran durumu kabul ediyorum üzülüyorum ama asla ağlayamıyorum ama genel olarak böyle bir olay yaşamamış gibiyim. Kardeşim hayatımda çok yer kaplıyordu babam gibi.. oğluma da babalık yapıyordu.Mezarlığa ziyaretine gittiğimde sanki başkasına gidiyormuş gibiyim bir yandan da sanki canlı kanlı sarılmaya gidiyor gibi seviniyorum zaman zaman..Kendimi yadırgıyor hatta kınıyorum..Bu konuda yardımınıza ihtiyacım var. Lütfen bir yol gösterin. Saygılarımla

pisi pisi Tarafından Soruldu | 2016.06.27

Merhaba, Büyük kayıplardan sonra ilk verilen insani tepki şok olma ve inanamamadır. Haftalar süren bu dönemden sonra artık kaybedilenin etrafta olmadığının fark edilmesi ile üzüntü, hüzün ve depresif şikayetler başlar. Bu dönem de aylar sürdükten sonra bir yılın sonuna doğru bir alışma ve çözüm süreci başlar. Ancak bu doğal gidiş bazı bireylerde kabullenmemenin ötesinde inkar düzeyinde takılarak yıllarca sürebilir. Bu duruma uzamış yada komplike yas denilmektedir. Herhangi bir yasın doğaldan öteye uzadığını söylemek için bir yıl hatta 14 ayın geçmesi ve doğal sürecin geldiği noktanın görülmesi gerekir. Yıllarca süren ve kişilerin kendi içlerinde sakladıkları uzamış yaslar ,yeniden yaslandırma terapisi ile çözülebilmektedir.

mrb iyi gnler 10 aydir birlikteligim var ve iki aydir nisanliyim arkadaslar. kiz arkadasim uzun zmndir tanidigimdan beri hayattan tat almadigini, herseyin bos oldugunu , hicbiseye sevinemedigini,herseye karamsar bakarak gorsel olarak gozlemleye bildigim sorunlari vardi.anlatirdi ama surekli farkli seyler soylerdi. ama kafama hic bi zman oturmazdi bir eksiklik vardi. surekli bir kiz neden bu kdar mutsuz olup hayattan soguyabilir hayattan zevk almadigini soyler. hep dusundum ve tek neden oldugunu tahmin edebiliyorum oda kucuk yasta kizlarin basina gelen cinsel istismar. ve korktugum basima geldi ki nisanlim yillardir bunun etkisi altinda korkarak yasamis. 5 ve 7 yaslarindayken iki defa 14 yasindaki serefsiz amcasi tarafindan cinsel istismara ugramis. bn sok oldum napicami bilemedim ama soguk kanlilikla dinlemek ve ne olup bittigini ogrenmek istedim. basindan sonuna kadar dinledim. seninde bilmeni istedim ve anlattim yoksa icim rahat etmicekti dedi.22 yil onceki yillarca saklanilmis bir uzucu durum. 1.olarak onden sadece dokundurma olmus 5 yaslarinda okula gitmedigi zman yazin koyde olmus o anda bir korku kaplamis. ve ordan kacmis. kucuk oldugu icin ne olduguna anlam. verememis.2. olarak 7 yasindayken amcasi skstrms yine yegenini ne oldugunu anlamadan gel amcacim diyerek odaya alip kitlemis sonra ustune yururken bagirmis bagirmasiyla agzini. kapatip yuzu koyun yere yatirip cikmis uzerine abanarak arka tarafini acmis cirpindikca debelendikce birakmamis kendisini. cok skms o ara korkudan kendini.serefsiz amcasi o kucuk bedenine seyini totosuna bastirip abanmis uzerine. korkuyo ve cirpiniyo ama o agirligi vermis, kucuk daha kacamiuorum dedi o anda bastiriken totosuna sicaklik ve sertlik hissetmis ama kndini kastigi ve sktg icin seyine yada toto icine girememis,sonra birden birakip kapiyi acip simdi git demis. bn sok olmus vaziyette dinledim.kucuk ve zorla alikoyma oldugu icin nisanlima kabahat goremiyorum.seviyorumda nisanlimi.kendinin elinde olmadigi bi sebep yuzunden bole bisey basina geliyo.ve icine girmedigini ve kan olmadigini soledi.sadece akli basina gelip buyudugunde ne oldugunun farkina variyo ve surtme durumu oldugunu baska bisey olmadigini soledi.yani emin kendinden ole olsa canim yanardi diyo. sizce ben ne yapmaliyim arkadaslar bana yardimci olurmusunuz.

okanemre Tarafından Soruldu | 2016.06.28

Merhaba , Küçük yaşta cinsel taciz çoğu zaman gizli kalsa bile kişilerin ruhunda her zaman izi olan bir yüz yarası gibi kalmaktadır. Bireyin ruhsal gelişimini de maalesef olumsuz etkilemektedir. Özellikle ne olduğunu ancak cinsel kavramları anlamaya başladığında tam olarak şekillendirebilen çocuk, kendini suçlayabilmekte yada bu durumu kendinin bir özrü olarak görüp yıllarca kendi içinde kendini kemiren bir olay olarak yaşamaktadır. Buda ister istemez ruhsal ve cinsel gelişimini etkilemektedir. Tacizcilerin çoğu kişinin etrafında tanıdık birisi olduğundan ve onunla karşı karşıya gelme de taciz anılarını canlandırarak kişide korku ve çaresizlik duygularını güçlendirebilmektedir. Ancak karşılarına çıkan iyi bir eş ile oluşturdukları güvenli ilişkilerde birçok sorunu yenmektedirler. Gerek terapi gerekse kendi kendine olsun, çözümün ana noktalarından biri yaşamın güvenli ve sevgi dolu bir ortam da olduğunu yaşayıp geçmişin kötü anılarının bugünün iyisi ile yer değiştirilmesidir. Esas sorun geçmişi çözemeyip yaşamını olumsuzluklar, kızgınlıklar, güvensizlikler ve bunlara bağlı davranım sorunları ile geçiren bireylerin yaşadıklarıdır.

Hocam merhabalar. Ben üniversite öğrecisiyim. 1 seneyi aşkın liseden devam eden bir ilişkim var. Kız arkadaşım benle tanışmadan önce yılbaşında ve yazın bazı günler alkol aldığını söylüyordu. Ben kız arkadaşımın kesinlikle alkol almasını istemiyorum. Bana 2 3 hafta önce " alkol almayacağım söz veriyorum" dedi fakat şimdilerde konusu açılınca hemen konuyu değiştiriyor. Sizce kız arkadaşımı alkolden nasıl uzaklaştırabilirim?

eberkerdem Tarafından Soruldu | 2016.07.06

Merhaba, Her gün 1 ünitenin ( bir bira ) üzerindeki miktarlarda alkol kullanımı riskli alkol kullanımının başlangıç sınırıdır. Bu miktarın altındakiler ise sosyal içicilik sınıfına girip , kişinin tercihidir. Kişisel tercihler ise ancak bireyin özgür iradesi ile değişebilmektedir. Alkolün kanunen ciddi cezalarla yasak olduğu ülkelerde bile kişiler riskleri alarak alkol kullanabilmektedir.

Merhaba hocam 21 yasındayım 22 günde 13 doktor 7 kere acile kaldırıldım.Panik atak hastasıyım bazen hic olmuyor bazen aniden geliyor ve kalp krizi gecircegimi sanıyorum.Kendimi hemen eve atıyorum Paxil kullanıyorum baska bir ilac tavsiye edermisiniz

caki12 Tarafından Soruldu | 2016.07.06

Merhaba, Panik Bozukluk tedavisi çok zor olmayan ancak yaşaması çok zor bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Sürekli hastane acillerine gitmek ve gereksiz tetkikleri yaptırmak ise bu rahatsızlığı azaltmak yerine tam aksine arttırmaktadır. İyi bir psikiyatristin iyi bir psikiyatrik ve terapötik açıdan değerlendirmesi ve tedavi planı ile rahatsızlık baş edilebilir ve üstesinden gelinebilir hale gelmektedir. Tek başına ilaçla yapılan tedavi planı istenilen sonucu geciktirebilir.

hocam ben elımı daima sol tarafıma atıp yumurtalarımı kaldırıyom pve o bölgeye çok dokundugum zaman ıçım gıdıyor sınır oluyorumm

tatar Tarafından Soruldu | 2016.07.07

Merhaba, Vücudun belli bölgeleri daha duyarlı olup örneğin kaşıntı gibi şikayetlerle birleştiğinde daha da duyarlı hale gelebilmektedir. Kişisel temizliğe dikkat edilmesi ve bu bölgelerin fiziksel olarak neden dolayı daha hassas olduğunun araştırılması temeldir. Psikodermatoloji dediğimiz ruhsal sıkıntılardan dolayı cilt sorunları oldukça sıktır. Ciltten gelen kaşıntı gibi duyular zamanla bir davranın alışkanlığı oluşturup ve sonunda da bir rahatlama hissi veriyorsa bir anlamda kısır döngü oluşturmaktadır. Tedavi dermatologla psikiyatristin beraber çalışması ile daha kolay olmaktadır.

merhabalar hocam nereden başlaayayım anlatmaya bilmiyorum popüler ama aile içi şiddetin bol olduğu bir çocukluk geçirdim 6. sınıftayken ( 11 yaşında) başka bir şehre taşındık popülerliğim yok oldu yüzümdeki sivilceler zayıflığım vb. derken dışalanan konuşacak arkadaşı olmayan biri oldum bende kafamda senaryolar üretirdim bana çıkma teklif ediyorlar işte kavga ediyoruz sevdiğim bir şarkıcı vardı onunla evlenmişim magazin peşimizi bırakmıyor sonra o şarkıcı gerçek hayatta evlendi bende hayalimde aldatıldığımı çocugumu düşürdüğümü boşandığımı falan hayal ettim. liseye gidince arkadaş çevrem değişti arkadaşlarım oldu bunlarda son buldu ama hala arada hayal ederim kendimi ünlü biri olarak yalnız bunun gerçek olmadığını çok iyi biliyorum hayale gerçeği ayırt edebiliyorum amam hayallerim o kadar komplike ki bir sorun olduğunu düşünüyorum acaba çoklu kişilik bozukluğumu var bende yada başka birşey bu arada 4 senedir anksiyete tedavisi görüyorum... yalnızlıktan mı yoksa hastalıktan mı bu durumum bilmek istiyorum

edalı Tarafından Soruldu | 2016.07.09

Merhaba, Çoğul Kişilik Bozukluğu kişinin istemi dışında ve farkında olmadan oluşan kişilik değişimleridir. Fantezi yada hayal dünyasında yaratılan değil gerçekte yaşanan bir durumdur. Kişiler özellikle ergenlik dönemlerinde duygusal yalnızlık ve boşluklarını hayal dünyasında yarattıkları ile doldurabilirler. Bireyin hayal gücü ile orantılı olarak çok yoğun olarak da yaşanıp kişinin günlük yaşamının önemli bir parçası da olabilir. Günümüzdeki sosyal medya, televizyon, internet gibi ortamlardaki oyun, dizi ve yaratılan sahte kişilikler aslında bir anlamda bireylerin kaçtığı hayal dünyası yerine de geçebilmektedir. Bunların olmadığı geçmişte kişiler kendi kendilerine daha çok kalma zamanı bulduğundan, kendi iç dünyalarındaki boşluğu dolduran gündüz hayallerini daha çok yaratabilmekte idi. Gündüz hayalleri kişilerin yaşamını önemli derecede etkilemediği sürece doğal bir durumdur.

Merhabalar hocam konuyu size anlatayım bundan birbuçuk sene önce aynı işyerimde olan bi bayan ile birbirimizi sevdik ailelelerimize anlatma kararı aldık. Ailelerimizin onayı doğrultusundan işimizden ayrılıp kendi işimizi kurmak için şehir değiştirdik. Başta herşey çok güzeldi. Biz beraberken hiç kavga etmedik birbirimizi üzmedik çok güzel vakit geçiriyoruz ancak ne zaman eve girse kendisi ve duyguları tamamen değişiyor bana ağzından kaçırdı annem seni sevmiyor dedi ayrılın deve keseceğim gibi sözlerde kullanmış. Ben nişanlımı çok seviyorum ama artık onun duygularının değiştiği görüyorum ve bu beni kahrediyor. Herşeyden kötüsü beraber ortak bi firma açtık hiç birşeyide bırakıp gidemem. Biz birbirimizi çok seviyorduk ama anne baskısı sebebi ile devamlı uzaklaşmaktayız. Yaşadığım şehirde ondan başka kimse yok dediğim gibi şehir değiştirdik. Annesi devamlı dolduruşa getiriyor olmadık şeylerden kavga çıkarıyor oldu. Ailemele telefonla konuşurken çok iyi ancak bana karşı ailen şöyle ailen böyle diyor. Bir aydır görüşmüyoruz. Telefonda çok soğuk konuşuyor vede öesajlarıma cevap atmıyor atsa bile soğuk basit ve kısa cevaplar atıyor. Ben onu annesi yüzünden kaybetmek istemiyorum yardımlarınızı rica ederim.

sandirman Tarafından Soruldu | 2016.07.12

Merhaba, Evlilik öncesi ilişkiyi beraber tutan duygulardır. Kişilerin duyguları birbirlerine karşı uzaklaşmaya başlarsa sıkıntılar oluşmaya başlar. Yapı dolayısıyla ailesine çok bağımlı ve onların etkisi altında olan bireyler, ailelerinin etkileri ile ilişkilerini sürdürmek istemese bile sürdürebilir veya iyi olan ilişkilerini bozabilirler. Duygular etrafın ve inanılan kişilerin sunduğu zıt düşüncelerle bozulabilir. Bunun sonucu olarak da ilişkide uzaklaşmalar başlar. Bazı ilişkiler bu etkilerle kopabilirler ve geri döndürmek mümkün olmayabilir. Bir ilişki zorlu dönemleri ya içteki çok güçlü bağlılık ve duygularla yada etrafın güçlü desteği ile aşabilir. Tamamen kopan ve kaybolan duyguları yeniden canlandırmak mümkün olmayabilir.

Merhaba 30 küsür yaşında 1 abim var açık öğretim okuyor çalışkan 1 i kendisi matematik bölümü okumak istiyor sorun şurada kendisinin diskalkulisi var ne yapabilir ne yapmalıyız teşekkürler şimdiden.

Mrr.Chemistry Tarafından Soruldu | 2016.07.14

Merhaba, Özgül. aritmetik öğrenme bozukluğu olan bireylerin üniversitenin matematik bölümlerinde okumaları çok zorlayıcı olacaktır. Özellikle yüksek matematik eğitimini tamamlamaları çok çalışkan olsalar bile beklenemez. Ancak kendisinin bu alandaki yetersizliğinin üstesinden gelmek için yapılan bir çaba ise bireyin daha da özgüveninin bozulmasına neden olabilir. Yüksek matematik okunan bir bölüme girip ortalama başarılı ise tanının gözden geçirilmesi gerekir.

Merhaba hocam 4 yıldır panik atak tanısiyla tedavi görmekteyi m ama su anda durumumu m panik ataktan daha ileri gittiğinin farkındayım panik düşünce kaygı Bozuklukları aşırı takıntı sinir endişe gibi şeyler ve kafamı n içinde susmayan bi ses beni yolun sonuna getirdi ailem çevre m Doktorlar im beni kimse anlayamıyor herkes kendi elinde diyo ama olmuyo çaresizim ve son sanssimi zorluyom 29 yaşındayım dayanilmaz acı cekiyom bana sadece bi fikir nerden nasıl yardım alabilirim size yazdığım bu mesaj son çarem artık kendi elimde değil tükendim kimse anlamıyor anlayamıyor lar son kez bi care arıyorum inanin dayanamıyorum ne yapmalıyım lütfen yardım edin kendi hayatımın bi anlamı yok ama ailem kahrolcak yardım alamazsam

umutsuz Tarafından Soruldu | 2016.07.14

Merhaba, Tedavide bir noktaya gelinemiyor ise her psikiyatrik rahatsızlıkta yada hastalıkta mutlaka tanı ve tedavi planı gözden geçirilmelidir. Yeni tedavi planı ve dirençli olabilecek psikiyatrik bozukluklar için yaklaşım ise bir tecrübe ve uzmanlık alanıdır. Bazen görünen psikiyatrik tablo alttaki başka çatışma yada rahatsızlıkları örten ve saklayan olabilmektedir. Bu durumu hastayı özenle takip eden ve düşünen psikiyatrist doktor görebilir. Bazı durumlarda ise başka bir psikiyatristten ikinci bir fikir almakta gerekebilir. Psikiyatrik tanı ve tedavide en önemli nokta psikiyatristin hastayı birey olarak tanıması ve rahatsızlık sürecini bireysel olarak iyi takip etmesidir. Bugünkü psikiyatrik teşhis ve tedavide adı büyük kendisi pratikte ilaçtan çok farklı etki sunmayan tetkikler ve tedaviler iyi bir psikiyatristin yerini doldurmamakta yada iyi bir psikiyatristin doğru yönlendirmesi olmadan etkisiz kalmaktadır.

Merhaba hocam öncelikle sorularımıza cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederiz benim bir yakınım sürekli huzursuzluk veriyor etrafında kimseye huzur vermiyor yani en ufak bir şeyi yanlış anlayıp kafasında kurgulayıp ona karşı kim olursa olsun büyük tepkilerde bulunuyor büyük küçük farketmeksizin saldırıda bulunuyor , ayrıca gece uykudayken bağırıyor sürekli odasını kilitliyor her an ne yapacağı belli değil hiçbir tedaviyide kabul etmiyor .Biz ailede huzur kelimesini bunun yüzünden kaybettik etrafındaki kişilere iyi davranmıyor herşey onun istediği gibi olacak yoksa yakınlarına zarar veriyor bu kişinin verdiği rahatsızlık evdeki herkesi etkiliyor yeri geldiğinde de zarar veriyor hocam bu hastaya ne yapabiliriz hiçbir şekilde hasta olduğunu kabul etmiyor tedaviyi de kabul etmiyor yardımıcı olursanız sevinirim .

zerrin soyluu Tarafından Soruldu | 2016.07.14

Merhaba, Özellikle ciddi kişilik bozukluğu ve mantığı kısmen yada tamamen bozan psikiyatrik bozukluklarda , birey kendinin sebep olduğu sıkıntılarını görmemekte ve kendi mantığına göre kendini hep haklı bulmaktadır. Bundan dolayı da etrafla uyumu bozulmakta ve çevresinden tepkiler almaya başlamaktadırlar. Kişinin kendini görmemesi ve değerlendirmemesi onun psikiyatrik bir değerlendirme için başvurusunu da geciktirmektedir. Kendini hep doğru ve haklı gördüğü için psikiyatriye kendisinin değil ona göre sorunlu diye gördüğü çevresinin gitmesini doğru görmektedir. Bu durumla yıllarca yaşayıp kendi ve yakın çevresindeki insanların yaşamını bozan bir sürü birey vardır . Bu bireylerin bir kısmı herhangi bir tedavi ve destek başvurusu yapmadan yaşamlarını kendileri ve başkaları için bozarak yaşamaktadırlar yada ciddi adli bir soruna yada aile içi ciddi bir krize neden olarak psikiyatriste başvurmak zorunda kalmaktadırlar. Tedaviye başvurmayıp hatta reddeden bireylerde yakınları bir psikiyatrist doktordan randevu alıp kişinin durumunu detaylı anlatıp bir ön tanı oluşturabilirler. Buna göre psikiyatrist doktorun öneri ve tavsiyeleri ile bir yön çizebilirler.

Hocam iyi günler. Bir kaç ay önce panik atağa benzeyen birkaç durum yaşadım. Evde de yalnız kalırken aynı durumları yaşadım. Sonra bir daha olur korkusuyla dışarı cıkmayıp kendimi eve kilitledim ve 2-3 ay boyunca evden bakkala dahi gitmedim ama artık bunun böyle olmayacağını ve bir psikoloğa danışmam gerektiğini düşünüyorum. Fakat şimdi dışarı çıkma korkusu yaşıyorum. Bir daha olacak,kötü olacağım,doktorla konuşamayacağım,işte klinikte fenalaşacağım insanlar ne der,ne yapar gibi korkularım var. Bunun için bir öneriniz var mı hocam? Ne yapmalıyım? Nasıl doktorun yanına gidip rahatça derdimi anlatacağım? Bu illetten kurtulup eski hayatıma geri dönmek istiyorum artık hocam. Saygılar

tarkan Tarafından Soruldu | 2016.07.14

Merhaba, Panik atak yaşayıp tekrarlanınca kişilerde dışarıya çıkma , kalabalık yerlere girme korkusu başlamaktadır. Böyle olunca da kendilerini güvenli buldukları ev ve yakın çevreye kapayabilmektedirler. Bu zamanla daha da artıp Agorafobi (kapalı ve sıkışık alanlara girme korkusu) dediğimiz panik üstüne ilave bir rahatsızlığa dönüşmektedir. Tek başlarına dışarı çıkma çok sıkıntılı olsa bile bir güvendikleri yakınları ile dışarı çıkabilmektedirler. Muayene ve tedavi için daha sakin ve birebir panik hastasının rahat edeceği psikiyatri ortamları bu hastalar için daha uygun olmaktadır.

merhaba hocam bn yaklaşık 1 senedir kaygı probemi yaşıyorum kafamda başı şeyleri çok kuruyorum aklıma olmadık şeyler gelebiliyo bı anda beynımde büyüyor ve etrafımdakılere yansıtıyorum bu yuzden özel hayatımda çok problemler yaşoyorum araştırdım esmax ii geliyor diolar bana yardımcı olursanız sevinirim doktra gitmek istemiyorum kendimi kaybediyorum ne dediğimi bilmiyorum bazen yardımcı olursanız çok sevinirim

MKSLNA Tarafından Soruldu | 2016.07.18

Merhaba, Psikiyatri önemli tıp dallarından birisidir. Psikiyatrik tanı ve tedavi de ancak iyi bir psikiyatri hekimi tarafından yapılırsa iyi sonuçlar doğuracaktır. Bireylerin internetten edindiği bilgiler ve yakın çevresinin tavsiyesi ile alacağı tedaviler kişiye fayda bir tarafa bilmediği yan etkiler dolayısı ile zarar da verebilir. Kendi kendine psikiyatri ilacı kullanımı evde hiç bilmediği elektronik eşyasını kendi kendine tamir etmeye çalışan birey mantığına benzer. Psikiyatrik rahatsızlıkların kaynaklandığı beyin ise en teknolojik elektronik eşyadan bile kıyaslanmayacak kadar karışık ve gelişmiş bir organdır. Kendi kendine ilaç alarak fayda gördüm diyen bireylerin rahatsızlıklarının büyük bir bölümü zaten ilaç alınmasa bile kendi kendine geçecek hafif durumlardır. Her şeyde olduğu gibi tedavi de ciddiye alınır ve ciddi bir yaklaşımla ele alınırsa iyileşme beklenir.

Merhaba, Yeğenimin anne babası arasında sorunlar var.Ancak biz bu sorunların yeğenimce duyulmasını istemiyoruz. Çünkü 10 yaşında bir kız çocuğu yani buna hazır olmayabilir bu sebeple olayı anlatmayıp kendimiz bir olay kurgulamaya karar verdik ama o bu kurguya inanmıyor. Şimdi benden doğruları söylememi istiyor ve sürekli ağlıyor ben onun bunu kaldıramayacağını biliyorum.Sizce ben yeğenime karşı doğruyu söylemeli miyim yoksa yalan söylemeye devam etmelimiyim ? Eğer doğruyu söylersek annesine karşı kin duyar, nefret eder onun ve babası içinde bu durum tam bir felaket olur yani oda bu olayı çocuğunun öğrenmesini kaldıramaz henüz babasıda bu durumla nasıl baş edeceğini bilemiyor tam bir ikilemdeyiz lütfen bize bir yol gösteriniz. İlginiz için şimdiden çok teşekkür ederim.

şirin Tarafından Soruldu | 2016.07.19

Merhaba, Her bireye kaldırabileceği kadar ruhsal yük yüklemek gerekir. Kendini aşan ruhsal yükler bireyde çökkünlüğe neden olmaktadır. Erişkin yada çocuklara yalan söylememek gerekir ancak her şeyin kişinin hazır olmadığı zaman söylenmesi de uygun değildir. Özellikle aile içi sorunlarda anne ve baba arasındaki problem ve buna bağlı karar netleşmeden çocuklarla durumu paylaşmak onları güvensizliğe sevk eder. Bir çocuğa aile içi sıkıntıyı ortamdaki sorun yoğunluğu azalıp bir karar verildiği zaman en iyi anne ve babası beraberce anlatabilir. Ancak bu anlatım çocuğun ebeveynlerine ya da birine güvenini bozacak içerikte olmamalıdır. Sonuçta ayrılık olsa bile bir çocuk her zaman güvendiği ve sevdiği bir anne ve babaya hep ihtiyaç duyacaktır. Birinin eksikliğini diğeri tam olarak dolduramaz.

sevgilim ankarada yaşıyor ben ise istanbulda birbirimizi seviyoruz ama aile baskısı yüzünden artık konuşamayacağını söyledi ortak kararla ayrıldık whattsapp mesenger gibi uygulamarldan çevrim içi oluşunu izliyorum son görülmesini falan takıntı yaptım galiba kafayı yiyorum engellemeyi denedim ama yapamıyorum çok merak ediyorum acaba ne yapıyor nasıl iyimi ne yapmam gerek ?

kadirkarademir Tarafından Soruldu | 2016.07.20

Merhaba, Bir ilişkiyi ileriye götüren sadece duygusal boyutu değildir. Bireyler kendi kararları ve onun dışındaki etkilerle de ilişkilerini bitirebilirler. İlişkiyi bitiren buna kendini hazırladığı için ilişkide terk edilen daha çok sıkıntı yaşar. Bu süreçte aylarca sürebilir. Özellikle tutkulu ilişkilerde birey kendini duygusal olarak eski ilişkisinden kopartamaz ise bu yıllarca da sürebilir. Sosyal medya ve iletişim ise eski ilişkilerini arayan ve merak edenler için bir takip kaynağı olmakta bu durum da duygusal olarak ilişkiden kopmalarını geciktirmektedir. Yapılması gereken sadece eski ilişkinin özlenen iyi taraflarını değil olumsuz giden, karşı tarafın ayrılığa karar veren ve bırakmasına neden olan olumsuz taraflarını da düşünmektir. Ancak ne yapılırsa yapılsın bu süreç 3 ile 6 aydan önce hafiflemez.

Merhaba hocam bundan 6 ay önce norodol damla kullanıyordum dozunu fazla kaçırdım ve hastanelik oldum yani şok geçirdim yaklaşık 2 ay yatakdan kalkamadım çok kötü günler geçirdim huzursuzluk rahatlayamama nefes darlıgı cektim ve içim daralıyordu ateş basıyodu hertarafımı cok kötü oluyordum 2-3 ay boyunca bu durum devam etti intihar etmeyi düşünüyordum artık şimdi ise sıkıntım kendimi karanlıgın içinde gibi hisssediyorum gözlerimin önunde sürekli karıncalanma var ve hertaraf karanlık geliyor yani bi anormal geliyor bazen ışıklar cok fazla gözümü alıyor sanki görmede bi titreme var gibi ve sanki kendimi gerçeklikden soyutlamış gibiyim. belki gözümde bi sıkıntı vardır diye 3 farklı göz doktoruna göründüm 3 üde gözlerimde hicbirşey olmadıgını söyledi nolur bana yardım edin ben hayatımı böylemi yaşayacagım bundan sonra ? bunun bi çaresi yokmudur.

çağdaş Tarafından Soruldu | 2016.07.22

Merhaba, Hastaların ilaçlarını kendi kendilerine ayarlamaları bazen gerekenden az bazen de gereğinden fazla etki ve yan etkilere neden olabilir. Her ilacın az yada nadir görülen bazı yan etkileri olabilir bu durum her kişide değil eğilimli bireylerde görülebilir. Ancak her yaşanan etkiyi ilaca bağlamamak gerekir. Bazı durumlarda ilaçların başlangıç yan etkileri bireyde altta yatan başka psikiyatrik şikayetleri ruhsal yada fiziksel olarak harekete geçirebilir. Bu durumu tamamen ilaca bağlamamak gerekir. İlaç sadece başlamasına yardımcı olandır ancak esas olan altta sessiz yatan rahatsızlığın varlığıdır. Damlalar tablet yada kapsül formundaki ilaçlara göre damla bazında çok daha küçük miktarda ilaç içerirler. Ancak örneğin akut distonik reaksiyon gibi şok edici bazı yan etkiler eğer bu etkiyi engelleyecek bazı ilave ilaçlarla verilmez ise nöroleptik türevi ilaçlarda görülebilir. Bu ilavelerin uygun olarak yapılmadığı durumlarda yan etkinin oluşumu eksik tedaviden ileri gelmektedir.

iyi günler hocam bir sorum olacaktı normalde çok sakin birisiyim ama aniden sinirlenebiliyorum mesala karsımdakı insanın söylediği onca sözden sadece aralarından bir tane kelimesi beni benden alıyor o zaman gözüm hiç bir şey görmüyor sadece ondan tek bir hareket beklıyorum bunu engellemek için ne yapmalıyım...

akın Tarafından Soruldu | 2016.07.23

Merhaba, Öfke kontrol problemi bir çok bireyin sinirlenmediği yada sinirini tuttuğu durumlarda sinirlenmektir. Kişi bu aşırı öfkesinden dolayı etrafı tarafından da sinirli, asabi diye tanımlanır ve etrafına sözel yada fiziksel zarar da verebilir. Öfkenin kendine zarar vereceğini bile bile her seferinde kontrol edememek bir dürtü kontrol bozukluğudur. Ancak sadece bazı özel konularda yada sözlerde aşırı tepki verme ise kişinin geçmişte yaşadığı ve çözemediği iç çatışmaların bu kelime yada konular tarafından harekete geçirilmesi ile ortaya çıkabilir. Bu durum aslında öfke başlığı altında tanımlansa bile bastırılmış duygu ve düşüncelerin uygunsuz bir şekilde ortaya çıkmasıdır.

sayın hocam bende çok takımtı var kafayı yemek üzereyim lütfer öneri verin napmam lazım herşeyden korkuyom sanki başıma gelcekmiş gibi

Ali1233 Tarafından Soruldu | 2016.07.24

Merhaba, Psikiyatrik değerlendirmenin sağlıklı olması için detaylı bir psikiyatrik muayene gerekir. Psikiyatrist doktor bilgi ve tecrübesine göre yönlendirdiği sorular ve danışan kişinin verdiği yanıtlara göre yeniden sorulan sorularla yarım saatten az olmayan sürelerde detaylı bir değerlendirme yapacaktır. Bir tek şikayet ile bir psikiyatrik rahatsızlık değerlendirilemez. Çünkü danışanın örneğin takıntı diye nitelendirdiği konu obsessif kompulsif bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, majör depresyon, psikozlardan biri , fiziksel rahatsızlıktan kaynaklanan psikiyatrik bozukluk vs. olabilir. Hangisinden kaynaklandığını iyi bir psikiyatrist değerlendirip hatta zaman içindeki süreci görerek de karar verecektir. Alternatif olarak internet sitemde olan uzman bilgisayar programı PAT sorduğu özgün sorularla psikiyatrik değerlendirme yapıp bir ön teşhis vermekte ve ön tanısı koyulan psikiyatrik rahatsızlıkla ilgili bilgi de vermektedir.

Hocam merhabalar ben 23 yasina geldim bu gune kadar kimseyi sevemedim bazilari kendini sevdiğinden kimseyi sevemiyosun dedi ama.alakasi yok kendimide sevmiyorum o kadar cok ben birine bagli kalmak istiyorum ama olmuyo birini sevmek istiyorum surekli onla olmak istiyorum ama sevemiyorum hic bi seyi kendime yukumlulukte bile hissetmiyorum hala cocuk gibi yasiyorum hic büyümemiş gibi hala 15 16 yaşında gibi hissediyorum kendimi neden boyle yardimci olursaniz sevinirim

kaanbal34 Tarafından Soruldu | 2016.07.26

Merhaba, Sevmek duygusal yoğunluğumuzun ve canlılığımızın oluşturduğu bir durumdur. Bilinçli ve özellikle bilinçaltı bir çok etki ile oluşur. Kişiler korku ve kendilerini baskılayan bilinçaltı düşüncelerle duygularını baskılayabilirler buda aşk gibi yoğun duyguların serbest kalmasını engeller. Bireyselleşememe ve hep bağımlı kalma da kişinin kendi gibi olmasını ve kendi duygularını yaşamasını engelleyebilir. Sevmek bir anlamda artık çocukken bağımlı olduğumuz ebeveynlerden başkasına da bağlanabilmektir. Yani duyguların yuvadan çıkıp başka yerler de aramasıdır. Korkulardan dolayı yuvadan çıkamamak başkasını da duygusal olarak bulamamaktır.

ii günler hocam çıldıracam 36 yaşındayım ne oldugunu anlamadım daha önce depresyon geçirdim bundan 5 yıl önce ...ama geçti ilaçlarla aradan 5 yıl geçti şimdide ölüm korkusu sardı beni birden odamda durup düşünürken işsizimde şu an ölüm korkusu sardı mesela işte yaşın 36 az zamanın kaldı yaşasan daha kaç yıl yaşayacan yaşını geçnlik yıllarına geri dön...yaş ilerleme korkusu yaşlanma korkusu sürekli zihnimde beynim daktilo gibi işliyor anlamadım ..düşmanlarımla veya dostlarınla hiç görmediklerini bul hellalik al kendini sanki günah işlemiş gibi görüyon onlarla konuş hellalik al yoksa almazsam çıldıracak gibi oluyom bide hep ölümü düşünüp işte ilerde seni mezara koyacaklar ölümden sonra sonsuzluga gidecen yaş ilerliyor daha hala işsizsin dışardaki küçük çoçukları görüyom işte bular büyüyecek sen yaşlanıp ölüp gidecen bunlar büyüyünce ölümen onraki allhla karşılasacan mezard uyanamycan allahla konuşacanyaşlı birini görsem işte sen az zamanın kaldı sen de böyle olacan gençligin gitti böyle şeyler çıldıracam içimde bir korku ellerim ayaklarım titriyor üreki sıkıntı iş bile arayamaz oldum korkudan duramıyorum saga sola kaçıyorum dokora gittim obsesyon dedi faverin diye ilaç verdi sadece 1 haftadır içiyom hala aynıyım ne yapmam gerek hocam saygılar....

oluver Tarafından Soruldu | 2016.07.26

Merhaba, Daha önce özellikle biyolojik depresyon geçirenlerde depresyon yeniden güçlü bir şekilde tekrarlayabilir. Major Depresyonun belirtileri sadece çökkünlük ve isteksizlik değildir. Bazen kaygı ve korku şikayetleri ön planda olabilir bazen de takıntılar depresyona ikincil olarak ortaya çıkabilir. Bu şikayetler bireyin mantıklı düşüncesini bozma derecesine geldiğinde daha hızlı etkinlik gösteren tedavilerin uygulanması veya daha sık görüşmeler ve hastayı güvende tutacak ortamlarda tedavi gereklidir.

merhaba 1 senedir duxet kullanıyorum 60lık günde 1 tane doktor 1 aydır 1 gün 30 bir gün 60 iç dedi ve içtim.bu ay yine aynı devam et sonra 30 a geceriz dedi acaba 30 a nasıl gececeğim.bırakma aşamasındayım merak ediyorum

tnuran Tarafından Soruldu | 2016.07.28

Merhaba, Psikiyatri ilaçlarının aniden bırakılması özellikle bazı ilaçlarda ani kesilme belirtilerine yol açabilir. Bazı ilaçlarda da önemli sorunlara neden olmaz. İlaç bırakma da en önemli nokta bırakma aşamasında psikiyatrik rahatsızlık tekrarlama riskinin azalıp azalmadığıdır. Bunu da ancak hastayı iyi tanıyan iyi bir psikiyatrist değerlendirebilir. Bazı ilaçlarda tedricen ilaç azaltma ile ilaç bırakma kolay olurken bırakılması zorluk yaratan bazı ilaçlarda farklı yöntemlerle ilacı kesme protokolünün oluşturulması gerekebilir. İlaç doktor kontrolünde başlanıp ve doktor önerisi ile bırakılmalıdır.

Merhaba hocam kalıcı hafıza kaybı diye 1 şey varmıdır bazıları amigdala ve hipokampüs bölgeleri aşırı hasar alınca oluştuğu söyleniyor ama bu 2 bölgede hayati fonksiyonlar olduğu için çoktan ölmüş olmazmıyız ? 1 de eğer böyle 1 şey varsa tedavisi nasıl olabilir teşekkürler şimdiden .

Mrr.Chemistry Tarafından Soruldu | 2016.08.02

Merhaba, Beyin halen bağlantı haritası yapılmaya çalışılan karışık bir elektrik sistemi gibidir. Birçok bölge bir biri ile bağlantılı olduğu için birinde olacak bir biyokimyasal düzensizlik veya hasar diğerinde de sorunlara neden olur. Günlük hafızamızın çoğu beynin korteks dediğimiz dış kabuğu ile bağlantılıdır. Subkortikal dediğimiz beyin dış kabuğunun altında kalan kısımlar da keza hafızanın oluşmasında önemlidir. Kalıcı hafıza kayıpları bunama (örneğin Alzheimer ) , beyin hasarları , alkol ve madde kullanımına bağlı hasarlar , beyin damar tıkanmaları vs. sonucu sıklıkla beynin dış katmanının hasarına bağlı oluşmaktadır. Ancak örneğin majör depresyonda olduğu gibi hipokampal alandaki hücre azalması da hafıza sorunlarına neden olmaktadır. Vücudun solunum vs. gibi hayati fonksiyonları taşıyan alanları beyin ve beyin sapının değişik bölgelerinde bulunmaktadır. Beyinin doku hasarına bağlı hasarları hasar oluşmadan önce veya hasarın ilk oluştuğu dönemlerdeki iyi tedavi yaklaşımları ile sınırlandırılabilir. Doku hasarının kalıcı olduğu ( doku ölümü) durumu eski yerine getirmek zordur. Hipokampal alandaki hücreler ise psikiyatrik rahatsızlıkta önce azalıp düzelme ile yeniden canlanabilmektedir.

Merhaba Uzun yıllardır yaklaşık 10 yıldır dönem dönem nükseden obsesif kompulsif hastalığım var.Bazen insanların beni yanlış anladığına bazen insanların eşimi yanlış anladığına takıyorum her konuşmamızdan sonra söylediğimiz cümleleri sürekli kafamda çeviriyorum yorumluyorum bir cümleye takılıyorum sonra içime giren sıkıntı bir türlü çıkmıyor.O konuşmadan dolayı yanlış anlaşıldıkmı diye sürekli bunun değerlendirmesini yapıyorum kafamda sonra mideme vuruyor bu sıkıntılar.Kafamda sürekli durmak bilmeyen düşünceler nedeniyle huzursuzum sürekli.Daha önce iki defa antidepresan tedavisi gördüm.Belirli bir süre sonra tekrar ediyor bu düşünceler.Geçen yıl selectra 20 mg tedavisine başladım ancak gebelik düşüncesinden ötürü iyileşmeden ilacı bıraktım.Ve bu düşünceler artarak devam ediyor bazen yaşamı anlamsız kılıyor çünkü sürekli huzursuz ve kaygılıyım.Dün cipralex 10 miligrama başladım.Bu ilacın etkisini ne zaman görmeye başlarım yada benim rahatsızlığımı tamamen ortadan kaldırırmı.Ve ne kadar süre kullanmam gerekiyor.1 ay kullandıktan sınra 20 mg ile kullanmaya devam etmelimiyim.Ve hamile kalmam durumunda ilacı bırakırsam herhangi bir problem yaşar mıyım?Bu konularda yardımcı olabilirseniz sevinirim.Teşekkürler.

Keskinoz Tarafından Soruldu | 2016.08.02

Merhaba, Kelime hazinesi kişide yaşanan her duygu, düşünce yada sıkıntıyı tam olarak tarif etmekte yetersizdir. Mesela takıntı diye tarif ettiğimiz bazen de yabancı kelime olarak obsesyon diye isimlendirilen aslında bu durumlar için bir genel terim olup tamda betimleyici değildir. Çünkü kaygıdan dolayı veya kişilik yapısı nedeniyle geviş getirici tarzda bir konuya takılma olabildiği gibi , obsesif kompulsif bozuklukta olduğu gibi saçma ama akla musallat olan düşünceler de takıntı diye nitelendirilebilmektedir. Ayrıca her obsesif düşünce de illa obsesif kompulsif bozukluk olmayıp başka bir psikiyatrik rahatsızlık içinde oluşabilen obsesif düşüncelerdir. Bazı ilaçlar bile obsesif düşüncelere neden olabilmektedir. Tüm bunlardan dolayı iyi bir psikiyatristin yapacağı iyi bir psikiyatrik değerlendirme ve tanı tüm bu durumları ayrıştırıp sonuca göre bir tedavi planı yapacaktır. Psikiyatrik tedavi sadece ilaç değildir ve kişiye özgü planlanmalıdır. Tedavi planı ve takibine göre hamilelik durumu ile ilgili önlemler ve risk değerlendirmesi yapılarak hastanın tedavisi düzenlenir ve tüm hamilelik süreci yakın takiple izlenir.

kolay gelsin hocam hocam bende bi hastalık var düşünmicem etmicem diyorum ama yapamıyorum eşim benim aileme nezaman gitse bi sorun olacak mış düşünceleri alıyor eşim ailemle hep iyi olsun diye niye böyle davranmıyor niye şöyle yapmıyor diye hep düşünüyorum ama eşim çoğu zaman hep ailemden eve dönerken şöyle oldu böyle oldu söylemlerinden yakalandım bu hastalığa kendi ailesiyle benim ailem arasında bile kıyaslama yapar oldum artık napmam gerekiyor kurtulmam için saygılar

hakanxxxx Tarafından Soruldu | 2016.08.02

Merhaba, Kaygı ve olaylara bağlı düşünceler sadece belli bir duruma bağlı oluşuyor ve kendi kendine geçiyorsa psikiyatrik rahatsızlık kategorisine girmeyebilir. Ancak kişinin yaşamını ve ruhsal durumunu bozuyor ise hafif yada orta derecede olsa bile değerlendirilmesi gerekir. Altta yatan yada başlayacak olan bazı ruhsal bozuklukların ön belirtisi olabildiği gibi kişinin bireysel olgunlaşma ve sıkıntılara daha dirençli hale gelmesi ile kendi kendine de kaybolabilir.

Merhaba hocam,ben yaklaşık 7 yıldır birlikte olduğum deli gibi sevdiğim insandan ayrılmak zorunda kaldım bu 7 yıl içinde çok kez ayrıldık ama bu sefer artık kesin ve kesin ayrılma kararı aldık ben bu kişi için yuvamı yıktım boşandım 2 çocuğum var. birlikte olduğum insan hiç evlenmedi ve maalesef geleneklerine bağlı biri birbirimizi sevdik ama evlenme durumumuz olmayacağı için artık onunda yuva kurması gerektiğini düşüncesinde olduğu için işini ve düzenini başka bir şehre taşıyarak ayrılma kararı aldık. ama ben onun için yuvamı terk etmiştim yıllarca ondan başkasıyla olmadan belki evlenme düşüncesine girer ümidiyle birlikteliğimi sürdürdüm. onun kararı kesindi ve benimle evlenemeyeceğini mücadele edemeyeceğini söyledi aynı şehirde ayrılamadığımızı artık herkesin önüne bakması gerektiğini düşünerek ayrıldık. ben yaklaşık bu kişiyle birlikte olduğumdan buyana psikiyatri tedavisi görüyorum çok kez değişik ilaçlar kullandım. kendime yakışmayan bir şey olduğunu biliyordum ama çok seviyordum gözüm ondan başkasını görmüyordu emek vermiştim bu ilişkiye hayatımı herşeyimi feda etmiştim.ama değmedi ayrıldık ve ben kendimi ortada kalmış yalnız zavallı gibi hissetmeye ve vücudumdan bir organım kopmuş gibi acı çekmeye başladım.sürekli ağlama modu neden niye nasıl yaptım diye sorularıyla beddua ederken buluyorum kendimi sürekli sigara içmek sürekli yapttığımız şeyleri hatırlamak ve hatırladığımda içimde bir sanciyla yaşıyorum kullandığım ilaçların beni rahatlatmadığını düşünüyorum onu sürekli düşünüp acaba ne yapıyor kiminle beraber mutlumu diye düşünüp kıskançlık krizlerine giriyorum Allah'a sürekli dua ediyorum bu ızdıraptan kurtulmak için çoğu kez değişik psikiyatri doktorlarına başvurdum bu ilişki başladığından itibaren lustral 150 efexor 150 cipralex 40 paxil 40 prozac faverin 100 abilifl ve en son cymbalta 120 ve zaman zaman xanax 0.5 kullanıyorum ayrıca psikolok terapisi, hipnoz eğitimi aldım ve yaptırdım. bars seanslarına gittim hacılara hocalara okuttum kendimi yok yok olmuyor anlamıyorum bu nedir hocam sevgimi saplantımı bu canımı yakan şey neden geçmiyor araştırıyorum EMDR sistemi varmış kısaca beyin resetleme gibi bir şey bi o kaldı ama artık inancımda kalmadı hiçbir şeye kitaplar okuyorum kendime ne iyi gelebilir diye bu durumu kabul edip hayatıma kaldığım yerden dvm etmek gülmek eğlenmek yeniden aşık olmak istiyorum. bana öneride bulunun lütfen önce Allah izniyle nasıl iyileşebilirim çok korkuyorum artık.teşekkür ederim.

nağme Tarafından Soruldu | 2016.08.03

Merhaba, Kadınlarda görülen özellikle depresyonların en başta gelen nedenlerinden birisi ilişki ve evlilik problemleridir. Farelerdeki deneysel depresyon modelinde olduğu gibi , insanlar da labirentlerin içinde sıkışmış ve çıkacak kapı bulamadığında depresyon başta olmak üzere psikiyatrik rahatsızlıklar oluşturmaya başlamaktadırlar. Bu tarz şikayetlerin olduğu durumlarda ilişki kadar kişinin ilişki yada ayrılığa verdiği tepki de önemlidir. Tedavi planı da hem durum, hem kişi hem de psikiyatrik rahatsızlık ve tepkiye göre düzenlenmelidir. İyi bir psikiyatrik değerlendirmeye göre düzenlenen tedavi yada terapi planı her zaman çok daha iyi sonuçlar verir. Aksine duruma uygun olmayan , iyi değerlendirilmemiş ve işini profesyonel olarak iyi yapamayanların oluşturduğu yaklaşımlar da yetersiz kalacaktır. Psikiyatri ve psikoterapide mucizevi yaklaşımlar yok sadece uygun tedavi edici ve iyileştirici yöntemler vardır. Karmakarışık hedef belirlememiş ve kişiye ve rahatsızlığına uygun olmayan tedaviler eczaneden beğendiğiniz kutu rengine göre ilaç seçmeye benzer.

Merhabalar hocam ben 25 yasinda bir bayanım çok sık dejavu yaşıyorum ve ruyalarim surekli kafa kesmeli kanlı korkutucu oluyor uykuya gecmekte cok zorlaniyorum dogal olarak uyanmakta zor oluyor genel olarak asabi birisiyim yakinlarim surekli cok asabi oldugumu dile getirerek beni daha da sinirlendiriyorlar dejavu olayi beni sıkıntıya sokuyor bazen korkuyorum herseyi unutmak icin ugrasiyorum bu seferde kafam douruyor sanki islevini yerine getiremiyor gibi oluyor bunlari nasil asabilirim ne yapmaliyim? Saygilarimla.

esratyfr Tarafından Soruldu | 2016.08.03

Merhaba, Bazen çok belirgin olmayan ve psikiyatrik bozukluk olarak değerlendirilmeyen şikayetlerin de izlenmesi gerekir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda aniden ortaya çıkmaz . Onların da bir kuluçka dönemi vardır ve bu dönemde hafif şikayetler önemsiz diye gözden kaçabilir. Ancak iyi bir takip ve izleme olmadan her yaşanan şikayete bir psikiyatrik tanı adı koymak da çok spekülatiftir. Bu durumlarda ilaç dışı uygun yaklaşımlarla sorunu çözmeye çalışmak ancak sorun çözülemediği zaman bir psikiyatrik değerlendirme almak süreci başlatır. İnternet sitemdeki kendi kendine psikiyatrik değerlendirme uzman bilgisayar programı (PAT) kişinin psikiyatrik şikayetlerini analiz edip durumu ile ilgili bilgi vermektedir.

Hocam 17 yasindayim çok zor bi çocukluk dönemi geçirdim başıma çok olaylar geldi ben hepsini su yaşıma kadar sakladım ama bu yıl dayanamadım bi iki arkadaşıma anlattım ve anlattıktan sonra olayları daha çok hatırlamaya başladım ve bu durum beni çok rahatsız ediyor ayni seyleri tekrar yaşıyormuş gibiyim çok ciddi bir paranoya başladı sinekten bile korkar oldum sosyal hayatım çok kötüye gitti herkesten saklanarak yaşamaya çalışıyorum obur turlu olası kötü şeyleri aklımdan çıkaramıyorum evdeki her şeyden tiksinmeye başladım kendimi hiç aileme ait hissetmiyorum ama beni en çok rahatsız eden kaygı ve korku hissi bi de bunun yanı sıra inanılmaz bi halsizlik var biraz kullandığım ilacın da etkisi ile (diazomid ) yani elim kolum kalkmıyor enerjim sıfır napicagimi bilmiyorum psikiyatriste gitmek istiyorum ailem ilerde iş hayatında sorun olur deyip gönderme istemiyorlar çok korkuyorum bana yardım edin lutfen

Ayse123 Tarafından Soruldu | 2016.08.04

Merhaba, Eski defterlerin açılması geçmişe ait sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olur. Ruhsal olarak baskılanan geçmişe ait istenmeyen anılar ve bunların duygusal yükü aniden yeniden su yüzüne çıkınca bireyi zorlamaktadır. Bu dönem aslında bireyin için de yeniden kendiyle yüzleşme ve geçmişini de çözme için bir fırsattır. Ancak geçmişin yükü kişinin kaldırıp atabileceğinden çok daha ağır ise bu konuda danışmanlık almada fayda vardır. Psikoterapötik bir değerlendirme kişinin ne tür bir yaklaşımdan fayda göreceğini belirler. Maalesef hastane ve polikliniklerdeki elektronik kayıt sistemleri kişiler fark etmeden bireyleri kayıt altına almakta ve gelecekte yaşayabileceği bazı sorunlara da zemin oluşturabilmektedir. Olması gereken elektronik kayıt istemeyen bireylerin kayıtlarının defterlerde tutulmasıdır ama bu uygulama özel muayenehane dışındaki kurumlarda yapılmamaktadır. Hastane ve poliklinikler elektronik kayıt altına almadan bakanlıktan ücret alamadıklarından elektronik kayıt istememe hakkını kullanmak isteyen bireylere tedavi hakkını yanlış olarak reddedebilirler.

selam 39 yaşındayım benim sorunum atalet çoğu zaman içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor. Sürekli evde oturuyorum. Kitap okuyorum yada film izliyorum bir şekilde hayattan kaçıyorum. tembelliğin etkisiyle başka bir sürü psikolojik rahatsızlığım daha başladı. Sevdiğim İnsanlara karşı bağımlılık geliştiriyorum. Kıskançlık var özgüven eksikliği var sevdiğim insanlara karşı aşırı fedakarlık var. Sürekli olarak geçmişe özlem duyuyorum. Melankolik bir ruh hali içinde yaşıyorum. Aşırı alınganım. tüm bu rahatsızlıklardan nasıl kurtulabilirim.

şükrü ilhan Tarafından Soruldu | 2016.08.05

Merhaba, Bireysel gelişim veya olgunlaşma ergenlikle başlayıp yaşamın sonuna kadar süren bir süreçtir. Kişilerin kendi ayakları üzerinde ruhsal ve yaşamsal olarak durmaları ve kendi bağımsız hayat ve kararlarını oluşturmaları olgunlaşmanın en iyi göstergeleridir. Bireyler ergenlik döneminde büyüme ve olgunlaşmayı reddedip kendi istedikleri ve tamamen kendi rahatlarına uygun bir yaşam tarzı seçerler ise ileriki dönemlerde tıkanacaklardır. Günümüz gençlerinin önemli sorunlarından biri de budur. Evde ailelerinin sunduğu komfor , çok da zorlayıcı olmayan özel üniversiteler , arkadaş çevreleri ile eğlenceli bir yaşamdan sonra çalışma hayatı ve bağımsız yaşam kurmada zorlanmaktadırlar. Bir grubu ise kendini çalışma ve dış hayattan uzak tutup var olan yaşamlarını sürdürme eğilimine girmekte ve yaş arttıkça hem kendi içlerinde hem de aileleri ile sıkıntılar yaşamaya başlamaktadırlar. Bireylerin hem sağlığı, hem bireysel gelişimi hem de mutluluğu için yaşamlarında onlara hem maddi hem de manevi bağımsızlık kazandıracak olan çalışma yaşamı çok önemlidir. Kişiler sadece kendileri için değil toplum için de yapacakları katkılarla kendilerini geliştirdikleri gibi kendi özgüvenlerini de kazanırlar.

Merhaba hocam, Daha önce bir çok konuda takıntı yaşamış bir insanım. Bir zamanlar bir hastalık nedeniyle bir kaç ay gibi uzun bir süre hastahane de kalmıştım küçük yaşta. O zamanlar ilk takıntı ve korkum acaba iyileşmeyecek miyim, ölecek miyim şeklinde oldu. Bu yıllar sonra karşıma yine bir acil bölümünde basit bir tedavi alırken gördüğüm yaşlı bir insan ile tekrarladı. Bu korku kısa sürdü. Bir çok ilişkim oldu birisi 5 sene kadar diğeri 2 sene kadar süren iki uzun ilişkim oldu onun haricinde bir kaç aylık ilişkilerimde oldu. Bu yaşıma kadar daima bayanlara ilgi duydum. Onlardan hoşlandım, onlarla özel bir şeyler yaşadım. Hemcinsleriyle bir şeyler yaşayanlara karşı daima bir iğreti içindeydim. Ama herkesin özgür iradesi diyerek, benden uzak Allah'a yakın olsunlar dedim tv de internette bu tarz şeyler görünce bi iğreti duyup, direk geçerdim. Ama bu iğreti sırasında böyle sinirlendiğinizde yada görmek istemediğiniz bir görüntü karşınıza geldiğinde böyle kısa süreli panik gibi bir kalp atışı yaşarsınız öyle bir şey yaşıyordum. Ve bir sitede bununla ilgili bir soru gördüm. Bir bayan karşı cinsten hoşlandığını ancak hemcinsiyle ilgili bir şey görünce kalbinde bir kıpırtı oluştuğu, ona sarılmayı, öpmeyi istediğini ve bu durumda eşcinsel olup olmadığını sormuş. Ben belirttiğim gibi böyle görsellerde rahatsızlık duyarım, direk geçmek isterim, yani o fotoğrafa karşı sarılmak, öpmek gibi isteklerim olmaz ve bu benim midemi dahi bulandırır. Ancak kalp çarpıntısı olayı bende takıntı haline geldi. Bu yazıyı okumadan bir saat öncesine kadar karşı cinsimle bir hayal kurabilir, onu arzulayabilirken, şuanda istemsiz bir cinsel isteksizlik söz konusu. Hemcinsimle kesinlikle bir şey düşünemiyorum ve bu durumda aslında eşcinsel olmadığımı ve takıntı haline getirdiğimi ve bu cinsel isteksizliğin de bu takıntının verdiği kaygı ve stresin bir sonucu olduğunun farkındayım. İlk güne oranla bu korkular içimde azaldı, araştırarak bunların bir takıntı olduğunu kendime kanıtladım. Zaten bu zamana kadar ilişkilerim oldu, karşı cinsimden zevk aldım, hiçbir zaman hemcinsime öyle bir ilgim, bakış açım, hoşlantım olmadı. Bunlar beni tatmin etti bir noktadan sonra ancak şuanda karşı cinsimi hayal ederken ereksiyon ile ilgili zorluklar çekiyorum ve o bölgede ağrılar oluyor belkide bunu kendime kanıtlamak için kendimi zorladığımdan mı o an korku devreye girdiğinden mi bilmiyorum ama şuan bu durumun devam edeceğine dair kaygı duyuyorum. Sizce bende eşcinsellik olabilir mi? Hemcinsine ilgi duymayan, bunu düşündüğünde dahi midesi bulanan bir insan eşcinsel olabilir mi? Ve bu ereksiyon sorunu geçici midir?

can90 Tarafından Soruldu | 2016.08.05

Merhaba, Kişilerin beklenen cinsel yönelimi heteroseksüeldir . Yani karşı cinse karşı ilgi duyarlar. Ancak cinsel olarak hiçbir cinse ilgi duymayan ( aseksüel) , kendi cinsine ilgi duyan yada hem karşı cinse (heteroseksüel) hem de kendi cinsine ( homoseksüel )cinsel ilgi duyan bireyler de vardır (biseksüel). Ayrıca kendi fiziksel cinsel kimliğinden rahatsızlık duyup karşı cins kimliğinde hisseden ve cinsiyet değiştirmek isteyen bireyler de bulunmaktadır (transseksüel) . Cinsel kimliğimizle doğarız. Ancak kişilerin yaşadıkları olaylarla ruh halleri değişebildiği gibi cinsel kimlikleri de etkilenebilmektedir. Günümüzdeki internetteki pornografi, çocuk yaştakilerin ve ergenlerin idolleştirdikleri sanatçı yada karakterlerin değişik cinsel seçimi , ev içindeki kötü ve travmatik ilişkiler nedeniyle etkilenme, sevgi boşlukları , çocuk yaşta cinsel taciz, kendini cinsel kimliği içinde yetersiz hissetme , duygusal beklentilerini karşı cinsten karşılayamama , çocukluk ve ergenlik döneminde oyun yada güçlü dürtülerin etkisi ile farklı cinsel deneyimler yaşama , kişilik karmaşaları , yetiştiği evde erkek ve kadın sınırlarının belirsizliği vs. bireylerin özellikle çocukluk ve ergen yaşta cinsel anlamda da yönelimini şaşırtmaktadır. Bazı kişiler de cinsel karmaşalarını kendinden dahi saklamakta ve bu gizemle ömür boyu da yaşayabilmektedir. Yıllarca yaşanan ve kabul edilen cinsel kimliğin altta yatan kabul edilmeyen ve istenmeyen ancak ortaya çıkmak için zorlayan cinsel yönelimi bastırmaya çalışması ise sürekli sıkıntı ve farklı psikiyatrik şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bunların ötesinde kaygı problemi olan yada takıntılı ( obsesif ) düşünceye sahip bireylerde " acaba " korku yada takıntısı kişinin cinsel yönelimini etkilemese bile kendini rahatsız etmektedir. Kaygı yada takıntı ile oluşan düşünceler kendi beynimizin ürünü olmasına rağmen yoğun takıntı ve kaygının etkisi ile çarpıtılmaktadır. Onun için de yaşanan gerçeği yansıtmamaktadır.

Birde eklemeyi unutmuşum o uzun süren ilişkilerimden sonra bende yalnız kalma korkusu başladı. Çünkü arkadaş çevrem çok geniş değildir, insanlara karşı güvende yaşadıklarımdan dolayı sıkıntılarım mevcut olduğundan. Bu yüzden o bahsettiğim son takıntıdan önce bende yoğun bir yalnız kalma korkusu, yalnız ölme korkusu ve sosyalleşememe takıntısı başladı. Bu arada bu tür takıntılar genelde uzun süre yalnız kaldığımda musallat oluyor. Şuan bir kaç aydır sürekli evde bulunmaktayım. Ve bu düşünceler peydah oldu. Sonrasında ise bu takıntı yerini o son bahsettiğim takıntıya bıraktı. Lütfen yardımcı olun hocam, bu durum beni çok kötü etkilemekte, eşcinsel olmayı istemiyorum, öyle olmadığımın da bilincindeyim ama ya öyle olursam ya doğuştan bir şeyse sonra çıkarsa, ya birden bayanlara karşı isteksizleşirsem diye korkular peydah oluyor ve erekte problemleri de bu bayanlara karşı isteksizleşirsem korkusunu besliyor şuan

can90 Tarafından Soruldu | 2016.08.05

Merhaba, Kaygıları ve takıntıların neden olduğu eksiklikler ve sorunlar için yardımcı tedavilerden biri de Meşguliyet Terapisidir ( Occupational Therapy) . Yani kendini bir aktiviteye angaje ederek eksikliklerini de gidermektir. Kişiler kendilerini eve kapadıkça ve sosyalleşmeden uzaklaştıkça futbol oynamayı bırakmış bir futbolcunun futbol performansının düşmesi gibi sosyal yetilerini kaybedip ruhsal dirençlerini de azaltırlar. Çalışan için iş öğrenci için ise okula gitme bireylerin hem sosyal dengeleri hem de ruhsal dirençleri için önemlidir. Aksi durumda kaygı, korku ve takıntıların neden olduğu kısır döngü kişiyi daha da zorlayacaktır. Hepimiz sadece kendimizi gördüğümüz gibi değil etraftan aldığımız geri dönüşümlerle de ben ve kimlik duygumuzu oluştururuz. Kendini sosyal dış ortama kapatma ise gereğinden fazla şişirilmiş veya olandan çok daha düşük ve çarpıtılmış ben imajlarına neden olabilir.

Hocam 25 yaşındayım cok zor bir donem gecirdim 7yil once annemi kaubettim kendimi yanliz hissetmeye basladim ruh halim hic iyi deil bugun hala oyle hissesiyorum 1 yil once evlendim eşimle evlenmeden once uzun süre konuştuk ve sonunda evlenmeye karar verdik ama zor oldu ailelerden dolayı bende kararsız olmaya başladım onu iyi tanımadığını düşünmeye başladım ama sonuçta evlendik zor da olsa ve mutsuzum psikolojim bozuldu sürekli sınırlı oluyorum herşeye olumsuz bakıyorum icime kapandim esimden sogumaya basladim o yaklastikca ben kaciyorum oda nana siddet uygulamaya basladi anlaşamıyoruz ve cinsellik yönünde hiç beraber olmadık ne yapmam gerekiyo lütfen yardımcı olun

Gs Tarafından Soruldu | 2016.08.05

Merhaba, Sağlıklı bir evlilik yapmak için sağlıklı bir ruh hali ile karar vermek gerekir. Ruhsal boşluk ve kararsızlıklar içinde karar verip , nikah masasında bile doğru bir karar mı diye sorgulayan bireylerin evliliklerinin başlangıcından itibaren sıkıntıları başlayabilir. Eş ve çevrelerinin yanlış ve zorlayıcı tutumları ile birey kendini ilişkiden daha da soğumuş hissetmeye başlar. Özellikle cinsel tecrübesi olmayan kadınlarda duygusal uzaklaşma başlayınca cinsellik yapılamaz hale gelir. Bu tıkanmalar sonucu oluşan psikiyatrik bozukluklar da kişinin zaten olumsuz olan sorunlara daha da olumsuz bakmasına ve sorunları çözecek enerjiyi kaybetmesine neden olur. Bu tarz sorunlarda öncelikle konuyu iyi bilen bir psikiyatrist ve psikoterapistten bireysel destek ve danışmanlık almakla başlayıp zamanla bunu bir çift terapisine döndürmek faydalı olacaktır.

Merhaba hocam, öncelikle cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Belirttiğiniz durumlarda aseksüellik, transseksüellik bende yok. Yani bunlara karşı ilgisiz ve isteksizim. 21 Yaşındayım ve bu yaşıma kadar daima heteroseksüel kimlikteydim. Okuduğum bir yazıdaki küçük ama tam olarak bağdaşmayan bir belirti bende yüksek derecede kaygı ve korku ortaya çıkardı. Öyle ki bunu düşününce terleme, ellerde titreme, stres mevcut oluyor. Kendimden eminim ama sürekli bir "acaba" var. Bazıları yıllardır heteroseksüel olup evlendikten sonra hemcinsine ilgi duyduğunu falan yazmışlar böyle bir durum olmasına karşı büyük bir korku var. Ama düşününce bunca yıl karşı cinsime ilgi duydum, halen duymaktayım. Ama bu korku ve kaygı bendeki yüksek oranda yaşadığım cinsel isteği azaltmakta bu da ayrı bir korku olarak karşıma çıkıyor. Sizce ben gerçekten heteroseksüellik dışında bir şey taşıyor muyum yoksa tahmin ettiğim sürece bunlar sadece kaygı ve takıntıdan mı ibaret, yani kişi kendi istemedikten sonra ve hemcinsine bi ilgi göstermedikten sonra cinsel kimliği biranda böyle değişebilir mi? Elimde olmadan değişmiş midir?

can90 Tarafından Soruldu | 2016.08.06

Merhaba, Kişinin cinsel yönelimi isteyerek değiştirebileceği bir durum değildir. Yaşamdaki her konu sorgulandığında ve " acaba " dendiğinde bir ikilem ortaya çıkar. Ancak gerçek olan yaşanandır. Bir birey cinsel yönelimi ile ilgili gerek fantezi dünyası ve özellikle cinsel yaşantısında ne yaşıyor ise cinsel yönelimi o yöndedir. Kişinin cinsel yönelimle ilgili değişimleri zaten dürtüsel anlamda kişiyi o yöne doğru zorlayacaktır. Yani " acaba" yerine kişi eğer yeni gelişen cinsel yöneliminden hoşnut değilse onu bastırmak ve engel olmak için ciddi bir güç sarf edecektir. Ayrıca değişim öncesi cinsel yönelimi artık geride uzaklaşılmış olarak kalacaktır.

Gerçek olan yaşanandır demişsiniz. Dürtüsel anlamda derken yani kişi istemsiz olarak erkeklerden hoşlanacak, onlarla ilgili bir şeyler mi hissedecektir? Eğer buysa bu bende mevcut değil sadece bu olur mu diye bir korku mevcut yani dürtüler yok ama dürtüler olur mu diye kaygılar var.

can90 Tarafından Soruldu | 2016.08.08

Merhaba, Kişiler duygusal, düşünce ve eylem anlamında farklı bir cinsel çekim alanına girmeye başlarlarsa cinsel yönelimlerinde bir değişim olur. Bazı bireylerin ise cinsel kimliğinde bir sorun olmamasına rağmen cinsel yönelimleri % 100 heteroseksüel olmayabilir. Bu durum tek başına eşcinsellik anlamına gelmez. Bireylerin romantik anlamda eş cinslerine yakın hissetmesi de tek başına cinsel yönelimin o yönde olduğu anlamına gelmez. Ancak zamanla düşünce ve eylem de bu yöne doğru sürükleniyor ise o zaman cinsel yönelimin değişiminden bahsedilebilir.

Merhaba Surekli bir tedirginlik ve korku hali var ozellikle polis ve adli olaylardan. Basima bir sey gelirmi korkusu var. daha oncede boyle bir sey yasamadim.muhendisim var sicilim temiz ama nedense bu korkuyu atamiyorum.ayrica yurt disinda yasiyorum.mesela ise giriyorum. Adli sicil kontrolu yapiliyor. Biliyorum bir sey olmadigini ama ya kimlik numaram biriyle karisipta ben durduk yere suclanirsam ya basima bir sey gelirse diye korkuyorum.bide ya 6.his olarak icime doguyorsa ve gelecekte boyle bir sey olacak mi diye de dusunuyorum. Bu korkular oldugu anda kalbim yerinden cikacak gibi oluyor. Sonar geciyor ardindan gene basliyor. Sokakta polis gorsem goz goze gelemiyorum ama dedigim gibi aslinda oldukca siradan bir insanim ve sicilim cok temiz. Faturami odeyemezsem ve mahkemeye dusersem gibi korku gene oluyor. Bu sorunumu nasil cozebilirim

aakin Tarafından Soruldu | 2016.08.08

Merhaba, Korkular özgül fobi içeriğinde ise sürekli kaygı üretebilirler. Ayrıca Yaygı Anksiyete Bozukluğu dediğimiz psikiyatrik rahatsızlıkta kişi sürekli belli konularda evham yaratmaktadır. Korku kelime anlamı ile korkaklığa benzer gibi görünse de çok farklıdır. Çok cesaretli olup korku ve kaygıları olan insanlar vardır. Çocukluk döneminde genelde titiz, düzenli yetişen ve yetiştiği ortamda hata ve suçun büyük ayıp ve ceza olarak sürekli irdelendiği ve en ufak hatada bireyin aşırı eleştiriye uğradığı durumlarda içselleştirilmiş sürekli bir hata ve ayıp korkusu vardır. Bu da kişide bir yerden bir hatası çıkacak ve cezalandırılacak kaygısını beslemektedir. Yetişme tarzı olarak yukarda bahsettiğimizin tam tersi yetişenler ise suç işleseler bile rahattırlar. Adli, idari ve emniyet güçleri ile sıkıntı yaşayanlar ise bu gruptandır.

Merhaba hocam. Daha önce bu konu ile ilgili size soru sormuştum.Sizde yardimci oldunuz teşekkür ederim Sağolun Aradan zaman geçmesine rağmen anlatamadım . Daha da kötü oldum. Erkek arkadaşımdan ayrılalı 5 ay oldu. Ayrılma sebebim ise erkek arkadaşımın farklı şehirden olmasi ve benim tek çocuk olmamdi. Ailem karşı çıktı ve ben duygularının da farkında değildim. Biliyorum size tuhaf geliyor bir insanın kendi duygusunu anlayamamasi ama ben anlayamiyirdum.Aslinda arkadaşım ile görüşmeye baslamadan önce platonik olarak hisleri vardı. Sonra arkadaşımın tayini çıkıp başka şehre gidince bana duygularını açınca görüşmeye başladık. İkimizde farklı şehirlerde olunca telefon ile gorusuyorduk. Sonra yüz yüze gorusunce, ben duygumu anlayamadım. Bir şeyler eksik gibiydi. İlk defa olduğu için mi bulamadım. Ya da ettiğim duamin etkisi ile mi oldu bilmiyorum hayırlı isek daha çok seveyim hayırlı degilsek sogiyayim diye. Ben daha önce biliyordum o kişiyi hisleri mde vardı nasıl oldu bilmiyorum görünce bir boşluk oldu . Duygumu anlamlamdiramadim. Basta varolan duygu sonradan sebep yokken azabikir mi ya da karisabilir? Sonra ailem karşı çıktı bende o sıra duygumu da tam bilmediğim için çok sıkışmış tim ayrıldım. Ayrıldım ama kafamda tam bitirmeden ayrıldım. Yarım kaldı. Aileme çok kızdım kırıldım. Bir taraftan da aileme kızdıgim için kendime kızdım bitmesinde tek sebep ailem degildi ama ben aileminsucladim. Ailem Ve arkadaşımdan dolayı vicdanında hiç rahat değildi. Arkadaşımı da yarı yolda bırakmıştım. Biteli 5 ay oldu halen ben bu olayı anlatamadım sürekli düşünüyorum. Yanlış karar verdim gibi geliyor. Duygumdan emin olamadigim icon arkadaşımı da geri donemiirum. Diğer gelen teklifleri direk eliyirum zaten.bazen diyorum demekki duygun varmış halen düşünüyorsun kimseyi istemiyorsan sonra diyorum ki sevse isen çabuk vazgecmezdin. Aileme karşıda uzayın . Duygumu nasıl anlayabilirizm Takintiolduğu için miböyle oldu sizce. Duygumu anlmanin yolu var mı . Yoksa bu defteri kapatıp yeni bir yol mu cizeyim. Ama bu ihtimali düşününce kimse onun kadar iyi olamaz gibi geliyor. Lütfen yardımcı olun. Biliyorum saçma insanın duygusunu bilmemesi ama ben anlayamıyorum . 5 aydır bulamadım. Aradan geçen uzun zamana rağmen anlaşılabilir mi duygu nasıl anlayabikirim ? Yoksa takıntı mi sadece ? Ben dört yıl önce dini sorularimdan dolayi tedavi görmüştüm OKB hastasiydim. Iyilesmistim ama. Teşekkür ederim Sağolun.

ayse123 Tarafından Soruldu | 2016.08.08

Merhaba, Takıntılar ve bunların getirdiği vesveseler, kararsızlıklar, emin olamama yaşamın belli bölümlerinde kişiyi ikilemde bırakır. Bir bireyin kendi için bağımsız karar vermesi olgunluğu ve öz güveni ile bağlantılı olduğu kadar ruh sağlığı ile de ilişkilidir. Duygular kişiyi net hissettiren durumlardır. Bir kişinin bir insana karşı kendini zorlayarak duygularını değiştirmesi çok kolay değildir. Yani duygu doğallıkla yaşanır kendi kendine oluşur ancak yaşanan deneyimlerle ve düşüncenin sorgulayıcı etkisiyle değişebilir. Düşünce bozuklukları ve çarpıtmaları ise sağlıklı olabilecek bir ilişkiyi bile sağlıksız hale getirebilir. Yada olmayan bir ilişkide kendi kendine romantik eğilim ve takıntılar da oluşturabilir. Onun için düşünce anlamında var olan bozuklukları çözmek de kişiye ilişki kararlarında yardımcı olur.

Küçükken önemsiz bi hastalık geçirmiştim sanırsam grip. Hasta olduğum sıra taşınıyorduk ve bir tekli koltuğun üzerinde yatıyordum. Odanın köşesi çok yakınlaşıp çok uzaklaşmaya başladı tam hatırlamıyorum ama sanırsam o sıra da beynimde kendi kendine konuşmalar oluyodu. Ben kendim içimden konuşup ona cevap geliyodu kendi sesimde. Yıllar geçmesine rağmen çok yaşamasamda son 2 senedir özellikle bu sene çok yaşamaya başladım hasta değilken. Kendime kendime konuşuyo herhangi bi nesne uzaklaşıp yakınlaşıyo ve eskisi kadar kısa süreli olmuyo 2 gün önce 1 saat geçmesi için uğraştım. Hatta bugün yaşadım ve ardından size yazmaya başladım. Bu zamana kadar 4 kere emin olmamakla birlikte kafa üstü yere düştüm ve halen daha şişlik var mr çekinmeme rağmen bi şey çıkmadı. Bu düşmelerim etkilemiş olabilir diye düşünüyorum. Bir de bunların yanı sıra küçüklüğümden belli cin gibi şeylerden aşırı korkarım. Bu korkumu yenmek için araştırma yapıyorum ama sanırım daha da artıyo bazen kapıda bi renksiz bi şey görüyorum bazen izlediğini düşünüyorum karanlıkta, hatta geçen gün bir rüya gördüm rüyamda bi kadınla tanışıyodum kadın bana daha önceden tanıştık zaten diyodu. Rüyadan hemen sonra kalktım şaşırarak nasıl olur diye nerden tanıştık ki diye düşünmeye başladım. O gün de cinler hakkında çok araştırma yapmıştım ziyaret etmeleri felan ile ilgili. Velhasıl kelam her şey anlattığım gibi hocam

Kongeneer Tarafından Soruldu | 2016.08.11

Merhaba, Kafa içinden yada dışından gelen sesler duymak ille de organik ( fiziksel duruma bağlı ) yada ruhsal kaynaklı ağır psikozlardan kaynaklanmayabilir. Aileler bazen de düşme kafayı çarpma gibi durumları ruhsal bozukluklarla ilişkilendirse bile çoğunlukla bu bağlantı bulunamamaktadır. Ancak dissosiyatif dediğimiz ruhsal sıkıntılara bağlı kopma durumlarında da bireylerin algı bozuklukları yada hallüsinasyon dediğimiz var olmayan nesnelerden kaynaklanan yanlış algıları olabilmektedir. Bu durumlar geçicidir ve sıkıntıların çözülmesi ile ortadan hızla kalkar. Dissosiyasyona eğilimli kişilerin kendini cin ,peri, fantastik olaylar , ruhlar alemi gibi zaten zihni tedirgin edip korku yaratıcı konulara kaptırması ise bu tarz algıları iyice besler. Bazen de algı sorunlarına neden olan uyuşturucu deneyimi bu tür sorunların ortaya çıkmasını başlatır.Tüm bu nedenlerin incelenip ana sebebin bulunması ise ancak iyi bir psikiyatrik muayene ve değerlendirme ile mümkündür.

Merhaba Armagan Bey daha önce erkek arkadaşımla ilgili yazmıştım size arkadaşımın hastalıgı ne olabilir diye sormuştum.kişilik bozuklugu olablcegini sölemiştiniz.. bi psikiyatriste gttk erkek arkadaşımla. ben doktora özellkle hastalıgının adını sordum ama erkek arkadaşım da yanımda oldugu için mi bilmiorum bi hastalıgı yok sadece biraz zor şeyler yaşamış o kadar dedi.. selectra 50 mg rileptid 1 mg ilaçlarını verdi sizin sölediğiniz hastalıga uygun mu bu verilen ilaçlar? bide bu aralar bende sanki gördüğümü çok algılayamama gibi bişey oluşmaya başladı.bi soruya cevabnzda sanki özgüven kaybıyla ilgili gibi bişey demiştiniz gerçektende özgüven sorunu oluştu bende de yolda yururken falan kendi kendime sürekli ''onlarda sıradan insan önemseme boşver kasılma onları yoksay tek oldugunu duşun, senden farkları yok vs'' kendimi sürekli bunlarla avuta avuta yürüorum sokakdaki insanlardan çekinmemek adına. ben çok ozguvenli bi insandım nasıl bunları düşünebirim diye kendime şaşıra şaşıra daha da özgüvenmi düşürüorum.. algı meselesi de şöyle mesela en agır olanı sölüyim sabah yüzügümü takıcam diye yüzügün yanındaki küçük tokayı parmagma takdım bi kaç sn de bu durumu farketmedim.. bi kere tlfnu gördgm halde alamıorm elim dolanıodu gözüm görüo ama algım kapalı gibi yani.. sanki tansiyon düşmesi gibi bi haller çok sık oluo bunlarda pskolojik sanırım. ter basması göz kararması algı azalması bunların nedeni ne olabilir ? pskolojik mi pskoljikse sebebi ne sadece stresden mi yoksa ciddi bi sorun mu?

sevgi12 Tarafından Soruldu | 2016.08.11

Merhaba, Tanı sadece birebir iyi bir psikiyatrik muayene ile konulabilir ve konulan tanının da zaman içinde oluşan değişimlere göre yeniden değerlendirilmesi ile de sonuca gidilir. Çözümsüz yada karar vermede zorluk ve sıkıntı yaratan durumlar kişilerin ruhsal durumunu bozarlar. Bireyler kendilerini sıkışmış hissettiklerinde ise gerek ruhsal gerekse bedensel bir çok tepki ve şikayetler verirler. Bu durumlar da bireyin zaten var olan sıkıntılarının üstüne eklendiğinde daha da zorlayıcı sıkıntılara ve dolayısı ile psikiyatrik bozukluklara neden olabilir. Bireysel eksiklikleri aşarak sorun yaratan konuya çözüm getirmek ise her zaman sıkıntılı olsa bile faydalıdır.

Merhaba Armagan bey, biz 4 yıllık evliyiz. Eşim MS hastası. 3 yıldır ignelerini yapmiyor. Ben iyiyim artik diyor. Çok fazla da alkol tuketiyor. Bu is hayatinida etkiliyor. Artik yorulmaya basladim. Herseyi unutuyor. Yaptigini yapmadim, soyledigini soylemedim diyor. Alkol alincada bilincsizce sacma konusmalar ve hareketler yapiyor. Psikolojik rahatsizligi oldugunu dusunmeye basladim artik. Sizce MS hastaligi bu kadar unutkanlik ve sacma hareketler yaptirabilir mi? Doktorunada kontrole gitmeyi reddediyor. 3 yasinda kizim var artik bosanmayi dusunuyorum. Kizimin buyuyunce onun bu hareketlerini gormesini istemiyorum. Siz ne onerirsiniz? Simdiden cok tesekkurler.

Suazra Tarafından Soruldu | 2016.08.12

Merhaba, Beynin bir hastalığı olan Multiple Sklerozda psikiyatrik şikayetler oldukça sıktır. Beynin etkilenme derecesi ve etkilenme bölgelerine göre değişik şikayetler oluşabilir. Depresyon en sık görülen şikayettir. Hastalık ilerledikçe tam aksine kendini olduğundan iyi hissetme ve hatta manik dönemler dediğimiz aşırı iyi hissetme dönemleri oluşabilir. Beyinde hasar yaratan bir hastalık olduğundan eğer hastalık ilerlerse zamanla dikkat, hafıza ve zihinsel yetilerin bozulmasına da neden olabilir. Alkol gibi beyin ve sinir hücrelerine toksik etkisi olan maddelerin alınması ise , nöropsikiyatrik şikayet ve hastalıkların daha da artmasına neden olacaktır.

Ozguven eksikligiyle ilgili ne yapmam gerekio oneriniz var mi sunu yaparsan ozguvenin daha da artar diyebilceginiz bisey? Kitap okumayi seviorm kitap olarak da bu konuyla ilgli onerevlceginiz kitap var mi?

sevgi12 Tarafından Soruldu | 2016.08.12

Merhaba, Özgüven sorunlarının çözümü için öncelikle psikodinamik anlamda nedenlerinin de anlaşılması gerekir. Pratik olarak ise okuyarak değil de topluma ve bireye faydalı ekip çalışması içinde bir şey yapılması özgüveni güçlendirecektir.

Merhaba doktor bey, doktorumun yazdığı deysrel adlı ilacı uykuya rahat dalmak için kullaniyorum fakat bu ilaçla birlikte akşamları papatya çayı ,yeşil çay ve ayran tüketebiliyorum malum papatya ve ayran uyku getiren şeyler diye düşünüyorum. Acaba ilaçla birlikte bu içecekleri tüketmemin bir sakıncası var mıdır? Ya da bu içecekler ilaç tesirini azaltır mı?

İrosshie Tarafından Soruldu | 2016.08.13

Merhaba, Uyku verici ilaçlarla beraber yine uyku verici bitki veya başka maddelerin alınması karşılıklı etki artışına neden olur. Ancak bu tarz ilaçların uyarı bilgilerinde olduğu gibi ilaçlarla bitkilerin etkileşimlerinin iyi bilinmesi ve doktora danışılması gerekir. Çok az dikkati çekmesine rağmen özellikle psikiyatrik ilaçlarla bitkiler yan yana kullanıldığında aralarına istenen ve istenmeyen birçok etkileşim olmaktadır. Burada miktar da önemli olduğu için zaten günlük doğal alınan miktarlarda çay türü bilinen kullanımı olan bitkilerin alınmasının çok büyük etkileşim oluşturmaları beklenmez.

Merhaba hocam yaklaşık iki buçuk yıl süren bir iliskim var. ailem ise bu ilişkinin evlilige dönüşmesini istemiyor. sevgilim ise eğer onu terkedersem kendini intihar edecegini söylüyor.bu sorun ile ilgili ailemle ve sevgilimle konusmaktan çekiniyorum. bu sorun yüzünden günlerdir rahat uyuyamiyorum sınavım var ona odaklanamiyorum. nasıl bir yol izlemem lazım bu olay karşısında lütfen yardımcı olun

zeynepgg Tarafından Soruldu | 2016.08.13

Merhaba, Bir ilişki karşıdaki insana acınarak sürdürülemez. İlişkiyi seçerken şart, koşul , tehdit, baskı, korku vs. bireyin seçimine göre değil de diğerlerinin seçimine göre karar verdittirir. Bu durumda sağlıksızdır. Bir sevgilinin kendine zarar verme tehditleri ise bireyin sıkıntı ve sorun karşısında problem çözme ve baş etme yetilerinin zayıflığını gösterir. Bu durum bireyin ileride evlilik sırasında oluşabilecek doğal sorunların üstesinden gelmede zorluk yaşayacağına da işaret eder.

bana konulan tanı a tipik duygu durum bozukluğu . bu hastalık hakkında sizden detaylı bilgi almak istedim. bu hastalık kişide kendini nasıl gösterir .bipolarla arasındaki fark ne ..kullandığım ilaçlar lustral 200 mg , lamictal 200 mg , invega 3 mg efexor xr 75 mg beni aydınlatırsanız çok sevinirim saygılarımla

zeynp_avcii Tarafından Soruldu | 2016.08.14

Merhaba, Tipik olan duygu durum bozuklukları tanısı net olan örneğin Majör Depresyon , Bipolar Bozukluk vs. tarzında bozukluklardır. Atipik tanısı ise tanı için gerekli şikayetleri süre,çeşit ve şiddet açısından tam olarak doldurmayan durumlar için kullanılır. Bazen de teşhisin tam olarak yapılamadığı durumlarda kolay bir genel teşhis adı olarak da kullanılabilmektedir. Günümüzde kullanılan DSM-5 veya ICD-10' a göre her psikiyatrik bozukluğun tanı kriterleri vardır. Ancak psikiyatri bu belirlenmiş çerçeve tanı kriterlerinden çok daha geniş bir tıp dalıdır. Bilimsel çalışmalar ve yayınlar bu belirlenen tanı kriterleri dışında çok daha fazla tanı içermektedir. Birçok durumda atipik diye tanımlanan durum aslında tanımlanmış bir durum da olabilmektedir. Tanının netleşmesi iyi bir psikiyatristin zaman içinde hastasını iyi takibi veya gerektiğinde tecrübeli başka bir psikiyatristten ikinci bir görüş alınması ile mümkün olabilir.

Merhaba ya biraz.saçma olabilir ama nedenini öğrenmek istedi. Nyse etrafımdaki insanlar bana çok güvenirler ve severler.Bana bütün sırlarını,dertlerini,mutluluklarını,herşeylerini anlatırsak yani.ama sorun dertlerini anlattıkları zmn ortaya çıkıyo onlar bana dertlerini anlattıktan sonra benim üzerime bir ağırlık çöküyo sanki o dertler benim dertlerim oluyomuş gibi hissediyorum.Şey gibi hasta bi çocuğun üzerine dua okursun ve onun ağrısı,ağırlığı sana geçer.gibi hissedersin ya öyle bişey bu da..anlam veremiyorum ilk başta saçmalık olduğunu düşündüm ama çok fazlalaşınca ve psikoloji hakkında internte bazı şeylere bakınca sizi gördüm çok fazla insana cevap vermişsiniz belki benimlede ilgilenirsiniz diye düşündüm şimdiden çok Teşekkürler

Gulum5664 Tarafından Soruldu | 2016.08.15

Merhaba, Paylaşılmış sıkıntı yarıya inmiş sıkıntıdır. Ancak sıkıntının yarısı da paylaşılan kişiye gider. Terapi sürecinde olduğu gibi kişi sadece söylediklerini değil aynı zamanda bilinçaltı bazı duygularını da karşısındakine aktarır. Terapistin bir görevi de bu aktarılan duyguları analiz edip , terapi alan kişinin iç çatışmalarını çözmek için kullanmaktır. Psikodinamik terapinin ana temellerinden birisi olan bu durum bu konuda iyi eğitim almış ve kendini de çözmüş psikoterapistlerin olmazsa olmazıdır. Herhangi bir birey ise sadece aktarılan duyguların etkisi altında kalır ve o duyguların girdabına çekilebilir.

Merhabalar hocam şimdi ben 20 yasindayim ve 18 yaşında kız arkadaşım var konuya girmeden önce sevgilim benim halamın oglunun kızı oluyor çocukluk aşkımdı ve öylede gidiyor kücüklügümüzden beri çok ayrılıp barıştık ayrılık sebebimiz her zaman ailesi oldu istemediler beni kendilerinin maddi olarak durumu iyi oldugundan beni hic bir zaman istemediler şuan büyüdük yine birseylerin olmasını istiyoruz ama yinede karşı cıkıyorlar istemiyorlar ve ikimizde üniversite sınavına girip bir yerler kazanıp beraber okumak istiyoruz ve böyle olursa ailesinin sevdigimi bana vermesinin önünü birazda açmış olacagiz diye düsünüyoruz fakat sevdigim kız hemşire olmak istiyor bende besyo beden egitim ögretmenligi insallah olurda kazanırızda ben adanada sevdigim kız izmirde yaşıyor ve üniversite sınavına çalışmak icin haftada bir kere skype ile görüselim dedi bana,, dayanamadıgımız günler yine açar görüşürüz ama seninle konusurken derse odaklı olamıyorum seni düşünüyorum senle konusmak istiyorum sürekli dedi ondan bu konuya degindi benim sıkıntıda oldugum durum şu o nasıl yapıyor bilmiyorum ama bende sınava tam odaklı çalışamıyorum sürekli onu düsünüyorum ne yapıyor ne ediyor diye ve hadi tamam diyelim dişimizi sıktık dedigi gibi sınava kadar böyle yaptık ettik ama bu sınav sürecinde 7-8 ay var onunla az konustugumuzdan onun uzakta olmasından ilgisizlik mutlaka doguracaktır ve ona az ilgi gösteriyormuşum gibi olacak hadi dersaneden yakın davranan bir erkek olsa gönlü ona kayarsa diye cok korkuyorum yani içimde onu kaybetme korkusu var ve sürekli onu düşünüyorum acaba gerçekten dedigi gibi bana sadık kalırda sınava kadar böyle idare edermi yoksa gönlü baskasına giderde beni silermi zaten aileside istemiyor beni maddi durumum kötü diye çok çaresizim şuan tek çarem üniversiteyi kazanmak ama dedigim gibi sınava odaklı çalışamıyorum her baktıgım yere dalıp onu düsünüyorum lütfen beni aydınlatırsanız cok sevinirim smdiden tesekkürler

fuzymuzy Tarafından Soruldu | 2016.08.15

Merhaba, Genç ilişkilerin başarılı sonuca ermesi zor dönemleri atlatabilmeleri ile mümkündür. Bunun içinde iki bireyinde güçlü tarafları ile korku ve kaygıya yenilmeden ve birbirlerinin boşluklarını doldurarak ilerlemeleri gerekir. İki gençte eğer birbirlerine gittikçe yakınlaşan bir çizgide yaşamda ilerlerse yan yana gelebilirler. Bunun içinde bir birlerine karşı baskı değil destek ve paylaşımın olması gerekir. İlişkiyi sadece sahip olma yada kaybetme noktaları arasında değil paylaşım ve karşılıklı sorumluluğun orta çizgisinde görmek gerekir. İki genç birey beraberce ve birbirlerinden duygusal ve kültürel olarak uzaklaşmadan büyürler ise ilişki kopmayacaktır.

Ben 26 yasinda universite mezunuyum ancak ise girmedim halen is aramaktayim. Iki kardesim var biri kiz biri erkek. Ikisi de benden kucukler ikiser yas arayla. Benim sorunum benden 2 yas kucuk olan kiz kardesimle. Onunla kucuklugumuzden beri anlasamiyoruz. Diolardi ki zaman gectikce anlasacaksinz ama olmadi olmuyor. Kendisi bir universiteyi birakip baska bir universiteyi okumak icin istanbula gitti ona ev acildi vesaire ayrildik aslinda ama tatillerde bile beraber vakit geciremiyoruz cunku cok ayri dunyalarimiz var. hicbir zaman tam mutlu olmayan ve mutlu olanlari kucumseyen bir yapisi var. kendisinden kendi isteklerinden baska kimseyle ilgilenmiyor ve dalga geciyor. Onun mutsuzlugu hepimizin mutsuzlugu olmali, onun ilgilendigi klasik muzik ya da bloglari biz de takip etmeliyiz yoksa kultursuz oluruz. Kavga cikarmak icin havadan nem kapar. Kendine yapilmasini istemedigi ne varsa aynisini fazlasiyla bize yapar. Kendi yaptigi seyleri bir bes katarak anlatiyor. Ben bu tip sorunlari arastirdigimda karsima pasif agresif cikiyor. Ve boyle insanlardan olabildince kacin deniyor. Ama ben babamin da etkisiyle onla anlasmak durumunda kaliyorum. Onun tek dinledigi kisi babam ama o da tedaviye ihtiyaci olmadigini bunun onun karakteri oldugunu soyleyip, bizi o ve davranislariyla basbasa birakiyor. Kendisi de kendinde hicbir negatif ozelligi olmadigini soyleyip sucu bizim benim uzerine atiyor. Ben bu durumdan cok yoruldum ve biseyler yapilmasi gerektigini siddetle savunuyorum. Cunku bu durum daha devam ederse ben kendi psikilojimi bozacagim ve belki de bozdum coktan. Sizden boyle bir kardesle nasil anlasabilirim onu sormak istiyorum ve neler yapilabilir baska.

Sena1 Tarafından Soruldu | 2016.08.15

Merhaba, Kan bağı olsa bile iki kişi hem fiziksel hem de ruhsal olarak farklı bireylerdir. Aynı ortamda büyümenin duygusal bağlarını taşırlar. Bu durum da kişileri bir arada tutar. Bir birey kişilik yapısının elverdiği ölçüde olgunlaştıkça etrafı ile ilişkileri düzelir ve dengelenir. Burada en çok yardımcı ondan daha olgun olan yakınlarının bu süreçte sabırla ona yardımcı olmasıdır. Ancak bazı bireyler kendilerinin kişilik özelliklerinden kaynaklanan sorunları çözmek yerine gittikçe artan şekilde sorunlarını görmeme ve kendi çatışmalarını doğru olarak niteleme eğilimine girerse eskinin nörotik dediği bir yapıya bürünecektir. Bu durumda da ev dışı çevreden tepki aldıkça sadece aile içinde kendi çatışmaları ile yaşar ve herkesi istediği gibi kontrol eder hale gelecektir. İleri yaşta sorunları ile halen ailesi ile mecburi ve çatışmalarla yaşayan bireylerin geçmişteki süreçleri böyle başlamıştır.

Merhaba Armağan bey Ben 20 yıllık evli 45 yaşında ekonomik olarak güçlü iki lise çağında kızı olan bir anneyim . Yaklaşık 1.5 yıl önce eşimin telefonuna gelen bir mesajla başladı herşey ,o güne kadar oldukça mutlu örnek gösterilen bir evliliğim vardı . Eşim bir süre farklı şeyler söyledi whatsapı tamamen kaldırdı ama ben bir süre sonra yeniden yüklediğimde gelen mesajla dünya başıma yıkıldı. Mesajda benim de tanıdığım bir kadın eşimden bir kızı olduğunu yazmıştı. Sonra eşim de doğruladı sadece basit bir çapkınlık olduğunu korunduğunu söylediğini oyuna getirdiğini söyledi .Bir de başka bir kadınla sadece çapkınlık amaçlı birkaç ilişki yaşadığını itiraf etti . Boşanmak istediğimi söyledim. Yalvardı sözler verdi ama yine de avukatla konuşup boşanma kağıdını imzaladık mahkemeye vermeden önce bir psikologtan yardım alarak kızlarımıza söylemeyi uygun bulduk . Ama kızlarımızın çok sert tepkisiyle karşılaştık . Eşim her ne kadar beni aldatsa da kızlarıma mükemmel bir baba oldu her zaman . Onların gözündeki baba modelini de yıkmak istemedim çünkü inanılmaz bir bağları var . Kızlarım yıkılır ve nitekim öyle oldu rest çektiler ağladılar konuşmadılar .Eşim yeter ki senden ve kızlarımdan ayrılmayayım köpeğin olmaya hazırım diye yalvardı intihara kalkıştı . bu yüzden karı koca olarak yürütemesek de kızlarımız için aynı çatı altında yaşamaya karar verdik . Ama kendi içimde bazen çok kötü hissettiğim dönemler oluyor .Bunu aşabilmek için EMDR tekniğini uygulayan klinik psikologa bile gittim . Kadınlık onurum yıkıldı neden bana bunu yaptı gibi sorular beynimi yiyip duruyor bu düşüncelerden nasıl kurtulabilirim kimden yardım alabilirim bir yol gösterirseniz sevinirim .

fragile Tarafından Soruldu | 2016.08.15

Merhaba, Aldatılma kişiler üzerinde kalıcı ruhsal hasar bırakmaktadır. Aldatılmanın en zoru ise eşin uzun süreli ve duygusal bağlarının olduğu evlilik dışı ilişkileridir. Günümüzde aldatılmanın artmasının nedeni ise sadece erkeklerin bu yöndeki eğilimi değil evli erkeklerle ilişki riskini alan kadın sayısındaki artıştır. Ayrıca sosyal iletişim ağlarının artışı ve kişilerin kolayca alternatif ilişki bulabilirim düşüncesi de artışa katkıda bulunmaktadır. Aldatılma kabullenmesi zor ama çözülmesi gereken bir durumdur. Aksi takdirde ilişki karşılıklı iki kişi için cezaevi yaşamı etkisine dönecektir. Bunlardan en çok etkilenen ise yaşamlarını henüz kurmamış olan ailenin çocuk ve genç bireyleridir. Her ne kadar süreç iki kişinin duygusal katkıları ile çözülmesi gerekirse de , daha çok etkilenen ve olayın ruhsal hasarını aşamayan bireyin sorunlarına yardım ile çözülür. Aldatılma sadece yaşanan olay değil kişinin yıllarca üzerine hayatını inşa ettiği temeli de bozan bir olay olduğundan terapinin aldatılma dışında bireyin kendi kişisel ve çevresel değer kayıplarının da terapi planına katılması gerekir. Ayrıca bireyin hem onla hem de onsuz olamama ikileminin de sağlıklı bir zemine yerleştirilmesi gerekir. Çözümsenme ile beraber takıntılı düşünceler yoğunluk kaybederek duygusal sessizliğe bürünecektir.

Merhaba hocam ben 8 ay önce fransaya geldim ve 18 yalımdayım ama çok zor dönemdeyim herşeyi kendime sılıntı ediyorum yani taşa takılsam taşa söyleniyorum ve kafamın içinde sesler var sürekli deli ediyolar beni ufacık bi sorun olsa o sesler yüzünden haftalarca belki aylarca unutamıyorum ve hep aklımda kendimi çok fazla sıkıyorum bazen bıçalığı elime alıp bileğimi kesmeyi düşündüğüm bile olmuştur ama zorda olsa kendimi tutmaya çalışıyorum ve geceleri hiç yatamıyorum ne yaparsam yapayım lütfen doktor bey yardımcı olun bana ben kafayı yemek üzereyim bana bir bilgi verinki bişeyler yapabileyim lütfen

serhatcetinkya Tarafından Soruldu | 2016.08.16

Merhaba, Bireylerin sıkıntılı ve tıkanma dönemleri kişide depresyon belirtilerini ortaya çıkartmaktadır. Psikiyatrik rahatsızlıklara en çok neden olan durum ise stres ve hayatta yaşanan olumsuz olaylardır. Kişi kendini çıkışı olmayan bir kısır döngüde hissetmeye başlar ise gittikçe ümitsizlik ve buna bağlı psikiyatrik şikayetleri artmaya ve zamanla psikiyatrik rahatsızlığa dönüşmeye başlar. Bu durumlarda en çok yardımcı etraftan alınan destek ve sıkıntı paylaşımıdır. Kişinin çalışarak yada bir şeyler yaparak eve ve kendine kapanmaması da önemlidir. Bunun olmadığı durumlarda sağlık kurumları ve psikiyatristlerden yardım istemek gerekir.

İyi günler. Bana geçen sene ağustos ayında bit psikiyatr tarafından depresyon teşhisi konuldu ve prozac ile tedaviye başladık. Bu sene mart ayında psikiyatrıma giderek ilacı bırakmak istediğimi söyledim, çünkü düzelmiştim(ilacın hemen duygudurum düzelince bırakılmaması gerektiğini biliyorum ancak uzun süreli bir iyilik süreci içerisindeydim) psikiyatrım da onayladı ve ben böylece ilacı azaltarak bıraktım. Bu sıralar depresyonu tetikleyebilecek çevresel etkiler etrafımda arttı ve ben yine kendimi değresyona sürüklenir bir halde buldum. Önceki depresyon tespitimin geç yapıldığını düşünüyorum. Belki bu yüzden tedavi süremin uzatılması gerekirdi, bilemiyorum. Ancak tekrarlamaması için elimden geleni yapmak istiyorum. İlaçlara tekrar başlamayı düşündüm ama bu ne kadar doğru bilmiyorum. Sizin fikrinizi almak istiyorum, teşekkürler.

bingodan66 Tarafından Soruldu | 2016.08.16

Merhaba, Depresyon denince her depresyonu aynı diye düşünmemek gerekir. Bazı depresyonlar ( yada kilinik anlamda majör depresyon) hem şikayet yoğunluğu hem de tekrarlama riski açısından yüksek ve tedavisi daha zor olan depresyonlardır. Bazı depresyonlar ise aslında çevredeki yaşanan olaylara bağlı ve olayların düzelmesi ile düzelebilen geçici depresyonlardır. Bazen de farklı nedenlere bağlı depresyonlar olabilir. Hatta daha da önemlisi Bipolar Bozukluğun öncüsü olan depresyonlardır. Özetle tedavi planı ve bunun içindeki tedavi süresi depresyonun tipine göre kişiye özel düzenlenmelidir. Bunun için iyi ve detaylı bir psikiyatrik değerlendirme ve takip önemlidir. Tekrarlama riski olan depresyonların tedavisinde en önemli nokta tekrar riskini azaltacak önlemlerin tedavi planının merkez noktası olmasıdır. Burada da en az yan etkili ve uygun tedavi seçenekleri ( sadece ilaç değil) kişiyi ileriki dönemde depresyonlarının tekrarlaması ile alacağı yan etkisi yüksek ve gereksiz tedavilerden koruyacaktır.

Merhaba hoçam yaklaşık 1.5 - 2 senedir 56 yaşındaki babam aniden durup kasılıor 10 sny kadar kolları dirsek kısmından ileri şekilde ve 5 - 10 sny kadar şiddetli tireme ve ileri geri sallanma yaşıyor ve aniden yere yığılıyor 20 25 sny sonra kendine geliyor. Beyin kalp damar iç hastalıklar emar tomografi tahliller herşey normal çıkıyor.. Bu bizi biraz rahatlatsada ani düşmeler sonucu yaralanmalar meydana geliyor.. ve en kötü ihtimal gün 1 sefer düşerken dün 10 dk içinde 4 sefer aynı şekilde düştü ilkinde biz yanında olamadığımız için göz kapağı yırtıldı ve burnu kırıldı ve Düşme olayları olmadan 5 6 saat önce iki şişe bira içtiğini örendim. Nörolog Doktorun vermiş olduğu iki adet ilaç kulanmakta biri Venegis xr 150 mg günde 1 adet diğeri redepra 30 mg günde yarım adet içki yi sürekli kullanan bi insan değil 6 - 7 ayda bir 2 3 şişe bira dışında alkol kullanmaz ( bununla birlikde sürekli youtube dan bazı hocaların vaazlarını dinleyerek günahlarının fazla olduğunu affolmayacağını sölediği normalde 5 vakit namaz kılmasına rağmen bunu söledikden 1 saat sonra alkol aldığını ve bundna 3 4 ay öncede anneme ölmek istediğini sölediği bilinmektedir ) hastaneye gitmekten korkmaktadır. yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim

slmylmz Tarafından Soruldu | 2016.08.16

Merhaba, Fiziksel açıdan bir hastalık bulunamayan bireylerin psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi önemlidir. Bazen hem fiziksel hem de psikiyatrik bozukluklar beraber görülebilmektedir. Örneğin epilepsinin (sara) bazı türleri psikiyatrik rahatsızlığa çok benzemekte yada bazı psikiyatrik rahatsızlıklar epilepsi görünümünü taklit etmektedirler. Daha da karmaşığı bu her iki durumda aynı anda görülebilmektedir. Ayrıca örneğin majör depresyona ikincil olarak konversiyon bozukluğu dediğimiz fiziksel bir rahatsızlık ve bilinç kaybı olmadan düşme ve bayılmalar söz konusu olabilmektedir. Konversiyon bozukluğu kişinin iç çatışmalarını çözemediği zaman ruhsal sıkıntılarını bedensel olarak ifade etme şeklidir. Bu rahatsızlıkların değerlendirme ve tedavisin psikiyatri dalının konusu olup iyi bir psikiyatrist tarafından tedavi edilecektir.

Merhaba hocam ben 1,2 senedir kriz geçiriyorum ama bu son zamanlarda aile içi davranışlarından dolayı daha kötü olmaya başladım ve kendimi kaybetmeye sinirlendiğimde etrafıma zarar vermeye başladım ve intihar etmeyi düşünür oldum kimseye güvenemiyorum ve canım çok yanıyo ne yapmalıyım ben annem çok sinirli biri ve süreklide şiddete başvuruyor bende bu hala geldim yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim

yasi Tarafından Soruldu | 2016.08.17

Merhaba, Duygusal olarak olumlu ,güvenli ve sıcak ortamlarda yetişen bireylerin şiddet tepkileri olmamaktadır. Ancak bunun tam aksine tartışma, gerginlik ve şiddetin olduğu ve duygusal sıcaklığı düşük yada olmayan ailelerde yetişen bireylerin içselleştirilmiş kızgınlıkları ise dışa vurduğunda şiddet içe attığında ise kendine zarar verme şeklinde olmaktadır. Bu ortamlarda yetişen bireylerin evlilikleri duygusal olarak iyi ailelerde yetişmiş bireylerle olduğu zaman geçmişten gelen sorunlarının bir kısmını kendi gayretleri ve destekle çözebilmektedirler. Duygusal olarak iyi, güvenli, destek olabilecek her türlü samimi ortam iyileştiricidir.

İyi günler.8.sınıfa kadar 0 dertle yaşayan biriydim.Tek derdim istediğim çikolatanın bitmesiydi.Sonra Lise 1'e geçtim ve hayatımın en iğrenç yıllarını yaşadım.Ben kendimi çok komik biri buluyordum.Hatta talk-show sunacaktım.Neredeyse hayatımın her anında insanları güldürdüm.Çok yeri gezdim ve her yerde güldürdüm.Fakat Lise 1'e geçince bu olmadı.Mahvoldum.2 seneden beni bunu düşünüyorum.Akrabalarım artık sana ne oldu sessizleştin baya diyorlar.Benim bir bağımlılığım var bilgisayar bağımlılığı 8.sınıfın bitişinden itibaren hep bilgisayar oynamaya başladım.Ve insanlarla iletişimim azaldı belki de bundan dolayı böyle oldu.Şimdi dışarıya tekrar çıkmak istiyorum ama cesaret edemiyorum.Bana bir ilaç veya bir öneriniz var mı? Çıkamıyorum insanlarla konuşurken oldu o zaman diyip gidiyorum.Çok mutsuzum.Önceden kıskanç değildim şimdi kıskançta oldum.Her dakika her saniye bunu düşünüyorum bir kere bile çıkmıyor aklımdan her saniye bunu düşünmek çok kötü.Konuşamıyorum bile.Konuşurken de onu düşünüyorum acaba doğru mu yapıyorum diye öyle yaptığımdan dolayı da konuşamıyorum.İçime konuşuyorum sanki. Biri yokken karşımda çok güzel konuşuyorum adeta Demokrasi mitingindeki Devlet Bahçeli gibi fakat insanların karşısına çıkınca böyle olmuyor.Ne yapabilirim? :Üzgünsürat

asosyal31 Tarafından Soruldu | 2016.08.20

Merhaba, Çocukluk ve ergenlik dönemleri hem beynimizin hem de vücudun hızla değişime uğradığı dönemlerdir. Örneğin sara (epilepsi) gibi beyinden kaynaklanan hastalıkların ergenlik döneminde düzelebilmesi bu dönmedeki sinir hücrelerinin dış kabuğunun (miyelin) dokusundaki artışa bağlıdır. İlaveten sinir hücreleri arasındaki bağlantılardan gereksiz olanlar da ergenlik döneminde budanmaya başlar. Bu budama genç bireyin yaşam deneyimleri ile de belirlenir. Kendini bilgisayara kapatan birisi için sanal yaşam bağlantıları çok önemli bunun dışındaki yaşam çok da gerekli değil şekline dönebilir. Aynı zamanda bu dönemin hızlı fiziksel, hormonal ve ruhsal değişimlerine bağlı bireyin kendi içine kapanması da eklenirse sorunlar oluşmaktadır. Ergenlik dönemi bir çok ruhsal sıkıntının oluştuğu yada ön bulgularını gösterdiği dönemdir. Ergenlik dönemi değişimleri ve ruhsal dalgalanmalarının her bireyde aynı olduğu yanlış çıkarsaması ile bir grup bireyin bu dönemde yaşadığı psikiyatrik rahatsızlık başlangıcı veya bunların ön bulguları atlanılmaktadır.

Merhaba öncelikle armağan bey erkek arkadasım eskıden çok fazla alkol ve madde kullanmış 7 aydır birlikteyiz asabi ve sinirli halleri aşırı derecedeki kıskanclıkları çok fazla kavga etmemize ve 2 kez ayrılmamıza sebep oldu çok ilgisiz ve duygusuz size şöyle anlatıyım onu hiçbişey Mutlu etmıyo vicdan merhamet üzülme özellikle Mutlu olma duygusu çok az sürekli aktivite üretiyorum çoğunu istemesede bazılarına ıkna ediyorum bazı tavırlarına gercekten tahammul edemıyorum ama onu çok seviyorum benden ayrıldığında çok kötü oldu sinir krizi geçirdi 10 gün sonra Halbukı kendısı ayrıldı benden oturup konuştuğumuzda da madde isteği yüzünden dengesiz tavırları oldugunu bunalıma girdiğini söyledi ve görüyorum büyük çaba sarf ediyo arkadas ortamı çok kötü görüşmüyo uzak duruyo benımle vakıt gecırıyo şimdi de antidepresan kullanıyo sinirli halleri azaldı odaklanma problemi azaldı ameteme gidip ayakta tedavı almak istiyo çalıştığı düzenli bir işi var 2 yıldır ailesi işten çıkarılır diye tedavıye gitmesini istemiyo merak ettiğim konu tedavıye giderse firma heryıl sağlık kontrolleri yapıyo sistemde görebilir mi bu tedavıyı aldıgını ? Bilginiz var mı , ve ona Nasıl davranmalıyım sizce karakterimden ödün veriyorum onunlayken susuyorum çoğunlukla tartısmak istemiyorum ama şunu görüyorum ki anlaşamıyoruz ama onu bırakamıyorum bi türlü bana ihtiyacı var ve olmasa bile zaafım var ona üzülmesine dayanamıyorum ailesiyle tanıştım evlılık düşündüğünü söylüyo tedavi iyi sonuçlanırsa ama ben bu derce dengesiz bi insanla Nasıl Mutlu olurum bilmiyorum annem baskı yapıyo barıştığımzı bile bilmiyo beni çok üzdüğü için kesınlıkle onunla görüşmcksin diyo madde bağımlılığını ve alkolü bilmiyor bile bilse çok daha kötü olucak ayrıca benim kız kardeşimle de sorunlarım var benimde sinir sistemim bozulmaya başladı artık ne yapmalıyım :( umarım yanıtlarsınız teşekkür ederim

Kübist Tarafından Soruldu | 2016.08.22

Merhaba, Sorunlu derecede madde-alkol bağımlılığı zaman içinde beyin yapısına etkimekte ve dolayısı ile kişinin tavır, tutum ve davranışlarında değişikliklere neden olmaktadır. Ayrıca bireyin madde alkol sorunu öncesi kişiliğinden de gelen problemler eklenince , kendisi ve çevresi için zor hale gelmektedir. Bu bireylerin sorunlu alkol ve madde sorununu çözmeden ve çevre değiştirmeden sağlıklı ilişkiler oluşturması çok zordur. Kendi kendine yardım almadan ileri derecede alkol madde problemlerini çözmeleri ise çoğunlukla sadece kendilerinin inandığı bir beklentidir. Tedavi demek ise sadece kısa süreli değil bir yıl ve ötesi sürede madde ve alkolden uzak durma ve yaşam tarzını değiştirmedir. Devlet yada özel hastane veya aile hekimliği, sağlık kurumlarına başvuran bireyler T.C kimlik numaraları alınarak Sağlık.net ve Medula sistemi üzerinden elektronik kayıt altına alınmaktadırlar. Sorunlu alkol ve madde kullanımı olan bireylere yardın amaçlı Yeşilay, Adsız Alkolikler (sorunlu alkol kullanımı olanlar için ) ve Adsız Narkotikler (uyuşturucu madde bağımlıları için ) isimli gönüllü destek grupları da bulunmaktadır.

Merhaba dr bey yeğenim 24yaşında boşanmis bir ailenin kızı , bekarkende psikolojik sorunları vardı halen de devam ediyor.şu an ikinci evliliğini yaşıyor 2 çocuğu var ve hamile aşırı tembel hiçbir işini yapmıyor.yapmak istiyorum ama kalkamıyorum diyor.birkaç defa intihara teşebbüs etti..ne yapmamız lazim buradaki dr lar sadece ilaç yazıp gönderiyorlar.

Berat fatih Tarafından Soruldu | 2016.08.23

Merhaba, Çocukluk çağı ve genç yetiştirilme dönemlerinde kendi haline bırakılmış ve sorumluluk-iş yapma duygusunu kazanamayan bireylerin kişisel gelişimleri istenildiği gibi oluşmadığından daha çocuksu kalabilmektedirler. Eğer huy ve karakterindeki bazı sorunlar da var ise sorumluluk almamak için nedenler üretebilmektedirler. Bu bireylerin sıkıntılarla baş etme ve sorunları aşma yetileri de zayıf olduğundan tepkisel uç davranışlar verebilirler. Eğer hamilelik gibi hem ruhsal hem de fiziksel olarak vücudu etkileyen durumlara da uyumları zor olabilmektedir. Çocuk yetiştirme konusunda da çok zorlanmakta ve çocuklarını başkalarının büyütmesine bırakabilmekte veya çocuklar bir anlamda kendi kendilerine büyüyebilmektedirler. Bu da toplumsal olarak aileleri tarafından iyi yetiştirilmemiş bireylerin artışına neden olmaktadır. Yaşamlarını destek aldıkları ve boşluklarını dolduran yakınlarına bağımlı olarak ve kendi istedikleri gibi sürdürme eğilimine girmektedirler. Bu tarz bireylerin destek, danışmanlık alacağı ve aynı zamanda çocukları ile ilişkilerini de (çocukların sağlıklı gelişimi açısından) takip edecek psikolojik hizmetlere ihtiyaçları vardır. Bu sosyal destek, danışma ve terapi sistemini de organize eden ve bu bireyi takip eden bir psikiyatrist olmalıdır. Bazen de bireyin önemli bir psikiyatrik hastalığı yüzünden durumu sanki tembellikmiş gibi görünmektedir. Durumunun psikiyatrik hastalığından mı yoksa kişilik zayıflığından mı kaynaklandığını onu takip eden psikiyatrist teşhis ederek aile ile birlikte yapılması gerekenleri konuşacaktır.

merhaba hocam. 1 yıl önce ağır depresyon geçirdim efexor ve seroguel kullandım bir yıl sonra bıraktım beni dipten kurtardı ama tam olarak düzelemedim şimdi paxil kullanıyorum sadece rahatlatıyor ..keyifsizlik.isteksizlik.cinsel sorunlar .önceden zevk aldığım şeylerden zevk alamama.bana yol gösterirseniz çok sevinirim .

ali.ksk Tarafından Soruldu | 2016.08.23

Merhaba, Antidepresan almak demek her depresyonun tamamen iyileşeceği anlamına gelmez . Depresyon tedavisinde dikkat edilmesi gereken depresyonun kökeni, tipi ve tedaviye direncine göre tedavi planının düzenlenmesidir. Ayrıca zaman içindeki takip ve kontrol muayenelerinde de depresyonun seyrinin izlenmesi gerekir. Çünkü her depresyon aynı değildir. Depresyon yada Major Depresyon demek sadece otomobil diyerek kendi vasıtanızı tarif etmeye benzer. Major depresyon tam olarak tedavi edilmediği zaman kalıntı yada eşik altı dediğimiz şikayetler kalır. Bu durum da bireyin yaşamını keyifsiz sürdürmesine neden olur. Ayrıca tam iyileşmeyen depresyonların yeniden tekrarlama riski de daha fazladır.

Merhaba hocam hayata dair hicbir plan proje yapamiyorum cunku cevremde herseye kayitsizim haliyle zevk alma güdüsüde yok uzuntu mutluluk bublarin hicbirini tadamiyorum duygusuz olmak bu olsa gerek bunun bir cozumu var mi acaba

Hepyek Tarafından Soruldu | 2016.08.25

Merhaba, Her bireyin beyin yapısı nedeniyle duygu yoğunluğu ve yaşam coşkusu farklıdır. Beynimizdeki değişimler yada beyni etkileyen değişimler nedeniyle de bu durum zaman zaman değişmektedir. Bunun en basit örneği kadınlardaki adet dönemi hormonal değişikliklerine bağlı olarak oluşan ruhsal dalgalanmalardır. Beyin kafatasının içinde korumalı görünse de beynin kendi iç yapısından kaynaklanan kimyasal yada doku değişimleri beynin işlevleri içinde olan duygu durumunu etkiler. Duygu durumu etkilenmeleri ile birey daha canlı yada daha cansız hissedebilir. Daha cansız, isteksiz yani genel terim olarak depresif hisseden bireyin gözünde ise yaşam tatsız ve anlamsızlaşmaya başlar. Bu da bireye mutsuzluk vermektedir. Keza bireyin dış ortamdan aldığı olumsuzluklar, kullandığı ve beyni etkileyen maddeler, beyine etkisi olan fiziksel hastalıklar vs. da benzer sorunları oluşturabilmektedir. İyi bir psikiyatrik değerlendirme ile nedenlere bir tanı koyulması ve buna uygun bir tedavi/terapi planı kişinin sorunları aşmasına yardımcı olacaktır.

Hocam Merhaba nerden başlayacağımı bilmiyorum utanıyorum kendimden çocukluğumda yaşadıgım tramvalar benim hayatımı çok kötü etlikiledi daha 10 yaşlarında bi erkek tarafından taciz ve tecavüze magruz kaldım bişi olmayacagını söyleyip tecavüz etti 2-3 defa sonra bende mahallemde arkadaşım ile garajda ilişkiye girdim çok defa farklı farklı erkek arkadaşlarımla yaptım bunu lise zamanında bile yaptım başkalari ile artık bende bir tür alışkanlık haline geldi nerede bi erkek görsem cinsel olarak bir bakıyordum vücuduna hoşlanırsam elde etmek için herşeyi yapar oldum yaşım 25 oldu halen bu şekilde havuza gidiyorum erkeklere bakıyordum taki bi arkadaşla tanışana dek onun köse oluşu beyaz teninin oluşu çok etkilemişti pat diye ilişkiye de giremezdim 4 ayda en yakın arkadaşı olmuştum maddi olarak sürekli yardım ediyordum para veriyordum destek oluyordum. içim içimi yiyordu erkeklerden hoşlandığımı ögrensin istemiyordum kendimi yanlızlık oyununa sürükledim tek başıma kaldığımı söyledim sarıl bana dedim yaklaşık 2 ay kadar her buluşmamızda yarım saat 1 saat arabada sarıldım arada istemesede öptüm anlam verememiş olsada çok yanlızım deyip sarılak teselli ettim kendimi. Sonrasında anlamıştı bana şunu söyledi sen GAY mısın dedi inkar ettim kendime bile itiraf edemedim ki gay değilim sadece sarılmak bile mutlu oluyorum dedim yanlız hissetmiyorum senin yanında dedim. ve bir gün alkol aldık evde yanlızdık içtikden sonra yattı ben alkollü olduğum halde yatamadım bekledim sonra yanına uzandım birlikte olmak istedim fakat uyandı beni yataktan aşşagı itti ne yapiyorsun git yat dedi bir kez daha denedim yanına yatmayı yine aynı tepki sonra sabah beni dışladı sen bana bunu nasıl yapmaya kalkarsın dedi aşşagıladı herkez gibi bi kız bulmamı söyledi benim hiç kız arkadaşım olmadı aşık oldum ama reddedilmıştim lise zamanında bu yüzden kızlara yaklaşmak istemedim korkuyordum. ve ben bu kadar içimde art niyetli davranıp bu erkek arkadaşımla her fırsatta birlikte olmak için binlerce iğrenç planlar kurdum ve başarısız olduğum halde bana verdiği değerden ötürü terk edip konuşmama kararı almadı ama araya çok mesafe koydu başka arkadaslarına daha cok zaman ayırır oldu ben yanlız kaldım ve yakın arkadaşlarına daha çok deger veriyorsun bana değer vermiyorsun diye kendi kendimi yedim bitirdim ben erkeklerden hoşlanmak istemiyorum bende normal insanlar gibi kızlarla tanışıp ilişki kurmak istiyorum normal bir hayat istiyorum o erkek arkadaşım olsun istiyorum çünkü o arkadaş bunu hak ediyor. bu durumu kimseyle paylaşamıyorum. utanıyorum dışlanırım diye çok korkuyorum ne olur bana yardım edin çok çaresizim. çok teşekkür ederim.

ysfknc Tarafından Soruldu | 2016.08.26

Merhaba, Kişilerin ruhsal gelişiminin bir parçası olan cinsel yönelimi de hem fiziksel hem de çevre ve yaşananların etkisi ile gelişmektedir. Özellikle çocukluk ve ergenlik çağı cinsel tacizleri cinselliğe bakışı dolayısı ile cinsellik yönelimini etkilemektedir. Geçmişin izlerini kendi içinde kimseye anlatamadan yaşayıp , yıllarca kendi suçları olmamasına rağmen bunu ( yanlış olarak ) bir utanç gibi taşıyan ve cinsellikleri en hafifinden etkilenmiş bireyler vardır ve fark edilmemektedirler. Bir kısmı da problem kişilikleri etkisiyle yaşadıkları travmalarını benzer şekilde başkaları üzerinde yaşatarak masum bireylere sorunlarını bulaştırmaktadırlar. Toplumda çocuk ve ergenlerin yoğun olduğu kurumlarda örnekleri ifşa olup ortaya çıkmaktadır ve sessiz kalan bireyler konuştukça çok daha fazlası ortaya çıkacaktır. Cinsel yönelim doğal olarak duygusal yönelimin de etkisi altındadır. Bir grup birey karşı cinsten bulamadığı duygusal yaklaşımı kendi hemcinsinden bulduğu için yakınlaşmaktadır. Ancak her yakınlaşma cinsel yönelim anlamına kesinlikle gelmemektedir. Fantezide, duyguda, dürtüde ve bunların sonucu olarak cinsel beraberlikte yoğun olarak hangi cinsiyet yaşanıyorsa cinsel yönelim o yöndedir. Ancak bu tarz bireylerde bu durum yüzde olarak değerlendirilirse cinsel yönelim açısından bir fikir verir. % 50 ye % 50 oranı ise bir anlamda biseksualiteyi ( hem hemcinslerinden hem de karşı cinsten hoşlanma ) temsil eder. Cinsel yöneliminden hoşnut olmayan yada karmaşa yaşayan bireylerin psikoterapi içeriğinde bir anlamda kendi cinselliklerini keşfedip çözmeleri yardımcıdır.

Merhaba hocam yaklaşık 5 yıldır bi iliskim var baslangicta dış görünümünü begenmeyerek ciktim ama karakterini begenydm bu yüzden iliskimizin devam etmesini istedm aradan bi süre geçti icimde karmaşık duygular var bazen cok sevdiğimi düşünüyorum onun gibi anlayisli sakin bna deger veren biri olmaz diorm bazen de sogudugumu düşünüyorum ayrılmak istesem yapamıyorum ayrilalm diorm oda tamam diyince bn agliyorum yapamiyorum ne duygular hissettiğimi bilmiyorum tam olarak ne yapmaliyim

kiraz Tarafından Soruldu | 2016.08.26

Merhaba, Bir ilişki üç seneden daha uzun süre devam edip evliliğe doğru ilerlemezse geriye doğru gitmeye başlar. Ancak tutkulu ilişkiler tüm hırpalanmalara rağmen sorunlu ve sağlıklı olmasa bile daha uzun süre sürebilir. Bir ilişkide en tehlikeli nokta belirsizlikte kalmaktır. Özellikle bayanlar için belirsizlikle süren ve sonrasında biten ilişkiler iyi bir evlilik yapma dönemini kaçırmalarına neden olabilmektedir. Belirsizliklerin bireyin kendisinden mi yoksa ilişkisinden mi kaynaklandığını ayırmak önemlidir. Genelde tutkunun olmadığı ilişkilerde bu belirsizlik yaşanabilmektedir. Ancak tutku bir ilişkide tek başına çok önemlidir demek doğru bir çıkarsama değildir. Bireyler için hep aranan tutku ile bağlandıkları kendilerine değer veren düzgün insanlarla yaşamlarını birleştirmektir. Ancak bu iki özelliği bir arada bulmak çok kolay olmayabilir. Bir karar her zaman kendi içinde diğer alternatifi kaybetmek anlamına gelebilir. İşte bu noktada seçim bireyin alması gereken bir risktir. Bir evlilik tek başına tutku ile sağlıklı sürmemesine rağmen güven ve sevgi ilişkiyi sürdüren ana noktalardır.

Merhabalar; Vücudumda çoğu yerin birbirine değmesi beni ciddi şekilde rahatsız ediyor. Bu beni aşırı gerginlik, sinir ve strese sürüklüyor. Örneğim kollarımın ve bacaklarımın eklemden birleştiği yerin iç tarafı, burnumun içi değiyor gibi geliyor sürekli elimle açtırıyorum ve en önemlisi tırnaklarım etime değince sinirleniyorum ve tırnağı etten ayırmaya çalışırken kanatıyorum. Her şeyi tırnaklar oldum ve bu durum yaşamımı ciddi şekilde etkilemeye başladı lütfen yardım edin. Şimdiden teşekkürler.

tugce. Tarafından Soruldu | 2016.08.28

Merhaba, Vücut ile ilgili algısal sorunlarda öncelikle fiziksel bir rahatsızlık tanısının olup olmadığı devre dışı bırakılmalıdır. Bundan sonra psikiyatrik bir tanı yada problem düşünülebilir. Takıntıdan artık birey tarafından tamamen kanıksanan sabuklanmaya kadar derecelerde vücut algı bozuklukları olabilmektedir. Doğru tanıya yönelik uygun tedavi bireylerin bu tarz sorunlarını önemli ölçüde gidermektedir.

merhaba hocam 1.5 senedir evliyiz fakat eşimde garip haller var ve bu beni tedirgin ediyor.eşim evimizde bizimle birlikte yaşayan 3 ayrı kişinin varlığından bahsediyor bunların erkek olduğunu ve isimlerini de söylüyor.onunla konuştuklarını söylüyor.bunun haricinde eşim bi ara annesine telefon açıp başka bişey konuşacak diye arayıp benim boğazımı sıkıp öldürdüğünü söyledi.bazen bi yerde otururken başka masalarda oturan insanlara kafayı takıyor hiç bir şey yapmamalarına rağmen ve ben ona yapma sus vs dedikçe de bana kızıyor ve beni ordan çıktıktan sonra yolda bırakıp gidiyor nasıl dönerim diye düşünmeden sonra bi şekilde eve gittiğimde hiç birşey olmamış gibi hayata devam ediyor.doktora gidelim dediğimde asla kabul etmiyor bi sorunu olduğunu düşünüyorum haklımıyım bilmiyorum yardımcı olurmusunuz.eğer bi sorun varsa ki ben şizofreni olmasından endişe ediyorum araştırıyorum ama sizin gibi bi uzmana danışmak istedim.eğer ciddi bir sorun varsa bi şekilde kandırıp doktora götürmeye ikna etmem gerekir.teşekkür ederim.

gulsahgulsah Tarafından Soruldu | 2016.08.29

Merhaba, Bir kişinin herkes tarafından akıl dışı diye kabul edilen düşüncelerinin olması bir psikiyatrik sorunu çağrıştırır. Eğer kişi bunun yanı sıra bu düşünceleri yönünde hareket ediyor ve garip davranımlar oluşturuyorsa bir sorundan psikiyatrik rahatsızlığa doğru düşünmek gerekir. Birde bunların üstüne sadece kendinin yaşadığı algılar ( özellikle ses ) varsa artık bir psikiyatrik bozukluk açısından mutlaka değerlendirmek gereklidir. Ancak ağır akıl hastalıklarına özgü algı bozuklukları ( örneğin hallüsinasyon dediğimiz olmayan ses , görüntü vs. gibi algıların olması ) , psikiyatride aslında akıl hastalığı diye nitelendirilmeyen geçici bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da görülmektedir. Bazen de bireyler farklı çıkarları için akıl hastalıklarını da taklit edebilmektedirler. Tüm bunların ötesinde aklı etkileyen bir fiziksel rahatsızlığında olup olmadığı incelenip devre dışı bırakılması gerekir. Şunu unutmamak gerekir, ciddi akıl hastalığı bulguları veren bir bireyin iş yerinde yada ev dışında bu rahatsızlık yokmuş gibi gayet iyi ve neşeli bir yaşamının olması beklenen değildir. Bunların da ötesindeki diğer tanı seçeneklerinin gözden geçirilmesi , iyi bir psikiyatristin iyi bir değerlendirmesini gerektirir.

Merhaba kendime has ozel gunlerde hyecan yapib kotu duruma dushuyorum.kusma more bulantisi bunun bu ilaci varmi

sabir Tarafından Soruldu | 2016.08.29

Merhaba, Psikiyatride tedavi için en önemli nokta ( diğer tıp dallarında olduğu gibi ) iyi bir doktorun yapacağı detaylı değerlendirme ve bunun sonucu olarak iyi bir tanı konulmasıdır. Hastanın durumunu açıklayan tanı aynı zamanda tedavinin nasıl olması gerektiğini de belirler. Bundan sonraki adım psikiyatrik ve psikoterapötik bir tedavi planının düzenlenmesi ve bunun sonuçlarının takip edilerek tedavinin gerekirse gözden geçirilmesidir. Bu sürecin gereksiz pahalı tetkik ve uygulamalardan arınması ise psikiyatrist doktorun doğru yaklaşımına bağlıdır.

Merhaba,Son zamanlarda surekli ayni ruyayi goruyorum daha dogrusu kabusu.Mekan degisse de kisiler hep ayni.Babami goruyorum ya benimle yada annemle kavga ettigini. Sessiz,utangac ve icine kapanik birisiyim. Oz babam olmasina ragmen baba sevgisi almadim.Kucuklugumde babamdan cok siddet gordum fiziksel ve ruhsal olarak.Babam sevdigim oyuncaklarimi yakardi,bogazimi sıkardı bazen doverdi beni ya da annemi.Annem bana hediye aldiginda onunla kavga ederdi bir keresinde kafasini banyo camina gecirmisti annemin.Bir kac kez hastanelik oldu annem.Lisedeyken eve gec geldigim bir gun kemeriyle dovdu beni.Gozumun onunde bir hayvani oldurdu.Annemi aldatirken yakaladim defalarca.O kadar nefret ediyorum ki ondan.Evlilik kelimesi dahi midemi bulandiriyor ,kimseye guvenmiyorum.Son zamanlarda ise benimle dalga geciyor kufur ediyor bana.ileride basarili olmayacagimdan hayallerimden vazgecip kisa yoldan meslek sahibi olmam gerektiginden bahsedip duruyor.Ben gecmisimle bas ettigimi saniyordum oysaki hic de oyle degilmis.Cok cabalamistim kendi kendime,ben ruhsal destek alsam duzelebilir miyim ki?Bugun yine etrafa siddet sacti.Annem hayir dedigi icin tost makinesini yumruklariyla kirdi sonra aslinda seni dovemem gerekiyordu dedi anneme.Saglikci olmasina ragmen doktora gitmiyor ve bize hasta oldugumuzu soyluyor,surekli bize baski uyguluyor ne yapamam gerek bilmiyorum, belki de hic mutlu olamayacagim.Annem ekonomik sebeplerden dolayi katlaniyor ona.Ama ben dayanamiyorum artik.Bir insan nasil olur da bu kadar kotu olabilir?Icimde o kadar cok sey birikti ki artik bastiramiyorum. Ellerim titriyor,korkuyorum.Bu durumu nasil atlatabilirim?Ne yapmaliyim?

Darkred Tarafından Soruldu | 2016.08.30

Merhaba, Rüyalar aynı zamanda günlük yaşadığımız olayların , korku ve kaygıların da etkisi altındadır. Özellikle şiddetli olaylar ve korkular bireyin uykusunu ve uykunun bir parçası olan rüya ve kabusları da etkilemektedir. Maalesef çok sorunlu bireylerden iyi ebeveynler çıkmamaktadır. Aşırı sorunlu ebeveynlerin çocukları üzerine aktardığı problemler sonucu öz güveni hırpalanmış yada sorunlu ve şiddete eğilimli bireyler de oluşmaktadır. Bunu tek dengeleyen yetişme tarzında ebeveynlerden birinin iyi ve koruyucu olmasıdır. Bazen de bir yakının uzun süreli duygusal desteği ruhsal hasarı azaltabilmektedir. Erişkin yaşlardaki iyi ilişkiler duygusal yaralanmış bireye yeniden kendini ve aile- ilişki duygularını yaratma şansı vermektedir. Ancak bunun olamadığı durumlarda iyi bir psikoterapi , bireyin geçmiş güvensizlik, korku, nefret ve şiddet baskılarını güvenli terapi ortamında çözmesine yardımcı olmaktadır.

hocam merhaba ben 33 yaşındayım uzun süredir bi sorunum var.kaldırımda yürürken insanlar bana bakınca bacaklarımda kasılmalar oluyor yürümekte cok zorlanıyorum.ter heyecan artıyor rezil olma endişesi filan derken vücudumu kontrol edemiyorum.bu duygular yoğun olunca kaldırımda hiç yürüyemiyorum sürekli kariı kaldırıma geçip duruyorum lütfen yardım edin :(

rogatka Tarafından Soruldu | 2016.08.30

Merhaba, Sosyal Anksiyete Bozukluğu gibi özellikle ergenlik çağında başlayan sıkıntılar bireyin kendi üzerinde eleştirisel bakışlar görmesi ile doğal vücut hareketlerinin bile etkilenmesine neden olabilmektedir. Çocukluk ve ergenlik sonrası da oluşabilen sosyal anksiyete bozukluğu ( sosyal fobi) tedavisi olan bir rahatsızlıktır.

Merhaba, abim ani bi kararla ortaokuldan beri ictigi sigarayi birakti ve bu 9. Gunu biz sinir asiri yemek yeme gibi yan etkiler beklerken onda durgunluk dalginlik tepkisizlik konusmada sıkıntilar gec algilama sordugu seyleri 10 dk sonra tekrar sorma gibi yan etkileri oldu buda bizi endiselendirdi hocam o gecici bisey oldgnu idda etsede bizde bir tedirginlik var cunki bi donem antidepresanda kullanmis fakat daha sonra kendi kafasina gore ilaci birakmisti kendisi bu durumu abarttigimizi dusunuyor bize nasil bir yol onerirsinz hocam tesekkurler simdiden

Yasemen Tarafından Soruldu | 2016.08.31

Merhaba, Sigara ve içindeki nikotin ve benzeri maddeler beyin üzerine etkisi olan bağımlılık yapıcı kimyasallardır. Her bağımlılık yapıcı madde ve uyuşturucuda olduğu gibi tütün de aniden bırakıldığında kesilme veya çekilme belirtileri oluşur. Ayrıca tütün içimi fiziksel hastalıklara neden olduğu gibi bazı psikiyatrik bozukluklara da neden olabilir. Onun için bir psikiyatrik destek ile gerekirse azalan dozlarda nikotin kullanarak da sigara içiminden kurtulma bireylerin kesilme belirtilerine yardımcı olacaktır.

Kafamı kurcalayan bir konu hakkında size danışmak istiyorum. Yakın arkadaşım bir film izlemiş ve filmdeki başrol oyuncuda bipolar bozukluk varmış. İzlediği filmden yola çıkarak benim de bipolar olduğumu düşünmüş ve bu düşüncesini belli bir zaman sonra bana söyledi. Dönem dönem evde zaman geçirdiğim ve ruh halimdeki bazı değişimler sebebiyle bunu düşünmüş. Dışarı çıkmak istemediğimde evde kaldığım süre zarfında film izliyorum ve ya müzik dinliyorum kendime vakit ayırıyorum. Evde takılmak hoşuma gidiyor açıkçası ama sürekli dışarda olduğum ve 1 2 hafta eve gelmediğim zamanlar da oluyor. Arkadaşlarıma olan güven hissinden dolayı da çok çok özelimi anlatmamayı tercih ediyorum. Canımı sıkan konular da haliyle duygularımın ruh halimin değişmesine sebep oluyor. Haklı olabilirler bilmiyorum emin olmadığım için size yazmak istedim. Cevap verirseniz çok mutlu olurum şimdiden çok teşekkür ederim.

lostnu Tarafından Soruldu | 2016.08.31

Merhaba, Toplumda artık kabaca tanınmaya başlayan Bipolar Bozukluk sadece bir tip olmadığı için çok iyi bilmeyenler için kafa karıştırıcıdır. Kişiliğe bağlı ruhsal dalgalanmalar yada her bireyin yaşayabileceği ruhsal dalgalanmalar ( örneğin kış aylarından yada lodostan biraz etkilenme gibi) bipolar diye nitelenmeyeceği gibi, aslında toplumda bireylerin çok fark etmediği bipolar dalgalanma tipleri de bulunmaktadır. Kişilerin ruhsal dalgalanmalarını basitçe işaretleyebilecekleri grafikleri kullanmak veya ruh durumu ile ilgili kısa günlük tutmak, başlangıç dönemlerinde yada bipoların hafif tiplerini psikiyatristin anlamasına da yardımcı olabilir. Ailede bipolar bozukluk tanısı alan başka bir yakın varsa durum daha ciddiye alınmalıdır.

Merhaba hocam benim sorunum nisanlım beni 2 yıllık bır ılıskının ardından cokta gecerlı olmayan bır nedenden dolayı terketti ve benim hala ne sevgim eksildi nede saygım ona yazıyorum ve ikna edemıyorum ağlamaktan yoruldum rüyalarımda onu goruyorum hayallerını gormeye basladım mutluyken bırden aglayabılıyorum bazen kendımı oldurme istegi dahi duyuyorum alısamıyorum bırturlu onsuz bır hayata yemek yiyemiyorum uyku uyuyamıyorum aşırı kilo verdım bu nedende dolayı lütfen bana yardım edin hocam son carem olarak size yazıyorum. Tesekkur ederım.

Capt Tarafından Soruldu | 2016.08.31

Merhaba, Büyük duygusal kayıplar farklı bireylerde farklı tepkilere neden olur. Bu durumu kabullenemeyip ve kişilik özellik ve sıkıntıları ile kızgınlık ve kayıbı kendine yada kaybettiği sevdiğine farklı şekillerde zarar vererek çözmeye çalışan bireylerin sorunları tehlikeli olabilmektedir. Sevgi sadece beraberlikte değil aynı zamanda ayrılıkta da karşılıklı anlayışı getirmelidir. Sevgiyi bencilce sadece kendileri için sahiplenme olarak algılayan bireylerin kendi yada karşısındakilerine zarar verme ihtimali daha yüksektir. Büyük duygusal kayıplar bireylerde yas reaksiyonuna ve bunla bağlantılı depresyona neden olabilmektedir. Yaşamdan kopmadan bir taraftan yası yaşarken diğer taraftan günlük yaşamı elden geldiğince sürdürmek bireylerin çoğu için bir yıl içinde tamamen olmasa bile çözümseldir. 14 ayı geçen ve halen yoğun yaşanan yaslar Uzamış yada Komplike Yas diye nitelenir ve psikiyatrik değerlendirme ve destek gerektirir.

Merhabalar hocam ben beş yildir bir kurumda memur olarak calisiyorum.Calistigim kuruma emek sarfederek geçeni gunduzume katarak sinavla atanarak geldim.Bir buçuk yildir evliyim.Eşim özel sektörde calisiyor.Kurumumuz çok adaletsiz bi kurum tayin konularında es durumundan bir buçuk yildir tayin olamiyorum eşimin yanima.Müdürlerim ve amirim bana ihtiyaç var diyerekten tayinime engel oluyorlar.İki personeldik ilk dilekcemi verdigimde naklim yapilmadi ve gitmek istediğim yerde kadro olduğu halde.İki bin nüfuslu insanların etik olmadigi bi bayanin calisamayacgi taşrada calisiyorum. Mudurumden yeri geldi isimle ilgili çok baski gordum.Kimseye şikayet etmedim bugün geçer yarin geçer die. İsime birgün bile huzurla gelmedik.Hep stresli ve skntili bi is ortamim oldu mutsuz huzursuz.Sosyal hayat yok doğru düzgün ulasim yok.İs ortamında birlik beraberlik yok.Müdürümüz personeline insan gibi muamele yapan biri değil.Bulunduğum yerde insanların itici ve rahatsız edici bakislarina maruz kaliyorum evli ve çalışan bi bayan olmama rağmen insanlar çok kaba saba bi bayana nasil davranilcagini bile bilmiyorlar.Olduğum yer çok küçük cinayetlerin işlendiği birahe adi altında pavyonlarin olduğu etik acidan çok kotu biyer.Derdimi bi bayan olarak şube müdürüne bile anlatamadim.Psikolojim bozuldu.Hayattan umudum kalmadı.Ailem için eşim için emeklerim icin sabrediyorum is bulmak kolay değil yoksa istifami verir giderdim. Ama çok cabaladim harcadigim emekler uykusuz kaldigim geceler.Aile birlik butunlugum kalmadi.Esim sürekli bana moral vermeye calisiyo.Ama ben bu yükün altında eziliyorum bazen ailemin bile beni umursamadigini düşünüyorum.Sorunlarim ve skntilarimla tek basima bogustugumu hissediyorum.Yasadigim stres ve skntidan dolayı kalbimden rahatszlandim sukurki bi sure ilaç kullanarak bunu altlattim.Ama psikolojik olarak çökmüş durumdayim.Hiçbir şeye inancim ve umudum kalmadi.Sürekli agliyorum.Uykularim sürekli boluniyo.Sabaha kadar kaç kez kalkiyorum bilmiyorum.Sürekli tayinle ilgili rüyalar görüyorum.Bazen kalbim skısıyo nefes alamiyorum sanki.Karamsarliktan hiçbir şeyin olumlu olabileceğini düşünemiyorum.Eşimin yaninda bile en güzel anlarimi bunlari düşünmekten yasiyamiyorum.Naparsam insanlara derdimi anlatabilirim yasadigim bu skntiyi nasil anlatablrm diyorum.Öyle merhametsiz insanlar var ki personelinin halinden anlamayan.İsimi birakip gidemiyorum.Ama çok Yoruldum tükenmiş gibi hissediyorum.Beş yildr boyle bi yerin skntisini yasiyorum.Sorunlar ben nereye gidersen gideym benimle geliyormuş gibi.En özel anlarda bile o anin keyfini yasiyamiyorum.İnsanların en ufak sozlerine tahammulum kalmadi sinirleniyorum.Karamsarligi atamiyorum ustumden.Eşimin ailemin yaninda olmak istiyorum sadece onlarin yaninda nefes alabliyorum.İnsanlarin ugrasbilecegi hicbir sosyal ortam yok daha si bi cay bahçesi bile yok.Daha önce bi kez psikiyatriye gittim fakat yasadiklarimi anlatırken ağlamaktan konusamadim bile.Sanki anlatırken yasadiklarimi tekrar yasar gibi caresiz oldugumu hissettim.Napmam gerek bana yardimci olun bunun üstesinden nasil gelebirim.

Hayat Tarafından Soruldu | 2016.08.31

Merhaba, Her insan kendini çıkış kapısı olmayan bir labirentin içinde hisseder ise psikiyatrik sorunlar geliştirebilir. Bunu önleyen ise bireyin ne olursa olsun bir çözüm olduğu düşüncesini kaybetmemesidir. Ancak bu her zaman çok kolay olmaz. Ancak bireylerin kolay hayat olsun diye kendi çıkarlarına uygun yönelimlere girmeleri ise kendileri için daha büyük sıkıntılar yaratabilir. İnsandan daha iyi ruhsal destek verebilen bir canlı olmadığı gibi insan kadar ruhsal olarak zarar veren başka bir canlı da bulunmamaktadır. Zor sorunların çözümünü tek başına üstlenmek değil de destek verecek diğer bireylerin katkısı ile de sağlamak gerekir. Şunu unutmamak gerekir ki sıkıntılı dönemler eninde sonunda çözümsel düşünüldüğünde bitecektir ancak o sıkıntılı günlerde ruhsal olarak birey kendisini çok yıpratır ise geriye devam eden psikiyatrik sıkıntıların kalıntıları kalabilir.

merhaba hocam ben de tam 1 ay once dusunceler basladi.. Psikiyatriye gittim obsesif tanisi koydu ..ilac yazdi 2 aydir kullaniyorum yaslanma dusuncesi 36 yasindayim yeni yila girecen yasin 37 olacak yaslaniyon ellerin dudaklarin burusacak her yil yasin ilerlerliyor olume yaklasiyon ne zaman internetin basinda veya tv basinda olayim ya da disarda yasli birini goreyim sen de boyle olacan senin de zamanin geldi yaslanma surecine giriyon gencligin gitti yolun yarisi tamamlandi geriye yarisi kaldi olume yaklasiyon seneler su gibi gidiyor gibi bu bende moralimi bozuyor ..surekli herkesin yasina bakmaya basladim benden buyuk kisilerde benim gibi dusunuyor mu acaba diyorum..surekli yaslanma yasinin artik kemale erdigi gencligin gittigi begenilmen artik bitti ellerin burusacak olume yaklasiyon..ihtiyarlara donecen bunlardan bu dusuncelerden kurtulamiyom moralim cok bozuluyor suskun bir birey oldum bünyeden hic gitmeyecek gibi cildiracam nedir hocam benim hastaligim yasla alakali bir durum mu yoksa bir psikayatri bir bozukluk mu cevablarsaniz sevinirim hocam saygilar....ve kac ay da surer bunun gecmesi hocam...

oluver Tarafından Soruldu | 2016.09.02

Merhaba, Her tekrarlayıcı ve takıntılı düşünce obsesif kompulsif bozukluk tanısını oluşturmaz. Takıntılı düşünceler başka bir psikiyatrik durumun sonucu olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bireylerin toplumsal olarak da kaygı konusu olan bir düşünceyi abartılı ve tekrarlı yaşaması aşırı değerlenmiş düşünce dediğimiz bir anlamda içsel çatışmaların sonucu olarak olabildiği gibi örneğin depresyona bağlı olarak da oluşabilir. Her kişinin yaşamındaki değişim ve kayıplara karşı verdiği tepki bireysel ruhsal altyapısına bağlıdır. Örneğin yaşlanma korkusu ile sürekli yaşam düzen ve enerjisini estetik uğraşlarla geçiren bireylerin ruhsal altyapısı geçmişte genç ve beğenilme ile beslenmiş ve yaşamsal olarak kendini ruhsal olarak besleyen yeni alanlarla zenginleştirilmemiş ise sıkıntı yaşamaları da kaçınılmaz olur. Bu geçiş dönemlerinin sağlıklı atlatılması görünümde genç kalmaya çalışmakla değil yeni yaşa uyum ve ona uygun sağlıklı yeni destek alma alanlarının yaratılması ile sağlanabilir.

Merhaba ben 17 yaşındayım ve bazı sorunlar yaşıyorum ellerimi surekli yıkıyor istemesemde sarki dinlerken aklıma dualar geliyor ve sarkiyi kapatip dua okuyorum arkadaslarimda fark ediyor bunu namaz kilarken aklıma sacma sapan seyler geliyor git diyorum aklımdan. Sonra ne yaptigimi bilmiyorum bazen yasamdan hic zevk almiyorum ellerim vucudum bana ait degilmis sanki bos bos yasiyormusum gibi sonra inancım olmasa intihar etmek geliyor aklıma bazen aileme zarar vericekmisim gibi oluyorum yanlarindan ayriliyorum baska yerde sakinlesmeye calisiyorum. Ve asırı derece sinirli bir insanim yillardir boyleyim.Ders calismam gerekiyor uni sinavlari icin 8 saat calisabiliyoken onceden simdi bir saat anca hic konsantre olamiyorum sizce psikologa gitmem gerekiyormu 7 8 aydir boyleyim ustesinden gelirim dedim ama yapamadim lutfen yardim edin hic gecmeyecekmis gibi geliyor.

Marry Tarafından Soruldu | 2016.09.04

Merhaba, Akla musallat olan düşünceler takıntılı (obsesif) düşünceler diye nitelenip bireyin yaşamını olumsuz etkiler yada bozarlar. Bu düşüncelerin ve buna bağlı olarak yada bağımsız olarak gelişen şikayetlerin psikiyatrik olarak neden kaynaklandığı ve bir tanı oluşturup oluşturmayacağı ise iyi bir psikiyatrik değerlendirme sonucu ortaya konabilir. Çoğu insanın ve kötü psikiyatrik değerlendirmenin yaptığı gibi sadece şikayetlerden kaba sonuca gitmek her zaman altta yatan esas tanı yada tanıların atlanmasına ve tedavide istenen sonucun elde edilememesine neden olur.

benim annemle ilgili sorularım war... lütfen çok acil cewap verin...söylediklerim tamamen gerçek..annemin karakterini nasıl bir insan olduğunu söyleyeceğimm..öncelikle benim annem psikolojikmen rahatsız sürekli yalan söylüyor iki yüzlü çocuklarından ailesinden nefret ediyor kendi öz babasını evinden kovdu bütün ailesiyle kardeşleri ile konuşmuyor evine kimsenin gelmesini istemiyor sürekli küfürler beddualar ediyo ailesine kendisiyle konuşan tek bir komşusu bile yok hayvan seslerinden bile rahatsız oluyor onlara bile beddua ediyor evde sürekli huzursuzluk çıkarıyor hiç olmayan şeyler söylüyor mesela: kızlarına iftira atıyor dışarda erkeklerle konuşuyor diye ama aslında böyle birşey hiç yok çünkü kızları tlf bile kullanmıyor. ölmüş annesine kayınanasına hala beddualar savurup duruyor daha ne anlatayım ki ve biz böyle bir anne ile aynı evde yaşıyoruz bazen intihar bile etmeyi düşünüyorumm bende psikolojikmen çok kötü oluyorum çünkü ona karşı içimde nokta kadar bile sevgi yok babamıda kendine benzetti oda aynı onun gibi oldu ondanda nefret ediyorum şu ana kadar bize hiç sevgi göstermedikleri için sevgiden mahrum büyüdüğümüz için.. lütfen hocam yazdıklarıma bir cevap verir misiniz yazdıklarımın hepsi kesinlikle doğru tek bir yalan yok hayal ürünü falan değil

azram Tarafından Soruldu | 2016.09.05

Merhaba, Önemli derecede ruhsal sorunları olan bireyler evlendiklerinde bu sorunlarını beraberliklerine ve zamanla çocuklarına da aktarabilmektedirler. Sorunlarını çözmek için adım atmazlar ise ailelerinin toleransı ölçüsünde ilişkilerini sorunlu da olsa sürdürmektedirler. Bir kısım boşanmaların ardında yatan nedenlerden biri de budur. Özellikle kişilik bozukluklarının zamanla üzerine eklenen psikiyatrik rahatsızlıklar yaşamı bu bireyler için zor etrafları için ise dayanılmaz noktalara sürükleyebilmektedir. Sorun ve sıkıntılarını kendileri için bir kızgınlık, nefret ve saldırı aracı olarak etrafa savuran bireyler en çok en yakınları üzerinde ruhsal ve psikiyatrik hasarlar oluşturmaktadırlar. Duyguların kaybolduğu yerde ise ilişkiler biyolojik bağların ötesine geçememektedir. Bu tarz sorunları olan bireylerin yakınlarının bu sorunlardan kaçmak için daha sorunlu ilişkilere hızlı kararlarla düştüğü örnekler oldukça çoktur. Onun için destek alacakları dost ve yakınları ile bu süreci elden geldiğince az hasarlı atlatmak ve iyi seçilmiş bir ilişki ile de hasarları tamir etmek her zaman yardımcıdır.

merhaba hocam..herşeyden nefret eder oldum ?!!!

azram Tarafından Soruldu | 2016.09.05

Merhaba, İyi bir psikiyatrik değerlendirme bireyin de sorunlarını iyi ve detaylı anlatabilmesi ve de psikiyatrist doktorun da bilgi / tecrübe süzgecinden geçen doğru sorular sorması ile mümkün olabilir. Bu iki uç birbirine yardım edecek şekilde yan yana geldiğinde başarılı bir tanı koyma birlikteliği oluşur. Aksi takdirde internette arama motoruna konulan bir kelimeye karşılık binlerce seçenek çıkar ancak doğru seçeneğin orada bulunması için bile doğru anlatımı sağlayan hedef kelimelerin olması gerekir.

Hocam manic depresif tanısı konulalı 4 yıl oldu, her ay hastaneye gidiyorum sürekli ya ilacım değişiyor ya ilaçların miligramı arttırılıyor ama hiçbir değişiklik yok. bazen kendimi iyi hissetsem de bu sadece gün içinde yarım saati geçmiyor. geriye kalan zamanlarda umutsuz, sinirli, beni sinirlendiren birine saldırma isteği oluyor ya da ona zarar vermek yerine en iyisi kendimi öldüriyim diyorum. Ama bu kendimi kötü hissetmekten kendimi öldürme isteğine geçiş işyerime geldiğimde mutlaka oluyor. Çalışmayınca dışarı çıkmayıp kimseyi görmeyince sadece ev de olduğumda intihar isteğinde bi azalma oluyor azalma diyorum çünkü evdeyken de olmuyor değil. çalışırken her gün oluyor. Aşırı şüphecilik var. kimsenin dediğine inanmıyorum olana kadar. Kız arkadaşım olsun istiyorum, olunca söylediklerine inanmıyorum güvenmiyorum bi süre sonra beni aldattığını, bir şeyleri eksik ve yalan söylediğini düşünüp ayrılıyorum. başta seviyorum sonra nefret ediyorum hatta rüyalarıma giriyor rüyamda beni aldattığını görüp öldürmek istiyorum uyanınca sonra bi yarım saat sonra öldürme fikrini yanlış bulup yine kendimi öldürmek istiyorum. bi yarım saat geçiyor neyse müzik dinliyim diyorum clup müzik dinliyim bi ruhum açılsın diyorum sonra dayanamıyorum o müziğe ve melankoli içeren müzik dinliyorum yarım saatte bir ruh halim değişiyor. sonra kendimi sürekli hayatın boşluğuyla alakalı felsefe yaparken bulup yine ölmek isteyip sonra birden dünyayı yönetiyormuş gibi hissediyorum. günlerim hep böyle geçiyor. ama hepsinden önce takıldığım konuların başında işe gidince tamamen hayattan kopup her şeyi bırakıp mesainin ortasında gidip kendimi binanın tepesinden atmayı bile düşündüm. sonra onu düşünürken öyle acı çekiyorum ki ben nasıl ölücem nasıl kendimi atıcam diyorum ama en iyisi çıkmim çıkarsam atarım diyorum derin nefes alıp geçirmeye çalışıyorum. sürekli kafamda oluşan bu durumlar beni çok yordu. Çalışmama kararı aldım çalışmazken bu durumlarda biraz azalma oldu 4 ay çalışmadım sonra çalışmaya başladım bi ay zor dayandım hastaneye gittiğimde 6 gün hastanede kaldım. sonra çıktım ve bi 4 ay daha çalışmadım çünkü ne zaman çalışmaya başlasam dayanamıyorum insanların ve dışarının sesine öyle bunalıyorum ki midem bulanıyor. her öğün yemekten sonra artık midem bulanıyor. 4 ay aradan sonra tekrar işe başladım 3 hafta oldu ve şimdi yine işi kaldıramaz hale geldim işyerine girer girmez başlıyor bunalmalarım ilerleyen saatlerde mutlaka intihar düşüncesi ve karamsar binlerce şey aklımda oluyor. bırakıp gidesim geliyor sürekli. kendimi zor tutuyorum. sanki beni buraya hapsediyorlar ve kendimi burada asmamı istiyorlar. Nereye varacak bu durum ?

MindR Tarafından Soruldu | 2016.09.06

Merhaba, Her bireyin yaşadığı ruhsal sıkıntıları tek bir psikiyatrik bozuklukla açıklamak mümkün olmadığında , tanıya eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlıkları da göz önüne almak gerekir. Bunların ötesinde ve psikiyatrik bozuklukla içi içe ama bir anlamda bağımsız kişinin iç dünyasındaki çatışmaları da terapötik açıdan göz önüne almak gerekir. Yan yana gelen her tanı yada psikodinamik formülasyon bireyin sıkıntılarının katlanmasına neden olabilir. Bu durumları çözümü bu karmaşık tanı formülasyonunu gören bir bütüncül yaklaşımla bireyin tedavi ve terapisine yaklaşılmasıdır.

Hocam merhaba. Hocam merhaba ben tır söförüyüm. psikiyatriye muayane oldum bana risperdal 3 mg ılac yazdı ve daha sonra 2 mg a dusurdu. doktora teshısımı sordugumda ben bılmıyorum dıye cevap verdı, teshısımı soylemedı kac defa gıttım yanına yınede soylenmedi. ılk sorum ehliyetım ıptal edılmıs olabılırmı. ıkıncısı ehliyetın yenıleme suresı geldi heyete gırsem e+d sınıfı ehliyet için olumlu sonuc cıkarmı. söyke dusunuyorum bu ılacı psikoz durumunda veriyorlarmıs varsayayım psıkoz teshısı koydu bu teshisin duzeldigini göstermem ıcın o ılk muayenenın ustunden gecen sure ne kadar olmalıdır. hocam meslegım elimden alınıyor. lutfen bi yol gosterın. ehliyetim iptal edilseydı benim haberim olurmuyduu. yoksa benden habersiz basit bi işlemle iptal edilirmi.hocam lutfen bı akıl gosterın. bu asamadan sonra ne yapmalıyım baska sehırdekı hastanelere mı gıdeyım. bu verdiginiz hızmetten dolayı tesekkur ederim. saygılar efendim.

mas Tarafından Soruldu | 2016.09.06

Merhaba, Sürücü belgesi veya sürücü ehliyetinde en önemli nokta psikiyatrik rahatsızlığın ve verilen tedavinin sürüş mantığını ve reflekslerini önemli ölçüde bozup bozmadığıdır. Akıl hastası olup sürüş mantığı ve aklı anormal çalışan birisi örneğin kullandığı vasıtayı uçurabileceğine inanıp uçurumdan aşağı sürebilir. Akıl hastalığı olmasa bile kullandığı ilaçlar uyku yapan ve refleksleri bozulan bir şoför de yolda uyuyabilir ve kazayı fark etse bile geç tepki vererek aracını kurtaramayabilir. Bunların dışında her çeşit psikiyatrik ilaç kullanan ve ilaç verilirken vasıta kullanıp kullanmadığı bile sorulmayan binlerce birey trafikte aktif olarak vasıta kullanmaktadırlar. Her hastanın Sağlık Bakanlığı'nın Hasta Hakları Yönetmeliğine göre tanısını sorma/öğrenme ve tedavisi ile açıklama alma hakkı bulunmaktadır. Doktorun etik ve hukuki olarak hastasının tanısı dolayısı ile tehlike altında olduğunu düşündüğü bireyleri koruma kadar hastasını da koruma yükümlülüğü vardır. Farklı durumlarda aslında lisans aldığı alan dışında bir ilaç kullanılmış ise kişinin özel durumları da göz önüne alınarak hastaya bilgi verme yükümlülüğü de vardır. Bir hastaneden yeterince profesyonel ve etik yardım alamayan bireylerin başka hastanelerden işlemlerini yaptırma haklarını kullanmaları daha yardımcı olacaktır. Sağlık Kurulu kararlarına doğru gerekçelerle itiraz etme hakkı, eğer birey bir hak kaybına uğramış ise bunu düzeltecektir. Bu konularla ilgili detaylı açıklamalar internet sitemin "Psikiyatride Hasta Hakları " bölümünde bulunmaktadır.

Hocam ben burnumun uzamasından korkuyorum ve bu burnumda şiddetli bir ağrı yapıyor bu ağrı burnumda hafif bir şekil değisikliği yaptı sizce bu mümkün mü

Erdal yılmazer Tarafından Soruldu | 2016.09.07

Merhaba, Fiziksel olarak açıklanamayan veya doktorların fiziksel olarak sorun yok dediği şekilsel olan durumlar bile ruhsal sıkıntılardan kaynaklanabilmektedir Örneğin takıntı grubu psikiyatrik bozukluklar içinde " Vücut Farklı Şekil Bozukluğu " olan bireyler , doktorların ve çevresinin bir sorun yok demesine rağmen vücutlarının bir yerinde şekil bozukluğu olduğu kanısına kapılırlar. Değişik derecelerde olabilen bu yanlış algı psikiyatrik tanıyla bağlantılı olarak değişik tedavi seçenekleri ile çözümlenmektedir.

Ben yaklaşık 6 ay'dır Disosyatif Bozukluğun bir türü olan Depersonalisazyon ( Yabancılaşma) yaşıyorum. İlk evrelerinde bu hastalığın en şiddetli halini yaşadım derealizasyon ile birlikte. Psikşyatri yardımıyla Rexapin 5 mg daha sonra ise dozajını düşürerek 2.5 mg kullanıyorum.Kendimi çok iyi hissettiğim dönemlerde tekrar küçük nüanslarla hissediyorum bu hastalığı.Ruh ile Beden arasında bir sıkışmışlık yaşıyor hissi veriyor. En çok bu hastalığın belirtilerinde görülen birşey midir bilmiyorum ama özellikle uyurken her zaman olmamak şartıyla , aniden uykumdan fırlıyorum ve yine arada sırada olmak üzere gün içerisinde bilincimde yer edinen bir takım düşünceler uykuya dalmamı ve uyuyamamama neden oluyor. İlk evreler etrafın tamamen yabancılaşması ve daha sonra ise kendi bedenime yabancılaşmayla başlamıştı,yaşadığım ilk bu durumda düşüncelerim kompartımanlaşarak korkunç hadiselerle yüzyüze geldi yani tamamen Dünya'nın 3'üncü boyutunu yaşıyor gibiydim,zaman algısı beynimden sıçrayıp çok hızlı yaşıyormuş hissi veriyor ve algım deformasyona uğruyordu.Zamanla iyileştim,kendime'de geldim ama strestli ve uykusuz kaldığım dönemlerde ilk evrede ki durumu yaşamasam'da yabancılaşmayı çok yaşıyorum.Depersonalisazyon hakkında internet'ten öğrendiklerim sınırlı sayıdaydı,bu hastalığın neden olduğu faktörleri tespiti henüz yapılmamış olmasıda insan'da bir umutsuzluk haline döndürüyor. Bu soruya daha sonra farklı bir psikiyatri tarafından şu ce vabı almıştım ; ''Bahsettiğiniz dissosiatif belirtiler psikolojik ve biyolojik pekçok sebepten kaynaklanabilmektedir. Biyolojik anlamda beyinin temel bioelektrik düzeninde aksama olduğu durumlarda çok sıklıkla görülebilmektedir. Beyindeki bu elektriksel aksama rutin eeg ile bile bazen tespit edilememektedir. Uyku deprivasyonlu ya da tüm gece uyku EEG’si gibi tetkikler gerekebilmektedir.Özellikle beyinde temporal ve parietal bölgelerdeki sorunlar bu belirtilere yol açabilmektedir. Bu nedenle mutlaka biyolojik belirleyicilerin var olup olmadığının değerlendirilebilmesi için tetkik yapılması gereklidir. Psikolojik anlamda çocukluk çağı travmaları disosiatif belirtiler ile yakından ilgilidir. Duygusal ihmal, fiziksel, cinsel istismar gibi travmalarda bu belirtiler çok sıklıkla görülür. Böyle bir durumun varlığı tedavi seçeneklerini de etkiler. Özellikle travma varlığında ilaç tedavisinin yanı sıra EMDR gibi travma tedavileri de birlikte yürütülmelidir. Disosiatif bozukluk diğer psikiyatrik bozukluklarla sıklıkla birliktelik gösterir. Başka bir eşlik eden psikiyatrik bozukluğun olup olmadığı mutlaka değerlendirilmeli, tedavi ona göre planlanmalıdır. Tüm bunlar doğrulusunda yaşadığınız sıkıntıların altında yatan nedenlerin ortaya konabilmesi için tetkikler yapılmalı, tetkik sonuçları ile birlikte size uygun tedavi yol haritaları belirlenmelidir.'' Hocam nedir bu hastalık,nasıl birşeydir ? Ben şuan iyiym ama çok nadir'de olsa ay'da 1-2 defa yabancılaşma ve uykumdan aniden fırlayıp,uyuyamama gibi sorunları yaşıyorum ? Beynimizde o an ne olduğunu bunu tedavi etme yönünde ne tür birşeyler yapmam gerektiği konusunda yardımcı olursanız çok sevinirim.Ben bu psikolojik vaka'ya aniden sebepsiz şekilde yakalandım.Beynimde herhangi bir darbe alma söz konusuda değildi,İlk başlarda çevreyi 3.Boyutta görüyor ve gözlerimin kenarlarında kararmalar oluyordu,zaman algısı hızlı yaşanmaya başlıyordu .Peryetal bölgenin ve Temporal bölgenin özellikleri okuduğumda vede bu loblarda yaşanan sorunlarda ki bi ki özelliğin bir kaçının bende olduğunu gördüm ? Beyin tümörü taşıdığımı düşünmüştüm başlarda amatam olarak değildi bu çok başka birşeydi,biyolojik olarak yaşayacağım bu hastalık elbette beni bir şekilde kendisine götürürdü.Ne olduğunu neden olduğunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum ? Bana bu konu hakkında detaylı bir şekilde bilgilenebilecğeim,anlayabileceğim şekilde yardımcı olursanız çok çok sevinirim hocam. Disosyatif Bozukluklarda ki bu hastlaığn hipakampus bölgesinde zaamanla alzaymıra neden olup olmacaığınıda bilmek istiyorum ? bu konuda çeşitli makaleler okumuştum.Şimdiden teşekkür ediyorum.

Bibliyoman Tarafından Soruldu | 2016.09.08

Merhaba, Psikiyatri teorilerin çok ama parmak basıp nedeni budur diyebileceğimiz sebeplerin az olduğu bir tıp dalıdır ve onun için hiç bir test ( Burada diğer tıp dallarının yaygın kullandığı laboratuvar yöntemleri ile kesin olarak nedeni gösteren tetkikler hariç) neden kesin olarak budur dememektedir. F MRI, SPECT ve özellikle daha ilerisi PET çekimleri bile yön arayıcı olabilir ama kesin neden belirleyici değildir. Beyinden doku alınıp tetkik yapılması da cilt gibi kolay ve kendini yeniler olmadığı için yapılamamaktadır. Bunun için psikiyatride en önemli olan iyi ve tecrübeli olan psikiyatristin tanı ve tedavi yöntemidir. İleride neden gösterici tetkikler keşfedilse bile yine de bugün bir çok tıp dalında olduğu gibi onu iyi kullanan bilgili hekimler sonuca gidebilir. Yoksa en iyi tetkik bile gereksiz ve uygun olmayan kullanımla sadece hastaya maddi ve manevi kayıplar verdirmekten başka bir işe yaramaz. Depersonalizasyon Bozukluğu aslında çok çok nadir bir rahatsızlık değildir. Ancak bilinmemesi ve teşhis edilmemesi onu nadir hale getirmektedir. Halbuki her psikiyatrik rahatsızlıkta olduğu gibi bu bozukluğa da daha çok etkisi olan ilaçlar bulunmaktadır. Ayrıca altta yatan bir kaygı bozukluğu (anksiyete) var ise bu da depersonalizasyonun ortaya çıkışını arttıracağı için bunun da öncelikle terapi ve tedavisi gerekir. Ayrıca beraberce görülen yada depersonalizasyonun bir parçası olan bir psikiyatrik rahatsızlık yada iç çatışma sorunlarının da sağaltımı önemlidir. Tüm bunlar iyi bir psikiyatristin sade ve derin bir değerlendirme ve takibi ile netleştirilir. Alzheimer ( Bunamanın bir tipi) apayrı bir beyin hastalığı olup Depersonalizasyon yada onun bulunduğu çatı tanı olan Dissosiyatif Bozukluk grubu ile bir nedensel bağlantısı bulunmamaktadır.

hocam ben obsesyon bozuklugum var antidepresan olan faverin ilac kullaniyorum ..yaklasik 2 ay oldu kullanali ilk once 100 mg son 15 gun 150 mg cikartti doktorum..obsesyon bozuklugu kaygi bozuklugunu ve depresyonu tetikliyor dedi bana..ilk baslarda cok kotuydum simdi biraz daha iyiyim ama hala bende sikinti anksiyete huzursuzluk yaslanma dusuncesi gencligini kaybetme dusuncesi ve korku telas gerginlik hala var ilk baslarda daha agirdi simdi o kadar degil bunyede hala devam ediyor bu antidepresan ilac her gun zamanla yavas yavas azaltir mi bu dusunceleri en az 6 ay kullanacaksin demisti doktor bu dusunceler zamanla tamamen gider mi..ilaclarla yoksa bunyede bir kalicilik yapar mi bu saplantili dusuncelerim...2 ay oldu hala bunyede eskisi kadar olamsa da hala mevcut huzursuzluk sikinti gerginlik yapiyor tamamen ilacla antidepresanla bu saplantidan kac ay da duzelme gerceklesir kalicilik yapma imkani var mi....yavas yavas mi zamanla bu dusuncelerden kurtulurmuyum..saygilar.....

oluver Tarafından Soruldu | 2016.09.08

Merhaba, Her ne kadar kitabi olarak psikiyatride bazı rahatsızlıklar için altı ay ilaç kullanma süresinden bahsedilse bile , bu süre genelleme yaparsak kısadır ve hastalık kadar hastaya göre de değişir. Ayrıca psikiyatrik tedavi demek sadece ilaçla tedavi anlamına gelmez. İyi bir psikiyatrist hem ilaçla tedavi hem de terapi yada benzer uygulamaları hastasına sunar. Böylece bütüncül olarak sunulan tedavide başarı oranı çok daha yüksektir. Psikiyatrist hem tıp doktoru olarak tedavi etkinlik ve yan etkileri gözeterek farmakoterapiyi (ilaçla tedavi) düzenlerken hem de ilaç kullanım süre ve miktarını azaltacak terapötik yaklaşımları da devreye sokmalıdır. İyi ve profesyonel tedavinin temeli ise psikiyatrik derin bir tanı ve psikodinamik formulasyonda yatar. Ayrıca iyi bir psikiyatrist hastasını ne kadar iyi tanıyorsa tedavi sonuç ve süresi ile ilgili o kadar iyi bilgi verebilir.

erkek arkadasim zor zamanlardan heciyor yaklasik 1 bucuk ay once iki defa sinir krizi gecirdi kendini kaybediyor davrsnislarini kontrol edemiyor sarhos gibi etrafta bakiniyo guluyo kendine vuruyor bunlari bagirarak veya bilincli olarak yapmiyor kullandigi bir ilac var fmf ilaci psikologa gitmek de istemiyor disardan guluyo ama cok kotu bi durumda durup dururken dalip gidiyo zayifladi istahi yok icinde surekli korku endise sıkıntı var lutfen yardimci olun

esomami Tarafından Soruldu | 2016.09.09

Merhaba, Fiziksel rahatsızlıklar ve bunlara bağlı verilen ilaçlar psikiyatrik bozukluklara neden olabilmektedir. Özellikle bilincin bulanma yada bozulmasına neden olarak etraf algıları ve tepkileri değişen bireylerde organik ( bedensel ) hastalığa bağlı psikiyatrik bulgu yada tanıları düşünmek gerekir. Tedaviyi öncelikle fiziksel hastalığın tedavisini önceliğe alırken buna bağlı oluşan psikiyatrik şikayetlerin sağaltımı da eş zamanlı sürdürülür. Bedensel hastalıktan dolayı bilincin kaybolduğu durumlar bireyin hastane aciline yönlendirilmesi ve oradan da mevcut tedavisini sürdüren doktora ulaşılarak psikiyatrik konsültasyon (danışma) için değerlendirilmesi ile başlar.

Öncelikle merhaba benim 2 aylik bir ilişkim var yani sözlüyüz ama ben onu o kadar çok seviyorum ki kaybetmekten deli gibi korkuyorum dışarıya çıkmasını istemiyorum kimse bakmasın istiyorum çok kıskanıyorum benden daha güzel daha dikkat çekici birisi onun aklını çelecek diye çok korkuyorum artık bu korku o kadar çok fazla olduğu için rahatsiz oluyorum kafayı yemek üzereyim sevgilimde aynı şekil korkuyor ama benim ki kadar aşırı değil yoksa oda çok kıskanç ben öyle olmasını istiyorum lütfen bana yardım edin kafayı yiyeceğim birde diğer korkularimin ustune bu eklendi iyice ben sıyıracagim diye korkuyorum. Geceleri saat 9'dan sonra beni bir korku da sariyor sanki birisi beni izliyor gibime geliyor gece aynaya bakamiyorum böyle inli cinli şeyler okumayı izlemeyi seviyorum ne kadar korksamda dediğim gibi bu korkumun ustune yetmezmiş gibi deli gibi kaybetme korkusu ve kıskançlık çıktı ne yapliyim lütfen yardım edin kafayı yicem artık:(

ezgifurkan Tarafından Soruldu | 2016.09.09

Merhaba, İlişkiler bir anlamda kendimiz tanımamızı sağlar ve duygusal olarak ruh halimizi test eder. Duygusal bağlılıklar sadece o an değil geçmişten gelen duygularımızın da yeniden canlanmasına dolayısı ile geçmişte yaşanan korku ve komplekslerin de ortaya çıkmasına neden olur. Aynı zamanda birey kendi iç dünyasındaki çatışma ve geçmişten gelen duyguları da karşısındaki üzerinde görmeye ve yaşamaya başlar. İlerleyen ilişkilerde ilişkideki iki kişi de birbirine yardımcı olarak kendi komplekslerini çözer ve ilişkilerini olgunlaştırırsalar ilişki ilerler ve güçlenir. İlişkileri bir ayna gibi kullanıp kendimizi görmeye çalışmak ve kendi doğrularımızı yeniden gözden geçirmek kişiyi geliştirir ve sorunları çözmeye yardımcı olur.

Merhaba hocam. Benim anne tarafında da baba tarafında da mecburiyetten görüşmek zorunda olduğum akrabalar var. O kadar samimiyetsizler ki kendimi yabancı gibi hissediyorum onların arasında. 1.derece çok yakın akrabalarım hepsi. Ama o kadar menfaatçi yüzsüz samimiyetsizler ki artık yapmacık tavırlarından bıktım usandım. İki tarafında böyle olması beni çok yıprattı. Bazılarıyla görüşmüyorum zaten. Ama diğerleriyle görüşmek zorunda kalıyorum malesef. Bir taraf sürekli sınıf ayrımı yapıyor. Kendi gibi olmayanları aşağılıyorlar. Bazıları da kendi menfaatleri için onları iyice yüceltiyorlar bu hep böyle oluyor. Diğer taraf yılan dolu her türlü şeytanlıkları yapıyorlar ve buna rağmen yine onlar iyi oluyor. Ben artık bunu takıntı haline getirdim. Onların en ufak bi hareketi bile batıyor artık boşveremiyorum. Tepki gösterince de suçlu biz oluyoruz. Böyle bir düzen hep. Gitmek istiyorum iki tarafla da görüşmek istemiyorum ama olmuyor. İki tarafa da yakın oturuyoruz aynı zamanda. Kafayı yiyeceğim artık yüzlerini görmeye takatim kalmadı. Nasıl davranmam gerek?

şeymaa Tarafından Soruldu | 2016.09.13

Merhaba, İlişkilerdeki samimiyet kaybı nedeniyle bireyler birbirlerinden uzaklaşmakta bu durum da toplumsal yalnızlık sorununa yol açmaktadır. Son yıllardaki maddi değerlerin yüceltilmesi ve süreğen olarak şişirilmesi ile de bazı bireylerde maddi yada benzer bir güç oluşunca her şey yapılabilir hayalini uyandırmaktadır. Halbuki doğal olmayan hatta taklit samimiyet fark edildikçe bu bireyler ilişkilerini kaybederek yalnızlaşmakta ve sıkıntıya düşmektedirler. Maddi olarak çok zengin ama duygusal olarak yalnız ve sıkıntılı vefat eden birey sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Samimi olmayan ancak bağlar nedeniyle görüşülmesi gereken ilişkileri kopartmak yerine sadece sosyal gereklilik çizgisinde tutmak gerekebilir. Bireyin samimi ilişkiler oluşturacak yeni ortamlara ve bağlantılara yönelmesi ise ona ilişki doyumu sağlayacaktır.

Hocam iyi günler.Bir hafta önce babamı akciğer kanserinden kaybettim.Kendimi iyi hissetmiyorum.Doktora gitmekte istemiyorum.Çünkü hastane ortamına girmek benim için mümkün değil.Çok zor bir dönemdi ve hastane kelimesi bile nefesimi kesiyor.Bana önerebileceğiniz bir ilaç var mı?Biliyorum bu şekilde olmaz ama inanın şu an için doktora gitmem çok zor.Lütfen yardım edin...

deryatütüncü Tarafından Soruldu | 2016.09.16

Merhaba, Büyük kayıplardan sonra başlayan yas süreci doğal olarak her bağlı ve kaybettiğini seven insanın yaşaması gereken bir süreçtir. Ancak kaybın neden olduğu yas bireylerin ruhsal yapılarına göre değişik tepkiler vermesine de neden olur. Örneğin bazıları bu kaybı yaşamlarının merkezine koyup ömürleri boyunca her gün onla yaşarken bazıları da sanki hiç bu yaşanmamış gibi kaybı reddederek yaşarlar. Doğal olarak yaşanması gereken ise bir taraftan yas yaşanırken bir taraftan da her zamanki yaşamın sürdürülmesidir. İlk 3 ay içinde bu hemen beklenmese de ilerleyen aylarda bireylerin " onsuz " yaşama da uyum sağlamaları beklenir. Bir yılın sonunda ve hatta seneyi devriyesi birkaç ay geçtikten sonra kaybedilen asla unutulmasa bile artık kişinin yaşamını bozmayacak ve kendine özel duygularda yaşatılan bir konuma getirilmesi beklenir. Özellikle zor geçen bir süreç sonrası ve sadece birey değil onunla beraber başka maddi manevi kayıpların da olduğu dönemlerde yas şikayetleri aşılıp psikiyatrik rahatsızlıklar da oluşabilir. Maddi ve ruhsal olarak aşırı bağımlı ilişkiyi kaybetmeden sonra etraftan da destek alınamazsa sıkıntılar artabilir. Özellikle iyi ve destek aldığı samimi ilişkileri olmayan bireyler kaybın getirdiği boşluğu daha zor yaşamaktadırlar. Hiç bir psikiyatrik ilaç yas acısını dindirmez. Sadece ruhsal şikayetlerin çözümsenme sürecinde destek olur. Psikiyatrik tedavi ise yas sürecinde psikiyatrik rahatsızlıkların ortaya çıkıp bireyin günlük yaşamını bozması noktasında tedavi edicidir. Ondört ay geçmesine rağmen halen yoğun devam eden yaslar Uzamış yada Komplike Yas haline gelir ve tedavi ve terapisi gereklidir. Çok zedeleyici ve çaresizlik içinde yaşanan Travmatik Yaslar da keza psikoterapötik destek almalıdır. Bir yasın uzayacağı ve birey için sorun yaratacağı ilk 3 aydan sonraki süreçte de daha erken fark edilip tedbir alınabilir.

Verdiginiz cvp icin tesekkürler Dr.bey 36yaşımdayım 2 yıllık evli bir bayanım.üniversite mezunu dini kurumda calışan insanlarin her konuda fijir i aldigıği bir yapiya sahip biriyim.sorunum şu evliligimin ilk ayında rüyamda eşimle ilgili olumsuz beni üzen bir rüya gördüm o günden sonra sanki hep ona kötü bisey olacakmis gibi kaygilaniyorum yanimdan ayrildigi zaman hep bisey olur korkusuyla surekli denetliyorum.birde yaklaşık bir yıldır hep olumsuz rüyalar görüyorum.ya biriyle kavga ediyorum ya aileme bisey olacak gibi rüyalar göruyorum.bu arada gördüğum rüyalar maalesef doğru cıkiyor yani hayatimda kötü bir olay olacaksa işaretlerini önceden rüyamda görüyorum ve bu durum beni cok kötü etkiliyor sürekli beklemedeyim acaba nerden bi sorun olacak diye.tansiyon hastasiyim cok duzensiz özellikle geceleri..acaba kabuslarimda tansiyonumun etkisi varmi yoksa psikiyatrami gitmeliyim.?bu arada rakim olarak 1439rakimlik yükseklikte bir ilcede yasiyorum acaba kan degerlerimi etkiliyor olabilirmi bu yukseklik cunku daha once ki kandegerlerim normal ama buraya geldigimizden beri yuksek..

Berat fatih Tarafından Soruldu | 2016.09.17

Merhaba, Rüyalar beynimizde kayıtlı olay, duygu ve düşüncelerin karışımıdır. Yani yoktan var olmazlar ama beyin kimyasallarının etkisi ile çok farklı deneyimlere de neden olabilirler. Rüyalarla yaşananlar arasındaki bağlantı yüzyıllardır yazı konusu olmuştur. Klasik analitik terapide rüya yorumları kullanılmaktadır. S.Freud 'un " Düşlerin Yorumu " kitabı bunlardan birisidir. Rüya yorumları gerek Osmanlı gerekse ondan önceki yüzyıllardaki medeniyetlerde hep üzerine yazılar yazılmış bir konudur. Günümüzdeki araştırma metodları ile rüyalarla geleceği tahmin etme arasında bir ilişki bulunmamaktadır. Ancak bireyin bilinçaltı his ve düşünceleri rüyalar içinde bazı çözümsemeleri görebilir ve bunu gün ile eşleştirebilir. Ancak sadece olumsuzlukları görme bazı psikiyatrik şikayet yada rahatsızlıklardan dolayı da olabilir. Kötü de yaşamımızın bir parçasıdır ve kötü bir şey olacağını tahmin etmek aslında bireysel hava durumu tahmini gibidir. Yüksel rakım eğilimli bireylerde ruh halini olumsuz etkileyebilmektedir ancak tek neden diye düşünülmemelidir.

Kronik psikoz olmadıgı halde kronik psikoz tanısı konan bi hasta bu hastalıgın kendisinde olmadıgını nasıl ispat edebilir.

yavuzz Tarafından Soruldu | 2016.09.18

Merhaba, Önümüzdeki yıllarda hasta kayıtları ile ilgili ortaya çıkacak sorunlardan bir tanesi de " yanlış tanı veya teşhisler " konusudur. Artık Sağlık Bakanlığı kayıtlarının elektronik ortamda tutulması ve kaydedilmesi nedeniyle bazı bireylerin yanlış tanılar nedeniyle mağduriyeti söz konusu olacaktır. Bu sene yürürlüğe giren “ Kişisel Verilerin Korunması Kanunu “ Kanun No: 6698 / 24.03.2016 Madde 7/1 ve Madde 11/d vatandaşa yanlış olarak kaydedilen tanı gibi bir verinin de düzeltilmesi hakkını da vermektedir. Yanlış tanının elektronik kayıtlarda düzeltilmesi ile ilgili kanun ve düzenlemeler çok yeni olduğu için uygulamada kurumlar konuya henüz vakıf olmayabilmektedirler. Yapılması gereken tanının yanlış konulduğu düşünülen hastane başhekimliği yada hasta hakları bürosuna dilekçe ile başvurup işlemin başlatılmasıdır. Uygulamanın bilinmemesi nedeniyle oluşabilecek gecikmeleri aşmak için aynı başvuru https://hastahaklari.saglik.gov.tr/ internet adresi üzerinden direkt olarak Sağlık Bakanlığı’na da yapılabilir.

Merhaba.benim tam olarak sormak istedigim kronik hasta bu hastalıgın kendisinde olmadıgını nasıl ispat edebilir.yani biu hastalik ta olanlar bu hastalıgın kendisinde olmadıgını soylerlermiş.yan8 nasıl inandıra bilirim bu hastalıgın bende olmadıgıni.saygılar..

yavuzz Tarafından Soruldu | 2016.09.19

Merhaba, Bir psikiyatrik bozukluğun tanısı o bireyi makul bir süre izleyen psikiyatrist doktor tarafından yapılır. Teşhisi detaylandırmak , araştırma verisi olarak kullanmak veya tedavi takiplerini değerlendirmek gibi nedenlerle konuyla ilgili değerlendirme skalaları da ilaveten kullanılabilir. Bir birey tanı konulan önemli bir psikiyatrik hastalığının olmadığını psikiyatrist doktoru ile konuşarak ve onun fikrine dayanarak alır. Doktoru ile aynı fikirde uyuşamazsa ikinci bir görüş olarak başka bir psikiyatrist ile de görüşebilir. Ancak bu ikinci psikiyatristin birinciden bilgi alması ve adı geçen psikiyatrik bozuklukla ilgili en azından birincisi kadar bilgisinin olması gerekir. Sağlık Kurulu Heyetlerinin de işleyiş mantığı bunun gibidir. Yani olması gereken , tecrübeli hekimlerin heyete vakayı sunan doktorun verilerini değerlendirerek hep beraber tanı ve yapılacaklar konusunda karara varmalarıdır. Bazen bu durumda bile bir heyetin tanısına itiraz edildiğinde ikinci bir heyete danışılır. Ancak tek tek başvurulan psikiyatrist hekimlerin üçü de aynı tanıyı destekliyor ise bu teşhisin yerinde olduğu anlamındadır. Psikoz gibi bazı psikiyatrik hastalıklarda kişinin içgörü dediğimiz kendi kendini değerlendirme ve izleme yetisi mantığın olumsuz etkilenmesine bağlı bozulduğundan birey kendisinin değil etraf ve çevresindekinin problemli olduğu düşüncesine kapılır. Bu durumda da hasta olduğunu kabul etmez. Ancak psikoz olsa bile eğer hastalığı tedavi ile tam yada önemli ölçüde iyileşme halinde olabilir. Bu durumda da tanı Psikiyatrik Bozukluğu Remisyonda diye geçer. Eğer tam iyileşme var ve hastalığın tekrarlama riski de tamamen ortadan kalkmış ise o zaman tanıda ortadan kalkar.

Merhaba. Buraya yazdıklarımız herkes tarafından okunuyor mu önce onu merak ediyorum yoksa hocam ilk siz mi okuyorsunuz

Yoorguun Tarafından Soruldu | 2016.09.23

Merhaba, Bu bölüme yazılanlar soru olarak benim tarafımdan okunmakta ,yanıtlanmakta ve sonucunda sayfada yayınlanmaktadır. Böylece soruya cevapla bir kişinin değil herkesin faydalanması amaçlanmaktadır.

merhaba Hocam, eşim oğlumuz doğdu doğalı hemen hemen her gece rüya hayel arası oğlumuzun düştüğünü görüyor ve korkarak uyanıyor ve bana oğlumuz nerde diye soruyor ve ben yatağında dedikten sonra yatıyor. bu durum son zamanlarda sıklaştı örnerğin dün gece perdede kablo görmüş ve kabloya bebeğin takılıp düşeceğini düşünüp hep o kabloyla tüm gece uğraşmış. kaliteli uyku uyuyamıyor devamlı bizide gece uyandırıyor neler yapmalıyızz yorumlarınızı rica ederim şimdiden teşekkürler.

berrakk Tarafından Soruldu | 2016.09.23

Merhaba, Uykusuzluk ve kaygı bireylerde ruhsal sıkıntıların artmasına neden olur. Uyku aslında ruhsal sağlığımız için en faydalı ilaçtır. İyi bir uyku ruhsal zindelik verdiği gibi uzun süreli uykusuzluk kaygı, depresif şikayetler , mizaç dalgalanması , illüzyon ve halüsinasyonlara bile neden olabilmektedir. Uyku aslında kabaca hafif uyku ve derin uyku diye adlandırılırsa ( bu beynin uykuda girdiği otomobil vites değiştirme kademeleri gibi bir sistemdir), derin uyuyamayan kaygılı bireylerde zamanla ruhsal sıkıntılar artabilir. Onun için bu bireylerin başlangıçta hem kaygı azaltıcı hem de uyku verici destekler almasında fayda vardır.

Hocam sitenizdeki ehliyet yönergesini tamamen okudum orada kafama takılan hiç bısey yok. Ben bu yılın basında muayene oldum rısperdal 3 mg yazdı sonra 2 mg a düşürdü. Fakat doktor tanımın ne olduğunu söylemedi biraz sinirli bi yapısı var. Muayene olduğunda ehliyetimin olduğunu söyledim. Eğer ciddi bi rahatsızlık olsaydı ehliyet iptal edilirmiydi. Gittim emniyete baktırdım hiç bi sorun gözükmüyor. Eğer iptal edilmesi gereken bi rahatsızlıkta doktor bunu es geçermi veya atlamış unutmuş olabilirmi. Yoksa kendimi rahatlatayımmı korkulacak ehliyetin iptaline neden olacak ciddi bi rahatsızlık yok diye kendimi teskin edebilirmiyim. İkinci sorum ise sizin tavsiyemiz üzere başka doktora gittim ben bi başka doktorun koyduğu teşhisi göremem dedi. Ben bu ilacın üstüme yazılmasından rahatsızım tekrar muayene olup kendimi temizlemek işime devam etmek istiyorum nasıl bi yol izlemeliyim. Ayrıca size göre bu dozda bi ilaç bana ne için verilmiş olabilir.

mas Tarafından Soruldu | 2016.09.24

Merhaba, 2015 tarihli Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ve Muayeneleri Yönetmeliği psikotik ( akıl hastalığı) bozuklukların bile ancak iyileşmenin olmadığı durumları için ehliyet iptalini göstermektedir. Ayrıca Dürtü denetimi bozukluğu, patlayıcı dürtü bozukluğu, sınır kişilik (dürtüsellik yüksekse), antisosyal kişilik (dürtüsellik yüksekse) bozukluklarında kalıcı olarak sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir denmektedir. Yani özetle sinirini başkalarına zarar verecek derecede kontrol edemeyen kişilerin ehliyeti de geri alınabilir demektedir. Psikiyatrist doktorların önemli bir bölümü ancak çok ciddi tehlike yaratan durumlar için ihbarda bulunma gibi aslında zaman ve süreç gerektiren işlemi pratikte harekete geçirebilmektedirler. Tanısı ve tedavisi konusunda gördüğü doktorla anlaşmazlık yaşayan hastaların başka bir doktor seçme hakları hem doktor hem de hasta için yardımcıdır.

Selamlar benim büyüklük(mehdi) hezeyanım var psikaytrinin tanısı major depresyon kendimi mehdi zannediyorum.İlaçlarımı sürekli kullanıyorum ruhsal anlamda sıkıntılarım vardı onlar geçti ama bu hezeyan bi türliü geçmedi kendi gordugum rüyalardan anlam cıkarıyor cok etkileniyor ve kendimi ilerde bu vazifeye (mehdi) olacakmış gibi hissediyorum ben paranoyak olmak istemiyorum bu hezeyandan nasıl kurtulabilirim ne yapmak gerekir fiziksel zihinsel ruhsal olarak?Bazen mehdi ilahileri dinliyorum kendime engel olamıyorum icimdeki bu duygudan bir türlü kurtulamadım bu benim tüm yaşantımı etkiliyor lütfen yardım edin

kadusfb Tarafından Soruldu | 2016.09.25

Merhaba, Hezeyan ( delüzyon yada sabuklama ) bireyin mantıkla açıklanamayan ve gerçek olmayan düşüncesidir. Hezeyanlarda birey düşüncesine yüzde yüz inandığı içinde o yönde hareket eder. Mesela , mehdilik hezeyanı olan birey mehdiyim diye ortaya çıkar , mehdilik iddiası ile kendinin olması gereken makamlarla çatışmaya girer ve hatta bundan dolayı çevresi ve adli makamlarla sıkıntılar yaşar. Özetle kendini mehdi gibi değil gerçek mehdi olarak tanımlar ve hisseder. Ne kendisi bu durumu sorgular ve kaygıya düşer nede etrafına kendi mehdiliğini sorgulatmaz çünkü o ona göre gerçek mehdidir. Ortaya çıkan başka mehdilerle de çatışır çünkü gerçek mehdi sorgulamasız kendisidir. Bunun dışında kendini mehdi gibi hissetmek fantezi ile gerçeklik arasındaki ruhsal sıkıntılar ve çatışmalardan kaynaklanabilir. Bireyler gerçek dünyadaki zorluk ve sıkıntılardan dolayı kendini hayal dünyasındaki güç ve zenginliklere kaçabilir. Bu kişinin yaşamdan kopmasına ve günlük işlevlerini yapmasına engel olmadığı sürece sağlıklılık sınırında kabul edilir.

doktor bey merhaba ; babam yaklaşık 14 gündür yoğun bakımda. devlet hastanesinden direk sevk edilerek ücretsiz olarak özel bir hastaneye alındı . alındığı özel hastanede tedavi süreci şu şekilde ilerlemekte ; babamızda yüksek şekerden dolayı böbreklerinde kapanma oldugu ve sıkıntı yaşadığını - akcigerde enfeksiyon olduğu - ve bu süerecte beyinde damar tıkanıklığı yada kan pırtılaşmasının olduğu . ve beyine çekilen emarın sonucunda beyinde bulunan bu durumun ne olduğunu bulamadıklarını ilaçlı emar çekilecegini ama böbreklerden dolayı çekemediklerini dile getirmektedirler . ve şu an babam ilk girdiği günden itibaren durumu hala aynı hiç bir değişliklik yok . doktorların demesi . 14 günlük bir sürecte hiç bir aşama kaydedemedik sadece idrarını kendi yapmaya başlamış bir kaç gün önce . ve biz bu durumdan rahatsızlık duyuyoruz . babamızı daha donanımlı yada istedigimiz bir özel hastaneye sevk ettirebilirmiyiz ücretsiz ? hastanemizi değiştirmek istiyoruz ? ne yapabiliriz . şimdiden teşekkürler.

sgüneş Tarafından Soruldu | 2016.09.27

Merhaba, Bu sayfada uzmanlık alanım dahilinde olan sorulara yanıt vermekteyim. Hasta hakları açısından hastalar istedikleri hastaneyi seçebilirler ancak bu seçecekleri hastanelerdeki şart ve koşullara göre de belirlenir. Çünkü her hasta aynı hakka sahip olunca tıbbi öncelikler ve yatak sayısındaki duruma göre de hareket edilir. Hastanın doktorunun uygun gördüğü durumlarda başka bir hastane ile görüşülüp nakledilecek hastanenin doktoru da uygun görürse hastaneler kendi aralarında görüşerek nakil yapılması uygunluğu konusunda karara varabilirler. Burada hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır. Hasta hakları hastanın kendini sağlık sisteminde tek kişi olarak görerek her istediğinin yapılmasını bekleme anlamına gelmez. Her hasta hakkaniyet ve adalet ilkeleri sınırında sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.

Sayın hocam, 3 aylık bebeğim var emziriyorum, 15 gün önce 20 mg Fluoksetin kullanmaya başladım, gebeliğimin 5. ayında başlayıp doğumla birlikte bırakmıştım, tekrar başlamak zorunda kaldım, henüz depresyonum çözülmüş değil, anksiyete eşlik ediyor, doktorum 3 haftayı bekleyelim dedi, bebekte gözlemlediğim yan etki sulu dışkılama oldu, bu durum çok karşılaşılan bir durum mu, ilacımı bırakmamaı gerektirir mi? ona zarar vermekten korkuyorum

Fatma Yücel Tarafından Soruldu | 2016.09.27

Merhaba, Vücuda alınan her gıda yada madde bebeğe hamile iken yada emzirme esnasında belli oranlarda geçebilmektedir. Bazı ilaçlar anne sütüne diğerlerine göre daha az oranda karışır. Gebelik esnasında alınan psikiyatri ilaçlarının çocukta oluşturduğu fiziksel sorunlarla ilgili daha çok bilgi bulunmaktadır. Çünkü kaza ile yada ilacı devam ettiren gebelerin doğum sonrası çocuklarında ortaya çıkan problemler çabuk anlaşılmaktadır. Ancak emzirme yolu ile alınan ilaçların çocuklar üzerindeki etkileri çok araştırılan bir konu olmaması nedeni ile çok detaylı bilgi birikimi bulunmamaktadır. Gebelik sırasında ilaç kullanımı mutlaka gerekiyorsa riski az ilaçların gebeliğin belli bir risk döneminden sonra kullanılmasıdır. Anne sütüne az geçen ilaçların anne sütünün ve emzirmesinin belli özelliklerine göre kullanılması ise çocuğa geçiş riskini azaltan önlemlerdir. Emzirilen çocukta ilaç alma döneminde oluşan bazı değişiklikler önce çocuk doktoru ile danışılmalı eğer başka bir neden bulunmuyorsa o zaman psikiyatrik ilacın yan etkisi düşünülmelidir. Sulu dışkılama fluoksetin aktif maddesi içeren ilaçların emzirilen bebekteki yan etkilerinden birisidir.

merhaba hocam 35 yaşında bekar bir bayanım ve 8yıl önce tanısmıs oldugum biir vardı ve maalesef belli bir sebepten dolayı cezaevine girdi 7yıl yattı bu süre içinde sadece mektuplaşma oldu dostane olarak yanında olmaya calıştım fakat o evlilik gibi şeyler düşünmeye başladı buda benı korkuttu halıyle psikolojisinin cok iyi oldugunu düşünmediğini dile getiriyordum ve nihayetınde aftan yararlanıp cıktı görüştük şans vermek istedım ama bu esnada maalesef başka kadın yada belkı kadınlarlar ilgilendiğini gördüm bir şekilde ama neden se benden den ayrılamıyor nasıl davranacagımı bilemedım henüz ne yapabılırım

pinkies Tarafından Soruldu | 2016.09.27

Merhaba, Bireylerin yaşamlarındaki önemli değişiklikler onların yaşama ve ilişkilerine karşı bakışını da değiştirebilir. Hepimizin ruh hali dolayısı ile ilişkileri çevresel koşulların da etkisi altındadır. Onun için bir ilişki seçiminde her iki tarafın da yaşamında belli bir düzen ve dinginlik içinde olması önemlidir. Bireyler her zaman kendileri için iyi olanı yapma eğilimindedirler. Ancak bazı bireyler başkaları için kötü olsa bile kendileri için iyi olanı seçmekten vazgeçemezler. Günümüzdeki en büyük sorunlardan biri bireylerin tek bir ilişkiden sağlayamadığı doyumu bir kaç ilişkiden sağlama eğilimine girmesidir. Bir ilişki evlilik oluşmadan sadece dostluğa yakın duygusal bir bağ olarak tutulur ve başka ilişkilerle de şahsın aradığı diğer parçalar tamamlanırsa bu iyi bir evliliğe gidecek temeli bozar.

merhaba hocam, nişanlım mide kanseri ameliyatı oldu şuan italya da tedavisi devam etmektedir. ameliyat sırasında beyin kanaması riski ile sağ kolu kısmı felç kaldı ve fizik tedavisi görmektedir. nişanlımın psikolojisi bu sebeple iyi değildi ve kanser hastalarına hasta hanede zaten psikiyatrik destek vermektedir. nişanlımın abisi ile bazı sorunlarımız olmuştu bizi ayırmak için çok uğraştı ama başaramamıştı. son olarak böyle bir rahatsızlık olunca yurtdışına götürdü tedavi amaçlı malum durumlar meydana geldi ben türkiyede'yim kendisi italyada ve abisi ile özel bir hastahane de tedavisi devam etmektedir. abisi nişanlımın insan haklarını elinden alması için bilinçli olarak ruh hastalıkları servisine yatırmış. bunun haberini aldığımda gerek doktor tanıdıklarım gerekse forumlarda araştırmalarım sonucu Avrupa da bilinçli olarak mide kanseri olan bir hastanın hastalığından ötürü oluşmuş olan psikolojik sorununu göz önünde bulundurarak böyle bir raporun verilmesi mümkün değildir gibi görüşlerim oldu. demem şu ki hocam; sizce maddi olarak hastahaneye para yoluyla heyetten böyle bir rapor çıkarılmış mıdır. AİHM 'ne şikayet ederek çözebilr miyim sorunumu bana nasıl yardımcı olabilirsiniz.

ozgrsnmz62 Tarafından Soruldu | 2016.10.01

Merhaba, Her ülkenin kendi kanunları olmasına rağmen hukukun temelleri hak ve adalet üzerine kurulduğu için ana noktalarda benzerliklere sahiptir. Bir bireyin kendisinin akıl yetilerinin kendini idare edecek düzeyde olmaması durumunda yani kendi ve işleri hakkında karar verme yetisi bozulursa , vesayet durumu söz konusu olmaktadır. Ülkemizin de Avrupa Birliği ile imzaladığı sözleşmelerden biri de bu durumla ilgilidir. Ancak vesayet sadece verilen sağlık raporu ile değil bir mahkeme kararı ile oluşturulabilir. Ayrıca mahkeme vesayetin kime verileceğini de kendisi belirler. Verilen mahkeme kararına her zaman itiraz edilebilir. Ancak farklı ülkeleri de içine alan karmaşık durumlarda itirazın konuyu detaylı açıklayan bir uzman raporu eşliğinde yapılması önemlidir.

Sayın hocam bazı konularda kendimde özgüven eksikliği hissediyorum o işi yapamayacağıma dair içimde kesin bir duygu var ve o işi yapmak istesem bile aşırı heyecanlanıyorum bunlardan kurtulabilmem için ne yapmam gerekir... Teşekkürler

muratsenaceyda Tarafından Soruldu | 2016.10.01

Merhaba, Özgüveni arttırmanın en önemli yardımcısı bireyin çalışma veya gönüllü ortamlarda bir şeyler yaparak kendini keşfetmesidir. Her birey etrafından aldığı olumlu dönüşümler ile kendini değerli hisseder. Kendini değersiz hissettiren ortamlardan uzak durma yada önemsememe ise öz güven üzerindeki hasarı önler . Bireyler samimi ve iyi niyetli iseler kedilerini eleştirmemeleri de öz güven gelişimi için önemlidir. Kendini aşırı eleştirme ve mükemmeliyetçilik öz güveni aşağıya çekebilir. Kendi kendine çözülemeyen sorunlarda iyi bir profesyonel danışman yardımı gerekebilir.

Merhaba hocam Benim 2 yıl önce bir birlikteliğim vardı 4 yıla yakındı beraberdik çok güzel bi ilişkimiydi bilmiyorum ama onu çok seviyodum oda beni seviyordu adı Burak'tı beni aldattı askerdeyken ve şuan onla evli ve çocuğu olcak İnşallah çok mutlu olur biz ayrıldıktan çok sonra ailesinin beni istemediğini öğrendim ve bu yüzden baskı yapıyorlarmış evli olduğu kız yani beni aldattığı kız annesinin akrabasıydı beni aldattığını öğrendiğimde ayrılmadım oda bana bitti demedi konuşmak ve öyle bitti 2 yıl oldu işte ondan sonra birileriyle konuştum çıktım ve ona hissettiğim gibi hatta hiç bişey hissetmedim bazen biriyle konuşurken Burak aklıma geldiği zaman soguyabiliyodum bile en basidi kimse karşı heyecan Yok napmam gerekiyor hocam şimdiden çok teşekkür ederim

Ayşe123 Tarafından Soruldu | 2016.10.01

Merhaba, Tutku ve sevgiyle giden ilişkilerin kendi dışlarındaki nedenlerle bitmesi ilişkinin duygusal bağının bitmesi anlamına gelmez. Her ilişkinin başarısı ise sadece tutkuda değil o ilişkinin zorluk zamanlarını aşabilme gücüne de bağlıdır. Özellikle istemsiz biten ilişkiler sanki devam etseydi çok iyi olacaktı gibi bir his bırakabilir. Bu durum da eski ilişkinin iç dünyada gittikçe daha idealmiş gibi hissedilmesine neden olur. Halbuki ilişkidekilerden birisi etrafın etkisi ile diye düşünülse bile kendi kararı ile ilişkisini bozmuştur ve diğerini tercih etmiştir. Bu tercih ille de duygusal tercihler üzerinden olmasa bile kendine göre verilmiş bir tercihtir. Bireyler bazı durumlarda duygu yerine başka beklentiler yönünde tercih kullanabilirler. Bu durumda duyguya verdikleri önemi gösterir. Terk edilen ise geçmişte yaşanan iyi dönem ve duyguları koruyup terk edilmeye neden olan kişinin güven vermeyen olumsuz taraflarını görmediği zaman yeni ilişkilerinde zorlanabilir. Terk eden için kendi dışında gösterdiği ayrılık nedenleri her zaman kendi istek ve eksikliğini kapamak için bir bahanedir. Tutku çekici olmasına rağmen ilişkiye süreklilik veren güven duygusudur. Güvenin olmadığı yerde tutku ve sevgi zamanla acılaşır.

Merhabalar, ders çalışma isteğim gelmiyor derse oturuyorum konulara bakıyorum Ama o anda dikkatim bir şeye takılıp dağılıyor. Dikkatın dağınıklığına konsantre olmama derse adapte olmamam çalışma isteğimin gelmesini sağlayan ne olabilir lütfen yardım edin gerçekten çalışmak istiyorum ama masanın başına oturamıyorum teşekkür ederim

Berbu Tarafından Soruldu | 2016.10.01

Merhaba, Her bireyin istekliliği , motivasyonu , çalışma enerjisi , dikkati ve hafızası beynin iç yapısının etkisi altındadır. Eğer ruhsal sıkıntılar veya bozukluklar dolayısı ile bireyin ders çalışma istek ve dikkati dağılıyor ise bu psikiyatrik rahatsızlığın tedavisi ile önemli ölçüde çözülebilir. Kişinin yapısal özelliklerinden dolayı oluşan çalışmak istememe ise belli psikoterapötik desteklerle bir ölçüde düzeltilebilir . Beynimizin her bireydeki farklı yapısı dolayısı ile her kişi belli konuda çok istekli iken belli konuda isteksiz de olabilmektedir. Ders çalışma disiplini hiç oluşmamış bireylerin belli bir yaştan sonra düzenli ders çalışma alışkanlığına geçmeleri ancak çok motive edecek nedenlerle mümkün olmaktadır.

hocam 8 yaşında erkek çocuğum var. gece tuvalete kendi kalkıyor ama tuvaletin yerini bulamıyorçok sıkıştığı içinde altına kaçırıyor. bazen salonda bazen koridorda bazen sokak kapısını açıp merdivenlere yapmaya çalışırken yakalıyoruz. bu konuda nasıl bir yol çizmeliyiz. saygılar

HAKAN Tarafından Soruldu | 2016.10.04

Merhaba, Uyku başlı başına ayrı bir konudur. Bireylerin basitçe gözlerini kapayıp uyumaları ile açıklanan uyku aslında kendi içinde farklı dönemleri olan bir süreçtir. Uyku yada uyanma problemi olan bireylerin uyku laboratuvarı dediğimiz uykunun polisomnografi gibi yöntemlerle de incelendiği hastane bölümlerinde muayene olması gerekebilir.

Merhaba hocam.22 yaşındayım sigara kkullanıyorum.Benim 1 hafta önce sağ gogusum batmaya başladı yemekten sonra bas dönmesi falan da oldu bayilacaktim kolonya vs zor toparladım. İkinci gün nefes aldıkça batma yaşamaya devam etti. 3. Gun nefes verdikce biraz batma hissi oldu. Zaten 3. Gün doktora gittim akciğer filmi çekti ve kan testi yaptırdım herhangi bisey görünmedi.Tomigrafi cektirdinmi hiç dedi hayir dedim. Bi çektirelim olur mu dedi. Olur dedim ama kafamda karıştı iyice kötü bisey mi sezdi acaba diye. Tomografi için gün verdiler dün sabah gittim sira bana geldi sansima cihaz bozuldu giremedim. Ayrıca ilacti tomografi istedi buda biraz beni korkuttu. Hala tomografi cektirmedim cihaz yapılınca arayacağız dediler bekliyorum. Sizce nicin istedi ilaçlı tomografi. Ayrıca ağrı falan kalmadı göğsümde migdem biraz bozuk basınç var gibi yemekten sonra falan oluyor daha çok migdemde bi basınç. Agri yapmıyor göğsümde batma hissi geçti 4.gun zaten doktora gidip geldikten sonra. Tomografi çektirmekte istemiyordum zaten cihaz bozuldu bahanesi oldu. Sizce çektirmeli miyim bir doktor niçin ilaçlı tomografi ister. Birseyler sezmiş midir acaba yoksa garanti olsun diye mi ? Cevabınızi bekliyorum şuan ağrı yok onerinize Gore tomografi cektiricem. Şimdiden teşekkürler

frkshn01 Tarafından Soruldu | 2016.10.04

Merhaba , Bu soru-cevap bölümünde sadece uzmanlık alanımla ilgili sorulara yanıt veriyorum. İyi bir doktorun tanısı hangi tetkik yönteminin teşhisi ve dolayısı ile tedaviyi destekleyeceğini belirler. Yoksa çok ve sonuca yararı olmayan tetkik yaptırmak da vücuda zarar verebilir. İyi bir hasta doktor iletişimi bireyi birçok gereksiz işlemden kurtarabilmektedir. Bir konuda doktorun kararı ile ilgili tereddüt yaşandığında o uzmanlık alanında çalışan daha tecrübeli başka bir doktordan ikinci bir fikir alınabilmektedir.

Merhaba sayın hocam benim 17 yaşında erkek çocuğum var çocuğum sürekli tülü açıyor sonra tekrar kapatıyor sonra tekrar açıyor bunu bir çok defa yapıyor bunu ona sorduğumda neden yapıyorsun dediğimde eğer yapmaz isem rahat edemiyorum onu yaptığımda rahat ediyorum diyor benim elimde olan bir şey değil diyor birde hocam kapıyı sürekli açıp açıp bir çok defa örtüyor Ne tür bir Psikkiyatrik hastalık olabilir benim tedavi edilebilirmi hocam yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla.

onur3 Tarafından Soruldu | 2016.10.06

Merhaba, Hemen hemen bütün psikiyatrik rahatsızlıklar çocukluk ve ergenlik çağında çok fark edilmese bile ilk işaretlerini verirler. Özellikle ergenlik çağı bu şikayetlerin daha da netleştiği dönemdir. Psikiyatrik rahatsızlıklarda erken tanı ve tedavi diğer tıp dallarında olduğu gibi çok önemlidir. Erken teşhis edilip gence özgün ve elden geldiğince ilaç dışı yaklaşımlarla tedaviye başlama bir çok birey için gelecek yaşamını da kurtarıcıdır. Çocuk ve gençler yaşadıkları ruhsal sıkıntıları çoğunlukla içinde saklamakta ve ne olduğunu da anlamakta güçlük çekmektedirler. Çocuklarda davranım bozukluklarının altında aslında yaşadıkları iç sıkıntılar vardır. Gençler ise kendilerini anladıkça yaşadıklarının farkına varmaktadırlar. Takıntılı ( obsesif) düşünceler saçma olmasına rağmen akla gelen ve bireyi tekrarlayıcı ve saçma davranışlara ( kompulsiyon ) sürükleyen bir durumdur. Birey bu baskın düşüncelerin etkisi altında yapmak istemese bile bazı davranışları yapma mecburiyetinde hisseder yoksa büyük sıkıntılar duymaya başlar. Bu tekrarlayıcı hareketleri yapması ise onu rahatlatır ancak gittikçe şikayetlerinin Obsesif Kompulsif Bozukluk denilen psikiyatrik rahatsızlığa ilerlemesine neden olur.

merhaba hocam.zorunda olmadığım hiçbir işi yapmıyorum. kapasitem olduğunu düşünüyorum lakin bir türlü yapmıyorum. yıllardır devam eden bir süreç bu yaklaşık 11-12 yıldır bu haldeyim. kitap okumuyorum ,sanatın hiçbir türüyle ilgilenmiyorum , kendimi entelektüel kapasitemi geliştirecek hiçbir şey yapmıyorum, bunca sene boyunca üniv sınavlarına hazırlanmadım derslerime çalışmadım derse girmek zorunda olduğum için derslere girdim sadece , üniversitede dahi sınavlardan en fazla 2-3 gün önce başlardım çalışmaya . lakin bu çalışmalarda bir sıkıntı yaşamazdım gayet iyi ilerlerdi. içerik olarak bir problem yaşamazdım yani. ve bu sene uzmanlık sınavlarına hazırlanmam gerek ancak hala aynı haldeyim. bu sefer başlamazsam veya başladıktan sonra bırakırsam kesinlikle olmayacağının farkında olduğum için endişeliyim. bu yüzden size danışıyorum. bir eksisi de bu yapım yüzünden kendimi birçok anlamda eksiz ve yetersiz hissediyorum ve bu sosyal yaşantımı çok olumsuz etkiliyor. son 1 yıldır da toplum karşısında konuştuğumda ya da ciddi stresli bir ortamda konuşma yaptığımda kafam titriyor ve bu yüzden artık konuşmaktan dahi çekinir oldum. biraz da sinirliyim eskisine göre. yaşadığım yerde kısıtlı sayıda psikiyatrist mevcut olup yaşadığım yerde bir uzmana gözükmem ne yazıkki sosyal yaşantımdan dolayı mümkün değil. bu bir rahatsızlık mı yoksa sadece tembellik mi ? bu şikayetleri olan biri için tedavi nasıl ilerler ? başka ilde tedaviye başlamam ne derece bir problem teşkil eder? çok sık gidip gelmek zorunda kalır mıyım ? tecrübelerinizden ve bilginizden bu noktalarda yararlanmak istiyorum. yardımcı olursanız sevinirim. teşekkürler..

noname Tarafından Soruldu | 2016.10.07

Merhaba, Beynimizdeki yapı düşünce ve davranışlarımızı yönetmektedir. Etraftan gördüklerimiz ve öğrendiklerimiz de beynin yapısal süzgecinden geçip kendimize bakışımızı ve varoluşumuzu belirlemektedir. Nörokimyasal dediğimiz beynin yapısındaki gerek hastalık gerekse rahatsızlık denmeyecek derecedeki biyokimyasal değişimler kişide de değişikliklere neden olurlar. Bu değişikliklerin psikiyatrik bozukluklarla ilgili olanları tedavi ve terapi ile önemli derecede düzene konabilir. Ancak eşik altı dediğimiz şikayet düzeyinde olan ancak rahatsızlık derecesinde olmayan psikiyatrik bozuklukların çoğu atlanılmaktadır. Çünkü özel bir bilgi ve zaman ayırılması gerekmektedir. Kişinin aileden de gelen yapısı ile ilgili olanlar ise çevre ve kişinin gayreti ile kısmen değiştirilebilir ancak tamamen farklı bir ideal modele dönüşülmesi mümkün değildir.

Hocam merhabalar bende uyku problemi,pisuvar tuvaletlerinde işini görememe gibi rahatsız olduğum konular var bazı durumlardada aşırı heyecan el ve ayak titremesi oluyor(örneğin; karşı cinsle konuşurken(özellikle hoşlanıyosam))

casapunto Tarafından Soruldu | 2016.10.07

Merhaba, Bazı şikayetlerin psikiyatrik rahatsızlık derecesinde olup olmadığını anlamak için için bir psikiyatrik değerlendirme gerekir. Psikiyatrist doktorlar iyi bir değerlendirme sonrası durumun psikiyatrik veya ilgili bir tedavi gerektirip gerektirmediği konusunda bilgi verirler. Alternatif olarak, internet sitemdeki uzman bilgisayar programı PAT size yönelttiği özgün sorularla bir ön tanı koyup bunun ne olduğu konusunda da bilgi vermekte ve açıklamalar yapmaktadır.

hocam öncelikle merhaba ben 21 yaşında bir bayanım eşimden yeni boşandım ama her gece onu rüyamda görüyorum gündüzleri ise sürekli yaşadığımız şeyler kafamda sanki yeniden yaşanıyor.Beynimin içinde kurguladığım birşey yok ama neden böyle oluyor bilmiyorum ,sürekli ağlamaklı bi haldeyim onun şu anda birisiyle olduğunu düşünüyorum hep rüyamdada sürekli bir başka kişiyle birlikte olarak görüyorum bu neden kaynaklanıyor bilmiyorum ama beni artık çok rahatsız ediyor:(

gzm Tarafından Soruldu | 2016.10.12

Merhaba, Yaşamdaki büyük kayıplar sonrası doğal olarak oluşan süreç Yas sürecidir. Boşanma da hem geçmişte veya halen sevilen bir insanın ve onla beraber güzel bir evlilik hayalinin kaybını beraber getirdiğinden bireyleri yas sürecine sokar. Kişi geçmişi hem özlem hem de kızgınlık ve kırgınlıkla hatırlar. Kendini ve karşısındakini yargılar. Kaybettiği insanla ilgili düşüncelerle meşgul olur. Sosyal medyada onu takip eder ve başka ilişkiler geliştiriyorsa o insana içten yada birebir tepki verir. Böyle bir sürecin azalarak bir yıl kadar devamı normaldir. Ancak bir yılı aşkın süredir gittikçe yoğunlaşan , kişinin yaşamının merkezine oturan ve yeni sağlıklı ilişkiler geliştirmesini engelleyen yas süreci doğalın ötesine geçmiştir. Boşanma yaşayan genç bireylerin bu süreci kendilerinden kaynaklanan eksiklikleri irdeleyerek ve çözerek geçirip , ruhsal olarak kendilerini bu evlilik hiç yaşanmamış gibi bir noktaya getirmeleri bir sonraki evliliklerinde başarıyı belirler.

Slm hocam ben 25 yılık evliliğini birde kararı aldım 10 öncede söyledim eşimi sevmediği ve mutlu olmadığı eşim sokmayı 6 yıl öncede sorunlarım vardı zaten beni şuan 10bekletti ve bu arada bekarlık sevgilisiyle aldatıyor mahkemeye az bir süre kaldı onun yüzünü görmek istemiyorum ona zarar vermek istiyorum beni biraz yönlendirirseniz sevinirim teşekkürler.

Kalça Tarafından Soruldu | 2016.10.15

Merhaba, Boşanma zor ve güç gerektiren bir süreçtir. Bireyler kendilerini hazır hissettikleri zaman ve boşanma sonrası ile ilgili yaşamsal tedbirlerini aldıktan sonra boşanma sürecine girmelidirler. Çünkü sadece boşanma değil boşanma sonrası sıkıntıların evlilikte yaşanandan fazla olmaması da önemlidir. Ancak boşanma birinin isteği ile olduğu zaman diğeri için çok daha zorlu bir süreçtir. Kırgınlık , kızgınlık , üzüntü vs. doğal olarak yaşanır önemli olan bunları en fazla bir sene içinde aşıp yeni yaşama uyum göstermektir. Boşanmaların en zoru yaşam boyu evlilik sözleşmesi adı altında birinin diğerini hem duygusal hem de yaşamsal yıllarca kandırarak işine geldiği noktada da terk etmesidir. Bu ortağı tarafından kazıklanarak bütün emeği ve mal varlığı ve de hayatı çalınan bireylerin yaşadığı duyguya benzer. Yaşanan duyguların kişinin günlük yaşamını ve ruhsal durumunu bozmasına elden geldiğince engel olmak gerekir. Bu dönemlerde ailelerin ve çevrenin samimi desteği her zaman yıpranmayı belli bir derecede önler.

2 yıldır 3mg risperdal kullanan bi insan bu ilacı bıraktıktan kaç gün sonra ilacın vücuttan tamamen atıldıgına emin olabilir. Ve hocam duxet 60 mg için vücuttan atılma süresi nedir

mas Tarafından Soruldu | 2016.10.15

Merhaba, İlaçlar vücutta karaciğer enzimleri tarafından parçalanarak veya böbrek yolu ile atılırlar. Her ilacın yarılanma ömrü dediğimiz ilacın kandaki miktarının yarıya inmesi diye bir süresi vardır. Kabaca günde bir defa alınan ilaçlarda bu ömür , günde birkaç defa alınması gerekenlere göre daha uzundur. Ancak matematikte olduğu gibi bir rakamı yarıya bölerek devam edersek sonsuza kadar bir rakam çıkar. Yani gerçek anlamda vücuda alınan maddeler ölçülemeyecek değerlere kadar küçülse bile vücutta kalırlar. İlaçlar konusunda önemli olan artık etkisinin kaybolduğu ve diğer sistemlere de etkinin olmadığı bir doza inmesidir. Bu süre haftalarla ile birkaç aylık süreye kadar sürebilir. İlaveten önemli olan ilacın parçalandığı zaman ortaya çıkan metabolit dediğimiz yan ürünleri ( bunlar da ilaç etkisine sahip olabilmektedir) ve ilacın vücutta yağ ve diğer dokularda depolanma miktarıdır.

Merhaba hocam. Tek başıma ya da bir şey düşünürken içimden bir sesle muhatap oluyorum ve genellikle engelleyemiyorum. Gece yattığımda ise tanıdıklarımın seslerini duyuyorum bana çağırıyorlar ya da söylemiş oldukları her hangi şeyi duyuyorum. Nasıl üstesinden gelebilirim ? Teşekkürler.

ntgood Tarafından Soruldu | 2016.10.20

Merhaba , Kişiler nasıl imajinasyon dediğimiz hayal etme ile bazı görüntü yada yaşantıları meydana getirebiliyorsa aynı şekilde iç sesleri de oluşturup kendi içlerinde onlarla konuşabilirler. Beyinde sesli konuşma esnasında olduğu gibi iç sesle konuşmada da beynin bazı alanlarında özel görüntüleme yöntemleri ile izlenebilen canlanmalar olmaktadır. Yani iç sesler de beynin bir ürünüdür. Bazen de eğilimli bireylerde stres ve yaşananların etkisi ile ruhsal bir kopma (disosiyasyon) döneminde de daha dış sese yakın yükseklikte geçici iç sesler duyulabilmektedir. Aynı şekilde bazı spiritüel deneyimler de iç sesler oluşturabilir. Psikozlardan kaynaklanan halüsinasyon denen var olmayan sesler ise imajinatif iç seslerden çok farklıdır. İç seslerle baş etmenin bir yolu o seslerle boğuşmak ve susturmaya çalışmak yerine , onlarla verimli ve içerikli bir paylaşım oluşturmadır. Eleştirisel iç seslerle ise o eleştirileri çürüten içerikte yanıtlayarak başetmek gerekir.

Merhaba hocam size sorum vardi söyle ki ben 10 senedir evliliyim iki cocugum var bu zamana kadar cok mutluydum esimle esimde tabiki benle beni sevdigini söylerdi isdeyken arardi vs. Ama su iki aydir cok deyisti meyer baska bi kadin varmis hayatinda kendisi itiraf etti tabi ben bunu ögrenince delirdim ne yapmak istedigini sordum onumu yoksa benimi istiyosun dedim herdefasinda beni istedigini söyledi artik onla görüsmedigini söyledi.hala onla telefonda görüsüyor bana yalan söylüyor beni seviyormusun diyorum sadece cocuklarimi seviyorum baska hicbirinisi sevmiyorum diyo.ben beni istemiyorsan söyle diyorum hayir sizin yaninizdayim ya diyo onla sadece bi maceraydi diyo ama hala telefonlasiyorlar mesajlasiyorlar onunlarahat konusmak icin evden cikiyo ve 3-4 saat eve gelmiyo.benle iliskiyede giriyo o kadinlada girmis benden ayrilmakda istemiyo ama hala onla konusuyo banada konusmuyorum ayrildik diye yalan söylüyo tabi kadinasa sordum oda ayrildiklarini söyledi ama hergün mesajlasiyorlar telefonlasiyorlar.fazla yüz yüze görüsemiyorlar esim yurtdisinda o kadina türkiyede iki kere yanina gitti beni kandirip ortaya cikdi tabi onun yanina gitti.ben cok kötüyüm bosanmicam zaten oda bosanalim demiyo ama onla hala konusuyo bana artik hic bi güzel söz söylemiyo sanki hic umrunda deyilmisim gibi ne yapicagimi bilmiyorum.hocam bana yardim edin bu durumda neyapmaliyim esimi seviyrumda. Sizden cevapinizi bekliyorum.simdide tesekürrler.

filiz88 Tarafından Soruldu | 2016.10.22

Merhaba, Aldatılma sonrası olan problemlerde en büyük hatalardan biri evde çatışma ortamını arttırmak ve diğer kadınla iletişime geçmektir. Evdeki duygusal havanın kötüleşmesi hem eşleri hem de çocukları yıpratarak aldatan eşin diğer ilişkiye doğru yönelmesine de neden olur. Diğer kadın aldatan eşten gelen mesajlar ve telefonlara kendini kapatmadığı sürece ilişkisini sürdürmek istiyor konumundadır ve aldatan erkeğin eşi ile iletişime geçerek ailenin daha da içine girmiş olur buda daha yıpratıcıdır. Aldatan eş her iki ilişkiyi de aynı anda sürdürme eğiliminde de olabilir. Buna izin vermemek için en azından ev içinde diğer kadınla konuşma ve mesajlaşmaya izin verilmemesi gerekir. Böylece diğer kadının aile içine girmemesi de sağlanır. Eşin diğer kadına karşı tutkusu var ve diğer kadın da bu tutkuyu besliyorsa , bir taraftan evliliği iyi tutarak diğer taraftan da aldatan eşin diğer ilişkinin gerçek yüzünü daha iyi göreceği bir süre aktif olarak beklemek gerekebilir. Esas olan bu sürecin evlilikte hem çift hem de bireysel olarak nelerin sorunlara sebep olduğunu anlamak ve çözmek için kullanılmasıdır. Sorunlar çözüldükten ve nedenler anlaşıldıktan sonra evlilikle ilgili kararlar alınmalıdır.

Hocam merhaba ben 26 yasindayim 18 yasinda hızlı kilo alıp vermekten ne zamanki yüzüm çöktü psikolojik rahatsizligimda başladı etrafındaki insanların birden yaslanmissin halbuki guzeldin ne hale gelmissin demesi ve benim bunu aynada farketmemle artık kendimi beğenmez oldum o yaştan bu yana bazen tanimadigin insanlardan da çirkin tipe bak gibi laflarda duymaya başladım sırf bu yüzden kalabalığa giremiyorum hatta çalışmıyoruz bile bi yerde biriyle konuşurken ilk dusuncem hakkımda acaba kötü mu düşünüyor gülüyor çok kötü gorunuyorum oluyor yolda tek başına yuruyemiyorum insanlarla iletişimi çok kötü gözlerine bakamiyorum misafir gelince oturamiyorum bir cafede karşımda iki kişi oturuyorsa karsilarina oturamiyorum cok kötü bi durum bu psikiyatriste gittim algı bozukluğu var sende dedi ve bana venegis 75 verdi ikinci ay 150 ye çıkardı ve ben bi ay kullanip bağımlısı olmayayim diye bıraktım ilaç bağımlısı olmak istemiyorum bigun hamile olursam ya birakamazsam yada evlenirsem diye çok kararsız ve caresizim ne yapmam gerekiyor lütfen yardımcı olun böyle yaşamak kötü ben insan içine cikamiyorum kötü laf duydum ve daha fazla duymaya dayanamam

svs30 Tarafından Soruldu | 2016.10.22

Merhaba, Kişilerin görünümleri ile ilgili kaygıları ergenlik döneminde başlar ve sürer. Özellikle bayanların ve artık erkeklerin görünümlerinden memnun olmayıp estetik bir takım değişimler uygulamaları büyük bir sanayi oluşturmuştur. Ancak bazı bireylerin kendilerini çirkin bulup yaşamdan ve ilişkilerinden kaçması vücut imajları ile ilgili abartılı algılarından kaynaklanmaktadır. Vücut Dismorfik Bozukluğu da dediğimiz sorun toplumun % 1 inde olup kişilerin ilişkilerini bozmakta yada ilişki oluşturmalarına engel olmaktadır. Bundan dolayı bu rahatsızlığı olan bireyler arasında evlenememe ve boşanma oranları yüksektir. Konuyu bilen iyi bir psikiyatrist ve psikoterapistin yöneteceği hem terapi hem de ilaç desteği sorunların çözümünde önemlidir.

Merhaba hocam 31 yasindayim 2.evliligim 3.5 yıllık evliyim 2.5 yaşında bir oğlum var oğlum çok yaramaz sınırlı ve inatçı bir çocuk beni çok yoruyor babasının hiçbir yardımı yok esimde çok sinirli bi insan çok yoruluyorum hiç dinlenemiyorum 2 yıldır nefes darligim var aldığım nefes yetmiyor gibi geliyor sürekli nefes alıp verme gereği duyuyorum özellikle bunaldigimda çok artıyor nefes alamadikca daha çok sinirli oluyorum 3 ay önce psikiyatriye gittim prozac verdi 1 kutu bitti hiç rahatlamadim doktora da gidemedim kendim eczaneden prozac aldim 2.kutu bitti yine nefesim duzelmedi doktora da gidemedim 2 kutudan sonra bıraktım bianda kendim bırakınca bu zararı olurmu ve nefes darlığı için ne yapmam lazım şimdiden teşekkür ederim

Tugem Tarafından Soruldu | 2016.10.25

Merhaba, Stres ve sıkıntı psikiyatrik rahatsızlıkları başlatan veya olanı canlandıran en önemli etkenlerdendir. Bireyler kendilerini kontrol edemedikleri, sıkıştıkları , çaresiz kaldıkları , zorlandıkları durumlarda bulunca kaygı ve depresyon şikayetleri geliştirebilmektedirler. Kaygı (anksiyete) şikayetleri yavaş yavaş baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı , tıkanma, vücutta muhtelif şikayetler, gerginlik , uykusuzluk vs. gibi şikayetlerle başlayıp , eğilimli bireylerde örneğin panik bozukluk gibi anksiyete bozukluklarından birine ilerleyebilir. Anksiyete bozukluklarında kişinin şikayet profiline göre daha sedatif (sakinleştirici ) ilaçların kullanılması veya tercihan başlangıçta ilaç dışı terapi gibi yöntemlerle yaklaşılması önerilir. Anksiyete bozukluklarında kullanılan bazı ilaçların diğerlerine göre daha fazla kaygı azaltıcı özellikleri vardır. Gerek terapi gerekse ilaç tedavisi iyi bir psikiyatrist doktorun gözetiminde yapıldığı zaman hem tedavi daha çabuk olur hem de gerekli ise mümkün olan en düşük doz ilaç en az sürede kullanılabilir.

Yaklaşık 4-5 ay evvel başlayıp devam eden psikolojik ve buna bağımlı olduğunu düşündüğüm fizyolojik rahatsızlıklarım nedeniyle psikiyatriste gittim. Durumumu anlattım. F32.9 Depresif Nöbet tanısıyla Diazem, Lustral vs. ilaçları ile tedaviye başladım. İlaçları almaya başlamam üzerinden daha 2 gün geçmeden içimde bir türlü bastıramadığım şiddet duygusu baş gösterdi. Masa yumruklamalar, eşime, çocuğuma bağırmalar, köpek tekmelemeler (ki köpek korkum vardır normalde, ufacık bir fino görsem yanından parmak uçlarımda tedirgin geçerim, oysa kapının önünde yatan ve daha evvel yanından korkarak geçtiğim sokak köpeğine hırsla ve hınçla tekme attım nasıl yaptığımı bilmiyorum) vs. Bunun üzerine başka psikiyatriste gittim. Uzun uzun durumumu anlattım. Bu kez Bipolar Bozukluk tanısı ile ilaç tedavisi başladı. Bipolar Bozukluk hakkında birazcık araştırma yapınca durumuma uyan bir rahatsızlık olduğuna ikna olduğumu da söylemeliyim. Hayatımda hep uçları yaşayan bir adamım. Ya sonsuz mutlu, ya da sonsuz mutsuz. Ya sonsuz bir enerjiye sahip, ya da sonsuz bir yorgunluk içindeyim. Bazen her şeyden ümidini kesen bir çaresiz, bazen sonsuz imkanlarım varmış gibi davranıyorum. Durup dururken olmadık yerlere aşırı para harcayabiliyorum. (hatta kredi yahut kredi kartı kullanmak suretiyle borçlanarak üstelik) Bazen hayat dolu, bazen hayata küsmüş vaziyetteyim. Sanırım 4-5 aydır bipolar yapımın depresyon dönemindeyim ki oldukça durağan, mutsuz ve hatta bazen intiharı düşünen biri oldum çıktım. Kalbim yerinden fırlayacak gibi şiddetli ve hızlı atıyor (bir kaç kez ölçtüm dakikada 160-190 arası) acaba kalbimle ilgili bir sıkıntım mı var diye oldukça detaylı bir muayene oldum kalbim temiz çıktı. Daha evvel de bende var olan boyun ve bel fıtıklarım bu dönemde iyice nüksetti. Hatta boyunda iki tane çok ciddi fıtığım var... Anlayacağınız fizyolojik olarak da her tarafım ağrıyor. Göğsüm, kollarım, belim, bacaklarım.... Son 4-5 ay önce sonsuz iştahım beni 120 kg ye kadar çıkarmıştı... 4-5 aydır ise sonsuz iştahsızlığım nedeni ile 40 kg kadar verdim... (yediğimi de çıkarıyorum zaten) Tüm bunlar bir yana kafamda büyüyen ölüm düşüncesini de atamıyorum... En çok da bu sömürüyor enerjimi... Ne yapmalıyım çıldıracağım!

mavcozan Tarafından Soruldu | 2016.10.27

Merhaba, Bipolar yada İki Uçlu Mizaç Bozukluğu sadece bir tek tip Manik ve Depresif şikayetlerin olduğu durum değildir. Ayrıca ruhsal durumdaki her değişim de Bipolar diye nitelendirilemez. Yani kişinin genetik yapısının da etkisiyle bazı bireyler mizaç olarak daha canlı ve değişken bazıları ise daha sessiz ve durağan olabilir. Bu çocukluktan itibaren görünen bir durumdur. Bipolar ise tipik manik depresif ve hastaneye yatışa kadar götüren tablonun dışında değişik şekillerde de kendini gösterir. Bu tiplerin bir tanesi de yoğun depresif dönem sonrası antidepresanların etkisi ile de kendini gösteren tipidir. Bu tip daha kısa ve geçici olabilmektedir. Ayrıca mizaç bozukluğu olarak hem depresif hem de manik (aşırı canlı ) şikayetlerin iç içe aynı anda olduğu durumlar da vardır. Birçok ilave tipi de toplumda tek olarak bilinenden çok daha fazladır. Her bipolar durum yakınlarının da izlenimleri ve kişinin de kendinde fark ettiği belirgin değişimlerle konuyu bilen bir psikiyatrist tarafından teşhis edilir. Hatta bireyin altta yatan canlanmamış bipolar bozukluğu olduğu da ön görülebilir ve buna göre de tedavi edilir. Bipolar bozukluğun depresyonları canlılık dönemlerine göre daha yoğun , uzun ve sıkıntılı yaşanır. Önemli olan iyileşme döneminden sonra mizaç dalgalanmalarını makul seviyede tutabilmektir. Bu bazı kişilerde daha zor ve zaman alan süreç gerektirebilir.

Slm hocam 28 yaşında evli ve 1 çocuk annesinin.1_2 defa sinir krizi geçirdim acil de sakinleştirici yaptılar anca uyudum.çok huzursuzdum psikiyatr anksiyete bozukluğu tanısı koydu ignis 5 mg sormodren ve bronko puskas kullanıyorum teşhisin ve tedavisinin gidişatı iyi en azından öncekine nazaran.ilaçlar cinsel olarak etkiliyor beni siZce ilacını değiştirmem gerekir mi

merveturken Tarafından Soruldu | 2016.10.29

Merhaba , Anksiyete Bozukluğu çok genel bir tanıdır ve daha özgün olan alt tanının da bunun yanında konulması gerekir. Bu alt tipe göre tedavi düzenlenir. Her tedavi iyi bir psikiyatristin deneyimi ve psikiyatrik tablonun kişiye özgün belirtileri ile hastanın takibi esnasında şekillenir. Tedavi iyi bir sanatçının yaptığı tablo gibidir. Özen, deneyim, emek ve sabır gerektirir. İyi bir yaklaşım hastayı gerekli ve gereksiz bir sürü tetkik ve masraftan kurtarır. Tedavi en iyi olarak doktora danışılarak değiştirilir. Doktordan yeterince bilgi alınamıyorsa ikinci bir deneyimli hekimin değerlendirmesi de istenebilir.

Merhaba hocam, ben yaklaşık 1,5 yıldır bir kız ile birlikteyim. Kız bana yalanlar söylüyor kafasında kurgulayarak bunu sadece bana değil çevresindeki herkese karşı yapıyor, mesela babam beni dövmeye kalktı diyor ama öyle birşey aslında olmadı kendisi kurguluyor bunu bana itiraf etti elimde değil diyor. Nasıl bi yol izlemeliyiz önerileriniz nelerdir?

xubi4132 Tarafından Soruldu | 2016.11.02

Merhaba, Her insan biyolojik kalıtsal yapısı ve yetiştirilme tarzının etkisi altındadır. Bunları tamamen değiştirmek bir beyaz cildi siyah yapmak kadar zordur. Ancak kişiler kendilerini yaşadıklarından dolayı samimi olarak değişmek isterlerse yapılarındaki aksaklıkları kısmen yumuşatabilirler. Örneğin sorunları Patolojik Yalan söyleme gibi bir dereceye ulaşmış ise zaten kendi ve çevresindekilerin yaşamlarını olumsuz olarak bozmaya başlarlar. Bunu kendi içlerinde kabul edip bundan dolayı sıkıntıya girerler ise kendi kendilerine bir yardım arama çabasına da girerler. Yalanları fark edildiğinde yada fark edileceğini hissettiklerinde itiraf edip bundan rahatsız olduğunu söyleyip yine tekrar edenler ise kendilerini düzeltmekten çok bu durumu kullanıp bir çıkar elde etmeye devam ediyorlar ise iyileşmekten uzak kalırlar.

benim 14 yaşında kızım var istedikleri olmadığında bana şiddet uyguluyor. sabah okula gitmek için uyandırdığımda çığlık atıyor son 10 dk kala uyanıyor geç kalıyor. her tarafım mor kullandığı 2 tane ilaç var ama hiç bir işe yaramadı ankarada oturuyoruz daha önce dışkapı ve gazi hastanesine götürdüm hiç bir sonuç alamadım çok zor durumdayım. okulda akademik başarısı yüksek bir çocuk okul birincilikleri var. yardımcı olursanız sevinirim. sağlık güvencimiz var hangi hastane yada doktoru önerirsiniz? teşekkürler

çorum Tarafından Soruldu | 2016.11.03

Merhaba, Davranım sorunları ve ergenlik dönemi karmaşaları sadece ilaç ile çözülemez. İyi bir psikiyatristin hem tedavi hem de terapi yaklaşımı ( isim olarak değil içerik olarak) sorunların daha iyi anlaşılmasına ve dolayısı ile aylar içinde çözülmesine yardımcı olur. Tüm bu yaklaşımlar konusunda tecrübeli ve sorunuyla başvuranına zaman ayırabilecek bir profesyonel gerektirir. Birçok ergen ve genç öncelikle tepkilerini anlayacak bir yaklaşımla sorunlarından olgunlaşarak çıkmaktadırlar. Öteki durumda ise gittikçe erişkin yaşa uzayan sorunlar birey büyüdükçe onla beraber büyümekte ileride kişinin ilişkilerini ve yaşamını bozmaktadırlar.

merhaba hocam, size daha öncede yazmıştım cevapladığınız için teşekkür ederim ama detaylı bir şekilde tekrar yazmak istedim. Benim kızım 8'e gidiyor . Kullandığı iki tane ilaç var bunlar ; stratera ve risperdal. Bazı takıntıları var. Derse başlamadan önce yaptığı tuhaf hareketler var bunları yapamadan dersine başlayamıyor. Evden okula uğurlarken bana sıkıca sarıl diyor istediği gibi sarılamaz sam bağırıyor binada, giderken tekrar tekrar el sallıyor artık herkes soruyor neden böyle el sallayıp duruyor diye. Tek başına yatamıyor. Onun istediklerini yapmayınca beni mutsuz ettiniz diyor, saatlerce bu soruyu soruyor gelip gidip. Kimseden utanmıyor alışverişte veya dışarıda istedikleri olmayınca bana hakaret ediyor. Ders yap deyince sırf sen dediğin için yapmayacağım diyor. Sabah kalk deyince çığlık atıyor artık komşular sormaya başladı neden bağırıyor diye.Ders çalışırken kitaba yüzünü iyice yaklaştırıyor ve kelimeleri bastırarak bağırarak okuyor. Öyle daha iyi anlıyormuş. Ders yaparken evde bize çıt çıkartmıyor . Ses çıkarırsak okuduğu kitabın en başına dönüyor. Okulda öğretmenleri tarafından seviliyor, şikayetleri yok kızımdan ama evde bize karşı çok farklı. Ne yapacağımızı şaştık ne isterse zorla aldırıyor bize kavga çıkarıyor almazsak. Daha önce hastaneye götürdüm ama hiç bir sonuç alamadık sorunlarımız gitgide büyüyor. Yardımcı olursanız seviniriz.

çorum Tarafından Soruldu | 2016.11.07

Merhaba, Obsesif Kompulsif Bozukluk genelde ergenlik çağında başlar ve kişiyi zorlar. Bu dönemdeki diğer ergenlik sorunları da üstüne eklenince sorunların birbirine karışıp fark edilmesini engelleyebilir. Genç ergen bir yandan obsesyonların zorlayıcı doğası diğer taraftan takıntılarına bağlı yapmak zorunda kaldıkları tekrarlayıcı davranışlarla köşeye sıkışıp aşırı tepkisel olabilirler. Obsesyonlar bazen de şekillenmekte olan kişilik sorunlarının içerisinde de bir aşırı savunma mekanizması olarak gelişebilmektedir.

merhaba hocam 23 yıllık evliyim 3 çocuk annesiyim. Eşimle hiçbir zaman muhabbetim, sohbetim olmadı.Konuşmaya çalışsam hemen bir tartışma sebebi buluyor.Bir yere gezmeye misafirliğe gittiğimizde oturmak istemiyor.Hemen eve gelmek istiyor. Bulunduğu hiçbir ortama uyum sağlayamıyor. Mesala pikniğe gittiğimizde güneşin gelme açısını hesaplayıp masanın yerini değiştirip duruyor. Düğüne gittiğimizde sürekli gözü benim ve çocuklarımın üstünde oynarken bakışlarıyla rahatsız ediyor . En yakın akrabamızın düğününde bile oynamamızdan hoşnut değil. Çocuklarımla da , kendi ailesi ile de arası iyi değil. Etrafında 2-3 tane arkadaşı var sadece onlarla iyi anlaşıyor. Herkesi yönetmek istiyor, hep benim istediğim olsun istiyor.Hocam birde sürekli küfür ediyor bana da ağıza alınmayacak sözler söylüyor. bu bir psikolojik rahatsızlıkmıdır?

çorum Tarafından Soruldu | 2016.11.07

Merhaba, Kişilik özellikleri psikiyatride hastalık olarak tanımlanmaz. Ancak kişilikten kaynaklanan sorunlar ilişkileri bozacak düzeyde ise o zaman Kişilik Bozukluğu olarak nitelendirilir. Örneğin Obsesif Kişilik özelliklerine sahip birisi daha titiz ve programlıdır. Düzeni sever. Ancak yaşamında her şeyi aşırı kontrol eden ve kendi düzeni dışındaki her şeyle ile çatışan bireyler ise kişilik bozukluğu çizgisine giderler. Kişilik sorunlarının üzerine eklenen diğer davranım problemleri , ilişki sorunları ve psikiyatrik bozukluklar ise problemi daha da karmaşık hale getirirler.

meraba ben 7 yasındaydım bir kadın 8 erkek gorunmez sekılde bırden belırdıler. ıclerınden gecebiliyorsun ıcıme gırdılermek ıstedıler gırdıler unutturdular bana 19 yasıma geldıgımde bır rus asker gordum sag tarafımdan belırdı sonra kayboldu 21 yasıma geldım arkamdan eve gıren bır adam boynumu kırdı ruhum kuculmeye basladı gozlerım kapandı ayak baş parmagımdan dışarı cıktı yerın mılyarlarca altına ındım alevlı yanan adamlar benı tezgha yatırdılar 250 senedır aynılarını yasıyorum 2014 de görüyorum 2016 da tekrar cıkıyolar tekra 2014e sardırıyolar bırkmıyolar dunyayı hayat yasıyalım

berkhasan123 Tarafından Soruldu | 2016.11.10

Merhaba, Kişilerin istemli olarak yarattıkları hayal dünyası onların bir parçasıdır. Ancak hayal yada fantezi istendiği zaman yaratılıp istendiği zaman sona erdirildiğinde ve kişinin günlük iş ve yaşamı ile ilgili bir sorun yaratmadığı sürece sağlıklıdır. Kişinin istemi dışında onu rahatsız eden ve durdurmak istemesine rağmen engel olamadığı imajlar, hayaller , zorlayıcı rahatsız edici düşünceler , varsanılar dediğimiz gerçek olmayan algılar ise psikiyatrik rahatsızlık sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu tür kişinin istemi dışındaki rahatsız edici deneyimler kişinin yaşamını bozuyor ve ilişkilerinden kopmasına neden oluyorsa ibre psikiyatrik bir hastalığı göstermektedir.

Merhaba.ben askerden yaklaşık 3 yıl önce kronik psikoz tanısiyla çürük aldım.sadece 1 ay ilaç kullandım.suan hic bişeyim yok.araştirdıgımda.bu raporu iptal ettirmek istiyorum.bu hastalıgın bende hic bir etkisisi duru kalmadıgını ispat edebilir ve bu bu durumu sildirebilirmiyim.kayıtlardan sildirebilirmiyim.saygılar.

yavuzz Tarafından Soruldu | 2016.11.12

Merhaba, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması ile ilgili yönetmelik kişilerin talebi üzerine kayda geçmiş olmasına rağmen, kayıt edilmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel sağlık verileri anonim hale getirilir veya silinir hakkını vermektedir. Ancak hem yönetmelik yeni hem de bu tür uygulamaları bilen sayısı az olduğundan , yanlış olduğu düşünülen tanıların değiştirilmesi için tanının konulduğu sağlık kurumuna başvuru yapılıp sonuç alınamaz ise Sağlık Bakanlığı'nın https://hastahaklari.saglik.gov.tr adresli hasta hakları bölümünden de başvuru yapılabilir.

merhaba 22 yaşında otizm ve hiperaktivite teşhisli kardeşim var.uzun süredir aynı doktora gidiyoruz .verdiği ilaçları içiriyoruz.seraquel 450mg risperdal rexapin atarax clopiksol gibi ağır ilaçları hepsini aynı anda kullanıyor.sabah ve akşam olmak üzere.aslında otizm belirtileri büyüdükçe azaldı.ama bu ilaçların uzun vadede bedenine etkileri gibi birçok kaygımız var bir ara bırakma kararı aldık ancak korktuk çünkü ilaç kullandığımız halde bile uyku problemi, hafif saldırganlık vardı.başka bir doktora daha gösterdik hepsini bıraktırıp tek bir ilaçla devam etmemizi söyledi.Her doktor farklı yaklaşıyor.böyle olunca bizde ne yapacağımızı bilemedik.size sorum bu ilaçların yanyana verilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? siz olsaydınız verir miydiniz ?

glzr Tarafından Soruldu | 2016.11.13

Merhaba, Psikiyatride tedavide önemli olan nokta tanıyı ve hastalığın seyrini iyi bilip ona göre bir tedavi planı hazırlamaktır. Sadece şikayetlere ve özellikle davranım problemlerine göre ilaç verme ve eski ilaçları da koruma bir dönem sonra hastada polifarmasi dediğimiz çoklu ilaç alımına neden olabilir. Polifarmasi yan etkilerinde gözetilerek elden geldiğince kaçınılması gereken bir durumdur. Eğer bir hasta polifarmasiyi gerektirecek bir durumda ise bunun da zaman içinde azaltılarak tedavinin sadeleştirilmesi gerekir. Çoklu ilaç kullanımı ogmentasyon dediğimiz tedaviye dirençli durumlarda bir ilacın diğer ilacın etkisini arttırması için kullanılabilir. Ancak bu da iyi ve tecrübeli bir doktorun deneyimine bağlı tedavi algoritması ile yapılmalıdır. Yoksa ne tedavide yanıt alınamayan durumda tek bir ilaçta ısrar etmek ne de aslında birbirine benzer etkileri olup karmakarışık verilen ve tedaviye katkısı olmayan çoklu ilaçların kullanımı doğrudur. Uygun ve etkin tedavi en sade tedavi planı ile en etkin ve kısa sürede oluşturulan tedavidir. Bunun içinde hastanın, hastalığının ve o durumla ilgili etkin tedavi ve terapi sürecinin bilinmesi ve iyi takip edilmesi gerekir.

ben 28 yaşında bir öğretmenim ve bekarım. kendimi sürekli mutsuz, halsiz hissediyorum. etrafımdaki herkesten rahatsız oluyorum, ne yapsalar bana batıyor. yaptığım her şeyden hemen sıkılıyorum ve sevdiğim şeylerden de hiç zevk almıyorum. en ufak bir sorunu kafamda dağ gibi hale getirip kendimi bunalıma sokuyorum. sizce bu durumların sebebi ne olabilir, bir doktora gitmeli miyim.

sevinccevik Tarafından Soruldu | 2016.11.15

Merhaba, Mutsuzluk bir psikiyatrik bozukluk değil yaşamın ve bireyin tıkanmalarının oluşturduğu bir durumdur. Ancak mutsuzluğun nedenleri bireyi gittikçe köşeye sıkıştırırsa psikiyatrik şikayetler de oluşmaya başlar ve psikiyatri desteği bu şikayet yada rahatsızlıkların azaltılmasında yardımcı olur. Mutsuzluğun ilacı , reçeteli ilaç değil mutsuzluğa neden olan içsel ve dıştan oluşan nedenlerin çözümüdür. Bunun için bireyin ruhsal anlamda destek aldığı çevre yada bu yoksa profesyonel bir yaklaşım gerekebilir. Genelde uzun süreli yaşanan tıkanmalar bireyde en başta depresyon gibi psikiyatrik sonuçlar yarattığı için bu durumun tedavisi bireyin sorunlarını çözmesi için güç toplamasını sağlar. Ivy M. Blackburn'ün Depresyon ve Başa Çıkma Yöntemleri terapi niteliğinde yardımcı bir kitaptır.

merhaba sevgılım hocam benım sorum babamla ılgılı babam benım araştırmalarıma göre bu Paranoid Kişilik Bozukluğu hastalıga yakalanmıs babam kendisinden baska kımseye güvenmez oldu evde kavgalar bıtmez oldu herkesten şüpeyle bakması herkesın onun arkasında iş cevırmesı söyluyor kufurlere baslaması lütfen bıze yardımcı olun korkuyoruz dıyelım gel doktora gıdelım .

veysel04 Tarafından Soruldu | 2016.11.17

Merhaba, Kişilik küçük yaşlarda şekillenmeye başlayıp , ergenlikte büyüme ve gençlik sıkıntıları içinde kendini net göstermeye başlar. İlerleyen yaşlarda ise belirginleşir. Bireylerde erişkin yaşlarda oluşan belirgin kişilik değişiklikleri ise kişilikten çok psikiyatrik veya bedensel hastalıklar sonucu oluşan psikiyatrik rahatsızlıklar sonucudur. Paranoya denilen mantık dışı şüpheler zaten alıngan , kıskanç ve şüpheci bireylerde yaşananlarla artabileceği gibi beyni etkileyen psikiyatrik veya fiziksel hastalıklarda daha sonradan da ortaya çıkabilir. Örneğin uzun süre beyni olumsuz etkileyecek düzeyde alkol veya uyuşturucu kullanımı beyin yapısı üzerindeki toksik etkileri ile paranoyaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu tarz ruhsal sıkıntıları olan bireylerin psikiyatriye başvurması zor olmaktadır. Paranoyalarını da zekice etraftan da saklayabilmektedirler yada kendilerini haklı çıkartabilmektedirler. Onun için güvendikleri birey varsa onun teşviki veya resmi zorlamalarla tedaviye gitmektedirler. Tedavide onunla yakın ve iyi tedavi ilişkisi kuracak psikiyatristin olması çok önemlidir. Aksi takdirde tedaviden kopmaktadırlar ve yeniden tedaviye yönlendirilmeleri çok daha zor olmaktadır. Paranoid Bozukluğu olan hastalarda tehlikelilik ve risk değerlendirmesine göre tedavi planı hayat kurtarıcıdır.

hocam meraba ben 19 yaşındayım ve bundan 1.5 ay önce uyuşturucu kullandım kullandıqımda çok kötü oldum kalbim hızlandı ellerim ayaklarım tutmaz konuşmaz hale geldim çok korktum ölcem diye beni acil olarak hastaneye kaldırdılar hastanede serum takıldıktan sonra kendime gelmeye başladım ama ondan sonra bende ölüm korkusu başladı sürekli kalbimi dinliyorum sürekli nabzıma bakıyorum sürekli nefes darlıgı yaşıyorum kalbin sıkışıyo terliyorum mide bulantısı oluyo aşırı derecede baş dönmesi var baş ağrım var kollarım uyuşuyo sürekli bi korku kaygı içindeyim ölümden korkuyorum bunlar sürekli olarak oluyo gögüsüm sürekli ağrıyo uyuşma oluyo karıncılanma oluyo doktora gittim konuştuk selectra atlı bi ilacı verdi 4 hafta sonra görüşürüz dedi bana bişe demedi ama panik ataksın veya panik bozuksun diye hocam yardımızını istiyorum kafamın rahatlaması için lütfen cevabınızı bekliyorum.

mehmet ali Tarafından Soruldu | 2016.11.20

Merhaba, Uyuşturucu maddeler beyin üzerindeki kimyasalları ve beyin hücrelerini etkileyerek ve bozarak bir takım deneyimler yaratmaktadırlar. Bir anlamda beyine atılan kimyasal bombalardır. Özellikle çok güçlü kimyasal etkileri olanlar çok daha olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Beyni etkilemesi nedeniyle beyin kimyasını değiştirerek psikiyatrik bozukluklardan akıl hastalıklarına kadar çok geniş yelpazede sorunlar yaratmaktadırlar. Panik Bozukluk da bunlardan bir tanesidir. Ayrıca her ne kadar kullanılmasa bile kanda gittikçe azalmasına rağmen kullanılan güçlü maddenin etkisi de haftalarca sürebilmektedir. Panik bozukluk tedavisi zor olmayan ancak sadece ilaç yaklaşımı ile de çabucak geçmeyebilen bir rahatsızlıktır. Tedavi planında panik konusunda danışmanlık veya terapi desteği tedavi sürecini kısaltacaktır. Ayrıca maddeye bağlı oluşan kaygı şikayetlerine yönelik kısa sürede etkili geçici ilaçların ilavesi de yararlı olacaktır.

merhaba benim 9 yaşındaki oğlum okulda arkadaşlık kuramıyor.diğer ortamlarda sıkıntı yok ama okulda hiçbir gruba giremedi . çok yalnızım bu yüzden okula gitmek istemiyorum diyor. aslında okulu öğretmenini seviyor bir iki arkadaşıyla yalnızken çok güzel vakit geçiriyor. ama çocuklar genelde grupla oynadıklarından onların da içinde bulunduğu gruplara giremiyor yada kabul edilmiyor. öğretmeni sevilen bir çocuk olduğunu söylüyor. saldırgan uyumsuz değil aksine çok duygusal . başarılıda ama sonuç bu . nasıl yardımcı olabirlirim çocuğuma . lütfen yardım edin. tşk.

feridecanpolat Tarafından Soruldu | 2016.11.21

Merhaba, Aslında okulda çocukların yaşadığı problemlere Milli Eğitimin rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin destek vermesi gerekir. Okullar sadece öğretim için değil aynı zamanda çocukların sorunlarına da destek veren ortamlar olmalıdır. Aslında bu rehberlik ve danışmanlık hizmetleri her ilde bulunmaktadır. Çocukların bu tarz sorunları için öncelikle değerlendirilerek neden o sorunu yaşadığı anlaşılarak , öğretmeni ile beraberce destek verilebilmesi sağlanabilir.

Merhaba, öncelikle iyi çalışmalar diliyorum. 9 yıllık polis memuruyum.Kurumum aracılığı ile üst yazı ile Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden dilim bildirir rapor aldırıldı fakat olumsuz bi karar çıktı D dilimi olduğu belirtildi.Doktorum personel takip formumun ve sosyal incelememin olumlu olduğunu belirtti böyle bir karar çıkması malesef benim sınıf değişikliğim için işlemlerin başlamasına sebebiyet veriyor.Hastane itiraz dilekçemi almadı, kurumuma itiraz etmemi belirtti.Ayrıca kurumumda itirazımı kabul etmedi.İtirazımda başka bir hastanede yeniden değerlendirilme talebinde bulunmuştum bir üst hastanede.D dilimi çıktı ve itiraz yollarım kapalı gözüküyor hocam sizden ricam bana bir yol göstermeniz ilk defa rapor aldım D dilimi başka bir hastanede değerlendirilme hakkına sahip değil miyim ? Nasıl bir yol izlemeliyim. İyi Çalışmalar.

Onurcansiz Tarafından Soruldu | 2016.11.23

Merhaba, İnternet sitemin Psikiyatride Hasta Hakları Bölümündeki " Psikiyatrik Rahatsızlığı Olanların Sağlık Kurulundaki Hakları " yazısı sağlık kurulu sürecindeki hastaların haklarını ve itiraz haklarını yazmaktadır. Sağlık Kurulu raporlarına itiraz sonucu bir üst hastanenin vereceği rapor da birincinin aynısı ise yani iki raporda birbirini doğruluyorsa kişisel olarak sağlık kurumlarına itiraz hakkı bitmektedir. Ancak kişinin hak ve hukukunu aramak için mahkemeye başvurma hakkı kapanmamaktadır. Mahkemeye başvurmadan önce konuyu hukuki ve psikiyatrik anlamda iyi bilen bir psikiyatrist doktor bilirkişiden ön inceleme alıp mahkeme sürecine karar vermek önemlidir. Çünkü yeniden aynı sonucun çıkma ihtimali var ise hem zaman hem de masraf açısından zahmetli ve gereksiz bir süreç yaşanacaktır.

Sayin hocam yaklaşık 1 aydır erenkoy ruh ve sinirde terapi programına katılıyorum. Çocukluğuma dayalı aile içi sorunlardan dolayi travma teşhisi kondu. Şimdi daha kötü hissediyorum. Belli aralıklarla önce bir ateş basıyor sonrasında sürüm yerinde ama hareketlerimı kontrol ediyorum. Çocukluğumdan sahnelere geliyor ve aşırı sinirlenip kendime zarar vermek istiyorum ama bilinci yerinde çocuklarımı düşünüp duruyorum. Doktorum bana günde 3 sefer xanax 0,5mg ve gece yatmadan desyrel kullandiriyor. Bu durum normal bir süreç mi ya da terapiye bana yan etki mi yapıyor. Buraya gelmek hoşuma gidiyor ama bu tarz ataklarla kendimi kötü hissediyorum ve çevremi uzuyorum

seymenr Tarafından Soruldu | 2016.11.25

Merhaba, Terapi profesyonel ve konuyu bilen bir terapistle yürütülen bir süreçtir. İlaçla olan tedavide gibi bilgi, eğitim ve tecrübe gerektirir. Ancak iyi bir terapist olmanın en gerekli ve temel kuralı öncelikle iyi ve karşısındakini anlamaya çalışan bir insan olmaktır. Terapinin de bir anlamda kendine göre yan etkileri olur. Geçmişi ve yaşanan travmatik olayları bireyin ruhen kaldıramayacağı içerik ve hızda irdelenmesi kişiyi daha da kötü yapabilir. Terapide bireyin sadece seans sırasında yaşadıkları değil seans sonrasında yaşadıkları da göz önüne alınarak sürecin rotası çizilmelidir. Çünkü seans aralarında yaşanan da terapinin bir parçasıdır. Terapi kişinin kendini güvende hissederek geçmişinde yüzleşemediklerinin cesaretle yeniden yaşanıp çözüldüğü bir alandır. Ancak tüm terapilerin bir anlamda temeli olan psikodinamik terapi temel yaklaşımı ve etkileri göz ardı edilip sadece yüzeysel bir yaklaşım içinde kişinin kendinden bile sakladığı geçmişi kontrolsüzce açılırsa bireyin bunları kontrol etmesi zorlaşabilir. Ancak terapi sadece konuşulup rahatlanan bir yaklaşımda değildir. İyi bir terapist farkındalığın yaratacağı sıkıntıyı da kontrol altında tutacak bir danışan terapist ilişkisi de oluşturmalıdır. Samimi olmayan ve terapist temel özelliklerinden uzak hatta kendi iç çatışmalarını danışanında çözmeye çalışan bireylerin uygulamaya çalıştığı sözde terapiler bireyde kalıcı ruhsal yaralanmalar da yaratır.

Ben 31 yaşındayım birisi ile tanıştım eşim aldattı eniştem dolandırdı dedi büyük dolandırıcılık şuan güven problemi yaşıyorum diyor ne yapmalıyım nasıl yaklaşmalıyım iletişim kurmak istemiyor konuşamıyorum bana körü körüne bağlanmak istemiyorum dedi tekrar aynı şekilde olamam dedi lütfen bana yardım edin

Sedakader Tarafından Soruldu | 2016.11.30

Merhaba, Güven sağlıklı ilişkinin temelidir. Karşılıklı iki kişinin birbirine güveni kadar , kişilerin bireysel anlamda kendi öz güvenlerinin bileşkesi de ilişkinin güvenini oluşturur. Bireylerin kişisel güvensizlikleri ilişkiyi çıkmaza sokan problemlerden birisidir. Güvensizlikler yaşayan bir birey kendisi bu sorunları aşmaya gayret etmedikçe ilişkinin belirsizlikler içinde sonucu olmayan bir yöne sürüklenme ihtimali yüksektir. Bazen de güvensizlikler yaşayan birey bu durumunu bir ilişki içinde çözebilir ancak bu süreçte ilişki de çok yıpranırsa ayrılık söz konusu olmaktadır. Kişi bir önceki ilişkisinde çözdüğü güvensizlikler ile bir sonraki ilişkisinde daha başarılı olup onunla evlenebilir.

Öncelikle yorumunuz için çok teşekkürederim. Suisidal düşünce sebebiyle D dilimi verildi. Suisidal düşünce iyileşebilir düzelebilir bir rahatsızlık mı ? İlaç tedavisi + terapi + yaşam tarzı değişikliği ile değişebilir bir tanımıdır.Rica etsem bu konuda fikrinizi alabilirmiyim? İyi çalışmalar.

Onurcansiz Tarafından Soruldu | 2016.12.03

Merhaba, Emniyet Teşkilatı Sağlık Yönetmeliği (Ek:RG-27/10/2010-27742) İntihar (suisidal) girişimleri diye bir tanımlama yapmaktadır. Suisidal düşünce ile suisidal girişimler farklı kavramlardır. Bir bireyin suisidal (intihar-kendini öldürme) düşüncesinin olması onun suisid (intihar) girişiminde bulunacağı anlamına gelmez. Yani biri düşünce diğeri ise gerçekleştirilmiş veya teşebbüs edilmiş eylemdir.

Merhabalar hocam. 24 yaşındayım. Ilk okul hayatımda öğretmenim tarafımdan ve ailemden aşırı şiddete ve bir şeyleri zorla dayakla yaptırılmaya maruz kaldım ve bende hala etkisi sürüyor insanlarla kolay iletişim kuramama, asosyallik, toplum içine çıkamama çok aşırı utangaçlık ve çekingenliğim var. Bana bu şiddeti uygulayan dayımla aynı evde kalıyoruz hala ama onu görmeye tahammül edemiyorum ve senelerdir kendisini asla sevemedim. Iş görüşmelerinde de bu beni çok etkiliyor psikoloğa gittiğimde çocukluğumdan dolayi yaşadıklarimdan kaynaklandığını söyledi. Ve bana bu süreçte yanımda olan biri çıktı karşıma onunla beraber biraz da olsa bir şeyleri aştım sayılır ve su an da 4 senelik bir birlikteliğim var ve birbirimizi çok seviyoruz evlenmeyi düşünüyoruz ama önümde aile engeli var sebebi ise şu: benim erkek arkadaşımın abisiyle benim ablamin bir 3 senelik bir birlikteliği oldu ve bizde onlar vesilesiyle tanışmıştık ama ablam erkek arkadaşımın abisi tarafından aldatıldığı için ayrılmak zorunda kaldı ve mayısta başka biriyle düğünü var. Ablam şu an benim de ilişkime engel oluyor ailem onaylamıyor ve bizi ayırmaya çalışıyorlar bu süreç 1 sene boyunca devam etti ve hala devam ediyor aile içi kavgalarımız çok arttı ve ciddi ciddi birbirimizi aşırı derece de kırmaya başladık ve ailemin bana karşı artık bir guvensizliği oldu. Ama bu süreç beni çok yıprattı. Karşımdaki insanla konuşamıyorum ve onu dinlemiyorum sürekli kafamı o mevzuya verdiğim için kafayı sıyıracak duruma geldim ve büyük bir kavgada cinnet geçirdim ve her şeyi kırıp döktüm ona rağmen ailem ikna olmuyor intihar etmeyi bile düşündüm en son ihtimal evimi ayırmak istedim ve şehir dışına taşınıp ailemden uzak olmak istedim erkek arkadaşımın yanına gitmek istedim ve ailem beni şehir dışına da göndermiyor yapacağım bilmiyorum kaçmayı düşünüyorum bana yardım eder misiniz.

MELEK3407 Tarafından Soruldu | 2016.12.06

Merhaba, Çocukluk çağında doğal olarak zayıf bireye karşı erişkinler tarafından yapılan ruhsal yada fiziksel şiddet kişinin geleceğini etkileyici ve bozucu olmaktadır. Çocukla ilgili mesleklerde çalışan bireylerin iyi denetlenememesi bu sorunu arttırmaktadır. Sadece mahkeme sicil kaydı değil örneğin sık sık trafik cezası alma bile bireyin yapısı ile ilgili ipucu verebilmektedir. Bir ilişkiye ailenin yaşanan ve çözülemeyecek sorunlar yüzünden karşı olması ilişkinin ilk günden itibaren sorunlu olmasına yol açar. Bu bütün yaşam boyunca da sürebilir. Kişiler sadece duyguya dayanarak tüm sorunları çözebileceklerini düşünseler bile maalesef bu durum zihinsel aldatıcı olabilmektedir. Sıkışmış bireylerin plansız ve programsız ani kararlarla yaşamlarına şekil vermeleri her zaman daha vahim sonuçlar yaratmaktadır.

Yeni hasta haklari kanuna gore kronik psikoz tanısınıda sildirebirlmiyim.Nasıl ispat edebilirim bu hastalıgın bende olmadıgını.yakalşık 2 yıldan beridir ilac kullnmıyorum.Bu tanın konma sebebide bi keresinde zevk verici ilaçtan kullandim ve halisilasyon görmüştüm o yuzden kondu.

yavuzz Tarafından Soruldu | 2016.12.08

Merhaba, Bakanlığın elektronik kayıtlarında yanlış olarak konulmuş kayıtların nasıl değiştirilebileceği ile ilgili soruya 12.11.2016 tarihindeki yanıtımdan ulaşabilirsiniz. Ancak daha önce var olan bir tanının iyileşmesi onun yanlış konulduğu anlamına gelmez. Tanı doğru ise ve hasta da düzenli kontrole gidiyorsa zaten bakanlığın elektronik kayıtlarına görüşme anındaki durum ve tanıyı yazan doktor remisyon yada iyileşmeye göre bir tanı yazacağı için hastanın yeni durumu da kayda geçecektir.

Merhaba hocam bundan 4 gün önce arkadaş ortamında sentetik bir uyuşturucu ile karşılaştım.Sizde makaleleriniz arasında buna yer vermişsiniz zaten normalde uyuşturucu kullanmayan bir insan olarak ilk yudumu aldığımda değişik bi tramva yaşadım arkadaşlarım beni kendime getirdiklerinde dilimi yuttuğumu söylediler.Şuan normal sigara bile kullanmıyorum korkduğum için beynim sanki uyuşuk gibi yemek fazla yiyemiyorum bunun için ne yapmalıyım hocam teşekkürler.

mnacak63 Tarafından Soruldu | 2016.12.10

Merhaba, Artık çoğunluğu sentetik olan ve dolayısı ile beyin üzerinde güçlü olumsuz etki yaratan uyuşturucular, kısa süreli- geçici-kalıcı etkiler yaratmaktadır. Beyin ve nörolojik sistem üzerindeki zararlı etkileri çok bilinmesine rağmen diğer vücut sistemleri üzerine de birçok olumsuz etkileri vardır. Kullanıcıların genelde genç ve sağlıklı olması başlangıçta uyuşturucuların vücut üzerindeki zararlarının net görülmesini geciktirmektedir. Örneğin yaşlılar da sentetik uyuşturucuları kullansa idi gözle görülür anlamda ölümcül ve toksik etkileri fark edilecekti. LSD gibi 70 li yıllarda üzerinde çalışmalar yapılmış sentetik uyuşturucunun tek dozda bile beyin kimyasını değiştirdiği bilinmektedir. Beyin kimyasının değişimi ise kısa süreli davranım problemleri ve algısal etkilerden ( uyuşturucu kullanıcıların yaşanıp geçer diye yanlış olarak düşündükleri) kalıcı olan akıl hastalığı ve nörolojik hastalıklara kadar geniş bir yelpazededir. Özetle uyuşturucu ne kadar güçlü ise tek kullanım sonucu bile beyinde kimyasal değişimlere dolayısı ile de kişide değişimlere yol açacaktır. Beyin hücrelerinin yenilenme konusundaki sınırlılıkları nedeniyle beyindeki değişimlerin geri dönüş olasılığı yok gibidir. Uzun süreli kullanımlarda bu gittikçe belirgin hale gelir ve belirgin hale gelince de artık bu değişim geri dönülmez noktadadır. Uyuşturucudan dolayı olan zararın değerlendirilerek uygulanacak bazı tedaviler ortaya çıkan hastalıkların ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Ancak en büyük tedavi uyuşturucudan uzak durmaktır. Uyuşturucunun beynin ( frontal ) ön bölgesinde yaptığı hasar nedeniyle bireylerin kendilerini zarardan koruma ve ileriye dönük düşünme yetileri bozulmaktadır. Bu da kısır bir döngü içinde bireyi uyuşturucuyu kullanma sürecine sürüklemektedir.

Merhaba. Benim kafama zaman zaman birileri takılıyor ve sürekli onunla kavga ediyorum beynimin içinde. Sık sık moralim değişiyor. Bazen durduk yere mutluyken bazen durduk yere çok mutsuz ve huzursuz oluyorum. Ayrıca bazen gülerce beynime hiçbirşey takmadan yaşıyorum. Çok yoruyor beni bu ruh halim. Yıllar önce bana obsesif kompulsif bozukluk teşhişi konmuştu. Bununla alakalı mı sizce?

lara81 Tarafından Soruldu | 2016.12.12

Merhaba, Her takıntı obsesif kompulsif bozukluk değildir. Obsesif Kompulsif Bozukluktaki takıntılar belli bir konu(lar) merkezlidir ve kişi örneğin birilerine takılmasının aslında o kişilerle ilgili olmadığını ve kendi kendine saçmaladığını düşünür. Ayrıca zaman zaman yada olayla bağlantılı değil süreklidir. Çeşitli nedenlere bağlı mizaç dalgalanmaları ( mizaç bozukluğu değil) da ruhsal durumu dalgalandırarak hem olumsuz zorlayıcı düşüncelere hem de ruhsal boşluk duygusuna yol açabilmektedir.

merhaba kolay gelsin benim sorunum çok korkak bir yapım var özgüvenim kötü seviyede her hangi bir mesele kafamda çok takıntı oluyor sürekli o mesele ile olumsuz şeyler düşünmeden edemiyorum utangacım doktora gitmeyede utanıyorum lütfen yardım edin

kuluk38 Tarafından Soruldu | 2016.12.13

Merhaba , Bir sorun yaşamı bozuyor ise mutlaka çözülmesi gerekmektedir. Çözülmediği sürece bireyi doğal olarak başarabileceği bir çok işten alıkoyar. Ancak bazı sorunları sadece bir doktora yada profesyonele başvurarak çözmek değil yaşamsal ve sosyal olarak da değişiklikler yaparak üstesinden gelmeye çalışmak da gerekmektedir. Çevre ve ortam değişikliği, sosyal yada bazı grup faaliyetlerine katılmak özetle insan ve toplum içinde bulunmak ve bir şeyler yapmak başlangıç adımıdır. Eve ve düşüncelere kapanmak bireyi gittikçe daha da geriletir.

merhaba hocam kolay gelsin ben 23 yaşında bir öğrenciyim eylül ayının ilk haftasında bana depresyon teşhisi konulmuştu inanılması güç zorluklarla yaşıyordum her saat başı sebepsiz ağlamalar nerdeyse hiç uyuyamama hiçbir şekilde yemek yiyemem iç sıkıntısı ve daha anlatmadığım niceleri ve tamamen ortada bir sebep yokken gerçekleşen bir depressyondu benimkisi inanılmaz derecede yorgunluk ve konsantrasyon kaybı şöyle söylüyeyim hocam kafamın ön şakaklarında bir boşluk yoğunlaşamama algılayamama ve sanırım beni en çok rahatsız eden de buydu sabahları uyandığımda bilhassa ve sosal ortamlarda aşırı rahatsızlıkta ortaya çıktı bi seviye sonra kalabalıkta kafam daha çok uyuşmaya başlıyo du bir boşluk anlatamadığım şekilde ve beni delirtecek kadar çekilmez geliyordu 8 eylül tarihinde 0.75 mg venegiss ve 15mg zestat ile başladım tedaviye ardından 150 ve son olarak 225 mg günlük venegis almaya başladım her dozda şikayetlerim biraz daha azaldı doktorum herşeyin yolunda gittiğini söylüyordu bu olaylar manisada ailemin yanında gittiğim doktar tarafından yorumlanmıştı .Dediğim gibi öğrenciyim ve okulum için hataya geldim ama belli başlı şikayetlerim hala devam ediyordu örneğin kafamdaki uyuşma boşluk hissi ve panik ataklarım oluyordu manisadaki doktorum bunların zamanla geçeceğini söylemişti ama ben hala ümitsizdim hataya geldiğimde da bir doktar anksiyete karşı günlük 3 defa 5mg buspon verdi onu da yaklaşık 1 aydır kullanıyorum panik ataklarım da çok azaldı fakat bu kafamdaki boşluk yoğunlaşamam uyuşukluk belli bi seviyenin altına inmiyor özellikle hareketle doğru orantılı bir şekilde artıyo ne kadar çok hareket edersem o kadar uyuşuyo dikkatim düşüyo konsantre olamıyorum baş dönmesi gibi bişey ama değil ve beni kahrediyor artık yoruldum yeter diyorum başlıyorum yine ağlamaya şu an 3.5 ayı geçti ilaçları kullanıyorum ve eksiksiz bi şekilde devam ediyorum hiçbir gün kaçırmadım kusura bakmayın çok uzun yazdım ama işte sizin de bir yorumunuzu almak istedim çünkü düşünceleri kafamdan atamıyorum kafamdaki boşluk ön şakaklarımdaki uyuşma hani o dedğim yoğunlaşamama özellikle de hareket ettğimde ve kalabalıktaki arta durumum hakkında ne düşünüyorsunuz ne yapmalıyım çünkü bir tek o sorunum kaldı cevap yazarsanız çok ama çok sevinirim... iyi günler dilerim...

atmet93 Tarafından Soruldu | 2016.12.21

Merhaba, Depresyon yada klinik anlamda Major Depresyon bazı bireylerde biyolojik yani yapısal nedenlerden kaynaklanırsa daha yoğun yaşanmaktadır. Yine depresyona bağlı dalgınlık, konsantrasyon bozukluğu, dikkat bozukluğu ve hafıza bozuklukları oluşabilmektedir. Depresyonun tam tedavisi ile bunlar zamanla çok azalması gerekirken bazı bireylerde az da olsa kalıcı etki yaratmaktadır. Ancak devam eden yada kalan şikayetlerin en büyük nedeni depresyonun tamamen değil de kısmen tedavi olmuş olmasındandır.Tam tedavi olunmamasından dolayı geri kalan şikayetlere kalıntı şikayet yada semptomlar denilmektedir. Kalıntı yada tedaviye dirençli şikayetler aynı zamanda depresyonun tekrarlama riskini de arttırmaktadır. Ayrıca çok yoğun yaşanan ve kısmen geçen depresyonlarda yakın takiple altta yatan neden de araştırılmalıdır. Kısmen tedavi olan depresyonlarda ogmentasyon ( güçlendirme ) ile algoritmik olarak kullanılan ve psikiyatrist doktorun bilgi-tecrübesi ile bağlantılı bazı psikiyatri ilaç ve tedavi kombinasyonları faydalı olmaktadır.

HOCAM MRB SOYLİYECEKLERİM BİRAZ SİZE GARİP GELECEK AMA BEN BUNLARİ YASADİM YASİYORUM HOCAM BUNDAN 1 YİL ONCE OCAK AYİNDA NE OLDUYSA BANA BİLMİYORUM BİRDEN KAFAM ELLERİM HER YERİM KUCULDU İNSANLARİN GOZLERİNİ BOZUK GORMEYE BASLADİM PSİKİYATİYE GİTTİM RİSPERDAL PANAX VS Bİ SURU İLAC KULLANDİM AMA Bİ ETKİSİNİ GORMEDİM BİLDİGİM HER SEYİ UNUTMUSUM SANKİ KİMSEYLE ESKİSİ GİBİ RAHAT KONUSAMİYORUM İNSANLARDAN KORKUYORUM PSİKOLOJİM COK BOZUK KİMYAM BOZULMUS DURUMDA CENEM KUCULDUGU İCİN AGZİMİ HAREKET ETTİRMEKTW ZORLANİYORUM ARTİK DİSLERİM AGRİYOR AKLİMA HİC BİSEY GELMEDİGİ İCİN BİRİNİ GORDUGUMDE HE HE DİYİP GECİSTİRİYORUM KACİYORUM İNSANLARDAN DUZELİR DİYE BEKLEDİM AMA ESKİ AKLİM YERİNE GELMİYOR KONUSTUGUMDA 100 KİSİYİ SUSTURAN BEN ARRİK KENDİMİ TANİYAMİYORUM B DENGESİZLİKİİ Bİ KAFA KARİSİKLİGİ Bİ SERSEMLİK İNSANLAR BENDEN KACİYOR ARTİK HEP MADDİ STRESTEN KAYNAKLANDİ BU. KESTİREMİYORUM KARARLİ Bİ BİCİMDE KONUSAMİYORUM NASİL KONUSULUR UNUTMUSUM SANKİ COK KOTUYUM İNSANLARİ ANALİZ EDEMİYORUM GULEMİYORUM DİYORUMYA KİMYAM BOZULMUS BEN BUNU HAK ETMİYORUM KAPKARANLİK Bİ HAYATİM OLDU YARDİM EDİN LUTFEN İNTİHAR EDECEM YOKSA İNSANLARLA TEK KELİME EDEMİYORUM SNKİ ESKİ BEN GİTMİS SALAK APTAL BİRİ OLMUSUM NORMAL DEGİLİM TEDAVİSİ VARMİ İLAC DİSİNDA?

armağan34 Tarafından Soruldu | 2016.12.24

Merhaba, Psikiyatri bireylerin ruhsal sorunlarını ve bunların çevreden veya bedensel kaynaklarını iyi bir değerlendirme ile incelediği zaman sıkıntıların doğru tanısını ve böylece tedavisini gerçekleştirir. Sebebi farklı olsa bile psikiyatrik bozukluklar bireyde ruhsal bir çok değişimler oluşturabilir. Örneğin algı bozuklukları ve düşünce zayıflığı depresyondan akıl hastalıklarına kadar geniş bir psikiyatrik tanı yelpazesi içinde oluşabilir. Onun için bireyin yaşadığı psikiyatrik sorunları sadece şikayet olarak ele alıp kendi kendine ağır bir durumu olduğu kanısına kapılması her zaman gerçekçi olmaz ve bireyi daha da karamsarlığa itebilir. Önemli olan iyi bir psikiyatrist doktorun iyi değerlendirmeleri sonucu doğru tanı ve teşhisi koyup buna göre de tedavi ve terapi seçeneklerini başlatmasıdır. Bu oluşmadığı zaman birey tedavi olmadığı yada olamayacağı kanısına kapılıp daha da yoğun depresif şikayetler geliştirebilir. Depresyon arttıkça da şikayetler artar ve bir kısır döngüye girilmiş olur. Bu durum zamanla kişiyi köşeye sıkıştırabilir. Unutulmaması gereken iyi ve doğru bir psikiyatrik tedavi planı kısmen , büyük ölçüde veya tamamen ruhsal sorunlara çözüm üretir.

Merhaba hocam, Benim bir arkadaşım var ona yardımcı olmak adına sizden yardım istiyorum. Arkadaşımın 4 yıllık ilişkisi vardı ve 3 ay önce tamamen bitti. Ama ortada verilmiş bir söz vardı. Kızın babası vefat ediyor ve çocukta diyorki ilerde mezarına gidip helallik alacağız. Ve Çocuk her gece rüyasında kızın babasını görüyor ve kendini dış dünyaya soyutluyor. Kabus gördüğünü söylüyor sürekli, etrafında kimseyi istemiyor Vs. Ve şöyle bir durumda söz konusu helallik almak için adamın mezarına gidecek fakat mesafe söz konusu,hava şartları Vs. Sizce ne yapması gerekiyor? Ben birazda psikolojik olduğunu düşünüyorum bu durumun bu yüzden size danışmak istedim. Teşekkürler,,

Ceyda230 Tarafından Soruldu | 2016.12.25

Merhaba, Bireylerin yaşadıkları sorunlar ve inançlarla ilgili hususlar ( yani bir kişinin normal psikolojisi ) psikiyatrinin konusu değildir. Her birey kendi yaşam bakışı , düşüncesi ve inançları açısından özgür iradeye sahiptir ve kendi kendine karar vermelidir veya kararsız kalmayı da tercih edebilir. Ancak bireyin bir olaya . verdiği tepki doğalın çok ötesinde , kendi yaşamını bozacak nitelikte ve etraftan da garipsenecek düzeyde ise o zaman bir psikopatolojiden yani ruhsal rahatsızlıktan şüphe edilmelidir. Örneğin bir ayrılıktan dolayı kişinin aylarca kötü hissetmesi doğal iken işten güçten ayrılıp , eve kapanıp aylarca kimse ile görüşmemesi ise doğal sınırların dışındadır.

Hocam oyle diyorsunuzda devlet hastanesindeki psikiyaatr yapabilcegim hic bisey yok dedi eger siz biseyler yapabilwcekseniz tedavi icin randevu verin yeterki duzeleyim bi fayda goreyim haci hocalarin yanina gitmek istemiyorun tib bu kadar caresiz olamaz ben size inaniyorum beni iyilestirebilirmisiniz tedavi edermisiniz bi fayadasini gorurmyum ilac haricinde cok caresizim lutfen ?

armağan34 Tarafından Soruldu | 2016.12.26

Merhaba, İyi ve doğruya yakın bir psikiyatrik tedavi ilgili, bilgili ve içtenlikle hastasıyla ilgilenen iyi bir psikiyatrist tarafından sağlanabilir. Gelişmiş sağlık sistemi olan ülkelerde bir psikiyatrist kendi tedavi etme kapasitesi dışında olan hastaları çalıştığı bölgenin daha tecrübeli ve bilgili tedavi merkezlerine yada doktorlarına yönlendirir. Ancak bu durum hastayı baştan savma olarak uygulanmamalıdır. Yani psikiyatrist doktor , hastası ile ilgili göndereceği doktor ile görüşüp bilgi verip ve alıp ona göre yönlendirmelidir. Hastasına şuraya git dememelidir. Ülkemizde maalesef gelişmemiş olan bu sistem dolayısı ile tedavi edilemeyen hastalar kendi kendilerine doktor arayışına girmektedirler. Daha çok tedavisi zor ve dirençli hastalarda bu durum oluşmaktadır. Böyle durumlarda yapılacak olan hastanın kendi yerleşim merkezine en yakın olan ve kendi psikiyatrik tanısı ile ilgili ve daha tecrübeli iyi bir psikiyatristten ikinci bir görüş alması ve ona göre tedavi sürecini yönlendirmesidir.

Merhaba hocam 21 yaşındayı 4 yıllık bi ilişkim var erkek arkadaşım benimle evlenmek istiyor babana söyle gelelim isteyelim diyorlar ama ben babama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum biraz sert tepki vereceğinden korkuyorum aile yapısı da çok fazla uyuşmuyor nasıl söylenir ki yardımcı olur musunuz ??

Ayça1212 Tarafından Soruldu | 2017.01.03

Merhaba, Aileler kendi sosyal ve kültürel yapılarına uygun damat yada gelin adaylarını tercih ederler. Burada ana nokta onların kendi yaşam tarzlarının çocukları içinde iyi olacağını düşünmeleridir. Bunun aksi durumlarında aileleri ikna etmek zaman alan bazen de zahmetli zor bir süreçtir. Ailenin ilişki ile ilgili bir bilgisi yoksa aniden istemeye gelmek geri dönüşü olmayan büyük sıkıntılar yaratır. Onun için özellikle ebeveynlere yakın olan ve bireyin evliliğine destek biri yada birilerinin yardımı gerekebilir. Ailenin baştan hayır demesi ille de hayır anlamına gelmeyebilir. Ancak ailede bu evliliğe destek verecek kimse yok hatta herkes karşı ise evlilik olsa bile sıkıntıları ile desteksiz ve riskli bir evlilik olacaktır.

Mrb yaşım 15 1 sene önce tecavüze maruz kaldım fakat adli tıpta zarimin esnek olduğu ve ilişkide zarar görmediği tespit edildi o günden beri gün içerisinde veya yatağa yattigimda orgazm olma isteğim oluyor vajinamda tarif edemediğim bir hassasiyet var orgazm olmak istiyorum mastürbasyon yapmiyorum ama bu hep var bi turlu geçmedi lütfen yardim edin şimdiden tesekkurler

busegul14 Tarafından Soruldu | 2017.01.03

Merhaba, Eğer cinsel problemler kişiyi rahatsız edecek düzeyde ise tedavi edilmesi gerekir. Örneğin orgazm olamama da bir cinsel işlev bozukluğudur veya tedirgin edecek düzeyde defalarca üst üste ardı sıra orgazm olma da bir cinsel işlev problemidir. Psikiyatride kullanılan bazı ilaçların yan etkisi bu tür cinsel problemlerde etkin olarak kullanılmaktadır. Ayrıca psikiyatride en çok cinsel yan etkisi tedavi edici etki olarak kullanılan bir ilaçtan türetilme ayrı bir ilaç da bu tür sorunların çözümüne yardımcı destektir.

Öncelikle böyle bir sayfa yaparak bizlere ışık olduğunuz için teşekkürlerimi borç bilirim. Degerli hocam kabus dolu günler yaşıyorum, sorunum eşim, 13 yıllık evliliğimiz var, malesef eşim uzun yıllar tedavi gördü yanlız hep bıraktı, şuan içinde bulunduğumuz durum tam çıkmaz durum, geçen günlerde eşim bana bir itirafta bulundu, gittiği komşullardan yada gittiğimiz yerlerdeki insanların cantalarını, ceplerini karıştırıyor, orda degerli degersiz ne buluyorsa alıyormuş, miktarın önemi yok diyor, bunları söylediğinde yıkıldım, dünyam başıma çöktü, birde kendisine lazım olsun olmasın gittiği yerlerden birşey getiriyor, bunu neden yapıyorsun yanlış olduğunu bilmiyormusun diye soruyorum, yanlış olduğunu biliyorum, pişmanlık duyuyorum elimde degil, yapmazsam delirecek gibi oluyorum diyor, birde eşim evde duramıyor, sabahları bu dürtü onu evden mutlaka çıkarıyormuş bir komşulara gidip birşey almasa rahat edemiyormuş, evde yemek yapmıyor, temizlik yapmıyor ben elimden geldiğince temizlik yemek yapıyorum. Hocam birde eşim paraya karşı bir zaafı var bir lira harcanmasına tahammül edemiyor kızılca kıyamet kopuyor, çok cimri bu cimrilik had safhada, birğün bunun böyle gitmeyecegini tedavi olması gerektiğini anlattım, tedavi için pskiyatriye başvurduk , 2 ay risperdal vs. türü ilaçlar kullandık bir tesiri olmadı oda baktıki yan etkileri çok fazla olunca bıraktı 8 ay oldu tedaviyi bırakalı, aşırı saçlarıyla oynuyor, çok mutusuzm , eve gelmek istemiyorum, seninle durmak istemiyorum, seni seviyorum ama boguluyorum diyor, biz severik evlendik ona inanılmaz bir sevgi ve merhamet duyuyorum, onun kurtulması için ne gerekirse yapmak istiyorum, eşim durmadan bana şu telkini yapıyor boşan benimle kurtar kendini, ben kötü şeyler yaptım benim bu dünyada yerim yok, boşan ve kurtar kendini diyor, ben ise evliliğin bir iyi gün hali olmadığını, bunun bir hastalık oldugunu aslında sen böyle degilsin elinde omyana bir dürtünün seni buna zorladığını anlatıyorum ona, vicdanen de boşanmayı asla ve asla düşünmüyorum, onu bu halde bırakmak hem insalığıma hemde ona olan sevgime ve inancıma ihanet olarak düşünüyorum, düşüne tekme vurulur tezini asla kabul etmiyorum. Hocam 28 Kasımda onu tekrar ikna ettim 40 gün önce tekrar yeni bir psikiyatıra götürdüm, orda tüm detayları anlattı, öncesinde ben dokjtordan özel randevu alıp bu durumları ona anlattım ondan sonra eşimle doktora gittik , eşimin anlattıkları karşısında hoca, anafranil sr 75 günde 3 defa, sitilizan 5mg, cedrina 25, zypekra verdim şimdi bunları kullanıyor, anafranil şuanda günlük doz 225 mg, diğerlerini sabah sitilizan, akşam yatarken cidrina ve zypekra yı gün aşırı dönümümlü alıyor, şu günlerde saçıyla oynamayı bıraktı, aşırı yemek yiyor, doymak bilmiyor, doyma hissi hissetmiyorum diyor, elimde değil diyor, HOCAM BENİM MERAK ETTİĞİM BU HASTALIĞI ATATABİLECEKMİYİZ, YANİ BENDE AŞIRI EKİLD ERAHATSIZ OLUORUM, AMA BELLİ ETMEMEYE GAYRET GÖSTERİYORUM ONA DURMADAN TELKİN DE BULUNUYORUM GEÇECEK 6 AY İÇİNDE İNŞALLAH DİYORUM, YAPMA BUNLARI EVDEN ÇIKMA EVİNDE OTUR, ÇOCUKLARINI VE AİLENİ DÜŞÜN DİYORUM, ODA BANA BİLİYORUM BUNLARI KENDİMDEN NEFRET EDİYORUM DİYOR, HERGÜNÜMÜZ BU KONULARI KONUŞARAK GEÇİYOR. BEN ONA ILIMLI DAVRANIYORUM, SADECE BENİM BİLMEDİĞİM AMA ÇEVREMİN BİLDİĞİ BİR KONU OLDUĞU , ÇEVREMDEKİ İNSALARIN BANA BUNU SÖYLEMEDİĞİ, EŞİMİN İTİRAFIYLA ÖGRENDİM. ÇIKMAZDAYIM. HOCAM GEÇECEK Mİ BU, BU İLAÇLAR NE ZAMAN ETKİ EDER. YANİ TAM ANLAMIYLA ETKİLERİNİ OLUMLU YÖNDE NE ZAMAN GÖRMEYE BAŞLARIZ. ZAMAN AYIRIP OKUYUP CEVAP VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. SAYGILARIMLA

mehmet 33 Tarafından Soruldu | 2017.01.04

Merhaba, Kişi yaptığı aşırma ve hırsızlıklardan rahatsız oluyor ve bunları bir çıkar amaçlı yapmıyor ise bu bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Yoksa kötü niyetli ve planlanarak özellikle maddi değeri yüksek şeyler çalmak engel olamıyorum dense bile sadece adi hırsızlıktır. Psikiyatrik nedene bağlı eskinin Kleptomani denilen hırsızlık türü , takıntı ile dürtü kontrol bozukluğu ögelerini içeren bir davranım ve kendini kontrol etme bozukluğudur. Sadece ilaçlarla ve uygun olmayan ilaçlarla yapılan tedavi olumsuz yan etkilerin yaşanmasına neden olup tedavi edici de olmaz. Bu tarz durumlarda iyi bir psikiyatrik değerlendirme sonrası yapılacak bir tedavi planı dürtü kontrol ögeleri içeren bir bağımlılık sorunu olan olan Kumar Bozukluğunda olduğu gibi mutlaka bu duruma ve kişiye özgün terapiyi de kapsamalıdır. Kleptomani ve kişiye özgün terapiyi içermeyen her tedavi planının başarısızlıkla sonuçlanma olasılığı çok yüksektir.

Herkes karşı bilenler ama onu yanlış tanıdıklarını düşünüyorum bide başka kızlarla konuşmuş benimle sevgili olduğu halde ama affettim bi daha aynı şeyleri yasatır mi yapar mı korkusu da var aldatır mi diye güvenemiyorm biraz o konuda güzellik ve çirkinlik görecesi var yakışmadığını söylüyorlar bu sene babana annene söyle artık dedi söylemezsem onu kaybedicem gibi bi taraftan böyle daha mı iyi olacak diye düşünüyorum ama bi taraftan ayrılmakta istemiyorum ne yapacağımı inan bilmiyorum hocam düşündükçe bunalıyorum yatarken kendi kendime konuşmaya başladım kuruyorum da kuruyorum bu yüzden uyku düzenim bile bozuldu

Ayça1212 Tarafından Soruldu | 2017.01.07

Merhaba, Bir ilişki ne kadar desteklenirse o kadar güçlü olur. Aksine kösteklenen ilişkiler her zaman zayıflar ve yıpranır. Baskı ve şart altında olursa olur yoksa ayrılırız düşüncesinin etkisi ile hızlı karar vermek zar atmaya benzer. Bir kişi ilişkisi ile ilgili ikilemler ve belirsizlik duygusu yaşıyorsa bu ilişkisinin ileride daha büyük sorunlar oluşturacağının ön göstergesi olabilmektedir. Sadece duyguya dayalı kararlar sorunlara kapı açar.

Merhaba hocam ben çocukluğumdan beri hiç ağlamadım aceba tıbbi olarak ağlamam mümkün mü?

Îhsanoğlu Tarafından Soruldu | 2017.01.08

Merhaba, Ağlama duygusal yoğunluğun bir parçasıdır ve göz yaşı bezlerinden gelen bir yaş ile oluşur. Kişi hiç bir şeye karşı duygu yaşamıyorsa ağlaması da mümkün olmayabilir. Bazı psikiyatrik rahatsızlıklar kişilerin karşılarındakinin duygusunu algılamada sorunlar yaratmaktadır. Böylece ağlayacak kadar duygusal yoğunluk yaşamazlar. Asperger ve Otistik Spektrum Bozuklukları bunlardan bazılarıdır. Ancak kişiye özgün olarak başka ruhsal durumlar da ( örneğin psikodinamik açıdan bazı aşırı kullanılan savunma mekanizmaları ) ağlayamama nedeni olabilir. Kişinin ağlayamama nedenine göre bu durum çözülebilir veya çözümsenemeyebilmektedir.

hocam soruma cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. hocam, anafranil sr 75 günde 3 defa, sitilizan 5mg, cedrina 25, zypekra bu ilaçlar kleptomaninin tedavisinde rolü nasıldır, ne zaman iyi etkilerini görmeye başlarız, yaklaşık 1,5 aydır kullanıyoruz. Teşşekürler hocam.

mehmet 33 Tarafından Soruldu | 2017.01.09

Merhaba, Bir psikiyatrik hasta yada danışanın tedavisi teşhisleri üzerinden inşa edilir. Teşhisler ve nedenleri ise iyi değerlendirme(ler) sonrasında belirlenir. Sadece belirgin görünen tanıyı hedef alarak yapılan tedavi önde görünmeyen başka psikiyatrik rahatsızlıkların gözden kaçmasına neden olabilir. Ayrıca birçok psikiyatrik rahatsızlıkta psikodinamik bir formülasyon yada tanı da fark edilmelidir. Sadece görünen şikayete yönelik sadece ilaç ve sinir sistemine uygulanan yöntemler üzerinden yapılan bir tedavi kısıtlı yada etkisi olmayan sonuç verebilecektir.

Hocam 12-13 yaşlarından beri obsesyonlardan muzdaribim. Lisedeyken ilaç kullandım ama uykudan kalkamadığım için bıraktım, sonra da zaten bir çözümü yok deyip kendimi iyice saldım. Takıntılarım el yıkama, simetri gibi konular üzerine değil, tamamen rezil olmaktan çekinmekle ilgili. Her anımı şunu yapmazsam insanlar beni yadırgar, bana güler, bana kızar diye düşünerek geçiriyorum; örneğin, girdiğim sınavda paragrafı çizersem çıkan kalem sesi birini rahatsız edecek, önümde biri yürürken yere bakmayıpta önüme bakarsam biri bana sapık diyecek gibi. Evde Ayzaymır hastası ananem 7-8 yıldır bana etmediği küfrü ve hakareti bırakmadı, onun söyledikleri de dışarıda peşimi bırakmıyorlar. Sözelden 460 puan yaptığım halde istediğim bölüme korkudan gidemedim. Bir de bunların dışında yürüyüşle ilgili sıkıntılarım var ki bunlar artık beynimin sağ tarafını kepçeyle kazarmışçasına ağrıya sebep oluyorlar, sürekli yürüyemediğimi düşünüyorum, boş yollardan gitmek için yolumu uzatıyorum, eğer biri karşıdan geliyorsa gözüm doluyor, yapmamalıyım dedikçe daha çok doluyor, daha çok başım ağrıyor. Bunun olmasının sebebi sadece yanlış yapma korkusu da değil, artık kafama takmasam da tipsiz biriyim ve 5 metreden tipe bak haha diye bağıran insanlar gördüm. Aynı zamanda esansiyel tremor hastasıyım. Şimdiye kadar kendime hep bir rol biçtim, hiç hayatın içinde olamadım. Beni seven birisi vardı, ama ben rolümü bırakamadım . Onun hayatını da mahvedemem dedim. Hocam şunu sormak istiyorum, şu şiiri gerçekten çok severim; Geyikli Gece. Benim için böyle bir gece mümkün mü? Pesimist biriyim, bunca süre bu kısır döngünün içinde bulunduğum için ilaçların ya da bilişsel tedavinin sonuç vermeyeceğini düşünüyorum, tabir-i caizse bir açılmamış kutuda ölüm için vakit dolduruyorum.

yusuf26 Tarafından Soruldu | 2017.01.13

Merhaba, Ruhsal sorunlar ve hastalıklar bireyin yaşamını ciddi anlamda bozabilmektedir. Muzdarip oldukları bu rahatsızlıklardan dolayı toplumda ve yaşamda hak ettikleri yeri de bulamamaktadırlar. İşte bunun için psikiyatrik bozuklukların iyi tedavisi ve bu konuda sorun yaşayanlara destek çok önemlidir. Maalesef başlangıçta fark edilmeyen yada fark edildiğinde iyi bir destek ve tedavi alamayan bireylerin yaşamları harcanabilmektedir. Obsesyonlar çok farklı doğada olup başka psikiyatrik rahatsızlıklarla içi içe de görülebilmektedir. Bir psikiyatrik rahatsızlığı sadece kategorik olarak tanımlamak çok basit bir yaklaşımdır. Ayrıca bu basit tanımlamayı esas alarak mekanik bir tedavi yaklaşımına girmek ise yetersiz bir tedavi planıdır. Bir çok psikiyatrik bozukluklar başka ruhsal sorun ve çatışmalarla da iç içe görülmektedir. Ayrıca bireyin psikodinamik anlamda iç çatışmaları, sosyal koşulları , kalıtsal eğilimleri , güvensizlikleri ve yıllarca hastalıktan dolayı içe kapanmalarının verdiği sıkıntılar da tedavide göz önüne alınmalıdır. İyi bir psikiyatrist psikoterapötik iyi bir yaklaşımla her zaman hastasının daha iyi olmasını sağlar. Tedavi ve terapi planı hastanın kendine özgün tanı ve sorunlarına göre farklı olarak şekillendirilir. Tek bir tedavi yada terapi çeşidi değil kişiye uygun tedavi ve terapi şekli daha faydalıdır.

hocam lise 3. sınıf öğrencisiyim son 1 yıldır hiç birşey yapmaz oldum. Daha öncesinde böyle değildim,şu anda hiçbirşeye odaklanamıyorum, sürekli içimde bir karamsarlık,insanların hakkımda ne düşündüklerini düşünüyorum sürekli,kendi kendime konuşuyorum bu yüzden. Derslerimdede oldukça düşüşler yaşadım bu sebepten, hiçbirşeye umursamıyorum yani kıyamet kopsa umrumda olmucak öyle bi haldeyim.Beynim sürekli bişeyle meşgul bu son 4-5 ayda oldu bu olaylar artık kendime gelmek istiyorum ama yapamıyorum. İnsanların beni sürekli eleştirmesinden rahatsız oluyorum sanki hiç iyi bir tarafım yokmuş gibi. Bu durumdan kurtulup eski halime dönmek için ne yapabilirim?

hatake829 Tarafından Soruldu | 2017.01.14

Merhaba, Ergenlik dönemindeki hızlı sosyal ve biyolojik değişiklikler kişilerde ruhsal dalgalanma yada sorunlara neden olabilmektedir. Bunların hafif derecede olanları zamanla kendi kendine geçerken bazen de daha uzun süreli olabilmektedir. Gençlerde ergenlik krizi denilen durumların bazısı aslında ruhsal değişimlerle bağlantılıdır. Psikiyatrik rahatsızlıkların da ilk başlangıcı ergenlik döneminde olmaktadır. Özellikle erken dönem belirtileri ergenlik yaş aralığında iyi bir takip ile fark edilebilir. Psikiyatride en sık görülen rahatsızlıklardan biri olan Major Depresyon da bu dönemde tek başına veya yaşanan diğer durumlara ilaveten görülebilmektedir. Maalesef gençlere yönelik ruhsal destek hizmetlerinin eksikliğinden dolayı bir çok genç kalabalık ve hızlı hasta görülen psikiyatri ayaktan tedavi ünitelerine başvurduğunda sadece ilaç yazılarak yollanmakta ve iyi değerlendirilmedikleri zaman da tedaviden kopmaktadırlar. Okul çağında psikiyatrik ve ruhsal sorunların fark edilerek iyi ve bilgili ruh sağlığı profesyonelleri tarafından çocuk ve gençlerin destek alması bir çoğunun psikiyatrik sorunlardan kaynaklanan yaşamsal kayıplarını önleyecektir.

Merhaba, 20 li yaşlarımın başından beri zaman zaman tekrarlayan bir rüya görüyorum. Bebeğim doğuyor ve ben bir türlü onu emzirmeye fırsat bulamıyorum. Bebeğim çoktan ölmüştür açlıktan diye yaşadığım hüzün, endişe hep aynı. Şimdiye kadar hiç emzirdiğimi görmedim rüyamda. Bu rüyanın tekrarlanmasının sebebi ne olabilir. Yaklaşık 10 yıldır neyden kaygılanıyor olabilirim. Yeni evliyim.

Neslihan Yüksel Tarafından Soruldu | 2017.01.16

Merhaba, Rüyaların psikodinamik yorumları ancak kişinin dinamik terapi sürecinde anlattıkları ve yaşadıkları ile bağlantılı olarak düşünülebilir. Yoruma dayalı olduklarından sadece rüya içeriğini göz önüne alarak bir açıklama yapmak gerçeğe yakını tutturamaz. Daha iyi yorumlar için bireyin çocukluğu ve bugününün psikoanalitik olarak daha iyi anlaşılması gerekir. Bunların dışında beyin hücrelerinin belli bir bölgedeki düzensiz elektrofizyolojik dalga akımları da az da olsa sürekli benzer rüyaların görülmesine neden olabilir. Bunun için özellikle bir nöroloji uzmanına danışarak uyku EEG si önerilebilir.

sayın hocam benim sorunum bendeki sorunun ne olduğunun tam olarak anlayamamak psikoloğa gitmek istiyorum artık pahalı mahalı umrumda değil fakat yaşadığım yerde tek bir psikolog var ve herhangi bir psikoloğa gitmek istemiyorum gerçekten iyi bir psikoloğa gidip sorunun kaynağını bulmak istiyorum çünkü son çare olarak gideceğim için muhtemelen ne derse inanıcam şizofrensin dese bile. hocam benim üniversite öncesindeki hayatımdan dolayı tedavi edilmemiş bir depresyonum var yalnız bir öğrencilik geçirdim ve her şeyi fazla kafaya takan bi yapım var sanırım biraz depresifim özellikle lise ikinci sınıfta yaşadığım bi olaydan sonra çok içime kapanık ve sessiz biri oldum normalde sert bi mizacım olmasına rağmen insanlar tanıdıktan sonra severlerdi fakat şimdi iletişim problemi yaşıyorum geçen yıl bi olay daha yaşadım ve tamamen durgunlaştım yakın çevrem çok agresif olduğumu söylüyo insanlar artık tanıdıktan sonra bile çok sinirli olduğumu söylüyo evet sinirliyim ama her zaman değil genel olarak nötrüm yani. benim eskiden çok şakacı ve eğlenceli bi kişiliğim vardı fakat özellikle şu son iki yıldır aşırı durgunlaştım eski halime geri dönmek istiyorum sosyalleşemiyorum kiminle tanışırsam tanışiyim sevilmediğimi düşünüp duruyorum dış görünüşüm açısından kendime güvenim tam fakat insanların beni asla sevmediğini düşünüyüorum çok özgüvenim düşük. hala o eski benin içimde bi yerlerde olduğunu biliyorum ve rahatsızlığım ne ise tedavi olup yaşamıma normal bi birey gibi devam etmek istiyorum. ne önerirsiniz lütfen yardımcı olun.

çaresiz Tarafından Soruldu | 2017.01.17

Merhaba, Ruhsal olarak sağlıklı olan her birey yaşadıkları sonrasında ruhsal sağlığını kaybedebilir. Her bireyin ruhsal direnci kendi ruhsal yapısıyla ilgili olduğu kadar aynı zamanda yaşadığı olayın ruhsal şiddeti ile de bağlantılıdır. Travmatik olaylar ( örneğin Güneydoğu Sendromu ) yaşayanların bir bölümü geçici etkilenirken çok az bir bölümü ciddi anlamda psikiyatrik sorunlar geliştirebilmektedir. Kişinin çevreden aldığı destek , iyi ilişkileri , yaşam tatmini vs. de bireyin ruhsal direncini arttırabilmektedir. Ruhsal direnç yaşanan zorlukların altında çökünce bireyde psikiyatrik şikayet ve rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Kişinin kalıtsal bir psikiyatrik rahatsızlık eğilimi de varsa aslında olaylar bu altta yatan psikiyatrik hastalığın ortaya çıkışı için bahane olmaktadır. Her durumda yaşanan psikiyatrik sorunların çözümü için kişi ve etrafında yaşadıkları içeriğinde bir değerlendirme yapılarak , sorunun ortaya çıkmasına neden olan kırılgan alanlar düzeltilmelidir. Bu iyi bir terapi bilgisi de olan psikiyatrist doktorun iyi ve detaylı değerlendirmesi içeriğinde planlanır. Sadece şikayete yönelik tedavi yaklaşımları ana çekirdek neden(ler)i çözmeyeceği için sadece geçici ve kısmi bir rahatlama sağlayabilir.

Merhaba Hocam,oğlumun 3 yaşından beri hiperaktivite dehb artikülasyon bozukluğu dürtüsellik gibi adını bile diyemediğim tanılarla tedavisi sürüyor.ablyfly risperdal ikilisini değiştirdi doktorumuz concerta ve stretta ikilisine döndük.8 yaşında öğrenme güçlüğü yaşadık.ıq muz normalin üzerinde istanbuldaki doktorumuz bir yere yönlendirmişti orda ölçüm yapılmıştı.herşey güzel giderken durup dururken sebepsiz gülme başlıyor okulda arkadaşlarının elini yalıyormuş öğretmeni öperken yanağını yalamış okul soruyor noldu bu çocuğa diye .her seferinde başa dönmekten eşimle yıprandık hocam bizim bile psikolojimiz bozuldu artık izmirde istanbulda en ünlü doktorlara 3 4 yıl gittik ama nafile. çocuk deneme tahtasına döndü yüzme futbol robotik vs vs. benim yapamadığım legoyu resme bakıp 15 20 dakkada bitiriyor.matematik süper ama okuma tam tersi.bu çocuk ne zaman arkadaşları gibi olur hocam. Saygılarımla...

ayhanddd Tarafından Soruldu | 2017.01.17

Merhaba, Çocuklarda ruhsal sorunlar kendini davranım bozuklukları ile de gösterebilmektedir. Davranım bozukluğu da dikkati çektikçe ve ilgi aldıkça çocuğun bu davranımını arttırma eğilimi oluşabilmektedir. Ülkemizde maalesef erişkin psikiyatrisinde olduğu gibi hastane ve doktor dışı hastalara destek sistemleri çok zayıftır. Çocuk ve ergen psikiyatrisinde ise bu destek sistemlerinde daha büyük bir boşluk vardır. Böyle olunca aileler tek başlarına mücadele etmek zorunda kalmakta ve bu da çocuk için yıpratıcı olduğu kadar çiftlerin evliliklerini bile zorlamaktadır. Aslında okul çağında olan çocukların sorunlarına Milli Eğitim ve Sağlık beraberce koordineli olarak destek vermelidirler. Zor ve yaşadığı rahatsızlıklar dolayısı ile sorun yaşayan çocuklara çocuk psikiyatristi ile koordineli ve konusunu bilen destek profesyoneller yardım etmediği sürece yük aileye doğru kayacaktır. Ayrıca çocuğun beyin bölgelerinin gelişimi yada rölatif az gelişimi dolayısı ile belli yetileri çok iyi belli yetileri ise yaş grubunun gerisinde olabilir. Burada önemli olan çocuğun eksik alanlarının geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Her çocuk erişkinde olduğu gibi kendine özgündür. Önemli olan kendi gelişiminin aile desteği ile kendisine bağımsız bir hayat sürdürecek yere gelmesine yardımcı olmaktır.

Merhaba,benim çok sorunlu bir aile hayatım oldu. Annem çok otoriter birisiydi baskıcıydı ,babamda iletişim kurmayı hiç bilmeyen,yapısı gereği sinirli birisi.Ben sürekli aile kavgaları huzursuzluğu,kısıtlamaları içinde büyüdüm .Artık o kadar dayanılmaz bir hal aldı ki evlenip kurtulmak istedim.3 yıldır evliyim . annemi kaybettim .eşimden hiç ilgi sevgi göremedim .Annemi kaybetmeme rağmen ne eşim nede cevremden hiçbir kimse destek olmadı .Ağır süreçler geçirdim .eşim okadar tuhaf birisiki bir kere bile bana sarıldığını görmedim kendimi onun yanında sevgi dilenen bir kedi gibi hissediyorum. Başlagıcda kabullenemedim ama zaman gectikce kendime zarar verdiğimi anladım. Depresyone girdim ve aşırı yemeye başladım evden cıkmak istemedim.Canım hiçbirşey yapmak istemiyordu .Haliyle aşırı kilo aldım ve eşim beni beğenmemeye başladı bu seferde psikolojik şiddet gördüm. sürekli aşağılama hakaretler aynı evde iki yabancı gibiydik. doktor bey, psikiyatrlara daha önce gitmiştim ilaç verdiler olmadı .birdahada ilaç kullanmak istemedim. şuan içinde bulundugum durum cok cıkılmaz bir hal aldı .sosyal hayattan koptum, canım hiçbirşey yapmak istemiyor . başlangıcda boşanın diyebilirsiniz ama ekonomik bağımsızlıgım yok herhangi bir gelirim yok sigortam bile ödenmiyor .önerileriniz benim için çok önemli inşallah içinde bulunduğum bu kısır döngüden bir gün kurtulurum .saygılar

sunset Tarafından Soruldu | 2017.01.18

Merhaba, Sorunlu yaşamlar çok doğal ve neşeli bir insanın bile ruh halini bozup onu psikiyatrik rahatsızlığı olan bir birey haline getirebilmektedir. Olaylara ve yaşanan tıkanıklıklara bağlı gelişen psikiyatrik bozukluklarla biyolojik olarak oluşan psikiyatrik hastalıkların tedavi yaklaşımı farklı farklıdır. Ancak bugünün genel yaklaşımı sadece ilaç veya terapi diye sohbet olduğu için büyük bir grup birey sıkıntıları ile baş başa kalmaktadır. Sıkıntılar kişiyi çözümsüzlük girdabına çektikçe de birey daha da kötüleşmektedir. Böyle durumlarda en kötüsü içe kapanmaktır. Nasıl olursa olsun bireyin sosyalleştiği ve kendine değer verildiğini hissettiği ortamlarda ve aktivitelerde bulunması çıkış yollarından birisidir. Birey ancak özgüvenini topladıkça sorunlarla mücadele gücüne sahip olur. Bazı romanlar da bibliyoterapi dediğimiz terapi etkisi yaratabilmektedir. Kişiler bu çaresizlikler içinde onlara sahte ve mucizevi çözüm sunan akıntılara kapılmaktadır ve sonunda daha çok zarar görmektedir. Bunlardan uzak durmak da çok önemlidir. Kendilerini buldukları sosyal yada gönüllü ortamlarda bireyler her zaman daha çözümsel düşünme ve buna bağlı geleceğini belirleme sürecine girerler.

Hocam serigual haplar halisilasyon gosterirmi.istanbuldan yazıyorum yaniniza gelmeyi istiyorum.yuz yuze konuşmak istiyorum

yavuzz Tarafından Soruldu | 2017.01.18

Merhaba , İlaçlar doğal dozlar içinde halüsinasyon ( varsanı ) yapmazlar . Ancak bir çok ilaç tedavi edici dozun üst sınırının da çok üstünde zarar verici dozlarda deliryum dediğimiz ve bilincin de bozulmasına neden olan durumlarda halüsinasyona oluşturabilirler. Halüsinasyon ilaçlardan dolayı değil toksik dozda oluşan deliryumun bir parçası olarak ortaya çıkar. Halüsinasyonun en büyük nedeni beyni etkileyen psikiyatrik hastalıklardır. Halüsinojenik dediğimiz bazı uyuşturucular da direkt halüsinasyona neden olabilmektedir. Beyni etkileyen herhangi bir hastalık ve özellikle nörolojik hastalıklar da halüsinasyona neden olabilir.

İyi günler Armağan bey benim bir derdim vardı annem çok konuşuyor kıyaslıyor ve başımı ağrıtıyor kafayı yiyorum kavga edesim geliyor ben çok sinirki bir insanım

Fatih Cenk Tarafından Soruldu | 2017.01.19

Merhaba, Bir sorunun daha iyi anlaşılması için daha detaylı açıklanması gerekir. Hepimizin gerek yapısal gerekse etraftan öğrendiklerimizle şekillenen karakteri farklı farklıdır. Ruh halimizin iyiliğine bağlı olarak tavır ve tutumumuzda değişir. Örneğin ruhsal çökkünlük yaşayan birisi sürekli memnuniyetsiz, sıkıntılı, sinirli ve tahammülü az olabilir. Bir grup insanda kişilik yapısı ve geçmişte yaşadıklarının etkisi ile negatif, sinirlendirici, eleştirici , rahatsız edici olabilir. Bu bireyler sıkıntılarını çözmeye çalışmak yerine sorunlarını sürekli dışa aktarım yapıyorlarsa kendilerinden çok etrafındakileri de huzursuz edip ruhsal durumlarını bozabilirler. Ruhsal durumu bu etkilerle bozulan bireylerde bu durumlarını çözmezlerse aynı şekilde kendi ilişkilerine benzer şekildeki sıkıntıları aktarabilirler.

Merhaba ben 16 yaşındayım.Benim bazı sorunlarım var. Ve çevremde kimse bunlara saygı duymuyor. Mesela yanımda parmak çıtlatan biri olunca kendimi çok rahatsız hissediyorum sınavdaysama sınava odağımı kaybediyorum ailemden biri yapınca sanki kendimi öldürmek istiyomuş hissine kapılıyorum mesela sakz çiğneyenlerede aynı huylarım var ve bu beni cidden yoruyor bi ortama girerken bunları düşünerek gidiyorum ve ne kadar soylesemde cevremdeki kimse aldırış etmeden yanımda sürekli aynı hareketleri yapıyor sinirlendim zaman tırnak yerim bu huyumu yavaş yavaş bırakmaya başladım.birde odamın kapısı açıkken oturamam uyuyamam evde kimse olmasa bile o kapı kapanacak gibi takıntılar sizce napmalıyım özellikle şu parmak çıtlatma olayından ve sakız çiğnemee olayından nasıl kurtulabilirim. Yardımlarınızı içinde tesekkur ederim.

Eses Tarafından Soruldu | 2017.01.25

Merhaba , Bireyin takıntıları ( obsesyonlar ) kişinin yaşamını bozmaya başladığı zaman artık yardım alma zamanı gelmiştir. Takıntılar çok değişik tarzda olabilir . Örneğin apartmanda yukarı kattan gelen normalde diğerlerinin duymadığı bir hafifi gürültü bile çok rahatsız edici obsesyon haline gelebilmektedir. Nevrotik veya Anksiyöz yapılarda da özellikle bazı takıntılar ve sorunlar kendini gösterebilir. Ergenlik döneminde sıkıntı yaşanan konularla ilgili öncelikle danışmanlık veya terapi ( her psikolog yada psikiyatrist terapist değildir ) desteği ile başlamak faydalıdır.

Merhaba İyi Geceler.Sürekli rüyadayken rüyada olduğumu biliyodum, sonra kontrol etmeye başladım kendimi. ilk başda sadece istediğim zaman rüyadan çıkıyodum. sonra rüyamda değişiklikler yaptım, geçmişe gidip anılarıma bakıyodm vs. sonra kabusa dönmeye başladı kontrol ediyorum ama hep kötü şeyler oluyor. araştırma da yaptım. LUCİD rüya fln diyolar. artık uyuyamıyorum, uyumaktan korkuyorum diyebilirim, bilinç altımın baskısı mı nedir bu, nasıl yardım alabilirim, psikologa gidip ne diyeceğimi bilmiyorum.

Şadiye Tarafından Soruldu | 2017.01.26

Merhaba, Her kişinin uykusunun yaklaşık % 20 si rüyadan oluşur ve uyanmaya yakın rüyalar hatırlanır diğerleri hatırlanmaz. Uyku bilincin kapanması değil dinlenme noktasına geçmesidir. Yani beyin faaliyetlerini devam ettirmektedir. Bu İstanbul'un gece 12 den önceki hayatı ile gece 12 den sonraki karmaşık gece hayatı gibidir. Ancak her kişinin uyku şekli parmak izi gibi farklı olduğu gibi rüya şekil ve dereceleri de farklıdır. Bazı bireylerde rüyada kısmen uyanıp sonra yeniden uykuya dalıp kaldığı yerden rüya devam edebilir. Bazen psikiyatrik rahatsızlıklar da beyin kimyası üzerindeki etkileri ile rüyaları değiştirebilirler. Çabuk rüyaya girme ve uzun süre rüya yaşamaya neden olabilmektedirler. Psikiyatri yada başka tıp dalı ilaçları da bu tarz durumlara neden olabilmektedir. Bazı psikiyatri ilaçları da rüyaları baskılayabilirler. Polisomnografide REM dönemlerinin incelenmesi de çözülmesi zor durumlarda yardımcı olmaktadır.

Hocam 2 aydır anafranil 225mg günlük dozla tedaviye devam ediyoruz. Hocam sorunum eşimle alakalı, ne yapacagımı nasıl davranacağımı, bilemiyorum, çaresiz kaldım. Hocam Eşimde uzun zamandır (10 ) yıldır. evde yemek, temizlik vs.. hiçbirini yapmıyor, bu iki aydır tedaviye devam ediyoruz, ilaçlarını düzenli kullandırtıyorum, akşamlara tüm gün konuşuyoruz beni dinliyor, anlıyorum diyor, ama gel gelelim söz veriyor sözün de durmuyor, ben ona diyorum ki bir adım atalım inşallah bitecek diyorum, evde yapamadığını gittiği yerlerde yapıyor, gittiği evi temizliyor, düzeltiyor, yemekleri yapıyor vs.. ama konu kendi yaşam alanı olunca hiç birini yapmıyor, üstüne üstelik yapması için yardım etmeye çalıştıgımda kavga çıkıyor, Armagan hocam, yaklaşık 4 gündür sabahları kalkıp kahvaltıyı beraber hazırlayıp yiyelim diyorum, olmaz yapamam diyor, ben sadece onun mutlu ve huzurlu olmasını istediğimi binlerce kez söylememe ragmen her defasında yok diyor, Hocam sabah 8 de evden çıkıyor, yagmur. çamur. kış kıyamet onun için sorun degil, komşulara gidiyor, ne yapsamda engelleyemiyorum, engellesem kızılca kıyameti koparıyor, bende çocuklarım üzülmesin diye fazla üzerine gitmemeye gayret gösteriyorum ama ne yapacagımı şaşırdım, bunun üstesinden nasıl gelebilirim, onu ikna etmek için ne yapabilirim, bana yardımcı olun lütfen, bana her akşam söz sabah kalkıp kahvaltıyı yapcam bugünü evde geçirecem diyor ama sabah başka biri oluor verdiğin söz ne oldu diyorum , sen benim verdiğim söze ne inanıyorsun, ben yalan söyledim diyor, çok çaresiz durumdayım. ne yapabilirim, bu ilaç dogru bir ilaçmı hocam, bende mi kusur var bilemedim. elimden birşey gelmemesi beni kahrediyor.

mehmet 33 Tarafından Soruldu | 2017.01.27

Merhaba, psikiyatride sorunları daha çok hastalıktan kaynaklanan veya daha çok kişi ve çevresinden kaynaklanan diye kabaca iki parçada düşünmek gerekir. Genelde de her iki parçada iç içe yaşanır ama her zaman biri diğerinden çok daha fazla ağırlıklıdır. Kişilerin kendi karakterinden kaynaklanan ve değiştirmek istemedikleri sorunların değişmesi imkansız gibidir. Ancak çevrenin değişimi ile değişmeleri kısmen mümkün olabilir. Her tedavi ve terapide ana başlangıç noktası kişinin sorunlarını aşma isteğidir. Bir grup birey ise kişilik sorun yada psikiyatrik bozukluklarını yaşam tarzı haline getirip " hasta rolü davranımı " na girebilir. Eğer bu rol onlara gerek duygusal gerekse pratik anlamda fayda getiriyorsa bu davranımlarını sürdürürler. Bu durumda hem kişi hem de çevresi tıkanmış olur. Bir bireyin söylediğinden çok eylemi onun ne yönde karar verdiğinin göstergesidir. Psikiyatride ilaçlar kişinin psikiyatrik şikayet ve bozukluklarına faydalı olur , bireyin kişiliğini değiştirmez.

Iyi günler Armağan Bey 3 yıllık ilişkim var ve bir kaç defa arkadaşımdan şiddet gördüm ve her defasında ani şekilde ağlamaya başlıyorum ama gözyaşlarım akmadan iç çekiyorum çenem kilitleniyor sonra kasılmalarım başlıyor o şekilde nefes almaya çalışıyorum bacaklarım titriyor ve en sonunda baygınlık geçiriyorum elim kolum tutmuyor gözlerim kapanıyor ve etraftaki sesleri duysamda kendimi durduramıyorum tepki veremiyorum yarım saat 45 dakika kendime gelemiyorum. Diş hekimine gittiğimde ise geceleri dişlerimi sıktığımı söylüyor ve dişplağı verdi ve bir kaç günr oda yırtıldı ve bunun üzerine hekimim bir psikiyatri bölümüne gidip kas gevşetici almam gerektiğini söyledi sizce ne yapabilirim bu olanlar her defasında dahada şiddetleniyor sizce önemli mi bir psikiyatri polikiniğine gitmem gerek mi?

Cey35 Tarafından Soruldu | 2017.01.27

Merhaba Kişiler çözemedikleri , tıkandıkları ve kendilerini anlatamadıkları durumlarda sıkıntılarını içten içe kendi kendilerine yaşamaya başlarlar. Özellikle bir taraftan ayrılmak istememe diğer taraftan sürdürememe gibi ikilemler içinde boğuşan ve kararsızlıkların sıkıntıları ile tıkanan bireylerde , ruhsal sıkıntılar bedensel şikayetlere dönebilmektedir. Konversiyon Bozukluğu ( Fonksiyonel Nörolojik Semptom Bozukluğu ) dediğimiz bu psikiyatrik durum ancak iç çatışmalar ve sorunların düzene girmesi ve kişinin kendi içi sıkıntılarını ifade edebilmesi ile geçebilmektedir. Birey terapi yada danışmanlık sürecinde kendi yüzleşmekten korktuğu kararlar ile yüzleşir ve iç çatışmalarına bir çözüm getirse Konversiyon da azalmakta veya ortadan kalkmaktadır.

Merhaba Hocam : Ben 10 yıldan beri elimde olmadan bir yerlerden birşeyler alıyorum.Adli serviste yattım rapor için.Doktorlardan hiç bir sonuç alamadım.Şimdi dişarıdan yine tedavi görüyorum.Şu anki doktorum bana kloptomani hastası olduğumu söylüyor.Paxera diye bir ilaç yazdı.Bu hastalık geçicimi hocam lütfen yardım edin hocam cevap bekliyorum SAYGILARIMLA...

fadime Tarafından Soruldu | 2017.01.27

Merhaba, Kleptomani bir içtepi ve davranım bozukluğudur. Tam karşılığı olmamasına rağmen içsel bir dürtme ile birey çalma isteği ile karşı karşıya kalır ve çaldıkça da bu davranımını arttırma eğilimine girer. Nedeni ise içsel çatışmaların getirdiği sıkıntılar ve bunun sonucu oluşan çalma ile heyecan ve haz elde etme davranımıdır. Her kişide içsel çatışmalar farklı nedenlerden kaynaklanır ve bunların çözülmesi ile çalma davranımı da azalır. Ancak bireyin başka psikiyatrik bozukluk ve davranım bozukluklarının olması ile çalma daha da engellenmesi zor hale gelebilir. Kişi terapisi sürecinde kendine engel olma çabası içinde değilse yaptığı eylemlerden sorumlu tutulabilir.

Merhaba hocam.Ben 39 yaşındayım.Ev hanımıyım.Elimde olmadan birşeyler alıyorum.Kendime hakim olamıyorum.Şu anda tedavi görüyorum.Kesin bir sonuç bana söylemiyorlar.Çaldığım şeyler ıvır-zıvır şeylerdi.Bunun bir çaresi varsa bana acil yardım edin hocam SAYGILARLA.....

fadime Tarafından Soruldu | 2017.01.27

Merhaba, Kleptomani ruhsal sıkıntılardan kaynaklanan bir çalma biçimidir. Kişiye haz veya rahatlama verebilir. İç çatışmalardan kaynaklanan sıkıntılarını rahatlatabilir. Sonuçta çok aç bir insanın güzel bir restorandan çok lezzetli bir yemek çalması gibi başkasına ait aslında ruhsal olarak önemi olan ve sahiplenilmek istenen bir şeyi çalmak da rahatlatıcı olur. Konuyu bilen iyi bir psikiyatrist terapistin kişiye özgün terapisi ile sorun çözülebilir. Sadece yaşanan ve görünen şikayete değil kişinin derinlikli sorun ve bozukluklarına inip onların anlaşılıp çözülmesi için uygun olan psikoterapini uygulanması ile sonuç alınabilir. Sohbet tarzında , sadece kişiyi dinleyip yol gösterme ve akıl verme bir terapi değil danışmanlıktır.

Öncelikle hayırlı akşamlar hocam. Ben annem için bir soru sormak istiyorum.Annem son 6 senedir çok kötü kafasında olmadık şeyleri kurguluyor birçok psikatri bölümüne götürdük fakat hiçbir değişme yok kurguladığı şeyler çok akla ve mantığa aykırı şeyler örneğin beli ağrıdığını söylüyor fakat bunun birileri tarafından yapıldığını yani bir cihaz yoluyla birileri ona zarar verdiğini söylüyor yada başka bir şey daha biz diyelim ki bir yiyecek alıyoruz bu getirdiğimiz yiyeceği başkaları bize verdiğini ve ilaçlı olduğunu söylüyor bu gibi daha neler neler... Annemin bu durumuna artık hem dayanamıyorum hem de artık ne söyleyeceğimi bilemiyorum lütfen yardımcı olun nasıl davranmalıyız nasıl yaklaşmalıyım. Öyle birşey olmadığını ne kadar söylesem bile dinlemiyor sen bilmezsin diyip geçistiriyor ve bu durumda babama ablama da iftira atıyor daha neler neler lütfen yardımcı olunuz. Şimdiden teşekkür ederim.

Acil Tarafından Soruldu | 2017.01.29

Merhaba, Psikozlar çok genel olarak akıl ve mantığın bozulduğu psikiyatri hastalıklarına verilen isimdir. Psikozlar bir psikiyatrik hastalık olarak tek başına olabildikleri gibi beyini etkileyen fiziksel hastalıklar sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Özellikle 40 yaş üzeri ilk defa ortaya çıkan akıl hastalıklarında mutlaka detaylı bir bedensel hastalık tetkiki de yapılmalıdır. Yaşadıkları deneyimlere ve kendi yanlış düşüncelerine inandıklarından durumlarının normal olduğunu hatta kendilerinin değil etrafın anormal olduğunu düşünürler. Onun içinde tedaviye ikna edilmeleri zordur. Kendileri ve etrafları için tehlike oluşturmaya başladıklarında ve ayaktan tedaviyi kabul etmediklerinde yani tüm diğer tedavi seçenekleri tükendiği zaman mahkeme kararı ile hastaneye yatırılarak tedavileri gerekebilmektedir. Önemli olan hastaneden çıkıştan sonra da tedavinin sürdürülebilmesidir yoksa hasta hastalık, yatış, taburculuk, yeniden yatış döner kapı sistemi içinde kendisi ve yakınları için zor bir sürece girmektedir.

Merhabalar hocam ben 1ay sonra martın 7sinde burun estetik ameliyatı olacağım yalnız 5aydır dyloxia kullanıyorum.doktorumla ilk muayenemde bu ilacı kullandığımı söylemiştim oda bana iki gün önce ameliyattan bırakmam gerektiğini söyledi bende buna dayanarak söyle bi yol izledim evet ilacı bırakılan ama nasıl o iki günde içilmeden olmazdı bir an önce bişey yapmalıydım ve dyloxia 60mg ilacımın kapsülünü açtım her gün yorulmadan o içindeki parçacıkları günde 5 10 15-20-25 azaltarak düzenli bir şekilde azaltmaya başladım böylece 1ayı atlattım şimdi kaldı 1ay daha 20güne tanecikleri azaltmamda bitiyor hergün kapsülü açıp saymak azaltmak bana hiç zor gelmedi kafama koydum bundan kurtulacam Şimdi benim size sorum ameliyattan gerçekten 2gün önceden içilmemesi mi gerek Bide ilk defa buğün çekilme yaşadım söyle 1saat kadar dalan sonra midem gaz yaparak kendini topladı Kapsülü açarak izlediğim yol bana çok mantıklı geldi Ama şu 15günlük süre ve çekilme olasılığı beni çok korkutuyor

Bircan Tarafından Soruldu | 2017.02.02

Merhaba, Psikiyatride kullanılan bazı antidepresanlar (depresyon ilaçları) aniden kesildiğinde çekilme yada yoksunluk belirtileri gösterebilmektedir. Bu geçici bir durum olup bazen de ilacı kesen bireyde önemli sıkıntılara neden olabilmektedir. Bireysel bir etkiye bağlı olmakla beraber ilacın yapısı ve uzun süre kullanımı ile de bağlantılıdır. Her ne kadar kademeli olarak doz azaltma bir yöntem ise de uygulamalarımda başka bir yöntemle bireylerin bu sorunları fark etmeden yada sorun oluşturmayacak şikayetlerle atlatmalarını sağlamak da mümkündür. Genel anestezi gerektiren durumlarda anestezist ve cerrahlar doğal olarak ilaç etkileşimlerinden kaçınmak için ilaçların kesilmelerini istemektedirler. Zaten çekilme belirtileri de 1-2 günden sonra belirginleşmeye başladığından dolayı acil durumlarda mecburen aniden kesilip cerrahi sonrası mümkün olduğunca erken başlanılması sorunun yoğun yaşanmasını önler. Kapsül tarzında olan bazı ilaçların kapsül içi maddeleri göz üzerinde toksik etki yaratabileceğinden açılmamaları gerekir.

15 yıl süren sorunlu bir evliliğin ardından 6 yıl önce boşandım. Evliliğimin son bir yılında panik atak krizleri geçirmeye başladım. Anksiyete bozukluğu ve depresyon teşhisi koyuldu. Boşandıktan sonra 3 yıl boyunca efexor 150 mg kullandım ve psikoterapi gördüm. Bu süre içinde, sorunlarım oldukça azaldı. Ancak o dönemde şehir değiştirmek zorunda kaldım ve tedavime devam edemedim. Kendimi de iyi hissettiğim için, tekrar bir psikoloğa başvurma gereği de duymadım. Fakat şu son dönemlerde yaşadığım bazı sorunlar nedeniyle, yine o dönemlerdeki sıkıntılarım arada ortaya çıkıyor. Ayrıldıktan sonra, biri iki sene , diğeri bir yıl süren iki ilişkim oldu ama evlilikle sonuçlanmadı. Son birkaç yılda ise, tanışıp bir iki ay görüşmeden sonra biten kısa süreli ilişkilerim oldu. Sorun benden mi kaynaklanıyor bilmiyorum. Biriyle görüşmeye başladığımda, sürekli benimle ilgilenmesini istiyorum. Görüşemediğimde, aranmadığımda ya da mesaj almadığımda hemen paniğe kapılıp benden uzaklaştığını ya da başka birinin araya girdiğini düşünüyorum. Bu panikle karşı tarafa baskı yapıp sanırım bıktırıyorum. Olgun, aklı başında, mantıklı düşünen bir kadın olmama rağmen, bu konularda kendime engel olamıyorum ve her ilişkide süreç bu şekilde devam ediyor. O yüzdden de, bir iki ay sonunda bazen ben bitiriyorum bazen karşı taraf kendiliğinden çekiliyor. Son zamanlarda, kendimi çok değersiz, amaçsız, başarısız,, ve çok fazla yanlız hissediyorum. Hayatımın geri kalanı yalnız geçecek diye çok korkuyorum. Şu sıralar, üç ay önce görüşmeye başladığım, beni sevdiğine inandığım ve iyi anlaştığım biri vardı. Az önce bahsettiğim konulardan dolayı sık sık tartışsak da bir kaç gün içinde tekrar barışıyorduk. Ancak, son zamanlarda beni fazlasıyla ihmal ettiiği için, ben yine aynı tepkileri verip bir hafta önce kesin olarak bitirdiğimi söyledim. Haklı olduğumu düşünüyorum ama aslında iyi niyetli biri olduğuna da inanıyorum. Sorunları olduğunu tahmin ediyorum ama benimle paylaşmadığı için ona kızıyorum. Karmaşık duygular içindeyim. Bir ilişkiyi sürdürmeyi bile beceremediğimi düşünüp kendimi kötü hissediyorum. Bu kişi geri döner mi dönmez mi bilmiyorum. Kendimi çok yorgun ve umutsuz hissediyorum. Nerede hata yapıyorum ve nasıl düzeltebilirim. Yardımcı olusanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler saygılar

selin2606 Tarafından Soruldu | 2017.02.06

Merhaba, İki bireyin sorunları bir ilişkide harmanlanıp ilişkinin sorunları haline gelmektedir. Çiftten biri diğerinin sorunlarına yardımcı olacak yada dengeleyecek kapasitede ise ilişkide zaman içinde sorunlar kısmen çözülerek sürmektedir. Ancak bu durum duygusal açıdan birinin lehine diğerinin ise aleyhine olmaktadır. Günümüzde birine vermekten ve paylaşmaktan çok alma ve sahip olma kültürü maalesef yerleştiği için çiftler sorun çözümünü karşıdan beklemekte ancak alamamaktadır. Böyle olunca da sıkıntılar yeşermektedir. Ayrıca son yıllarda artan boşanma ve ayrılıklar dolayısı ile ikinci evlilik yada uzun süreli ilişki sayıları da artmaktadır. Ancak bireyler daha önceki ilişkilerinde yaşadıkları yıpranma , olumsuz deneyim ve güvensizlikleri yeni ilişkilerine taşıdıklarında da sorunlar oluşmaktadır. Bir ilişkinin kişide canlandırdığı iç çatışmaları çözmenin temeli bireyin gerçekçi beklentiler ve değerlendirmelerle çıkacağı kişiyi seçmesidir. Romantik hayaller, yalnızlık korkusu , ilgiye kapılma gibi tek ve sürükleyici seçim kriterleri yanıltıcı olabilir. Bir bireyin kendini tanıması karşısındakini tanıması için en gerekli donanımdır.

Merhaba hocam. 19 yaşındayım.çok uzun yıllardır ses duyuyorum bu sesler genellikle annemin sesi bana emir veriyor.yapacaksın geleceksin vs.gibi.bu sesleri duyarken meşgul olduğum işi daha hızlı yapıyor gibi görüyorum.Yıllar dedim belki 4 belki 5 yıldır var diyebilirim.fakat beni son bir yıldır ahatsiz etmeye başladı. takip ediliyormuşum gibi hissediyorum ve bu hep oluyor çok korkuyorum.bir psikiyatriste daniştim.bana okb dedi.annemin haberi var kabullenmiyor beni dini hocalara götürdü.bu sesler eskiden belki yilda bir olurdu.son bir yilda iki üç hafta da bire düştü.ne önerirsiniz ?

simaakcakayaa Tarafından Soruldu | 2017.02.07

Merhaba, Ses ile ses imajı birbirine yakın ve karışabilmektedir. Kişilerin gerçek ses kalitesinde olmayan ve genelde düşündükleri ile bağlantılı imajinatif ses duyma deneyimleri de olabilmektedir. Kişiler yaşadıkları sıkıntı ile bir kopma (dissosiyatif) dönemine girdiklerinde de ses duyabilirler. Ayrıca yapılan bazı çalışmalar psikiyatrik hastalığı olmayan bireylerde de halüsinasyon dediğimiz olmayan ses ve algıların yaşanabileceğini göstermektedir. Ancak psikiyatrik hastalığı olanlarda halüsinasyona ek başka bulguların bulunması da gerekir. Nadir de olsa bazı tür epilepsilerde (sara) ve beyni etkileyen fiziksel rahatsızlıklarda da bu tür deneyimler görülmektedir.

Merhaba Hocam ben 35 ündür antidepreSAN KULLANIYORUM cipralex 20 mg la başladım doktorum 33 gününde ilacımın dozunu 10 mg daha yükseltti mutsuzum hiç neşem yok ilac etkisini ne zaman gösterir iyi olakmıyım ya

kayaam Tarafından Soruldu | 2017.02.08

Merhaba, Psikiyatrik ilaçların etkileri doğru dozda haftalar içinde kendini göstermektedir. Ayrıca tanıya göre ilaca hastalığın yanıt verme oran ve süreleri de değişebilir. İlaveten genellemek gerekirse psikiyatride hastaların % 10'u tedaviye kolay ve beklenen yanıtı hemen vermeyebilir. Bu grubun tedavisi uzmanlık , deneyim ve bir tedavi algoritmasının kullanılmasını gerektirir. Ayrıca kişinin iç çatışma ve çevresinden kaynaklanan problemlerde sadece ilaçtan çözüm beklemek de yanlıştır. Bu sorunların da çözümlenmesi tedaviye yanıtı belirlemektedir.

İyi günler hocam, Ben insanların bana sürekli cinsel ilgi duyduklarını düşünüyorum, aklımdan hiç çıkmıyor. Her saniye cehennem ızdırabı çekiyorum. Özellikle stresli ve üzgün olduğum zamanlarda siddeti daha da artıyor. Bunun yanlış olduğunu biliyorum ama beynim kabul etmiyor sanki. 1.5 sene Abizol ve Citoles kullandım ama hiç fayda etmedi; aksine yan etkilrini fazlasıyla yaşadım. Ben de bıraktım. Sosyal ortamlardan uzak durmaya çalışıyorum çünkü her an aklıma bu düşünceler geliyor, insanlara hep şüpheyle bakıyorum bu da saçma sapan yüz ifadelerime sebep oluyor. Sürekli korku duygusu yaşıyorum. İnsanlar gülerken ben korku duyuyorum. Artık kadın erkek farkını da anlayamaz oldum. Bazen ben erkeklere ilgi mi duyuyorum diyorum. Bişey hissetmiyorum ama erkeklerde sakala bıyığa bakıyorum çok korku hissediyorum. Hocam bu hastalık nedir ve nasıl yapmalıyım da kurtulmalıyım? Yardımlarınız için çok teşekkür ederim

tacsizhasta Tarafından Soruldu | 2017.02.09

Merhaba, Herhangi bir ruhsal sıkıntı kendini öncelikle çok belirgin olmayan şikayetlerle gösterebilmektedir. Zaten her ne kadar ICD ve DSM sınıflama sistemleri tanı kriterlerini oluştursa bile , aslında bunların dışında bir çok özgün rahatsızlık tanımlaması da mevcuttur. Birde buna kişiye özgün şikayet kümeleri eklenince ortaya psikiyatrik tanıyı şekillendiren psikodinamik bir formülasyonda eklenir. Takıntı, algı bozukluğu ,kaygı gibi şikayetler zamanla daha net bir teşhise doğru şekillenebilir. Onun için kişiyi özenle takip edip şikayet gelişimlerini ve bireyin iç dinamiklerini izleyen iyi bir psikiyatrist , bulguların hangi psikiyatrik tanıya doğru ilerlediğini önceden görüp ona göre terapi ve tedavi planını oluşturabilir.

7 yıl kadar depresyon tarzı bişey yaşadım tedavi görmedim baş ağrılarım çok yoğundu insanlarla konuşmaktan korkuyodum dışarı tek başıma çıkmaktan falan korkuyodum sanki herkes bana bakıyomuş gibi geliyodu çok zor atlattım bunları şu an o tarz hiç bi şikayetim yok zor oldu ama atlattım.Ama tek sorunum kaldı hafızam çok kötü her şeyi unutuyorum aklımda hiç bir şey kalmıyor ders başarımı etkiliyor bu ne yapmam gerekir psikolojik olarak eski korkularım yok ama bu unutma sorunuyla başa çıkamıyorum yavaş yavaş düzeliyor gibi sadece ama tamamen iyi olur mu bilmiyorum ne yapmalıyım ilaç kullanmak doğru mu lustral diye bir ilaç kullandım kısa bir süre sanırım o yüzden oldu sankü beynim resetlenmiş gibi anılarımı falan pek hatırlamıyorum hatırlasam da yaşamamış gibiyim çok garip bir duygu yardımcı olursanız sevinirm iyileşmek istiyorum tamamen

beyaz melek Tarafından Soruldu | 2017.02.14

Merhaba, Yoğun depresyonlar ve ciddi psikiyatrik rahatsızlıklarda en önemli atlanılan konulardan birisi de bilişsel ( dikkat,konsantrasyon, hafıza vs. ) bozukluklarıdır. Özellikle genç ve yüksek bilişsel yetileri ile yaşamını kazanan bireylerdeki tedavilerimde zihinsel bozuklukların oluşmasına önlem almayı çok önemli bir konu olarak buluyorum. Bazen psikiyatrik bozuklukların tam iyileşmemesi, bazen psikiyatrik hastalıkların beyin üzerindeki biyokimyasal toksik etkileri, bazen de ilaçların yan etkileri yada zihinsel yetiler üzerindeki negatif yan etkileri bilişsel sorunların kökeninde olabilmektedir. Sorunun neden kaynaklandığına göre bir yaklaşım ancak faydalı olabilir veya ne derecede faydanın oluşabileceğini gösterir.

Hocam birde söyle anlatayım ben 23 yaşındayım çocukluğumdan beri 4 sene öncesine kadar hiç uzun uzun konuşamazdım hep konuşmalara kelime katardım sosyal ortamlardan endişe duyardım korkardım yakın olduklarımın yanında rahat olurdum ben böyleyim derdim hep kendime 4 sene öncesi ne olduysa bir gün sabahleyin mutlluktan ucuyorum uzun uzun konuşuyorum şakalaşıyorum kafam çalışıyor du ama 1 gun surdu sonra tekrar eski halime döndüm sonra dedimki bende bir problem var ara ara düzeldim fazla surmeden eskı halıme dondum sıkntımı çözmek için hocalara gittim düzelemedim psikoloğa gittim düzelemedim pskiyatrdiriste gitim bana selectra tranko buskas oferta verdi 3 ay kullandım etkısını gormedım duzelemedım bıraktım sonra babamın kanser hastalığı çıktı babamı 1.5 sene sonra kaybettik ne olduysa babamın vefatından sonra duzeldım 6 7 ay çok iyidim istediğim gibiydim mutluydum huzurluydum hayattan zevk alıyordum başarılıydım 4 ay önce de tekrar hastalığım nuksetti bu sefer dediğim gibi doktora gittim cipralex 20 mg nısperdal verdi siz sıkıntımla ılgılı ne dersiniz hocam testinizide yaptım pat testini sosyal fobi dıstımık depresyon çıkıyor

kayaam Tarafından Soruldu | 2017.02.14

Merhaba, Psikiyatride birçok rahatsızlık iç içe görülmektedir. Bir sıkıntı üzerine başka bir rahatsızlık eklenince daha farklı tablolar ortaya çıkabilmektedir. Örneğin sosyal fobisi olan bir birey eğer bipolar bozukluk manik yada hipomanik dönem geliştirirse o dönemde sosyal fobisi ortadan kalkabilir. Daha sonra bipolar bozukluğun depresif dönemine girdiğinde ise sosyal fobisi depresyonun olumsuz katkısı ile çok daha yoğun olarak yaşanır .Tüm bunları yanı sıra bireyin psikodinamik formülasyonu da tanıya yardımcı tanımlama katacaktır. Bazı psikiyatrik hastalıkların erken dönem belirtileri de başka bir psikiyatrik rahatsızlığın tedavi süreci içinde de değişimler gösterebilir. Onun için iyi düşünen bir psikiyatristin iyi takibi gereklidir.

merhaba, 2 yıldır bipolar teşhisi konularak öncesinde convulex daha sonrasında dekapin crono kullanıyorum. yaklaşık 2 senede 20 kiloya yakın kilo aldım ve bu durum psikolojimi bozmaya başladı. ilaçları bırakmayı istiyorum ne gibi durumlarla karşılaşabilirim .teşekkürler

superi Tarafından Soruldu | 2017.02.15

Merhaba, Bipolar yada eski adı ile Manik-Depresif Bozukluk uzun süre psikiyatrik ilaç kullanımını gerektiren bir durumdur. Özellikle ikinci tekrardan sonra hastalığın yeniden tekrarlama riski artmaktadır. Bundan dolayı da mizaç düzenleyici dediğimiz duygu durumun dengelenmesini sağlayan ilaçlar kullanılmaktadır. Bunların bazılarının kilo aldırma gibi istenmeyen etkileri de oluşmaktadır. Her tedavi kişiye göre ve hastalığın yanı sıra kişinin genel sağlık durumu gözetilerek de düzenlenmelidir. Bipolar bozuklukta mizaç düzenleyici olarak kullanılabilen bazı ilaçların aşırı kilo aldırıcı etkisi yoktur. Ayrıca ek bazı önlemler ile ilaçların kilo aldırma etkileri de baştan sınırlandırılabilmektedir. Bipolar bozuklukta uzun süre iyi bir psikiyatrist tarafından takip edilen hastanın doktorunun tavsiyesi olmadan ilaçlarını kesmesi hastalığın yeniden ortaya çıkmasına neden olur. Her tekrar da hastalığın biraz daha karmaşık bir yapı ve tedavi oluşturmasına neden olabilir.

Hocam ben 2 hafta önce bir halk otobusunde bir kızla tanıstım. Tanışmamız cok garip aslında şöyle oldu: Ben bu kızı bir kaç önce zaten begeniyordum ama tanışamadım utangacımdan. Sonra bu kız benim arkadaşın en yakın arkadaşıymış. Bende sosyal medyadan öğrendim bunu işte sonra ben bu kıza selam felan yazınca kız da selam yazdı tanışıyormuyuz felan dedi bende dedim ki: sen halk otobusundeki kız değilmisin kız da evet sen nerden biliyorsun dedi. Bende dedim aynı otobusteyiz aylarca :D sonra işte 2 hafta önce kızla otobuste sohpet etmeye başladık işte fakat kızla dogum günlerimiz arasında 1 gün felan varmış aramızda cok ortak yon var oldugunu öğrenince ben cok sevindim cok mutlu oldum yani. Suan aramız bayagı iyi. Fakat ben kızdan hoşlandım ask oldum yanı oyle diyim sabahtan sabaha görüyorum otobuste ben bu kızı. Ben bu kıza hafta sonu buluşsak desem hoşlandığımı anlayıp iletişimi keser mi? 1-2 ay sonra bu kızı zaten bir daha göremicem çünkü başka bir yere tanınacakmış ve bir kız yurdunda kalcakmış :( Napcam ben bana bir fikir ver HOCAM

mtsolu Tarafından Soruldu | 2017.02.20

Merhaba, Kişiler arası ilişkilerde özellikle ergenlik döneminden sonra duygusal yakınlık hissedilen karşı cinse karşı bir çekinme duygusu oluşması doğal bir durumdur. Kişiler arası ilişkilerdeki tecrübe yaşanarak elde edilir. Kişilerin birbirlerine verdiği tepkiler kendi iç dünyalarında o insanı koydukları yerle orantılıdır.

Merhaba hocam, aklımdaki düşüncüler beni çok korkutuyor. Şunu yapamazsın bunu yapamazsın. Bu tür şeyleri takmamamaya calısıyorum. Gecicek gecicek diyorum. Ama gecmiyor. Baska seyler düsünmeye calısıyorum o dusundugum seyleri bile olumsuz dusunduruyor. 1 senedir boyle takmamaya calısıyorum ama daha cok fazlalasıyor. Sabah kalktıgımda üzerimde büyük bir agırlık oluyor. Kafamdaki düsünce bu agırlık hep üzerinde olucak diye beni korkutuyor beni ciddi anlamda olumsuz bir sekilde etkiliyor. Beynimde bir an olumsuz seyler düsündürüp ciddi anlamda benim psikolojimi bozuyor. Herseyi kafama takmamı saglıyor. Düsünmemeye calısıyorum. olmuyor. Kendi kendime konusuyorum gecmiyor. Napıcağımı bilmiyorum. yardımcı olun hocam aklımdaki kuruntu benim ruhsal olarak ciddi anlamda etkiliyor. kendime guvencegimi tam anlamıyla kaybetmis durumdayım . aklımdaki kuruntular yüzünden hic birsey yapamıyorum. aklımdaki kuruntu beni ciddi anlamda cok korkutuyor. hic birsey yapmama izin vermiyor. huzurlu olmayı unuttum resmen aklımdaki kuruntumu desem hastalık mı desem bilmiyorum ama omur boyu kalcakmıs gibi hissediyorum. bu hissi bile hissetmek istemiyorum. beni olumsuz olarak cok etkliyor. Hocam napmam gerek bana yardımcı olurmusunuz.

Seda Sebilci Tarafından Soruldu | 2017.02.21

Merhaba, Hepimiz beynimizdeki faaliyet ve değişimlerin esiriyiz. Günümüzü iyi yapan yada düşüncelerimizi olumsuza da değiştiren beyindeki sinir hücreleri ve merkezlerinin çalışma şeklinin sonucudur. Ancak cilt nasıl dış ortamlardaki olumsuzluklardan etkileniyorsa beyinde aynı şekilde etkilenmektedir. Bazen de beynin kendi yapısal değişimleri kişinin elinde olmadan olumsuzluklar yaratabilmektedir. Psikiyatri ruhsal şikayetlerin artık doğal ve beklenilenin dışına çıkması durumunda bireyi değerlendirerek verdiği ilaçlarla ve tedavilerle bir anlamda beyindeki düzensizlikleri çözmeye yardımcı olan bir tıp dalıdır. İyi bir psikiyatrist tedavi planında ruhsal sıkıntılara ve bozukluklara terapi ve-veya ilaç ve benzeri yaklaşımlardan hangisinin yardımcı olacağını belirler ve danışanına önerir. Danışanların çoğu psikiyatriye başvurmadan önce kendi kendilerine yardımcı yöntemlerle sorunları aşmaya çalışmakta ve hafif yada ortanın altı derecede psikiyatrik şikayetleri olanların bir kısmı da kendi kendilerine ve çevrenin desteği ile bu durumdan çıkabilmektedirler . Günümüzde aslında ismi karmaşık kendisi basit yöntemlerle iyileşenlerin çoğu da aslında bu hafif derecede ruhsal şikayetleri olanlardır. Bireyin çevreden iyi bir destek alması ve ona yol gösterici samimi ilişkileri her zaman kişiyi iyi hissettiricidir. Günümüzde bu sosyal destek sistemleri zayıfladığı için yerini maalesef profesyoneller doldurmaktadır.

Hocam Merhaba ismim Kübra 22 yaşındayım 1.5 senedir yaygın anksiyete bozukluğu hastalığından muzdaribim. Sürekli endişe ve kaygı halindeyim. Maalesef ki her an kötü bir şey olacakmış hissi , felakete odaklanmak , dehşete kapılmak gibi duyguların önüne geçemiyorum. Kontrolsüz patlayacakmış gibi çarpan bir kalp , kaçıp giden uykular , gözlerden boşalan yaşlar ,devasa bir huzursuzluk.. Sürekli tehlikede olduğumu düşünüyorum ve hep diken üstünde oturuyormuşum gibi hissediyorum. Gerilimimi ve kaygılarımı kontrol edemiyorum.. Huzursuzca bir beklenti içine giriyorum. Hiç bir şey yapamaz oldum evden çıkamıyorum. Mecbur kaldığım durumlarda çıksam bile kesin dışarıda başıma kötü bir şeyin geleceğini düşünüyorum. Arabaya kesinlikle binemiyorum anında nefesim kesiliyor boğuluyorum. Göğsümün tam ortasına beton yığını dökülmüş gibi hissediyorum. Bunları neden yaşıyorum neden böyle hissediyorum bilmiyorum. Sebepsiz şeylerin çözümü de zor oluyor. Ölümü çok düşünür oldum ve aşırı bir şekilde ölüm korkusu başladı ya bana bir şey olursa diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Kendimi kötü bir hastalığa hazırlamıştım hep kendimde kötü bir şeyler bulmak için çabalıyordum resmen gitmediğim doktor yaptırmadığım tetkik kalmadı hastalık hastası olmuştum.. Sürekli tansiyon ölçmeler şeker ölçmeler başlamıştı. Aha bayılıyorum aha ölüyorum diye diye yerden yere atıyordum kendimi.(Tansiyon ve şeker hastası olmadığım halde). Doktorlar hiç bir şeyin yok psikolojik dediler bir psikiyatriye başvurmamı önerdiler. Psikiyatri doktoruna gidiyorum antidepresan da kullanıyorum ama ilacın yan etkileri beni daha kötü ediyor faydasını göremiyorum.. Son kullandığım cipralex ve transko buskas isimli ilaçlar karaciğer enzimlerimi bozmuştu ilacımı sürekli değiştirdiler ve psikiyatri doktorum sürekli zamana ihtiyacımın olduğunu ilaçlardan hemen fayda göremeyeceğimi söylüyor vucudumun alışması gerekiyormuş. 6 ayda bir yol kat edemedim neredeyse içmediğim antidepresan kalmadı ben daha ne kaç ilacı vucüduma alıştırmak mecburiyetinde bırakılacağım ne yapacağım bana yardım edin :( Aklımı kaybetmekten korkuyorum gerçekten çok pis yoruyor bu illlet. Bu hastalık benim hayatımı mahfetti başka bir kişiliğe soktu beni. Allah hepimizin yardımcısı olsun bunu sadece yaşayan bilir :( Lütfen mesajıma cevap verin..

Kubra52 Tarafından Soruldu | 2017.02.21

Merhaba, Yaygın Anksiyete veya Genelleşmiş Anksiyete Bozukluğu tedavisi olan bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Tedavide hastanın dikkat etmesi gereken iyi bir psikiyatrist doktoru ile beraber sabırla tedavi ve terapi sürecini sürdürmektir. Hasta yaşadığı sıkıntılar nedeniyle doktorunu zorlayıp sık sık ilaç değiştirmesine neden olarak aslında tedaviyi daha da zora sokabilir. Doğru ilaç yada ilaç kombinasyonları ve ilave terapi ile Genelleşmiş Anksiyete Bozukluğu oldukça iyi tedavi olan bir rahatsızlıktır. Genelleşmiş Anksiyete Bozukluğunda kaygı zaman zaman Panik Bozukluk seviyesine çıkarak kişiyi daha da köşeye sıkıştırır. Bazen de ek bazı psikiyatrik rahatsızlıklar hastalığın seyri esnasında ilave olmaktadır.

merhaba hocam.son 2 yıldır malesef edinmiş olduğum bir sorun var.Ve ilk defa burda dile getiriyorum.Şöyle açıklayım,karşı cinsten biriyle göz teması kuramıyorum.dinleme veya konuşma esnasında göz göze gelme anında başımı yere eğiyor ,gözlerimi kaçırıyor yada gözlerine kesintisiz bakabilmek için kendimi sıkıyorum.çünkü göz teması esnasında sanki onların mahrem bölgelerine bakıyormuşum gibi hissediyorum ,karşımdakinin böyle bişey düşünmesinden çok korkuyorum.bu yüzden bakamıyorum.kesinlikle cinsel bir arzu felan düşündüğümden DEĞİL.bu sorunun nasıl oluştuğunu açıklıycak olursam bir gün istemsizce bir öğretmenimin mahrem bölgesine gözüm kaymıştı dediğim gibi hiçbir kötü düşüncem felan yok farkında bile değildim.Sonra öğretmenimin çeketini felan düzenlediğini sanki benim öyle bi davranışta bulunmam nedeniyle rhatsız olduğunu görünce çok kötü oldum . Galiba o gün bugündür o sorunla karşılaşıcam korkusuyla karşı cinsle göz teması sırasında hep bu durumun yaşanmasından korkuyorum.bu yüzden onlarlala göz temasından çekiniyorum.Normalde derslerde aktif öğretmenler tarafından sevilen bi öğrenci tipiyken, şimdi öğretmenlerim benimle iletişim kurmak isteyince onlardan kaçıyorum.HOCAM LÜTFEN YARDIM EDİN BU TAKINTIDAN NASIL KURTULCAM.kimseyede açıklayamıyorum.ama şöyle bişey var bu takıntı aklımda olmadığı zamanlar oluyo hatta unuttuğum zamanlar diyim ozmn göz göze gelme korkusu olmuyo..Aklıma geldikçe bu durumum daha bi kötü hal alıyor .hatta kendi cinsimdekilerdede aynı sorunu yaşayacağımdan korkar hale geliyorum.ağladığım zamanlar oldu .rabbimden yadım istedim.sonuçta derdi veran dermanıda vermiştir diyerek sizden yardm istiyorum hocam ...karşı cinse böyle bi takıntı olmadan gönül rahatlığıyla iletişim kurmak istiyorum.yaşım 17.böyle bi site oluşturduğunuz için ALLAH razı olsun sizlerden.

Deniz42 Tarafından Soruldu | 2017.02.21

Merhaba, Takıntılar da yetiştirilme tarzımız ve inançlarımızın etkisi ile kendini daha değişik şekillerde gösterebilir. Örneğin çok pasaklı bir insanda temizlik takıntısı olmaz . Yani takıntı bizi önem verdiğimiz alanlarda yakalar. Kişilerin günah, ayıp, yanlış gibi inançları çok aşırı katı ise kişiyi kendini aşırı eleştirir veya suçlar hale getirip zorlayabilir. Bireyin kendini yok edecek derecede katı eleştirisini kaldırması ve kendinin de artısıyla eksisiyle bir insan olduğunu fark etmesi de sıkıntılarını hafifletmesi açısından önemlidir. Yoksa örneğin cinsellik gibi dürtüsel durumlarda kişinin kendi düşüncelerini baskı altına alıp yok etmeye çalışması daha çok sıkıntı ve kaygı artışına neden olacaktır

Benim bir arkadaşım var 6 yıldır tanışıyoruz ve ben ona 4 yıldır aşığım ona aşık olduğumu sonradan farkettim okullar ayrılınca farkına vardım sürekli görmek yanımda olmasını istiyodum falan. Her neyse ben bunu ona söylediğimde olmaz dedi sebep olarakta onun en yakın arkadaşıyla sevgili olmamı söyledi tabi biz bu süreçte hep konusuyoduk hala konusuyoruz ama bu çocuk dengesiz bazen çok samimi sevgiliymişiz gibi konuşuyo bazende mesajlarımı görüldü yapıp cvp verme gereksinimi bile duymuyo ondan sonra 2 ay konusmuyoruz sonra bir şekilde iletişim kurup yine konuşmaya başlıyoruz bir kere de sarhoş olup beni aradı bnde seninle olmak isterdim senin elini tutmak kokunu içime çekmek ama bi uçurumun kenarındayım bir tarafta sen bir tarafta arkadaşım dedi ve bana şarkı söyledi kafamı allak bullak ediyor şuanda konuşmuyoruz mesela ve eski sevgilisini unuttuğunu sôylemisti bana ama şuan twitterda unutamadığını aşk acısı içerikli şeyler paylaşıyor şimdi ben ne yapmalıyım anlayamıyorum hiçbir şeyi

meyvekokteyli10 Tarafından Soruldu | 2017.03.01

Merhaba, Kendi içinde duygusal konularda bile ne istediğini bilmeyen yada karar verme cesareti olmayan bir bireyle ilişki kumar oynamak gibidir. Bu tarz kişilerin duygusal olarak pusulaları sürekli değiştiğinden ilişkide bir yön bulmak da zor olmaktadır. Yoğun ve tek taraflı gayretlerle sürdürülen bu tarz ilişkiler yıllar içinde yıpranarak ayrılık yeniden beraberlik kısır döngüsü içinde sürmektedir. Çoğunluğu da duygusal sönme sonrası tükenme ile sonuçlanmaktadır.

3 seneyi aşan bir süredir Bakırköy Ruh ve Sinir hastanesine gidiyorum ilaçla tedavi sonuç vermiyor. Senin hastalığın çok dirençli dediler bana. bir seneyi aşkın süredir çalışamıyorum çok fazla sinirliyim. Tahammülüm yok hiçbir şey e. Madem Tedavi edemiyorlar neden hiçbir doktor tedaviyle düzelmeyen ,çalışmaya uygun değildir raporu vermeyi düşünmüyor ? illa Katliam yapmam mı lazım neden yardımcı olmaya çalışmıyor doktorlar ?

MindR Tarafından Soruldu | 2017.03.01

Merhaba, Psikiyatride diğer tıp dallarında olduğu gibi her psikiyatrik bozukluğun tedavisi aynı değildir. Doktorun tecrübe, bilgi ve tarafsız yaklaşımı ile bazı zor ve tedavi edilemeyen rahatsızlıklar aslında tedavi edilebilirken , bazı rahatsızlıklar ise tüm çabalara rağmen önemli ölçüde ama tamamen tedavi edilemeyebilmektedir. Örneğin psikiyatride aslında hastalık diye kabul edilmeyen bazı zor kişilik bozuklukları , bireyin kendinin terapiye katkısı ve yoğun terapi desteği de gerektirdiğinden uzun süreçte bile sorunlar oluşturmaktadır. Kişilik bozuklukları psikiyatrik hastalık değildir. Kişinin kendini de düzeltme için çaba ve geliştirmesi gereken bir durumdur. Birey kendini daha iyi ruhsal bir konuma getirmek yerine sorunlarının getirdiği kazanımlara yönelirse, sorunları çözülmek yerine daha da artmaktadır. Bu durum kendisi kadar ilişkilerini de zorlamaktadır. Kişilik bozuklukları Sağlık Kurulu Yönetmeliğine göre %15 ile % 30 arasında özürlülük oranı ile resmi olarak değerlendirilir. Yani özrü nedeniyle çalışamaz denecek bir oranın altında kalmaktadır.

Bipolar bozukluktan dolayı trileptal adlı epilepsi tedavisinde kullanılan bir ilaç verdi doktorum. Böyle bir ilacın bipolar tedavisinde yazılması neden? Aynı zamanda doktorum ilk görüşme olmasına rağmen disosiyatif(konversiyon)bozukluk teşhişi koydu. Tek bir görüşme ile böyle ciddi bir teşhis konabilir mı?

siyahkumsal Tarafından Soruldu | 2017.03.01

Merhaba, Psikiyatride tanı koyma ciddi ve süreç içinde sağlaması yapılması gereken bir durumdur. Yanlış yada eksik tanı tedavinin de yanlış ilerlemesine yol açabilir veya tedavi edilmesi gereken esas durumun atlanmasına da neden olur. Ancak her psikiyatrist doktorun ilk görüşmede hastası ile ilgili bir kanısı olur. Ancak bu düşünce ve teşhisin her zaman süreç içinde izlenerek sağlamlaştırılması da önemlidir. Bipolar bozuklukta mizaç düzenleyici dediğimiz ve bu hastalıkta ruhsal dalgalanmaları önlemeye çalışan çok değişik ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlardan bazıları aslında nörolojide epilepside de kullanılan ilaçlardır. Bipolar bozukluktaki tedavide kişinin hastalığına göre ilaç yada ilaç kombinasyonları kullanılması gerekir. Tek bir ilaçla yada tedavi yöntemi ile iyileşmenin sağlanması az olan bir durumdur.

Merhaba hocam 22 yaşında bir bayanım. Dışarıdan bakıldığında çok neşeli,çevremdeki insanları dinleyen sorunlarına çözüm bulan biriyim. Hayattan keyif alan bir kişiydim. Fakat artık öyle değilim. Benim sorunum CİNSELLİK. Aşırı cinsel istek durumum var ve bu vucudumda strese bağlı birçok hastalığa sebebiyet verdi.Aşırı istek durumu için doktora gittim ve hiperseksüalite olduğunu hormonlarıma da bakılması gerekni söyledi. Ailem çok katı bu konuda yani bunu kimseyle paylaşamadım.Yıllardır sürekli başım ağrıyor. Kimseye derdimi anlatamıyordum.Hayatımda olan bir kişiyle özel bir günümüzde hiç planlı olmayan bir şekilde kendimi kontrol edemedim ve sevişme boyutuna geldim ve bir süre sonra o kişiyle ayrıldım.Daha sonra bir karar aldım ve hayatıma biri girerse bu tarz cinselliğe müsaade etmeyeceğim dedim.Hayatımda birisi var şuanda onunla her şeyimiz aynı sevdiğimiz sevmediğimiz yani anlaşamadığımız bir konu dahi yok(tu). Ben onun gözünde mükemmel biriyim.Taki ben aynı hatalara düşmemek için geçmişte yaptığım bu durumu anlatana kadar onu anlattıktan sonra her şey çok değişti. Birbirimizi seviyoruz bundan içimde hiçbir şekilde kuşku yok o da bundan çok emin. Fakat o bu tarz şeyleri kabullenemiyor ve ne yapacağını bilmiyor.Ayrılmak fikri aklımızdan geçmedi değil ama bunu yapamayız istemiyoruz biz çözüm istiyoruz. Yani bana diyor ki sen hiçbir zaman 100 de 100 bana ait olmayacaksın bu tarz şeyler bu kadar basit olmamalıydı.Erkek gururu de başka bir şey de ama ben bunu nasıl atlatacağım bilmiyorum diyor.Senin şuanki halinden hiç şikayetim yok beni rahatsız eden geçmişin dedi. Seninle konuşurken,işteyken,spordayken,arkadaşlarının yanında,ailesinin yanında her an her yerde bu aklıma geliyor ve içimde kaygılar artıyor dedi. Sana baktığımda bunu düşünmek istemiyorum aklımın bununla dolmasını istemiyorum ÇÖZÜM İSTİYORUM dedi. Lütfen bir erkek böyle konularda nasıl davranmalı nasıl düşünmeli başa çıkmalı film fikir kitap ne önerilirse açık biz MUTLU olmak istiyoruz.LÜTFEN YARDIM EDİN ÇOK ÇARESİZİM. LÜTFEN GERÇEKTEN YOL GÖSTERİN ÇOK İHTİYACIM VAR.Teşekkür ederim hayırlı günler..

Mutsuz Tarafından Soruldu | 2017.03.04

Merhaba, Mahremiyet kişinin kendisini yeniden istediği gibi yaratmasına da yardımcı olur. İstenmeyen geçmişin bugünde yaşaması ise gelecek için bozucu olmaktadır. Bundan dolayı ülkemizdeki sosyokültürel yapıyı da göz önüne alarak , bireylerin kendilerine özel geçmişlerini çok detaylı olarak paylaşmaları sıkıntılara yol açabilmektedir. Kadın erkek ilişkilerinin son 10-20 yılda çok ciddi değişimler göstermesine rağmen halen bir çok erkek eline veya ruhuna başka erkek eli değmemiş kadınla evlenme duygusu içindedir. Halbuki bu durum çok da gerçekçi değildir. Kişilerin kendi özel geçmişlerini saklama değil ama kendilerine özel tutma ise bu sorunu aşmanın bir yoludur Aksi durumda özellikle paylaşılan kişiye çok özel geçmiş kişinin bir anlamda haksız yere sevdiği kişi tarafından damgalanmasına ve güvensiz bulunmasına yol açmaktadır. Bunun tam akside olmaktadır. Geçmişinde toplumsal olarak kabul edilemeyecek yaşantısı olup geçmişini gizleyip kendine özeli kapatıp karşısındaki erkeğe hayatındaki ilk ve tek kadın duygusu veren bireyler ilişkilerini bozmadan sürdürmektedirler.

hocam merhaba .uzun yıllardır tedavi oluyorum. ama bir sonuç elde edemedik.şu anda paxera 60 anafranil 150 ve dideral 40 mg.kullanıyorum. en son gittiğim doktor bana lustral 100 mg verdi ve paxerayı bırakmamı söyledi.yan etkileri nedeniyle devam etmedim .anksiyete bozukluğum için ne yapmalıyım.birde okb de var.ayrıca bu hastalıklar işimi ve sosyal hayatımı bozmuş durumda.emekli olabilirmiyim .neler yapabilirim emekli olmak için.5000 günüm var 1997 sgk girişim var.herhangibir raporum yok .ayrıca baş ağrısı -kas gerginliği-uyku bozukluğu -uyuşma ve karıncalanmalar var.ne yapmalıyım.

ferhat66 Tarafından Soruldu | 2017.03.05

Merhaba, İyi ve iyi takip edilen psikiyatrik tedavi her zaman daha iyi sonuçlar verir. Hastanelerde sürekli değişen doktorlar , hastaya çok kısa zaman ayırma , psikiyatrist doktorun sınırlı deneyimi ve hastayı birebir tanımaması da normalde daha iyi tedavi olabilecek hastaların tedavilerinin istenilen düzeyde gerçekleşmemesine neden olabilmektedir. Ayrıca bazı hastaların psikiyatrik rahatsızlıkları ortalama tedaviye göre dirençli olup , bu direnç göz önüne alınarak daha tecrübeli ve bilgili bir psikiyatrist doktor tarafından tedavi edilebilir. Yapılması gereken tüm seçeneklerin denendiği tedavi ile bireyin iş ve günlük yaşamında oluşan ciddi sorunların düzelmemesi derecesinde olan psikiyatrik rahatsızlıklarda SGK , bu hastalıktan dolayı emekli olmak için psikiyatrik hastalığın başlangıcının bireyin SGK’na kayıt olma tarihinden önce olmasını şart koşmaktadır. Yani hastalığın başlangıcı SGK kaydından önce ise sorunla karşılaşılmaktadır. SGK ayrıca 10 yıl süre ile sigortalı ve 1800 prim günü çalışmanın olmasını da talep etmektedir. Psikiyatride Zihinsel, Ruhsal ve Davranışsal Bozukluklardan emekli olabilmek için SGK ön koşulu , “Özürlü Sağlık Kurulu Raporu” nun sonuç bölümü kişinin özür oranı hanesinde özürlülük oranının %70 ve üzeri olmasıdır. Yani Özürlü Sağlık Kuruluna girip bu oranda ruhsal özürlü olduğunuza karar verilmesi gerekir. SGK tek bu raporu da yeterli bulmayıp yeni taleplerde de bulunacaktır. Ancak gerek anksiyete gerekse diğer tedavisi kısmen olabilecek rahatsızlıklarda bireyin emekli olma isteği eğer tedavi isteğinin önüne geçerse tedavi de zorlaşır. Bireyin iş ve günlük yaşamını sürdürecek düzeyde iyi olması bireyin emekli olmasına göre çok daha iyi bir sonuçtur. Psikiyatrik bozukluktan dolayı emekli olmasının hemen ardından tedaviyi bırakıp tamamen iyi olan bireylerin emekli olacak düzeyde psikiyatrik rahatsızlıklarının olduğu söylenemez.

Merhaba.. 22 yaşındayım. Üniversiteden bu sene mezun oldum. En büyük hayallerimden birisi öğretmen olmak. KPSS sınavına girdim ama henüz atanamadım bu sene tekrar hazırlanıyorum. 6 senelik bir ilişkim var. Erkek arkadaşım oturduğumuz il de çalışıyor. Sigortacılık yapıyor. Ailem öğretmen olmadan evlenemeyeceğimi düşünüyor ve söylüyorlar. Atanmadan evlenirsem bir daha öğretmen olamayacakmışım gibi düşünüyorlar. Bende aileme maddi konuda biraz destek olup ondan sonra evlenmek istiyorum. Ama erkek arkadaşım ciddi düşünüyor bu ilişkinin bir adının konulmasını istiyor. Eğer atanırsam şartlar gereği gittiğim yerde 6 sene kalma zorunluluğum var ve erkek arkadaşımın işi nedeniyle bir araya gelemeyebiliriz. Şuanda arada kalmış durumdayım ne yapacağımı bilmiyorum. Erkek arkadaşım oturduğu yerde öğretmenlik yapmamı istiyor. Ama aylık geliri düşük bir miktar. Hem aileme hemde erkek arkadaşıma yakın oluyorum ama aileme bunu anlatamıyorum ve sevdiğimdende vazgeçemiyorum. Aileme bunları söylemekte korkuyorum ve pişman olmaktan korkuyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Yardımcı olursanız çok mutlu olurum kolay gelsin..

Tugba729 Tarafından Soruldu | 2017.03.06

Merhaba, Yaşam bireyleri bazı konularda ikilemli bırakmaktadır. Böyle durumlarda verilen karar ise bir taraftan kazanım getirirken diğer taraftan ise kayıp oluşturmaktadır. Bu durumların her ikisini de aynı anda yapmak mümkün olmamaktadır. Genç yaşlarda bireyler duygu ve tutkuya göre karar verirken yaşları ilerlediğinde verdikleri kararların kendileri için tam istedikleri sonucu vermediğini düşünmektedirler. 30'lu yaşlara gelip evlenmede zorluk çeken bireyler ise daha genç yaşlarda karar verememenin sıkıntısı ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Her soruna çözüm kişiye özgündür ancak çok genç yaşlarda zorluklarla sahip olunan kazanımların duygu adına kişinin kendinden vazgeçmesi derecesinde bırakılmaması da önemlidir.

meraba , hocam para hastalıkları cimrilik le ilgili makalenizi okudum, yazdıklarınızın hepsi ama bir o kadarda fazlası eşimde mevcut, ne bir ekmek aldırıyor, nede çocuklara üst baş, nede evde su kullandırıyor, yani ne yapacagımı şaşırmış durumdayım, tedavi oluyor, anafranil 75sr, depakin 500, sitilizan, cedrina, kullanıyor, 3. ay bitti ama hala bir netice alamadık, çok cimri ama aşırı, arabamız var gidecegin yere bırakayım diyorum yok ya yürüyecek yada otobüse bedava binececk, inanın bu durumdan ve bu hayat şeklinden bıktım usandım hayat bana da zor gelmeye başladı, çocuklarım çok ufaklar onlar için katlanıyorum ama dayanılmaz acılar çekiyorum bu durumda olmaktan , maddi durumumuz yerinde orta halliyiz ama ne diye bunu yapıyor bilemiyoruz, hocam çok doktora gittik ama bu durumdan kurtulamıyoruz, şimdi ise gittigimiz doktoru ve ilaçları sorguluyorum. neden tedaviye cevap alamıyoruz diye. sizce hocam ne yapalım. bu hastalığın tedavisi veya bir ilacı var mı. bir erkek olarak bu durum çok agırıma gidiyor, yani toplumda küçük düşmekten başkalarının gözündeki halimi düşündükçe kahroluyorum. thocam bana bir yol gösterin hangi ilac yada doktor yada tedavi şekli önerirmisiniz. bu hastalık geçer mi. lütfen bu konuda yardım ediniz.

mehmet 33 Tarafından Soruldu | 2017.03.07

Merhaba, Özellikle 18.-19. yüzyıl romanlarına konu olan patolojik cimrilik günümüzde gözden kaçan bir psikiyatrik bozukluktur. Her ne kadar günümüzde göze çarpan aşırı harcama bozukluğu yada kompulsif alışveriş yapma olsa bile , takıntı derecesinde para harcamama veya kompulsif para harcamama da önemli bir sorundur. Tutumluluğun ötesinde anlamsız ve saçma derecede paranın harcanamadığı bir takıntıdır. Genelleme yapmak gerekirse benim deneyimim kaybetmeme , tutma , saklama , biriktirme , paradan güven alma ve parasız kalma korkularının bir karışımı olarak ortaya çıkmaktadır. Bazen kalıtsal olarak da yetiştiği ailede de benzer sorunlara sahip bireyler görmekteyim. Patolojik cimrilik sadece ilaçla tedavi olmaz . Bireyin sorun kökenine uygun terapi ile desteklenmelidir. Hedef başlangıçta bozukluğun tamamen geçmesi değil kabul edilebilir düzeyde tasarruf yapma düzeyine getirilmesidir.

Merhaba hocam tesekkurler insanlara yardiminiz icin.ben bipolarim sorum şu bipolar başka bir hastalığa dönüşürmü örneğin şizofreni gibi.aslı varsa şizoaffektif e dönüşebildiğini duydum teşekkür ederim

msssm Tarafından Soruldu | 2017.03.07

Merhaba, Psikiyatride tanı kriterleri yıllar içinde ortak paydada kararlaştırılmış kriterler üzerinden yapılır. Genel pratikte kullanılan tanı kriterleri aslında sade ve basitleştirilmiştir. Halbuki her tanıda daha derine indikçe çok farklı alt dallar ortaya çıkmaktadır. Onun için araştırmalara özgün hazırlanmış çok boyutlu tanı kriterleri DSM-5, ICD-10 ( ICD-11 bir iki yıl içinde yayınlanacak) deki yüzeyselliği aşmaya çalışmaktadır. Bununda yeterli olmadığı kanısındayım . Örneğin çok klasik Bipolar 1 hastaları yıllarca başka bir psikiyatrik bozukluğa ilerlemeden aynı şekilde sürmektedir. Halbuki Bipolar bozukluk tip 1 in çok ötesinde de alt dallara sahiptir ve bazıları hastalığın canlanma dönemlerinde şizofreni ile karışık olabilecek bulgular da gösterebilir. O zaman Şizoaffektif tanısına yaklaşırlar. Ancak genetik çalışmalar Şizoaffektifin bir nebze daha şizofreniye yakın olduğu yönünde ipuçları vermektedir. Özetlemek gerekirse her ne kadar bazı hastalıkların birbirine kök yakınlığı olduğu araştırılsa bile, Bipolar bozukluk şizofreniye ilerler diye bir sonuç yoktur. Ancak Bipoların bazı alt tipleri yada şizofreni spektrumu bozukluklarının bazılarının birbirine akrabalık bağı olabilir. Şizoaffektif bozukluk ise Şizofreniye yakın Bipolara ise uzak akrabadır.

hocam saygılar.8 yaşların da çok yakınım biri tarafından aile içinde uzun bir dönem ensest ilişkiye maruz kaldım.şu an 44 yaşındayım.karşı cinsle olan ilişkilerim de hep başarısızlıklar hep mutsuzluklar ve yanlış seçimler.özellikle yaşadığım 2 uzun süreli ilişkim de biri 3 yıl diğeri 2 yıl sürdü,ve hayatım da en çok iz bırakan 2 beraberliğimdi bu ilişkilerim.neden diye soracak olursanız içimdeki küçük kız çocuğunun ortaya çıkmasını sağladıkları içindi ,bu ilişkilerimden kopmam ayrılık sürecini atlatmam çok zor oldu benim için. çünkü onlara veda ederken sadece aşık olduğum adama değil babama da veda ediyordum.ve ben bu ilişkilerim de özellikle son ilişkimde çok kullanıldım .duygularım la oynandı psikolojik baskı vardı aldatma ihanet.duygusal olarak çok yıprandım.hocam size sormak isterim küçükken yaşadığım travmanın etkisimidir bu yanlış seçimlerim.cevap verirseniz memnun olurum teşekkürler ,saygılar.

filizgül Tarafından Soruldu | 2017.03.10

Merhaba, Her bireyin çocukluk deneyimleri bireyin ruhsal gelişimini belirlemektedir. İyi çocukluk deneyimleri ruhsal olarak daha güvenli bireyler yetiştirirken , kötü çocukluk deneyimleri ise kişinin ruhsal gelişimini bozmaktadır. Bu bozulmayı telafi eden sonraki yaşlardaki iyi deneyimler tedavi edici etki gösterirken , geçmişin tekrarı niteliğindeki erişkin yaştaki olumsuz deneyimler ise yeniden eski travmaya dönüş etkisi yaratmaktadır. Şok edici deneyimleri ile ruhsal yaralanma yaşayan bireyler farkında olmadan geçmiş çaresizliklerini ve yaralanmalarını tamir edecek ilişkilere daha yakın hissederler. Aslında her kişi geçmişteki ruhsal deneyim ve duygusal boşluklarını dolduracak ilişkiler arar. Ancak karşıdaki kişinin gerçekten bu boşlukları dolduracak kişi olup olmadığı ise zamanla anlaşılmaktadır. Buradaki önemli nokta , bu kişinin ruhsal yaralanmalara merhem olacak bir kişi olmadığı hatta zarar verici olduğu anlaşıldığında kopabilmektir. Kopamayan ruhsal yaralı bireyler bir anda kendilerini işkencecisine aşık mahkum konumunda bulup , geçmişin güvensizlik ve çaresizlikleri kuyusuna düşebilirler.

Merhaba Hocam, 8 ay önce doktorumun önerisi ile Cedrina 25 mg. ( akşam 1 adet ) ve Cymbalta 30 mg. ( sabah 1 adet ) kullanmaya başladım. İlçaları 2 ay kullandım doktorum yavaş yavaş ilacı kesebileceğimi söyledi ve ilacı kestik. şimdi yeniden eskiye göre kendimi daha kötü hissettiğim için aynı ilaçlara başladım. şuan kendimi çok iyi hissediyorum ancak aynı ilaçları kullanmakla hata mı ediyorum? Şimdiden teşekkür ederim.

zeynep.celep Tarafından Soruldu | 2017.03.23

Merhaba, Tedavide ilaç seçimi kişiye göre detaylı bir değerlendirme ile doğru seçilirse tedavi sonucu da daha iyi olur. Tedavide iyilik hali sadece yakın sürede değil uzun planda da bireyin iyilik halinin sürmesi yada kısmen sürmesi ile tanımlanır. İlaç seçimleri ise ilaç etkisi ile yan etkisi arasındaki optimal denge düşünülerek ve daha fazla tedavi etkinliği kayırılarak verilmelidir. Daha önce benzer ilaçlardan fayda gören bir bireyin yeniden aynı ilaçlara yanıt verme durumu psikiyatrik rahatsızlığın aynı şekilde tekrar edip etmemesi ile de ilgilidir. Psikiyatrik bozukluk eğer şekil ve görünüm değiştiriyor yada ilave psikiyatrik rahatsızlıklar ekleniyorsa aynı ilaç yada ilaçlar aynı sonucu yaratmayabilir. Onun için ilaç tedavisinin mutlaka iyi bir psikiyatrist doktor kontrolünde düzenlenmesi önemlidir.

Merhaba Hocam, Ben çocukluğumdan beri babamın sert yönetimiyle yetiştim. Sert derken despot değil ama kaba hareketleri bizi biraz korkuya sürükledi. daha sonra okul üniversite ve iş hayatım boyunca hep eğlenebileceğim ve gülebileceğim insanlarla dostluklar kurdum hala aynı samimiyette ilerliyor fakat başımdan bir nişanlık dönemi geçti ve çok seviyordum ailevi sebeplerden dolayı ayrılık yaşadık, çok üzüldüm ve toparlanmam 2 yılımı aldı. daha sonra ilişkimiz içerisinde yaptığı hataları öğrendim tekrar yıkıldım kabul edemedim hırçınlaşmaya ve düşmanlaşmaya başladım. Daha sonra kendime hiç olmadığı kadar bir özgüven geldi ve herkeste kusur bulup alaylı konuşmalar yaparak şımarık tavırlar sergilemeye başladım. ve bu durumu çok sonra farkettiğim için utanıyorum düşündükce. Şu an ise tek başıma bir hayat mücadelesi veriyorum maddi ve manevi olarak kendimi yalnız hissettiğim için kaygılarım başladı. Bu kaygılar takıntı seviyesine çıkıyor sanırım insanlardan uzaklaştım ve etrafımdaki herkesin arkamdan konustuğunu, beni normal bulmadıklarını düşünmeye başladım. Alkol aldığım zamanlar bu düşünce kafamdan hiç çıkmıyor ve daha çok inandırıyorum kendimi moralim bozuluyor. Böyle saçma bir şeye takılarak yaşamak çok bunaltıcı nasıl kurtulabilirim bu düşüncelerden, işimde başarılı ilerliyorum fakat iş arkadaşlarıma bu düşünceler yüzünden alınganlıklar yapar oldum. Aslında korkuyorum ciddi bir durum olmasından:) beni yönlendirebilirseniz sevinirim. Teşekkürler..

mltm66 Tarafından Soruldu | 2017.03.23

Merhaba, Hepimiz bir biyolojik yapı ve karakterle doğuyoruz. Ancak etrafımızda yaşananların etkisi ile de şekilleniyoruz. Onun için çok iyi ve sağlıklı aile içinde yetişen bireylerin hayata bakışı daha olumlu oluyor. Ancak çok iyi doğaya sahip güvenli bir birey bile yaşanan olayların etkisi ve kendi biyolojik ruhsal alt yapısının direncine bağlı olarak değişebilir. Onun için şok edici olaylar yaşayıp olay öncesi ve sonrası kişilikleri farklı bireyler görürüz. Bugün hayattan bezmiş , kendini bırakmış, neşesiz bireyler geçmişte çok canlı ve heyecan dolu bireyler de olmuşlardır. Özellikle sentetik uyuşturucu kullananlarda bir zaman sonra beynin etkilenmesi ile kişilik değişimleri gördüğümüz gibi , evlilikte yaşadığı şiddet ve kötülükler sonrası artık eski kendi gibi olmayan bireyler de görüyoruz. İnsanı iyi yapan iyi insanlar olduğu gibi kötü yapanda kötü insanlar olmaktadır. İyi olmak için kötüden uzak durmak ve sahte iyiye aldanmamak kadar içe kapanmamak da önemlidir. Birey içe kapanıp etraftan uzaklaşınca çevreye yabancılaşır. Yabancılaştıkça da etrafa şüphe ile bakmaya başlar ve güvensizleşir. Birey bir olaydan veya ilişkiden sonra kendi içinde yaşadıklarını esas yansıtması gereken bireye değil de diğer ilişkilerine aktarıp çözmeye çalışabilir. Bu durum aktarım yaptığı insanların tepkisine neden olursa ilişkilerinde sıkıntılar başlar. Eğer ona yardımcı olmaya çalışan olgun ve iyi birisi var ise o zamanda sıkıntıları ve iç çatışmaları çözülme sürecine girer.

Hocam merhaba, 4 yıldır 500 mg depakin valporat kullanıyorum, kış aylarında ek olarak 50 mg selectra. Günde 1 kere iki ilaçtan da. sigarayı bırakmak istiyorum champix ile , bu 3 ilaç birbirine uygunmudur ? selectrayı bahar geldiği için zaten 2 haftaya bırakmam gerekecek. Champixin depresyon etkisi var sanırım, eger kullanabilirsin derseniz selectrayı bırakmamayyımmı acaba. Görüşlerinizi yazarsanız çok sevinirim. Saygılarımla Mujde Ural

MujdeU Tarafından Soruldu | 2017.04.01

Merhaba, Vücuda alınan her madde diğeri ile etkileşir. Önemli olan kötü ve zararlı etkileşimlerin olmamasıdır. Bir çok ilaç doktor kontrolünde beraberce kullanılmaktadır. Ancak hastayı iyi tanıyan iyi bir doktor hastasının rahatsızlığı ile verilen ilaçların hem yan etki hem de rahatsızlıkla ilgili oluşturacağı riskleri iyi hesaplamalıdır. Champix'in psikiyatrik riskleri hasta bazında değerlendirilmelidir. Ancak psikiyatrik ve tekrarlama riski olan rahatsızlıkları olan bireylerin diğer sigara bırakma yöntemlerinden düşük risklileri kullandıktan sonra Champix'i değerlendirmesi gerekir.

bir yildir buyuk bi depresyon geciriyorum odaklanamiyorum yogunlasamiyorum kaslarim bosaldisaglikli dusunemiyorum sacmaliyorum bildigim herseyi unutmusum gibi.geliyor hayatin disinda kalmisim sanki odaklandigim zamanda beynim agri cekiyormus gibi hemen yoruluyorum ve odaklanmami kaybediyorum kendimi bi yeren bi yere zor ulastiriyorum hayata kusmus beynim sanki ne yapabilirim lustral verdi doktor capa hastanesinde 4 gundur bi etkisini gormedim bi ilac onerirmisiniz maddi durumum iyi degilyardimci olun bana beynimdeki karisiklik neden hic bir islemi yapmak istemiuor hayata kusmus gibi bi ilac onerin bana lutfen yardiminiza ihtiyacim var

armağan34 Tarafından Soruldu | 2017.04.04

Merhaba, Yaşanan psikiyatrik şikayetler ve hastalıklar sistemli bir takip ve tedavi planı ile düzene konulur. Herkesçe isim olarak bilinmesine rağmen Depresyon aslında altta yatan başka psikiyatrik ve fiziksel sorunların bir görünümü de olabilmektedir. Onun için iyi bir psikiyatrist doktor kontrolünde tedavi ana esastır. Psikiyatride kullanılan ilaçlar ve ilaç dışı tedavilerin çoğu haftalar içinde etki göstermektedir.

merhaba hocam; 6 aydır eviliyim çok severek evlendik çok ilgiliyim ona karşı şımartmış olabilirim biraz son bir aydır ara ara çok kavga edip küsmeye başladık en sonuncusuda şöyle eşimin telefonunu gizlice karıştırmak isterken yakalandım ona sonrasında da panik yaptım düzgün bir açıklama yapamadım saçmaladım ağlamaya başladım özür diledim pişman olduğumu bir daha tekrarlanmayacağını belirttim bana inanmadığını söylüyor daha önceden de karıştırıyodun farkettim bişey soylemedim sana ama yeter artık ne arıyorsun aradıgını buldun mu dedi.gönlünü almak için elimden geleni yaptım ama inandıramadım kendimi. 4 gündür benimle konuşmuyor. ama kendisi bende merak uyandırdı telefonun sesi hep kısık yanından 1 dakika bile ayırmıyor bende bakmak istedim,söyledim bunları ama kabul etmiyor yaptığım yemekleri yemiyor yüzüme bile bakmıyor bir evde 2 yabancı gibi olduk konuşmak istiyorum ama bana oyle bir bakıyor ve tavır yapıyorki bende susup kalıyorum.üstüne gitmiyim biraz kendi kendine kalsın dedim ama sanki daha da kötüye gidiyor.başka şeylerde olsun küçücük bişeye bile hemen çocuk gibi küsüp konuşmuyor iletişime geçmiyor benimle uzatıkça uzatıyor yaklaştırmıyor kendine, bende sustum çekildim şimdi hiç konuşmuyoruz nerdeyse ne yapacağımı bilemiyorum yardımlarınıza ihtiyacım var.tşkederim

zeynepboran Tarafından Soruldu | 2017.04.13

Merhaba, Bireyler birbirlerini evlendikten sonra tam olarak tanımaya başlarlar. Aynı evde yaşamak ve sorumlulukların getirdiği streslerle baş etmek kişinin gerçek karakterini ortaya çıkarır. Daha önce fark edilmeyen kişilik özellikleri ve huylar aynı hayat paylaşılmaya başlanınca daha iyi görülmeye başlar. Ancak evliliğin ilk ayları ve yılı bireylerin birbirine alışma konusundaki en yoğun dönemdir. Bu dönemde çiftlerden birinin sorun olmasın diye sürekli alttan alması ve idare etmesi yakın planda sorun çözer ancak uzun planda daha ciddi sorunların birikmesine yol açmaktadır. Kişilerin davranışındaki aşırı tepkisellik ve buna karşısındaki sebep oluyor hissi vermesi ise doğal değildir. Kişiyi ve problemi çözmek için sadece verdiği tepki değil o tepkinin arkasında sakladığını ya da anlatmaya çalıştığını da bilmek gerekir. Günün gereklilikleri içinde oluşacak konuşma fırsatlarını kullanarak kırgınlığın atlatılması önemlidir. Bir tarafın haklı haksız sürekli özür dilemesi ile problem çözülemez , sadece karşılıklı anlayış ve yardım ile en zor sorun bile atlatılabilir.

merhaba ben ferhat hocam ben insanlarla gayet iyi konuşup anlaşabiliyorum.ama sürekli bişeyleri dert ediniyorum.küçük olayları bile kafamda bazen büyütüyorum.ama en fazla 2 gün sürüyor.doktor bana anksiyete teşhisi koydu ama anksiyete belirtilerinin hiçbirisi yok..ellerde titreme çarpıntı baygınlık hissi yü kızarması vb gibi belirtilerinin hiçbirisi yok.gerçekten bende anksiyete mi var.yoksa başka bir rahatsızlık mı.

Ferhat Tarafından Soruldu | 2017.04.16

Merhaba, Anksiyete kaygı demektir ve bir durumu yada şikayeti ifade eder yani tanı değildir. Ancak anksiyete şikayetleri belli özellikler ve kümeleşmeler gösterip uzun sürer (aylar) ve bireyin yaşamını etkilemeye ve bozmaya başlarsa anksiyete bozukluklarından uygun olan tanı olarak konulur. Ancak her ruhsal sorun bir tanı almaz. Bireyin kendi iç çatışmaları yada kişilik özelliklerinden kaynaklanan geçici yada bireyin olgunlaşması ile geçen durumlar bir psikiyatrik bozukluk veya hastalık değildir.

Hocam merhaba bipolarda atak sıklığı tahmin edilebiliyormu?ben 4 bucuk senede 6 atak geçirdim.yani böyle olsa bile uzun seneler atak geçirmeme ihtimalim varmı?ilaçlarımıda düzenli kullanmıştım.diğer sorum ise uyku ve spor un önemi.selamlar.

msssm Tarafından Soruldu | 2017.04.25

Merhaba, Bipolar bozukluk eski adı ile Manik-Depresif Bozukluk denince aslında çoğu kişi Bipolar Bozukluk tip 1 i düşünür. Halbuki Bipolar Bozukluk temel tipleri ile 4 çeşit alt tipleri ile de 7 ve fazla çeşit olarak tarif edilmektedir. Kendi deneyimim ile ana 4 ve buna bağlı diğer alt tiplerin tarifine katılıyorum. Gerek tedavi gerekse tanımlama için, Bipolar Bozukluğun hangi tipinin olduğunun belirlenmesi önemlidir. Bipolar Bozukluk özellikle ailede de kalıtsal olarak mevcutsa, tekrarlama eğilimi olan bir psikiyatrik hastalıktır. Ancak özellikle ilk atakta iyi bir tedavi tekrarı tamamen önleyebilir. Ancak 2. ve 3. ataklardan sonra iyi bir koruyucu tedavi ve takip olmaz ise yeniden tekrarlama ihtimali artmaktadır. Bipolar Bozukluğun düzenli bir tedaviye rağmen tekrarlama nedeninin başında , hastanın mizaç düzenleyici ilaçlar kombinasyonunun yeterince koruyucu olacak içerikte düzenlenmemesi gelebilir. Eşit ağırlıklı olarak da Bipolar Bozukluğun hastadaki doğasının tekrarlama eğiliminin fazla olması da düşünülebilir. Tedavide hasta ve iyi doktor iletişiminin önemi fazladır. Hasta küçük de olsa mizaç dalgalanmalarını psikiyatrist doktoruna kolayca ulaşarak bildirebilmeli ve gerekirse o anlık tedavi düzenlemeleri yapılarak mizaç dalgalanmasının tam bir hastalığa dönüşmesi önlenmelidir. Çünkü Bipolar Bozukluktaki mizaç dalgalanmaları randevuyu beklemez. Uyku beynin en iyi güçlendiricisidir. Uzun süreli uykusuzluk ise Bipolar Bozukluk ataklarını tetikleyebilir. Spor , yürüyüş ve sağlıklı yaşam her rahatsızlıkta olduğu gibi Bipolar Bozukluğun da tedavisinin olumlu gitmesine destek verir.

Hocam selam ben normal konuşmaların her türlü detayını yıllar geçse bile hatırıyorum ancak şu şiir önemli şu konu önemli unutmayayım dediğim hiç bir şeyi hatırlyamıyorum ezberliyemiyorum yabanıc dil şarkı söz dua lar vs hep bu konular var ne zaman bu konu önemli unutmayayım desem onu unutuyorum sapan saçma ikili konuşmaların hepsini hatırlıyorum bu eskiden beri böyle sorun nedir acaba saygılarımla umut

umutakar Tarafından Soruldu | 2017.04.27

Merhaba , Hafızanın iyi olması dikkat ve konsantrasyonun iyi olması ile bağlantılıdır. Birey dikkatini yoğunlaştırırsa hafızasına daha iyi kayıt alabilir. Dikkat ve konsantrasyon ise az kaygı ile artar çok kaygı ile azalır. Birçok kaygı bozukluğu dikkati ve dolayısı ile konsantrasyonu ve hafızayı olumsuz etkilemektedir. Ayrıca hafıza gücü bireyden bireye de farklılıklar gösterir. Ezberlenmemesi gereken düz konuşmaları hatırlamak ile mutlaka hatırlanması gereken bir konuşmayı ezberde tutmak ayrı şeylerdir. Yani istediğimiz ve hoşumuza giden konuları daha çabuk ezberler ancak mecburen öğrenmemiz gereken ezberlerde ise daha çok zorlanırız. Tekrar sayısının artması ise ezberlenmesi gereken konuları daha kolay hafızaya almamızı sağlar.

Merhaba ben bundan yaklaşık 2 ay önce erkek arkadaşımı gittiğim bir kursta birisi ile internetten cinsellik konuşarak aldattım fakat ben isteyerek olmadığını düşünüyorum o zamanlar yaptığım hareketler yazdığım mesajlar herşey bana sanki ben değilmişim gibi geliyor daha sonra erkek arkadaşım bu konuşmaları yakaladı ve bana bağırıp neler olduğunu sormaya başladı ben o an korkudan ve şoktan hiçbirşey anlatamadım ve olayı tam anlamıyla öğrenmemişti üstün körü öğrenmişti yalan söyledim daha doğrusu şuan böyle bağırıyorsa detayını öğrendiğinde ne yapar diye saklamak istedim yalan yere yeminler ettim bağırdım çağırdım o hafta böyle kavga gürültü saçma sapan şeylerle geçti ve benim psikolojim okadar yerle bir olmuştu ki o iyi davrandığında sanki dalga geçiyor gibi hissedip ona argo kelimeler söyleyip git istemiyorsan ayrıl falan demeye başlamıştım üstünden 1 saat geçince yazdığından pişman oluyordum daha sonra o bana olayın tamamını bildiğini fakat benim ona anlatmamı istediğini ben anlatmayınca bana şuan söylediğini söyledi ve ben o olgunlukta bir insanı nasıl aldattığımı düşünerek pişman olmuştum ama ben konuştuklarını bile tam net hatırlayamıyordum sanki hafızam silinmişti sanki onları ben yapmamıştım gibi fakat asla inandıramadım ve elimden geldiğince onun sevgisini geri kazanmaya çalışıyordum bir zaman böyle iyi devam ediyor bazı zaman ise çok kötü saatler geçiriyorduk aradan 2 ay geçti ve bana artık bu yükü kaldıramadığını bana ceza vermek istediğini ama veremediğini bu yaşanılanları anneme anlatmak ve biraz da olsa içini dökmek istediğini söyledi fakat ben anneme anlatmasını istemiyorum ve bana hiçbir zaman ölümü düşünmediğini hayatı çok sevdiğini ama bu yükü kaldıramadığı için intihar etmek istediğini söyledi herkese not bıraktı ve bana ölmek istiyorum ama eğer bana bir şey söylersen yükümü hafifletecek ölmeyeceğini ve ilişkiye devam edeceğini söyledi ben be yapacağımı bilmiyorum ben onu çok seviyorum oda beni seviyor ve ben çok pişmanım bir daha asla yapmayacağım ama dediğim tek bir kelimeye bile inanmıyor söylediğim yalanlar yüzünden onu ölümden döndürüp ilişkimizi nasıl geri kazanabilirim????

Melekka Tarafından Soruldu | 2017.05.02

Merhaba, Aldatılma sosyal ve ruhsal olarak erkek ve kadının yapısına bağlı olarak değişik derecede kalıcı ruhsal bir iz bırakmaktadır. Ancak , bağlanma ve ayrılamama özelliği olan erkekte hem sosyal hem de ruhsal olarak derin yaralar oluşturmaktadır. Özellikle aldatılma üzerine kandırılma daha da zarar vermektedir. Bireylerin dürüstlük adına her şeyi anlatması da ilişkiyi daha da bozabilir. Kadında aldatan erkeğin diğer kadına aşk ve duygu ile bağlanması en önemli sorun olurken, erkekte ise aldatan kadının diğer erkekle cinsellik yaşaması çözülemez bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Aldatma sonrası eski ilişkiye yeniden dönülmek isteniyorsa , haftalar hatta aylar süren ve aldatılan tarafın zorlayıcı ve incitici tepkilerinin azalarak bitmesini beklemek gerekir. Bu süreç aslında aldatılanın aldatanı zorlayarak onun kendisini ne kadar sevdiğini ve ne kadar bağlı olduğunu test etme dönemidir. Onun için bu dönemde bıkmamak ve " yeter artık bende ayrılacağım " dememek aldatılan için duygu, kızgınlık ve kaygı rahatlatıcı olmaktadır. Kızgınlık geçtikçe aldatılanın aldatan yada kendine ruhsal ve fiziksel olarak zarar verme isteği de azalmaktadır. Aldatanın olayın ateşi soğuduktan sonra ( 3 aydan önce olmamaktadır) , aldatılanla görüşüp artık olayın bir daha açılmamak üzere kapatılmasını ve bu durumun affedilmeyecek ve ömür boyu çekeceği ve her şeye katlanacağı bir ceza olarak ha bire önüne getirilmemesini ilişkinin devamı için şart olarak istemesi de önemlidir.

Merhaba son 1 yıldır kendimde farkettiğim bir durum söz konusu bir şeyi yaşamadığımı bildiğim halde ya olduysa kuşkusuna düşüyorum olmadığına eminim kesinlikle ama ya olduysa diye takıyorum kafama bu en fazla 3 4 gün sürüyor beni etkilediği tek nokta düşündürüyor fazla yorucu oluyor bir konuda bir şey yapmadığıma eminim ama ya ben yaptıysam oluyorum. Mesela bir video görüyorum bana benziyor ya bensem gibi düşüncelere düşüyorum biliyorum ama şüphe beni kemiriyor sürekli yaşadığum bir durum değil ama kendimi kötü sorunu olan biri gidi hissediyorum sizce ne yapmayalıyım bunun bir adı bir çözümü var mı şimdiden teşekkürler :)

Kimbyas Tarafından Soruldu | 2017.05.18

Merhaba, Her sorgulayan bireyin düşüncesinde ikilemler olabilir. Özgüven eksikliği de karasızlık yaratarak düşünceler arasında bireyin gidip gelmesine neden olabilir. Ancak obsesyon dediğimiz takıntılı düşünceler kişiye önemli derecede sıkıntı veren, kafasından atamadığı , kendini kendisi ile şüpheye düşüren , düşünmek istemediği halde aklına gelen , anlamsız bulduğu halde onu çeken düşüncelerdir. Artarak süreğen hale geldiği zaman Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısına doğru şekillenebilmektedir. Az da olsa başka psikiyatrik veya fiziksel rahatsızlıklara bağlı olarak da kendini gösterebilmektedir.

Hocam selamlar yaşım 15 ve sınavlarıma hazırlanıyorum.Mart ayının sonlarında panik atak geçirdim ve o günden beridir hastalıklara karşı takıntım olmaya başladı. sürekli hastalık araştırıyor ve kaygı içerisindeyim ve tabiki buda derslerimi etkiliyor.Ne hastalığı görürsem üstümde varmış gibi oluyor şimdide eşcinsel olma korkusu var ve içimdeki ses yüzünden kendimi öyle hissediyorum ama tabiki olmak istemiyorum. Ayrı yeten içimde deliriyormuş gibi hissetip delirme korkusu da var. Sizce bana ne olmuş olabilir çok teşekkürler.

Alp01klc Tarafından Soruldu | 2017.05.22

Merhaba, Kaygı insan düşüncesini tedirgin olduğu alana doğru değiştirir. Kaygı Bozuklukları içinde bir psikiyatrik rahatsızlık olan panik bozuklukta da keza rahatsızlığın verdiği kaygı artışı ve bedensel deneyimlere bağlı olarak somatizasyon ve somatoform dediğimiz bedensel şikayetler ve bu şikayetlere kendi kendine tanı koyma eğilimi eşlik eder. İnternetteki google gibi arama motorları da şikayetler yazıldığı zaman kötü bir tanı koyucu olarak bireyin kendine yakıştıracağı bilgiler de sunmaktadır. Bu bireyin kaygılarını daha da arttırıp bir kısır döngüye girmesine neden olur. Anksiyete ve anksiyete (kaygı) bozukluğunun iyi bir psikiyatrist tarafından tedavisi ise bu kısır döngünün kırılıp, bireyin kendi ve sağlığı ile ilgili düşüncesini olması gereken doğru çizgiye getirir.

Hocam ben sevgilimin nasil biri oldugunu ogrenmek icin erkek kardesime belli etmeden sevgilimin nasil biri oldugunu kardesime sordum ikisi kisa zamanda arkadas oldular bizde 1 buçuk yıldır sevgiliyiz ailem kesinlikle bilmiyordu bende kardesimin agzindan laf alayim derken sevgilimle ilgili sorular sordum hani iye cocuk nasil diye kardesim onun cok yanlıs capkin oldugnu söyledi ama bizi bilmiyor diye biliyordum bnde bunlari duyunca haliyle cok kötü oldum sonra kardesim bana dediki beni saf sanma getir o yüzüğü ben biliyodum dedi sonra sevgilime yazdim sen boyle biriymiisn diye oda cok sinirlendi ve kardeşime mesaj atti dogru ol ben sana ne zaman kiz ayarla bana dedim diye mesaj atti kardesimle ararlari bozuldu simdi ben kime inancagimi bilmiyorum hocam sevdigimden eger boyle bose varsada bise diyemiyorum ya kardeşim yalan söylüyosa diye ya ben bilmiyorum hocam sevgilim bana inanma ona ben nasil senim kardeşine oyle bise derim dedi isteme olucak nasil derim dedi falan ben ne yapacam kardesim benlede onunlada asla konuşmuyor ben nasil bi yöntem bulsam hocam

Avcı Tarafından Soruldu | 2017.05.24

Merhaba, Bir kişiyi tanımak çok zordur. Çünkü kişiler farklı ortamlarda farklı elbise giyme gibi değişirler. Bireylerin kendileri gibi olduğu ev ise onların gerçek kişiliğini gösterir. Her kişi de kendine göre bir başkasını tanımlar. Onun için bir kişinin değil özellikle o bireyle ev içinde yaşayan birkaç kişinin tanımlaması daha geçerlidir. Yakın kan bağı da duygusal objektifliği bozduğundan kimse kendi yakını için kolay kolay kötü dememektedir. Bu durumda geriye kalan bireyin kendi gözlemlerini ve bilgilerini kendini duygu ile yanıltmadan zaman içinde sık sık sorgulamasıdır.

Merhaba Armağan bey son 1 ay içinde sürekli bir şey olacak hissi , gece korkulu rüyalar görüyordum uykumda sesin peşinden gidiyordum korkudan artık uyuyamıyordum sabah işe 3 saat uyku ile gidiyordum otobüste bir süre sonra zor nefes alıp veriyordum içimdeki sıkıntı hiç geçmiyordu. doktora gittim doktor bana dutex 30 mg antidepresan ilacını verdi 3 hafta sonra kontrole gel geçmezse 60 mg ye çıkarıcaz dedi 4 gündür kullanıyorum çok fazla yan etkisi var . sabah al tok karna dedi bende oruç tutuyorum sahurda içiyorum sabah kalktığımda kendimi kötü hissediyorum mutsuz içimde çok acayip bir sıkıntı. uykulu otobüste ayakta zor duruyorum. hiç bir şey yapmak istemiyorum dikkatim dağınık gün boyu uykuluyum işimi de etkiliyor ne yapmalıyım çalışıyorum işten izinde alamıyorum bana yardımcı olur musunuz lütfen :((((

ela boybaşı Tarafından Soruldu | 2017.05.30

Merhaba, Psikiyatride sadece görünen belirgin şikayetlerden yola çıkarak düzenlenen tedavi istenen etkiyi vermeyebilir. Çünkü belirgin olmayan veya altta yatan belirtilerinde fark edilip ve izlenip tedavinin yapılması gerekir. Antidepresanlar doğru tanıya göre kullanıldığı yerde , ikinci haftaya doğru etkilerini göstermeye başlarlar. Ancak her kullanım tanısına ve şikayet profiline göre farklı antidepresan kullanılmalıdır. Örneğin kaygı bulgularının yüksek olduğu bir durumda uyarıcı dolayısı ile kaygı arttırabilecek bir antidepresan hasta açısından tatminkar bir etki vermeyebilir. Kaygı belirtilerinin giderilmesi de antidepresanın istenen ve beklenen etkileri başlayıncaya kadar sağlanmalıdır.

Sayın hocam ben 21 yıllık evli iki çocuk annesiyim. Eşimle erken yaşta büyük bir aşkla evlendik aramızda çok güçlü bir ten uyumu ve sevgi var ondan uzak olduğumda onu çok özlüyorum fakat . Son yıllarda eşimin hafta sonları fazla alkol alması ve dışarıda arkadaşlarıyla fazla vakit geçirmesi ve asosyalleşmesi nedeniyle sorunlar yaşamaya başladık. Yaşadığımız süreçle ilgili tekrar kereler konuşmaklada çözüme ulaşamadık.Ailece yapılan etkinlere katılmaktan sıkılıyor türlü bahaneler yaratarak gelmiyor. Ben birçok etkininliğe yanlız katılıyorum.Bu durumda beni sürekli şikayet eden mutsuz bir insan haline getirdi.Boşanma konusunu çok konuştuk eşim her defasında beni çok sevdiğini söyleyip kabul etmedi .Benim dert yarattığımı aslında sorunlarımız olmadığını söyleyip durdu.Zihnimde sürekli boşanma fikri var..Hayatımla ilgili bir çok beklentim hep askıda zincirlere bağlanmış gibi hissediyorum

mineyasoada Tarafından Soruldu | 2017.05.30

Merhaba, İnsan ömrünün uzaması ile çiftlerin evlilik süreleri de uzamakta buna bağlı olarak da ilişki süresi içinde bireylerin değişimlerinin getirdiği sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Bugün doğanlar 100 yaşına kadar yaşam ömürlerine sahip olacağı için ortalama tek evlilik süreleri de 70-75 yıl olabilecektir. Bu geçtiğimiz yüzyıllarda mümkün olan bir durum değildi. Bundan dolayı evlilik süreleri uzadıkça evlilikteki yıpranma ve değişimlerin çözümsendiği yaklaşımlara da ihtiyaç vardır. Bireylerin değişimi biz kavramını bozmadıktan sonra çift bir takım olarak ilişkisini sürdürebilmektedir. İlişkide sorunlu dönemlerden kaynaklanan geçici uzaklaşmalar öncelikle sabırla ve destekle çözümlenmeye çalışılmalıdır. Ancak ilişkide birinin duygusal ve yapısal olarak koptuğu durumlarda , ayrılma düşüncesinden önce ayrılık ve devam düşüncelerinin getireceği ve götüreceği sorgulanmalıdır.

Merhaba. Yakşalık 10 yıldır anksiyete hastasıyım. İki yıl cipralex 20mg. Kullandım. Düzelme oldu ve aşamalı olarak ilacımı bıraktım. Şu anda gebelik istediğim için ilaç kullanmıyoru . Fakat bazı problemlerim çıktı. Over yetmezliği. Şu an yoğun bir strrs içindeyim ve yine anksiyete problemi yaşıyorum. Ancak ilacın hormonlara ve yumurtalıklara etkisi olup olmadığını bilmiyorum.Stres ve panik yaşadıkça gebe kalmam zor. Hormonlarım strese bağlı değişiyor. Cipralexi içmek istiyorum fakat korkuyorum olumsuz etkisi olur mu diye. Cipralexin cinsiyet hormonları, doğurganlık ve yumurtalıklar üzerinde olumsuz bir etkisi var mıdır? Jinekoloğum etki etmez dedi ama sizden de fikir almak istiyorum. İyi çalılmalar...

Ellazet Tarafından Soruldu | 2017.06.01

Merhaba, Anksiyete Bozuklukları kaygı bozuklukları adı altında geniş bir tanı grubunun genel adıdır. Bir teşhisi değil bir teşhis grubunu tanımlar. Dolayısı ile anksiyete bozukluğunun ne türü olduğu tedavi planının düzenlenmesi açısından önemlidir. Gebelik denemeleri ve tedavisi süresince ilaçlardan kaçınmak önemlidir. İlaçların hormonlar ve üreme organları üzerine etkisi psikiyatri ilaçlarında farklı farklıdır. Gebelik sırasında cenin üzerindeki etkileri de farlı farklıdır. En hafif denilen antidepresan bile cenin üzerinde ilk aylarda olumsuz etkiler yapabilir. Bu herkeste yapar anlamına gelmez ancak risk katsayısı artar anlamına gelir. Gebelik öncesi ve sırasında terapi ve bazı yan etkisi olmayan doğal preparatlarla destek zor dönemin atlatılmasını sağlayabilir. Her doğal olan bitki yada madde zararsızdır anlamına gelmez. Tam aksine bazı bitkiler kendi içlerinde de ilaç benzeri doğal moleküller içerdiği için çocuk üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Merhaba, benim problemım son zamanlardaki uyku sorunum normalde bır alarma dahi uyanan ben simdi telefonla 30-40 kere aranmama rağmen kalkamıyorum ciddi anlamda sorun halıne geldı ama son bir aydır böyle. Ondan öncesinde hiç böyle sorunlar yoktu ve kalktıgımda hiç bişey olmamıs gibi sanki hiç aranmamısım gıbı oluyor hiçbir şekilde duymuyorum

Lavinya Tarafından Soruldu | 2017.06.02

Merhaba, Hpersomni yani aşırı uyuma da bir uyku bozukluğudur. Uykunun sorununu anlamak için tüm günün incelenmesi gerekir. Geç saatte yatma, geceleyin aşırı karbonhidrat yeme, kulllanılan ilaçların etkileri, gün ışığına engel olan perdelerin kullanılması , fiziksel veya ruhsal rahatsızlıklar, kullanılan bazı maddeler vs. gibi nedenler aşırı uykuya neden olabilmektedir. Yaşamı bozan ve süreğen aşırı uyku problemlerinde öncelikle bir nöroloji uzmanını görmek gereklidir.

Merhaba hocam Astsubaylıgı kazandım ve heyet raporunda urolojı doktorum testis timörü rahatsızlıgım oldugunu fark etti yıl bası gecesı sol testısım alındı patalojı raporumda b17 cıktı kanser tanısı konuldu ve 2 kür kemoterapi aldım onkolojı ve urolojıden %20 +%20 rapor aldım halısılasyon gordugum ıcın psıkıyatrıye basvurdum anksıyete bozuklugu tanısı koyuldu şimdi ben ekpssye gırebılmem ıcın raporumu yukseltmek ıstıyorum o yuzden psıkıyatrıyı bana rapor verır mı verırse de o raporla ekpss ye gırebılırmıyım bır engeli varmıdır

murat0023 Tarafından Soruldu | 2017.06.06

Merhaba, Engelli ve özürlülerin girdiği EKPSS den sonra devlet memuru olmak için , 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin A/7 bendinde; " 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak " hükmü vardır. Psikiyatrik Rahatsızlık yada Bozukluklarla , Akıl Hastalığı farklı kavramlardır. Akıl Hastalığı kavramına giren rahatsızlıkları olanların EKPSS ye girerek devlet memurluğu kadrolarına atanmaları özürlü sağlık kurulu raporu doğrultusunda mümkündür. Yani EKPSS kazansalar bile raporlarında “sürekli ve ağır özürlü” ile “ tedavi ile çalışma olanağının bulunmadığını” bildirir gibi ifadeler yazıyorsa devlet memuru olmalarına izin verilmemektedir. Atansalar bile görevlerine son verilmektedir. Her tıp branşı sağlık kurulu raporunda kendi branşına ait özür yada engel oranını bildirir. Bunlar Balthazard formülüne göre hesaplanarak toplam özür oranı bulunur. Yani sadece özür oranları üst üste toplanarak hesap yapılmaz. Psikiyatri uzmanı da kendi kanaatine göre bir özür oranı belirler ve bunu raporda belirtir. Nevrotik, stresle ilgili ve somatoform bozukluklar; (yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, fobi, konversiyon bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, hipokondriyazis, ağır stres tepkisi ve uyum bozukluğu, dissosiyatif bozukluk ) vs.gibi Anksiyete bozukluklarını içeren psikiyatrik bozukluklarda ise özür oranları tedavi ile işlevselliği tam düzelen ile tedavi ile işlevselliği düzelmeyen arasında 0 ile 50 özür oranı arasında değişmektedir.

Merhaba Hocam, bir problemim var ve aşamıyorum,birini çok seviyorum ben 28 o 47 yaşında ve evli ve çocuklu; ben onun öğrencisiydim, ona duyduğum hayranlık yerini aşka bıraktı.Onu tanıdıktan çok sonra facebooktan ekledim ve konuşmaya başladık, benden hoşlandığı izlenimine kapıldım bazı davranış ve konuşmalarından bir süre sonra ben ona duygularımı çok belli edince o kendini çekti, ve soğuk davrandı, bir gün ona ilgi duyan başka bir kadın arkadaşının varlığını sezdim, bunu söyledim 5 ayın sonunda beni engelledi. ve kabul edemedim duygularımdan ötürü sandım, hocam olarak kalmasını istedim hep hayır dedi, o kadar inatla yaptı ki çok çelişkiliydi ben de onu sayısız kez ekledim ,durumum saplantılı gelebilir size ama beni sevdiğini düşündürmüştü , ve git derken bile gitmemi isteyen biri gibi değildi. İki yıl hiç vazgeçmeden yazdım ve ekledim o da engelledi, ben onu gözlemledim ve o kadını ve ortak arkadaşlarını da haklıymışım sezgilerimde kadın ona aşıkmış, ve bu baharda uyandım anladım ki bu adam da ona boş değilmiş, hep sordum ima ettim , bana dürüst olmak yerine ne zaman bu konuyu açsam bana küfrediyordu, mayıs gibi onu görmek istediğimi, geleceğimi söyledim yine küfürle karşılık verdi bazen bir çocukla konuşur gibi seni annene söyleyeceğim babana söyleyeceğim diyordu, bazen de ona bir gün bir şey yazardım hem ardından çok romantik baktığı fotoğrafını koyardı yani hem beni seviyormuş ilgi duyuyor ve dikkate alıyormuş gibi davranıyor hem de çok kötü sözler ediyor kaba davranıyor,bana üzerime alınacağım çok davranışı oldu ama o kadına olan işaretleri ise çok fazla , ben burdan oturup gün boyu bilgisayar başında onları izliyorum, ve gördüğüm her şeyi ona yazıyorum bana neden kötü davrandın madem o kadına ilgin vardı san sorduğumda neden dürüst olmadın neden küfrettin bana diyorum hiç cevap vermiyor,mesajımı görüyor yazmıyor,acaba hesabını kullanan ikinci bir kullanıcı var mı diye düşünüyorum o değil de bir kadın mı küfretti yoksa diyorum , bir gün ben ona bana yalan söyleme dürüst ol, dedim ertesi gün kadın profiline ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi diye yazdı, benim gördüğümden daha fazlası mı var aralarında diye düşünmeye başladım,geçen akşam ona sana benzeyen bir oğlum olsun herşeyiyle demiştim, ertesi gün kadın açıkta olan fotoğraflarını içeri çekti yalnızca oğluyla olan resmini dışarda bıraktı ve oğlunun resmini kapak fotoğrafına koydu, ard arda olunca şüphe etmeye başladım , yoksa ben çok odaklandığım için bilinçsiz telepati gibi bir şey mi oluyor anlamadım. Hazmedemediğim bu adam bana evliyim ben çocuğum var deyip bir üsrü küfrederken ,o kadına ise başka türlü işaretler göndermesi, bir gün bu adam eşiyle olan fotoğrafını koydu kadın onu listesinden çıkardı ve adam fotoğrafı kaldırdı bir gün kalabildi fotoğraf, fotoğrafı ise bir akşam öncesinde attığım mesajdan dolayı koymuştu, bana bunu bir kaç defa yaptı.. şimdi soruyorum ne sevgi ne ilgi duygusal hiçbir beklentim yokken neden beni üzdün , neden hakaret ettin , bilmediğim başka ne var, neyi anlayamadım ben diye soruyorum o beni cevapsız bıraktıkça ben öfke içinde boğuluyorum, sevgilim değildi ama ben çok sevdim , çekip gitmem gerekirken hazmediğim için nasıl küfredebildiysen öyle de anlat niye üzdüğünü o kadın için miydi diye soruyorum ..Kafama çok taktım ve ben bunu ilk kez yaşamıyorm daha önce kötü bir ilişkim olmuştu, kullanıldım karşıma dengesiz , yalan söyleyen çelişkili davrana erkekler çıkıyor , ve cinsel beklentileri oluyor bunların , bu nedenle çökkün bıkkın bir ruh hali içindeyim, bir sınavım var ona bile hazırlanamadım 2012 mezunuyum , ve yaşadığım ilişkiler yanlış insanlar yanlış temas bende hep iz bıraktı tüm yaşama sevincimi aldı , neden diye sorduğum da cevap alamıyorum ve hak etmediğimi düşünüyorum, kendimi koruyamadım duygusal bakımdan çok zayıf düşüyorum , ve karşı taraf benden kaçıyor.. Ben ona seni ve o kadını böyle takip edip her ikinizin ne yaptığını görmek zorunda değilim lütfen konuş benimle buna ihtiyacım var , anlamak istiyorum bir şeyleri ve sonra çık hayatımdan diyorum ama cevap yok mesajlarımı görüyor okuyor ama cevap yok... Sizce ne yapmalıyım ? Nasıl konuşmalıyım ? Onunla konuşmaya çok ihtiyacım var , bana neden böyle davranıyor ? 2 yılda çok şey oldu ve ben ona yazmaktan yoruldum , sır onu sevmiyim diye mi yapıyor ki bu bile çok yıpratıcı benimle hiç düzgün ve net bir biçimde konuşmadı alıp karşısına 47 yaşındaki adam bir ergen gibi hareket ediyor .. Üstelik evli bu gerçek beni zaten incitiyordu ki üstüne bir de başka bir kadın çıktı , birlikte olurlar mı bilmiyorum ama adamın da onu takip ettiğini görüyorum o kadın zaten takip ediyor bunu gözlemlediğim için söylüyorum , birbirlerini düşünmeleri bile kötü, ve ben buradan izliyorum , bu incitiyor kalbim iki kez ağrıyor , ona hayranlık duyuyordum , onu çok yücelttim , onu çok büyüttüm, çok sevdim, yerine kimseyi koyamıyor onunla hiçbir şeyi ölçülemez buluyordum herşeyini çok sevmiş, herşeyiyle tam bana göre demiştim , o birlikte hayatımı geçirmeyi istediğimi bir adamdı imkansız da olsa, her şeyin sonunda bugün hiç iyi değilim , çok yalnızım herhangi bir destek de almadım , bir destekten daha fazlasına ihtiyacım var , çok mutsuzum ve yorgunum , sizce nasıl toparlanabilirim ve o neden bana böyle davranıyor ,onunla nasıl iletişim kurmalıyım ?

nadia Tarafından Soruldu | 2017.06.11

Merhaba, Duygusal boşluklar, mutsuzluklar , ruhsal yaralanmalar bireyde duygusal ihtiyaçları daha da arttırır. Karşımıza çıkan bir kişi gözün gördüğü ruhsal iç yapımızın renklendirdiği algılarla " hayatımın insanı " duygusu verebilir. Halbuki o kişinin yaşanan gerçeği iç dünyamızın renklendirdiği şeklinden çok farklı da olabilir. Ancak öksüz bir çocuğun anne özlemi gibi duygusal eksiklikler bireyi takıntılı tutkulara sürükleyebilir. Psikiyatride Aşırı Değerlenmiş Düşünce adı altında belirtilen bu durum kısaca bir düşünceyi yüceltme anlamındadır. Her duygu karşılık bulmadığı zaman azalarak uzaklaşmalıdır. Ancak eğer birey kendi iç dünyasında aşık olduğu bireye kopmayacak şekilde bağlanır ve sürekli o bireyle ilgili romantik fantezilerle yaşarsa , gerçek bir ilişkiden çok daha güçlü bir ilişki oluşturabilir. Bu da bireyin başka iyi ilişkiler oluşturmasına engel olur. Birde birey kötü ilişkiler yaşayıp kırılıp kendi iç dünyasına kapanırsa hayalet sevgilisine daha da bağlanır. Tüm bu çember içinde dönme bireyin tıkanmasına neden olur. Kişinin yeni dostluklar ve değer aldığı ortamlarla yaralı duygularını düzeltmesi , kendine değer veren bir noktaya gelmesi ise duygularının onu kabul edecek başka limanlara doğru hareket etmesini sağlar.

iyi günler doktor bey ben 4 ay önce haberlerde şizofreni hastası gördüm ve o günden beri aklıma takıldı. aklımdan çıkmıyo ondan sonra interneten deliligi araştırdım ve gaipten ses duymalar felan yazıyodu deliren kişi olur diye ondan sonra bi ses duydunmu gaipten ses duydum sanıyorum .ama kendime delimiyim diyorum sokaga çıkıyorum millet beni deli sanıyo sanıyorum doktor bey bu takıntılıkmıdır 2sene öncede olmuştu gecti tekrar basşladı.

yakup13 Tarafından Soruldu | 2017.06.13

Merhaba, Aşırı kaygı bireyi abartılmış düşüncelere götürebilir. Kaygı arttıkça algılar da olumsuz yönde etkilenmeye başlar bu durum kişinin daha da kaygılanmasına neden olur. Böylece kaygının seçtiği konuda sıkıntı artar ve düşünceler etkilenmeye başlar. Örneğin fiziksel herhangi bir hastalığı olmamasına rağmen hastalık hastası bireylerde ( hipokondriyazis) , sürekli bir rahatsızlığı var ama doktorlar bunu atlıyor düşüncesi gelişebilir. Kişiye bir hastalığı olmadığı anlatılsa bile ikna olmaz. Sürekli internette hastalık araştırır ve doktor doktor gezer.

Merhaba 23 yaşındayım ve 4 yıllık bi ilişkim var sevgilimle evlenmek istiyoruz aileme bu konuyu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ters tepki vereceklerinden korkuyorum bana yardımcı olabilir misiniz ?

Ayça1212 Tarafından Soruldu | 2017.06.15

Merhaba, Bazı bireyler eş adayı seçerken ailelerinin kabul edebileceği insanları tercih ederler. Bu bireyi ailesi ile çatışmalara girme sürecinden korur. Aileler kendilerine uygun düşmediğini düşündükleri eş adayları için oldukça direnç gösterirler. Bunu aşmanın bir yolu aileye eş adayını açıklarken ailenin o bireyi kısmen de olsa kabul edebilecek duruma gelmesini sağlamaktır. Örneğin ailenin zaten direnç göstereceği birisi bir de işsiz ise o zaman ciddi sıkıntılar olacaktır. Ailenin vereceği tepkileri azaltmak için eş adayının ve ailesinin, temel anlamda ailenin kabul edeceği standartları sağlaması gerekebilir.

Hocam merhaba; 1 yıllık evliyim, eşim de benden 4 yaş küçük. Eşim sürekli rüyalarında boşandığımızı görüyor ve ben de ilk zamanlar hemen ayrılacağımız yönünde düşünüyordum. Bugün ise ben aynı rüyayı gördüm. Rüyamda eşimin benimle evliyken de beraber olduğu birisi varmış ve benden ayrılıp ona gitmeye karar vermiş. Benim bilinçaltımda bi kaç yıl önce benim ilk evliliğimden boşanıp ikinci bir evlilik yapacağımı söyleyen bir falcı var muhtemelen ama eşimin rüyaları sizce nedendir. Eşim beni o kadar çok seviyor ki sevgisinden de şüphe etmiyorum. Yardımlarınızı rica ederim.

üyeyimben Tarafından Soruldu | 2017.06.16

Merhaba, Her ne kadar rüyalar analitik terapi sürecinde yorumlanabilse bile bu sadece uzun süreli terapide bireyin ruhsal dinamikleri bilinerek yapılabilir ve tamamen doğrudur anlamına gelmez. Kişinin kendini anlama ve fark etme sürecine katkıda bulunur. Rüyalar uykunun bir fonksiyonudur ve çok farklı senaryolarda farklı olayları yaşatabilir. Beynin biyokimyasal bir işlevidir. Freud da başlangıçta bilinçaltını biyolojik ve yapısal olarak açıklama çabasına girmiş ancak zamanının yetersiz teknolojilerinden dolayı vazgeçmiştir. Bugüne kadar olan teknoloji her bireyin uykusunun yaklaşık beşte birinin rüya olduğunu göstermektedir. Rüyalar kişinin kaygı korku ve düşünceleri ile etkilenebildiği gibi gelişi güzel de oluşabilir. Sadece rüyaya yönelik yorumlar çok spekülatif tahminlere yol açar. Ancak bireyin psikoanalitik terapi içeriğinde rüyaları daha kişiye anlamlı bir şekilde açıklama getirebilir.

Merhaba, bana f29 organirk olmayan psikoz tanımlanmamış tanısı ve 11034 atipik psikoz teşhisi konuldu. 30 mg arıpıprazol ve 10 miligram olanzapin kullanıyorum. 1.5 senedir ilaç kullanıyorum. Tedavi ne kadar sürer ve sonunda kan ve idrar testi istermi? Bide uyuşturucu hap kandanda kaç ay kalır diye sorucaktım.

tekdeger Tarafından Soruldu | 2017.06.24

Merhaba, Psikiyatride tedavi süresi hastalığa ve hastaya göre değişmektedir. Genellemek gerekirse psikoz olmayan psikiyatrik bozukluklar için aylar yada birkaç yıl , psikoz grubu olan akıl hastalıkları için çok uzun yıllar sürebilmektedir. Her iki grupta da birkaç ay içinde tedavisi biten bir grup hastada olabilmektedir. Ancak bunlar küçük bir yüzdedir. Uyuşturucu maddeler de ilaç yada diğer kimyasal maddeler gibi vücut tarafından parçalanarak günler ve birkaç hafta içinde vücuttan atılmaktadır. Ancak çoğunlukla karaciğer tarafından parçalana parçalana çok çok küçük miktarlara inseler bile vücutta tespit edilemeyecek miktarlarda sonsuza kadar kalabilirler.

Hocam merhaba kız arkadaşım bipolar bozukluk olduğunu söyledi kendisinde. Tanışalı 6 ay oldu ilk günler söyledi ama ilaç kullanmıyorum kendimi iyi hissediyorum bence bende yüksek derecede değil diyor. İlk sorum dediği gibi midir kişiden kişiye derecesi değişir mi ? 2. Sorumda Hocam araştırdığım kadarıyla bu hastalık bazı dönemler de aldatma güdüsü doğurabiliyor muş bende bu tarz konulara çok takıntılı bir insanım ve bilgisi olmayan herkesin bişey demesi de benim iyice aklımı karıştırdı. Kendisine açtım konuyu bana çok uzak bişey aldatma diyor öylede davranıyor sadık biri ama sorum şu belli bi dönemde (mani) illa aldatır yada düşünür diye bişey var mıdır bu rahatsızlıkta.

Benjamin Tarafından Soruldu | 2017.06.25

Merhaba, Bipolar bozukluk yada eski tanımı Manik Depresif bozukluk değişik tiplerde kendini gösterir. Bipolar derken kaçıncı tipi olduğunu da tanımlamak önemlidir. Çünkü Bipolar tip 1 daha zahmetli bir psikiyatrik rahatsızlıkken bazı tipleri geçici ve hafif bulgularla kendini gösterebilmektedir. Günlük dilde bazı kişiler başka nedenlerden olan duygusal dalgalanmaları yanlış olarak kendi kendine bipolar diye de tanımlayabilmektedir. Bipolar bozukluğun manik dönemlerinde ve bu dönemin yoğunluğuna bağlı bireyde sosyalleşme ve cinsel dürtülerde artış olmasına bağlı olarak etrafın dikkatini çekmektedirler. Ayrıca aşırı iyimser bir ruh hali yerleştiğinden ve kendini kontrol duygusu zayıfladığından eğer aşırı sosyallikleri kısıtlanmazsa etrafın ilgisine çekilebilmektedirler. Ancak bu durum kişinin daha önceki yapısı ile de bağlantılıdır. Zaten doğal olarak çok sosyal ve cinsel dürtüleri yoğun bir birey manik denilen hareketli dönemde tedavi ile kontrol altında değilse , kendilerini canlılıklarının akışına bırakabilmektedirler.

Psikiyatri kan testi ve idrar testi istermi? İsterse ne için ister ve uyuşturucu kullanıp kullanmadığına bakarmı?

tekdeger Tarafından Soruldu | 2017.06.27

Merhaba, Psikiyatristler tıp doktoru olduklarından sadece hastanın ruhsal durumunu değil onu etkileyebilecek bedensel sorunları da incelemek için kan, idrar vs. gibi laboratuvar ve değişik bir çok tetkik isteyebilirler. Ayrıca ilaç yan etkilerini takip içinde kan testleri istenmektedir. Özellikle bazı ilaçların bilinen yan etkilerini önceden fark etmek için de yaptırılan zorunlu kan testleri vardır. Uyuşturucu kullanımından şüphe edilen durumlarda kan, idrar, tükürük ve saç testleri de istenmektedir. Uyuşturucu kullanımı takibi için ülkemizde idrar testleri yaygın olarak kullanılmaktadır.

Artık babamın ilgisizligi evimizi geçindirememesi beni cok kötü etkiliyor. Onu öldürmek istiyorum. Kendimi bildim bileli borç icindeyiz. Ve babam bu durumu takmiyor bu da beni daha da sinir ediyor. Universite 3. Sinif ogrencisiyim hayallerim var gerceklestirmek istedigim planlarm var lakin ailemin bu gecim sıkntısı ilgisizligi beni cok etkiliyor ne yapmaliyim nasil bir duruş sergilemeliyim nolur yardim edin artik insanlarin mutlulugunu gordukce uzuluyorum ben ve ailem hic mutlu olmadigi olamadigi icin .......

Özgürkız Tarafından Soruldu | 2017.06.29

Merhaba, Sorumluluk almayan çocuk veya genç bireyler erişkin yaşa gelince de benzer davranışları devam ettirmekte ve sadece kendileri için değil sorumlulukları altındaki bireyler için de zorluklara neden olmaktadırlar. Belli bir yaştan sonra da kendilerini değiştirme çok zor olduğundan sorumluluk ve yükümlülüklerini başkalarının üstüne yıkarak yaşama eğilimine girmektedirler. Kendileri için kendi sorunları örnek olmasa bile çevreleri bu tarz sorumsuz insanların yaşamlarını görerek , doğrunun aynı zamanda iyi olduğunu da anlamaktadırlar. Sorumluluk alma yetenek ve olgunluğuna sahip olmayan bireyler yaşamları boyunca başkaları üzerine kendi yüklerini atmakta ve diğerlerinin sıkıntılarını da görmemezlikten gelmektedirler. Bu tarz bireylerden kaçınmak ancak uzaklaşma ile kısmen mümkün olmaktadır.

SAYIN HOCAM BEYNİMDE BİR VARLIĞIN SESLERİ GELİYOR SANKİ BİR ERKEK SÜREKLİ BENLE KONUŞUYOR AYRICA BAZEN KENDİ KENDİME AYNAYA BAKARKEN BANA KENDİ YÜZÜMÜ KULLANARAK KÖPEKLERİN KIZGINKEN SIRTARIŞI GİBİ BANA YÜZÜMÜ BURUŞTURUP BANA KIZGIN BAKIYOR BAZEN KONUŞTUĞUMDA HOŞUNA GİTMEYİNCE KENDİ AĞZIMI KULLANARAK GICIK HAREKETLER YAPIYOR BEN KENDİ BEDENİMİ KONTROL EDEMİYORUM HEP İÇİMDEKİ VARLIK KONTROL EDİYOR BEN BU DURUMU CİN MUSALLATINA YORDUM AMA DOKTORLAR PARONOİD ŞİZOFRENİ TEDAVİSİ ALIYORUM ŞU AN SOLİAN 400 KULLANIYORUM 1*1 SİZDEN RİCAM BEN BU DURUMU ÇİFT KİŞİLİK SENDROMU OLABİLİR Mİ YADA DOĞRU BİR TANI MI KONMUŞ YADA BEN HANGİ DOZ İLAÇ ALIRSAM BU SESLERDEN VE ETKİLERDEN KURTULABİLİRİM.

öz Tarafından Soruldu | 2017.06.30

Merhaba, Psikiyatri hastayı izleme, inceleme , tedavi yanıtlarına göre değerlendirme ile tanı koyan bir tıp dalıdır. Sadece bir yada bir kaç şikayet üzerinden değil hasta ile ilgili tüm bilgi ve tetkiler değerlendirilerek tanı konmaktadır. Çünkü psikiyatride birkaç tanı ve hatta fiziksel rahatsızlıklar içi içe ve aynı anda görülebilmektedir. Örneğin gaipten sesler duyan birisinde hemen akıl hastalığı düşünülmez. Ancak halüsinasyon veya varsanı dediğimiz olmayan ses , görüntü, his gibi algıları yaşamanın yanı sıra tanıda istenen başka bulgular da var ise ve fiziksel bir hastalığa yada beyni etkileyen bir madde yada duruma bağlı değilse o zaman bir psikiyatrik tanı konulur. Mesela , az bilinmesine rağmen kontrol hezeyanları veya pasivite ( edilgenlik ) hezeyanları da şizofreni gibi bazı akıl hastalıklarının birinci derecedeki bulgularındandır. Ayrıca bu şikayetlerin sürekliliği , birey üzerindeki iş ve yaşamsal etkileri de değerlendirilir. Çoğul kişilik gibi durumlar yoğun stres etkisi altında yaşanıp kendi kendine oluştuğu gibi kendi kendine de ortadan kalkan durumlardır. Bazı dissosiyatif tablolarda psikozları taklit etse yada onlara yakın durumlar oluştursa bile geçici ve kişinin yaşamını bir psikoz kadar ciddi anlamda bozmayan ve şikayetleri de benzer ama farklıdır. Bilimsel tanının ve tedavinin bilinmediği 18.yüzyıl öncesi avrupasında şizofreni veya benzeri hastalıklardan dolayı halüsinasyon ve garip deneyimi olan hastalar şeytanla ilintisi olduğu düşünülerek yakılmış , dua ile tedavi edilmeye çalışılmış yada zincirlenerek kaderlerine terkedilmişlerdir. Şanslı olanlar dışında hemen hemen hepsi bu çağda insani olmayan koşullar içinde ölmüşlerdir. Psikiyatride tedavi ve ilaç seçimi hastanın tanısına, ihtiyaçlarına, tedaviye verdiği yanıta , yan etkilere göre psikiyatrist doktor tarafından düzenlenebilir ve koordine edilir. Her hastaya ve hastalığına göre farklı ilaç doz ve çeşidi söz konusu olabilir.

Merhabalar  hocam. Annem için  sorucam sorumu. Annem evde küçük küçük beyaz ve sari ışıklar gördüğünü söylüyor . bazen vücudunda gördüğünü de söylüyor   ellerimde yüzümde birşeyler var diyor. Geceleyin yatağa elleriyle vuruyor. Bazen koltuğa vuruyor. Bir ara babamdan nefret edecek duruma gelmişti. Şimdi bu konuda daha iyi. Geçen yil pek kimseyle konuşmuyordu ve fazlasıyla sinirliydi . bazı akrabalarimizdan çok fazla nefret ediyordu. Kimsenin zararı olmamasına rağmen . kimseyle konuşmak istemiyordu benimle bile pek konuşmazdı . şimdi daha iyi o zaman a göre gülüyor konuşuyor fakat babam hala çok sinirli olduğunu söyledi ve hala ışık ve gölgeler gördüğünü söylüyor bi de o ışıklara alıştığını söylüyor kim olsa bu evde duramazdi diyor . durup dururken sinirlenmeler oliyor. Yüzüme birşeyler dokunuyor ellerimde biseyler var diyor bazen . başı ağridiginda bunun sebebinin benim ya da eve gelen birilerinin  olduğunu söylüyor , bazen misafir geldiğinde eve gölgeler girdi gitmiyor bir türlü başımdan diyor.misafirlige gittiğimiz de çabuk daralinip sıkılıyor. Daha önceden myom rahatsızlığından dolayı kansız di ve bu kansızlık kalpte bazı sorunlar oluşturmuştu yürürken nefesi çabuk kesiliyordu yürüyemez hale geliyordu ve buna da ayaklarimdan biri tutuyo diyordu .  4 tüp kan alip ve ameliyat olduktan sonra Daha iyi oldu. Daha sonra göz arkasına tansiyon vurmuş ve kanamaya yol açmış . bunun için bulunduğumuz yerdeki hastanede göz filmi cektiremedigimizden dolayı şu an tedavi için birşey yapmadik. Bazen de elleriyle gördüğü gölgeyi işaret edip bak bak orda diyor . Bazen çok iyi oluyor hiçbir sıkıntı olmuyor bazen de söylediğim şeylerden birini yapıyor. Bu durum birden bire ortaya çıktı.   Cevabinizi bekliyorum çok teşekkürler ..

zerrin301 Tarafından Soruldu | 2017.06.30

Merhaba, Organik hallüsinozis gibi tıp hastalıkları sonucu ortaya çıkan halüsinasyonlar ( var olmayan görüntüler ) olabildiği gibi bazen de gözde oluşan hasarlar da benzer duruma yol açabilmektedir. Çoğunlukla halüsinasyon denince akla akıl hastalığı veya uyuşturucu kullanımı gelse bile , aslında eğilimli bireylerde aşırı stres ve çatışmaya bağlı dissosiyatif halüsinasyonlar da görülmektedir. Beyni etkileyen bir çok fiziksel hastalık ciddi akıl hastalıkları da dahil olmak üzere psikiyatrik bozukluklara neden olabilir. Ayrıca hem fiziksel hastalığa bağlı ruhsal şikayetler hem de hastanın yaşadığı sıkıntılarla ilgili psikiyatrik şikayetler eş zamanlı da görülebilir. Tüm bunların ayırımı için öncelikle bireyin hem bedensel hastalığı hem de ruhsal durumunu değerlendiren iki doktorun hastayı eş zamanlı takip etmesi gerekir. Bir tıp doktoru olan psikiyatrist de değerlendirmelerinde hastanın sunduğu şikayetlerin ve tetkiklerin ışığında bu ayırımı yapabilir veya ilgili branş hekiminden konsültasyon ( danışma) isteyerek tanıyı netleştirir.

ben bundan 15 yıl önce psikiatrik tedavi görmeye başladım konulan teşhis yetersizdi bende manik depresif bazen mutlu bazen duygusal durum ve yaygın kaygı bozuklu okb rahatsızlıklarda var birde özel olarak ben 7 aylık doğdum yani pramatüre 11 aya kadar anne sütü alabildim anne sütü zihinsel gelişim için önemli deniyor 11 aydan sonra inek sütü içtim buda bıngıldak kısmının erken kapanmasına sebep oluyor buda başka bir sorun prematüre doğanların pskolojik rahatsızlıklara yatkın olduğu söyleniyor küçükken bir kaç beyin tranvası geçirdim annemde aşırı mükemmeliyetçilik sinirlilik var onun babasında da var yani bu kadar negatif durum içinde benim beynimde bulunan kalıtımsal rahatsızlıklar ki annemde dedemde de bu rahatsızlıklar var bana geçtiyse ben nasıl bu kadar sorunla baş edeceğim bana yardımcı olacak ilaçların dışın da yöntemler var mı ne yapmalıyım psikoterapiler yada başka terapi yöntemleri işe yarar mı karmaşık bir durumdayım ayrıca nöropsikiatrik teknikler benim rahatsızlıklarımı tam olarak tespit etmekte yeterli olur mu hayatım tam bir belirsizlik içinde cevaplaya bilirseniz benide mutlu etmiş olursunuz şimdiden yaptıklarınız için teşekkürler

tomanbay Tarafından Soruldu | 2017.07.02

Merhaba, Hepimiz farklı şartlar ve koşullarda farklılıklarla doğuyoruz. Bu farklılıkları yok etmek maalesef mümkün olmuyor. Ancak yaşam her insana birçok fırsatlar tanıyor. Yani kalıtsal olarak bazı psikiyatrik rahatsızlık riskleri ile doğsak bile ruhsal olarak kendini iyi tutan birey birçok rahatsızlığın oluşumundan kendini uzak tutma şansına sahip olabilir. Ruhsal sağlık bireyin kendi ve çevresi ile barışık olması ile de bağlantılıdır. Profesyonel terapiler bir anlamda kişideki kompleksleri, düşünceleri , duyguları çözerek bu barışık halin sağlanmasına hizmet etmektedir. Ancak kişinin kendi barışık olma isteği ve davranımı da terapi ihtiyacını ortadan kaldırır. Kendini tanıma yönünde hareket eden ve ruhsal barışı sağlayan birisi kendini çatışmalar ve belki de buna bağlı psikiyatrik bozukluklarla karşı karşıya kalmaktan uzak tutar. Kişide güçlü bir kalıtsal yüke bağlı psikiyatrik hastalık ortaya çıksa bile kendini iyi tutan bireyde tedavi süreci çok daha iyi seyirli olmaktadır. Hiçbir nöropsikiyatrik tetkik bireyi iyi bir psikiyatrist değerlendirmesi kadar değerlendirmez. Tetkikler sadece psikiyatrist doktorun tespit ettiği bir konuda daha detaylı bilgi almak için istediği ek incelemelerdir. Maalesef bazı tetkikler teknoloji harikası diye yapacağı işlevden çok daha farklı şekillerde pazarlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu sorunu önlemek için kurumsal yapılar, devlet ve üniversite hastaneleri yapılan her tetkik ve tedavinin klinik faydasının olmasını istemektedirler. Deney ve araştırma amaçlı bir takım tetkiklerin klinik faydası kanıtlanmadığı sürece ücretini ödememektedirler.

Merhabalar, Yaklaşık 2 yıldır yabancılaşma (dr,dp) sıkıntısı yaşıyorum. İlk 1 yıl değişik tozlarda seralin kullandım çok faydasını gördüğüm söylenemez faydasını görmeyince birinci yılın sonunda doktorum efexor verdi. Bu ilacta 225 mg kadar kullandım ama yine pek faydasını gördüğüm söylenemez hatta daha fena yaptı bile diyebilirim. Doktorum bu sefer tekrardan selectraya dönüş yapacağımızı söyledi Ben bu ilacında işe yarayacağını düşünmüyorum 2 yıldır bu hastalıkla pençeleşiyorum ama bir ilerleme kaydedemedim. Bu hastalığın çözümü yok mudur umutsuz vakamıyım ben inanın bilmiyorum. Benim sanırım umuda ihtiyacım var ama ilaç değiştirdikçe bir faydasını görememem beni daha da üzüyor yaralıyor. Normalde yabancılasma duygusu panik atak anında ortaya çıkarmış ama bende 7/24 sürekli var. Bu hissiyattan aşırı bunalınca da panik atak yaşıyorum. Bundan 10 sene kadar önce OKB hastalığım vardı 4 yıllık tedavinin sonucunda kurtulmuştum şimdi de yabancılasmam basladı. Etraf herşey soyut geliyor sadece görüntüden ibaret gibi geliyor matrix dünyasında yasıyor gibi hissediyorum. İnsanların tipleri kendi tipim farklı geliyor tamam görüntüler aynı ama bende yarattığı algı bambaşka bir hale geldi. Tam anlamıyla iyileşmek için ne yapmam gerekiyor bu hissiyattan bıktım usandım artık. Görüşleriniz benim için çok önemli.

nistrator Tarafından Soruldu | 2017.07.04

Merhaba, Öncelikle bir psikiyatrik tedavi için dikkatli ve iyi bir tanının olması gerekir. Tanı sadece tanı kriterleri içinde yapılan bir tespit değil , psikiyatri bilimi içinde tanı kriterleri dışında da olan bilginin dikkate alınması ile yapılır. Çünkü doğru tanı(lar) iyi tedavi uygulamalarının temelidir. Psikiyatride genelde bir kaç tanı iç içe eş zamanlı olmaktadır. Derealizasyon ve depersonalizasyon anksiyete kaynaklı bir psikiyatrik bozukluk olabildiği gibi , başka bir psikiyatrik rahatsızlığın şikayeti olarak da ortaya çıkabilmektedir. Günümüzde dissosiyatif bozukluklar içinde yer alsa bile kaygı ve sıkıntı artışının tetiklediği bir durum gibi gözükmektedir. Organik ( fiziksel hastalığa bağlı) durumlarda bunu oluşturabilmektedir. En klasik bilinenlerinden temporal lob epilepsisi bunlardan birisidir. Tedavi bu nedensellik kökenine göre farklı olur. Derealizasyon ve depersonalizasyon tedavisi olan ancak az bilinmesi nedeniyle tedavisindeki özgünlükler bazen atlanan bir psikiyatrik bozukluktur.

Selamun Aleykum. ßen 19 Yasında Atipik piskoz Hastalıgına yakalandım Asker'e gittim 5 ay askerlık yaptım Cürük Verdiler Ankara Gatadan. Yaşım 27 oldu İlac kullanmaktayım. Askerden gelince Hastaneye gittik %45 Rapor Verdiler Tedaviyle Calısan. Diye sürekli. 10 senedir Denemedigim iş kalmadı. 20 günü gecemiyorum. Bırakıyorum işi Calışamıyorum. Hap içsem Calısamıyorum , İçmesem uyuyamıyorum 48 saat denedim. Şimdi Sayın Hocam: Sitenizde Gördügüme Göre Tedaviyle Calısma Olanagı Vermeyen Sizofreni Hastaları Agır Engelli raporu Alabilirler Ve Evde Bakım Maaşı Alabilirler Diye. ßende Bunu Ögrenmek İstiyorum. %80 Rapor Veriyolar bana Ama Agır engelli Verirlermi. Cevaplarınızı Bekliyorum. Şimdiden Tşkler

SansBe Tarafından Soruldu | 2017.07.05

Merhaba, Hastanelerin özürlü sağlık kurulları hastaların özür oranını belirler. Özür oranı ise hastalığın birey yaşamını ne kadar engellediği ile bağlantılıdır. Bireyin çalışabilmesi sadece maddi açıdan değil aynı zamanda ruh sağlığı açısından da önemlidir. Akıl hastalığının olması bireyin topluma katkısını engellemez. Ancak hastalığın bireyi engellemesi katkısını azaltır. Ağır engelli olmak için kişinin hastalığı dolayısı ile hiçbir şey yapamaması anlamına gelir. Yani başkasının tamamen bakımına muhtaçtır. Bu destek veren olmaz ise sokaklarda yatan , para yada yaşamla ilgileri olmayan , çöpten buldukları ile yaşayan bir hale gelebilirler. Kendine kısmen bakma yetileri olanlardan yaşamda zorlananlar 2022 nolu kanundan veya özürlü kontenjanından çalıştıklarında ise vergi indiriminden faydalanabilirler.

Antidepresanların yan etkilerinden bir taneside yabancılasma yapmasıdır diye bir söz duymuştum fakat biz tam tersi yabancılasmamız gitsin diye antidepresan kullanıyoruz bunda bir tezatlık yokmudur? Derealizasyon sadece panik atak esnasında ortaya çıkar diye duymuştum ama bende dr, dp sürekli var. Bu da kafamda soru işaretleri uyandırıyor. 2 yıldır Derealizasyon depersonalizasyon rahatsızlığı için antidepresan kullanıyorum antidepresanlar sadece atak geçirmemi azalttı ama yabancılasmamda azalma olmadı antidepresan (efexor, selectra, prozac vb.) kaynaklımı diye düşünmeye başladım. Dr, Dp hastalığı beynin insanı korumak için geliştirdiği bir sistem diye duymustum bu sistemi nasıl bozarız hocam ilaç yanında terapide alıyorum ama henüz faydasını göremedim. Değerli cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.

nistrator Tarafından Soruldu | 2017.07.05

Merhaba, Antidepresanlar geniş etki mekanizmaları nedeniyle anksiyete bozuklukları ve disosiyatif bozukluklarda dahil kullanılmaktadır. Ancak tek başına depersonalizasyon derealizasyon bozukluğunu geçirir anlamına gelmez. Burada kişinin şikayetlerine özgün bir seçim olması da gerekir. Araştırma aşamasında olmasına rağmen benim kişisel deneyimimde benzer yönde olan bir ilaç da bu rahatsızlık grubunda kullanılmaktadır. Ancak her psikiyatrik rahatsızlıkta olduğu gibi doğru tanı, kişiye özgün deneyimli ilaç kullanımı ve algoritmik farmakoterapi yaklaşımı vede profesyonel deneyimli terapi yaklaşımı kişiye tedavide en iyiye yakın sonuçları sağlar. Terapi ilaç seçimi gibi sadece terapi değil ne tür ve kişiye özgün ne tarz bir terapi diye düşünülmelidir. Terapi adı konarak profesyonel olmayan veya profesyonel ama samimi olmayan ellerde kişi iç dünyasını kurcalayıp bozmak da uygun değildir. İngilizce okuyabilenler için kendi kendine depersonalizasyon konusunda yardım ve terapi yaklaşımı olan " Overcoming Depersonalisation and Feelings of Unreality " adlı yazar Anthony David ve arkadaşları tarafından yayınlamış kitap önerilebilir.

Selamun aleykum hocam. Annem agir derecede psikolojik olarak hasta evde sesler duydugunu kendine çip takildigini dislerinde ve kulaklarinda çip oldugunu soylemekte bicakla dislerini sokmeye calisiyor kendi kendine guluyor bagiriyor bazen gunlerce konusmuyor. 1 sene hic disari xikmadi ciktiginda herkesin onu takip ettigini soyluyor. Cevredeki insanlara bagirmaya onlara hakaret etmeye basladi doktora goturdum cok defa ama hicbir zaman ilac icmiyor anneme yardim edemiyorum zorlamama ragmen ilac icmiyor tedavi olmuyor cok zor durumdayim evliligim bitmek uzere hayatta hicbirseyden zevk almaz oldum intihari bile dusunmeye basladim ne olur yardimci olun bana bir yol gosterin artik cok caresizim

dc1903 Tarafından Soruldu | 2017.07.06

Merhaba, Psikiyatride Akıl hastalığı dediğimiz psikozlar bireyin mantıklı düşüncesini bozar ve garip düşünce, algı, his ve deneyimler yaşamasına neden olur. Bu tarz hastalıklarda kendini değerlendirme yetisi de bozulduğundan yaşadıklarının gerçek olduğuna inanırlar ve hastalıklarını kabul etmezler. Bundan dolayı da tedavi ve ilaç alma konusunda ikna edilmeleri zor olmaktadır. Zorunlu olarak ilaç alma durumlarında bile içtikleri ilacı ağızlarında saklayarak atabilmeleri de söz konusu olabilmektedir. Bu tür rahatsızlıkları olanlar artık evde ve ayaktan tedavileri mümkün olmadığında zorunlu yatış ile hastanede kısmen yada önemli ölçüde düzeldiklerinde taburcu olduktan sonra tedavilerini daha kolay sürdürmektedirler. Ağızdan ilaç alma konusunda önemli ölçüde sıkıntıların olduğu hastalarda on beş günde veya ayda bir yapılan iğne tarzında ilaçlarda vardır. Psikiyatrist doktor önerisi ile bu iğne tarzı kalçadan yapılan ilaçlardan hasta için uygun olanları kullanılıp hastanın kısmen düzelmesi ile yakında bulunan Sağlık Bakanlığı Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından takip ve tedavilerinin sürdürülmesi sağlanır. Hastanın iyi olmaması onun için tüketici olduğu kadar aileleri için de yıpratıcıdır. Ülkemizde halen bu hastaları toplum içinde iyi ve aileye destek olacak şekilde takip edecek ve destekleyecek gelişmiş ve her hastaya hizmet eden bir toplum ruh sağlığı sistemi oluşturulamamıştır. Hasta hastaneye gidince hizmet almakta , hastaneden dışarı adım atınca ise kendi haline yada ailenin insafına bırakılmaktadır. Halbuki bu hastaları düzenli olarak tedaviye gelmeseler bile ziyaret edecek , tedavilerini düzenleyecek , gerekirse yatışlarını sağlayacak ve artık aile içinde yaşamaları mümkün değil veya zor ise toplum içindeki bu tarz hastalar için oluşturulan destekli evlerde kalmalarını sağlayacak bir sisteme ihtiyaç vardır. Bu da bu durumu yaşayan hastalarımızın hakkıdır. Sağlık Bakanlığı'nın internet sitesi https://hastahaklari.saglik.gov.tr/ üzerinden bu tür hizmetlerin oluşturulmasının önerilmesi zaman içinde gittikçe artan bir ihtiyaç olacak bu tarz hizmetlerin organizasyonu için dikkat çekici olacaktır.

Hocam merhaba ben küçüklüğümden beri psikolojik sorunlar yaşıyorum takıntılı saplantılı huylarım var daha önce engelli raporu almaya çalıştım 3 4 sefer alamadım gözlerden yüzde 29 oran aldım acaba psikiyatri de verilen engelli raporları süreli mi hocam 1 senelik mi sadece ? Doktorum en son gittiğimde öyle demişti yasal olarak 1 yıl ciddi akıl hastalığı falan yoksa dedi hocam bilgilendirirseniz çok sevinirim . Eğer süreli rapor verirlerse bana bo faydası olmaz hocam kalıcı olması gerek ..

Tanerlee41 Tarafından Soruldu | 2017.07.09

Merhaba, Psikiyatrik Bozukluk veya hastalığın bireyin hayatını ne kadar etkilediği derecesi aynı zamanda özürlülük oranını da belirler. Kişilerin kendi kendilerine göre değil özürlü sağlık kurulunun kararına göre özürlülük oranı belirlenir. Psikiyatri yada diğer tıp dallarında verilen özürlü sağlık kurullarındaki süre aynı şekilde belirlenir. Özürlü sağlık kurulunca özürlünün özür durumunun sürekli olmadığına karar verilmesi halinde de bu husus ilgili bölümde belirlenerek özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi belirtilir. Yani değişebilen, düzelebilen engel yada özürleri değerlendirmek için raporlar süreli verilir. Sadece Özürlü Sağlık Kurulunca kişinin özür durumunun sürekli olduğuna yani artık geri dönülmez bir değişim içinde olduğuna karar verilmesi durumunda süresiz olarak verilir. Bu durum daha çok ağır özürlülük oranına sahip bireyler için yapılması gereken bir uygulamadır.

Hocam yani anladığım kadarıyla duruma göre değişir mı diyosunuz ?? 1 senelik de verilebilir kalıcı rapor da verilebilir doktorun insiyatifine kalmış durum tamamen doğru mu anladım?

Tanerlee41 Tarafından Soruldu | 2017.07.09

Merhaba, Aslında psikiyatrist doktorun kararı Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe bağlıdır. Yönetmelik , doktorun teşhisi ve klinik kararı doğrultusunda adı geçen yönetmeliğe uyan kararlar verip bununda sadece kendi değil bir kurul kararı olarak verilmesini şart koşar. Yani doktor kararını yönetmeliğe uygun şekilde vermek yükümlülüğündedir. Sağlık Kurulu'nun amacı kararların tek bir doktorun inisiyatifi olmamasını sağlamaktır.

PEKİ YÖNETMELİK NE DİYOR HOCAM ? YANİ PROSEDÜR NASIL İŞLER ? Bİ AYDİNLATİR MISINIZ BU KONUDA ? EĞER GENE SÜRELİ 1 SENELİK RAPOR FALAN VERİRLERSE BEN ARTIK UĞRAŞMAYACAM ÇÜNKÜ İŞ YERİNDE ÖZÜRLÜ KADROSUNA GİRMEK İÇİN UĞRAŞIYORUM DOKTORUMA DEDİM İŞİM AĞIR ZORLANİYORUM .. BANA ŞUNU DEDİ PSİKİYATRİK HASTALİKLAR DA YASAL OLARAK 1 YILLİK SÜRELİ RAPOR VERİLİR EĞER ÇOK CİDDÎ Bİ AKİL HASTALIĞI FALAN YOKsa.. PEKİ BU DURUM İSTİSNAİ OLABİLİR MO HOCAM YÖNETMELİK SADECE 1 YİL SÜRELİ Mİ OLACAK DİYOR ?

Tanerlee41 Tarafından Soruldu | 2017.07.09

Merhaba, Özürlülük Oran ve süreleri ile ilgili yönetmelik özetle şunu demektedir; hastalık çok ağır ve düzelmeyecek ise süresiz verilir. Örneğin 20 yıldır şizofren ve sokakta yatan , ailesinin desteği olmasa yıkanmayan , kendine bakmayan , çöp evde rahatça yaşayan ve tüm tedavi çabalarına rağmen düzelmeyen hastalar bu gruba girer. İşe gidip gelen , günlük hayatını sürdüren , kendine bakan , cep telefonu ile arkadaşları ile sohbet eden ama psikiyatrik bozukluğu olan bir kişi ise tedavisi kendi istediği gibi sonuç vermese bile süresiz ve ağır özürlü raporu alamaz. Bu grubun rahatsızlığını ve yaşamında oluşturduğu yeti kaybını izlemek için raporlar süreli verilmektedir. Yılda bir defa da hastadaki özür durumunu yeniden gözden geçirmek için uygun bir süredir.

Merhaba hocam bipolar oldugum icin zaman zaman risperdal kullaniyorum en fazla 4 mg a ciktik su an 2 mg kullaniyorum.doktorum bana risperdal kullanirken arac kullanma dedi ben risperdal i aksam 7 gibi alsam bile sabah icin riskmi yine hocam?tesekkurler seviliyosunuz

msssm Tarafından Soruldu | 2017.07.10

Merhaba, Bipolar bozukluğu olan kişi 6-12 ay süresince iyi ve dengeli ise, tedavisini sürdürüyorsa, iç görüsü ve mantıklı düşüncesi varsa , ilaçlarının yan etkisi sürüşünü etkilemiyorsa ve uzman doktor tarafından otomobil sürmesinde raporla sakınca yok deniyor ise sürücü belgesi ile vasıta sürebilir hale gelebilirler. Burada ilaçların sürüşü etkilemesi kişiden kişiye değiştiğinden sürüşün etkilenmesi buna göre değerlendirilir. Bir ilaç akşam alınıp sabah etkisi sürüşü etkilemiyorsa doğal olarak sürücü otomobilini güvenle sürebilir. Ancak o gün birey diğer yorgunlukların etkisi ve artı ilaç etkisinden dolayı sürüş yetilerinin etkilendiğini fark ediyorsa o gün vasıta sürmekten uzak durmalıdır. Ticari vasıta, otobüs , kamyon ve ağır iş makinelerini kullananların ise işin riskine göre doktorunun değerlendirmesi ve önerisi ile ilaç kullanım ve sürüş durumuna karar verilmesi gerekir. Burada önemli olan nokta, alınan psikiyatri ilaçlarının kişinin dikkat, konsantrasyon ve sürüş yetilerini risk oluşturacak ölçüde bozup bozmadığıdır. Psikiyatrist vasıta sürüşüne izin verse bile, kişi ilaçların yada sıkıntılarının sürüşünü etkilediği noktada , araç kullanmasını kendisi geçici olarak bırakma sorumluluğundadır.

merhaba hocam. üniversitedeyken okb teshisi konmuştu ve lustral yazmıştı doktor. bir kaç ay sonra kendimi iyi hissedince bıraktım. bir kaç yıl sonra yine aynı şeyi yaptım, kendim ilaca başlayıp bıraktım. son olarak 2 yıl önce psikiyatrist okb art depresyon tanısıyla lustrale başlattı ve ve ardından sulinex ile değiştirdi. yaklaşık 1,5 yıl kullandım. bu arada açığa alınma, ailevi sorunlar ve evlilik gibi sıkıntılı süreçler geçirdim. bu sıkıntıları aşınca ilacı bıraktım. ama şimdi çok iyi hissetmiyorum kendimi. gözlerim doluyor sık sık, tahammülsüzüm (öğrencilerime karşı da) ve bir kısım takıntılarım devam ediyor. yaşadığım yer çok küçük, yardım albileceğim hekim yok. sizce tekara lustral ya da sulinexe başlamak nasıl olur? ne kadar süre kullanmalıyım

nima Tarafından Soruldu | 2017.07.11

Merhaba, Her ilaç doktor kontrolü altında başlatılmalı , sürdürülmeli ve bırakılmalıdır. Tanının doğru ve detaylı olması ise tedavide başarıyı sağlar. Örneğin genellemek gerekirse OKB yada obsesif kompulsif bozukluk bir depresyon kadar çabuk iyileşmez. Depresyonla beraber başlayıp depresyonun geçişi ile ortadan tamamen kalkan obsesyonlarda OKB değil de Majör Depresyona bağlı obsesyonlar diye düşünmek gerekir. OKB de yaşanan takıntıların zorlaması ile de beraber tanı olarak majör depresyon sık görülmektedir. Psikiyatrist doktora ulaşılamayan yerlerde aile hekimleri de tedavi başlangıcı konusunda yardımcı olabilecektir.

HOCAM GÜZEL DİYORSUNUZ ÇOK ŞÜKÜR ÖYLE YATALAK FALAN DEĞİLİM AMA BENİM SIKINTILARIM GEÇMİYO KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ KENDİME ÇOK ZARAR VERECEK ŞEYLER YAPTIM BAZEN KENDİMİ KONTROL EDEMİYORUm KENDİMİ Bİ GERİ ZEKALI HOBİ HİSSEDİYORUM .. YOKSA KİM ENGELLİ YERİNE KONULMAK İSTER İNŞALLAH KALICI Bİ RAPOR ALIRIM HOCAM GÖZLERDEN BAYA Bİ ZAYIFLIK VAR KORNEA NAKLİ OLDUM YÜZDE 29 ALDIM PSİKİYATRİ NİN EN DÜŞÜK YÜZDE 16 KALICI VERMESİ GEREKİYOR HOCAM KENDİMİ NORMAL Bİ İNSAN GİBİ HİSSEDEMİYORUM ..

Tanerlee41 Tarafından Soruldu | 2017.07.12

Merhaba, Kişilerin kendini yada başkaları tarafından anormal diye değerlendirmesi ile psikiyatrik değerlendirmede bulunan bozukluk yada hastalık aynı değildir. Bir tıp dalı olan psikiyatri tanı kriterleri ve psikiyatrik bozukluğun tedavi süreç ve seçeneklerini değerlendirerek kişi ile ilgili objektif bir sonuç oluşturmaya çalışır. Tüm dünyadaki sosyal güvenlik kurumları psikiyatri ve onun dışındaki tıp dallarının raporlarını ve kendi değerlendirme esaslarını temel alarak kişilerin özür durumlarını değerlendirir. Örneğin İngiltere' de geçmişte özürlülük ve hastalık dolayısı ile sosyal yardım alan hastaların raporları sil baştan yeniden değerlendirilmekte ve bir çok kişi özürlü kategorisinden çıkartılarak hastalık yada özürlü aylıkları kesilmektedir. Ülkemizde de özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde alınan özürlü raporlarındaki yüzde oranlarının yeniden değerlendirme ile değişme olasılığı yüksektir. Tüm özürlü raporlarının bağımsız bir kurum tarafından gözden geçirilmesi hak edipte istediği oranı alamayan veya hak etmediği halde özürlülükten faydalanan bireylerin yaşadığı düzensizlikleri çözecektir.

Merhaba Hocam , Bir iş yapacağım zaman sürekli erteliyorum , bu kadar bir seviyeye ulaştı ki artık çoğu zaman banyo yapmak bile ya da günlük basit işler gözümde büyüyor. Bir işi yaparkende çok stres oluyorum terliyorum of puf diyorum azıcık yapsam hemen bırakıyorum olmucak şekilde büyütüyorum sonra yapmasam daha iyi diyorum. bir de mesala uzun vadede birşey başarmak lazım hergün az az düzenli yapmak lazım..ama bunu düşünce deliriyorum sen sadece bugünü düşünsene sürekli nasıl yapıcam diyorum 2 gün yapsam bitse diye bakıyorum böyle olunca hiç bir iş bitmiyor hayatım ilerlemiyor.

p.duman Tarafından Soruldu | 2017.07.13

Merhaba, Kişinin yaşamını bozan her ruhsal durum psikiyatrik bir değerlendirme gerektirir. Bazen kalıtsal nedenler, bazen yetiştirilme tarzı , bazen kişilik , bazen altta yatan psikiyatrik bozukluk ve bazen de bunların hepsi beraber aynı anda soruna neden olabilmektedir. Tüm nedenlerin iyi bir psikiyatrik değerlendirme ile incelenip ana nedenin belirlenip ona göre tedavi ve terapi seçeneklerinin uygulanması gerekir. Uzman bilgisayar programı PAT ve AKÖS internet sitemde psikiyatrik ve kişilik değerlendirmeleri ile ruhsal soruların tanımlanmasına yardımcı olmaktadır.

Hocam merhaba. ben 21 yaşındayım adım Gece. çocukluğumdan beri bir şeylere yetişmekten kendime hiç yetişemedim. küçük yaslarımda aile sorunlarım çok fazlaydı. onlar birike birike şimdi çok tahammulsuz bır ınsan oldum. en ufak seye aglıyorum. Kendimi çok yaşlı ve bitkin hissediyorum. yaşıtlarım gibi bir hayat yaşayamıyorum, üniversite hayatım ailemin hayal ettiği kadar hareketli bile değil. hep evde, odamda ya sureklı yatıyorum ya da kitap okumaya çalışıyorum. "ruhun ölmüş senin" tepkileri alıyorum ki bu doğru. kalabalık ortamlara girdiğimde her şey kulağımda uğulduyor ve her şey üstüme üstüme geliyor sanki. sürekli, hiç dinmeyen baş ağrısı sorunum var. hiçbir ilaç fayda etmiyor. bu ağrılar günlük yaşantımı da çok fazla etkiliyor. bundan 3-4 yıl önce bu sebeple doktora gittiğimde bana selectra yazmışlardı. bir müddet kullanabildim, sonra kendim bıraktım. baş ağrılarımın psikolojık oldugunun ben de farkındayım çünkü kafam hiç susmuyor. yemek yerken, yatarken, film izlerken herhangi bir işle ugrasırken bile gözüm bır noktaya sabıtlenıyor ve ne düşündüğümü bile idrak edemiyorum. kafam hem çok dolu hem de çok boş oluyor o an. ailem de dahil, hiç kimseyle doyasıya vakit geciresim gelmiyor. zaten geçiremiyorum da kendimi hep bir şeylerden kaçarken buluyorum. iyi değilim, çok tahammülsüzüm. yersiz sinirleniyor insanlara bağırabılıyorum. ailem bile bana kalabalık geliyor. yorgun bile değil, tam anlamıyla çürümüş hissediyorum kendimi. ne yapmam gerekiyor bilmiyorum, insanlardan sürekli sen ölmüşsün ne bu hal gibi cumleler duymak beni sinirlendirdiği kadar tepkisiz de bırakıyor. ben böyleyim deyip geçiyorum ama bu durum en çok benim zoruma gidiyor. insanları yeteri kadar sevemiyorum, bazense sevgimle onları boğmak istiyorum ama yapamıyorum. kafama, kalbime hep duvarlar örüyorum. uyku konusuna gelirsek, ciddi anlamda bir uyku problemım var. uyumam güneşin doğmasına bakıyor ve uyuduğum halde bile saat bası uyanıyorum. bazen yatak diken gibi batıyor, olduğum hiçbir yerde mutlu olamıyorum gibi hissediyorum. hangi şehire gitsem, hangi evde olsam hep bunalmıs hissediyorum. hiç mutlu olamayacakmışım gibi... ben ne yapacağım kendimle bilmiyorum, bazen intihar düşünceleri bile geliyor beynime ama korkaklığım kendi ölümümü düşününce gelen ağlama isteğini bastıramayışım hep engelliyor beni. dusundugum kadar yeltenmedım bile. ne yapacağımı bilmiyorum, bir doktora gidip ilaç kullanmalı mıyım.. bana yardım eder misiniz ?

curuk Tarafından Soruldu | 2017.07.15

Merhaba, Düzenli ve huzurlu yaşam koşulları ruhsal sağlıklı bireylerin yetişmesini sağlar. Zeka ve iyi bireyler yaşamı huzurlu ve sağlıklı hale getirmeye çalışırken , kötü ve akla zarar bireyler ise hem kendi hem de diğer insanların yaşamlarını bozmaktadırlar. Ruhsal iyiliği bozulan beynin toparlanması ise yine iyileştirici ve destekleyici ortamların oluşması ile mümkündür. Bireyler bundan dolayı iyi ve ideal ilişkilerin peşindedir. Çünkü iyi ilişkiler ve ortamlar ruhsal dengeyi sağlar. Bir anlamda psikiyatride terapi ve tedavi de iyi ve bilgili ellerde iyileştirici ortamı sağlamaya çalışır. Yani çölü yeşertmek mümkün olmasa da çölde bir vaha yaratılabilir ki kişi çölü aşmada gücünü toparlayabilsin.

Hocam ya derealizasyon sıkıntım var ya da takıntım var. Şundan dolayı diyorum belki takıntı yapmışta olabilirim. Dış çevrenin gerçek olduğunu biliyorum ama hissedemiyorum. Dış çevreyle aramda görünmeyen bir katman var gibi geliyor. Görüntüleri sanki 2 boyutlu gibi izliyorum. Sanki herkes tv ünitesinin içinde de bir tek ben dışında kalmışım gibi hissediyorum. Tv ünitesinin içinde yer alan iki boyutlu olan insanları, iki boyutlu olan dış dünyayı izliyorum. Sanki hersey soyut gibi, sadece birer görüntüden ibaret gibi geliyorlar. Bu derealizasyona mı işaret yoksa birer takıntıdan yani OKB'den mı ibaret. Konu hakkında yardımlarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.

nistrator Tarafından Soruldu | 2017.07.18

Merhaba, Sadece bir tek şikayetleri göz önüne alarak bir durumu incelemek sorunun tam yanıtını vermeyebilir. Ancak , bir durumu ve yaşananları sık düşünmek ve kaygılanmak kelime anlamı olarak takıntı diye nitelendirilse bile psikiyatride Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) de kullanılan takıntı ile aynı değildir. OKB deki takıntı kavramı bir nedene veya algıya bağlı olmadan akla gelen sık , saçma ,kontrol dışı düşüncelerdir. Yani gözün görmediği ama aklın gördüğü bir durumu takıntı yapar.

Merhaba, yaklaşık bir yıldır işsizim ve iş arıyorum.Bu süre içerisinde ailem tarafından yüzüstü bırakılmam ve sevgilim tarafından aldatılmam gibi bir çok olayı üst üste yaşadım ve geldiğim noktada yakın ilişki kurduğum insanlarla yaşadağım geçmiş önemli olayları ve şuanda yaşadığım bazı olayları hatırlamıyorum. Sevgilimle yaptığım kavgalardan sonra kavga nedeni vs. gibi şeyleri hatırlamam her seferinde daha uzun süre alıyor en son 3 ay aldı. Öfkelendikten sonra kendimi kontrol edemiyorum. Yüyürken kendimi kaybedip km.lerce yürüyebiliyorum. Kendimi sıksık gülerken yakalıyorum ve bazen durduramıyorum. İnsanların yüzleri hep tanıdık geliyor. Konstantre olamıyor yaptığım hiçbirşeyi yapamıyorum. Olmadığım bir insan gibiyim ve işin içinden çıkamıyorum. Bu durumlar karşısında ne yapmamı önersiniz. İşsizim kendi kendime aşabileceğim bir durummudur ne önerirsiniz? Şimdiden teşekkürler ve iyi çalışmalar..

Can0087 Tarafından Soruldu | 2017.07.18

Merhaba, Beyin yüksek stres ve travmatik yaşam olayları karşısında farklı tepkiler verir. Bunlardan bir tanesi de kopma veya çözülme ( disosiyasyon ) dediğimiz durumdur. Bir anlamda kişinin kaldırabileceği ruhsal yükün fazlası ile donma ve istenmeyen garip tepkiler vermesidir. Kişilerde böyle durumlarda bilinç ve hafıza da etkilenmektedir. Çok nadir de olsa da hafızada tamamen kaybın olduğu geçici durumlar bile görülebilmektedir. Bireyin bir anlamda kendini yeniden ruhsal sağlıklı hale getirmesi için , sorun ve sıkıntı yaratan ortamlardan uzaklaşıp , kendini iyi ve değerli hissettireceği ortamlara yönelmesi bu tarz durumlardan kaynaklanan şikayetlerin çözülmesine yardımcı olmaktadır.

Merhaba hocam 23 yaşındayım ben 1 ay önce bi ilişkiye başladım. Erkek arkadaşım 4 ay önce nişan atmış. Beni ikna etmeye bayağı uğraştı başta istemiyordum çünkü. Ama sonradan davranışları tutarsizlasti. Bazen cok ilgili bazen çok ilgisiz. Sürekli evlilik planlari yapiyor yerine göre kıskanıyor koruyup kolluyo da. Ama bazen öyle ilgisiz ki sanki yabancı gibiyiz. Geçmişini bir anda söküp atmasını beklemiyorum ama bu tutarsız tavırları beni incitiyor. Yol yakınken geri mi dönmeliyim sürekli gerginim huysuzum bu yüzden. Üzülmek istemiyorum. Teşekkürler şimdiden.

Nursena Tarafından Soruldu | 2017.07.20

Merhaba, İlişkileri en iyi test eden ilişkilerin yaşanan gidişatıdır. Duygu bağının ve duygusal verilen sözlerin aynı zamanda yaşananlarla sağlamasının da yapılması gerekir. Duygusal olarak çok yoğun olsa da yaşanan uyumsuzluk ve sıkıntılarla giden bir ilişki doğru yolda değildir. Yaşamda her yol bir yere çıkar ancak yanlış yol ile doğru ve istenen adresi bulmak mümkün olmaz.

Merhabe hocam.Cipralex ve edronaxsı altı aydan fazladır beraber kullanıyorum. İlaçları kullanırken özellikle de edronaxsi dengesiz kullandım. Şimdi edronaxsı bırakma sürecindeyim ve tansiyonumun yükseldiğini fark ettim. Edronaxsı kullandığımdan beri zaten aşırı terleyip çabuk yoruluyordum bu yüzden bırakmaya karar verdim. Bırakırken önce günde iki kez aldığım edronaxsı günde bire düşürdüm. Bir hafta sonra iki günde bire düşürdüm. İki hafta oldu bırakmaya başlıyalı tasiyonum yüksek. Dahiliyeye gidip bir sürü test yaptırdım hiç bir rahatsızlığım çıkmadı. İlaçtan kaynaklı olabilir mi?

Sbl Tarafından Soruldu | 2017.07.28

Merhaba, Bazı antidepresanlar kullanım sırasında belli bir dozun üzerinde hipertansiyona ( tansiyon yüksekliği ) neden olabilmektedir. Antidepresan bırakma yada azaltma sürecinde ise normalde ilaçtan kaynaklanan tansiyon yükselmesi beklenmez. Ancak ilacı bırakma sürecinde oluşan kesilme belirtileri sıkıntı ve strese neden olarak eğilimli bireylerde tansiyon yükselmesi oluşturabilir. Kişi bundan dolayı aşırı kaygıya girer ise tansiyonda geçici dalgalanmalar beklenebilir.

Iyi günler değerli doktor bey Babami kaybettiginden beri yaklaşık 2.5 yıldır zevk alamama herşeyi kafama takma sürekli yorgunluk gibi sikayetlerim başladı ilk zamanlar wellbutrin 1t0 mg kullandim iyi gelmisti biraz sonra ilac piyasadan toplatildi sonrasinda cymbalta 60 mg basladim ama gunumun nerdeyse 15 saatini uyuyarak geçiriyorum ve sicaklarda dahada fazla artıyor bu yorgunluk ve uyku halinden nasil kurtulabilirim birde wellbutrin yeniden piyasaya sürülmüş geçen gün aldım ama doktorum aciklamayi unuttu cymbalta 60 mg dan wellbutrin 150 mg a nasıl gecebilirim

Anelka Tarafından Soruldu | 2017.08.01

Merhaba, Depresyon enerji eksikliği , halsizlik , cansızlık ve aşırı uykuya neden olabilmektedir. Sadece depresyon değil uzamış komplike yas, tükenme sendromu, fibromiyalji dediğimiz aslında somatoform bozukluklar grubuna yakın bozukluklar da aynı şikayetlere neden olabilir. Tedavi nedene göre iyi bir psikiyatristin denetiminde doğru yaklaşımların kademeli ve bilgili olarak uygulanması ile sağlanabilir.

Hocam bipolarım şimdide abilify verildi.ben onu bulamadığım için muadili aripa yı kullanıyorum 1 ay oldu 10 mg a çıktık.sorum şu,bu ilaç bende halsizlik,enerji kaybı gibi sorunlara yol açtı bu durum canımı sıkıyor bu tür ilaçların özelliğimi bu yoksa ilaca başlayalı çok olmadığı içinmi?tesekkurler

msssm Tarafından Soruldu | 2017.08.02

Merhaba, Her ilaç ortak bazı yan etkiler yarattığı gibi kişiye özel yan etkilere de neden olabilir. Genelde bipolarda da kullanılan antipsikotik tarzı ilaçların halsizlik ve yavaşlatıcı etkileri olmaktadır. Burada atlanmaması gereken her şikayetin ilaç yan etkisine bağlanmaması ve altta yatan rahatsızlıktan kaynaklanan kalıntı yani tam geçmeyen şikayetlerin de hesaba katılmasıdır.

Merhaba hocam yeni prozac kullanımına başladım. Öte yandan amatör olarak vucut geliştirme ile ilgileniyorum. Her gün 1 saat spor yapmam gerekli. Prozac kullanımı sırasında spor yapmanın sakıncaları var mı?

luigiwampa Tarafından Soruldu | 2017.08.17

Merhaba, Sağlıklı bireylerde antidepresan (depresyon ilacı) alımı spor yapmaya engel değildir. Ancak vücut geliştirme gibi bazı sporlarda kullanılan gıda takviyesi aminoasitlerin ve bazı maddelerin antidepresanlarla etikileşimi söz konusudur . Özellikle gıda takviyelerinde bulunabilen triptofan , tirozin gibi aminoasit miktarları önemlidir. Gıda takviyelerinin içindeki maddeler ile kullanılan antidepresanın etkileşimi araştırılarak ve doktora danışılarak kullanılmasını öneririm.

eşim evde hiç duramıyor, yemek yapmıyor, temizlik yapmıyor, elektrik su kullanamıyor, aşırı cimrilik yapıyor, açıkçası 1 ekmek almaya bile tahammül edemiyor, her sabah evden çıkıp arkadaşlarından bir tanesine sabah 8 den akşam 10 kadar yiyip , içip geliyor, ama bu kesintisiz hergüm, insanlar bu duurumdan şikayet ediyor, tatlı gel diyorlar, bıkıyorlar ama genede gidiyor, hakeret etmelerine ragmen gidiyor, çok tartıştım bu konu için eşimle, yaptıgının ne kadar yanlış olduğunu anlattım, belki defalarca konuştum, uyardım, çocuklarına ve kendisine bur davranışların zarar verdiğini anlatmama ragmen dinlemedi ve halen de dinlemiyor, hocam dün akşam tekrar konuştum onunla, bana şunu söyledi, belkide sorun sensin dedi, arkadaşlarım anlattıyor, eşlerine yemek yapıyor,i hazırlık ytapıyorlar eşlerimizi çok seviyoruz diyorlar dedi, ama ben demek ki bunları yapmıyorsam sevmiyorum seni demekki ondan bu durum, hocam şimdi ben içim içimi yiyor, benim varlığım bir insanın hayatını bu denli altüst ettiği için kendimi suçluyorum, bu kadar mı kötüyüm diyorum. halbuki o mutlu olsun diye dünyaya bir kement atar ayaklarına indiremesem de sırf mutlu olsun diye deneyecek biriyim. gel bir gezelim diyorum yok diyor, gel şunu yapalım diyorum yok diyor, bir insan birini sevmiyorsa , bu tür davranışlar yapabilir mi hocam. inanın kafam allak bullak saglıklı hiçbirşey düşünemiyorum. hocam 14 yıllık evliliğimiz var, çocuklardan dolayı 10 yıldır yataklarımız ayrı, ve uzun bir psikiyatrik tedavi gördü, bölük pörçük kullandı ilaçlarını düzelmedi, sizin öneriniz nedir hocam .degerli fikirlerinize ihtiyacım var.

mehmet 33 Tarafından Soruldu | 2017.08.21

Merhaba, Bir sorun kümesi sadece bir psikiyatrik bozuklukla değil birkaç bozukluk yan yana düşünülerek anlaşılabilir. Ayrıca bu sorun kümesinin içine ilişki sorunları ve bireysel mutsuzluklar da eklenince anlaşılması daha da karışık bir durum haline gelebilir. Bu durum ve rahatsızlıkların bir kısmı birbiri ile bağlantılı bir kısmı ise birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkar. Takıntı Bozuklukları sınıfında düşünülebilecek aşırı cimrilik , kişilik bozuklukları içinde değerlendirilebilecek tutarsız ve sorumsuz davranımlar, ruhsal kompleks olarak olarak kendinde değil hep başkasında sorun arama , çocukluktan gelen sevilme eksikliği vs. gibi sorunlar yan yana gelince çözümü daha zor bir denklem haline gelmektedir. Çözümü tıkayıcı en büyük sorun ise bireyin kendi sorunlarını fark etmedeki eksikliğidir. Kendini çok seven bir birey başkasını ancak kendisi için sevebilir.

hocam 17 yaşındayım.ve doğduğumdan beri kekeme olarak biliyorum kendimi.bu durumlar bazı harflerle başlayınca oluyor(sessiz harfler r,m,n,b)vb ve normal konuşurken bişey yok ama heyecanlanınca çok oluyor sizce önerileriniz neler hocam

alii Tarafından Soruldu | 2017.08.23

Merhaba, Konuşma bozukluklarında tedavi (eğer buna neden olan bedensel bir rahatsızlık yoksa) konuşma terapistlerinin çalışma alanına girmektedir. Özellikle tiklerde olduğu gibi heyecan ve kaygı konuşma bozukluklarında artışa neden olduğundan , konuşma terapisine ilaveten psikiyatrik bir destek ile heyecan ve kaygının kontrol altına alınması ve konuşma bozukluğunun neden olduğu özgüven sıkıntıları ve buna bağlı psikiyatrik şikayetlerin de düzeltilmesi , konuşma bozukluğunun tedavisi açısından önemlidir.

Merhaba hocam Anksyiete bozukluğu ile tedavi görüyorum,Cipralex 5 mg kullanmaktayım,Devlet hastanelerine baş vurdum Engelli Sağlık Kurulu Rapor aldım, Anksyiete bozukluğu.tedavi ile kısmen düzelen 25%,artı ortopedik sol ayak sorunlu toplam 52% oran mevcut olup,bu durumda sormak istedim soru ; B-sınıfı sürücü belgesine sahibim,anksiyete bozukluğu olanlar sürücü olur mu birde , Anksyiete bozukluğu,tedavi ile kısmen düzelen 25% zihinsel engelli kişi olarak değerlendirilmesi ne kadar doğrudur?Çünkü Trafik şubesi ve Maliye Vasi tayine gerek vardır diye hüküm veriyor. Saygılarımla.

fahru Tarafından Soruldu | 2017.08.25

Merhaba, Sürücülerde arana4cak sağlık şartları yönetmeliği Madde 9/3 Dikkat bilinci, duygu ve heyecanı düşünceyi bozan sürekli bir hastalığın ya da ilaç kullanımının olmasını ehliyet vermeme durumu olarak değerlendirmektedir. Sürücü ehliyeti ile psikiyatrik bozukluklar arasındaki ilişki özetle şudur; kişinin rahatsızlığı ne olursa olsun eğer sürüş emniyetini bozuyor ise ehliyet geçici yada daimi olarak verilmez. İlgili resmi makamlar gerektiğinde sağlık kurulu ve doktor raporu isteyebilirler. Bireyler resmi makamların ilgili yönetmelik ve kanunlar içeriğinde isteyeceği raporları tamamladıktan sonra bunların sonucuna itiraz etme ve başka bir hakem hastanede değerlendirilme hakkına da sahiptirler.

Sayin hocam merhabalar.Yaklasik 1 hafta önce yogun kaygi korku ve endise dolayisiyla psikiyatriste gittim ve bunun sonucunda 20mg prozac verdi.Prozaci kullanimimin 6.günu fakat korkularim ve endiselerim cok fazla artti bazen oyle bir sıkınti geliyor ki dayanamayacak gibi oluyorum.Bayram dolayisiyla sehir disinda oldugum icin doktorum ile iletisimede gecemedim.Sizce ilacin ilk haftalarinda boyle etkiler yapmasi normalmidir veya ilaci birakmalimiyim.Yardimci olursaniz cok sevinirim.Tesekkurler

sercan445 Tarafından Soruldu | 2017.08.30

Merhaba, Bazı antidepresanlar ilk kullanıldıkları dönemde yanında tedbir alınmazsa kaygı, anksiyete artışına neden olabilmektedirler. Ayrıca ilacın etkinliğinin başlaması için haftalar gerekeceğinden ve bu arada psikiyatrik rahatsızlık bulgularının artması da benzer duruma neden olabilmektedir. İlaçtan kaynaklanan kaygı artışının günler içinde azalması beklenir.

Merhaba hocam ben 3 yıldır uyku ilacı olan sereqquel 25 mg kullanıyorum.ilaç 25 mg fakat ben zaman zaman uyutmadığı için artırdığım oldu.internetteki uyku ilaclarının zararlarını okuyorum bunama,alzheimer gibi sonuçlar doğurabildiği yazıyo.bu sadece benzodiyazepin gurubu yeşil reçeteyle satılan ilaçlardamı oluyo yoksa genel olarak bir tehlikemi var?

msssm Tarafından Soruldu | 2017.08.30

Merhaba, Psikiyatride ilaçlar doğru yerde psikiyatrist doktor kontrolünde doğru şekilde kullanıldığı zaman daha etkili ve daha az yan etkilidir. Kendi kendine kullanılan her ilacın faydadan çok zarar verme olasılığı yüksektir. Düşünülenin aksine ilaçlar, üzerinde en çok çalışma yapılan ve yan etkileri en çok izlenen maddelerdir. Bir ilaçla ilgili her yıl binlerce rapor, bildiri ve yayın varken örneğin bir duvar boya markasının içine katılan kimyasalların yan etkileri ile ilgili hiçbir yayın yada rapor olmayabilir. Psikiyatrik ilaçların Türkçesi bunama olan demans ve bunun alt tiplerinden biri olan Alzheimer hastalığına neden olduğunu gösterir ciddi bir bulgu şimdiye kadar gösterilmemiştir. Tam aksine bu ilaçların bunamayı önleyici yöndeki bulgular ise yetersizdir. Hafızayı etkileme , unutkanlık yan etkileri ise bunama anlamına gelmez. Unutkanlık ve bunama yakın olmasına rağmen eşdeğer kavramlar değildir.

iyi günler doktor bey bende psikolojik mide bulantısı problemi var doktora gittim bana anksiyete tanısı koydu ebelik öğrencisiyim bu durum beni çok zorluyor derslerim kalabalık sınıflarda oluyor ben herkesin içinde kusarımda rezil olurum diye hep çok korkuyorum bazen otobüslerde dahi geliyor bulantı beni çok yıpratıyor artık sebepsiz yere kendimi strese sokuyorum ya kusarda rezil olursam diye önceden ailemin yanında olmuyordu şimdi evde bile bulantılarım oluyor ve arkasından hemen kusma geliyor doktor citoles ve rexapin verdi kullanıyorum ama faydasını görmüş değilim kaç defa ilaçlardan sonra kustum şimdilerde toplum içine çıkmaya korkar hale geldim siz bana ne önerirsiniz lütfen bir çözüm önerisi sunun bana bu şekilde kendimi soyutlayarak daha ne kadar yaşarım bilmiyorum sürekli aklımda kusma senaryoları var kusarsam rezil olurum diye düşünüp duruyorum :(

eliffdemirr Tarafından Soruldu | 2017.08.31

Merhaba, Ruhsal sıkıntılar kendini bedensel şikayetlere döndürebilir. Tüm algı merkezlerimiz beyinde olduğu için , ruhsal sorunlara neden olan kimyasal yada beyin sinir hücrelerindeki bağlantı problemleri beyindeki kusma , bulantı algılama merkezleri de dahil bir çok değişik bölgeyi etkileyerek fiziksel bir rahatsızlık olmadan fiziksel bir rahatsızlık varmış gibi bir etki yaratabilmektedir. Yani birçok farklı psikiyatrik bozukluk temeli olmayan fiziksel şikayetlere neden olabilmektedir. Fiziksel şikayetler nedeniyle rezil olurum duygusuyla kaçınma ise aslında şikayetin daha da artıp kişinin yaşamını ciddi anlamda kısıtlamaya başlar. İyi bir tanıyla ilintili olarak yapılan iyi bir psikiyatrik tedavi planı ile bu tür rahatsızlıklar tedavi edilmektedir. Tedavinin gecikmesi ile kaçınma davranışının artışı ise kolay olabilecek bir tedaviyi zora sokabilmektedir.

Hocam merhaba, 1,5 ay önce anne karnındaki doğmak üzere olan bebeğimi gebelik şekeri yüzünden kaybettim.Doktorun (endokronoloji Prof )insülin kullanmamı gerekli görmemesi şekerimin sıkıntılı olmadığını düşündürdü ve diyetime dikkat etmedim bişey olmaz dedim (ani bebek ölümü en son aklıma gelcek şeydi) ve ani şeker yükselmesiyle bebeğimi kaybettim.bu ikinci gebeliğimdi ilkinde çok dikkat etmiştim diyetime ve sağlıkla kucağıma almıştım.Bebeğimin acısından çok vicdanımla boğuşuyorum.Bu benim hatam ve Zamanı geriye getiremiyorum işin içinden bi türlü çıkamıyorum.Beni teselli etmek isteyip Allah dan geldi diyenlere kadercilik yaptıklarını söylüyorum.Psikiyatriste de gittim oda yakınlarımın söylediklerine benzer şeyler söyleyip antidepresan verdi ama kullanmadım.. Antideprasan yada hiç bişey ,bebeğimi geri getirmiycek hata mı telafi etmiycek..Kendimi hiç bi Zaman affedemem ama bi ailem var hayat devam ediyo.. İki yer arasında kaldım.

Moonsun Tarafından Soruldu | 2017.09.07

Merhaba, Çocuk kaybına bağlı yas tepkisi yaslar içinde en yoğun olanıdır. Toparlanması aylar ve bir yılı aşkın süre sürebilir. Unutulmasına ise bir ömür yetmeyebilir. Zaman içinde yeni duygusal kazanımlar ve gelişmeler yastan uzaklaşılmasını sağlar. Bireylerin yaslarını çözebilmesi ve kayıplarına alışabilmeleri için kayıplarını kendi kendilerine açıklayabilmeleri gerekir. Bir birey yaşamda olan ve sonucunu bilerek, kasıtlı ve isteyerek yapmadığı eylemlerden kendini sorumlu tutmamalıdır. Çok insanın ve profesyonelin dahil olduğu bir sonuç sadece bir kişinin davranımı ile açıklanamaz.

Hocam borderline kişilik bozukluğu, majör depresyon, yeme bozukluğu teşhisi konulan birisi engelli raporu çıkarabilir mi? Hastalık raporu istememizdeki temel neden özel okul ve iş alanında yaşanılan sıkıntılar. Herhangi bir kavga, tartışma, sorumsuzca hareket durumunda burs kesiliyor öğrenci bunu bile isteyerek yapmamasına rağmen eğitim hakkını elinden alıyorlar. İş alanında da en ufak bir şey de işten atılma durumu oluyor. Rapor çıkarırsa yüzde kaç çıkarr? Bu kişinin maddi manevi hakları nelerdir? uzun süre ilaç kullanımı ve tedavi masraflarıyla sıkıntı yaşıyorsak ilaç raporu çıkartıp ücretsiz alabilir mi ? Teşekkürler

berfindber Tarafından Soruldu | 2017.09.08

Merhaba, Her birey özürlü sağlık kuruluna başvurduğunda değerlendirilerek engellilik ve özürlülük oranı belirlenir. Heyetteki doktorların ve hastayı gören uzman hekimin verdiği oranlar çerçevesinde bir özürlülük yüzde oranı ortaya çıkar. Buna göre de bireyin sosyal güvenlik hakları belirlenir. İlaç raporu çıkarılması doktorun uygun gördüğü durumda her sosyal güvenlik sisteminden faydalanan hastanın verilmiş bir hakkıdır.

Iyi akşamlar. Sizden bir konuda yardım istiyorum. Ben 8 ay önce Erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde tedaviye başladım. Ilk aldığım tanı depresyondu. Daha sonra 2 tane daha doktor değiştirdim ve 4 tane ilaç kullandım. Bu dönem içinde bende manik depresif davranışlar ortaya çıktı. En son doktorum bipolar olabilirsin ama teşhis için çok erken dedi ve depakin isimli ilaç yazdı. Daha sonra ben hastaneye yatırıldım çıkınca ilaçları bıraktım. Bu süre içinde ise kendimi gozlemledim. Benim hayatım boyunca var olan şikayetim içimde var olan ve bitmek bilmeyen acı ve intihar eğilimiydi. Doktora yeniden tedaviye başlamak istiyorum dediğimde biz teşhisimizden eminiz diyip aynı ilacı yazdı. Benim sorum hastalıklarda tanı değişimi oluyor mu ya da benim yeniden bir tedavi başlamasını isteme gibi bir hakkım var mı? Son olarak tanı değişirse bipolar bozukluk teşhisi hala hayatımı etkiler mi? Ben hukuk ögrencisiyim hakim savcı olmak istediğimde bir sorun ile karşılaşır mıyım? Teşekkürler!

atlımahşer Tarafından Soruldu | 2017.09.08

Merhaba, Psikiyatride tanı etyoloji ( neden olan bedensel bozukluk) ile değil üzerinde anlaşılan kriterler üzerinden konulduğundan tam olarak bir teşhis değişmez denemez. Tanı doktorun deneyimi ve bilgi birikimi ile de değişebilir veya daha iyi tanılar konulabilmektedir. Ancak bazı tanılar net bulgular üzerinden yapıldığı zaman kesin olarak kayıta geçmektedir. Birey tanısı ve tedavisi konusunda doktoru ile anlaşamaması söz konusu olduğunda ikinci bir hekim yada başka bir hekime başvuru ile sorunu çözmeye çalışabilir. Hastanın tanı ve tedavisini gözden geçirmeyi isteme hakkı vardır ancak bu tanı ve tedavisini kendi isteğine göre değiştirme hakkı anlamına gelmez. Psikiyatrik rahatsızlık tamamen düzeldiğinde başvurulacak kurumun yönetmeliklerindeki sağlıkla ilgili maddelere göre bir sorun oluşturmaması gerekir. Ancak Bipolar Bozukluk gibi tekrarlama riski olan psikiyatrik rahatsızlıklarda ilgili kurumun sağlık beklentilerine göre , bir hastane sağlık kurulunun kararı da istenebilir.

Hocam Merhabalar ben 19 yaşındayım sosyal fobi insanlarla iletişim kuramama gibi sorunlarla 3 yıldır prozac kullanıyorum 15 gün kendi başıma bıraktım sorunlar tekrar başlayınca doktorla görüştüm 20 mg tekrar başladım,bu ilaç hormonal gelişimimi karacigerimi zihnimi uzun zamandır kullandığım için etkilemişmidir ve dahada kullanımımda etkilermi?korkmam endişelenmem gereken bir durum varmı?birde balık yağına başladım ilaçla bir etki yaparmı olumsuz (öyle birseyler okudum hocam biraz kafam karıştı)

doruk98 Tarafından Soruldu | 2017.09.10

Merhaba, Psikiyatri ilaçları ile internet ve sosyal medyadaki korkutucu deneyim ve açıklamalar aslında sadece kişisel deneyimlerdir. Düşünülenin aksine özellikle bazı antidepresanlar yani depresyon ilaçları kişiye özel bir yan etki olmamış ise yıllarca güvenle doktor kontrolünde kullanılabilir. Karaciğer üzerine belirgin olumsuz etkisi olan bazı antidepresanlar da vardır. Ancak , özellikle antipsikotik ve mizaç düzenleyici olarak kullanılan antiepileptiklerin karaciğer üzerinde olumsuz etki oluşturma riskleri daha fazladır. Özellikle karaciğer sorunu olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. Karaciğer üzerindeki olumsuz etkiyi dengelemek de belli ölçüde mümkündür. Psikiyatrik ilaçların hormonal etkileri ise ilacın moleküler yapısından kaynaklanan hormonları veya hormon salgılayan dokuları etkileme özelliklerinden kaynaklanır. Safa yakın serotonerjik sistem üzerinden etki gösteren antidepresanlarda hormonal etkileme yok denilebilecek düzeyde düşük yada nadirdir. Depresyon ilaçlarının bir çoğunun beyin üzerinde bir hasar yapan etkileri bulunmamaktadır. Ancak beyin hücrelerini etkileyerek görevlerini yapmaktadırlar. Balık yağı almak balık yemekle eş değer olarak düşünülmelidir. Balık yemekle olumsuz ilaç etkileşimi olmadığı gibi balık yağı ile de antidepresanlar arasında olumsuz bir etkileşim bulunmamaktadır.

Merhaba, 2 yıllık bir ilişkim var. Erkek arkadaşımla ilk tanıştığımızda ve yaklaşık 1 yıl normal biri gibi hissettiren düşünceli biriydi. Zamanla duygularının yok olduğunu ve eskiye döndüğünü söylemeye ve hissettirmeye başladı. Eski diye tabir ettiği ise benle tanışmadan önceki döneminde hissetmeyen, gerçek anlamda tüm duygulardan yoksun, kimseye bir faydası olmayan, aşırı sinirli ruh haline sahip,yaşadığı hiçbir şeyden zevk almayan yalnızca nefes almak için nefes alan bir insan hali. Bunun sebebinin de zamanla aileden kaynaklı olduğunu geçmişinde ve çocukluğunda babasının yaşattığı kendisinin de şuan aynı durumda bulunduğu ruh hali ile onlara hayatlarını zehir etmesi olduğunu anladım. Bazı anlar babası gibi biri olmak istemediğini belirtiyordu ve bu derece önemli olacağını hayal bile etmemiştim. Bu duygu değişiminden kurtulamadığını istese de hiçbir hissiyata duyguya sahip olamadığını söylemeye başladı. Çocukluğunun çoğunlukla psikolojik şiddet ile geçtiğinin ve kalıcı hasarlara yol açtığının kanısındayım. Aile ile birlikte yaşamasa da irtibatı tamamen koparmadı. Koparsa dahi kendi içerisindeki sorunlar artık yeterince büyük bir hal aldı görüşüp görüşmemesinin de etki ettiğini düşünmüyorum. Bir dönem antidepresan kullandığını öğrendim. Sebebini tahmin etsem de net olarak sonucu bilmemekteyim. Günden güne değişen ve belirttiği gibi bir kişiliğe bürünüyor. Normal olmadığını kabulleniyor fakat tedaviyi ya da herhangi bir yardım uzantısını tamamen reddediyor. Profesyonel bir destek aldığı takdirde bu durumu aşabileceğini en azından boyutu hafifletebileceğini düşünüyorum. Açıkcası bilmeden bir dönem bunu başarmışım ancak kısa vadeli olmuş. Artık ona yalnızca sevgi ile destek olamıyorum. Bir psikiyatri birimine gidip onun sorunlarını anlatsam görmeden bilgi veya ilaç verir mi kararsızım.. Kendi sorunlarımmış gibi anlatsam sonuç alır mıyım? İlaçları bir şekilde kendisine içirebilirim fakat daha önce kullandığı için sersemlediğini iletti bu durumun farkına varıp tedaviyi keser mi endişeliyim.Ne yapacağımı bilemediğim bir durumun içerisindeyim ve günden güne zaman kaybettiğimi hissediyorum.. Görüşleriniz bu konuda izleyeceğim yol adına çok önemli. Şimdiden her şey için teşekkür ederim..

Bedriye2 Tarafından Soruldu | 2017.09.12

Merhaba, Davranım bozuklukları kişilik özelliklerinden veya bozukluklarından kaynaklandığı zaman çözümü daha zahmetlidir. Çünkü kişilik dediğimiz huy ve karakter kalıtsal yapı ile yetiştirilme tarzının yan yana gelmesi ile ham bir taştan heykel yapma gibi zamanla oluşur. Heykelin güzel olması yapıldığı taşın iyi olması kadar onu şekillendiren heykeltıraşında iyi olmasına bağlıdır. Yapılan bir heykeli bozup bambaşka bir heykel yapma ise zor ve ustalık işidir. Her durumda da mümkün olmayabilir. İnsanın en büyük özelliği ise kendi de gayret gösterir ise belli ölçüde değişebilirliğidir. Yoğun duygular ve aşk kişide geçici olarak olumlu değişimler oluşturur. Aynı şekilde yoğun olumsuz duygular, sıkıntı ve stres de aksine geçici bireyin olumsuz davranımlarına neden olabilir. Kişilik sorunu da olsa yada yaşananlara bağlı ortaya çıkan psikiyatrik sorunlar da olsa iyi bir psikiyatrik ve psikoterapötik yaklaşımla her zaman daha iyi hale getirilebilir. Ancak birey yaşadığı sorunlar yüzünden gerek tedavi ve gerekse terapötik bir yaklaşımdan sık sık kopuyor ve süreklilik sağlanamıyor veya yapılan tedavi yaklaşımı hedefe yönelik değil ve bireyi tedaviye bağlayamıyorsa sorun çözümsüzlüğe doğru uzayabilir.

hocam merabalar ben eray okb takıntı hastasıyım vesvese geldıkce yemın edıyom yanlısıkla takıntı hastalıgı nedenıyle yemın gecerlımı hocam?

erayxax Tarafından Soruldu | 2017.09.12

Merhaba , Obsesif Kompulsif Bozukluktan dolayı akla gelen düşünce ve ona bağlı olarak yapılan davranış ve düşünceler her ne kadar kişinin kendine ait olsa bile hastalık sonucu olan ve kişinin iyileştiği zaman yapmayacağı düşünce veya davranışlardır. Kişi Obsesif Kompulsif Bozukluk dolayısı ile aksi yönde hareket etmek istese yada davranım göstermek istese bile bunu iyileşmediği sürece başaramaz. İyileşme ile birey kendi doğal yapısına döner ve saçma bulduğu zorlayıcı takıntıları ve ona bağlı gelişen düşünce ve davranımlarından kurtulur.

hocam merhabalar...5 yıllık evli bir bayanım.gebelik düşünüyoruz.fakat kullandığım bir ilaç var leponex 25 mg .......günde 1 kez kullanıyorum..gebelik sürecinde bu ilacı kullanma konusunda fikriniz nedir? doktorum kullanabileceğimi ifade etti.irtibat halindeyim..konuyla alakalı farklı doktorların fikrini almak istedim.sonuçta yeni bir can ve herhangi bir olumsuzluk yaşasın istemiyorum.fikriniz nedir hocam?

feri Tarafından Soruldu | 2017.09.17

Merhaba, Gebelikte ilaç kullanımı bazı psikiyatri ilaçları için çok net iken bazıları için doktor değerlendirilmesine bırakılmıştır. Burada önemli olan nokta ilaç kullanılmadığı zaman altta yatan ciddi psikiyatrik bozukluğun tekrarlama ve ciddi sonuçlara yol açma riski ile ilacın çocuk oluşumuna zarar verme riski arasındaki dengedir. Bazı psikiyatri ilaçlarının gebelikte cenin üzerine çok belirgin olumsuz riskleri varken bazıları çok daha düşük riskli diye nitelendirilir. Ciddi psikiyatrik hastalığı olmayan ve hastalık tekrarlama riski uzun süredir kontrol altında olan ve de tekrarladığı zaman tedavisi kolay olan bireylerde doktorunun değerlendirmesi ile gebelikten 2-3 ay önce ilacı planlı ve kontrollü olarak kesmek ve özellikle gebeliğin ilk 4 ayında elden geldiğince kaçınmak önemlidir. Tüm bunlar iyi bir psikiyatrist doktor kontrolü altında planlı ve tedricen yapılmalı ve değerlendirilmelidir. Eğer kadının yaşı genç ise ,ciddi psikiyatrik bozukluğu iyice tedavi edilip tekrarlama riski en aza indirildikten sonra gebelik planlaması yapılması önemlidir.

Hocam merhaba.öğretmenim aynı zamanda doktora öğrencisiyim. Bazı ortamlarda büyük sıkıntı yaşıyorum.özellikle birşey yiyip içmek benim için büyük sıkıntı.ellerim titriyor. Bu yüzden böyle ortamlardan kaçınıyorum.bu sproblem hayatımda büyük sıkıntı yaşatıyor. Bu problem olmasa çok daha başarılı ve mutlu olacağıma inanıyorum. Haftalar aylar öncesinden sıkıntı başlıyor.lütfen yardımcı olun. Nasıl daha rahat normal olabilirim. Bu sosyal fobiyi ilaç kullanmadan aşabilir miyim. Lütfen yardımcı olun.

aperill Tarafından Soruldu | 2017.09.21

Merhaba, Sosyal Anksiyete Bozukluğu diye de adlandırılan Sosyal Fobi ilaç olmadan da sadece terapi ile de atlatılabilir. Ancak terapinin konuda deneyimi olan psikiyatrist doktor tarafından uygulanması daha avantajlıdır. Terapinin kişinin sadece sosyal fobisine değil sosyal fobiye neden olan kök problemlere ve sorunlara da yönelmesi ve buna uygun terapi çeşitlerinin uygulanması önemlidir. Terapinin zorlandığı noktalarda bazı psikiyatri ve psikiyatri dışı ilaçların desteği sorunun aşılmasına yardımcı olacaktır. Sosyal Fobi ile tanısı karışan diğer psikiyatrik bozuklukların ayırıcı tanısının da yapılması mutlaka gereklidir.

Merhaba, Ben esin üniversite hazırlık öğrencisiyim. Bir kurumda eğitim görüyorum. Sınıf değişikliklerimizin olduğu sırada bir günlüğüne şu anki erkek arkadaşımın yanına oturdum ve nasıl olduysa o gün bana aşık olmuş. Daha sonra ben aynı kurumun başka şubesinde derslerime devam ettim. Bu aralarda birkaç defa otobüste karşılaştık. Biraz sohbet ettik filan ama ben hala hiçbir şey hissetmiyorum ve onunda hislerini bilmiyorum. Taki kitap almak için gittiğim fotokopicide karşılaşana kadar.. O gün benimle kahve içmek istediğini, bana bir şey itiraf edeceğini söyledi. Ben kabul etmedim. ' Ne söyleyeceksen burada söyle vaktim yok.' gibi bir tepki verdim. Sonra bana benden hoşlandığını gördüğü ilk günden beri bir yakınlık hissettiğini söyledi. Bense bu senenin benim için çok önemli olduğunu, böyle şeylere kafa yoramayacağımı anlatmaya çalıştım. Aslında bende daha önceden başka birine karşı böyle bir şey yaşamıştım. Bu yüzden ona duygularını ifade etmesi için şans vermek istedim. Hayatımda ilk defa bana olan sevgisini onun gibi ifade eden biriyle karşılaşmıştım. Çok etkilendim fakat yinede fikrimden ödün vermedim. Ben derslerine çok takıntılı olan biriyim. Şu anki durumda olmamızdaki en büyük etken olan ablam kendime de vakit ayırmam gerektiğini söyledi. Benim için en azından onu tanımamın iyi bir başlangıç olabileceğinden bahsetti. Bende bir şans verdim. Birlikte yemek yedik, sinemaya gittik, eğlendik kısacası. Tabi ben hala telefon numaramı vermedim. İki gün sonra, her zaman otobüs beklediğim durakta gördüm onu. Meğerse 1.30 saattir beni bekliyormuş. Bende deneme sınavdan sonra vakti varsa bir kahve içebileceğimizi söyledim. Kabul etti. Nasıl oldu bilmiyorum ama biz o kahve dükkanından evime kadar yürümüşüz ki bahsettiğim yürüyüş mesafesi en az 10 km. Ne olduysa o gün oldu zaten ben akşamına mesaj attım ona o bana numarasını vermişti. Böylelikle konuşmaya başladık ve bir hafta içinde neredeyse her gün birbirimizi gördük. En son konuştuğumuz gün benden sakladığı bir şeyler olduğunu anladım. Israr ettim. EN sonunda söyledi. Önce OKB sonra bipolar tanısı konulmuş. 3 4 senedir böyleymiş. Ben bunları öğrendikten sonra duygularımda hiçbir değişiklik olmadı. Aksine daha çok bağlandım. Beni bırakmak istedi bunları öğrendiğim için, izin vermedim. Şu an birlikteyiz. Merak ettiğim şey ise şu : Bundan sonra ona nasıl davranmalıyım, iyileşmesi için neler yapabilirim ? Lütfen bu konuda bir bilgilendirme yapabilir misiniz . Teşekkürler..

EsinT Tarafından Soruldu | 2017.10.03

Merhaba, İyi bir ilişki ve iyi bir aile her zaman psikiyatrik bozuklukları olan hastalarımız için en büyük yardımcıdır. Aksi durum ise hastalıklarının ortaya çıkmasına veya tekrarlamasına katkıda bulunmaktadır. Ancak aşk önemli bir psikiyatrik rahatsızlığı tek başına tedavi edemez. İyi bir psikiyatristin hastayı ve rahatsızlığını tanıması ve kişiye yardımcı olacak bireylere yol göstermesi çok önemlidir. İyi eşler ve aileler bugün psikiyatrik rahatsızlığı olan bireyler için psikiyatristlerin yardımcısı konumundadırlar. Kişinin tedavisinin sürdürülmesinin sağlanması, şikayetlerinin önceden fark edilip büyümeden engellenmesi , zor dönemlerinde onları birebir takip , gülük sıkıntılarına yardım, eve kapandıklarında dışarı çıkartmaya eşlik etme , terapilerinde yardımcı terapist olma , iş ve maddi konularda destek olarak iyileşmeye büyük katkıda bulunmaktadırlar.

Hocam s.a anksiyete hastaları evlilik öncesi ne gibi sorunlarla karsilasirlar. S.a seçiminde neden kararszilik yasarlar. Bunu yenmek için ne yapmaları gerekir. Hocam nişanlımla anksiyete bozukluğu vardi. En son beni görünce panik atak geçirmeye basladi. Bana olan sevgisinden şüphe etmeye başladı. Ve en son nişanı atmak zorunda kaldim. Bana bilgi verir mısınız hocam bilginize ihtiyacım var

TUBA Tarafından Soruldu | 2017.10.04

Merhaba, Anksiyete Bozukluğu bu rahatsızlık grubuna verilen genel bir isimdir. Tam tanıyı tarif etmez. Ayrıca korku ile anksiyete aynı şeyler değildir. Normalde anksiyetenin kişiye olan sevgi ve bağlılığı etkilememesi gerekir. Ancak birey ya kendi yaşadığı iç çatışmaları ve korkulardan veya karşı tarafın yaşattığı tedirginlik ve kaygılardan dolayı sıkıntılara girip eğer eğilimi de varsa anksiyete bozuklukları geçirebilir. Anksiyete bozukluğu olup daha önce karşı cinsle görüşme ve konuşma konusunda deneyimi olmayan içe kapalı bireyler için evlilik kendi içlerinde çok büyüttükleri başlı başına bir kaygı kaynağı olabilir. Şunu unutmamak gerekir ki mutluluk verici bir olay olmasına rağmen evlilik ve ülkemizde evlilik hazırlıkları boşanmadan sonra en çok stres yaratan durumdur. Kaygı bozukluğu olan bireyler bu strese daha çok kapılabilirler. Kaygı problemleri olan bireylerin evlilik sürecindeki sıkıntılarının en güçlü yardımcısı evlenecekleri kişiye karşı olan sevgi ve tutkusudur.

iyi günler hocam ben kpss sınavına hazırlanıyorum. gecen yıl sınava 1 ay kala panik atak geçirdim doktor arkadaşlarım anksiyete bozukluğu dediler . Bu süreçte psikiyatriye gitmedim. Kendi çabalarımla korkularımla endişelerimle kendim başedersem daha iyi olacagını düşündüm Çok kötü zamanlar geçirdim her seyden korkar duruma gelmiştim sınavdan sonra üzerimdeki ağırlık korku yavas yavas azalarak geçti çok şükür. Bi de işin tuhaf tarafı etrafımdakiler içimde neler yaşadığımı farkedememeleriydi. Ara ara aklıma da gelse önemsemiyorum.Kendime telkinler veriyorum sürekli bi seyin yok dıye. Bir dakika bizim için önemliyken istemsizce korku endişelerin içinde olmak zaman kaybından başka bi şey değil.Sınava bu yıl bir daha hazırlanacam önerileriniz varsa paylaşabilirmisiniz?Teşekkür ederim.

eda12 Tarafından Soruldu | 2017.10.04

Merhaba, anksiyete yada kaygı bozuklukları içinde halk tarafından en sık bilineni panik bozukluktur. Panik bozukluk ise eğilimli bireylerde , bir anlamda kendini yoğun ruhsal baskılar altında hisseden bireyin vücudunun verdiği kontrol edilmesi zor tepkidir. Panikler ruhsal zorlanmalar sırasında yada çok sonrasında ortaya çıkabilir. Bunun için kişinin zaten stresli olduğu dönemlerde hem ek sıkıntı verecek durumlardan kaçınması hem de sıkıntı azaltacak yöntemler geliştirmesi gerekir. İyi bir gece uykusu da beyin kimyasını düzene koyma ve böylece ruhsal direnci arttırmada önemli bir etkendir. Kişinin ruhsal gevşeme ve güç sağlayan yaklaşımları bilmesi de önemlidir. Kendi kendine telkinle, bireyin kendini düşünce ve kaygılarının akışına kaptırarak daha kötü olmasını engellenmesi de gerekir. Tüm kendi kendine veya etrafın desteği ile yardım çabaları yetersiz kalıp , bireyin yaşamı bozulmaya başladığında iyi bir psikiyatrist doktorun değerlendirmesi gereklidir.

Merhabalar ben küçük yaslarda üvey babam tarafindan tacize maruz kaldım lise sona kadar da anneme soyleyemedim ve sürekli psikolojim bozuk olarak intihara teşebbüslerde bulundum bu durumu yapmamasini isteme durumuma rağmen ya devam etti ya da annemle arami bozup kavga etmemize sebep oldu en sonunda anneme söyledim fakat annemden de gereken desteği göremedim şuan 23 yasindayim cinsel bunalima girip erkek olmak hatta lezbiyen olmak istedim hic bir erkeğe duygusal bir yakinlik hissedemedim ilk defa simdi birisini sevdim onu sevmeminde sebebi bana karsi cinsel hic bir tavir sergilememesi oldu ama annem karsi cikti. Sürekli annemle küçüklükten beri kavga halindeyiz çok seviyorum annemi o benim hayatimdaki herşey ama annem hayatindaki tüm olumsuzluklardan beni suçluyor ve bir şeyi sakladigimda saklama diye kiziyor ama demeye korkuyorum sevgili oldugumu öğrendiğinde de bu tepkiyi verdi neden demedin diye ama ben hep annemden çok korkuyorum bu durumu yenemiyorum annemle kavgali oldugumda annem mutsuzsa bana yansiyor hayattan resmen kendimi soyutluyorum hemen bir problemle karsi karsiya kaldigimda ilk düşündüğüm şey ölmek oluyor ama hep Allah korkusu diye kendimi durduruyorum 1.5 yildir uyku düzenim hic yok sabaha doğru 6 gibi uyuyup en geç 3 gibi uyaniyorum psikiyatriyw gittim atarax ve prozac kullandim fayda etmedi düzene sokamadim lise yilimda lustral kullandim fayda etmedi ve çok üzgün olduğum agladigim uzuldugum uykusuz kaldigim zamanlar bayilmalar yasamaya basladim bir sene içerisinde 3. Kez oldu sinir kirrizleri kendi sinirimi kontrol edemez oldum geceleri kendimle konuşmaktan uyuyamiyorum resmen sanki içimde birçok kişi var gibi sinirli,çocuk,yasli,ölmek isteyen, umutlu yasamak isteyen ,olumlu bakmaya çalışan, herşey kotu olacak gibi düşünen, gibi birçok şey artik kendimle basa cikamamaktan korkuyorum gün boyu ben çok iyiyim seklinde davranip herkese buluyorum nasihatlar verebiliyorum ama küçücük bir şeyi kafamda buyutuyorum kendime doktor olamamaya basamaktan korkuyorum çoğu kez psikologa gitmek istedim ama param olmadi ve hep korktum duyrulmasindan yada hukuki bir süreç başlamasından o adam bu haziran ayında öldü o ölünce herşey duzelicek saniyordum ama olmadi bana yardim edin benim sorunum nedir ben neden boyleyim ne yapmaliyim

tabularassa Tarafından Soruldu | 2017.10.05

Merhaba, Küçük yaşta ruhsal örselenme yaşayan bireyler , sonrasında ergenlik ve erişkinlikte de sıkıntılar yaşamaktadırlar. Çoğunlukla travma terimi olarak kullanılan örselenmeden dolayı, bireyler hem karşı cinsle duygusal ilişki hem de fiziksel ilişki kurma konusunda sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Cinsel sorunlar yaşayan bireylerin bir grubundaki sorunun alta yatan bir nedeni de budur. Örselenmeye tabi olan ve bunu çaresizlikle yaşayan küçük büyüdükçe karmakarışık duyguları içinde baskılayamamakta ve ya etrafına yada kendine zarar verici davranışlar geliştirebilmektedir. Bu içten gelen duygu karmaşası kişiyi duygusal olarak dağıtmakta , kendinden kopartmakta ve birbirine karışmış ruhsal parçacıklara geçici olarak ayırabilmektedir. Psikiyatrik bozukluk olarak ortaya çıkan bu durumda kişiler farklı şikayet ve tepkiler vermektedir. Ruhsal bütünlüğü örselenmeden dolayı kendi içinde kırılmış bireyin olmak yada olmamak istediği çoğul kişilikler , kendinin de tam kontrol edemediği durumlarda bir krizle su yüzüne çıkmakta ve etrafını da tedirgin edebilmektedir. Bu tarz sorunlarda bireyin güvenilir hissettiği ve deneyimli bir psikiyatrist ve terapist , meşakkatli ve emek verilen bir süre içinde bireye önemli ölçüde sorunlarını çözmesinde ve yeni ve hoşnut olduğu tek bir ben yaratmasında yardımcı olur. İlaçlar bu tarz durumlarda destekleyici konumundadır , tek başına sorunu çözemez. İyi, dürüst, samimi ve güvenli bir ailede yetişmiş bir eş de örselenen bireye terapi gibi yardımcı olur.

Sayın Armağan hocam merhaba sizinle paylaşmak istediğim iki durum var öncelikle biz eşimle 6yil süren ilişkinin ardından birkac ay önce evlendik, eşimin babannesi eşimin ailesinin yanında kalıyor bayağı yaşlı, ancak kayinvalidemle önceki zamanlarda anlaşamadığı için bizimle yaşamak istiyor sürekli eşime hep soruyor beni neden hala almadın diye, eşimin ailesi ise bu durumu uygun bulmuyor ve bize göndermek istemiyorlar ozellikle yeni evli olduğumuz için, en son eşimle konuştum bizimle yaşamasının mantıklı olmadığını, babannenin uyumama ve sürekli olumsuz konuşma özelliklerinin, sürekli üçüncü bir kişiyle yaşamanın bizi yipratacagindan, bu sorumluluğu tasiyamayacagimdan bahsettim başta anlar gibi oldu sonra beni vicdansizlikla suçlamaya başladı benim ailem olsaymis böyle mı olurmuş babannenin başına bişey gelirse benden bilecekmis falan sonra iki gün küstü benimle konuşmadı hiç ben de geri adım atmadim sonra yavaş yavaş eski hale döndük ama bu konu tekrar hiç konusulmadi, hocam benim yanlışım var mı nasıl davranmaliyim yol gosterirmisiniz, son birşey daha; yaklaşık üç dört aydır eşim her gece diğer odaya gidiyor ışık kapalı dedeme olulerimize dua edicem diye, duanın samimiyet açısından gizli olması için başka odaya gidiyorum diyor, bazen on dk bazen 15, 20 dk kalıyor sonra yanıma geliyor, bana yakinliginda bir problem yok ilgili ama orada ne yaptığını merak ediyorum bir ay önce falan birden odaya girdim elinde telefonu vardı kitledi hemen sonra geldi benimle güldü eğlendi dedim napiyodun telefonla faceye bakiyodum dedi ama son görülmesi bı sa önceydi bunu söylediğimde de ilgisinin dağıldığını dua ederken arada telefona baktığını söyledi sonra ben inanmayinca tartıştık sonra bikac gün yapmadı beş altı gün sonra tekrar her gece aynı şey sizce bu durumda ne yapmalıyım pesin hüküm vermek istemiyorum ama içime de sinmiyor, sanırım bende kaybetme korkusu değil de karşı taraf bana yanlış yapıyor mu düşünceleri var bundan nasıl kurtulurum

huzur2424 Tarafından Soruldu | 2017.10.05

Merhaba, Eve ilave olarak gelen her erişkin birey , ne kadar iyi olursa olsun kendi alışkanlık , tarz ve doğal sıkıntıları ile geleceğinden dolayı ilişki üzerine bir yük getirir. Özellikle de sorunlu bireyler ilişkiyi ve bireyleri tüketirler. Çocukların artık evlenmeleri gereken yaşı da geçirip evde bir erişkin olarak yaşamayı sürdürmeleri bile benzer sorunları getirmektedirler. Deneyimsiz bireyler duygusal kararlar ile sonrasını göremedikleri sorun yumağının içine kendilerini atabilmektedirler. Her şeyin elektronik kayıtlar altında olduğu çağımızda akıllı telefonlar ve internet doğrulardan çok varsa yapılan yanlışları eninde sonunda ortaya çıkartmaktadır. Bir birey sürekli olarak kendini saklıyorsa mutlaka kaçtığı bir şey vardır. Bu da eninde sonunda ortaya dökülecektir.

Hocam merhaba, 23 yaşında Psikoloji son sınıf öğrencisiyim ayrıca KPSS'ye hazırlanmaktayım. Yaşamdan kopmadım, günlük hayatıma devam edebiliyorum. Fakat birkaç aydır kendimi depresif hissediyorum. Aşırı uyku eğilimim var, sürekli başım ve midem ağırıyor. Hiçbir şey yapmak istemiyorum, özellikle ders çalışmak hiç istemiyorum. Sadece uyumak istiyorum. Modiodal kullanmak istiyorum fakat depresyon belirtilerini daha da kötüleştireceğinden korkuyorum. Söylediğim gibi KPSS'ye hazırlanmam gerek ama ders çalışamıyorum. Ne yapmam gerek, Modiodal kullanabilir miyim? Çok teşekkürler..

DamlaCan Tarafından Soruldu | 2017.10.06

Merhaba, İnsan beyni insan vücudu gibi çok zorlu görevler altında tükenme yaşayabilir. Günümüzde genel tıp ile uğraşan doktorların koyduğu Kronik Yorgunluk Sendromu , Fibromiyalji gibi tanılar ve aslında geçmişin Sürmenaj tanıları bir anlamda ruhsal tükenmeye bağlı vücudun verdiği tepkiyi tanımlamaktadır. Yoğun tempolu çalışma gerektiren durumlarda bireyin ruhsal beslenmesini sağlayan iç yada dış etmenlere gereksinim vardır. Onun için kişinin kendini iyi hissettirici ve bir anlamda ruhsal enerji verecek uğraşılarının da olması gerekir. Zihinsel yoğunluk yaşayan bireylerin rahatlatıcı olsa bile akıllı telefon ve televizyon gibi kişiyi zihinsel olarak meşgul eden uğraşılardan iyilik beklememesi gerekir. Tam aksine çokta zihinsel olmayan ve insanlar içinde uğraşılara gerek vardır. Tükenmeyi doktor tavsiyesi olmadan sadece kullanılan ilaçlarla aşmaya çalışmak yorgunluktan bitap düşmüş bir atı kamçılamaya benzer.

Hocam şu anda askerim kafama çok takıyorum çok stresleyim bundan dolayı yemek yiyemiyorum 1 aydan beri ne alsam ağzıma miydem bulanıyor 1 ayda 7 kilo verdim bu konuyu kafama çok takıyorum doktor tahlil yaptı hç bir şey çıkmadı psikiyatri ye gittim citoles 10 MG ve gyrex 25 MG yazdı uyku düzenim çok bozuk yemek hç yiyemiyorum yemek kokularından miydem bulanıyor hç yemek yiyemiyorum ilaca başlayalı 6 gün oldu daha aynı hocam çok stres ediyorum babam da miyde bulantısı vardı Çoktan beri babama anafral 75 MG yazdı şu an iyi hocam yemek konusun da çok seçiçiyim ve şu an çok kötüyüm gittikçe zayıflıyorum bu konuyu da çok takıyorum ne önerirsiniz hocam

Mehmet.464646 Tarafından Soruldu | 2017.10.08

Merhaba, Tüm tat, koku, iştah ve bulantı merkezleri beyinde bulunmaktadır. Bundan dolayı beyin kimyasını etkileyen her durum bu bölgelere de dolaylı olarak etki yapmaktadır. Ancak etki bireysel olarak değişir . Bazı bireylerde aşırı yeme oluşurken bazılarında iştah kaybı söz konusudur. İyi bir psikiyatristin doğru tanısı zaman içinde psikiyatrik sorunu ve onla bağlantılı şikayetleri iyi bir tedavi ve destek planı ile çözecektir. Psikiyatride ilaçların etki süreleri başlandıktan haftalar sonra kendisini göstermektedir. Tanıya özgün ilaç veya ilaç karışımları daha kısa sürede etkilerini göstermeye başlayabilmektedir.

Merhaba, ilk sevgilimle 6 yillik bi iliski yasadim. Farkli sehirlerdeydik. Ve beni aldatti. Pismanligini dile getirdi affettim,ama hic sindiremedim. Surekli laf sokardim. En sonunda ayrildik. O birakti. Napsam kendimi affettiremedim dedi. Sonra o kiza gitti. Simdi o kizla birlikte ama gecen mesaj atti bana nasilsin die. Aylar sonra mesaj atti. Kasim gozum bi yana onu dinleyen anlayan tek insan benmisim bunu ozlemis. Yine onu anlamaya calisan kisiydim konusurken ama artik baska bir yola girmek uzere oldugumu yani hayatima birisini almak uzere oldugumu soyledim. Engelle o zaman beni aranizi bozmak istemem dedi engeledim. Sorun su hocam. Ben hala bu adami unutamiyorum. Tekrar sevgili olmakta istemiyorum. Yapamiyorum cunku tiksiniyorum. Ve baskasini hayatima almakta da zorlaniyorum. Guven problemim olustu iyice. En ufak bisey gordugumde soguyorum.

Ebrruoz Tarafından Soruldu | 2017.10.08

Merhaba, İlişkiler insan yaşamını olumlu yada olumsuz etkileyen en önemli konudur. Günümüzün tüketici anlayışı ilişkilere de yansımakta ve bireyler ilişkilerini kolay tüketmektedirler. Bağlanan ve duygusal bireyler terk edilmelerden daha yoğun etkilenmekte ve bir anlamda duygusal kapanma yaşamaktadırlar. Halbuki kendini ilişkiye bağlamayan ve gelişigüzel yaşamayı seçen bireyler ise kendi içlerindeki güvensiz parçayı bu şekilde örtmeye çalışmakta ama gittikçe kendilerini evlenseler bile daha yalnızlaşmış bulmaktadırlar. Ancak bu süreç uzun sürdüğünden ancak orta yaşa geldiklerinde durumun sıkıntılarını görmeye yada görmese bile yaşamaya başlamaktadırlar. Kötü giden bir ilişki içinde tutku olsa bile tüketicidir ve uzun bir ayrılıktan sonra yeniden denenmemelidir. Kişilerin yaşadıkları güvensizlikleri başkalarında % 100 güven arayarak çözmeleri ise sonuç vermeyebilir. Çünkü her birey belli alanlarda ve zamanlarda farklı güvenilirlilik oranına sahiptir. Bir birey kendi ile barışık ve olumlu olduğu zaman karşısındakini daha olumlu görebilir. Bireysel iyi hissetme ise etrafımızdaki yaşamımızı çok da bozmayacak olan olumsuzlukları filtrelemekle mümkündür. Her bağlılık ilişkinin ne kadar iyi hissettirdiği ile de bağlantılıdır. İyi , samimi ve paylaşımcı bireyler zamanla onlara uyan kişilerde iyi duygular yaratır. Ancak bu tutkudan farklıdır.

Hocam heyacanlanınca strese girince kafamın titrediğini hissediyorum .Buda hayat kalitemi düşürüyor topluma girince olacak diye korkuyorum.Alkol alınca bunların hiçbiri olmuyor.Kafamın titrediğini kimse görmüş değil olsa söylerlerdi.Bu olaydan nasıl kurtulurum.

ARES Tarafından Soruldu | 2017.10.09

Merhaba, Kaygı artışı ve stresin bedensel bulgularından birisi de tremor yani titremedir. Kaygı azaltıcı her şey ise tremoru azaltır. Yani çok gergin bir ortamda olan el titremesi sakinleşince ortadan kalkar. Bireyin yaşadığı kaygı (anksiyete) durumu yada bozukluğunun tanısının konulması ve buna göre tedavisi sorunu çözmektedir. Tremor , kaygı bozukluğu tanılı bir psikiyatrik rahatsızlıktan dolayı değil de sadece dönemsel kaygı artışından dolayı ise kaygı azaltıcı ve tremoru önleyici tedavi yaklaşımı ile sadece bu şikayetler de tedavi edilebilmektedir.

Selamın aleyküm, hocam, merhaba. Gerçekten bir cevap arayışı içerisindeyim. Öncelikle ben gündüz ve gece olmak üzere sürekli 8-8, yani 12 saat çalışıyorum. Bir hafta gündüz 08:00-20:00 isem, diğer hafta gece 20:00-08:00 vardiyasında oluyorum. Yaklaşık bir ay önce kaygılarım olduğundan, kafama gereksiz şeyleri taktığımdan ve stres yaptığımdan dolayı psikiyatriye çıktım ve bana 100 mg desyrel, 50 mg misol ve çok sıkıntı yaptığımda kullanmam üzere tranko buskas isimli ilaçları verdi. Eczanenin yapmış olduğu yanlışlıktan dolayı misol isimli antidepresanı hep tam dozda ve yanlış vakitlerde kullandım. Oysa antidepresanı dozu arttırarak, bir hafta boyunca yarım, sonraları tam içerek kullanmam gerekiyormuş. İlacın bende ciddi yan etkiler göstermesi sebebiyle ben kendimce daha da panik yaparak iki kez fenalaşıp hastaneye gitmek durumunda kaldım. Böyle kötü olduğum anlarda ise psikiyatristime hiç ulaşamadım. misol isimli ilacı kullanmayı bıraktım ve kendimce doğru olduğunu hissettiğim kararı verip psikiyatristime gitmeyi bıraktım. fakat desyrel ve tranko buskas ile tedaviye devam ettim.. Çünkü şimdi iyi hissediyorum, desyrel ve tranko buskas gerçekten kaygılarımı yok etmede işe yarıyor. Örneğin eskiden uykuya saatlerce geçemiyordum şimdi ise normal insanlar gibi istediğim zaman uyuyabiliyorum. Bazı şeyleri kafama takmıyorum.. Size sorum şu olacaktı. Bana desyreli gece yatmadan önce içmem gerektiği söylendiğinden beri -vardiyama göre- desyreli hep uyumadan önce kullandım. Sizce desyreli gün içinde kullanmam doğru olur mu? Desyrel yalnızca uyumadan önce içilen bir ilaç mıdır? Sabah, güne başlarken kullanabilir miyim? Bu soruları sormamın sebebi sanki desyreli gündüz, çalıştığım ya da gezmek, yürüyüş yapmak gibi aktivitelerde bulunduğum zamanlarda içecek olursam, gün içinde olabilecek kaygılardan beni uzaklaştıracağını düşünmemdir. Şimdiden çok teşekkür ederim.

averveyvea Tarafından Soruldu | 2017.10.09

Merhaba, Hiçbir ilaç doktor kontrolü ve takibi altında olmadan kullanılmamalıdır. Ancak iyi bir psikiyatrist doktor hastasının tanısı ve tedavisini yan etkileri gözeterek yapabilir. Çünkü tanıya ve etki/yan etkiye göre bir dönem kullanılan ilaç başka dönemlerde azaltılabilir, kesilebilir veya dozunun değişmesi gerekebilir. Bir bireye iyi gelen ilaç ise başka bir bireyde sorun yaratabilir. Tetrasiklik antidepresan grubundan olan Trazodon gün içinde kullanıldığında gevşeme ve uyku hali yapabilir. Bundan dolayı özellikle ağır ve riskli iş makinesi kullanımı vs. gibi işlerde çalışan bireyler için uygun olmayabilir. Trazodon doktor tarafından önerilen dozlarda gün içinde bölünmüş şekilde kullanılabildiği gibi gece tek doz olarak da kullanılabilir.Örneğin erkek hastalarda Trazodon'un priapismus veya priapism denilen yan etkisi ciddi sorunlara yan açabileceğinden , diğer her ilaçta olduğu gibi doktor takibi olmaksızın kullanımı yanlıştır.

Hocam tekrardan merhaba sorumu yanıtladığınız için teşekkür ederim gerçekten. Şöyle ki, bir aydır günde 100 mg olmak üzere (gece yatmadan önce) trazodon’u zaten kullanmış bulunmaktayım. İlacın bahsettiğiniz priapism yan etkisinden kullanmadan önce de haberdardım ve ilaç bende o yan etkiyi hiç göstermedi. Çalıştığım iş ortamı bahsettiğiniz gibi ağır ve riskli makineler ile donanmış değil ve ben makinede çalışmakla değil, makineden çıkan malzemeleri ölçmek ile yükümlüyüm. Yani aslında yaptığım işte risk olasılığı çok az. Bu durumdan dolayı ve cevabınızdan anladığım kadarıyla ilacı gündüz de kullanabilirmişim yani değil mi hocam? Yanlışım varsa düzeltin lütfen. Eğer öyleyse yarından itibaren denemeye başlayacağım ve kaygılarım azaldıkça -ki zaten azalıyor- dozu azaltarak ilacı bırakacağım. Şimdiden çok sağ olun

averveyvea Tarafından Soruldu | 2017.10.10

Merhaba, Her ilacın etkisi kişinin tanısı ve yapısına bağlı olduğu için tedavilerle ilgili kararlar sadece iyi bir psikiyatrist doktor kontrolünde verilmelidir. Gelişigüzel veya kendi kendine elde edinilen bilgi her zaman yetersizdir . Çok farklı aynı gruptan ilaçlar, farklı tanı ve kişiler için farklı şekil ve dozlarda kullanılabilir. Bunu da ancak o konunun uzmanı bilir. Kendi kendine ilaç kullanımı sadece kötü kullanımdır.

Iyi günler hocam bende panik atak +okb teşhisi konuldu.Bu hastalıkları tanıdığım günden beri hayatımın çıkmaza girdi diyebilirim.Bunlardan kurtulmam gerektiğini düşündüm zorda olsa yaparım dedim panik atakla başladım.bu hastalık bana ne kadar gelirse o kadar umursamaz oldum ve isede yaradı yavaş yavaş benden uzaklaştı.diğer olanı okb ve en kötü cesiti zarar verme takıntısı.tanıdığım tanımadığım insanlar hakkında kötü dusunceler gorseller geliyor aklima ağlıyorum rahatliyorum daha sonra yine geliyor.Bazen ben kötü biri miyim diyorum ağlamaya çalışıyorum aglayamiyirum bazende agladigim da samimi gelmiyorum.bunların üstüne gidiyorum bu sefer eski günleri aklima getiriyorum kötü biri olamam diyorum zaten bu hastaligimda insanlara üzüldüğüm onları düşündüğüm için oldu diyorum kendi kendime moral veriyorum.bide çok araştırıyorum bu hastalığı.bazende kötü olaylara bakıyorum yeni eski hastaligimla kiyasliyorum bende kötü biri olabilir miyim diye resmen kahroluyorum kurtulmak istiyorum bu düşüncelerden araştırmak istemiyorum elimde değil ileride kötü şeyler olacakmış insanlar tarafından dislanckmisim gibi olacak gibi bazen olsem kurtulsam diyorum.eski günlerime dönmek istiyorum insanlar hakkında kötü düşünmek istemiyorum en ufak şeylerden bile mutlu olmak istiyorum napmaliyim yardımcı olursanız çok mutlu olcm şimdiden saolun

Baharrrr Tarafından Soruldu | 2017.10.16

Merhaba, Psikiyatride en önemli nokta, doğruya en yakın tanının konulmasıdır. Her ne kadar muayenelerde DSM ve ICD sistemlerine göre tanı konulsa bile , atlanılan esas tanı bu sistemlerin ötesinde de iyi bir psikiyatri bilgisi ve deneyimi ile kişiye özgün olarak oluşturulan tanıdır. Örneğin , psikiyatride tek bir tanı değil birden fazla tanı yan yana olabilmektedir. İşte ana sentez tanı tüm bu iç içe geçmiş tanıların kök tanısı üzerine yorum yapmakla sağlanabilir. İyi bir tedavi ve terapi bilgisi bu sistem üzerine kurulursa daha iyi tedavi sonuçları alınmaktadır. Zor ve dirençli psikiyatrik rahatsızlıklar , düz basit veya uygulaması ve görüntüsü pahalı ama sonucu çok farklı olmayan yaklaşımlarla tedaviye yanıt vermez.

Merhabalar hocam öncelikle anksiyetem var ve bunun yanında mesala bir toplulukta insanların düşüncelerimi okuduğunu sanıyorum saçma gelsenede buna inanıyorum ve en büyük sorunum düşüncelerim düşüncelerime engel olamıyorum zihin karışıklığı gibi sanki bir başkası düşünüyor hiç engel olamıyorum düşüncelerime ve dışarı çıkınca birinin beni sürekli takip ettiği hissine kapılıyorum dışarı çıkmaya çok korkuyorum topluluk içine girince ateşim çıkıyor ellerim titremeye başlıyor ve sürekli başıma birşey geleceğinden korkuyorum korkularım çok fazla herşeyi kafaya takıyorum ayrıyetten risperdal 5mg efexor xr 150mg kullanıyorum şizofreni başlangıcı olabilir mi sizce? Ve Uzman birinden destek almalıkıyım Fikirleriniz benim için çok değerlidir iyi günler

İsimsizSanrılar Tarafından Soruldu | 2017.10.23

Merhaba, Şizofreni prodromal erken safhada yakalanırsa tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Şizofreni hastalık olarak erken dönemi geçildikten sonra zaten belirgin olan şikayetleri ile tanı konulmakta ancak erken safha atlanıldığından tedavi başarısı da düşmektedir. Bu erken safhanın çok sık olarak gözden kaçtığı düşüncesindeyim ve erken dönemde yakaladığım hastalarımın okul bitirme ve çalışma hayatına girişleri de bu dönemde fark etmenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Çoğu hastaya bu dönemde depresyon, uyum bozukluğu , davranış bozuklukları , ergenlik karmaşası yada kişilik sorunları diye tanı koyulmakta ve buna göre tedavi edilmekte böylece bu kıymetli zaman atlanılmaktadır. Bazı ülkelerde sadece bu erken safhayı inceleyip karar veren klinikler bulunmaktadır. Ancak bu konuda deneyim ve iyi bir değerlendirme ile dikkatli bir şekilde bu tanının konulması gerekir. Aksi takdirde, kişi yanlış tanı ve damgalama ile de çok zarar görecektir. En azından gereksiz yere ilaç kullanacaktır. Yani her açıdan iki ucu keskin bir bıçaktır. Kişilerin kendi kendine yada başkalarına koyabileceği bir tanı değildir. Şizofreni başlangıç dönemini düşündürecek şikayetler başka psikiyatrik tanılardan dolayı da olabilir. Zaten onun için kliniklerde de atlanılmaktadır.

hocam ben ms hastasıyım hocam bana aniden sinir geliyo kendimi kontrol edemiyorum o sinir yüzünden parmaklarımı kırdım kim olursa olsun kendimi tutamıyorum birden sinirgeliyo duvara yumruk atıyom elime negelirse gelsin bunun için neyapmam lazım

sanane1 Tarafından Soruldu | 2017.10.29

Merhaba, Multipl Skleroz beyni etkileyen bir hastalık olduğundan sıklıkla psikiyatrik bozukluklar da oluşturmaktadır. MS'in Beyni etkilediği alanlar ve derecesine bağlı olarak başta majör depresyon ve anksiyete bozuklukları olmak üzere farklı psikiyatrik rahatsızlıklar da oluşturmakta ve bunun sonucunda da sinirlilik ve öfke kontrolü de dahil olmak üzere bir çok ruhsal ve davranışsal şikayetler oluşturmaktadır. MS in ilerlediği dönemlerde Bipolar Bozukluk bile görülebilmektedir. Bundan dolayı nörolojik tedavinin yanı sıra iyi bir psikiyatrik destek almakta tedavinin önemli bir parçasıdır.

hocam ben size yazmıştım ama hocam ben arif ms hastasıyım demiştim saten hocam ben 2013 te ankara gatada piskiyatri servisindede yatmıştım hocam istemeden pis pis tikler geliyo bazen yürürken beynimin içindeki bisesler diyoki git birisini gebert istemeden sinir geliyo istemeden tuhaf tuhaf sesler duyorum tahaf tuhaf tikler oluyo sanki beynim kendi kendine konuşuyo sinir geliyo kolumu kestim o yüzden parmaklarımı kırdım hocam ben bunların hiç birinden kurtulamıyorum böyle giderse bu sinirde herşey başıma gelir ben saten ms takibindeyim ben ne yapcam hocam

sanane1 Tarafından Soruldu | 2017.10.30

Merhaba, Beyni etkileyen hastalıklara bağlı organik psikiyatrik bozukluklar , o hastalığa bakan tıp dalı uzmanı ve psikiyatrist doktorun beraber iletişim ve takibi ile tedavi edilmelidir. Böylece hem tedavi başarısı hem de karşılıklı kullanılan ilaçların etkileşimi daha iyi düzenlenir. Ülkemizde psikiyatristlerle diğer branş doktorları arası birbirine bilgi verme ve alma alışkanlığı çok gelişmediğinden , bu durum bazen tedavide aksaklıklara neden olmaktadır. Hastalıklara bağlı psikiyatrik sorunların da tedavisi ve kontrol altına alınması mümkündür.

Merhaba ben 11 aylık evliyim eşimle 3 sene bi sevgililik sürecimiz oldu sevgiliyken beni swarmdan başka bi isimle aldattı 2 ay ayrı kaldık sonra cok yalvardı benim için birşeyler yaptı barıştık. Şimdi 11 aylık evliyiz bir hafta önce benden gizli yine başka bi hesapdan swarmmını yakaladım bu sefer bi aldatma söz konusu değildi ama gidişat oydu bence öncesinde olduģu gibi önce yalanladı yok fln diye sonra kabul etti ben bekarken yaptında yeminler etmiştim kabul etmem fln diye şimdi ise evliyiz aldatmasa bile o yolda ilerlemiş sayıyorum ve kabul edemiyorum o kabul ettikden sonra swarm kullandığını sadece dediklerimi dinlemeye başladı hiçbirine cevap vermedi ona karşı nasıl davrancağimı bilmiyorum şuanda her yoluda sunuyorum bidaha yapcaksın öncekindede bidaha olmicak dedin çocugümuz yokken bitsin diyorum kabul etmiyo etse ben boşanamam bana yakınlaşıyo içimden sakin davran izin ver diyorum ama yakınlaşamıyorum bi yanım unut herşeyi sarıl zamana bırak diyo kabul edemiyorum napcam nasıl davrancam bilemedim yuvamın yıkılmasınıda istemiyorum zor şartlarda evlendik aileme sıgınamam onlarda bana kendin ettin kendin buldun muamelesi yaparlar yardımcı olun lütfen nasıl davranim ona karşı kendisi hatasını kabul ediyo konuşuyosun hiç kesmeden dinliyo anlamaya ćalşıyomu bilmiyorum ama o yakınlaştıkca ben soğuk davranıyorum en son bana beni kendinden soğutuyosun dedi kendimde içimden gelip öpüp sarılamıyorum kabul etmesi daha çok ağrıma gidiyo

Barsu Tarafından Soruldu | 2017.11.09

Merhaba, Bireylerin iç dünyasındaki boşluklar ve zafiyetler kendileri tarafından sorun diye kabul edilmez ise çözülmesi çok zordur. Kişinin sadece sözde sorunu olduğunu kabul etmesi değil bunu çözmek için kendi kendine çabası da önemlidir. Kişi çaba gösteriyor ama zorlanıyor ve yaptıklarından dolayı sıkıntı duyuyorsa çözüm yolundadır. Aksi takdirde sorunu her fark edildiğinde özür dilemesi veya yapmama konusundaki yeminlerinin kalıcı etkisi olmaz. Sırf sıkışıklığını çözmek için içten istemeyerek bu konuda profesyonel yardım almayı kabul edenlerde de bir sonuç alınması zordur. Maalesef zayıflık ve dürtülere açık internet ortamında dolaşan bir bireyin kendini zararlı isteklerine kaptırması çok zor değildir. Kişi kendini kontrol edemiyorsa ve etmek istemiyorsa kimse onu kontrolde tutamaz.

Hocam yaklaşık 4 yıl önce, eşimden boşandıktantan 1 yıl sonra yüzümde birden sivilceler çıkmaya başladı. Dr dr gezdim, oluruna bırakamadım. Roacutane kullandım fakat sonuç istediğim gibi olmadı.Takıntılı bir insan haline geldim. Sürekli olarak yüzümün fotosunu çekiyorum, hergün bu sabah ayna karşısında ne ile karşılaşacağım endişesi yaşıyorum, endişem arttıkça yüzüm daha da kızarıyor. Çok büyük bir sivilce sorunum olmamasına rağmen , ben yüzümdeki minik bir noktayı bile devasa görmeye başladım. Aynalardan korkar oldum. Evlenme yolunda olduğum bir ilişkim var, sırf bu sebepten evlilikten kaçıyorum. Sürekli ağlama nöbetleri geçiriyorum, kendime olan güvenimi kaybettim. Herşeyi kendime dert eden, sorun haline getiren mutsuz karamsar bir insan haline dönüştüm. Ne yapmam gerektiği konusunda yol gösterirseniz çok sevinirim.

denizkızı Tarafından Soruldu | 2017.11.10

Merhaba, Deri ve cilt hastalıklarında kullanılan ilaçlar özellikle ruhsal sorunları olan bireylerde dikkatle kullanılmalıdır. Örneğin dermatolojik sorunlarda kullanılan oral veya iğne ile alınan kortikosteroid türevi ilaçlar, psikiyatrik şikayetlere neden olabilir. Daha da risklisi ve depresyon yapıcı etkisi en bilinenlerden biriside cilt ilacı olan Isotretinoin içeren (Roaccutane, Acnegen, Aknetrent , Zoretanin ) ilaçlardır . sadece depresyon değil bu tür ilaçlardan sonra obsesyon (takıntı) ve daha ciddi tablolarda gördüm. Kişilerin yaşamsal yada kalıtsal eğilimlerinden dolayı ruhsal sıkıntılara eğilimi varsa bu tür ilaçları kullanmadan önce dikkatli bir inceleme gerekliliğine inanıyorum. Kişinin zaten var olan ruhsal sıkıntılarına birde bu tür ilaçların neden olduğu psikiyatrik sorunlar da eklenince , birey psikiyatrik bozukluk düzeyinde şikayetler geliştirir.

Hocam ben citoles 5mg ve abizol 2,5 mg kullanıyorum..İlacın dozu düşük olmasına rağmen yan etkiler yaşıyorum...abizol 2,5 mg akşam içiyorum..Ve uykuda zorluk yaşıyorum..Tam uykuya dalacakken kafam karışıyor ve heyecan gibi birşey oluyor...İlacı 3 gündür kullanıyorum..Abizolun yan etkisi kaç günde geçer?

killerharpoon Tarafından Soruldu | 2017.11.12

Merhaba, İlaç yan etkileri genetik yapısına bağlı olarak kişiye özeldir. Toplumun büyük çoğunluğu belli ortak yan etkileri yaşarken bir grup birey genetik farklılıklarından dolayı değişik yan etkiler de yaşayabilirler. Yan etki bazen ilaç dozu ile de ilgili değildir. Küçük dozlar da yan etki oluştururlar. Genel konuşmak gerekirse, daha önce beyni etkileyen ilaç ve maddeler kullanan bireylerde yine beyni etkileyen psikiyatrik ilaçlar kullanıldığında , bir anlamda alışkın olduklarından çok yoğun yan etki yaşamayabilirler. Ancak ilk defa bu tür ilaç kullananlarda yan etki ve fazla etkilenme olasılığı daha yüksektir. İlaç yan etkilerini hemen başlayan , sonra başlayan ve çok uzun süre sonra ortaya çıkan diye sınıflarsak ; bazı yan etkiler bireyin beyninin alışması ile haftalar içinde azalırken bazıları da uzun süre devam eder. İlaç yan etkilerinde en önemlisi bireyin fark ettiği değil fark etmeden ortaya çıkan yan etkilerdir. Bu tür yan etkilerin doktorun takibinde olması gerekir.

Merhaba hocam bipolarım haziran ayında mani dalgalanması yaşadım doktorum 25 mg lamictal kullanıyordum onu kesti onun yerine 10 mg abilify ekledi bunun yanısıra günde 4 lityum,gece 25-50 mg civarı serequel kullanıyorum.5 aydan beri durumum olumsuz yönde çok değişti günlük islerimi yapamaz hale geldim.halsizlik,okudugunu anlayamama,zihinsel yetersizlik gibi problemler yasamaya basladim.bu yuzden abilify ı sorumlu tuttum ve kademeli olarak kestim.doktorum bu ilacı birakman risk dedi.ben halen düzelemedim.acaba problem lamictal in kesilmesimi?

msssm Tarafından Soruldu | 2017.11.16

Merhaba, Bipolar bozukluk dalgalı seyre sahip bir psikiyatrik hastalıktır. Yani bir dalgasal harekette olduğu gibi bir yükselmenin arkasından bir düşüş süreci gelecektir. Dalga yükselmesi ne kadar fazla ise düşüş de o derecede fazla olacaktır. Onun için Bipolar diğer adı ile Manik Depressif Bozuklukta mizaç düzenlenmesi yani dalgaların durdurulması yada hafif dalgalanması çok önemlidir. Bir dalga hangi yöne olursa olsun diğer tarafa dönüş eğilimine girecektir. Genelde manik yada hipomanik dönemi fazla iyilik duygusu ile yaşayan bireyler, bu dönem bittiğinde gelen depressif dönemin o dönemde verilen ilaçlardan kaynaklandığı kanısına kapılabilirler. halbuki şikayetlerin ana nedeni depresyon olmaktadır. Bazen de manik dönemde kullanılan ilaçların yan etkisi yada mizacı hoşnut olunmayan bir düzeyde tutması da soruna neden olabilir. Çok daha az olarak hastalığın beyin üzerindeki kimyasal ve zamanla oluşabilen dokusal hasarı da bazı şikayetlerin kökeninde olabilmektedir.

Merhaba. Sorunum genel anlamda hayvanlara karşı çok hassas olmak. Bi buçuk sene önce bi kesi buldum hasta diye sahiplendim ve benimşe yaşıyor ona karşı da çok takıntılı davranıyorum Her gün yanımda mama taşıyorum.Dışarda aç ya da pis bi hayvan gördüğümde çok üzülüyorum. Şimdi kış geliyor kaygılarım daha da arttı. Moralim gerçekten çok bozuluyor gün içerisinde biçok kez aklıma geliyor ve yaptığım işten keyif alamaz oldum. Bazen fazla kedi göreceğim yerlerden geçmiyorum yanımda mama yoksa sanki aç bırakıyormuşum gibi hissediyorum. Yaralı ve ölmüş bi hayvan gördüğümde ağlamaktan başım ağrıyor gözlerim şişiyor o kadar huzursuzum ki korkudan hareket edemez oldum dizi ya da film izleyemiyorum bu tarz sahneleri görünce uyuyamıyorum neden böyle oldu anlamıyorum. Kediyi sahiplenmeden önce korkuyordum zamanla alıştım ondan sonra bu hassasiyetim oldu öncesnde çok fazla yoktu şimdi benim yaşamımı olumsuz etkiliyor. Sebebi nedir nasış kurtulurum hocam

Halley Tarafından Soruldu | 2017.11.18

Merhaba, Kişisel hassasiyetler ve duygusal yapımız yaşama yaklaşımımızı belirlemektedir. Hayvanlara ve diğer canlılara hem ruhsal hem de fiziksel olarak çok hunharca davranan bireyler de vardır. Zaten canlılara karşı acımasız olan bir birey görünümde hiç bunu göstermese bile insanlara karşı da çok acımasız olacaktır. Diğer uçta da hayvanlara karşı aşırı korumacı , duygusal ve hassas bireyler bulunmaktadır. Bazen bireyler kendi iç dünyalarındaki derin ruhsal boşluk ve yaraları tamir etmek içinde , hayvanlara doğada hep beraber yaşadığımız canlılar gibi değil de kendi iç dünyalarında yarattıkları ruhsal yaratıklar gibi davranmaya başlamaktadırlar. Yani bir anlamda o canlı , bireyin kendi iç dünyasının üzerine yansıtılıp kendini gördüğü ve çözmeye çalıştığı bir canlı haline de gelebilmektedir. Aslında bu durum insan ilişkilerinde de söz konusudur. Ancak insan ilişkilerinin zayıfladığı ve güvensizliklerle insanların birbirinden uzaklaştığı çağımızda , evcil hayvanlar bir grup insan için ruhsal bir iyileştirici olmaktadır. Ancak diğer taraftan da sokakta mağdur durumdaki hayvanlar ise bireyde yardım edememe ve düzeltememe yetersizliklerinin içselleşmesine ve kişinin kötüleşmesine yol açmaktadır. Maalesef dünyadaki acıların televizyonda ve internette bir seyir haline gelip bireylerin zamanla duyarsızlaştığı dünyamızda , doğal yapısı hassas bireylerin kendilerini ruhsal olarak korumak için tedbirler almaları gerekmektedir. Bunlardan birisi de kendine ruhsal olarak zarar verici uğraşılarına , kendilerini tüketmeyecek derecede sınır koymalarıdır. Bu sınır konulamıyor ve baş edilemez noktalara ilerliyorsa profesyonel bir destek gerekmektedir.

İyi akşamlar Hocam. Ben dikkat eksikliği teşhisiyle önce ritalin kullandım daha sonra concerta diye bir ilaca geçildi. Bu ilaç tölerans geliştiriyormuş galiba. Önce 36 mg la başlandı. Sonra 54 mg a daha sonra 72 mg a çıktı doktor. Sonrasında 72mg concerta+ 2 ritalin oldu. En son olarak 2*54mg concerta oldu. Hocam şuan için KPSS çalışıyorum ve doktor bilgisi haricinde 3*54 mg concerta+80mg Atomoxine kullanıyorum. 3*54 mg concerta kullandığım zaman çok güzel bir şekilde ders çalışabiliyorum. Ama aksi halde en fazla 5 dakika derse bakabiliyorum. Ve sadece ders konusunda da değil hayatımdaki diğer aktivitelerde de dikkatimi toplayamıyorum. Concerta almış halimle mutluyum, insanlarla konuşmayı seven sosyal olmaktan hoşlanan, kendini çok iyi ifade edebilen biriyim. Ancak concerta almamış halimde sanki beynimle olan bağım kesiliyor. Hiçbirşeye odaklanamayan, başladığım hiçbir şeyi bitiremeyen, insanlardan uzak duran bir ruh halim var. Çok farklı piskiyasristlere gittim. Birçok ilaç yazıldı. Welbutrin, Efexor, Abilify, Depakin, Lustral, Prozac bunlardan bazıları. Ama hiçbiri fayda etmedi.En son Atomoxine yazıldı. Atomoxine 100 mg ile günlük aktivitelerimi biraz olsun yerine getirebiliyorum. Biraz olsun dikkatimi artırıyor ama ders çalışabilmek için yeterli olmuyor. Şu an için 3*54 mg concerta + 80 mg atomoxine kullanıyorum. Hocam ben bu halden nasıl kurtulabilirim...

Fatihhh Tarafından Soruldu | 2017.11.18

Merhaba, ADHD veya DEHB kısaltması olan Erişkin Tipi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu bazı bireylerde yarattığı impulsivite yani patlayıcı tepkisellik nedeniyle kişilik bozukluğu diye yanlış tanımlanabilmektedir.İlaç tedavisinde öncelikle Metilfenidat grubu denilen uyarıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak bu ilaçların doz ayarlaması da önemlidir ve kişilerin kendi kendilerine doz ayarlamaları yapmaları ise zamanla ilaçlardan alınan faydayı azaltabilir veya uygunsuz kullanıma yol açabilir. İyi bir psikiyatrist doktor önerisi ve kontrolü altında olmadan ilaçların sadece kişinin kendi ayarlaması ile kullanımı zamanla istenilen etkinin azalmasına yol açar. Ayrıca DEHB de tedavi birinci, ikinci ve üçüncü basamak diye düşünülmelidir. Ülkemizdeki ilaçlar daha çok birinci basamak ilaçlarıdır. İkinci ve üçüncü basamakta kullanılan ilaçlar ise bulunmamaktadır.

mrb ben yaklaşık sekiz yıldır invega 9 mg ve seralin 100 mg ilaç kullanıyorum teşisim organik olmayan piskoz engelli raporu alabilirmiyim yüzde 40 oranında emekli olabilirmiyim

murattombul Tarafından Soruldu | 2017.11.20

Merhaba, % 40 özürlülük oranı ,emeklilik için SGK beklentilerinin altında kalabilir. Ancak yine de özürlülük sınıfına girmenizi sağlayan bir derecedir. Bazı özel emeklilik uygulamalarında yeterli bir oran olarak kabul edilebilmektedir. Ancak bunun uygulanmasının geçerliliği soru işaretidir.

Hocam merhaba ben yıllardır alkol alırım. Fakat alkoliklik derecesinde değil. Maç izlerken hafta sonu genelde. Fakat ailem alkol almama karşı çıktığını biliyorum. Risperdal 2 mg ilaçda kullanırken içtiğimi biliyorum. Fakat gün geldi alkol aldıktan sonra halsizlik yataktan zor çıkma vertigo tarzı baş dönmesi bu sürecin sonunda yani alkol alımından tahmini olarak yarım gün sonra konvülsiyon başladı ve akineton ilaç yaptırdım acilde. Hocam bana gizli antabus denen ilaçtan verilmiş olabilirmi. Böyle bi etki yaparmı. Psikiyatrik ilaçlarla alkol alımı böyle bi etki yaparmı. Alkol içmek benim en doğal hakkım kimse bu hakkımı engellesin istemiyorum. Kimseye zararı olan bi insan değilim. Şimdiden teşekkür ederim hocam cevabınız için

mas Tarafından Soruldu | 2017.11.22

Merhaba, Alkol beyni olumsuz etkileyen toksik bir maddedir. Yüksek miktarda alkol kullanan bağımlılarda alkolün sinir hücreleri üzerine olan öldürücü etkilerinden dolayı amnestik sendrom yada alkole bağlı bunamalar veya önemli psikiyatrik hastalıklar oluşabilmektedir.Günlük pratikten konuşursak bir ölçek tek rakı 1-2 ünitedir.Bir duble ölçek rakı ise 3-4 ünitedir. Küçük kadeh şarap (125 ml) 1,5 ünitedir. Yarım litrelik normal bira şişesinde 1 ünite alkol bulunmaktadır. Alkolün vücut üzerine zararını önlemek için konulan sınır alkol kullanımının daha fazla olduğu ülkelerde bile yıllar içinde günde 2 üniteden 1 üniteye doğru azalmaktadır. Alkol beyinde yarattığı etki veya alkol sorunu olanlarda aniden kesildiğinde oluşan yoksunluk, kesilme belirtilerine bağlı olarak epileptik nöbet yada konvülsiyonlar oluşturabilmektedir. Onun için yüksek miktarda alkol kullananların aniden kendi kendilerine alkolü kesmeleri önerilmez. Psikiyatrik ilaçların özellikle sedasyon ( sakinleştirici ) yapan özelliklere sahip olanları ile eş yada yakın zamanlı alkol kullanımı kesinlikle önerilmez. Çünkü ikisi de birbirinin uyku ve halsizlik verici etkilerini önemli derecede arttırır ve bireyi riske sokar. Antabus kişinin bilgisi dışında kullanılmamalıdır. Çünkü antabus üzerine alkol alındığında panik atak veya kalp krizine benzer çok yoğun ve sıkıntı verici bir tablo oluşur. Antabus alanlarda bu etki kolonya yada çok az alkollü çikolata kullanıldığında bile oluşabilmektedir. Alkol kullanımının zararını azaltmak için alkolün vücutta alımını azaltmasına bağlı düşüş olacak B1 Tiamin vitaminini ve karaciğer koruyucu önlemler almak önemlidir. Özellikle sorun miktarlarda alkol kullananlarda aşırı karbonhidrat içeren besinler tüketimi beyinde tiamin miktarındaki düşüşlere bağlı hasarlar oluşturabilmektedir.

Bu şey 4 yaşımdayken başladı. Zamanla dalmaya başladım ufak çapta dalgınlıklar yaşadım sonra bir sürü haftalarca süren tiklerim oldu sonra dikkat dağınıklıkları başladı bu hiç geçmedi. Sonrasın da unutmaya ve konuşamamaya başladım demek istediğim kendi ismimi bile unutabildiğim olmuştu ve hiçbir ismi aklım da tutamıyordum veya diğer şeyleri konuşamamaktan kastım boğulabilecek kadar kekemeydim ama heceleri tekrarlayan şekilde değil söylemek istediğim şeyler ağzımdan çıkmıyor du. Bir süre sonra bu kısmen düzeldi rahat konuşabiliyordum çok nadir şekilde kelimeler ağzımdan çıkmıyor du hafızam ise düzeldi ama bir kaç şey dışın da hiçbir şey hatırlamıyordum ve artık sadece 1 ya da 2 gün aklımda kalıyor önceki günleri hatırlayamıyordum. Dalma olayıysa tekrar kendini gösterdi ve sürekli dalıyordum dakikalarca ses e veya görüntüye tepki vermiyordum önce ki dalma olayında da tepki vermiyordum televizyon izlerken sürekli beni dürtüp kendime gelmemi sağlarlar dı. Dalma olayı da yaklaşık 2 sene kadar sürdü. Artık daha kötü şuan bulunduğum durum da seslerden veya görüntüden hiç haz etmiyorum beni rahatsız ediyor ve gerektiğinde konuşurum ayrıca başım ağrıyor gibi çünkü ağrımıyor da daha çok çok çalışıyor ve kafamda doluluk hissediyor gibiyim. dalma olayı artık düşünmeye odaklandığım zaman veya ışığa baktığım zaman tetikleniyor ve görüntü bulanıklaşıyor, sesleri hissetmemeye başlıyorum. Kafam sürekli yorgun ve sanki bilincim çok az gözden değil de kafamın içinden bakıyor gibiyim ve delirmek üzere olduğumu düşünüyorum. Küçüklüğümden beri herkesten farklı olduğumu hissediyordum kimse benimle oynamaz dı arkadaşlarımın yapamadıklarını yapabiliyordum kulaklarımı oynatabiliyordum, her iki kaşımı da kaldırabiliyordum, diğer herkesten daha hızlı öğreniyordum, herşeyi anlayabiliyordum ve 2 elimlede yazabiliyordum kendimin çok zeki ve diğerlerinden daha üstün olduğumu düşünmüştüm ama şuan bunun bir hastalık olduğunu düşünüyorum ayrıca pek arkadaş edinemezdim dışarıdan hep onları gözetlerdim bir süre sonra arkadaşlarımı taklit edip başkalarıyla arkadaş olmayı başardım bunu sürekli yaparak kendimi geliştirdim ve artık tanışacağım kişinin nasıl bir arkadaş istediğini önceden kestirebilir hale geldim bunu sürekli yapmak beni artık kendimden ayırıyor gibiydi sanki. Daha çok şeyler var ama bunları yazmak uzun sürer neyle ilgili olabileceği hakkın da fikriniz varmı ? ayrıca daha önceden bunun için doktora gittim ve MR çektiler ve hayet sağlıklı olduğumu söylediler beynimde bir sorun yokmuş beni parmak uçlarım da yürüttüler ve yürüyememiştim yolda giderken de sağa sola doğru yürüyordum

Wandervil Tarafından Soruldu | 2017.11.24

Merhaba, Psikiyatride her duruma karşılık bir tanı olmasına rağmen , tanıya uymayan atipik tablolar da vardır. Beynimizin farklılıkları aynı zamanda psikiyatrik rahatsızlıkların da farklı kişilerde farklı görünümlerde ortaya çıkmasına neden olur. Ayrıca Epilepsi yani Sara gibi beyinin bir anlamda elektriksel faaliyetinde düzensizlikler yaratan hastalıklar da kendini karışık tablolarla gösterebilir. Bazen de Asperger Sendromu gibi psikiyatrik bozukluklar, çocukluktan beri var olan ve erişkinliğe uzayan bir seyirde , kişinin daha çok kendi iç dünyasına kapalı kendi sıkıntıları ile yaşamasına yol açabilmektedir. Atipik yada tanı kriterlerine uymayan bir çok tabloda uzun süre iyi ve deneyimli bir psikiyatristin gözlemi , kök teşhisin ne olduğu konusunda doğruya yakın bir çıkarsama oluşturur.

sayın hocam ben bipolar hastasıyım 2009 yılında teşhis konuldu,bir kere ilacı bıraktım hastanede yattım,zaman geçtikçe kendimi daha iyi hissetmeye başladım,acaba hocam ilacı tekrar bırakırsam daha kötü sonuçlar verirmi yoksa hastalığım tekrar edermi,hayatımda pskiyatrik yönünde 1 kere manisada 15 gün yattım.ilk kullandığım ilaç lithuril,direk damara enjekte edildi,sonrası malum ağızdan sürekli ilaç almaya başladım hala devam ediyorum kullanmaya,kendimi iyi hissettiğimde ister istemez ilaçları bırakasım geliyor ama birde olayın diğer tarafını düşünüyorum kronikleşmiş tarafını.bildiğim kadarıyla bipolar iyileşmiyor sadece kontrol altına alınabiliniyormuş.sadece lithuril değil dapakin ve lamictal kullandım.şuan lamictal kullanıyorum abilify ile beraber,hocam doktorumun biri bana ilaçları bıraktıracağımı söyledi ne yapmalıyım,bir kaç doktora danıştım hatta profesörle görüştüm,dünyanın neresine gidersen git bıraktırmazlar cevabını aldım.hocam neden bir doktor bıraktırabirim diyorda diğerleri onu onaylamıyor,ben arada kaldım açıkçası ilaçları bu yüzden bırakasım geliyor.hayatım doktorların ellerinde hocam,görüşleriniz benim için önemli ve değerlidir,cevaplarınızı sabırsızlıkla bekliyorum,saygılar hocam.

özcan83 Tarafından Soruldu | 2017.11.24

Merhaba, Bipolar Bozukluk tekrarlama ihtimali 2.kez hastalanmadan sonra çok sık olan bir psikiyatrik hastalıktır. Onun için ilk ataktan sonra iyi bir tedavi bireyin geleceğini de kurtarır. Daha da önemlisi Bipolar Bozukluk daha başlamadan bu rahatsızlığa dair önlemler alınarak, atak yaşamanın önüne geçilmesidir. Her Bipolar Bozukluk aynı değildir ve tipine göre ve de kişideki özelliklerine göre düşünülür. Herkese uyan tek bir tedavi veya destek sistemi yoktur. Genellemek gerekirse Bipolar Tip 1 de 2. ataktan sonra 3 sağlıklı yılın ardından tedavinin gidişine göre tedavi gözden geçirilir. Bu ilk 3 yıllık süredeki dalgalanmalar bireyin çok çok uzun süre tedavi gerektirdiğinin ipucunu verir. Geçen 3 yıllık sağlıklı dönemden sonrada çok tedbirli şekilde ilaç doz azaltımı doktora hastalığın tekrarlama eğiliminin nerede olduğunu gösterir ve buna göre davranılmalıdır. Ailesinde de Bipolar Bozukluk olup ikinci atağı yaşayanların ilaçlarını kesmeleri önerilmez. Çok kısa sürede ilacı bıraktıracak ve hastalığı tedavi edecek yöntemler gerçekçi değildir. Bu tarz önerilerde bulunanlara bunu size yazılı ve altı kaşelenmiş / imzalanmış şekilde bildirmelerini istediğinizde gerçek ortaya çıkar. Akıllı hiç bir doktor gerçeği abartılmış tedavi önerilerinde bulunmaz. Lithuril damardan verilen bir ilaç değildir.

hocam benım 23 yasında bir kardeşim var ve zihinsel engelli kımseye bir zararı yok ama aklına bişey geldigi zaman yapıyor atıyor birine saldırıyor en cokda içinden kendı kendıne konusması bunun bi çözümü var mı içinden konusmaması için sakın kalması için kımseye rahatsızlık vermemesı için bana yardımcı olursanız sevınırım

emrah27 Tarafından Soruldu | 2017.11.25

Merhaba, Bir bireyin zihinsel engelli olması duygularının yada sorunlarının olmadığı anlamına gelmez. Ancak sıkıntı ve psikiyatrik sorunlarını sözel olarak ifade edemiyorsa daha çok davranış problemleri ile ifade eder. Ülkemizde olmayan ancak gelişmiş ülkelerde zihinsel engelliler psikiyatrisi bir psikiyatri alt dal uzmanlığıdır. İyi ve ilgili bir psikiyatristin yardımı ile engellinin psikiyatrik bozuklukları ve dolayısı ile bunların davranış bozukluğu olarak görülen şikayetleri kontrol altına alınabilmektedir.

hocam sizi tekrar rahatsız ediyorum aklıma geldikçe size danışacağım bazı konular olacak müsade ederseniz.2 gün önce size sorular yönelttim cevaplarınız için çok teşekkür ederim,aslında çok soru var sorulacak,aklıma gelenleri sormak ve sizden cevaplarınızı dile getirmenizi rica ediyorum, 2009 da teşhis konulduktan sonra sayın hocam 2012 de ilacı kendi isteğimle bıraktım ve hastanelik oldum.bu ilacı bırakmam çalışma esnasında oldu,kendimi kötü hissediyordum ve kendi kanımca ilaçları bıraktım ve çalışma hayatım 8 ay devam etti ve 8.nci ay sonunda bayılıp komaya girdim.işi bıraktım ve 3 sene işsiz kaldıktan sonra tekrar kendimi zorlayarak 2015 te özel güvenllik sektöründe 3 ay çalışabildim.sayın hocam gün geçtikçe çalışamayacağımın farkına varıyorum,bu bende ciddi olarak ilerliyor bu çalışamama meselesi ilacın dozajının ağır olmasından kaynaklanabilirmi.kendimi yaşlı gibi hissediyorum.bir günde 3 tane ilaç kullanıyorum,200 mg lamictal,30 mg abilify ve 200 mg meresa fort kullanıyorum.lamictal günde 2 tane sabah akşam,akşamları abilify tek,meresa fort yeni başladım akşamları tek.araştırmalarıma göre sayın hocam en hafif ilac lamictal olduğunu söylüyor doktorum.bu uzun vadede sağlıklı düzelmeler olurmu yani ilacın etkisi nasıl hız kazanır diğer ilaçlara göre,yani demek istediğim lithuril ve depakine göre lamictal nasıl etkilidir hocam. sayın hocam ailemde ablam bipolardı rahmetli oldu,annemde şizoaffektif bozukluğu var,acaba bu rahatsızlık genetikmi sizce,yoksa sonradan görülen bir rahatsızlıkmı, 2012 de ilacı kendi isteğimle bıraktığım için bu atak sayılırmı sayın hocam,onun dışında 2009 yılından bu yana ara sıra herzaman değil,sağa sola gitmeler fazla para harcamalar agresif davranmalar,bunların hepsi atakmı sayın hocam.ayrıca bende eskiden anksiyete vardı çok şükür iyileştim nekadar sürdüğünü bilemiyorum sayın hocam. bipolar hastası olaraktan kullandığım ilaçlara bakarsanız ben hangi tip hastalık sınıfına giriyorum sayın hocam,bundan önceki cevabınızda tip 1 diye bahsetmişsiniz daha çok aydınlatırsanız sevinirim,birde videolarınızı izledim sayın hocam,uzun yıllar ilaç kullanımda hasta iyileşme yönünde olumlu sonuçlar veriyorsa hasta ilaç kullanımını doktor eşliğinde kesilebilir diye hatırlıyorum.,sayın hocam ben bir kere atak geçirdim oda kendi isteğimle oldu,belki atak değildir diye düşünüyorum orta alanlarda da bahsettim ilaç bıraktıktan sonra komaya girdiğimi izah etmiştim.sayın hocam araştırmalarıma göre tek atak geçiren hasta uzun yıllar sonra ilacı bırakabilir,2 ve daha fazla atak geçiren hasta ilacı bırakamaz diye biliyorum.2009 yılından bu yana yani teşhis konulduktan sonra ben bir kez hastanede yattım onun dışında atak geçirmedim,acaba ben uzun yıllar sonra ilacı temelli bırakabilirmiyim.sayın hocam ben daha nasıl iyi olabilirim peşindeyim,sizinde görüşlerinize saygı duyuyorum,beni,tip 1 depresyon atak ve mani konularında aydınlatırsanız sevinirim, ayrıca ben hangi hastalık sınıfına giriyorum sayın hocam,8 senedir hastalıkla boğuşuyorum fakat hastalık hakkında fazla araştırmalarım yok.yukarıda belirttiğim olaylar sadece aklımda kalanlar sayın hocam.beni aydınlatacağınızı düşünüyorum sayın hocam,şimdiden çok teşekkür ederim ilginiz için,saygılarımı sunarım.

özcan83 Tarafından Soruldu | 2017.11.26

Merhaba, Bipolar yani eski adıyla Manik Depressif Bozuklukta da genel kural " hastalık yok hasta vardır ". Yani her hastanın hastalığı genel bir isim altında adlandırılsa bile kendine özgü sunumlar ve şikayetler oluşturur. Bundan dolayı tedavi o kişinin hastalığına özel olmalıdır. Genel tedavi kuralları bir çok durumda doğru olsa bile kişinin yaşamı da gözetilerek tedavi planı yapılmalıdır. Ayrıca tedaviye iyi yanıt vermeyen %10-20 lik grupta daha etkin tedavi kombinasyonları iyi bir doktorun tecrübesi ile düzenlenebilir. Buda birçok durumda tedaviye yanıt vermeyen bireylerde tedaviyi sağlayabilmektedir. Bipolar tedavisinde öncelik hastalığı uzun süre iyi tutacak bir tedavi ve ilaç planının oluşturulmasıdır. Bu ilk basamakta yan etkiler bir süre geri plana itilebilir. Ancak iyileşmeden sonrada, iyileşmenin verdiği ipuçları ile tedavide yan etkinin daha düşük olduğu seçenekler düşünülmeye başlar. Çünkü hastaların ilaçlarını bırakmadaki en büyük neden yan etkiler ve yan etki olacak korkusudur. Buda tedavi sürecini bozar. Genetik yatkınlık olarak ailesinde Bipolar 1 olanlar , kendilerindeki affektif bozukluk , bipolar 1 olmasa bile bipolar 1 gibi düşünülerek hareket edilmelidir. Bu kişilerdeki duygudurum dalgalanmalarının , depresyonların , aşırı sinirliliğin altında hastalık başlamasa bile bipolar bozukluk yatabilmektedir. Ailesinde bipolar olan herkeste bipolar bozukluk olmaz. Ancak ailede anne baba gibi birinci derecede yakında bipolarite varsa , çocuklarda olma olasılığı % 10 civarindadır. Buda ailesinde birinci derecede yakınlarda bipolar olmayanlara göre 5 ile 10 kat daha fazladır. Buradaki rakamlar bipoların hafif tiplerinide dahil etmektedir.Çok fazla tipi olan bipolar bozuklukta hastalık ve tedavi açısından en çok sorun yaratan Bipolar Tip 1 dir.

Merhabalar; 2,5 yıllık evliyim benim ailem gayet sakin ılımlı anlayışlı insanlardır.. Eşim daha cok kuralcı herşeyi kendi bildiğini ve dogru bildiği savunan bir insandır.. Şu aralar sinir sistemimin tamamen çöktüğünü hissediyorum ellerim ayaklarım uyuşuyor beynim dönüyor bazen yaşadığım seyleri hayal gibi hissediyorum sinirlendiğimde kendime hakim olmaya çalışıyorum ve içimden sayıyor herşeyi bu sefer daha çok beynime vuruyor bayılcak gibi oluyorum... artık hiç bir şeye tahammülümün kalmadığını hissediyorum... eşim sürekli bana ve aileme hakaret ediyor bu hakaretlerden çok sıkıldım en son konuştum tamam dedi bir daha tekrarlar ise nasıl davranmam gerektiğini çözemiyorum.. çalışan bir insanım bazen kendime güvenimi kaybettiğimi hissediyorum.. 1 oğlum var en ufak şeyde beni oğlumla tehdit ediyor piskolojik olarak dayanacak gücüm olmadığını hissediyorum artık sizce bunlar sırf piskolojikmi yoksa yaşadığım normal bir şeymi

gizem uçar Tarafından Soruldu | 2017.11.28

Merhaba, Her ilişki emek gerektirir ancak bu emek her iki bireyin karşılıklı vermesi gereken bir durumdur. Bir bireyin karşısındaki insanı ruhsal ve fiziksel olarak kendi istediği şekilde yönetmesi , bu ilişkide dengenin diğer taraf aleyhine bozulmasına neden olur. Zamanla da bireyi ruhsal olarak tüketir. İçe atma ve zamanla geçer diye gidişata bırakma sorunun sadece çözümünü öteleyerek daha da zorlaşmasına neden olur. Zorlanan ve ruhsal tükenen birey zamanla psikiyatrik sorunlar geliştirerek daha da cansız olur ve buda sorunun çözümsüzlüğü içinde bir denek faresinin bütün kapıları kapalı bir labirentte kendini bırakması gibi bir etkiye neden olur. Bireyler verdikleri sözlerle değil çözüm için yaptıkları katkı ile sorunu çözebilirler. Borcunu ödemeyen ve ödemek istemeyen bir bireyin her hatırlatıldığında verdiği ödeme sözü ne kadar geçerli ise , duygusal birikmiş borçlarını sadece söz verme ile ödeme de o derecede geçerlidir. Evliliği sürdürmek için diğer taraf çaba göstermese bile bir taraf elinden geleni yapmalı ama yılların sonunda neyin çözüldüğü kadar neyin çözülmediği yada çözülemeyeceği de görülerek hareket edilmelidir.

4 yıllık erkek arkadasimla bi ilişkim var ama sürekli gundeme gelen kapanmayan konularımız yuzunden tartisiyoruz bunları hala asamadigimiz icin yipraniyoruz çoğu tartışma sebebinde sorunun ben olduğumu düşünüyorum çünkü yillar oncesinde erkek arkadaşım beklentilerini söyledi ve ben evet diyemicegim oyle dusunmedigm seyleri sevdigim icin kabul ettim ve zaman zaman zorlanıyorum sevgimde bi azalma yok ama gecmisten gelen tekrarlanan sorunlar oluyo yani fazlasıyla kıskanç bazen hak veriyorum bazen aşırı geliyo düşündüğü istediği şeyler ama çok seviyorum deger veriyor ilgi gosteriyo beni benden cok düşünüyo ve sonuç olarak onceden kabul ettigim seyleri simdi nasıl toparlamam gerektiğini bilmiyorum onerinizi bilmek istiyorum

Asdfg Tarafından Soruldu | 2017.11.28

Merhaba, Bir sevgililik ilişkisini iyi bir evliliğe götüren nokta, ilişkide bireylerin birbirinin duygusal ve fiziksel haklarına saygı göstermesidir. Birinin sadece isteklerine uyarak iyi giden bir ilişki zamanla duygunun azalması ile sıkıntıya girebilir. Onun için ilişkide dengeleri başından kurmak ve duygunun neden olduğu aşırı vericiliğin önüne geçmek gerekir. Çünkü başlangıçta verilen tavizler artık çift ilişkisinin geri dönülmez ve geri alınamaz parçası haline gelir. Bu bir ülkenin zor durumda toprak kaybetmesi gibidir. Geri alınması çok zor hatta çoğu durumda büyük çatışmalara rağmen mümkün değildir. Kıskançlık bir sahiplenme duygusunun verdiği sıkıntıdır. Eğer bireyin kıskançlığı sevdiğine sahiplenmenin ötesine yani sevdiğini kafese koyarak kontrol etme derecesine ilerlerse, doğal ve kabul edilebilirliğin ötesine geçmiştir. Bir bireyin kıskançlığı diğerinin hayatını bozacak şekilde ise bu normal sınırlar dışına çıkmıştır ve kişinin kendi kişilik yapısı veya ruhsal sorunları ile bağlantılıdır. Aynı şekilde , bir bağlılık olan evlilikte bir taraf diğer tarafın ve evliliğin getirdiği sınırları yok sayıyor ise buda soruna neden oluyorsa , bu durumda (kültürden kültüre farklı olmak üzere) doğal sınırların dışındadır.

Merhaba, sayın hocam. Öncelikle insanlara yardımcı olduğunuz için sizlere büyük teşekkür ederim. bir ay oldu, bi hastalık nededi ile ablam dünyadan göçdü. 2 küçük güzel çocuğu var. Çocuklar-Oğlu, 10 yaşında, kızı 9 yaşındadır. Ama daha çocuklarına söyleyemedik. Onlar anneleri hastanede tedavi alıyor sanıyorlar. Bizim için bu haberi söylemek çok zor, Söylemek için psikologa götürmeyi düşünüyoruz, ama Teyzemler daha geç, 2-3 yıla söylemeyi öneriyor. Sizce bu ne kadar doğru? biz ne zaman nasıl söylesek çocukların psikolojisi için daha doğru olur? Bu konuda lütfen öz dəyərli bilgilerinizle yardımcı olununuz

fiore Tarafından Soruldu | 2017.11.30

Merhaba, Başınız sağ olsun. Çocuklar 6 yaş ve hatta öncesinden itibaren ölüm kavramını bildiklerinden , çocuklara uygun bir dil ve onları rahatlatacak bir anlatım ile sevdikleri yakınlarının vefatını söylemek gerekir. Bunu zamanlaması önemlidir ve anlatıldıktan sonra destek olacak kişilerin de etrafta olması gerekir. Çocuklar duygusal olarak hazır olmadan hemen anlatılması da sorun teşkil edebilir. Zaten çocuklar etrafta olan bitenden bir anlamda ne olduğunu anlayıp ama kabul etmemenin verdiği tepki ile bir şey olmamış gibi de hareket edebilirler. Çok geç bir zaman sonra anlatılması çocuklarda erişkinlerde yaşandığı gibi yas tepkisinin uzamasına neden olabilir. Günümüzde maalesef hastalıklar ve kazalar nedeni ile çocuklar çok küçük yaşlarda ebeveynlerini kaybedebilmektedir. Çocuklara uygun dille anlatılmasından daha da önemlisi onlara destek olacak bireylerin olmasıdır.

44 yaşındayım ve zor doğuma bağlı Serebral Palsi nedeniyle yüzde 93 bedensel engelliyim. Ağır fiziksel engelimle uyuşmayacak nitelikte dolu dolu bir hayat yaşadım, yaşıyorum ve birçok çalışmaya imza attım. Annem 71 yaşında, ben 9 yaşındayken babamla ayrıldılar ve her ihtiyacımı annem karşılıyor. 2000 yılında babaannemin vefatından sonra babamla hiç görüşmedim. Zaten babam engelimden utanç duyduğu için, görüşmek de istemedim. Annemle gerçekten çok sosyal ve keyifli bir hayatımız var. Yani her şey normaldi. Taa ki 3-4 yıl önceye kadar... Ben "atetoz" denilen istem dışı hareketleri olan bir Serebral Palsi'liyim. Bunlar kendimi bildim bileli var ve zaten olmalı da... Bir dönem omuriliğime bası olduğu için istemsiz hareketlerim kaybolmuştu; felç riskinden ancak ameliyatla kurtulmuştum ve istemsiz hareketlerim yeniden başlamıştı. Hayatım boyunca Serebral Palsi hakkında kişisel deneyimlerimi topluma aktarmaya çalıştım. Bu konuda 3 kitap yazdım ve yıllardır internetten ailelere danışmanlık yapıyorum. 8 yıl önce, kitaplarımı okuyup bana ulaşan bir babayla -kızı benim gibi ağır Serebral Palsi'li- yazışmaya başladık. Yazdıklarımı, pek çok kişinin algılayamadığı şekilde çok doğru yorumluyor ve kızını olabildiğince sağlıklı yetiştirmeye çalışıyor. Gayet mesafeli, saygı çerçevesi içinde iletişim kuruyorduk. Her şey normal giderken, çok tuhaf şeyler yaşamaya başladım. O ismi, hatta ilk hecesini ne zaman duysam, ani ve sıçrayıcı tipte hareketlerim oluyor. İki yıla yakındır iletişim kurmayı bıraktım ama ne kadar uğraştıysam, sıçramama engel olamıyorum. Artık annemle ilişkimiz bozulmaya başladı. Hiç tanımadığım birinden bu kadar etkilenmeme çok çok haklı olarak sinirleniyor. Ben de isteyerek sıçramıyorum. Artık, sürekli olarak kolum atmasın diye dua etmeye başladım. Takıntı oldu resmen... Sorunumun son derece mantık dışı olduğunu biliyorum ama o kadar çaresiz kalıp bunaldım ki, buradan size danışmak istedim. Zamanınızı aldığım için özür dilerim. Bu anlamsız takıntım hakkında yardım ederseniz çok sevinirim. Hayatım normale dönsün istiyorum. Aslı DİNÇMAN İzmir, 30 Kasım 2017

aslidincman Tarafından Soruldu | 2017.11.30

Merhaba, Kişilerin bedensel engellerinin olması duygularına engel teşkil etmemektedir. Tüm ilişkilerde kişilerin paylaşımları arttıkça duygusal yakınlaşmaları da artmaktadır. Benzer sorunları paylaşarak birbirine destek olan bireylerin birinde bazen de her ikisinde duygusal bir yakınlık başlamaktadır. Bazen de eğer bireyler karşı cinsten ise bu duygusal yakınlaşma sınırı karışabilmektedir. Çünkü bir birey diğerinin yaklaşımından etkilenerek kendi boşluklarını fark etmekte ve bu bireyin geçmişten gelen yada halen var olan duygusal boşluklarını doldurabilmektedir. Bir taraftan doğal olan duygusal etkilenme diğer taraftan bireyin bunun olmaması gerektiği kendi iç baskısı arasında kalan sıkışma ile kaygı artışı olabilmektedir. Bu içte bastırılmaya çalışılan durum, zamanla bireyin vücudunun zayıf bulduğu noktasından bedensel bir tepki vermesine de neden olabilir. Paylaşım , yaşanılan duygulardan dolayı kendini suçlamama ve gerekirse o kişi ile olan ilişkiyi koparma sorunun çözümü için bir önlem olabilir. Sorunuzun ve yanıtının sayfadan kaldırılmasını istiyorsanız bu bölümden bu isteğinizi yazınız.

Merhaba benim yaklaşık 1 aydır psikolojim pek iyi değil ama bu durum sadece sabahları ve öğlen vakitleri için geçerli akşamları düzeliyorum ve eski neşeme kavuşuyorum fakat sabah saatleri resmen hayattan soğuyorum erken uyanıyorum tekrar dalamıyorum iştahım azaldı sabah ve akşam iki farklı insan oluyorum ve bir sebebim de yok kötü olmak için ama artik iyi hissetmek istiyorum destek almalı mıyım

sıla Tarafından Soruldu | 2017.12.03

Merhaba, Diurnal varyasyon dediğimiz gün içi ruhsal değişimde, endojen veya melankolik tip de dediğimiz biyolojik tarafı ağırlıklı depresyonlarda bireyler sabah saatlerinde daha kötü akşama doğru ise açılmaktadırlar. Bu durum vücuttaki kortizol salınımı ile de ilişikli olabilmektedir.Sadece kışın karanlık aylarda oluşuyorsa daha çok Mevsimsel Affektif Bozukluk olarak da düşünülmelidir.

Korkuyorum. Neden bilmiyorum. Bağıra bağıra ağlamak istiyorum, yapamıyorum. Çok mutsuz, huzursuz ve kaygılıyım. Beni rahatsız eden bir şeyler var; ama bunlar neler bilmiyorum. Kafamdan kötü düşünceler geçiyor. Fazla alınganlık yapıyorum. Kuruntu yapıyorum, sakin kafa ile düşününce “saçmalama” diyorum kendime. Bana ne oluyor bilmiyorum; ama hiç iyi değilim. Kimse ile konuşmak istemiyorum, kimseyi görmek istemiyorum, tanıdığım herkes tarafından unutulmak ve tanıdığım herkesi unutmak istiyorum. Etrafımdaki insanları çok seviyorum; ama yine de onlardan uzak kalmak istiyorum. Niye bilmiyorum? Ne oluyor bana? Arkadaşım ile aram açıldığından beri (7 ay) eskisi gibi olamadım bir türlü, barıştık yine eskisi gibiyiz, yakınız; ama ben hala eski halime dönemedim. Sanki ruhumdan bir parça kopmuş gibi hissediyorum. Sürekli kötü bir haber alacakmışım gibi hissediyorum, sevdiğim insanları kaybedecekmiş gibi hissediyorum, sanki onlara zarar gelecekmiş gibi. Çoğu zaman ölmek istiyorum.

Audomaro Tarafından Soruldu | 2017.12.04

Merhaba, Yıpranma dediğimiz konu , zamanla beyin biyokimyamızın etkilenmesi ve bunun sonucu olarak oluşan ruhsal değişikliklerdir. Bir bireyin beyin biyokimyası zamanla ve olaylarla değişebilir. Bu değişimin sonrasında da ruhsal tepkiler ve şikayetler oluşur. Her bireyin etkilenmesi ve bu etkilenme sonucu verdiği tepkiler farklı farklıdır. Özellikle kalıtsal olarak eğilimli kişiler daha yoğun tepki ve şikayetler verirken , ruhsal direnci daha güçlü olanlar daha kolay atlatabilirler. Bazı bireylerde ruhsal şikayetler artarak psikiyatrik bozukluğa doğru kümelenir ve tedavi edilmez ise süreğen bir hal alabilmektedir. Toplumda sık konuşulanın aksine, depresyon ve kaygı bozuklukları ayrı ayrı ortaya çıkmaktan çok ikisinin şikayetleri birbirine karışmış şekilde görülür. Kişiler kaygılarını içte yaşarken depresyon şikayetleri dıştan daha çok fark edildiğinden , depresyon tanısı daha kolay konulabilmektedir.

merhaba hocam ben bipolar hastasıyım kandaki depakin seviyesini ölçtürmek için hangi bölüme gitmem gerekir en kısa zamanda cevap verirseniz çok sevinrim iyi akşamlar...

turab ahu Tarafından Soruldu | 2017.12.11

Merhaba, Depakin seviyesi ( Valproik Asit , Sodyum Valproat) laboratuvarlar tarafından yapılmaktadır. İlacı yazan doktor kendi bağlı olduğu hastanedeki laboratuvara yönlendirmektedir. Ancak istediği başka bir laboratuvardan da tetkikin yapılmasını talep edebilmektedir.

Merhaba hocam size bir şey danışmak istiyorum. öncelikle iyi akşamlar diliyorum . ben 3 yıldır kaygı bozukluğu sebebi ile efeksor 75 mg kullanıyorum. şimdi kpss sınavına giricem sınavda aşırı kaygım oluyor . sınav anında heyecanımı bastırabilmem için doktor kontrolünde kullanıleceğim bir ilaç var mıdır...

AYNUR YALMAN Tarafından Soruldu | 2017.12.15

Merhaba, Anksiyete bozukluklarında uzun süreli olarak kullanılan ilaçlar rahatsızlığın genel olarak düzene girmesi ve tedavisi için kullanılırlar. Ancak anlık sınav veya yoğun kaygı arttırıcı durumlar için sadece o gün ve zamana özgün ilave tedavi seçenekleri de kullanılmaktadır. Bu ilaçların doz ve kullanım şekli doktor önerisi ile belirlenmektedir.

merhaba ben 4 yıldır anksiyete tedavisi görmekteydim daha sonra kullandığım çok hafif dozdaki ilaçı bıraktım bırakınca şikayetlerim arttı artınca doktoruma gittim bana ilaç ve tms önerdi ama doktoruma gittiğimde 2 günlük uykusuzdum uykusuzluğumu sormayı unuttu ben de söylemeyi unuttum modiwake denen ilaç beni daha da uykusuzlaşırdı tms ile birleşince manik atak geçirdim bipolar dendi bana ben bu hastalı